<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Meral Akşener Haberler - Flaş Haberler Son Dakika - Güncel Haberler - Haber Duyur</title>
	<atom:link href="https://www.haberduyur.com/etiket/meral-aksener-haberler/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://www.haberduyur.com/etiket/meral-aksener-haberler/</link>
	<description>Flaş Haberler Son Dakika, Güncel Haberler, Gündem Haberler, İstanbul Haberleri, Ankara Haberleri, Tarafsız Ve Bağımsız İnternet Haber Sitesi - HaberDuyur.com</description>
	<lastBuildDate>Fri, 16 Feb 2024 20:23:50 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=6.9</generator>

<image>
	<url>https://www.haberduyur.com/wp-content/uploads/2024/03/cropped-haber-duyur-32x32.png</url>
	<title>Meral Akşener Haberler - Flaş Haberler Son Dakika - Güncel Haberler - Haber Duyur</title>
	<link>https://www.haberduyur.com/etiket/meral-aksener-haberler/</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>Meral Akşener&#8217;den Cumhurbaşkanı Erdoğan&#8217;a: &#8220;İşin tehlikede olduğunu görsün.</title>
		<link>https://www.haberduyur.com/meral-aksenerden-cumhurbaskani-erdogana-isin-tehlikede-oldugunu-gorsun/</link>
					<comments>https://www.haberduyur.com/meral-aksenerden-cumhurbaskani-erdogana-isin-tehlikede-oldugunu-gorsun/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[admin]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 16 Feb 2024 20:23:50 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Gündem]]></category>
		<category><![CDATA[meral akşener]]></category>
		<category><![CDATA[Meral Akşener Haberler]]></category>
		<category><![CDATA[meral akşener haberleri]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.haberduyur.com/?p=32657</guid>

					<description><![CDATA[<p>İYİ Parti Genel Başkanı Meral Akşener, Sincan&#8217;daki esnaf ziyareti öncesi vatandaşlara seslendi. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan&#8217;ın emeklilere yönelik &#8216;3 bin TL ikramiye&#8217; açıklamasına değinen Akşener, &#8220;İşin tehlikede olduğunu görsün, 10 bin TL&#8217;ye çıkarmazsa adımı değiştiririm&#8221; dedi. İYİ Parti Genel Başkanı Meral Akşener&#8217;e Sincan esnaf ziyareti sırasında; İYİ Parti Sözcüsü Kürşad Zorlu, İYİ Parti Sincan Belediye [&#8230;]</p>
<p><a href="https://www.haberduyur.com/meral-aksenerden-cumhurbaskani-erdogana-isin-tehlikede-oldugunu-gorsun/">Meral Akşener&#8217;den Cumhurbaşkanı Erdoğan&#8217;a: &#8220;İşin tehlikede olduğunu görsün.</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.haberduyur.com">Flaş Haberler Son Dakika - Güncel Haberler - Haber Duyur</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>İYİ Parti Genel Başkanı Meral Akşener, Sincan&#8217;daki esnaf ziyareti öncesi vatandaşlara seslendi. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan&#8217;ın emeklilere yönelik &#8216;3 bin TL ikramiye&#8217; açıklamasına değinen Akşener, &#8220;İşin tehlikede olduğunu görsün, 10 bin TL&#8217;ye çıkarmazsa adımı değiştiririm&#8221; dedi.</p>
<p>İYİ Parti Genel Başkanı Meral Akşener&#8217;e Sincan esnaf ziyareti sırasında; İYİ Parti Sözcüsü Kürşad Zorlu, İYİ Parti Sincan Belediye Başkan Adayı Fatih Koca ve İYİ Parti Ankara Büyükşehir Belediye Başkan Adayı Cengiz Topel Yıldırım eşlik etti.</p>
<p><strong>“İŞİN TEHLİKEDE OLDUĞUNU GÖRSÜN, 10 BİN TL’YE ÇIKARMAZSA ADIMI DEĞİŞTİRİRİM”</strong></p>
<p>İYİ Parti Genel Başkanı Meral Akşener, Sincan&#8217;daki esnaf ziyareti öncesi vatandaşlara seslendi. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan&#8217;ın emeklilere yönelik &#8216;3 bin TL ikramiye&#8217; açıklamasına değinen Akşener, &#8220;İşin tehlikede olduğunu görsün 10 bin TL&#8217;ye çıkarmazsa adımı değiştiririm&#8221; dedi. Akşener, “Bana en iyi hizmeti kim yapar? Sorusu üzerinden eğer karar verir, oy verirseniz, Sincanlı kazanır. Sincan’ın çiftçisi kazanır. Mazot iner. Sincan’ı değiştirin, emekli maaşlarınız asgari ücret kadar olacaktır. Çünkü rekabette hayır var. Kendinizi, çocuklarınızı düşünün. Torpilin ortadan kalkmasını, atanamayan öğretmenlerin atanmasını, esnafın yeniden yüzünün gülmesini istiyorsanız, mazotun ucuzlamasını istiyorsanız İYİ Parti’nin adayları destekleyin. Siz seçmensiniz, biz isteyeniz. Karşınıza geçip, gözlerinizin içine bakarak oy istiyorum. Yan gelip yatarak seçim kazanıyorlar” dedi.</p>
<p><strong>“SEKTÖREL BAZDA DA ÜLKE OLARAK DA MAALESEF SIKINTI YAŞIYORUZ”</strong></p>
<p>Optik mağazası işleten Yener isimli esnafın dükkanını ziyaret eden İYİ Parti Genel Başkanı Meral Akşener, esnafa işlerin yolunda olup olmadığını sordu. Esnaf ise “İşlerimiz maalesef&#8230; Piyasaların durumu belli. Sektörel bazda da ülke olarak da maalesef sıkıntı yaşıyoruz. Mazotundan tutun da aldığımız bir ekmeğe kadar hepsi sıkıntı şu anda. Ayakta durmaya çalışıyoruz. Bugün sadece 2 bin lira siftah edebildim. Dükkanın kirası 20 bin lira. Genel giderlerimiz aylık ortalama 75 – 80 bin lira. Bazı gün siftah da olmuyor. Pandemi tetikledi, deprem tetikledi. İyi bakmak istiyoruz geleceğe” diyerek, Akşener&#8217;i yanıtladı.</p>
<p>Akşener, “Talepleriniz bir seçmen ve vatandaş olarak önemli. Yener’in şu olması ya da bu olması önemli değil. Benim ne olduğum da önemli değil. Hırsız mıyım? Onu, bunu kayırıyor muyum? İsraf söz konusu olacak? Sizin de bende arayacağınız o. Adaylarımızı öne çıkarabilirsek 2028’de buraya bütün hepsi gelecek. 2028’deki hikayede Sayın Erdoğan yerinde kalacak. Bakanlar yerinde kalacak. Ana muhalefet yerinde kalacak ama siz gümbürtüye gidiyorsunuz. 2028’de de durum tehlikeye girerse, herkes buraya gelecek. Bunu yapın istiyorum” dedi.</p>
<p>Evcil hayvan yemi satışı yapan dükkana uğrayan Akşener, burada henüz oy kullanamayan 17 yaşında bir gençle sohbet etti.</p>
<p><strong>“DAHA FAZLA KAZANMAK ZORUNDAYIM. BORÇLARIM VAR”</strong></p>
<p>Kozmetik malzemeleri satan bir başka esnaf ise Akşener’e yaşadığı ekonomik sorunları anlattı, “Alım gücü çok düştü. Dükkan kirasi 10 bin lira, ev kirası ise 6 bin. Daha fazla kazanmak zorundayım. Borçlarım var. 340 bin lira kredi borcum var” diye konuştu. Akşener ise konuşmasında “Üç sene boyunca sizin sesinizi duyurmak için esnaf gezdim. Oy da istemedim. Bir başka partiyi yermedim, kendi partimi de övmedim. Şimdi ise ferah ferah geldim, oy istiyorum” dedi.</p>
<p><strong>&#8220;PARTİMİZE ÇOK UYGUN BİZİMKİ DE GÜNEŞ&#8221;</strong></p>
<p>Abisinin işlettiği dükkana bakan Rohat isimli gencin Ankara&#8217;da oy kullanmayacağını, Ağrı&#8217;da oy kullanacağını öğrenmesi üzerine Akşener, “Ağrı’da güzel aday çıkardık” dedi. Akşener, sohbet esnasında gencin isminin Kürtçe “Gün doğumu” anlamına geldiğini öğrenmesi üzerine gence, “Partimize çok uygun. Bizimki de güneş” dedi. Akşener, Rohat isimli gençten, Sincan Belediyesi adayı Fatih Koca’yı arkadaşlarına önermesini istedi.</p>
<p><a href="https://www.haberduyur.com/meral-aksenerden-cumhurbaskani-erdogana-isin-tehlikede-oldugunu-gorsun/">Meral Akşener&#8217;den Cumhurbaşkanı Erdoğan&#8217;a: &#8220;İşin tehlikede olduğunu görsün.</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.haberduyur.com">Flaş Haberler Son Dakika - Güncel Haberler - Haber Duyur</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.haberduyur.com/meral-aksenerden-cumhurbaskani-erdogana-isin-tehlikede-oldugunu-gorsun/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Meral Akşener: &#8220;Gazze’nin yanında olanlar-Gazze’nin karşısında olanlar, sanki varmış gibi bir kutuplaşmanın ortaya konulduğu bir miting yapılıyor.&#8221;</title>
		<link>https://www.haberduyur.com/meral-aksener-gazzenin-yaninda-olanlar-gazzenin-karsisinda-olanlar-sanki-varmis-gibi-bir-kutuplasmanin-ortaya-konuldugu-bir-miting-yapiliyor/</link>
					<comments>https://www.haberduyur.com/meral-aksener-gazzenin-yaninda-olanlar-gazzenin-karsisinda-olanlar-sanki-varmis-gibi-bir-kutuplasmanin-ortaya-konuldugu-bir-miting-yapiliyor/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[admin]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 26 Oct 2023 21:44:24 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Gündem]]></category>
		<category><![CDATA[meral akşener]]></category>
		<category><![CDATA[Meral Akşener Filistin]]></category>
		<category><![CDATA[Meral Akşener Haberler]]></category>
		<category><![CDATA[Meral Akşener İsrail Konuşması]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.haberduyur.com/?p=28028</guid>

					<description><![CDATA[<p>İYİ Parti Genel Başkanı Meral Akşener, “Cumhuriyetin 100 yılını kutlamak üzere bir plan, program yapılması lazımken hiçbiri yapılmazken her türlü anma programının, organizasyonunun iptal edildiği bir süreçten sonra cumartesi günü Filistin mitingi adı altında bir miting yapılıyor. Bizler çağrılmadık. Sadece Cumhur İttifakı’nın mensuplarının davet edildiği ve yerel seçim seçimlere giderken Gazze’nin yanında olanlar-Gazze’nin karşısında olanlar, [&#8230;]</p>
<p><a href="https://www.haberduyur.com/meral-aksener-gazzenin-yaninda-olanlar-gazzenin-karsisinda-olanlar-sanki-varmis-gibi-bir-kutuplasmanin-ortaya-konuldugu-bir-miting-yapiliyor/">Meral Akşener: &#8220;Gazze’nin yanında olanlar-Gazze’nin karşısında olanlar, sanki varmış gibi bir kutuplaşmanın ortaya konulduğu bir miting yapılıyor.&#8221;</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.haberduyur.com">Flaş Haberler Son Dakika - Güncel Haberler - Haber Duyur</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>İYİ Parti Genel Başkanı Meral Akşener, “Cumhuriyetin 100 yılını kutlamak üzere bir plan, program yapılması lazımken hiçbiri yapılmazken her türlü anma programının, organizasyonunun iptal edildiği bir süreçten sonra cumartesi günü Filistin mitingi adı altında bir miting yapılıyor. Bizler çağrılmadık. Sadece Cumhur İttifakı’nın mensuplarının davet edildiği ve yerel seçim seçimlere giderken Gazze’nin yanında olanlar-Gazze’nin karşısında olanlar, sanki varmış gibi bir kutuplaşmanın ortaya konulduğu bir miting yapılıyor. Ayıptır, günahtır, çirkindir. 29 Ekim pazar günü, siz 28 Ekim cumartesi günü bu mitingi yapıyorsunuz. Ya bir hafta evvel ya bir hafta sonra yapsanız ne olurdu ki? Bu bir bilinçaltının şuura çıkışıdır&#8221; dedi.</p>
<p>İYİ Parti Genel Başkanı Akşener, bugün Balıkesir’in Susurluk ilçesini ziyaret etti. Akşener, Susurluk Belediyesi tarafından yapılan kongre ve kültür merkezinin açılışını yaptı.</p>
<p>Akşener, açılış sonrası yurttaşlara seslendi. İçişleri Bakanı olduğu gün, gazetecilerin sorusu üzerine annesinin, “Allah benim kızımı içindeki şeytandan yani nefsinden korusun” dediğini aktaran Akşener, “Dolayısıyla hafiften çekingenliğimim var hakkınızı helal edin. Allah hepimizi içimizdeki şeytandan, nefsimizden korusun… (Susurluk Belediyesi tarafından hazırlanan ve üzerinde Atatürk fotoğrafı ili birlikte 100 sayısı ve ‘cumhuriyetin yüzü’ yazılı atkıyı göstererek) Şu var ya şu, güzel kardeşim çok teşekkür ediyorum. Bugünümüzü borçlu olduğumuz İstiklal Savaşı’nın gazisi, şehidi, devlet adamı olan, bu cumhuriyeti kuran, benim gibileri, köyde doğmuş bir kadını kurduğu eğitim sistemiyle bugün karşınızda grubu olan bir siyasi partinin genel başkanı olarak konuşturuyorsa cumhuriyet başarmıştır ve biz ona borçluyuz, Atatürk’e borçluyuz” dedi.</p>
<p>Cumhuriyetin kuruluşu sonrası nesillere yeterince bilgi verilemediğini anlatan Akşener, “Yeteri kadar Atamızı, cumhuriyetimizi, Atatürk’ümüzü anlatamadık. Biz suçluyuz. Çünkü biz bulunduğumuz her görevde bunu anlatmalıydık. Bugün geldiğimiz noktada derin bir üzüntüm var. Osmanlı Devleti’nin monarşisi devam etseydi, Osmanlıyı reddetmiyorum elbette baş tacımız ecdadımız&#8230; Biz şunu anlatmalıydık, sayın Erdoğan önce Başbakan sonra Cumhurbaşkanı olamazdı babasının mesleği neyse onu sürdürüyor olacaktı. Cumhuriyet olmasaydı Abdullah Gül Başbakan, Cumhurbaşkanı olamazdı. Meral Akşener, grubu olan bir siyasi partinin genel başkanı olamazdı. Ailenizin durumu neyse onu sürdürmek zorunda kalırdınız” diye konuştu.</p>
<p>“<strong>ATATÜRK’Ü GÖZDEN DÜŞÜRMEYE DOLAYISIYLA CUMHURİYETİ DÖNÜŞTÜRMEYE GAYRET EDEN BİR RUH HALİNİN TEZAHÜRÜ İLE KARŞI KARŞIYAYIZ”</strong></p>
<p>Akşener, sözlerini şöyle sürdürdü:</p>
<p>“Şimdi cumhuriyetin nimetlerinden faydalanan bir ekip iş başında ama en büyük problemleri Cumhuriyet’e uyuz olmak. En gıcık kaptıkları devlet büyüğü, adını anmasalar da Atatürk&#8230; Atatürk’e direkt hakaret edilmese de yandaşlar tarafından bırakın hakareti, küfredildiği, anasına her türlü iftiranın edildiği ve Atatürk’ü gözden düşürmeye dolayısıyla Cumhuriyet’i dönüştürmeye gayret eden bir ruh halinin tezahürü ile karşı karşıyayız.</p>
<p>“<strong>GAZZE’NİN YANINDA OLANLAR-GAZZE’NİN KARŞISINDA OLANLAR, SANKİ VARMIŞ GİBİ BİR KUTUPLAŞMANIN ORTAYA KONULDUĞU BİR MİTİNG YAPILIYOR”</strong></p>
