DOLAR 32,3607 0.17%
EURO 34,4602 -0.71%
ALTIN 2.437,27-0,95
BITCOIN 20742293.53361%
İstanbul
19°

AÇIK

SABAHA KALAN SÜRE

Devlet Bahçeli: Dünyadaki trendin aksine Türkiye ekonomisi 11 çeyrektir büyümektedir.

Devlet Bahçeli: Dünyadaki trendin aksine Türkiye ekonomisi 11 çeyrektir büyümektedir.

ABONE OL
Haziran 20, 2023 12:26
Devlet Bahçeli: Dünyadaki trendin aksine Türkiye ekonomisi 11 çeyrektir büyümektedir.
0

BEĞENDİM

ABONE OL
Kamera Sistemleri Fiyatları
Kamera Sistemleri Fiyatları

MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, “Mahalli idareler seçimleri 31 Mart 2024 tarihinde yapılacaktır. Böylelikle peş peşe eklemlenen seçim gündemi milli iradenin tercihiyle noktalanmış olacaktır. Milliyetçi Hareket Partisi bu seçimlere hazırlık sürecini başlatmıştır. Mahalli idareler seçimlerinde takip edeceğimiz birinci stratejik hedefimiz mevcut belediye başkanlarımızı muhafaza ederek bunun üzerine yenilerini ve hatta daha çoğunu eklemektir. İkinci stratejik hedefimiz Cumhur İttifakı’nın doğasına ve ruhuna muvafık hareket edip, muhalefet partilerinin yönetimindeki belediyelerin yürek yaralayan makus hallerine son vermektir. 14 Mayıs ve 28 Mayıs 2023 tarihlerinde elde edilen demokratik başarıyı mahalli idarelerle perçinlemek Türk ve Türkiye yüzyılı yürüyüşüne ivme vermek boynumuzun borcudur” dedi.

MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, bugün TBMM grup toplantısında konuştu. Gündeme dair değerlendirmelerde bulunan Bahçeli, özetle şunları söyledi:

“ÇAĞA VE ZAMANA YÖNELİK MESAJLARIMIZIN TAŞIYICI KOLONU GENÇLERDİR”

“Çağa ve zamana yönelik mesajlarımızın taşıyıcı kolonu gençlerdir. Nereden gelip nereye gittiğimizin farkına varan, medeniyetler ve milletler mücadelesindeki konum ve koordinatlarımızı sorumlulukla kavrayan bir gençlik; yıkılmaz kale, inmeyen sancak, düşmeyen inanç, vazgeçmeyen atılganlık, geri adımı olmayan taarruz bilincidir. Hayat okul ev arasında gidip gelen rutin bir güzergah değildir veya hayat sadece eğlenme, gezme, yeme içme, sefa sürme bohemliliğinden ibaret de görülmemelidir. Her şeyi tadında ve kıvamında yapmak, bir anlık aymazlıkla koca bir hayatı kuru ve yaprak dökmüş bir ağaca çevirmekten sakınmak lazımdır. Zaman dediğimiz kesintisiz işleyen değirmen; insanı yıllar içinde öyle ya da böyle öğütmekte, kimisini un ufak kimisini de ailesine, çevresine, milletine ve ülkesine hayırlı beşeri mamul haline getirmektedir.

“TÜRK VE TÜRKİYE YÜZYILI HEDEFLERİNE ULAŞMANIN KOÇ BAŞI GENÇLERİMİZDİR”

Ülkemizde 19 milyonu temel eğitim ve öğretimde, 8 milyonu da yüksek öğretimde olmak üzere yaklaşık 27 milyon öğrenci vardır. Bu sayı pek çok ülkenin nüfuslarından kat ve kat fazladır. İşte zenginlikte buradadır. Bize düşen öğrencilerimizi ve gelecek nesillerimizi o sınavdan çıkarıp bu sınava sokarak hayatı çoktan seçmeli test mekaniğine, kısır döngü halini almış tek düze öğretim mantığına havale etmemektir. Var oluşun sırrını çözme çabası göstermeden hayatın her safhasında cevabı aranılan ne, nasıl, nerede ne için ve ne zaman sorularına anlamlı karşılıklar bulmadan kafa, kalp, kurs, kütüphane, kafe, kitap ve kültür arasında sağlıklı ve sağlam bir denge kurmadan atılacak her adım boşluğa düşecek, yapılacak her hamle boşuna olacaktır. Gayret gençlerimizden, himmet de aileleri, öğretmenleri ve siyasi sorumluluk taşıyan bizlerin görevidir. Biliyor ve inanıyorum ki Türk ve Türkiye yüz yılı hedeflerine ulaşmanın koç başı gençlerimizdir.

