DOLAR 18,5039 -0.02%
EURO 18,1433 -0.12%
ALTIN 987,780,00
BITCOIN 359111-0,16%
İstanbul
25°

AÇIK

12:59

ÖĞLE'YE KALAN SÜRE

X
kamera sistemleri fiyatları
nostaljik radyo fiyatları, bluetooth kulaklık fiyatları
admin

admin

30 Eylül 2022 Cuma

Sinop Haber: Sinoplu İkinci El Eşya Satıcısı: “2 Sene Önce 10 Tane Satıyorsak Bu Sene 1 Tane Satıyoruz”

Sinop Haber: Sinoplu İkinci El Eşya Satıcısı: “2 Sene Önce 10 Tane Satıyorsak Bu Sene 1 Tane Satıyoruz”
0

BEĞENDİM

ABONE OL

Sinop’ta 18 yıldır ikinci el alım eşya alıp satan Bahattin Ermiş, artan maliyetler sonrası vatandaşların ikinci el eşyalara taleplerinin düştüğünü belirtti. Ermiş, “Şu anda artan maliyetlerden dolayı bizim işlerde sürüm yok. Tek tek satış var ama kâr oranımız tamamen düşmüş vaziyette. 2 sene önce 10 tane satıyorsak bu sene 1 tane satıyoruz” dedi.

Sinoplu ikinci el eşya satıcısı Bahattin Ermiş, “Öğrencilerin talebi şu anda yok. Olmamasının da nedeni Sinop’ta boş ev bulunmamasından kaynaklanıyor. Tamamen yurtlar ve yazın pansiyon gibi kullanılan eşyalı evleri kiralama derdindeler. Evlerin pahalılığı tamamen piyasa şartlarına göre yüzde 300 artmış vaziyette. Eşyalı evlerde geçen yıl bin 250, bin 500 civarındayken şu anda 4 -5 binden aşağı ev bulmak mümkün değil” diye konuştu.

“VATANDAŞ İSYAN EDİYOR”

Konu ile ilgili açıklamalarda bulunan Sinoplu ikinci el eşya satıcısı Bahattin Ermiş şunları söyledi:

“Şu anda artan maliyetlerden dolayı bizim işlerde sürüm yok. Tek tek satış var ama kâr oranımız tamamen düşmüş vaziyette. 2 sene önce 10 tane satıyorsak bu sene 1 tane satıyoruz. Mecburen zamlı almak zorundayız çünkü bu işi yapan birkaç arkadaşımız fiyat alarak vatandaşa satıyor. Yani gidip de bir evden bir eşyayı sen salla pattan almıyorsun. Vatandaşın araştırması karşısında sana deviriyor eşyayı. Şehir içinde en basit biz eşya alırken pikapları 50 liraya çalıştırıyorduk veya işçiyi günlük 50 liraya çalıştırıyorduk. Şimdi 150 liradan aşağı iş yapamıyorsun. Yani maliyeti arttırmış oluyorsun. 50 liraya çalıştırdığın işçiyi 150- 200 liradan aşağı çalıştıramıyorsun. Maliyetler katlamış oluyor. Biz de aldığımız eşyayı o maliyeti üstüne yükleyerek fiyat belirlemek zorunda kalıyoruz, kendi kârımızla beraber. Vatandaş isyan ediyor. Tepkileri tamamen bu işlerin artık tamamen kabak tadı verdiği, geçinme derdinin çok yoğun olduğu, hayat şartlarının ağırlaşmasından dolayı ikinci ele her ne kadar rağbet görülse de fakat tamamen düşüş şeklinde olduğunu söyleyebilirim. Örnek verecek olursak tek kişilik bir baza yatak geçen yıllarda 500-600 lira civarındaydı. Şu anda 1350-1500 civarına çıkmış vaziyette. Piyasada talep meselesi. Birinci ellerin çok daha pahalı olması ikinci ellerdeki satışlarının alış fiyatlarını yükselmesinden kaynaklanıyor. Bir eşyayı 500 liraya bile aldığınızda 800 liraya dükkana koyabiliyorsunuz. Kendi kârınızla da koyduğunuz zaman bin liradan aşağı satmanız mümkün değil.”