<p>Katil Netenyahu’nun yaptığı ağır bir soykırımın karşısında durmak her insanın görevidir. Her dinin ortak noktası da vicdandır. Yani merhamettir. O vicdan sahibi Gazze’de yapılanlara karşı koymalıdır. Eğer siz 100 yılını kutlamak üzere bir plan, program yapılması lazımken hiçbiri yapılmazken her türlü anma programının, organizasyonunu iptal edildiği bir süreçten sonra cumartesi günü Filistin mitingi adı altından bir miting yapılıyor. Bizler çağrılmadık. Sadece Cumhur İttifakı’nın mensuplarının davet edildiği ve yerel seçim seçimlere giderken Gazze’nin yanında olanlar-Gazze’nin karşısında olanlar, sanki varmış gibi bir kutuplaşmanın ortaya konulduğu bir miting yapılıyor. Ayıptır, günahtır, çirkindir. 29 Ekim pazar günü, siz 28 Ekim cumartesi günü bu mitingi yapıyorsunuz. Ya bir hafta evvel ya bir hafta sonra yapsanız ne olurdu ki? Bu bir bilinçaltının şuura çıkışıdır.”</p>
<p>2023 Cumhurbaşkanlığı ve Milletvekili seçim sonuçlarını değerlendiren Akşener, “Seçim olur seçmen karar verir. Dedi ki AK Parti’ye ‘Sen iktidarsın amacın nedir hizmet etmek’ bize de dedi ki ‘Göreviniz milletin avukatı olmaktır.’ İYİ Parti bu görevini yerine getirmek üzere her bir vatandaşımıza ulaşmaya gayret etti. Birden biz ‘terörist, FETO’cu’ olduk. Köye gittiniz, köyün dertlerini konuşmak yerine bizim HDP, PKK ile alakamız yok, bunu anlatmak zorunda kaldınız. Sonuç ne oldu? Seçmen çırak çıktı… Seçmen velinimettir, seçmenin karşısında bütün siyasetçiler topuk selamı vermek zorundadır iddiasındayız” dedi.</p>
<p>“<strong>BİR TASARRUFA ÖNEM VERİYOR. İKİ ÇALMIYOR, ÇALDIRMIYOR. İNSANLARA İŞ İMKANI YARATIYOR”</strong></p>
<p>Susurluk Belediyesi’nin geçtiğimiz 5 yıl içinde yapmış olduğu faaliyetlere de değinen Akşener, “Susurluk’ta, başkanım benim hayalimizdeki iyi belediyeciliği ortaya koydu. Ben belki bugüne kadar laf ürettim ama Nurettin başkan ve diğer arkadaşlarımız üzerinden diyebilirim ‘Ayinesi iştir kişinin lafa bakılmaz.’ İki şey gördüm, birincisi çocuklara ve gençlere ulaşmak, ikincisi kadınlara ulaşmak. Üçüncüsü atanamamış öğretmen kız çocuklarına ulaşmak. Bir tasarrufa önem veriyor. İki çalmıyor, çaldırmıyor. İnsanlara iş imkanı yaratıyor, çiftçiye iş imkanı yaratıyor” diye konuştu.</p>
<p>31 Mart 2024 yerel seçimlerinde ayrı parti olarak gireceklerinin bir kez daha altını çizen Akşener, “Biz 2028’de inşallah iktidar olacağız. 2024 yerel seçimlerimize hür ve müstakil bir biçimde kendimiz gireceğiz. Bu hizmetlerinin ışığında inşallah sen kazanacaksın, Susurluk’u çok daha iyi bir yere getireceksiniz” dedi.</p>
<p><strong>Haber: MAHİR BAĞIŞ, Kamera: ÜNAL AYDIN </strong></p>
<p><a href="https://www.haberduyur.com/meral-aksener-gazzenin-yaninda-olanlar-gazzenin-karsisinda-olanlar-sanki-varmis-gibi-bir-kutuplasmanin-ortaya-konuldugu-bir-miting-yapiliyor/">Meral Akşener: &#8220;Gazze’nin yanında olanlar-Gazze’nin karşısında olanlar, sanki varmış gibi bir kutuplaşmanın ortaya konulduğu bir miting yapılıyor.&#8221;</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.haberduyur.com">Flaş Haberler Son Dakika - Güncel Haberler - Haber Duyur</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.haberduyur.com/meral-aksener-gazzenin-yaninda-olanlar-gazzenin-karsisinda-olanlar-sanki-varmis-gibi-bir-kutuplasmanin-ortaya-konuldugu-bir-miting-yapiliyor/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Meral Akşener: “Recep Bey, ‘şahlanıyoruz’ dedikçe Türkiye dibe battı.</title>
		<link>https://www.haberduyur.com/meral-aksener-recep-bey-sahlaniyoruz-dedikce-turkiye-dibe-batti/</link>
					<comments>https://www.haberduyur.com/meral-aksener-recep-bey-sahlaniyoruz-dedikce-turkiye-dibe-batti/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[admin]]></dc:creator>
		<pubDate>Sun, 16 Apr 2023 13:46:21 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Gündem]]></category>
		<category><![CDATA[meral akşener]]></category>
		<category><![CDATA[Meral Akşener haber]]></category>
		<category><![CDATA[Meral Akşener Haberler]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.haberduyur.com/?p=21015</guid>

					<description><![CDATA[<p>İYİ Parti Genel Başkanı Meral Akşener, “21 yıldır ‘Güçlü Türkiye’ ile başlayan nice cümleler, nice sözler duyduk. Nice vaatler, nice sözde hedefler işittik. Nice yalanlar, nice masallar dinledik. Ancak tüm bunların sonunda sadece Türkiye’yi yönetenlerin ve etrafında kümelenen dar bir zümrenin güçlendiğini gördük. Türkiye’nin ise her geçen gün gücünden güç kaybetmesine şahit olduk. Recep Bey, [&#8230;]</p>
<p><a href="https://www.haberduyur.com/meral-aksener-recep-bey-sahlaniyoruz-dedikce-turkiye-dibe-batti/">Meral Akşener: “Recep Bey, ‘şahlanıyoruz’ dedikçe Türkiye dibe battı.</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.haberduyur.com">Flaş Haberler Son Dakika - Güncel Haberler - Haber Duyur</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>İYİ Parti Genel Başkanı Meral Akşener, “21 yıldır ‘Güçlü Türkiye’ ile başlayan nice cümleler, nice sözler duyduk. Nice vaatler, nice sözde hedefler işittik. Nice yalanlar, nice masallar dinledik. Ancak tüm bunların sonunda sadece Türkiye’yi yönetenlerin ve etrafında kümelenen dar bir zümrenin güçlendiğini gördük. Türkiye’nin ise her geçen gün gücünden güç kaybetmesine şahit olduk. Recep Bey, ‘şahlanıyoruz’ dedikçe Türkiye dibe battı. ‘Uçuyoruz’ dedikçe Türkiye uçurumun kenarına geldi. ‘Büyüyoruz’ dedikçe krizler yumağı daha da derinleşti” dedi.</p>
<p>İYİ Parti Genel Başkanı Meral Akşener, bugün ATO Congresium&#8217;da düzenlenen İYİ Parti Seçim Beyannamesi ve Milletvekili Adayları Tanıtım Toplantısı&#8217;nda konuştu.</p>
<p>Akşener, şunları söyledi:</p>
<p><strong>“NE YAZIK Kİ BUGÜN TÜRKİYE’DE KERİM DEVLET ANLAYIŞIMIZI YOK EDENLER VAR”</strong></p>
<p>“Ne yazık ki bugün Türkiye’de bize geçmişimizi unutturmak isteyenler var. Bizi 20 yıllık bir kısır döngünün içine sıkıştırmak isteyenler var. Tarihimizi küçümseyerek kendini büyütmek isteyenler var. Ne yazık ki bugün Türkiye’de kerim devlet anlayışımızı yok edenler var. Kadim geleneklerimizi örfümüzü, töremizi çiğneyenler var. Cumhuriyet değerlerimizi yok sayanlar var. Ne yazık ki bugün Türkiye’de tarihin yüz karası, vicdanı kin karası, ahlakı da günah karası olan ciddiyetsiz, beceriksiz ve yüzsüz bir iktidar var.</p>
<p>Ancak yine de tüm bunlara rağmen bugün Türkiye’de hakkı savunan iyiler de var. Hakikati söyleyen iyiler de var, milletin sesi olan iyiler de var. Türkiye’yi sahipsiz zannedenler bu salona iyi bakın, bakın bu salonda iyiler var. Siz tarihinde kimseye boyun eğmemiş bu büyük milleti korkutarak, bastırarak, susturarak sefasını sürdüreceğini uman bol maaşlı saray danışmanları buradaki cesarete iyi bakın. Bakın burada iyiler var. Sen kurduğun harami düzenin hiç bozulamayacağını sanan rant şebekesi; bak burada iyiler var ve sen baktığı dev aynasını milletin gönül penceresi zanneden Beştepe Muhtarı asıl sen buraya çok iyi bak çünkü burada bu aziz milletin gönlünde artık bak iyiler var, iyiler var.</p>
<p>Derdine derman bulmaya çalışan aziz milletim sakın endişelenme. Bak iyiler var. Çalınan umutlarını arayan genç kardeşim sakın enseni karartma bak iyiler var. Hayatı hiçe, varlığı yok sayılan kendine biçilen ömrü yaşamaya zorlanan kız kardeşlerim; sakın umudunu kaybetme bak burada iyiler var. Bunalan, yorulan, sıkılan ve tüm yaşadıklarının karşısında çözüm nerede diye soran kardeşim. Sakın merak etme bak burada iyiler var.</p>
<p><strong>“DEVLETİMİZ BÖYLE BİR YÖNETİMİ HAK ETMEDİĞİ İÇİN BURADAYIZ”</strong></p>
<p>Devletimiz böyle bir yönetimi hak etmediği için buradayız. Milletimizi her şeyden çok sevdiğimiz için buradayız. Türkiye’nin bu yükü daha fazla kaldıramayacağını bildiğimiz için buradayız. İki kutbun arasına sıkıştırılan insanlarımıza üçüncü bir yolun mümkün olduğunu göstermek için buradayız. Yağmalanan, ranta kurban verilen, talan edilen topraklarımızın tapusunun milletimize ait olduğunu göstermek için buradayız. Bir kişinin iki dudağının arasına mahkum edilen ülkemize demokrasiyi getirmek için buradayız.</p>
<p>Atılan onca iftiraya rağmen biz hala buradayız. Kurulan onca tuzağa rağmen biz hala buradayız. Çevrilen onca dümene rağmen biz hala buradayız. Yalanlara, engellere, barikatlara hatta kurşunlara rağmen biz hala buradayız ve dimdik ayaktayız. Çünkü biz bu yola çıkarken milletimize bir söz verdik. Sesi çıkmayanların sesi olacağımıza, fakirin fukaranın ezilmesine engel olacağımıza söz verdik. Çaresizlerin yanında duracağımıza, çocuğunun doyuramayan anaların, evini geçindiremeyen babaların derdine derman olacağımıza söz verdik.</p>
<p><strong>“KİMSE MERAK ETMESİN 14 MAYIS’TA TARİH YAZACAĞIZ”</strong></p>
<p>Haksızlık karşısında susan dilsiz şeytanlardan olmayacağımıza, milletimizin hakkını rant peşinde koşan yandaşlara yedirmeyeceğimize söz verdik. Verilen sözleri unutturmayacağımıza, emeklinin, öğretmenin, polisin, sağlık çalışanlarının hakkını arayacağımıza söz verdik. Ahlakı kadın bedeni üzerinden tanımlamaya kalkan kirli zihniyete son vereceğimize, her geçen gün artan tacize, tecavüze, şiddete, cinayetlere karşı kadınlarımızı yaşatacağımıza söz verdik.</p>
<p>Bugün de kurulduğumuz ilk günkü çelikten irademizle sözümüzün arkasındayız. Çok daha güçlü, çok daha cesur, çok daha büyük bir aile olarak sözümüzün arkasındayız. Arkamızda milletimizin desteği, kalbimizde memleket sevgisiyle sözümüzün arkasındayız. Ve eminim ki Allah’ın izniyle 14 Mayıs’ta milletimizi bu ucube düzenden kurtaracağız. 15 Mayıs sabahında sökecek demokrasi şafağını hep birlikte karşılayacağız. Zengin mutlu ve huzurlu bir Türkiye’ye hep birlikte kavuşacağız. Sözümüz söz, biz buradayız, biz hazırız. Kimse merak etmesin 14 Mayıs’ta tarih yazacağız.</p>
<p><strong>“BUGÜN ÜLKEMİZİ YÖNETENLER ADALETİ ZULÜMLE SARSIYORLAR, BİLGİYİ CEHALETE KURBAN EDİYORLAR”</strong></p>
<p>Medeniyet yolculuğu insan içindir ama tarih boyunca gerçekten insanı merkezine alan çok az medeniyet iddiası olmuştur. İşte biz böyle bir iddianın mirasçılarıyız. Biz kopardığı üzümün parasını asmanın dalına asan, komşusu açken evinde rahat uyumayan, ülkesi için alyanslarını satan asil bir medeniyet yolunun yolcularıyız. Biz zulmün yerine adaleti, cehaletin yerine ilmi, fitnenin yerine huzuru, istibdattın yerine hürriyeti, yağmanın yerine hakça paylaşmayı benimseyen bir anlayışın temsilcileriyiz. Biz, ‘insanı yaşat ki devlet yaşasın’ sözlerini düstur bellemiz bir kerim devlet geleneğinin bugünkü sahipleriyiz.</p>
<p>Sizce bugün ülkemiz böyle bir anlayışla mı yönetiliyor? Maalesef hayır. Bugün ülkemizi yönetenler adaleti zulümle sarsıyorlar. Bilgiyi cehalete kurban ediyorlar. Huzuru nifakla kaçırıyorlar. Özgürlükleri baskıyla bölüyorlar. İnsanlarımızı değil kendilerini düşünüyorlar. İnsanlarımızı değil rantlarını koruyorlar. İnsanlarımızı değil yandaşlarını yaşatıyorlar. Ne yazık ki bugün; Ak Parti iktidarının neden olduğu 20 yıllık yıkımın sonucunda insanlarımız artık yaşayamıyor.</p>
<p><strong>“KADINLAR GÜLÜŞLERİYLE, MUTLULUKLARIYLA, BAŞARILARIYLA BU ÜLKEDE ARTIK YAŞAYAMIYOR”</strong></p>
<p>Kadınlar gülüşleriyle, mutluluklarıyla, başarılarıyla bu ülkede artık yaşayamıyor. Gençlerimiz hayalleriyle, umutlarıyla, gelecek planlarıyla bu ülkede artık yaşayamıyor. Çocuklarımız kaliteli bir eğitim hakkıyla, neşeyle, mutlulukla, sadece yaşlarının sorumluluklarıyla hatta sadece tok karınlarla bile bu ülkede artık yaşayamıyor. Yaş almışlar emeklerinin karşılığında, hak ettikleri huzurla, torunlarının geleceği için endişelenmeden bu ülkede artık yaşayamıyor. Bu beceriksiz iktidar yüzünden artık milletimiz sadece ‘yaşıyormuş’ gibi gün geçiriyor. Aslında günü kurtarma telaşı içinde geçen bir kısır döngüde her gün can çekişiyor ama ‘yaşıyormuş’ gibi gün geçiriyor. İçini boğan dertlerden nefes bile alamıyor. Ama ‘yaşıyormuş’ gibi gün geçiriyor. Tek bir gün, tek bir hafta, tek bir ay bile huzur bulamıyor ama ‘yaşıyormuş’ gibi gün geçiriyor. Mesleğini yapıp emeğinin hakkıyla, onuruyla, itibarıyla yaşayamıyor. Tercihlerini özgürce yaşayamıyor. Hayatını dilediği gibi yaşayamıyor.</p>
<p><strong>“CEREN’LERİ, ÖZGECAN’I, ŞULE’Yİ, PINAR’I, EMİNE’Yİ, RAZİYE’Yİ, DİLARA’YI VE DAHA NİCE KADINI YAŞATAMADILAR”</strong></p>
<p>Üstelik Ak Parti iktidarının milletimizi içine düşürdüğü bu acı tablo maalesef ki sadece ‘yaşıyormuş’ gibi gün geçirmekle de sınırlı değil. Mesela büyük bir afetin, asrın felaketine dönüşmesini izlediler. Adıyaman’da, Hatay’da, Kahramanmaraş’ta, Adana’da, Diyarbakır’da, Gaziantep’te, Osmaniye’de, Şanlıurfa’da, Kilis’te, Malatya’da insanlarımızı yaşatamadılar. Mesela Recep Bey çıktı, ‘Kader planı dedi. ‘Ölüm bu işin fıtratında var’ dedi. Hatta daha dün, Hatay’da, daha da ileri gittiler. ‘Bu depremde rahmet var’ diyecek kadar, ölçüyü kaçırdılar. Sonuç ne oldu? Ne sellerde ne depremlerde ne maden facialarında insanlarımızı yaşatamadılar. Mesela ‘Ya davulcuya ya zurnacıya’ dediler. ‘Kadın, evininin süsüdür’ dediler. ‘O saatte orada ne işi varmış?’ diye suçladılar. ‘Kadının karnından sıpayı, sırtından sopayı eksik etmeyeceksin’ dediler. Hem de bunu hakimler dedi. Sonuç ne oldu? Ceren’leri, Özgecan’ı, Şule’yi, Pınar’ı, Emine’yi, Raziye’yi, Dilara’yı ve daha nice kadını yaşatamadılar.</p>