“BİZ GENÇLİĞİ SINAVLARLA VEYA KARNELERLE BULMADIK. BU YOLDA DA KAYBETMEYİZ, KAYBEDEMEYİZ, KAYBETMEYECEĞİZ”

Biz gençliği sınavlarla veya karnelerle bulmadık. Bu yolda da kaybetmeyiz, kaybedemeyiz, kaybetmeyeceğiz. Ümit ediyorum ki geniş ve gerçekçi bir mutabakat ortamı kurularak üniversite sınavlarını kaldıracağımız günler de çok uzak değildir. Milliyetçi Hareket Partisi olarak muhterem öğretmenlerimizle birlikte iftiharımız olan Türk gençliğinin her zaman her şart altında yanındayız. Talep ve sorunlarının çözülmesi hususunda da her mücadeleyi yapmaktan Allah’ın izniyle kaçmayacağız, kaçınmayacağız.

İki seçimde de belirlediğimiz stratejik hedeflere ulaşmanın memnuniyeti teyit edilmiş, önümüzdeki siyasi olaylar proaktif titizlikle gözden geçirilmiştir. Parti olarak rehavete kapılamayız. Atalete rağbet edemeyiz. Siyasi çalışmaları rölantiye alamayız. Hız kesmeden sahadaki faaliyetlerimize devam edeceğiz. Bizim yerimiz milletimizin müşfik gönlüdür. Zaman çalışma zamanıdır, zemin tüm vatan sathıdır. İşleyen demir pas tutmaz, sağlam ilerleyişe zor dayanmaz, yüksek hedefleri olanlar için tutukluluk diye bir şey olmaz olamaz. Biz hedefleri büyük, heves ve heyecanları küçük bir hareket değiliz. Biz küçük hesaplarla oyalanırken yanımızdan akıp giden tarih nehrini görmezden gelecek kadar gafil değiliz. Biz ufkun ötesine gözünü dikmiş, görüş menzilimizi kapatan perdeleri yırtıp atmış, koyulan engelleri kırıp aşmış kutlu bir davanın bugünkü temsilcileriyiz.

“HER AN SEÇİM OLACAKMIŞ GİBİ BÜTÜN DEMOKRATİK İHTİMALLERE HAZIR OLMAK ZORUNDAYIZ”

Türkiye’mize nefes aldırmak, iç ve dış kaynaklı sorunları çözmek, üzerimize düşen sorumlulukları bihakkın yapmak, milletimizi hak ettiği mevkilere çıkartmak asıl gayemizdir. Bu itibarla siyasi mücadelemizi şevkle sürdürmek durumundayız. Her an seçim olacakmış gibi bütün demokratik ihtimallere hazır olmak zorundayız. Cumhurbaşkanı ve milletvekili genel seçimleri tamamlanmış olsa da Türkiye yeni bir seçime doğru ilerleyiş kaydetmektedir. Nitekim mahalli idareler seçimleri 31 Mart 2024 tarihinde yapılacaktır. Böylelikle peş peşe eklemlenen seçim gündemi milli iradenin tercihiyle noktalanmış olacaktır.

Milliyetçi Hareket Partisi bu seçimlere hazırlık sürecini başlatmıştır. Mahalli idareler seçimlerinde takip edeceğimiz birinci stratejik hedefimiz mevcut belediye başkanlarımızı muhafaza ederek bunun üzerine yenilerini ve hatta daha çoğunu eklemektir. İkinci stratejik hedefimiz Cumhur İttifakı’nın doğasına ve ruhuna muvafık hareket edip, muhalefet partilerinin yönetimindeki belediyelerin yürek yaralayan makus hallerine son vermektir. 14 Mayıs ve 28 Mayıs 2023 tarihlerinde elde edilen demokratik başarıyı mahalli idarelerle perçinlemek Türk ve Türkiye yüz yılı yürüyüşüne ivme vermek boynumuzun borcudur.