“4 BİN 5 BİNDEN AŞAĞI EV BULMAK MÜMKÜN DEĞİL”

Ermiş, “Öğrencilerin talebi şu anda yok. Olmamasının da nedeni Sinop’ta boş ev bulunmamasından kaynaklanıyor. Tamamen yurtlar ve yazın pansiyon gibi kullanılan eşyalı evleri kiralama derdindeler. Evlerin pahalılığı tamamen piyasa şartlarına göre yüzde 300 artmış vaziyette. Eşyalı evlerde geçen yıl bin 250, bin 500 civarındayken şu anda 4 -5 binden aşağı ev bulmak mümkün değil” dedi.

MUSTAFA USTA ANKA

Devamını Oku

Tuncay Özkan: Uyuşturucu Kaçakçıları, Teröristler Ve Mafya Sokaklarımızda Cirit Atarken İçişleri Bakanlığı Tunç Soyer’e Soruşturma İzni Veriyor

Tuncay Özkan: Uyuşturucu Kaçakçıları, Teröristler Ve Mafya Sokaklarımızda Cirit Atarken İçişleri Bakanlığı Tunç Soyer’e Soruşturma İzni Veriyor
0

BEĞENDİM

ABONE OL

CHP Genel Başkan Başdanışmanı Tuncay Özkan, İçişleri Bakanlığı’nın İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Tunç Soyer hakkında üç ayrı soruşturma izni vermesine tepki göstererek, “Bu topraklarda haine ‘hain’ denir. Uyuşturucu kaçakçıları, teröristler ve mafya sokaklarımızda cirit atarken İçişleri Bakanlığı, işi gücü bırakıp İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı’mız Tunç Soyer’e soruşturma izni veriyor” dedi.

CHP İzmir Milletvekili Tuncay Özkan, İçişleri Bakanlığı’nın üç ayrı dosyada soruşturma izni verdiği Tunç Soyer’e, sosyal medya hesabından bugün yaptığı paylaşımla destek verdi. Özkan’ın paylaşımı şöyle:

“Bu topraklarda haine ‘hain’ denir. Uyuşturucu kaçakçıları, teröristler ve mafya sokaklarımızda cirit atarken İçişleri Bakanlığı, işi gücü bırakıp İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı’mız Tunç Soyer’e soruşturma izni veriyor. Hiç kıvırmayın. Bu zırvaları yemeyiz. Başkan’ımızın yanındayız.”

Devamını Oku

Görüntüler Şeriat Yanlısı, İranlı Kadınlara Hayatı Zindan Eden İranlı Molla Ayetullah Ahmed İrvani’nin Kızının Düğününden

Görüntüler Şeriat Yanlısı, İranlı Kadınlara Hayatı Zindan Eden İranlı Molla Ayetullah Ahmed İrvani’nin Kızının Düğününden
0

BEĞENDİM

ABONE OL

Görüntüler Şeriat Yanlısı, İranlı Kadınlara Hayatı Zindan Eden İranlı Molla Ayetullah Ahmed İrvani’nin Kızının Düğününden..

İran’da “uygunsuz başörtü” taktığı gerekçesiyle gözaltına alındıktan sonra ölen Mahsa Amini olayının ardından ülkede protestolar devam ederken, Molla Ayetullah Ahmet İrvani’nin kızının Amerika Birleşik Devletleri’nde (ABD) gerçekleşen “modern” düğününün görüntüleri sosyal medyada tepki topladı.

 

Devamını Oku

Fatih Erbakan: İstanbul Sözleşmesi’nin Uzantısı 6284 Sayılı Kanunun Yürürlükten Kaldırılsın

Fatih Erbakan: İstanbul Sözleşmesi’nin Uzantısı 6284 Sayılı Kanunun Yürürlükten Kaldırılsın
0

BEĞENDİM

ABONE OL

Yeniden Refah Partisi Genel Başkanı Fatih Erbakan, 6284 sayılı Ailenin Korunması ve Kadına Karşı Şiddetin Önlenmesine Dair Kanun için, “İstanbul Sözleşmesi’nin uzantısı; haksız, hukuksuz, ayrıştırıcı bir garabet halindeki 6284 sayılı Kanun’un bir evvel yürürlükten kaldırılması gerektiğini ifade ediyoruz. Dış güçlerin oyunlarına alet olmayın. Aynı zamanda yıkılan bu yuvaların, babasız kalan bu çocukların günahına ortak olmayın” dedi.