<p>Mesela vicdanların sesini hiç duymadılar. Çaresizliği hiç tatmadılar. Ranttan, sefadan, lüksten asla vazgeçmediler. Sonuç ne oldu? Cebine 50 lira sıkıştırmaya çalıştıkları Dilek Özçelik’i, yaşatamadılar. Kanserine çare isterken cebine 50 lira koydular ve onu yaşatamadılar. Mesela umutsuzluğa hapsettiler, sesini duymadılar, yardımına koşmadılar. Sonuç ne oldu? Sözüm ona özel yurtların insafına bıraktıkları Enes Kara’yı yaşatamadılar. Mesela mülakat dediler, torpil düzeni sürdürdüler. Binlerce genç öğretmenimizi, öğrencilerinden alıkoydular. Mesleklerin en asili olan öğretmenliğin itibarını iki paralık ettiler. Sonuç ne oldu? ‘En son neyinizi kaybettiniz?’ sorusuna, ‘hayallerimi’ diye cevap veren Fedai öğretmenimizi, yaşatamadılar.</p>
<p><strong>“GENCECİK BİR AKADEMİSYENİN KANINI YERDE BIRAKTILAR. YANİ SİNAN ATEŞ’İ DE YAŞATAMADILAR”</strong></p>
<p>Mesela başkentin göbeğindeki alçak bir suikastı görmezden geldiler. Katilleri, azmettiricileri, alçaklığa ortak olanları bilmezden geldiler. Yargı süreçlerine müdahale ettiler gencecik bir akademisyenin kanını yerde bıraktılar. Yani Sinan Ateş’i de yaşatamadılar. İşte tam da bu nedenle bizler bugün buradayız. Dim dik, omuz omuzayız. Çünkü devletimizin beceriksiz bir iktidarın elinde içine düşürüldüğü bu acizliği reddediyoruz. Milletimizin içine düşürüldüğü bu çaresizliği reddediyoruz. Türkiye’de yaşamanın bu kadar zor olmasını reddediyoruz. Ve adaletsizliğin hüküm sürdüğü bu eğri düzene, ‘dur’ demek için; insanlarımızı yaşatamayan bu umursamazlığa, son vermek için huzur için mutluluk için, hak ettiğimiz gibi yaşamak için bugün burada hep beraber çok önemli bir adım atıyoruz.</p>
<p>‘Önce millet, önce memleket’ diyerek her inançtan her fikirden her hayat tarzından insanlarımıza hak ettiği hürmeti gösteren bir bakış açısıyla 14 Mayıs’tan itibaren milletimize Cumhuriyetimizin, ikinci asrında yaşatan bir Türkiye’yi ve yeni bir toplumsal sözleşmeyi vadediyoruz. Çünkü biz gerçek huzur ve refahın, gerçek bir Cumhuriyet’ten tam ve kamil bir demokrasiden geçtiğini görüyoruz. Her bir vatandaşımızın eşit fırsatları, eşit saygıyı hak ettiğine yürekten inanıyoruz. Tüm vatandaşlarımız ve gelecek nesillerimiz için daha iyi bir Türkiye’nin mümkün olduğunu, çok iyi biliyoruz.</p>
<p><strong>“HER BİR VATANDAŞIMIZIN BİREYSEL ŞARTLARI İHTİYAÇLARI VE SORUNLARI ÇERÇEVESİNDE ÖZEL OLARAK DERLEDİK”</strong></p>
<p>Bugün burada sizlerle milletimizin rahat bir nefes alıp uzun bir aradan sonra geleceğe umutla bakacağı baharı müjdeleyen, güneşli günler için bakış açımızı, yönetim anlayışımızı ve İYİ Parti iktidarında hayata geçireceğimiz hedeflerimizi konuşacağız. Atatürk’ümüzün o büyük vizyonuna yakışır adil, saygılı, nitelikli ve güçlü bir Türkiye’yi konuşacağız. İYİ Parti olarak milletimize sunacağımız Toplumsal Sözleşmemizi tüm dünyaya duyuracağız. Bu çerçevede Toplumsal Sözleşmemizin somut adımlarını, çözümlerimizi, projelerimizi anlattığımız yaklaşık 3 bin maddelik Seçim Beyannamemizi de hazırladık. Üstelik bu beyannamenin diğer beyannamelerden çok temel bir farkı var. Biz beyannamemizi kişiye özel olarak hazırladık. Yani İYİ Parti olarak Türkiye’de bir ilki gerçekleştirdik. Ve İYİ Parti iktidarında hayata geçireceğimiz taahhütlerimizi her bir vatandaşımızın bireysel şartları ihtiyaçları ve sorunları çerçevesinde özel olarak derledik. Milletimize, memleketimize hayırlı uğurlu olsun.</p>
<p><strong>“TOPLUMSAL SÖZLEŞMEMİZİN İLK UNSURU; ADALET”</strong></p>
<p>Toplumsal sözleşmemizin ilk unsuru; adalet. Devletin, milleti ile kurduğu bağın temelinde adalet vardır. Çünkü adalet, devletin merhametli eli, milletine hak ettiği yaşam standartlarını sunma erdemidir. Özünde ise milletin özgürlüğü ve eşitliği vardır. Ancak bugün burada sadece adliye koridorlarındaki adaletten bahsetmiyoruz. Demokratik bir hukuk devletinde adalet anlayışı insanlara sadece yasalar önünde eşitlik sunmaz. Aynı zamanda vatandaşların hedeflerini gerçekleştirebilmeleri için karşılarına çıkan engelleri kaldırır, fırsatların kapısını açar. Yani toplumsal gelişimin de önünü açar. Ancak bugün Ak Parti eliyle ülkemizdeki adalet anlayışı sadece iktidar mensuplarının faydalandığı ve kendilerine göre yorumlayıp, uyguladığı evrensellikten uzak bir kavrama dönüştü. Çünkü onlara göre adalet kendinden olanları kayırmak demek. Çünkü onlara göre adalet milletin cebinden alıp, kendi cebine indirmek demek.</p>
<p>Çünkü onlara göre, adalet 5-10-15 maaş almak demek. Çünkü onlara göre adalet çocukları lüks arabalarda pudralı turlar atarken bu memleketin diğer evlatlarının aç uyuması demek. Çünkü adaleti sadece bir süs, bir kılıf, bir silah olarak kullanıyorlar. Çünkü adaleti keyiflerine göre yön verebilecekleri bir oyuncak gibi görüyorlar. Çünkü adaletin dönüp dolaşıp bir gün en çok kendilerine lazım olacağını unutuyorlar. Ama biz, İYİ Parti olarak buradan söz veriyoruz. 14 Mayıs’tan sonra milletimizin sandıkta uğurlayacağı Recep Bey ve arkadaşlarına da adil davranacağımıza, söz veriyoruz. Bu memleketin, milyonlarca mazlumu gibi onlar için de adaleti sağlayacağımıza söz veriyoruz. Ve buna çok ihtiyaçları olacağını da gayet iyi biliyoruz.</p>
<p><strong>“ADİL OLMAK, ADİL DAVRANMAK, ADİL KARARLAR ALIP ADALETLE YÖNETMEK YÜREK İSTER”</strong></p>
<p>Adil olmak, adil davranmak, adil kararlar alıp adaletle yönetmek yürek ister. Bunu eşini, dostunu, akrabasını kayırmaya alışkın olanlar anlayamaz. Çünkü her bir vatandaşına eşit yaklaşmak her birine fırsat eşitliği sağlamak yürek ister. Yandaş musluklarını kesip gelir dağılımındaki adaletsizliği ortadan kaldırmak, yürek ister. Rant şebekelerini durdurup milletimizin eğitime, sağlığa ve uygun fiyatlı konutlara erişimini sağlamak yürek ister. Doymak bilmeyen dostların çıkarlarını değil; adil ve sosyal bir devlet anlayışını benimsemek yürek ister. Çalanlardan, soyanlardan, haramzadelerden sıyrılıp her bir vatandaşına alın teriyle çalışıp kazandığı emeğinin hakkını teslim etmek yürek ister. Hele ki bakıp beslediği, bu kadar çok suç ortağı olan bir iktidar için hukukun üstünlüğünü tesis edip yargı bağımsızlığını güçlendirmek ise sadece yürek değil aynı zamanda çelikten bir irade ister. İşte bu yüzden biz, Recep Bey’i ve arkadaşlarını elbette anlıyoruz. Çünkü onlarda ne öyle bir yüreğin ne öyle bir iradenin olmadığını gayet iyi biliyoruz.</p>
<p><strong>“ARTIK YOKSULLUK YÖNETİLMEYECEK, YOKSULLUK BİTİRİLECEK”</strong></p>
<p>Hiç merak etmeyin bizde Cumhuriyetimizden miras aldığımız mangal gibi bir yürek var. Bizde şanlı tarihimizden gördüğümüz sarsılmaz bir irade var. Bizde Atamızdan öğrendiğimiz koskoca bir vizyon var. Bizde milletimizin teveccühünden aldığımız devasa bir cesaret var. İşte o nedenle 14 Mayıs’tan sonra Ak Parti iktidarının süs olarak gördüğü adalet toplumsal sözleşmemizin ilk sözü inşa edeceğimiz Türkiye’nin de temeli olacak. Artık yoksulluk yönetilmeyecek. Yoksulluk bitirilecek. Türkiye karnı aç, mutsuz çocukların ülkesi değil 21’inci yüzyılın imkânlarıyla Cumhuriyetimizin sunduğu tüm fırsat eşitliklerine kavuşan huzurlu, mutlu ve umut dolu çocukların ülkesi olacak ve emin olun İYİ Parti iktidarında adil Türkiye tarih yazacak.</p>
<p><strong>“ONLARLA AYNI DÜŞÜNMEDİĞİMİZ İÇİN SÜREKLİ MAĞDUR OLUYORLAR”</strong></p>
<p>Bugün ülkemizde sevginin yerine nefret, saygının yerine öfke ekiliyor. Milli birliğimiz ve beraberliğimiz gün be gün zayıflatılıyor. İnsanlarımız gün be gün ayrıştırılıyor, kamplaştırılıyor. Tarihimizin, kültürümüzün ve kerim devlet anlayışımızın aksine saygının kalmadığı, empatinin olmadığı, makulün de kaybolduğu bir ülkede milletçe yaşam mücadelesi veriyoruz. Ak Parti iktidarının keyfine göre bir gün hain ilan ediliyoruz. Bir gün terörist ilan ediliyoruz. Bir gün, şükürsüz ilan ediliyoruz. Bir gün, nankör ilan ediliyoruz. Hatta gün geliyor bu ülkenin kadınları olarak ‘sürtük’ bile, ilan edilebiliyoruz. Peki sonra? Aslında sonrası yok. Milletçe haklı olmamıza rağmen tehdit edilen bizler oluyoruz, hakarete uğrayan bizler oluyoruz, iftira atılan bizler oluyoruz ama her seferinde mağdur olan enteresan bir biçimde Recep Bey ve arkadaşları oluyor. Sürekli bir incinmişlik, bir alınmışlık, sürekli bir rencide olmuşluk gerçekten ibretlik.</p>
<p>Onlarla aynı düşünmediğimiz için sürekli mağdur oluyorlar. Masallarını, oyunlarını, yalanlarını ortaya çıkardığımız için her seferinde mağdur oluyorlar, yazık. Rantlarının, talanlarının, harami düzenlerinin önünü kestiğimiz için fevkalade mağdur oluyorlar. Mesela gençler fikirlerini özgürce söylemek istiyor ama nedense bu durumdan tutuklanan gençler değil, hapse atılan çocuklar değil bu ağabeyler, bu arkadaşlar, Recep Bey ve şürekası mağdur oluyor. Kadınlar çektikleri eziyete karşı haklarını savunmak istiyor ama mağdur olanlar, hep bu kereste gibi adamlar oluyorlar. Esnaflar işlerini döndüremiyor, çiftçiler tarlalarını süremiyor ama nasıl oluyorsa saraylarında büyük bir lüks içinde yaşarken bile araba sayısını sayamazken bile yine mağdur olan bunlar oluyor.</p>
<p><strong>“BİR KERE MAĞDUR OLAMADIM, KERESTE GİBİ ADAMLAR ‘MAĞDURUM’ DİYE GEZİYOR”</strong></p>
<p>Asgari ücretliler geçinemiyor ama onlar 5 maaş 10 maaş almalarına rağmen mağdur oluyorlar. Öğretmenler atanamıyor, emekliler üç kuruş maaşa mahkum ediliyor ama her kadroya çöküp her ihaleyi kapanlar her daim mağdur oluyor zırıl zırıl ağlıyorlar. Böyle bir insan tipini de hayretler içinde karşılamalıyım. Mesela ormanlarımız yanıyor işlerini yapıp yangını söndüremiyorlar ama bu durumda bile mağdur olan yine onlar. Deprem oluyor, yetişemiyorlar. Depremzedelerimiz enkazın içinde hayat mücadelesi veriyor ama mağdur olup defter tutanlar yine onlar oluyor. Hatta kurşun bize atılıyor mağdur olan yine onlar oluyor. Güler misin ağlar mısın? Ben bir kadınım, bir türlü mağdur olamadınız hayatınız boyunca bende sizden gördüm bende mağdur olamıyorum. Bir kerecik de biz mağdur olalım. Küfredilen benim, iftiraya uğrayan benim, namusa, şerefine laf edilen benim bir kere ağlayamadım. Sizin yüzünüzden bir kere mağdur olamadım, kereste gibi adamlar ‘mağdurum’ diye geziyor. Şu mağdur olmayı öğretin bana da.</p>
<p><strong>“‘BECEREMİYORUZ’ DİYEMİYORLAR, ÇIKIP, HAKARET EDİYORLAR. TEHDİT EDİYORLAR. SOPA GÖSTERİYORLAR”</strong></p>
<p>Biz, 21 yıldır bu beceriksiz kadroların, şımarık iktidarının bitmek bilmeyen, mağduriyet senfonisini dinliyoruz. ‘Yapamıyoruz’ diyemiyorlar, ‘Yönetemiyoruz’ diyemiyorlar, ‘Beceremiyoruz’ diyemiyorlar, çıkıp, hakaret ediyorlar. Tehdit ediyorlar. Sopa gösteriyorlar. Sonra bir de üstüne, utanmadan çıkıp ‘yakışıksız’ ifadelere maruz kaldıkları gerekçesiyle yine mağdur oluyorlar. Türkiye böyle bir ciddiyetsizliği, böyle bir utanmazlığı, böyle bir saygısızlığı, hak etmiyor. İşte bu yüzden İYİ Parti olarak milletimizin özünde var olan değerleri yeniden yaşatmanın sözünü veriyoruz. Eşitlenen fırsatlarla sağlayacağımız bir toplumsal kalkınmanın yanında saygının ve saygınlığın da yeniden tesisini vadediyoruz. Ancak biz saygıyı onlar gibi sadece tek bir kişinin iki dudağından çıkacak sözlere değil 85 milyonun her bir ferdinin iki dudağından çıkacak sözlere duyacağımızın sözünü veriyoruz. Hiç merak etmeyin 200 yıllık demokrasi kültürümüzden aldığımız gücümüzle farklı düşüncelere, fikirlere ve görüşlere saygılı bir Türkiye’de milletimizi bir bayram sofrasında buluşturacağız.</p>
<p><strong>“AK PARTİ’NİN AYAKLAR ALTINA ALDIĞI, ‘SAYGI’ KAVRAMI TOPLUMSAL SÖZLEŞMEMİZİN İKİNCİ SÖZÜ”</strong></p>
<p>14 Mayıs’tan sonra Ak Parti’nin ayaklar altına aldığı, ‘saygı’ kavramı toplumsal sözleşmemizin ikinci sözü, Türkiye’yi o bayram sofrasında buluşturan harç olacak. Gençler ve kadınlar başta olmak üzere tüm vatandaşlarımızın eğlenme, rahat bir nefes alma dilediğince gülme mutlu bir yaşam sürme hakkı güvence altında olacak. Güldüğü zaman bir kadın ya da bir genç edepsiz oluyorsunuz. Güldüğünüz zaman başka şeylerde oluyorsunuz, ‘sürtük’ oluyorsunuz. Kahrolsun hepsi. İYİ Parti iktidarında kadın haklarına, çocuk haklarına, doğmamış çocukların haklarına, hayvan haklarına, çevre haklarına, siyasi ve yaşam tarzı tercihlerine ez cümle her bir vatandaşımızın nüfus cüzdanına saygı duyan bir Türkiye tarih yazacak.</p>
<p>Cumhuriyetimizin ilmek ilmek dokuduğu o büyük vizyonun bugün maalesef fevkalade uzağındayız. Bırakın Atamızın muasır medeniyet hedefinin ötesine geçmeyi artık neredeyse muasır medeniyetten kopmak üzereyiz. 100 yıl önce İzmir İktisat Kongresi’nden çıkan ‘Her Türk, her yerde hayatını kazanabilecek şekilde yetişir fakat her şeyden evvel, memleketi için çalışır’ kararındaki gururun yerini ne yazık ki bugün, ‘Türkiye bir doktor kaybetti, Almanya bir garson kazandı’ gerçeğinin utancı aldı. Ak Parti iktidarının artık son günlerini yaşadığımız 21 yıllık iktidarında niteliksiz bir eğitime, niteliksiz bir öğretime, niteliksiz bir sağlığa, niteliksiz bir hayata mahkum edildik.</p>
<p><strong>“DEVAMLI OLARAK ‘HASTANE AÇTIK’ DİYE ANLATTIKÇA ANLATIR AMA AÇTIĞI HASTANENİN İÇİNDE DOKTOR YOK”</strong></p>
<p>Mesela biliyorsunuz Recep Bey sürekli ‘Üniversite açtık’ diye övünür ama açtığı üniversitenin içinde asistanlar haricinde hoca yok. Mesela zaman zaman ‘Bizim zamanımızda sadece teksir kağıdı vardı’ diye söylenir. Ama bugün sözüm ona kuşe kağıtla okuyan çocuklarımızın öğretmeni yok. Mesela, devamlı olarak ‘Hastane açtık’ diye anlattıkça anlatır ama açtığı hastanenin içinde doktor yok. Mesela her fırsatta 21’inci yüzyılda marifetmiş gibi hala ‘Yol yaptık, köprü yaptık diye böbürlenir ama bugün gençlerimizin o yoldan, o köprüden geçmek için geçtim araba almayı, mazot almaya bile parası yok. Yani Ak Parti iktidarı için her şey sayıdan, her şey gösterişten ibaret. Nitelik ise umurlarında bile değil. Çünkü, bu arkadaşların iktidarı niteliğin, liyakatin, ehliyetin değil; aynı kendileri gibi su katılmamış bir vasatlığın iktidarı. Bu kadar açık.</p>
