DOLAR 32,2053 -0.22%
EURO 35,1156 -0.22%
ALTIN 2.498,171,32
BITCOIN 21640820.33402%
İstanbul
19°

PARÇALI BULUTLU

SABAHA KALAN SÜRE

TBMM Dijital Mecralar Komisyonu, Atatürk dizisini yayınlamama kararı alan Disney Plus yönetimini dinleyecek

TBMM Dijital Mecralar Komisyonu, Atatürk dizisini yayınlamama kararı alan Disney Plus yönetimini dinleyecek

ABONE OL
Mayıs 5, 2024 20:16
TBMM Dijital Mecralar Komisyonu, Atatürk dizisini yayınlamama kararı alan Disney Plus yönetimini dinleyecek
0

BEĞENDİM

ABONE OL
Kamera Sistemleri Fiyatları
Kamera Sistemleri Fiyatları

TBMM Dijital Mecralar Komisyonu, Disney Plus’un Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün yaşamını konu alan “Atatürk” isimli diziyi yayınlamama kararını görüştü. Disney Plus yöneticilerinin davet edilerek, 9 Kasım’da dinlenmesine karar verildi. CHP İzmir Milletvekili Tuncay Özkan, “Mustafa Kemal Atatürk konusunda yapılabilecek her türlü sözünüze katılarak, düşüncenize katılarak; bu konuda en küçük bir sansürü kabul etmeyeceğimizi, ancak Disney konusunda, yapılan çalışma konusunda herhangi bir bilgimiz olmadığımız için, bu konuda bir şey şu an söyleyemeyeceğimizi beyan etmek isteriz” dedi.

TBMM Dijital Mecralar Komisyonu, Disney Plus’un
Atatürk dizisini yayınlamama kararını görüştü. Komisyona Disney Plus yetkilileri katılmadı. Bugünkü toplantıya Disney yetkilerini çağırılmadığı ve ilerleyen toplantılarda sunum yapmak üzere çağrılacakları öğrenildi.

Komisyon Başkanı ve AKP Hatay Milletvekili Hüseyin Yayman, komisyon üyelerini depremin büyük yıkıma neden olduğu Hatay’daki durumu görmesi için davet ederek, Hatay’a ilişkin Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün “Hatay benim şahsi meselemdir” sözünü anımsattı ve “Hatay şimdi 85 milyon Türk
milletimizin şahsi meselesidir” dedi.

Yayman, Disney Plus’ta değil televizyonda yayınlanması kararını doğru bulmadığını açıklayarak, komisyonda yapılacak oylama ile ileri tarihli toplantılarda Disney yetkililerinin komisyona çağrılabileceğini söyledi. Yayman, “İdama mahkum edilen kişiye dahi son sözü nedir diye sorarlar, biz de kendilerine konu nedir diye sormak istiyoruz” dedi. Yayman, dijital ağlara ilişkin şunları söyledi:

“Uluslar aşırı dijital ağların zaman zaman kendilerini ulusal parlamentoların yerine koymaları, yasamanın yerine koyması,  yargının yerine koyup yargı dağıtması, yürütmenin yerine koyup yürütme dağıtması, belki doğası gereği böyle olacaktır ama bunun sınırlanmaması ve zaman zaman bu dijital ağların ırkçılığın, faşizmin, kadına şiddetin, çocuk istismarının, dijital faşizmin, aklımıza gelebilecek her türlü kötülüğün merkezi haline gelmesi, dijital ağlarla ilgili beslenen ümitlerin yerine soru işaretlerinin gelmesine yol açtı… Yargı dağıtmaya başlamaları, kendilerini ulusal hükümetlerin üzerinde görmeye başlamaları, zaman zaman terör örgütlerinin sözcülüğünü yapıp, meşru hükümetlerin demokratik rejimle yönetimde olan hükümetlerin sözlerine kulaklarını tıkamaları gerçekten çok tartışmaları beraberinde getiriyor.”

“ATILACAK FÜZE KADAR ÖNEMLİ”

Yayman, dijital ağlarını ve sosyal ağların da savaşlarda önemli hale geldiğini de söyleyerek, “Atılacak füze kadar atılacak mesajın önemli olduğun bir kez daha yaşadık. En son Gazze, Filistin, İsrail arasındaki noktalarda bunun ne kadar önemli olduğunu gördük. Dolayısıyla yaz döneminde Disney Plus adı verilen dijital mecraların Türkiye Cumhuriyeti devletinin kurucusu, mücadelesiyle emperyalizme karşı verdiği üstün mücadele ile mazlum devletlerin rol modeli olmuş Mustafa Kemal Atatürk hakkında çekilen bir belgeseli yayınlamamasını doğru bulmuyorum” dedi.