Fatih Erbakan, partisinin bugün düzenlediği ve alanında uzman isimlerin katıldığı ‘Aileyi ve Milleti Koruma’ konulu toplantıda konuştu. 6284 sayılı Ailenin Korunması ve Kadına Karşı Şiddetin Önlenmesine Dair Kanun’un yürürlükten kaldırılması gerektiğini savunan ve “Dış güçlerin oyunlarına alet olmayın. Aynı zamanda yıkılan bu yuvaların, babasız kalan bu çocukların günahına ortak olmayın” diyen Erbakan, şunları söyledi:

“AİLEYİ DAĞITIP ÜLKELERİ KOLAY LOKMA HALİNE GETİRMEK İSTİYORLAR”

“Dış güçlerin ve küresel ırkçı emperyalizmin oyunlarına karşı uyarı vazifemizi yapıyoruz. Hem milletimizi hem insanlığı hem de aynı zamanda yetkililerimizi uyarmak için bugün bu toplantıyı yapıyoruz. İnsanları bir arada tutan en temel yapı taşı olan aileyi ve ailenin çekirdeğini oluşturan ‘kadın ve erkeği’ birbirinden koparıp dağıtmak istiyorlar. Bu nedenle kendileri dışındaki toplumlarda, ülkelerde ‘aile yapısını ortadan kaldırmamız lazım’ diye düşünüyorlar. Aile yapısını, birliğini bozup dağıttıktan sonra sağlıklı bir toplum yapısı da sekteye uğrayacak ve ülkeler kolay yutulacak lokmalar haline gelecektir. Bu noktada CEDAW, İstanbul Sözleşmesi gibi uluslararası sözleşmeleri devletlere dayatmaktadırlar. ‘Bu uluslararası sözleşmelere imza atacaksınız. Kendi iç hukukunuzu buna göre düzenleyeceksiniz. Zaten iç hukuk bunlara uymasa bile uluslararası sözleşme iç hukukun üstünde olduğu için burada bizim yazdığımız maddeler, kurallar geçerli olmuş olacak.’ Ancak her zaman yaptıkları gibi bunun üzerine de bir kılıf örtüyorlar. Bu planlarını da bir kılıfla saklıyorlar. Diyorlar ki ‘Biz, kadını korumak için bunu yapıyoruz. Biz, şiddeti önlemek için bunu yapıyoruz’. Aynen Irak’ı işgal ederken ‘Biz, demokrasi ve özgürlük götüreceğiz oraya’ dedikleri gibi. Kur’an’ı Kerim’de de işaret edilen gerçekte olduğu gibi, ‘Hayır, biz islah ediyoruz, kadını koruyoruz, şiddet önlüyoruz, kadın-erkek eşitliğini sağlıyoruz, adaleti tesis ediyoruz’ derken aslında bunlarla sinsi bir şekilde aile yapısının yıkılması için çalışıyorlar.

“10 MİLYON İNSAN 6284 SAYILI KANUN YÜZÜNDEN MAĞDUR OLDU”