<p>Bu durumu; eğitim politikalarımızdaki vasatlıktan da anlıyoruz. Eğer bugün gençler yurt dışında yaşamanın yollarını arıyorsa, eğer bugün kadınlar kendilerini güvende hissetmiyorsa, eğer bugün çocuklar, derin bir yoksulluk ile karşı karşıya kalıyorsa sebebi Ak Parti’nin eğitim politikalarının vasatlığıdır. Ak Parti’nin devri iktidarında günü kurtarmaya yönelik sözde çözümlerin ülkemizin gerçekleri ile örtüşmeyen ciddiyetsiz adımların, vizyonsuz bir bakış açısının, eğitim politikalarımızda açtığı yaraya yıllardır hep birlikte şahit olduk. Olmaya da maalesef devam ediyoruz.</p>
<p><strong>“GEÇEN 21 YILDA 8 DEFA MİLLİ EĞİTİM BAKANI 15 KERE DE EĞİTİM SİSTEMİ DEĞİŞTİ”</strong></p>
<p>Geçen 21 yılda 8 defa Milli Eğitim Bakanı 15 kere de eğitim sistemi değişti. Ve maalesef böylesine büyük bir beceriksizlik ve istikrarsızlığın sonuçlarını bugün hep birlikte yaşıyoruz. İktidarın yanlış, sorumsuz ve liyakatsiz yönetim anlayışı yüzünden bugün ülkemizde özellikle çocuklarımız arasındaki fırsat eşitsizliği maalesef kronik bir hâle geldi. İşte o nedenle biz İYİ Parti olarak Türkiye’nin dört bir yanını saran bu vasatlığın önüne geçip ülkemize ve çocuklarımıza reva görülen bu eğri düzene ‘dur’ diyeceğiz. 21’inci yüzyılın gereksinimlerine ve zamanın ruhuna uygun olarak bugün sadece bazı çocukların bazı gençlerin sahip olduğu fırsatlara tüm çocuklarımızın tüm gençlerimizin sahip olduğu bir Türkiye’yi inşa edeceğiz.</p>
<p><strong>“AK PARTİ’NİN GÖRMEZDEN GELDİĞİ ‘NİTELİK’ KAVRAMI, TOPLUMSAL SÖZLEŞMEMİZİN ÜÇÜNCÜ SÖZÜ”</strong></p>
<p>Hiç merak etmeyin 14 Mayıs’tan sonra Ak Parti’nin görmezden geldiği ‘nitelik’ kavramı, toplumsal sözleşmemizin üçüncü sözü, Türkiye’nin de itici gücü olacak. Atatürk’ümüzün, ‘Yüksel Türk, senin için yüksekliğin hududu yoktur. İşte parola budur’ sözü yine ve yeniden gerçek olacak ve İYİ Parti iktidarında dünyanın her yerinde çalışabilecek, mesleğini dünya kalitesinde yapabilecek insanlar yetiştiren nitelikli Türkiye tarih yazacak. 21 yıldır ‘Güçlü Türkiye’ ile başlayan nice cümleler, nice sözler duyduk. Nice vaatler, nice sözde hedefler işittik. Nice yalanlar, nice masallar dinledik. Ancak tüm bunların sonunda sadece Türkiye’yi yönetenlerin ve etrafında kümelenen dar bir zümrenin güçlendiğini gördük. Türkiye’nin ise her geçen gün gücünden güç kaybetmesine şahit olduk. Recep Bey, ‘şahlanıyoruz’ dedikçe Türkiye dibe battı. ‘Uçuyoruz’ dedikçe Türkiye uçurumun kenarına geldi. ‘Büyüyoruz’ dedikçe krizler yumağı daha da derinleşti.</p>
<p><strong>“BU ARKADAŞLAR 21 YIL BOYUNCA YAPAMADIKLARINI BU SENE Mİ YAPACAKLAR?”</strong></p>
<p>Şimdi bu arkadaşlar 21 yıl boyunca yapamadıklarını bu sene mi yapacaklar? 21 yıldır beceremediklerini bundan sonra mı becerecekler? 21 yıldır tutamadıkları sözleri bu seçimden sonra mı tutacaklar? 21 yıldır dünyanın ilk 10 ekonomisi içerisine sokamadıkları Türkiye’yi hatta aksine geriye düşürdükleri Türkiye’yi şimdi mi yükseltecekler? Yapamazlar, beceremezler. Çünkü niyetleri farklı. Çünkü çıkarları farklı. Çünkü öncelikleri farklı. İşte bu yüzden biz, İYİ Parti olarak Türkiye’yi, milletimizden aldığımız destekle güçlendirmeye talibiz. Üstelik bunu 2 ayda bir atılan, ‘şahlanış’ tiratlarıyla değil hak ettiğimiz gibi dünyada sözü geçen büyük bir ekonomik güç haline gelerek sağlayacağız. Yani, Türkiye’nin gerçek potansiyelini açığa çıkartarak sağlayacağız. Altyapıya, teknolojiye ve yeniliğe yatırım yaparak ekonomik büyümeyi ve istihdamı destekleyeceğiz. Ayrıca Türkiye&#8217;nin uluslararası nüfuzunu artırmak ve dünyadaki komşularımız ve ortaklarımızla ilişkilerimizi geliştirmek için etkin ve etkili bir dış politika izleyeceğiz. Yani bizde şahsım diplomasisi olmayacak. Anlı, şanlı Türk diplomasisi olacak. Yani dış politikada ‘Arkadaşım Macron, dostum Trump, kankam Putin’ dönemi bitecek. Tüm kurumsallığıyla, Türk Hariciyesi geri gelecek.</p>
<p><strong> “KRİZLERİN NORMALLEŞTİĞİ, İSTİKRARIN DA MUMLA ARANDIĞI BİR ORTAMDA TÜRKİYE GÜÇLENEMEZ”</strong></p>
<p>Dünyanın en bereketli topraklarında yaşıyoruz. Avrupa’nın en büyük tarım alanlarına sahibiz. Avrupa’nın en büyük turizm potansiyeline sahibiz. Dünya ticaret yollarının tam merkezindeyiz. Avrupa’nın en genç ülkesiyiz. Ama bu zenginliği doyasıya yaşamamız gerekirken biz maalesef, işsizliği konuşuyoruz. Kapanan dükkanları, küçülen ekonomiyi konuşuyoruz. Borç batağına düşmüş emeklileri, açlıkla sınanan asgari ücretlileri konuşuyoruz. Yurtdışına kaçma hayali kuran gençlerimizi, öldürülen kadınları konuşuyoruz. Krizlerin normalleştiği, istikrarın da mumla arandığı bir ortamda Türkiye güçlenemez. İşte o nedenle biz İYİ Parti iktidarında güçlü bir Türkiye için öncelikle kendi kendine yeten bir Türkiye’yi inşa edeceğiz. Bunları gerçekleştirmek Recep Bey için imkansız olabilir ama İYİ Parti için çok kolay. Çünkü onların hayallerinin bittiği yerde İYİ Parti’nin gerçekleri başlar. Onların vizyonunun bittiği yerde, İYİ Parti’nin çözümleri, projeleri başlar. Onların vakitlerinin dolduğu yerde, İYİ Parti’nin devri iktidarı başlar.</p>
<p><strong>“AK PARTİ’NİN ÜLKEMİZDEN ÇALDIĞI GÜÇ, TOPLUMSAL SÖZLEŞMEMİZİN, DÖRDÜNCÜ SÖZÜ, TÜRKİYE’NİN DE MUTLAK GELECEĞİ OLACAK”</strong></p>
<p>Hiç merak etmeyin 14 Mayıs’tan sonra Ak Parti’nin ülkemizden çaldığı güç, toplumsal sözleşmemizin, dördüncü sözü, Türkiye’nin de mutlak geleceği olacak. Çünkü bizim yolumuz kalkınma yolu olacak. Üstelik bu yolun yokuşu, virajı olmayacak. Bu yol, dosdoğru bolluğa, berekete, zenginliğe gidecek. Bu yolun sonu; dürüstlüğe çıkacak, liyakate çıkacak, hukuka çıkacak, adalete çıkacak, demokrasiye çıkacak. Ez cümle; bu yolun sonunda Avrupa’nın, göçmen hendeği olmayan tefeci lobileri tarafından yağmalanmayan itibarlı bir Türkiye olacak. Ekonomik coğrafyasını değerlendirerek dünyaya ilham olan istikrarsızlığın merkezi değil, istikrarın sembolü olan pırıl pırıl bir Türkiye olacak. Ve hiç şüpheniz olmasın İYİ Parti iktidarında potansiyelini gerçekleştirip, yepyeni bir başarı hikayesi yazan güçlü mü güçlü bir Türkiye tarih yazacak.”</p>
<p><a href="https://www.haberduyur.com/meral-aksener-recep-bey-sahlaniyoruz-dedikce-turkiye-dibe-batti/">Meral Akşener: “Recep Bey, ‘şahlanıyoruz’ dedikçe Türkiye dibe battı.</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.haberduyur.com">Flaş Haberler Son Dakika - Güncel Haberler - Haber Duyur</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.haberduyur.com/meral-aksener-recep-bey-sahlaniyoruz-dedikce-turkiye-dibe-batti/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Meral Akşener: Ak Parti İktidarının En Büyük Becerisi, Kirli Zihniyetinin Ürettiği Her Türlü Pisliği Halının Altına Süpürme Yeteneğidir</title>
		<link>https://www.haberduyur.com/meral-aksener-ak-parti-iktidarinin-en-buyuk-becerisi-kirli-zihniyetinin-urettigi-her-turlu-pisligi-halinin-altina-supurme-yetenegidir/</link>
					<comments>https://www.haberduyur.com/meral-aksener-ak-parti-iktidarinin-en-buyuk-becerisi-kirli-zihniyetinin-urettigi-her-turlu-pisligi-halinin-altina-supurme-yetenegidir/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[admin]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 22 Mar 2023 11:57:46 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Gündem]]></category>
		<category><![CDATA[meral akşener]]></category>
		<category><![CDATA[Meral Akşener haber]]></category>
		<category><![CDATA[Meral Akşener Haberler]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.haberduyur.com/?p=19919</guid>

					<description><![CDATA[<p>İYİ Parti Genel Başkanı Meral Akşener, “AK Parti iktidarının en büyük becerisi, kirli zihniyetinin ürettiği her türlü pisliği halının altına süpürme yeteneğidir. Yaşadığımız felaketler, krizler ve sorunlarsa işte o halının kalkıp şöyle bir silkelendiği ve ne kadar kir, ne kadar toz varsa etrafa saçıldığı anlardır. Bu halı, daha önce defalarca silkelendi. Orman yangınları ile silkelendi. [&#8230;]</p>
<p><a href="https://www.haberduyur.com/meral-aksener-ak-parti-iktidarinin-en-buyuk-becerisi-kirli-zihniyetinin-urettigi-her-turlu-pisligi-halinin-altina-supurme-yetenegidir/">Meral Akşener: Ak Parti İktidarının En Büyük Becerisi, Kirli Zihniyetinin Ürettiği Her Türlü Pisliği Halının Altına Süpürme Yeteneğidir</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.haberduyur.com">Flaş Haberler Son Dakika - Güncel Haberler - Haber Duyur</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>İYİ Parti Genel Başkanı Meral Akşener, “AK Parti iktidarının en büyük becerisi, kirli zihniyetinin ürettiği her türlü pisliği halının altına süpürme yeteneğidir. Yaşadığımız felaketler, krizler ve sorunlarsa işte o halının kalkıp şöyle bir silkelendiği ve ne kadar kir, ne kadar toz varsa etrafa saçıldığı anlardır. Bu halı, daha önce defalarca silkelendi. Orman yangınları ile silkelendi. Döviz krizi ile silkelendi. Depremlerle silkelendi. Sel felaketleriyle silkelendi. Ama 21 yılın kiri artık öyle birikti ki daha fazla yolsuzluk, daha fazla kayırmacılık, daha fazla beceriksizlik, daha fazla ahlaksızlık, halının altına sığmaz oldu. O kadar kabahat işlediler ki artık bu kabahatleri örtecek bir halı bulamıyorlar. O kadar günah işlediler ki Türkiye’deki tüm kanalları satın alsalar bile hiçbiri artık o günahları örtmeye yetmiyor. O kadar suç işlediler ki tüm yargı sistemini vesayet altına alsalar bile vicdanlardaki yaralar artık kapanmıyor” dedi.</p>
<p>Meral Akşener, bugün TBMM’deki grup toplantısında konuştu. İYİ Parti’ye katılan eski futbolcular Gökhan Zan ve Ünal Karaman’a rozet takan Akşener, özetle şunları söyledi:</p>
<p><strong>“BUGÜN, AYNI ATEŞİN ETRAFINDA TOPLANMAMIZI, AYNI SOFRAYA OTURMAMIZI İSTEMEYENLER VAR”</strong></p>
<p>“Bugün, iki çok güzel günün tam ortasındayız. Dün Nevruz’umuzu kutladık. Kıştan bahara geçişimizi, dağları delip Ergenekon’dan çıkışımızı kutladık. Yeniden doğuşumuzu, yepyeni umutlara yol alışımızı kutladık. Bugün ise Nevruz’dan ramazana geçiyoruz. Uğur olsun, kut olsun, mübarek olsun. Balkanlar’dan Çin Seddi’ne, Karadeniz’den Basra’ya kadar uzanan büyük insanlık coğrafyasında günün geceye üstün gelişi, ateşin karanlığa galip gelişi, umudun gölgeleri yenişi kutlu olsun.</p>
<p>Ne yazık ki bugün, aynı güneşin altında buluşmamızı, aynı ateşin etrafında toplanmamızı, aynı sofraya oturmamızı istemeyenler var. Güneşi gölgeleyenler, ateşi yangına çevirenler, saygıyı düşmanlıkla kirletenler var. Soframızdan ekmeğimizi, hanemizden bereketi, gönlümüzden huzuru çalanlar var. Elbette görüyoruz. Yangın söndürmenin değil, yangını büyütüp o nefret yangınından beslenmenin peşinde olanları elbette biliyoruz.</p>
<p><strong>“BAHARI KIŞA ÇEVİRMEK İSTEYENLER OLACAK. VAZGEÇMEYECEĞİZ”</strong></p>
<p>Her fırsat bulduğumda söylüyorum, bugün de buradan tekrar edeceğim. İYİ Parti olarak bizim büyük bir hedefimiz var. Bu memleketin her bir ferdini, bu memlekette yaşama iradesini ve arzusunu gösteren her bir vatandaşımızı bir büyük memleket sofrasına oturtma hedefimiz var. İmreneceğimiz değil, paylaşarak doyacağımız bir sofraya oturmanın, kimsenin gölgede kalmayacağı bir güneşin altında buluşmanın, sırt sırta vereceğimiz bir ocağın başında neşeyle toplanmanın hayalini kuruyoruz. Isıtan, aydınlatan, güven veren bir ateşin etrafında huzur bulmanın, her Nevruz’da aynı ateşin üzerinden atlamanın, dualarımızın aynı topraktan aynı gökyüzüne yükseldiği bir iftarı mümkün kılmanın hayalini kuruyoruz.</p>
<p>O sofranın da o hayalin de o hedefin de adı, Türkiye Cumhuriyeti Devleti’dir. Çünkü o Cumhuriyet, öz çocuklarına şefkatle davranan, her renkten çiçeğine gözü gibi bakan, ocağındaki ateşin bereketi hiç sönmeyen ana kucağıdır. Çünkü o devlet, bahçesine ayrık otlarını sokmayan, nifak saçanlara dünyayı dar eden, o ateşi yangına çevirmeye kalkanlara aman vermeyen baba ocağıdır. Bu hayalimizden vazgeçmedik, asla da vazgeçmeyeceğiz. Baharı kışa çevirmek isteyenler olacak. Vazgeçmeyeceğiz.</p>
<p><strong>“BİZ, O KARA KALPLERE, O KİRLİ EMELLERE, O KÖTÜ NİYETLERE GEÇİT VERMEYECEĞİZ”</strong></p>
<p>Nevruzlarda, yeniden doğuşu değil meydanlarda ölümü kutsayanlar olacak. Vazgeçmeyeceğiz. Her baharda filizlenen hayatı bahşeden Yaradan’a değil, her mevsim cana kıyan katillere tapınanlar olacak. Vazgeçmeyeceğiz. Aynı ateşin başında birlikte ısınmaya değil, dört bir yanı yangına çevirmeye niyetlenenler olacak. Yine de vazgeçmeyeceğiz. Öz kardeşlerimizden, can yoldaşlarımızdan asla vazgeçmeyeceğiz. İcazetini nereden aldıkları belli olmayanların karşısında, Çanakkale’de kanlarımız üzerine ettiğimiz o kardeşlik yeminini bozan biz olmayacağız. Varsın tipinin, boranın, yıkımın peşinde koşanlar, bildikleri yolda gitmeye devam etsinler. Kimse merak etmesin. Biz, o kara kalplere, o kirli emellere, o kötü niyetlere geçit vermeyeceğiz.</p>