“BELEDİYE BAŞKANININ YÖNETİMİ ALTINDAKİ ŞEHRİNİN EMİNİ OLMASI BİLİNEN BİR HUSUSTUR”

İstanbul, Ankara ve İzmir Büyükşehir Belediyeleri başta olmak üzere, diğer tüm büyükşehir belediyelerinin, il belediyelerinin, ilçe ve belde belediyelerinin Türkiye’nin yükselen itibarına ve marka değerine müzahir şekilde yönetilmesi tarihi önemdedir. Belediyecilik bir sevda işidir. Belediye başkanının yönetimi altındaki şehrinin emini olması bilinen bir husustur. İstanbul beş yılını kaybetmiş, tarihin gerisine düşmüş; kaos, kriz ve karmaşa dünyanın en büyük Türk kentinin önünü kesmiştir. Hakeza aynı durum Ankara, İzmir, Adana, Antalya, Mersin, Tekirdağ, Eskişehir, Muğla, Aydın, Hatay büyükşehir belediyeleri için de geçerlidir.

CHP’li büyükşehir belediye başkanlarının ayak oyunlarından, parti için cepheleşmelerden, fısıldayan kulislerden, kongre hesaplarından, hiziplerin rekabetinden, çıkarların yarışından başka bildikleri tek bir şey yoktur ve her şey de ortadadır. Türk milleti mahalli idarelerin üzerine düşen zillet gölgesinden kurtulmalıdır. Hizmet değil hezimet vaat edenlerin şehremini olmaları, bu unvana sahip olmaları hepimiz adına bir vebaldir. Bu vebalden arınacağız, Allah’ın izniyle CHP’nin ve diğer zillet partilerinin yönetimi altındaki belediyelerin hürriyet ve haysiyetlerine kavuşmalarına hep birlikte şahit olacağız.

“BU KUTLU ÇATI ALTINDA, MİLLETİMİZİN HER TALEP VE BEKLENTİSİ GÖRÜŞÜLÜP MUTLAKA KARARA BAĞLANACAKTIR”

Türkiye Büyük Millet Meclisi’nin 28’inci Dönem 1’inci Yasama Yılının başlamasını müteakiben sırasıyla yemin töreni, Meclis Başkanı seçimi, ihtisas komisyonlarının ve Başkanlık Divanı’nın teşekkülü yasal ve anayasal hükümler çerçevesinde vücut bulmuştur. Hitamında Genel Kurul çalışmalarına geçilmiştir. Sosyal ve ekonomik meselelerin tek tek ele alınıp kalıcı çözümle buluşturulması amacıyla yasama faaliyetleri hızlanacaktır. Önümüzdeki hafta karşılayacağımız Kurban Bayramı sonrasında da Meclis’in bir süre daha çalışması kararlaştırılmıştır.

Bu kutlu çatı altında, milletimizin her talep ve beklentisi görüşülüp mutlaka karara bağlanacaktır. Bu kutlu çatı altında, emeklilerimize, memurlarımıza, esnaflarımıza, dar ve sabit gelirli insanlarımıza aşama aşama müjdeli haberler verilecektir. Bilinmelidir ki, demokratik kültür olmadan demokrasi hayata geçmez, geçemez. Demokratik kültürün iki temel öğesi ise hoşgörü ve uzlaşmadır. Uzlaşmanın olabilmesi için evvelemirde hoşgörünün varlık bulması zorunludur.

“MİLLİYETÇİ HAREKET PARTİSİ YENİ KABİNENİN EKONOMİ POLİTİKALARINA VE ENFLASYONLA MÜCADELE KARARLILIĞINA GÜVENMEKTEDİR”

Gazi Meclis’te tecessüm eden siyasi parti gruplarının karşılıklı hoşgörü ve uzlaşma hassasiyetiyle Türk ve Türkiye yüzyılının temelleri atılmalı, yeni bir anayasa ülkemize kazandırılmalıdır. Bu nedenle her bir milletvekili tarih ve millet huzurunda yaptıklarından olduğu kadar yapamadıklarından da sorumlu olacaktır.

Milliyetçi Hareket Partisi yeni kabinenin ekonomi politikalarına ve enflasyonla mücadele kararlılığına güvenmektedir. Modern ekonominin sağlığı para ve maliye politikalarının sağlamlığına, istikrarlı yapısına bağlıdır. Ekonomi politikaları, tıpkı bileşik kaplar gibi, bütünlük içinde, eşgüdüm halinde uygulanıp, piyasa şartlarıyla insan ve toplum huzurunu dengelediği sürece anlamlı ve başarılı olacaktır. Cari fazlayı temin etmek amacıyla iç tasarruf hacmimizi artırmanın yanı sıra, yeni ihracat pazarlarını rekabetçi kur ve faiz desteğiyle keşfetmemiz, Türk markalarını dünyanın en ücra köşelerine gururla taşımamız ülkemizin gücüne güç katacaktır.