Bu çok açık bir gerçektir ve İstanbul Sözleşmesi doğrultusunda çıkarılan 6284 sayılı Kanun da aile yapısının bozulması ve yuvaların yıkılması için düzenlenmiştir. Bu kanunun İstanbul Sözleşmesi doğrultusunda çıkartılmasının ispatı, 1/2 A maddesinde belirtilen gerçeklerdir. Bu kanunun uygulanmasında İstanbul Sözleşmesi’nin prensiplerine özellikle uyulacağı belirtilmiştir. Yani 6284 sayılı Kanun, İstanbul Sözleşmesi’nin bir ürünüdür. Bu kanun sebebiyle, Adalet Bakanlığı Adli Sicil İstatistik Genel Müdürlüğü’nden elde edilen resmi verilere göre son beş yılda 1 milyon 973 bin baba evden uzaklaştırılmış. Yani yaklaşık olarak 2 milyon aile ve dolayısıyla yaklaşık 10 milyon insan, bu garabet kanun yüzünden mağdur olmuştur. 2 milyon yuva yıkılma noktasına gelmiş, çoğu da yıkılmıştır. Boşanmalarda patlama yaşanmıştır. Bu kanun yüzünden kadına şiddet daha çok artmıştır. Bu uygulamalarda çünkü en çok kadın ve çocuklar mağdur olmuştur. Delilsiz beyana dayalı olarak babanın altı ay, bir sene evden uzaklaştırılması babasız çocuklar büyümesine yol açmış, kadınlar da kendi başına, tek başına kalarak çok daha fazla mağdur olmuştur. Bu verilere göre 6284 sayılı Kanun; kadına, aileye ve çocuklara sadece yıkım getirmiştir.

“İSTANBUL SÖZLEŞMESİ’NİN UZANTISI 6284 SAYILI KANUN KALDIRILMALIDIR”

‘Neden LGBT? Neden feminizm? Neden 6284? Neden İstanbul Sözleşmesi? Çünkü kadın ve erkeğin çatışmasını ve ayrışmasını istiyorlar. Boşanma ve ayrılma istiyorlar. Aile ortadan kalksın istiyorlar, üreme ve çoğalma istemiyorlar. Kendileri dışındaki toplumların, insanların neslini sonlandırmak istiyorlar da onun için bu kadar açık ve net. Kendi içindeki sinsilikler, tutarsızlıklar, mantıksızlıklar bunu açık bir şekilde ortaya koyuyor. İstanbul Sözleşmesi’nin uzantısı; haksız, hukuksuz, ayrıştırıcı, kutuplaştırıcı bir garabet halindeki 6284 sayılı Kanun’un bir an evvel yürürlükten kaldırılması gerektiğini burada bir kez daha ifade ediyoruz.

“LGBT PROPAGANDASININ ARKASINDA DA AYNI GÜÇLER VAR”

Hollywood tarafından son üç senede yapılan üç filmden bir tanesinde LGBT izlerini görmeniz mümkün. Medya ile rol modelleriyle yapılan propaganda ile bunun normalleştirilmesi, toplumsal cinsiyet kavramıyla cinsiyetsiz toplum inşa edilmesi, bunlara dernekleşme ve örgütlenme hakkının verilmesi, aile kurumunun ortadan kaldırılması, doğal ve sağlıklı yoldan üremenin, çoğalmanın durdurulması ve aynı zamanda toplumsal ahlakın sekteye uğratılması. LGBT propagandasının arkasında da aynı güçler, aynı amaçla duruyorlar.

“GENÇ İNSANLARDA OLUŞAN KALP KRİZİ VAKALARININ MRNA AŞISIYLA BAĞLANTISI MUTLAKA ARAŞTIRILMALIDIR”

Pandemi sürecinde yapmış olduğumuz basın toplantılarında bu sürecin risklerini ele almış, uzmanlarla birlikte hükümetimizi uyarmış olmamıza rağmen maalesef dikkate alınmamış, bugün itibariyle ise ne kadar haklı olduğumuz yine maalesef ortaya çıkmış bulunmaktadır. Sağlık Bakanlığı tarafından, son dönemde genç insanlarda oluşan kalp krizi vakalarının mutlaka araştırılması ve incelenmesi lazım. Genç yaşta kalp krizi geçiren, emboli geçiren vakaların ne kadarı mRNA aşısıyla aşılanmış, ne kadarı aşılanmamış? Bu yüzdelerin Türkiye için ortaya konulması, mRNA aşılarıyla genç yaşta kalp krizi ve emboli arasında bir bağlantı olup olmadığının ortaya konulması lazım.