<p>Çünkü biz, o birlik için kendini feda etmesini bilenleriz. Biz, ateşten gömlek giyip ateşte yürüyenleriz. Biz, Ergenekon’da demiri eritenleriz. Biz, her türlü zalime her zaman ‘dur’ diyenleriz. Biz, o sofranın ayaklarını kaim edenleriz. Biz, ekmeğini suyunu pay edenleriz. Biz, bir kadim akidin, bir namus sözünün sancağını taşıyanlarız. Bizim için Nevruz, sevginin günüdür, katile özgürlük dilenme günü değildir. Bizim için Nevruz, kardeşliğin günüdür, düşmanlığın günü değildir. Bizim için Nevruz, birliğin günüdür, terörün günü değildir. Bizim için Nevruz, bastığı toprağı cennet vatan bilenlerin günüdür, vatanın her değerine düşman olanların günü değildir. Ama kimsenin şüphesi olmasın, bugünleri hep birlikte atlatacağız. Tarihimizden ilham aldığımız büyük kararlılıkla güneşli baharlara hep birlikte ulaşacağız.</p>
<p><strong>“İYİ PARTİ İKTİDARINDA, BAHAR BAYRAMIMIZ NEVRUZ’UMUZU RESMİ TATİL OLARAK HEP BİRLİKTE KUTLAYACAĞIZ”</strong></p>
<p>İYİ Parti iktidarında, bahar bayramımız Nevruz’umuzu resmi tatil olarak hep birlikte kutlayacağız. O ateşin üstünden bir büyük medeniyet olarak hep beraber atlayacağız. Emin olun çok az kaldı. Ergenekon’u eriten azmin ateşi, zalimin hükmünü bitiren inancın ateşi, koskoca bir milleti etrafına toplayan sevginin, saygının ateşi ilelebet yansın, ocağımız olsun. Birliğimiz ebedi, gönüllerimiz bir olsun. Baharlarımız daim, sözümüz birlik olsun. Nevruz’umuz kutlu, ramazanımız mübarek olsun.</p>
<p>‘Ne mutlu bize ki’ yerine ‘maalesef ki’ diyerek söze başladığımız zorlu günlerden geçiyoruz. Geçtiğimiz hafta boyunca nice dertler çare bekledi, nice sorunlar çözüm bekledi, nice insanlar umut bekledi. Ancak hükümetin başı ve arkadaşları, her zamanki gibi yine sorunları çözmek yerine sorun çıkarmayı seçti. Dertlere çare olmak yerine dertleri çoğaltmayı seçti. Zorlukları gidermek yerine milletimizi o sorunlara alıştırmaya çalıştı.</p>
<p><strong>“ESKİDEN, ÇÖZEMEDİKLERİNİ YÖNETMEYE ÇALIŞIYORLARDI. ARTIK ONU BİLE YAPAMIYORLAR”</strong></p>
<p>Eskiden, çözemediklerini yönetmeye çalışıyorlardı. Artık onu bile yapamıyorlar. Onun için de bizi beceriksizliklerinin, iş bilmezliklerinin sonuçlarına alıştırmaya çalışıyorlar. Enflasyona alıştırmaya çalışıyorlar, açlığa alıştırmaya çalışıyorlar, yokluğa alıştırmaya çalışıyorlar, acıya alıştırmaya çalışıyorlar, felaketlere alıştırmaya çalışıyorlar. Hatta tarihi boyunca ölüme meydan okumuş bu kahraman milleti, ölüme bile alıştırmaya çalışıyorlar. Hayır, alışmayacağız. Dertlere alışmak zorunda değiliz, zorluklara alışmak zorunda değiliz, acılara alışmak zorunda değiliz.</p>
<p>‘AK Parti’de adamın yoksa kadroya giremezsin’ diyorlar. ‘AK Parti’de adamın yoksa yardım bekleyemezsin’ diyorlar. ‘AK Parti’de adamın yoksa çadır bile bulamazsın’ diyorlar Öyle mi? Hadi oradan be! Hadi oradan! Ülkemizde hiç ama hiç kimse bu çarpık düzene alışmak zorunda değil. Bu vasatlığa, bu çürümüşlüğe alışmak zorunda değil. Bu adaletsizliğe, bu haksızlığa ve bu vicdansızlığa alışmak zorunda değil. Çünkü bu ülkenin insanları ahlaksızlık, yolsuzluk değil, çalmayan çaldırmayan siyasetçiler istiyor. Bu ülkenin çocukları yokluk değil, bolluk istiyor. Bu ülkenin gençleri baskı değil, özgürce yaşamak istiyor. Bu ülkenin kadınları ölmeyi değil, yaşamayı istiyor.</p>
<p><strong>“AK PARTİ’NİN GRUP BAŞKANVEKİLİ BİLE BU TARTIŞMADAN DUYDUĞU RAHATSIZLIĞI DİLE GETİRİYOR”</strong></p>
<p>İktidarın bizi alıştırmak istediği konulardan biri de rafa kaldırdıkları İstanbul Sözleşmesi. Kirli bir zihniyetin dolduruşuna gelip, bir gece aniden İstanbul Sözleşmesi’ni yırtıp attılar. Kendi imzaladıkları sözleşmeyi kendileri reddettiler. Üstelik uluslararası bir sözleşmeden, Meclis kararı olmadan hukuksuzca çıkmak istediler. Sonra da oturup bizim buna alışmamızı beklediler. Sözleşmeye türlü türlü kılıflar uydurup bu hukuksuz ve vicdansız kararı normalleştirmeye çalıştılar. Biz, buna hiçbir zaman izin vermedik. Emin olun ki bundan sonra da izin vermeyeceğiz. Sandılar ki biz, İstanbul Sözleşmesi’ni savunurken sadece bir sözleşmeyi savunduk. Sandılar ki biz, ‘kadınların can güvenliği’ derken sadece kadınları koruduk. Oysaki biz; kardeşi, eşi dostu birbirine düşürmek isteyen bir çirkinliğe karşı durduk. İnsanlığını kaybetmiş, kadınları düşman gören kirli bir zihniyete karşı durduk. Kadınların hayatından verilen bir tavize karşı durduk. Ve kimse kusura bakmasın, dimdik durmaya da devam edeceğiz.</p>
<p>Bugün geldiğimiz noktada görüyoruz ki iktidarın İstanbul Sözleşmesi’nden çıkarak açtığı yolun sonu, artık kadınların hayatını etkileyecek yeni tartışmalara çıkıyor. 6284 sayılı Ailenin Korunması ve Kadına Karşı Şiddetin Önlenmesine Dair Kanun, bugün birileri tarafından tartışmaya açılıyor. Ancak artık bu durumdan rahatsız olan sadece biz değiliz. Bizzat AK Parti’de siyaset yapan kadınlar da rahatsız. AK Parti’nin Aile Bakanı bile, o koltukta otururken böylesine ucube bir tartışmayı millete açıklayamayacaklarını biliyor. AK Parti’nin grup başkanvekili bile, bu tartışmadan duyduğu rahatsızlığı dile getiriyor. Hatta ‘6284 kırmızı çizgimiz’ dediği için hedef hâline getirildiğini, bunun esas sebebinin de kadın olmasından kaynaklandığını, eğer konuşan bir erkek olsaydı sorun olmayacağını söylüyor.</p>
<p><strong>“SAYIN ÖZLEM ZENGİN DE YAŞADIĞI ÇİRKİNLİKLERİ KADIN OLDUĞU İÇİN YAŞIYOR”</strong></p>
<p>Evet, doğrudur. Tıpkı bu ülkede yaşayan her kadın gibi, tıpkı bu ülkede konuşan her kadın gibi, tıpkı bu ülkede doğruları savunan her kadın gibi Sayın Özlem Zengin de yaşadığı çirkinlikleri kadın olduğu için yaşıyor. İdeolojisi, hayat tarzı ne olursa olsun bu ülkede konuşan kadınlar sevilmiyor. Korkmayan, susmayan, inandıklarını savunan, yılmayan, pes etmeyen ve inatla doğruları konuşmaktan vazgeçmeyen kadınlar mobbinge, linçe, tacize uğruyor. Biz, bu iki yüzlülüğün farkındayız. Sadece kadın olduğumuz için söylediklerimizin birilerini rahatsız ettiğinin farkındayız. Sadece kadın olduğumuz için tepkilerimizi sindiremediklerinin farkındayız. Sadece kadın olduğumuz için dayatmalara razı gelmemiz gerektiğini düşünenler olduğunun da elbette farkındayız. Ama razı olmayacağız, susmayacağız, pes etmeyeceğiz.</p>
<p>İstanbul Sözleşmesi’nden çıkılmasını kabul etmediğimiz gibi, 6284’ün tartışılmasına da izin vermeyeceğiz. Kadınların yaşama hakkının dillere düşmesine, dün olduğu gibi bugün de göz yummayacağız. Kadınların hayatından taviz verilmesine, dün olduğu gibi bugün de razı olmayacağız. Kadınların sırf doğruları söylediği için linç edilmesine, dün olduğu gibi bugün de sessiz kalmayacağız. Kimse kusura bakmasın. Biz, her daim konuşan kadınları savunacağız. Türkiye’de var olmaya çalışan tüm kadınların yanında olacağız. Sesi duyulmayan kadınların sesi olacağız. Şiddet gören, ölümle tehdit edilen, özgürce yaşaması engellenen tüm kadınlarla birlikte mücadele edeceğiz. Kadınların hakkını, hukukunu hiçbir kirli zihniyete kaptırmayacağız. Görüşlerimiz, düşüncelerimiz ne kadar farklı olursa olsun, mesele kadınların davası olduğunda, Özlem Hanım’la da elbette amasız, fakatsız, omuz omuza duracağız. Emin olun ki 14 Mayıs’tan sonra da İstanbul Sözleşmesi’ni imzalayacak ve uygulatacağız. Kadınlarla beraber güçlenen Türkiye’yi herkesle tanıştıracağız. Yaşayan kadınlarla, özgürleşen kadınlarla, konuşan kadınlarla Cumhuriyet’imizin yeni asrında tarih yazacağız.</p>
<p><strong>“AK PARTİ İKTİDARININ EN BÜYÜK BECERİSİ, KİRLİ ZİHNİYETİNİN ÜRETTİĞİ HER TÜRLÜ PİSLİĞİ HALININ ALTINA SÜPÜRME YETENEĞİDİR”</strong></p>
<p>AK Parti iktidarının en büyük becerisi, kirli zihniyetinin ürettiği her türlü pisliği halının altına süpürme yeteneğidir. Yaşadığımız felaketler, krizler ve sorunlarsa işte o halının kalkıp şöyle bir silkelendiği ve ne kadar kir, ne kadar toz varsa etrafa saçıldığı anlardır. Bu halı, daha önce defalarca silkelendi. Orman yangınları ile silkelendi. Döviz krizi ile silkelendi. Depremlerle silkelendi. Sel felaketleriyle silkelendi. Ama 21 yılın kiri artık öyle birikti ki daha fazla yolsuzluk, daha fazla kayırmacılık, daha fazla beceriksizlik, daha fazla ahlaksızlık, halının altına sığmaz oldu. O kadar kabahat işlediler ki artık bu kabahatleri örtecek bir halı bulamıyorlar. O kadar günah işlediler ki Türkiye’deki tüm kanalları satın alsalar bile hiçbiri artık o günahları örtmeye yetmiyor. O kadar suç işlediler ki tüm yargı sistemini vesayet altına alsalar bile vicdanlardaki yaralar artık kapanmıyor.</p>
<p>Hangi konuda büyük büyük konuşuyorlarsa emin olun, en büyük yalanları o konuda söylüyorlar. Hangi konuda hamasi nutuklar atıyorlarsa emin olun, en kirli dümenler orada dönüyor. Hangi konuda gösteriş yapıyorlarsa emin olun, en başarısız işler orada oluyor. Bu iktidarın yalanlarının ortaya saçılmadığı tek bir afet hatırlıyor musunuz? Yangın oluyor, söndüremiyorlar. Deprem oluyor, yetişemiyorlar. Sel oluyor, canlarımızı kurtaramıyorlar. Düşünebiliyor musunuz? İnsanlarımız okyanusta boğulmuyor. 2023 yılında insanlarımız, alt geçitte boğuluyor. Böyle bir rezalet olabilir mi? Çünkü bilime, akla, ahlaka ve kurallara düşmanlar. Çünkü ne iş yapıyorlarsa sahte, ne iş yapıyorlarsa göstermelik, ne iş yapıyorlarsa günü kurtarmak için yapıyorlar. Çünkü bütün projeler, bütün yatırımlar, bütün işler bunların gözünde birer rant ve yolsuzluk fırsatı.</p>
<p><strong>“HER GÜN CANIMIZ DAHA ÇOK YANIYOR, HER GÜN ACIMIZ DAHA DA DERİNLEŞİYOR”</strong></p>
<p>Geçtiğimiz hafta Şanlıurfa ve Adıyaman’da hepimizi derinden üzen sel felaketleri meydana geldi. Buradan bir kez daha selden zarar gören vatandaşlarımıza geçmiş olsun dileklerimi iletiyor, hayatlarını kaybeden vatandaşlarımıza yüce Allah’tan rahmet, ailelerine ve sevdiklerine sabırlar diliyorum. Her gün canımız daha çok yanıyor, her gün acımız daha da derinleşiyor. Ve her gün aynı gerçek, gözlerimizin önüne seriliyor. O gerçek de ülkemizin içinde bulunduğu bu ucube sistemin sadece kerim devlet anlayışımızı değil, devleti yönetenleri de bozduğu gerçeği. Sadece Cumhuriyet’imizi değil, kalpleri de kuruttuğu gerçeği. Sadece kurumlarımızı değil, vicdanları de çürüttüğü gerçeği. Nitekim bu gerçek, neredeyse her gün bir başka iktidar mensubunun ağzından dökülen ibretlik sözlere de yansıyor.</p>
<p>Depremden sonra, yaralarımız hâlâ tazeyken, insanlarımız hâlâ psikolojik olarak yıkılmış durumdayken ve üzerine bir de sel felaketi yaşanmışken bu ülkenin Tarım ve Orman Bakanı çıktı, ‘Sel 15 canımızı aldı, ama toprak da suya kavuştu’ dedi. Ondan feyz almış olsa gerek, Şanlıurfa Belediye Başkanı da çıktı ve dedi ki ‘Sel felaketinde belediye olarak hiçbir sorumluluğumuz yok’. Yahu bu nasıl bir şuursuzluktur? Bu nasıl bir vicdansızlıktır? Bu nasıl bir utanmazlıktır? Yuh olsun, yazıklar olsun. Sayın Erdoğan’ı kılavuz bilenlerin bu çamurda debelenmelerine elbette şaşırmıyoruz. Biliyorsunuz, kendisi de her sıkıştığında ‘kader’ diyerek, ‘şükür’ diyerek kendi beceriksizliğini örtmeye çalışıyor. Afet ve felaketlerde makamının gereğini yapıp sorumluluk almak yerine, sürekli olarak saçma sapan açıklamalara sığınıyor.</p>
<p><strong>“BU MİLLET ARTIK BIKTI, USANDI. ZATEN ŞUNUN ŞURASINDA DA SADECE 53 GÜNÜNÜZ KALDI”</strong></p>
<p>Nitekim bu hafta da yine bunun bir örneğini yaşadık. Hiç utanmadan, zerre sıkılmadan dedi ki ‘Geçmişten bugüne bu işi masaya yatırdığımızda; çadırda bile kalite neydi, bugün çadırda geldiğimiz kalite ne? Bunu bile yeterli görmüyoruz. İnşallah çadırlarda bundan sonra çok daha farklı adımlar atacağız.’ Üstelik bunu, depremin 7’nci gününde bile hâlâ çadır bekleyen aileler varken dedi. Üstelik bunu, bugün bile çadır isteyen insanlarımız varken dedi. Üstelik bunu, kendi dükkanlarına çevirdikleri Kızılay’ın çadır stoklayıp tüccarlığa soyunduğu rezaleti gün gibi ortadayken söyledi. Depremin ilk günlerinde böbürlenerek duyurdukları battaniyede yaptıkları büyük atılımın sonrasında, bu defa da bu arkadaşlarımız, çadır teknolojilerinde imza attıkları önemli hamle sayesinde çadırda kaliteyi artırmışlar. Ancak maalesef, belli ki kalite o kadar artmış ki vatandaş çadır bulamıyor.  Kalite o kadar artmış ki millet inim inim inlerken kendileri, Kızılay üzerinden çadır satıyor. Ama buna da şükür. Çünkü artık iyice kurgusal bir karakter halini alan Bay Kriz, elbette çıkıp, ‘Çadırı biz bulduk. Bizden önce çadır mı vardı’ da diyebilirdi. Ne diyelim? Allah akıl, fikir, izan versin.</p>
<p>Bak Sayın Erdoğan, artık yeter. Daha önce söyledim, bir kez daha söylüyorum. Sirk yönetmiyorsunuz, devlet yönetiyorsunuz, devlet. Bu millet artık bıktı, usandı. Zaten şunun şurasında da sadece 53 gününüz kaldı. 21 yıl boyunca insanlarımızı zaten yeterince yaraladınız. Beceriksizliğinizle bu millete zaten çok şey kaybettirdiniz. Şuursuzluğunuzla zaten sabrımızı taşırdınız. Ve şükürler olsun ki nihayet, 21 yıllık zulümden kurtuluşa sadece 53 gün kaldı. Bari şu son günlerinizde milletimizin acısına biraz saygınız olsun. Yaralarımızı kapatamıyorsanız, bari deşmemek için biraz gayretiniz olsun. Çok da ümitli değilim ama, bari giderayak hoş bir sedanız kalsın. Bu kadar kendinizi zorlamayın. Zorladıkça batırıyorsunuz.</p>