“GELİRLERİN ARTIŞI İÇİN BELİ BAŞLI ÜÇ SEÇENEK VARDIR VE BİLİNMEKTEDİR”

Türkiye’mizin küresel ticaretten aldığı pay yüzde 1,02’dir. Elbette bu oran makul ve memnuniyet verici değildir. Bugün 27 ihracatçı sektörde faaliyet gösteren 115 bine yakın firmamız ihracat yapmaktadır. Türkiye’nin 2022 yılındaki mal ihracatı 254,2 milyar dolar, hizmet ihracatı da 90 milyar doları bulmuştur. Bu bir rekordur ve gurur duyulması gereken bir tablodur.

Bildiğiniz üzere, açık veren bütçenin ilk sancılı sonucu iç borç artışıdır. Bunun tedavisi ve üstesinden gelinmesi amacıyla gelirlerin çeşitlendirilip yükseltilmesi akla gelen ilk çaredir. Daralan ve durgunluk patikasına mahkum olan bir ekonomide iç ve dış borç artışı felaketin diğer adıdır. Gelirlerin artışı için beli başlı üç seçenek vardır ve bilinmektedir. Birincisi; hedeflenen büyümeyi sağlamak, ikincisi; fiyat istikrarını ve adaletli vergi sistemini kurmak, üçüncüsü de alınan borçlarla hazineye gelir yaratacak üretken varlıklara yatırım yapmaktır.

“DÜNYADAKİ TRENDİN AKSİNE TÜRKİYE EKONOMİSİ 11 ÇEYREKTİR BÜYÜMEKTEDİR”

Dikkatinizi çekmek isterim ki, dünyadaki trendin aksine Türkiye ekonomisi 11 çeyrektir büyümektedir. Bu yılın ilk çeyreğindeki büyüme de yüzde 4’tür. Bizim görüşümüze göre ekonomik adalet, ekonomik özgürlük, ekonomik güvenlik taviz verilmemesi gereken ilkeler olmalıdır. Türkiye enflasyon kuşatmasını yaracak, Türk ve Türkiye yüzyılını mali ve ekonomik bağımsızlığıyla, buna eşlik eden diriliş ruhuyla pekiştirecektir. Toplumun her kesimini kurdaki dalgalanmalara, öngörülemeyen ekonomik fırtınalara karşı emniyete almak, alım gücünü istikrar içinde tutmak, alın ve akıl terinin karşılığını adil şekilde dağıtmak ekonomi yönetiminin başlıca sorumluluğudur.

Son günlerde politika faizinin artışı hususunda beklentileri yükseltmek amacıyla iç ve dış lobilerin son derece faal oldukları da gözlemlenmektedir. Küresel finans çevreleriyle iç piyasa aktörleri Para Politikası Kurulu’nun 22 Haziran 2023 tarihinde yapacağı toplantıya kilitlenmiştir. Bize göre bu durum ahlaki, doğru ve hakkaniyetli bir gelişme değildir. Milliyetçi Hareket Partisi’nin faize bakışı bellidir, değişme göstermemiştir. Teorik ve pratik uygulamada, faiz artışı yatırımı caydıran, üretim çarkına çomak sokan, müteşebbislerimizin gücünü zayıflatan, kredi ihtiyacını pahalandıran politik bir tercihtir. Ancak Türkiye’nin ekonomik istikrarı ve ekonomik huzuru elde etmesi için de alınması gereken kısa dönemli ve bazen de can yakan tedbirler vardır ve parlak geleceğimiz için bugünkü külfete katlanmak ister istemez kaçınılmaz hale gelmektedir.

“TÜRKİYE CUMHURİYETİ’Nİ HAK ETTİĞİ GELİŞMİŞLİK DÜZEYİNE BİZ ÇIKARACAĞIZ”

Türkiye Cumhuriyeti’ni hak ettiği gelişmişlik düzeyine biz çıkaracağız. Türkiye’yi lider ülke seviyesine biz taşıyacağız. Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi’yle kilitleri ya açacağız ya da kıracağız. Üreten, refah sağlayan, herkesin iş ve aş sorunlarını çözmüş milli bir ekonomiyi bütün sorunlara neşter vurmayı başarmış, terörün kökünü kazıyıp bölücülüğü felç etmiş bir siyasi ve hukuki sistemi dış politikada daha aktif, taviz vermeyen, dünyaya Türkçe bakan, gelişmeleri başkent Ankara vizyonuyla okuyan bir dış politik mimariyi elbirliğiyle, güç birliğiyle ve Cumhur İttifakı’yla sağlamış olacağız.”

İçerik hoşunuza gitti mi?!
[Oy: 0 Yıldız: 0]

En az 10 karakter gerekli