“KÜRESEL ÇETEYE KARŞI DİMDİK AYAKTAYIZ”

Son olarak, karbon salımı ve sözde küresel iklim değişikliği bahane edilerek gelişmekte olan ülkelerin sanayilerine, her türlü üretimlerine müdahale eden, ülkelerin bağımsızlık ve egemenliklerine son veren, yapay et veya yapay her türlü gıda gibi birtakım projelerle insanlığı kendilerine mahkum etmek isteyen, tarım ve hayvancılığı bitirmek isteyen; insanlığa, insanın fıtratına saldıran tüm Siyonist projelerine karşı dimdik duracağımızı açık bir şekilde ifade ediyoruz. Birtakım uluslararası sözleşmelerle, özel olarak tasarlanmış kanun ve projelerle aileyi yok etmek, nesilleri ahlaki erozyona uğratmak isteyen yeni dünya düzenine karşı dimdik ayakta olduğumuzu ifade ediyoruz. Milletimizi, İslam alemini ve tüm mazlum milletleri ırkçı emperyalistlerin ifsad planlarına karşı savunacağımızı ve koruyacağımızı, Yeniden Refah Partisi olarak en kısa zamanda D-8 ve D-160’ı kuracağımızı, dolayısıyla Siyonizm’i ve tüm planlarını bertaraf edeceğimizi huzurlarınızda tüm dünyaya buradan ilan ediyoruz. Küresel çete yenilecek, hak ve adalet kazanacaktır.”

Erbakan’ın konuşmasından sonra toplantıya katılan uzman klinik psikolog Miktad Ertem, iklim bilimci Prof. Dr. Doğan Yaşar, göğüs hastalıkları uzmanı Prof. Dr. Serhat Fındık, araştırmacı yazarlar Sema Maraşlı ve Haluk Özdil açıklamalarda bulundu.

Devamını Oku

İzmir Haber: İçişleri Bakanlığı İzmir Belediye Başkanı Tunç Soyer’le İlgili Soruşturma İzni Verdi

İzmir Haber: İçişleri Bakanlığı İzmir Belediye Başkanı Tunç Soyer’le İlgili Soruşturma İzni Verdi
0

BEĞENDİM

ABONE OL

İçişleri Bakanlığı, 9 Eylül’deki İzmir’in kurtuluşu törenlerinde yaptığı konuşmayla iktidarın tepkisini çeken İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Tunç Soyer ve belediye yönetimi hakkında 3 ayrı konuyla ilgili soruşturma izni verdi. Aylar öncesinde verilen soruşturma izinlerinin belediyeye 28 Eylül’de tebliğ edilmesi dikkat çekti.

Edinilen bilgiye göre, İçişleri Bakanlığı ilk olarak, 1987 yılında İzmir Büyükşehir Belediyesi’nin Çankaya’daki 6,6 dönümlük arazisini vererek yüzde 23,3’le hissedarı olduğu Hilton Oteli’ni soruşturma konusu yaptı. Hilton Oteli’nden belediyenin hakkı olan paraların tahsil edilmediği ve “kamu zararı oluştuğu” gerekçesiyle soruşturma izni verildi. Burhan Özfatura’nın başkanlığı döneminde yapılan otelin otopark gelirlerinin yüzde 50’sinin İzmir Büyükşehir’e verilmesi gerekirken yıllar boyunca tahsil edilmediği gerekçesiyle Tunç Soyer’in yanı sıra eski İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Aziz Kocaoğlu ve belediyenin Mali Hizmetler ile Genel Sekreterlik birimlerinde görev yapan 5 kişiyle ilgili soruşturma izni verildi.

ANLAŞMAYI YAPAN BAŞKAN ‘ZAMAN AŞIMI’, 32 YIL SONRA GELENE SORUŞTURMA İZNİ

İşadamı Mehmet Nafiz Günal’a ait Günal İnşaat’ın yaptığı otelle ilgili anlaşmayı imzalayan dönemin İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Burhan Özfatura ile sonraki dönemde koltuğa oturan Yüksel Çakmur ile 4 belediye yöneticisi ise “zaman aşımı” gerekçesiyle soruşturma dışında tutuldu.