<p>Şunun şurasında 53 gününüz var, sakin olun. Zaten 54’üncü gün gelince, yani 15 Mayıs sabahında, sizin bıraktığınız bu enkazı biz toparlayacağız. Endişelenmeyin, sizin açtığınız yaraları biz saracağız. Sizin kırdığınız kalpleri biz onaracağız. Sizin ayırdığınız insanları biz birleştireceğiz. Üstelik bunu milletimizle birlikte yapacağız. Sinan Ateş’in katillerini biz bulacağız. Emir verenleri de o işi planlayanları da bu dümeni yapanları da biz bulacağız ve cezalandıracağız. Hiç merak etmeyin, 54’üncü günün şafağını milletimizle birlikte selamlayacağız, milletimizle birlikte kazanacağız, milletimizle birlikte tarih yazacağız.”</p>
<p>Akşener, Hataylı depremzede Abdullah Gül’e kürsüde söz verdi. Depremde yaşadıklarını anlatan Gül, şunları söyledi:</p>
<p><strong>“BURAYA HASTANE YAPILACAĞI PROJESİNİ DUYDUĞUMUZ ZAMAN MÜCADELEYE BAŞLADIK”</strong></p>
<p>“Bugün sizlerin karşısına, devlet hastanesinde eşini kaybetmiş eş olarak, 12 yıldır beraber çalıştığı meslektaşlarını kaybetmiş bir kardeş olarak, 70’e yakın vatandaşımızın son nefesini vermesine şahit olmuş bir insan olarak ve 2010 yılından beri bu acılar yaşanmasın diye verdiğimiz mücadelede BASK Hatay İl Temsilcisi olarak karşınıza çıkıyorum. 2010 yılında, iki fay hattının ortasına -dünyadaki vadi etkisindeki tek yer- hastane yapılacağı projesini duyduğumuz zaman mücadeleye başladık.</p>
<p>2010 yılında, ‘Unutmayalım, depremler kapımızda, tedbir almak elimizde. Bu proje fay hattının üzerine geliyor. Bu hastane şifa mı, yoksa felaket mi dağıtacak’ demişiz. Yine aynı dönemde valilik önünde eylem yaptık, ‘Kampüs hastane projesi, ölüm projesi olmasın’ dedik. Yine aynı dönemde, ‘Birinci derece deprem bölgesine hastane yapıyorsunuz, başımıza bir şey gelirse savaşta bile bu kaybı yaşamayız’ demişiz. Yine aynı dönemde, Çevre ve Şehircilik Bakanlığı’yla birlikte Mustafa Kemal Üniversitesi’nden hocalarımız, Antakya merkezde kentsel dönüşümle ilgili bir sempozyum düzenliyorlar. Oradaki hem yetkililer hem profesörler diyor ki ‘Şu andaki hastanemizin yapıldığı yere normalde çivi çakanın aklı yok’ deniyor. Yine de o hastane oraya yapıldı.</p>
<p><strong>“MAALESEF ONLARCA CAN, YATAĞINDA ÖLDÜ”</strong></p>
<p>İskenderun Devlet Hastanesi’nin resmi sitesinde yayınlanan açıklamada, ‘2012 yılında hastanemiz A Bloku, yani ek binası depreme dayanıklılık testi raporu olumsuz gelmiştir.’ Devlet hastanesinin o dönemki başhekiminin sağlık müdürlüğüne yazdığı yazılara rağmen, sağlık müdürümüz bu hastaneleri faaliyette tutmaya devam etti. Depreme dayanıksız olduğu için yeni hastane yapıldığı halde bu hastaneler devam etti. Sonuç, Hatay Eğitim ve Araştırma Hastanesi ek hizmet binasında 72 can, Hatay Eğitim ve Araştırma Hastanesi ana binada onlarca insan yatağında öldü. Ben, o hastanede yoğun bakımda çalışıyorum. Deprem günü nöbetten çıktım. Biz, o hastaları hayatta tutabilmek için 24 saat uykusuz kalıyoruz. Ama maalesef onlarca can, yatağında öldü. Çünkü ‘Yapmayın, etmeyin, felaket getirecek’ dediğimiz hastaneyi yaptıkları için. İskenderun Devlet Hastanesi ek binası; 74 can artık aramızda yok.</p>
<p><strong>“DEPREM GÜNÜ HATAY’DA DEVLET HASTANELERİNİN HİÇBİRİ HİZMET VEREMEDİ”</strong></p>
<p>Daha vahimi, deprem günü Hatay’da devlet hastanelerinin hiçbiri hizmet veremedi. Ana binamız ağır hasarlı, ona bağlı ek binamız yerle bir oldu. İnsanlar, enkazdan çıktı, yolda öldüler, ilk yardım alamadıkları için öldüler. Bunları söylerken müneccim değildik, sadece bilimi izliyorduk. Keşke o dönemde bürokratlarımız, valilerimiz, sağlık müdürlerimiz son dönemde bu kadar bağırılırken, ‘Deprem olacak dikkat edin’ derken… Her yıl yaptıkları AFAD toplantıları var. Çok merak ediyorum; vali, sağlık il müdürüne, ‘Buralarda birileri çıkıp bağırıyor, bölgemizde deprem olacak. Senin hastanelerin ne durumda’ diye sormadı mı? İl sağlık müdürümüz hiç düşünmedi mi?</p>
<p>Sayın valimiz ve sayın il sağlık müdürümüz, enkazda vatandaşlarını bırakarak milletvekili aday adayı oldular, istifa ettiler. Olabilirler, onların yasal hakkı ama bu durumda yapmayın, bizi yalnız bırakıp nereye gidiyorsunuz? Hatay’da hiçbir hastane faaliyet gösteremezken hastanelerin lojistiğini, oranın planını bilen sağlık müdürü, nereye gidiyorsunuz? En iyi bilen sizsiniz, en iyi organize edecek olan sizsiniz, nereye gidiyorsunuz?</p>
<p><strong>“ENKAZIN ALTINDAN BİR SES, ‘ÜSTÜME BASIYORSUN, AZ İLERİ GİT’ DEDİ. İNSANLAR BU ŞEKİLDE CAN VERDİ”</strong></p>
<p>6 Şubat gecesi, Türkiye’nin en karanlık gecesine uyandık. Benim evim, ek bina dediğimiz hastaneye çok yakın. 15 dakika sonra oradaydım. Bir kızım var, bir oğlum var. Hastane yıkılmış, onlara göstermemek için arabayı geriye park ettim. Arka tarafa, servislerin olduğu alana gittim; tamamen moloz yığını. 50 santim parça yok, tamamen moloz yığını. Üstüne çıktım, eşimin ismini haykırıyorum. Enkazın altından bir ses, ‘Üstüme basıyorsun, az ileri git’ dedi. İnsanlar bu şekilde can verdi. İlerideki yarıktan bir ses, ‘Ağabey, ne olursun bizi kurtar, yalvarıyorum bizi kurtar.’</p>
<p><strong>“HASTANE AŞÇISININ KIZI AFAD’DA OKUYORMUŞ. O BİZE ÖNDER OLDU”</strong></p>
<p>Sendika temsilcisi olmam sebebiyle birçok kurum amiriyle iletişime girebildiğim için, o gün sabah 06:40-07:00 civarında hemen hemen herkese hastanenin yıkıldığının bilgisini verdik. Hastane polisi, yıkıldıktan hemen sonra defalarca anons geçti, ‘Hastane yıkıldı, içeride 100’e yakın insan var ve onlarca ses geliyor bizi kurtarın’ diye. Saat 09:00 gibi Yayladağ Belediyesi bir kepçe, iki kamyon göndermiş. Yarım saat sonra bir kepçe, iki kamyon daha geldi. Nereden geldiğini bilmiyorum. Saat 10:00 oldu, gelen yok. İnsanlar, enkazın üstüne çıkmaya çalışıyor. Ben, insanları durduruyorum, ‘Biz bilmiyoruz, bekleyin, devletimiz gelecek, bizi kurtaracak, biz de onlara yardım edelim’ diyorum. Saat 11:00-12:00 gibi mevcut iş makinaları oradan çekildi. ‘Nereye gidiyorsunuz’ dedim, ‘Bizi AFAD çağırıyor, toplanma merkezine gideceğiz, oradan ekiplerle geleceğiz.’ Saat 14:00, gelen olmadı.</p>
<p>Hastane aşçısının kızı AFAD’da okuyormuş. O bize önder oldu. Onun önderliğinde 10-12 kişiyi oradan sağ çıkarttık. ‘Bizi kurtarın’ diyen yarıkta yan yatan arkadaşımızı ertesi gün çıkarttık. İlk sözü ‘Beni sırt üstü yatırın’ oldu ve sırt üstü yattıktan 10 dakika sonra öldü. Çıkan 10 hastaya, enkazdan getirdiğimiz serumları bağladık. Üç gün boyunca kimse gelip o hastaları almadı. İkinci gün öğlen saat 11:00 gibi, artık o kadar çok haykırışlarımız oldu ki en sonunda Ümraniye Belediyesi’nden 10 kişilik bir ekip gönderdiler. Güçlerinin 10 kat üstüyle çalıştılar. İki tane 5 katlı blok yerle bir. 10 kişilik ekip canlarıyla başlarıyla çalışıp bir yaralıyı da onlar kurtardı. İkinci gün öğleden sonra 15:00 gibi, ses gelmiyordu, yine Ümraniye Belediyesi ekibi çalışmaya devam ediyordu. Aradılar, ‘Başka yerden ses geliyor’ dediler, o ekibi de çektiler. Yine biz baş başa kaldık.</p>
<p><strong>“DÖRDÜNCÜ GÜNÜNDEN SONRA ARTIK İSYANLAR ARTTI DA DEVLETİN HASTANESİNE YARDIMLAR GELMEYE BAŞLADI”</strong></p>
<p>Ağabeyim, İstanbul’dan yardıma yetişen yeğenim, Muğla’dan yardıma yetişen kuzenim, Isparta’dan yardıma yetişen kuzenimle eşimin bulunduğu odanın karşısına geçtik. Ellerimizle taşladı temizledik. Bir yandan yağmur yağıyor, bir yandan artçılar oluyor ve kimse yok, sadece vatandaşlar var. Üçüncü gün, açtığımız odanın yarısından ses aldık. Bir umut herkes birilerini aradı. Biz onu yaparken 65 yaşındaki bir teyzemizi burnu kanamadan çıkarttık, ses gelmiyor dedikleri yerden. Eşimin bulunduğu, hemşirelerin olduğu yerden ses aldık. Karabük’ten gönüllü bir ekip geldi, onlar imdadımıza yetişti. Üçüncü gün gece 03:00’te o ses kesildi. 3 gün boyunca o soğukta, eksi dörtleri gördük, o yağmurun altında, o enkazın altında can verdi bu arkadaşımız.</p>
<p>Dördüncü gününden sonra artık isyanlar arttı da devletin hastanesine yardımlar gelmeye başladı. Gelende İstanbul Büyükşehir Belediyesi’nin kurtarma ekibi, Ümraniye Belediye. Biz, o enkazlardaki o canımızı alan tahtaları aldık, parklarda çocuklarımızı ısıttık. Sesimizi her yerde duyurmak istiyoruz. Çünkü biliyoruz ki Türkiye Cumhuriyeti Devleti, bir deprem bölgesi. Biliyoruz ki birçok hastanemiz bizimle aynı kaderi yaşayacak. Sesimizi yükseltelim istiyoruz ki o hastaneler o kaderleri yaşamasınlar. Benim hayallerimi, çocuğumun hayallerini çalanlar, onların hayallerini çalmasınlar. Kızım bu sene tıp fakültesini kazandı, annesiyle hayalimizdi, birlikte aynı yerde çalışacaktık. Bizim hayalimizi çaldılar.</p>
<p><strong>“HASTANEYİ O ŞEKİLDE YAPANLAR, O ŞEKİLDE KABUL EDENLER, BU ŞEKİLDE FAALİYETTE TUTANLAR DA CEZASINI ALSIN”</strong></p>
<p>Bize bu acıyı yaşatanlar, sorumluları kimse; nasıl müteahhitler tutuklanıyorsa o hastaneyi o şekilde yapanlar, o şekilde kabul edenler, bu şekilde faaliyette tutanlar da cezasını alsın. Bununla ilgili suç duyurularında bulunduk. Adalete güvenimiz sonsuz. Eninde sonunda hak yerini bulacak.”</p>
<p><strong>“ANT OLSUN, ŞART OLSUN Kİ BU KADAR BECERİKSİZLİĞİN ASIL HESABINI SİYASİLER VERECEK”</strong></p>
<p>Gül’ün ardından tekrar kürsüye gelen Akşener, “Bu konuşmanın üzerine başka şey söylenmez, çok teşekkür ediyorum. 15 Mayıs gününden itibaren hem bu çarpıklıklar hem bu liyakatsizlikler hem bu hesap vermemezlikler hem bu yolsuzluklar hem bu kayırmacılıklar derhal son bulacak. Ant olsun, şart olsun ki bu kadar beceriksizliğin asıl hesabını siyasiler verecek” diyerek grup toplantısını sonlandırdı.</p>
<p><a href="https://www.haberduyur.com/meral-aksener-ak-parti-iktidarinin-en-buyuk-becerisi-kirli-zihniyetinin-urettigi-her-turlu-pisligi-halinin-altina-supurme-yetenegidir/">Meral Akşener: Ak Parti İktidarının En Büyük Becerisi, Kirli Zihniyetinin Ürettiği Her Türlü Pisliği Halının Altına Süpürme Yeteneğidir</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.haberduyur.com">Flaş Haberler Son Dakika - Güncel Haberler - Haber Duyur</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.haberduyur.com/meral-aksener-ak-parti-iktidarinin-en-buyuk-becerisi-kirli-zihniyetinin-urettigi-her-turlu-pisligi-halinin-altina-supurme-yetenegidir/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Meral Akşener’den Erdoğan’a Yanıt: Milleti Tehdit Ettin, Hangi Yüzle Helallik İstiyorsun?</title>
		<link>https://www.haberduyur.com/meral-aksenerden-erdogana-yanit-milleti-tehdit-ettin-hangi-yuzle-helallik-istiyorsun/</link>
					<comments>https://www.haberduyur.com/meral-aksenerden-erdogana-yanit-milleti-tehdit-ettin-hangi-yuzle-helallik-istiyorsun/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[admin]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 01 Mar 2023 10:34:43 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Gündem]]></category>
		<category><![CDATA[meral akşener]]></category>
		<category><![CDATA[Meral Akşener haber]]></category>
		<category><![CDATA[Meral Akşener Haberler]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.haberduyur.com/?p=18850</guid>

					<description><![CDATA[<p>İYİ Parti Genel Başkanı Meral Akşener Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın ‘helallik’ istemesini eleştirdi. Akşener, “Sen haram içinde sefa sürerken dar günde tek başına bıraktığın milletimizden şimdi çıkıp da helallik alamazsın Sayın Erdoğan. Ama illaki helalleşmek istiyorsan ben sana yolunu söyleyeyim. Siyasetçi, milletiyle televizyon karşısından attığı nutukla helalleşmez. Siyasetçi, milletiyle sandıkta helalleşir. Madem helallik alacaksın; o [&#8230;]</p>
<p><a href="https://www.haberduyur.com/meral-aksenerden-erdogana-yanit-milleti-tehdit-ettin-hangi-yuzle-helallik-istiyorsun/">Meral Akşener’den Erdoğan’a Yanıt: Milleti Tehdit Ettin, Hangi Yüzle Helallik İstiyorsun?</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.haberduyur.com">Flaş Haberler Son Dakika - Güncel Haberler - Haber Duyur</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>İYİ Parti Genel Başkanı Meral Akşener Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın ‘helallik’ istemesini eleştirdi. Akşener, “Sen haram içinde sefa sürerken dar günde tek başına bıraktığın milletimizden şimdi çıkıp da helallik alamazsın Sayın Erdoğan. Ama illaki helalleşmek istiyorsan ben sana yolunu söyleyeyim. Siyasetçi, milletiyle televizyon karşısından attığı nutukla helalleşmez. Siyasetçi, milletiyle sandıkta helalleşir. Madem helallik alacaksın; o zaman önce aziz milletimizin önüne sandığı getireceksin, helalliği de öyle isteyeceksin. Sandığı getireceksin milletimiz sana ne diyecek göreceksin. Öyle televizyonlardan üfürmekle olmaz. Halep oradaysa, arşın burada. Madem helallik alacağına eminsin, o zaman derhal sandığı getireceksin” dedi.</p>
<p>İYİ Parti Genel Başkanı Akşener, bugün TBMM grup toplantısında konuştu. Kahramanmaraş merkezli deprem sonrasında yaşanan gelişmeleri değerlendiren Akşener, özetle şunları söyledi:</p>
<p><strong>“SİNAN ATEŞ’E KIYILMASININ ÜZERİNDEN TAM 61 GÜN GEÇTİ”</strong></p>
<p>“Başkent’in göbeğinde bir evlada, bir babaya, bir eşe, bir kardeşe, Sinan Ateş’e kıyılmasının üzerinden tam 61 gün geçti. Aşağılık bir suikastın faillerinin ellerini kollarını sallayarak gezdiği ve hiç kimsenin bu hainleri bulmak için, kılını bile kıpırdatmadığı tam 61 günü, geride bıraktık. Devleti yönetenlerin mafyalara, simsarlara, uyuşturucu kaçakçılarına bir kez daha boyun eğen acizliğiyle tam 61 gün geçirdik. Geçen bu 61 günde adaletsizlik daha da derinleşti. Hukuksuzluk, daha da belirginleşti. Arsızlık, daha da normalleşti.</p>