CHP İzmir Milletvekili Tuncay Özkan, komisyonda söz alarak şunları belirtti:

“Atatürk filmi ve Atatürk ile ilgili söylediğiniz sözlerin hepsine katılıyoruz. Çünkü Gazi Mustafa Kemal Atatürk, bizim olmazsa olmazımızdır. Onun sancağı her birimizin yüreğinde dalgalanmaktadır. Biz tam bağımsız Türkiye’ye inanan, emperyalizme karşı verilmiş mücadele ile şehitlerimizin tertemiz alın terleri, kanları ile oluşturulan bu vatanın, ne için vatan olduğunu bilen insanlarız. Vatansız olmanın ne demek olduğunu bilen bir milletiz. O nedenle sonuna kadar yanınızdayız. Biz hep birlikte bu mücadelenin bayraktarlığını yapacağız.

Ancak burada izlemediğimiz bir film olduğu için… Başkanım izleyebildiniz mi, size sunum yapıldı mı? Komisyondan herhangi bir arkadaşım izledi mi, bilgisi var mı? Biz izlemediğimiz için bu konuyla ilgili herhangi fikir beyan edemiyorum. Ne yapmışlar? Bir özel çalışma, kamusal bir destek yok. Komisyona sunuş yapılmadı herhalde, bilmiyoruz. İçeriğini bilmiyoruz. Bu bir dizi midir, film midir, kaç bölümden oluşmaktadır?”

Komisyon Başkanı Yayman, Özkan’a; “Kamuoyuna yansıdığı şekliyle söylüyorum bunu. Atatürk’ün gençlik dönemini anlatan bir mini dizi. Altı bölümlük bir dizi. Ben size katılıyorum, kesinlikle. Fakat her ne sebeple olursa olsun…” yanıtını verdi.

“Sansüre, baskıya karşıyız” diyen Özkan, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Ben dün Saner Ayar ile konuştum. Show TV’nin Genel Müdürüyken ben orada CEO’ydum. Birlikte çalıştık. Anladığım kadarıyla bir televizyon dizisinden çıkmış bir sinema filmine dönmüş. İki bölümden oluşan bir sinema filmi. Bunun gösterimi yapılacakmış, birkaç kişi görmüş ama biz görmedik, bilmiyoruz. İçerik konusunda herhangi bir bilgimiz yok. Özel bir şirket yaptığı için gösterim hakları şimdi Disney’den Saner Ayar’a geçmiş. Önümüzdeki aydan itibaren sinemalarda… Televizyonda gösterilecekmiş. İçeriği ve muhtevası konusunda bilgi sahibi değiliz. Biz her türlü sansüre karşıyız.

Geçmişte ‘Geceyarısı Ekspresi’ filmi ile Türkiye’nin başına gelen o algıyı biliyoruz. Bununla verdiğimiz, yıllar süren mücadeleyi biliyoruz. O mücadelenin sonunda biz kazandık. Ama tabi o algıyla yetişen kuşaklar oldu. Ararat filminin gösterilmesini engellemek için… Ben Kanaltürk’te filmi satın aldım ve yayınladım. Ararat filmini hatırlayan var mı? O kadar kötü bir filmdi ki… Bir söylentiden ibaretti sadece. Bazı şeyleri görmeden incelemek mümkün olmuyor.

“BELKİ KORKUNÇ BİR ŞEYLE KARŞILAŞACAĞIZ”

Görmediğimiz, bilmediğimiz için, belki içeriğinde korkunç bir şeyle karşılaşacağız. Onu da bilmiyoruz. O nedenle, görmeyi, izlemeyi ve öyle değerlendirmeyi uygun buluruz. Ama Mustafa Kemal Atatürk, herhangi bir başka değerimiz. Kurucu babalarımız açısından olsun, şehitlerimiz açısından olsun, liderlerimiz açısından olsun. Sansür ile engellenebilecek her şey… Kimin hakkında olursa olsun biz sansürün karşısındayız. Bu konudaki tutumumuz değişmez, özgürlük alanları daraltarak değil genişleterek savunulur. Özgürlüğü savunmanın yolu bir başkasının özgürlüğünü engellemek değil, onun özgürlüğünün önündeki engelleri kaldırmakla gerçekleşir.