YÖNETİM KURULU ÜYESİ ‘ÇALIŞMADAN MAAŞ ALIYOR’ İDDİASI

Aynı gün, yani 28 Eylül’de İzmir Büyükşehir Belediyesi’ne ulaşan bir diğer soruşturma izni ise Grand Plaza A.Ş.’nin yönetim kurulu üyesi Prof. Dr. Ayşen Uysal ile ilgili oldu. Fransa’da yaşadığı belirtilen Prof. Dr. Uysal’ın belediye iştiraki Grand Plaza’nın yönetiminde yer almasına karşın yönetim kurulu toplantılarına katılmadan maaş aldığı iddiaları üzerinden soruşturma izni verildi.

BAKANLIK HİBESİYLE YAPILAN TESİS İÇİN DE SORUŞTURMA İZNİ

Tunç Soyer’in Seferihisar Belediye Başkanlığı döneminde, Seferihisar’ın Ulamış Köyü’ne 2017 yılında kurulan et entegre tesisi de ayrı bir soruşturma konusu yapıldı. Tarım ve Orman Bakanlığı’ndan yüzde 50 oranında hibe alınarak Seferihisar Belediyesi’ne ait 6,5 dönümlük araziye kurulan ve daha sonra S.S. Hıdırlık Tarımsal Kalkınma Kooperatifi’ne devredilen tesis için çevre koruma kurulundan gerekli izinlerin alınmadığı gerekçesiyle Başkan Soyer ve bazı belediye görevlileri hakkında soruşturma izni verildi.

İZİNLER AYLAR ÖNCESİNDE ÇIKTI, YENİ TEBLİĞ EDİLDİ İDDİASI

Soruşturma izinlerinin önceki tarihlerde verilmesine karşın 28 Eylül’de İzmir Büyükşehir Belediyesi’ne tebliğ edilmesi dikkat çekti. Hilton Oteli’nden doğan alacaklarla ilgili soruşturma izninin İçişleri Bakanlığı’nca geçen nisan ayında verildiği belirtilirken; Grand Plaza ile ilgili soruşturma izni tarihinin de önce olduğu ileri sürüldü.

TUNÇ SOYER, GÜNDEME OTURMUŞTU

İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Tunç Soyer, geçen 9 Eylül’deki İzmir’in kurtuluşu törenlerinde yaptığı konuşmayla gündem yaratmıştı. Soyer’in Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün sözlerine atıfta bulunarak, “Yüz yıl önceydi. Bu toprakları yönetenler, gaflet, delalet hatta hıyanet içindeydi. Gençleri, kadınları, çocukları, geleceği hiç düşünmediler. Sadece ve sadece saraylarındaki saltanatı korumak için bütün bir milleti ateşe attılar. İnsanlık onurumuzu, bağımsızlık tutkumuzu ayaklar altına aldılar, teslim oldular. Bir sabah emperyalist ülkelerin askerleri, kirli çizmeleri ve kirli emelleriyle körfezin sularını ve güzelim şehrimizi işgal etti” sözleri Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın tepkisini çekmişti.

ERDOĞAN’DAN SERT SÖZLER

Cumhurbaşkanı Erdoğan, 14 Eylül’de Soyer’e yönelik şu ifadeleri kullanmıştı:

“İzmir’de belediye başkanı çıkıyor Osmanlı’ya hakaret ediyor. Be haddini bilmez, be hadsiz. İzmir’i sen sel afetlerinden kurtaramıyorsun. İzmir’i pislikten, lağım sularından kurtaramıyorsun. İzmir’i körfezi pis kokulardan kurtaramıyorsun. Acaba diktiğin ne var? Dikili taşın ne onu söyle. Sen Osmanlı’ya hakaret edebilecek hadde ne zaman ulaştın? Be hadsiz, bunun babası da aynıydı, kendisi de aynı. Ama bu millet bu gençlik inanıyorum ki ilk seçimde bunlara haddini bildirecek.”

SAVUNMA VERECEKLER

Belediye Başkanı Tunç Soyer ve hukukçular, soruşturmalar kapsamında savunmalarını verecek. Bu savunmaların ardından konuların yargıya taşınıp taşınmayacağı belli olacak.

Devamını Oku