<p><strong>“61 GÜN OLDU SAYIN ERDOĞAN DİLE KOLAY TAM 61 GÜN. KUKLALAR TUTUKLANDI, KUKLACILAR SERBEST”</strong></p>
<p>Daha önce de bu kürsüden söylemiştim; ‘14 Mayıs’a kadar her konuşmamda Sayın Erdoğan’a aynı soruyu soracağım’ demiştim. Sinan Ateş’in katillerinin peşini bırakmayacağıma söz vermiştim. Adalet yerini bulana kadar her hafta Sinan Ateş’i hatırlatacağıma söz vermiştim. Bu adaletsizlik karşısında asla susmayacağıma söz vermiştim. Nitekim bugün ben yine bu sözün gereğini yapacağım. Sayın Erdoğan peki ya sen? Haksızlığa boyun eğmeye devam edecek misin? Adaletsizliğe teslim olmaya devam edecek misin? Vicdansızlığa sahip çıkmaya devam edecek misin? 61 gün oldu Sayın Erdoğan dile kolay tam 61 gün. Kuklalar tutuklandı, kuklacılar serbest. Maşalar tutuklandı, maşayı tutanlar serbest. Tetikçiler tutuklandı, azmettirenler serbest. Oysa, yargının görevi herkesin bildiği gerçekleri gizlemek değil, o gerçeklere herkesten önce ulaşıp hakikati ortaya çıkarmaktır.</p>
<p><strong>“SAYIN ERDOĞAN SÖYLESENE YARGININ İŞİNİ YAPMASINA NEDEN ENGEL OLUYORSUN?”</strong></p>
<p>Ancak maalesef katilleri kaçıranlar, telefonla talimat verenler, suçluları koruyup kollayanlar henüz davada şüpheli bile değil. Sinan Ateş’in ailesinin bildiği gerçekler, yakın çevresinin bildiği gerçekler, hepimizin bildiği gerçekler, henüz daha yargının gündeminde bile değil. Yazıklar olsun.</p>
<p>Ülkemizi içine hapsettiğin tek adam sisteminde görevini yapabilen tek bir kurum bile kalmadı. Her kurumun amiri de sensin, memuru da sensin, denetçisi de sensin. Hal böyleyken ben de sana soruyorum, Sayın Erdoğan Söylesene yargının işini yapmasına neden engel oluyorsun? Söylesene kimden, kimlerden korkuyorsun. Söylesene sorumluluktan kaçarak olanlar, örtbas edebileceğini mi sanıyorsun? Eğer öyleyse şimdiden söyleyeyim çok yanılıyorsun. Çünkü biz adalet yerini bulana kadar unutmayacağız, unutturmayacağız. Bu cinayetin asıl sorumluları ortaya çıkana kadar unutmayacağız, unutturmayacağız. Banuçiçek’le, Bengisu’nun, göz yaşları dinene kadar unutmayacağız, unutturmayacağız. And olsun, şart olsun ki Sinan Ateş’i unutmayacağız, unutturmayacağız. Çevrilmek istenen dümenleri kabullenmeyeceğiz. Gerçekler ortaya çıkana kadar bu olayın peşinde olacağız.</p>
<p><strong>“DEPREME KARŞI HAZIRLIK YAPMAYANLAR, MEYDANA GELEN FELAKETTEN SORUMLUDUR”</strong></p>
<p>İktidarın neden olduğu büyük felaketin yüreklerimizde açtığı yara her geçen gün daha da belirginleşiyor. Ailesinden, evinden, işinden, aşından olan vatandaşlarımız; yaşadıklarını anlatmak, seslerini duyurmak için çabalıyor. Biz de bu sesleri duyurmak, yaraları sarmak için tüm zorluklara, tüm acılara rağmen, milletçe, omuz omuza yılmadan çalışıyoruz. Ancak, gerçekleşen her artçı sarsıntıda yaşadığımız büyük felaketi maalesef tekrar tekrar hatırlıyoruz. Ülkemizin bir gerçeği olan deprem riskine karşı ne kadar da hazırlıksız bırakıldığımızı hatırlıyoruz. Türkiye’yi yönetenlerin can güvenliğimizi ne kadar da önemsemediğini hatırlıyoruz. Kendini devlet yerine koyanlara ne kadar da güvenmediğimizi hatırlıyoruz.</p>
<p>Peki, tüm bu güvensizliğe sebep olanlar ne yapıyor? Sorumluluktan kaçmaya devam ediyor. Biz, milletçe hükümetin neden olduğu bu büyük felaketi iliklerimize kadar hissediyoruz. Ama tek bir hükümet yetkilisi, tek bir siyasi, tek bir bürokrat bile bu hissettiklerimizi hissetmiyor. Hâlbuki depreme karşı hazırlık yapmayanlar, meydana gelen felaketten sorumludur. Kurallara, kanunlara, aykırı bina yapanlar, yapılmasına izin verenler, yapılanları imar affıyla affedenler, yandaş müteahhitleri besleyenler meydana gelen felaketten sorumludur. Milletimize, ‘ev’ diye ‘mezar’ yapılmasında payı olan, imzası olan talimatı olan herkes bu büyük felaketten sorumludur.</p>
<p><strong>“BAŞIMIZA UCUBE BİR SİSTEMİ BELA EDİP TÜM BU KEŞMEKEŞİN ESAS MÜSEBBİBİ OLAN BAY KRİZ, BAŞ SORUMLUDUR”</strong></p>
<p>Afet bölgesi adı altında âdeta bir suç mahalliyle karşı karşıya kalmamıza sebep olan herkes sorumludur. Depremden sonra 72 saat boyunca milletimizin yardımına gidemeyenlerin, organize olamayanların, koordinasyonu sağlayamayanların, saray korkusuyla karar alamayanların, onun yerine de sivil toplumla kavgaya tutuşanların, birbirinin söylediğini yalanlayanların, interneti kesip, kapılara polis gönderenlerin tamamı sorumludur. Hele ki sırf, şahsi emellerini gerçekleştirmek için başımıza ucube bir sistemi bela edip tüm bu keşmekeşin esas müsebbibi olan Bay Kriz, baş sorumludur.</p>
<p><strong>“ARTIK ALGORİTMA HALİNE GELDİ. İKTİDARIN BECERİKSİZLİĞİ NEDENİYLE BAŞIMIZA GELEN HER FELAKETTE ÖNCE, SAYIN ERDOĞAN, MİLLETİ TEHDİT ETMEYE, SUÇLAMAYA BAŞLIYOR”</strong></p>
<p>Son 20 yıldır öyle bir zihniyetle mücadele ediyoruz ki, gerçekten ibretlik. Bu zihniyetin sahipleri tüm sorumsuzluklarına rağmen hiç mi hiç utanmıyorlar. Tüm beceriksizliklerine rağmen hiç mi hiç yüzleri kızarmıyor. Tüm hatalarına rağmen aralarından bir kişi bile istifa etmiyor. Oysa, sorumluluk hissedenler ne yapar? İstifa ederler. Hukuk önünde hesap verirler. Yani, görev ve sorumluluklarının gereğini yaparlar. Sorumlu olanlardan beklenen şey budur. Peki Bay Kriz ve arkadaşları ne yapıyor? Her şeyini kaybetmiş vatandaşlarımızın gözünün içine baka baka utanmadan kampanya yapıyorlar. Utanmadan propaganda yapıyorlar. Utanmadan yalan söylüyorlar. Bu artık bir algoritma haline geldi. İktidarın beceriksizliği nedeniyle başımıza gelen her felakette önce, Sayın Erdoğan, televizyona çıkıp milleti tehdit etmeye, suçlamaya başlıyor. Her gün ama her gün durmadan bağırıyor, çağıyor, hakaret ediyor. Doğruları konuşanları bastırmaya gerçekleri susturmaya çalışıyor. Yetmiyor hemen gidip sosyal medyayı kısıtlıyor. Sonrasında ise baktı olmuyor, işler istediği gibi gitmiyor, anketler istediği gibi gelmiyor, tüm algı operasyonlarına rağmen gerçekleri değiştiremiyor bu sefer de yeniden ekranlara çıkıyor ve helallik istiyor.</p>
<p><strong>“DAHA DÜN İNSANLARIMIZA, ‘AHLAKSIZ, NAMUSSUZ, ADİ’ DİYORDUN. BUGÜN, ÇIKMIŞSIN UTANMADAN ONLARDAN HELALLİK İSTİYORSUN”</strong></p>
<p>Ne kendisinin ne bir bakanın ne de tek bir bürokratın sorumluluk almadığı yerde çıkıp bir de utanmadan sorumluluğu vatandaşa yıkıyor. Sayın Erdoğan yeter artık. Depremin üstünden 23 gün geçti. Sen ilk gün, ne dedin? ‘Günü geldiğinde şu anda tuttuğumuz defteri açacağız’ dedin. Yani bu aziz milleti düpedüz tehdit ettin. Şimdi hangi yüzle çıkıp da helallik istiyorsun? Daha dün milletimize, ‘Bunlar kader planında olan şeyler’ diyordun. Bugün çıkmışsın utanmadan onlardan helallik istiyorsun. Daha dün insanlarımıza, ‘ahlaksız, namussuz, adi’ diyordun. Bugün, çıkmışsın utanmadan onlardan helallik istiyorsun. Daha dün, feryat eden depremzedelere, ‘hain’ diyordun. Bugün, çıkmışsın utanmadan onlardan helallik istiyorsun. Hem de Adıyamanlı mazlum ve mahrum kardeşlerimizi üç gün boyunca enkazın altında ölüme terk ettiğin için helallik istiyorsun. Üstelik bunu da sanki önemsiz bir şeymiş gibi sanki randevun varmış da 5 dakika gecikmişsin gibi, sanki borcun varmış da bir iki gün geç ödemişsin gibi söylüyorsun. Ayıptır, günahtır.</p>
<p><strong>“BİR ALLAH’IN KULUNUN BİLE SORUMLULUK ALIP İSTİFA ETMEDİĞİ YERDE HELALLİK İSTEMEK, YÜCE ALLAH’IN, ‘ADİL OLUN’ EMRİNE APAÇIK İSYANDIR”</strong></p>
<p>Bir Cumhurbaşkanının vatandaşlarıyla helalleşmesi ancak makamın gereğini yapmakla olur. Ahlak ve erdemin gereği budur. Bir idarecinin vatandaşlarıyla helalleşmesi istifa ederek, hesap sorarak, sorumluları görevden alarak olur. Bunları yapmayıp üstüne de helallik istemek halkla ilişkiler kampanyasından başka bir şey değildir. Ayrıca cürmün ve haramın helalleşmesi de olmaz. Her gün ekranlarda gördüğümüz enkazlar aynı zamanda bu iktidarın suçlarının enkazıdır. Hükümetin başının cürümlerinin ve haramlarının enkazıdır. Bu ucube sistemin neden olduğu büyük yıkımın enkazıdır. Bir Allah’ın kulunun bile sorumluluk alıp istifa etmediği yerde helallik istemek, Yüce Allah’ın, ‘Adil olun’ emrine apaçık isyandır.</p>
<p><strong>“GİDECEKSİN MARAŞ’IN MERKEZİNDE 15 SAAT BOYUNCA ENKAZ ALTINDAKİ YAVRUSUNUN ELİNİ TUTUP VİNÇ BEKLERKEN RAHMETLİ OLMASINI İZLEMEK ZORUNDA KALAN BABADAN HELALLİK İSTEYECEKSİN”</strong></p>
<p>İllaki helallik almak istiyorsan oturduğun yerden, kürsülerden poz vererek olmaz. Gideceksin; bizzat vatandaşlarımızdan, helallik isteyeceksin. Öyle korunaklı, çadır tiyatrosu mizansenleriyle olmaz. Eğer illaki helallik almak istiyorsan gideceksin Maraş’ın tam merkezinde 15 saat boyunca enkaz altında kalan yavrusunun elini tutup vinç beklerken rahmetli olmasını izlemek zorunda kalan babadan helallik isteyeceksin. Eğer illaki helallik almak istiyorsan gideceksin Adıyaman’ın merkezinde, enkazın içinden, ‘Soruyoruz, AFAD nerede?’ diye, sesli mesaj gönderen mazlumların ailesinden helallik isteyeceksin. Eğer illaki helallik almak istiyorsan gideceksin Malatya’da tarım arazilerini 15 yıl önce imara açıp, bugün mezara çevirenlerin yaptığı binalarda 25 saat boyunca enkaz altındaki analarının sesini duyup ellerinden bir şey gelmeyenlerden helallik isteyeceksin. Eğer illaki helallik almak istiyorsan gideceksin üç gün boyunca kepçe gitmeyen vinç gitmeyen bir taraftan soğuk diğer taraftan da çapsız ve liyakatsiz bir yönetimin berbat organizasyonu yüzünden hayatını kaybedenlerin yakınlarından helallik isteyeceksin. İste de gör bakalım Sayın Erdoğan, helallik alabiliyor musun görelim bakalım.</p>
<p><strong>“MEYDANLARDA SADAKA VERİR GİBİ PARA DAĞITARAK HELALLİK ALAMAZSIN”</strong></p>
<p>Bu kadar cürmün, yanlışın ve haramın olduğu yerde en son kullanılacak kelime helalleşmedir. Meydanlarda sadaka verir gibi para dağıtarak helallik alamazsın. Kameralar karşısında buz gibi havada sırtına mont bile vermediğin çocuklarımızı kendine zırh yaparak helallik alamazsın. Paranın kölesi olan yandaşlarının bekçiliğini yaparak helallik alamazsın. Adıyaman’a senin getiremediğin vinci bulup da getiren ama ‘valin’ izin vermediği için ailesine yetiştiremeyen Nehir’den helallik alamazsın. Enkaz altındaki yakınlarının gün geçtikçe azalan seslerini dinleyenlerden helallik alamazsın. Kimsesiz kalan çocuklardan helallik alamazsın.</p>
<p>Evladını kurtarmak için yüzlerce kiloluk betonları tek başına kaldırmaya çalışanlardan helallik alamazsın. Takdiri çok gördüğün sağlıkçılardan helallik alamazsın. Hayallerini yıktığın gençlerden helallik alamazsın. Çaresizliğe mahkûm ettiğin annelerden helallik alamazsın. Cenazesine kefen arayan babalardan helallik alamazsın. Sevdiklerini battaniyeyle gömenlerden helallik alamazsın. Tuvalet için hijyen malzemesi için çırpınanlardan helallik alamazsın. Günahına girdiğin nice masumdan helallik alamazsın. Dondurucu soğukta bir çadır peşinde günlerce koşanlardan helallik alamazsın. Bir damla huzura, iki dirhem tebessüme muhtaç ettiğin milletimizden helallik alamazsın. Olmaz. Böyle yüzsüzlük, böyle utanmazlık, böyle terbiyesizlik olmaz, olamaz.</p>
<p><strong>“SANDIĞI GETİRECEKSİN MİLLETİMİZ SANA NE DİYECEK GÖRECEKSİN”</strong></p>
<p>Sen haram içinde sefa sürerken dar günde tek başına bıraktığın milletimizden şimdi çıkıp da helallik alamazsın Sayın Erdoğan. Ama illaki helalleşmek istiyorsan ben sana yolunu söyleyeyim. Siyasetçi, milletiyle televizyon karşısından attığı nutukla helalleşmez. Siyasetçi, milletiyle sandıkta helalleşir. Madem helallik alacaksın; o zaman önce aziz milletimizin önüne sandığı getireceksin, helalliği de öyle isteyeceksin. Sandığı getireceksin milletimiz sana ne diyecek göreceksin. Öyle televizyonlardan üfürmekle olmaz. Halep oradaysa, arşın burada. Madem helallik alacağına eminsin, o zaman derhal sandığı getireceksin.</p>
<p><strong>“AHLAK OLMAYAN YERDE HÜKÜMETİN BAŞI DA YÜRÜTMENİN BAŞI DEĞİL, ÇÜRÜTMENİN BAŞI OLUR”</strong></p>
<p>Bir ülkede demokrasinin gelişmesinin önündeki en ciddi sorun ülkeyi yönetenlerin ahlaki olarak çökmeleridir. Çünkü demokrasinin kavramsal temelinde erdem vardır, ahlak vardır. Ahlak olmayan yerde demokrasi gelişmez. Ahlak olmayan yerde yürütme erki çürütme erkine dönüşür. Hükümetin başı da yürütmenin başı değil, çürütmenin başı olur. İşte bugün yaşadıklarımız da tam olarak budur. Demokrasimizin önündeki en büyük pranga haline gelen Partili Cumhurbaşkanlığı Sistemi ile birlikte ülkemizin yaşadığı en temel sorunlardan biri ahlak sorunudur.</p>
<p><strong>“ÇÜRÜK BİNALAR YAPILMASINA İZİN VERMEK SADECE BİR YÖNETİM SORUNU DEĞİL AYNI ZAMANDA BİR AHLAK SORUNUDUR”</strong></p>
<p>Mesela; üç kuruş fazla para kazanmak için çürük binalar yapılmasına izin vermek sadece bir yönetim sorunu değil aynı zamanda bir ahlak sorunudur. Mesela; Deprem riski apaçık ortadayken rant sevdasına bu riski görmezden gelmek sadece bir cehalet sorunu değil, aynı zamanda bir ahlak sorunudur. Mesela; Vatandaş, çürük çarık binalarda otururken, İskenderun Devlet Hastanesi’nin yıkım kararı 10 yıl önce verilmişken yenilerini inşa etmeyip, onun yerine kendine saraylar, konaklar yapmak, arabalar, uçaklar almak sadece bir israf sorunu değil aynı zamanda bir ahlak sorunudur. Mesela; Yardım için seferber olan belediyelerimize, ‘Siz kimsiniz?’ demek sadece bir kibir sorunu değil aynı zamanda bir ahlak sorunudur.</p>