Mustafa Kemal Atatürk konusunda yapılabilecek her türlü sözünüze katılarak, düşüncenize katılarak; bu konuda en küçük bir sansürü kabul etmeyeceğimizi, ancak Disney konusunda, yapılan çalışma konusunda herhangi bir bilgimiz olmadığımız için, bu konuda bir şey şu an söyleyemeyeceğimizi beyan etmek isteriz.”

“DİJİTAL AĞLARIN KÖTÜYE KULLANIMI ASIL ÖNCELİKLİ KONUMUZ”

Komisyon görüşmelerinde; geçen yıl kabul edilen, internet medyası ve sosyal medyada geniş sansür uygulamaları öngören ve “Dezenformasyon Yasası” olarak bilinen düzenleme tartışıldı. Özkan, bununla ilgili olarak da şunları söyledi:

“Dijital ağların kötüye kullanımı konusu, asıl bizim öncelikli konumuzdur. Arayüze sıkıştırılmak istenen hayatlar, şimdi organize kötülük olarak, yok edilmek istenen hayat hikayeleri var. Bütün bunlara karşı komisyonsuz Dezenformasyon ile Mücadele Yasası için burada çok mücadele verdik. Eleştirdiğimiz pek çok konunun bugün hayatta gerçekleştiğini görüyoruz. Yasa, korucuyu özelliği olmayan bir yasa halindedir. Yasa cezalandırıcı niteliği geniş ama sıradan vatandaşı, halkı, özgürlükleri korumaktan çok uzaktır. Bunu ileriki toplantılarımızda ele alıp ihtiyaçların giderilmesi hususunda birlikte çalışmayı teklif ediyoruz.

“BİZ DAHA ÇOK CEZALANDIRMAYI ÖNCELİYORUZ”

Biz dijital mecranın bugün ulaştığı boyutlarla; toplumların hikayelerini bile yanlış yönlendirebilecek bir güce eriştiğini görüyoruz. Bu çok uluslu şirketler, emperyalist devletler, kültür emperyalizmi… Pek çok konuda ele alınması gereken bir çalışma olacak.

Burada Türkiye’de yurttaşı koruyan, yurttaşı önceleyen bir yaklaşım ile herkesin namusunu, iffetini, haysiyetini, düşüncesini, konuşma hakkını, özgürlüklerini koruma altına alarak; büyük bir özgürlük alanının yaratılmasından yanayız. Bu çok önemli bir şey. Burada manipülasyonu, dezenformasyonu engelleyecek; Türkiye’de korkunç açıklar var. Biz daha çok cezalandırmayı önceliyoruz, oysa biz bunun özgürlük alanlarının dizayn edilmesini, buralarda yeni alanlar yaratılmasını öncelemeliyiz…

“686 MİLYON ETKİLEŞİMLİ KAMPANYA”

Seçimlerden iki ay önce başlayan ve kısmen şimdi de devam eden; 686 milyon etkileşimli, 13 milyon tekil tweet’li bir kampanya ile kendim karşı karşıya kaldım. Kimisine göre 98 milyon dolar karşılığında, ıslak imzalı tutanakları AK Parti’ye, saraya götürdüm ve o gece aldığım paralar ile Halk TV’yi, KRT’yi, ANKA’yı ve herkesi ayaklandırdım, bazı insanlara para verdim.

Kimine göre şeytanım, kimilerine göre meleğim. Sorun şu, bir arayüze hapsedilmiş bir hayat hikayesi. Oysa ben toplumun çok önünde bir insanım. Bir mücadelenin ürünüyüm. Bir yerden ışınlanıp gelmedim. Bana bunu yapabilen bir düzen; Fetullahçılar, ‘5’li çete’ diye adlandırdığımız Türkiye’deki sermaye grupları, o sermaye gruplarının beslediği bazı mecralar açısından; bana bunu yapıyorsa sıradan vatandaşa ne yapar? Benim korunanımın olmadığını gördüm. Dava açtım, ‘Sen siyasetçisin, bunlara sonuna kadar katlanacaksın canım’ dedi mahkeme. Ama benim böyle bir mal varlığım yok, benim mülküm yok, benim felsefem var. Mülksüz yaşıyorum. Benim yaşam felsefem var. ‘O beni ilgilendirmez’ dedi. ‘Bunları ispatlayabiliyor mu karşıdakiler’ dedim, ‘Hayır ispatlayamıyor’ dedi. ‘Nasıl olacak’ dedim, ‘Bu iş böyle, yeni düzen böyle. Dayak yemeye alışacaksın’ dediler.