<p><strong>“TÜRK KIZILAY’I TÜMÜYLE YOZLAŞMIŞ, ÇÜRÜMÜŞ BİR YER HÂLİNE GELMİŞ. MEMLEKETİN YARASINI SARACAĞINA ÇADIR TÜCCARI OLMUŞ”</strong></p>
<p>Mesela; Binlerce depremzede kardeşimiz soğukta beklerken kendi vatandaşına çadır satmak sadece bir organizasyon sorunu değildir. Bu, düpedüz bir ahlak sorunudur. 155 yıllık Hilal-i Ahmer, yani Kızılay’ımızda yaşananlara bakın. Hilal’e adanmış tüm hayatların anısına çalışan Türk Kızılay’ı bunların elinde zaten, bir ‘naylon bağış’ kurumuna dönüşmüştü. Belli ki bu da yetmemiş olacak gelinen noktada tam anlamıyla paravan bir şirket olmuş. Ecdat yadigarı, kötü gün dostu, iyiliklerin sembolü Türk Kızılay’ı tümüyle yozlaşmış, çürümüş bir yer hâline gelmiş. Memleketin yarasını saracağına çadır tüccarı olmuş. Düşünebiliyor musunuz? Deprem olmuş insanlarımız 20 gündür çadır bekliyor. Kızılay ise deposunda çadır stoklayıp satıyor. Böyle bir kepazelik olabilir mi?</p>
<p><strong>“KIZILAY’IN DEPOSUNU DA BASIP ÇADIRLARA EL KOYACAK MISINIZ? STOKÇU DİYE KIZILAY BAŞKANI’NI DA ‘ALDIRACAK’ MISINIZ?”</strong></p>
<p>‘Gıda stoklanıyor’ diye memleketi birbirine kattınız. ‘Soğan stokluyorlar’ diye depoları bastınız. ‘Patates stokluyorlar’ diyerek milleti suçladınız, ‘terörist’ ilan ettiniz. Peki şimdi çadır stoklayan Kızılay’a ne diyeceksiniz? Kızılay’ın deposunu da basıp çadırlara el koyacak mısınız? Stokçu diye Kızılay Başkanı’nı da ‘aldıracak’ mısınız? Biz Kızılay’ı her felakette ısıtan battaniye diye biliriz. Biz Kızılay’ı aç karınları doyuran ana şefkati diye biliriz.</p>
<p><strong>‘AK-KIZILAY’ DEDİ</strong></p>
<p>Biz Kızılay’ı vatana duyulan sevginin kalbi, yaralılara uzanan yardım eli diye biliriz. Biz Kızılay’ı kötü gün dostu biliriz. Peki ‘Ak-Kızılay’ ne yaptı? Milletimizin topyekûn darda olduğu bir günde milletimizin soğuktan donduğu bir günde tüm Türkiye’nin seferber olduğu bir günde alın teri ile emanet edilen milletin helal yardımlarını ticari bir şirket gibi utanmadan satışa çıkarttı.</p>
<p>Yabancı ülkeler hiçbir karşılık beklemeden arama kurtarma ekipleri gönderdiler. Düşman diye kötülenenler, seferber olup yardıma koştular. ‘El oğlu’ dediklerimiz milyarlarca lira yardım parası topladılar. Ama bu ülkenin Kızılay’ı utanmadan kendi vatandaşına çadır sattı. 85 milyon tek yürek oldu ama bu ülkenin Kızılay’ı kendi vatandaşına çadır sattı. İnsanlarımız geceleri eksi 18’lere varan soğukla mücadele ederken Türkiye’nin her köşesinde milletimizin uykuları kaçtı. Ama bu ülkenin Kızılay’ı kendi vatandaşına çadır sattı. Herkesin aklı da, fikri de deprem bölgesindeydi. Ama sivil toplum kuruluşları yardım yaptığı için sorgulandı. İnsanlarımız, devletin kurumlarına güvenmiyor diye suçlandı. Ve bu ülkenin Kızılay’ı da kendi vatandaşına çadır sattı.</p>
<p><strong>“SAYIN ERDOĞAN’IN DÜNYASINDA BU ÜLKENİN SATILIK OLMAYAN HİÇBİR DEĞERİ OLMADIĞINI ÇOK İYİ BİLİYORUZ”</strong></p>
<p>Bu ahlaksızlığa, bu alçaklığa, bu rezalete şaşıranlar olduğunun farkındayız. Ama biz hiç şaşırmadık. Neden şaşıralım? Geçtiğimiz sene kendi yargısının bağımsızlığını ihlal edip, Kaşıkçı Davası’nı Suudi Arabistan’a satan yine bu hükumet değil miydi? Memleketi sığınmacı hendeğine çevirip Avrupa rahatsız olmasın diye milletimizin huzur ve refahını satılığa çıkaran yine bu hükumet değil miydi? Türkiye Cumhuriyeti vatandaşlığını ev karşılığında yabancılara satan yine bu hükumet değil miydi? Çukurova’nın tertemiz toprağını, İngiltere’den gelen çöpleri gömmek için satan yine bu hükumet değil miydi? İşte o nedenle biz, Kızılay’ın bu ülke insanı için ürettiği çadırları depremzede vatandaşına satmasına hiç mi hiç şaşırmıyoruz. Çünkü Sayın Erdoğan’ın dünyasında bu ülkenin satılık olmayan hiçbir değeri olmadığını çok iyi biliyoruz.</p>
<p>Nitekim bir de çıkıp, ‘Büyütülecek bir hadise değil. Günün sonunda vatandaşımıza hizmete gitmiş’ diye utanmadan açıklama yaptılar. Vatandaşa kim hizmet etmiş? Yine vatandaşın kendisi. Para kimin parası? Milletin parası, işsizlikten kıvranan gençlerimizin parası, mutfağı alev almış annelerin parası, geçinemeyen emeklinin parası, tarlasını süremeyen çiftçinin parası, hayatta kalma mücadelesi veren esnafın, memurun, asgari ücretlinin parası… Madem hizmet milletin, para milletin o hâlde sizin ne göreviniz var? O hâlde sizin ne işiniz var? O hâlde size ne gerek var? Madem millet başının çaresine bakmak zorunda en azından gölge etmeyin. Madem hiçbir işe yaramıyorsunuz o zaman bir zahmet istifa edin. Madem ülke yönetmekten acizsiniz bari milletin asabını daha fazla bozmayın. Al bayrağımız gibi kıymetli bildiğimiz Kızılay’ın sancağını daha fazla kirletmeyin. Her dönem gururumuz olan Kızılay’ı daha fazla lekelemeyin. Ahlaksız, şuursuz ve arsız yönetim anlayışınızla el attığınız her kurumumuzu delik deşik ettiniz. Bari Türk milletinin, ‘Vicdan Kalesi’ Kızılay’ın surlarında gedik açmayın.</p>
<p><strong>“DEVLETİMİZİN EN ÖNEMLİ KURUMLARININ AK PARTİ’NİN ARKA BAHÇESİ OLDUĞUNA ŞAHİT OLDUK”</strong></p>
<p>Devletimizin en önemli kurumlarının Ak Parti’nin arka bahçesi olduğuna şahit olduk. Hükümetin başının ve liyakatsiz ekibinin Türkiye’yi yönetemediğini tüm çıplaklığıyla izledik. 21 yıllık iktidarın getirdiği bu yozlaşma artık hepimizi boğuyor. Kurumlarımızın içini boşaltarak nefsini doyurmaya çalışanların bu açlığı artık hepimizi kemiriyor. Hâlden anlamayan, empati kuramayan hamasetten başka hiçbir şey yapmayan bu bezirgan saltanatı artık hepimizi etkiliyor. Kerim devlet anlayışımızdan bir türlü nasiplenemeyenlerin neden olduğu devasa yıkımın sonuçları artık her alanda karşımıza çıkıyor. Ancak her şeye rağmen biz İYİ Parti olarak, Ak Parti iktidarının neden olduğu bu enkazı milletimizle birlikte kaldırmamız gerektiğinin farkındayız.</p>
<p>Sadece sorunları konuşup kısır tartışmalarla vakit geçirerek hiçbir şeyi değiştiremeyeceğimizin de farkındayız. Bu yüzden biz yangından mal kaçırmak için değil, yangını söndürmek için buradayız. Nitekim tam da bu nedenle depremin olduğu ilk günden itibaren sahada vatandaşlarımızla birlikteydik. Afet Koordinasyon Merkezi’mizin çatısı altında arama kurtarma ekipleri kurduk, enkazdan insanlarımızı çıkarttık. Bölgedeki ihtiyaçları tespit ettik, yardımlarımızı yönlendirdik. Vatandaşlarımızla birlikte oluşturduğumuz yardım tırlarını depremzede kardeşlerimize ulaştırdık. Sahra hastaneleri kurduk. Aşevleri kurduk. Seyyar tuvaletler, çadırlar götürdük. Açıkta kalan insanlarımızı bölgeden tahliye ettik, konaklama sağladık. Hâlâ birçok arkadaşımız deprem bölgesinde çalışmaya devam ediyor. Hâlâ ihtiyaçlar tespit ve temin ediliyor. Gençlik teşkilatlarımız pedagogların tavsiyeleri üzerine depremzede çocuklarımız için motivasyon etkinlikleri düzenliyor. Üstelik amacımız sadece şu anki yarayı kapatmak değil. İleride yeni yaraların açılmasını önlemek için de durmadan çalışıyoruz.</p>
<p><strong>“MİLLETİMİZİ YİNE VE YENİDEN SORUN YUMAKLARIYLA BİR BAŞINA BIRAKTILAR”</strong></p>
<p>Bu depremin ülkemizin demografik yapısını değiştirmemesi için ne yapılması gerektiğini söylüyoruz. Üniversitelerin kapatılmamasını, eğitime ara verilmemesini, depremzede vatandaşlarımızın barınmasını sağlamak için KYK yurtlarını kapatmadan, başka çözüm yollarının da mümkün olduğunu anlatıyoruz. Nitekim geçtiğimiz hafta da bu kürsüden tüm gözlemlerimizin, tüm çalışmalarımızın sonucunda hazırladığımız, Acil Eylem Planımızdan ve İnsani Sanayi Bölgeleri projemizden bahsettim. Tarımdan sağlığa, sanayiden istihdama, eğitimden kurumsal kapasitenin güçlendirilmesine, sığınmacılardan barınma sorununa kadar hayati önem taşıyan birçok alanda kısa, orta ve uzun vadede ne yapılması gerektiğini ortaya koyduğumuz anlattım. Ne var ki geçen 1 haftalık zaman diliminde iktidar partisinden hiç kimse bu çözüm önerilerini merak etmedi. Hatta, Meclis’e sunduğumuz teklifi el birliğiyle reddettiler. Kendilerine ait somut bir eylem planını ise uygulamaya koymadılar. Onun yerine her zamanki gibi öfke saçtılar, nefret saçtılar, nifak soktular. Yani milletimizi yine ve yeniden sorun yumaklarıyla bir başına bıraktılar.</p>
<p>Tüm süreç boyunca enkazı kaldırmak için çırpınan milletimiz karşısında attığı her adımda yeni enkazlar bırakan liyakatsiz bir hükümet buldu. Başımıza bela edilen bu ucube sistemin neden olduğu bir yönetim krizinin tam ortasında kalan insanlarımız umutsuzluğa düştü, çaresizliğe kapıldı kendini yapayalnız hissetti. Ancak her şeye rağmen vazgeçmedi. Birbirine el uzatmaktan vazgeçmedi. Bölmek, ayırmak, ayrıştırmak isteyenlere inat omuz omuza verdi kötülüğe karşı, iyilikte birleşti. Millet olmak ne demek cümle aleme gösterdi. Bu yüzden hiç kimse merak etmesin bu zorluğu da hep birlikte atlatacağız. Yaralarımızı hep birlikte saracağız. Milletçe el ele verecek ve mutlaka iyileşeceğiz. Zengin, mutlu ve güçlü bir Türkiye’ye mutlaka ulaşacağız.</p>
<p><strong>“BUGÜN, ATEŞTEN BİR İMTİHANLA KARŞI KARŞIYAYIZ”</strong></p>
<p>Bugün, bir yol ayrımındayız. Bugün, ateşten bir imtihanla karşı karşıyayız. Bugün, bir seçim yapmak zorundayız. Ya millet yolunda başımız dik yürüyeceğiz ya da milletin geleceğini kumar masalarında harcayanlara müsaade edeceğiz. Ya ateşten bir gömleği eğnimize giyip bu imtihandan geçeceğiz ya da yüreksizce kül olup gideceğiz. Ya Cumhuriyetin yeni asrında ışıl ışıl yeni bir tarih yazacağız ya da dayatmalara boyun eğip Türkiye’ye biçilen trajediyi en ön sıradan izleyeceğiz. Ya beyaz zambaklara can suyu vereceğiz ya da önümüze konan gazap üzümlerine razı olacağız. Bu vesileyle buradan önümüzdeki bu ateşten imtihanı parti içi mesele ya da yazıhane muhabbeti olarak görenlere seslenmek istiyorum.</p>
<p>Bunu herkes üzerine alsın ve çok iyi düşünsün ve kimse unutmasın; bazen gerçek komutan olmak için apoletlerden vazgeçmek gerekir. Sahici bir mücadele için önce kendinle barışmak gerekir. Küçük hesapları bırakıp büyük resmi gerçek tehlikeyi görmek gerekir. Bizim seçimimiz dün de belliydi bugün de belli. Bizim yolumuz dün de aynıydı bugün de aynı. Karşımıza kim dikilirse dikilsin önümüze ne çıkarsa çıksın bizim itirazımız bizim mücadelemiz dün de aynıydı bugün de aynı ve şanlı yumruğumuz dün de havadaydı bugün de evvel Allah havada. Çünkü Kızılay çadır tüccarı haline gelmiş, yürütmenin başı çürütmenin başı olmuşsa Merkez Bankası, kendi ülkesinin hazinesine para bağışlıyor, televizyonlardan gerine gerine yardım yapanlar daha 1 gün geçmeden faiziyle teşvik alıyorsa, 21 yılını beton dökerek geçirenler beton altında bırakılan koca bir ülkeye yeni betonlar vadedebiliyorsa evladını yitirmiş insanlarımızın haklı serzenişleri sarayın riyakar duvarlarını aşamıyorsa hiçbir yapılanın hesabı verilmiyor, hesap sorandan hesap soruluyor. İktidar soru soranları kendi sorgu odalarına alıyorsa, ‘Devlet nerede?’ diyen vatandaşın önüne soba geleceğine kafasına sopa geliyorsa artık başka bir şey söylemek lazımdır. Artık bir seçim yapmak lazımdır. Artık kişisel hesapları bırakıp millet için memleket için gerekeni yapma zamanıdır.</p>
<p><strong>“KİŞİLERİN KAPRİSLERİ DEĞİL, MİLLETİN İRADESİ TECELLİ EDECEKTİR”</strong></p>
<p>Çünkü tüm bu olan bitenler; 21 yıllık bir gafletler zincirinin, bileşkesinden doğan beceriksizliği ve akılsızlığı artık aşmış vicdanla ve insanlıkla ilişkisini artık tamamen kesmiş organize bir kötülükle, itinayla yoğrulmuş devasa bir ihanet şebekesiyle karşı karşıya olduğumuzu tüm çıplaklığıyla anlatmaktadır. Türkiye Cumhuriyeti Devleti’ni 21 yıldır yöneten hükümet tüm kurum ve kuruluşları yıkmış, amacından saptırmış ve onları kendi şeytani emelleriyle bozarak yok etmiştir.</p>
<p><strong>“YİYENİ ŞEYTANLAŞTIRAN ZEHİRLİ BİR MEYVE AĞACI” BENZETMESİ</strong></p>
<p>İktidar organları artık bu ihanet şebekesinin elinde terse çalışan bir saat, yanlış yönü gösteren bir pusula, yiyeni şeytanlaştıran zehirli bir meyve ağacıdır. Ve bugün 100 yıl sonra bir defa daha vatanın bütünlüğü, milletin selameti ve istiklâli tehlikededir. Saray hükümeti üzerine aldığı sorumluluğu yerine getiremez haldedir. Hükümetin başı, gaflet ve dalalet içinde aldığı her kararla memleketi uçuruma sürüklemektedir. Ve aynı 100 yıl önce olduğu gibi bugün de milletin istiklâlini yine milletin azim ve kararı kurtaracaktır. O karar da 3-5 kişiyle değil, milletçe verilecek ve uygulanacaktır. Kişilerin kaprisleri değil, milletin iradesi tecelli edecektir. Onun bunun değil, milletin dediği olacaktır. Ve kimsenin endişesi olmasın kazanan mutlaka Türkiye olacaktır.”</p>
<p><a href="https://www.haberduyur.com/meral-aksenerden-erdogana-yanit-milleti-tehdit-ettin-hangi-yuzle-helallik-istiyorsun/">Meral Akşener’den Erdoğan’a Yanıt: Milleti Tehdit Ettin, Hangi Yüzle Helallik İstiyorsun?</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.haberduyur.com">Flaş Haberler Son Dakika - Güncel Haberler - Haber Duyur</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.haberduyur.com/meral-aksenerden-erdogana-yanit-milleti-tehdit-ettin-hangi-yuzle-helallik-istiyorsun/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