Bana bunu yapanların sıradan vatandaşlara neler yapabileceği konusunu geçen dönem de burada çok anlatmıştım, bu dönem de anladığım kadarıyla bunu çok konuşacağız. Yurttaşı korumak, bireyi korumak ve siyasetin manipülasyonunu, parlamentonun manipülasyonunu, siyasetin, ülkenin, devlet kurumlarının manipülasyonunu engelleyebilecek düzenlemeler yapma konusu, bu da bizim ana çalışma gündemimizi oluşturuyor.”

Yayman da geçen dönem Meclis’te kabul edilen “sansür yasasına” ilişkin Özkan’a farklı yönlerden katıldığını dile getirerek, yasanın etkisinin araştırılması gerektiğini söyledi. Özkan, kendisine karşı sosyal medyada yürütülen “karalama kampanyasının” maliyetini de açıklayarak, şunları söyledi:

“Bana karşı yürütülen kampanyanın mali ederi 10 milyon dolar. 10 milyon dolarlık çalışma, ABD ve Avrupa’daki ajanlar eliyle Fetullahçılar tarafından yürütüldü. FETÖ terör örgütü benimle ilgili bu kampanya için bu kadar büyük bir para harcamıştır. Bugün de sosyal medya üzerinde bu tür kampanyalar için olağanüstü paralar harcanmaktadır. Bu aynı zamanda bir başkasını kirletme, karartma, onu yanlış gösterme, şeytanlaştırma, düşmanlaştırma alanında harcanan paralar korkunç miktarlara ulaşmıştır. Bunların incelenmesi, bunları önleyecek, çünkü bu aynı zamanda itibar suikasti elde edilen şeyler olduğu için devletlerin, kurumların, kişilerin, kara para niteliğindedir.”

“RTÜK’TE SÜMEN ALTI EDİLMİŞ”

CHP Ankara Milletvekili Okan Konuralp ise Radyo ve Televizyon Üst Kurulu’nun (RTÜK) Disney Plus hakkında yürüdüğü incelemenin içeri konusunda bilgi sahibi olmadıklarını belirterek, “Belli ki bu da RTÜK’te sumen altı edilmiş bir duruma dönüşmüş. Çünkü son derece haklı olarak, hem sizin hem de komisyonumuzun değerli üyelerinin ifade ettiği üzere Büyük Önder Mustafa Kemal Atatürk ile ilgili olarak atılacak her tür olumsuz adımın karşısında olmalıyız” dedi.

Konuralp, “Gerçekten sansürün her türlü haline, durumuna, biçimine yönelik de bizim bir tavır almamız gerekir. Bu bağlamda evrensel ilkeler, sanatsal özgürlükler, Anayasa Mahkemesi’nin de almış olduğu ve içtihat haline dönüşmüş, fikir ve ifade özgürlüğü, sanatsal özgürlükler konusunda da olabildiğince öncü olmalıyız komisyon olarak” diye konuştu.

CHP İstanbul Milletvekili Yüksel Mansur Kılınç ise “Beşikten mezara her şey dijital platformları ilgilendirir hale geldi ve gelecek. İstanbul’da mücadelelerine katılmak üzere gittiğim Trendyol işçilerinin direnişini destekleme sırasında onlardan öğrendiklerim, sorunları ve çözümlerine ilişkin alanın da kamu ve komisyonumuzla ilgili olabileceğini düşündüm ve bu nedenle şunu belirtmek istiyorum. Dijital Hizmetler Yasa Tasarısı düzenlemeleri. Bu çerçevede eğitim, çevre şehircilik, güvenlik, adalet komisyonları da, çalışma yasalarıyla ilgili de, bütün alanları içeren artık Dijital Mecralar Komisyonu’nun mutlaka işin bir yerinde bulunması ve hatta öncülüğünü yapabilir ve koordinasyonu sağlayabilir olması lazım” dedi.

Komisyonda Disney Plus yöneticilerinin 9 Kasım 2023 tarihinde sunum yapması kararı alındı.

İçerik hoşunuza gitti mi?!
[Oy: 0 Yıldız: 0]

En az 10 karakter gerekli