<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>anket için arama yaptınız - Flaş Haberler Son Dakika - Güncel Haberler - Haber Duyur</title>
	<atom:link href="https://www.haberduyur.com/search/anket/feed/rss2/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://www.haberduyur.com/</link>
	<description>Flaş Haberler Son Dakika, Güncel Haberler, Gündem Haberler, İstanbul Haberleri, Ankara Haberleri, Tarafsız Ve Bağımsız İnternet Haber Sitesi - HaberDuyur.com</description>
	<lastBuildDate>Fri, 26 Sep 2025 17:36:18 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=6.9</generator>

<image>
	<url>https://www.haberduyur.com/wp-content/uploads/2024/03/cropped-haber-duyur-32x32.png</url>
	<title>anket için arama yaptınız - Flaş Haberler Son Dakika - Güncel Haberler - Haber Duyur</title>
	<link>https://www.haberduyur.com/</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>Ekonomistler yanıtladı: Dolar çok yakında&#8230;..?</title>
		<link>https://www.haberduyur.com/ekonomistler-yanitladi-dolar-cok-yakinda/</link>
					<comments>https://www.haberduyur.com/ekonomistler-yanitladi-dolar-cok-yakinda/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[admin]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 26 Sep 2025 17:33:42 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Ekonomi]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.haberduyur.com/?p=56598</guid>

					<description><![CDATA[<p>Ekonomistlerin enflasyon ve dolar tahminlerinin yer aldığı anketin sonuçları yayımladı. Doların 44 TL olacağı tarihi tahmin eden ekonomistler, önümüzdeki yıl için de öngörülerini açıkladı. ForInvest Haber tarafından 22 ekonomist ile gerçekleştirilen anketin sonuçları belli oldu. Çalışmaya göre, eylülde TÜFE aylık artış medyan tahmini yüzde 2,50, ortalama tahmin ise yüzde 2,48 oldu. 2025 ve 2026 yıl sonu [&#8230;]</p>
<p><a href="https://www.haberduyur.com/ekonomistler-yanitladi-dolar-cok-yakinda/">Ekonomistler yanıtladı: Dolar çok yakında&#8230;..?</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.haberduyur.com">Flaş Haberler Son Dakika - Güncel Haberler - Haber Duyur</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<div class="content-description">Ekonomistlerin enflasyon ve dolar tahminlerinin yer aldığı anketin sonuçları yayımladı. Doların 44 TL olacağı tarihi tahmin eden ekonomistler, önümüzdeki yıl için de öngörülerini açıkladı.</div>
<p><strong>ForInvest Haber</strong> tarafından 22 ekonomist ile gerçekleştirilen anketin sonuçları belli oldu. Çalışmaya göre, eylülde TÜFE aylık artış medyan tahmini yüzde 2,50, ortalama tahmin ise yüzde 2,48 oldu. 2025 ve 2026 yıl sonu için enflasyon beklentileri yükselirken, dolar/TL öngörülerinde ise farklılık yaşandı.</p>
<h3><strong>EYLÜL AYI ENFLASYON TAHMİNLERİ</strong></h3>
<p>Ekonomistlerin eylül ayı TÜFE medyan tahmini yüzde 2,50, ortalama tahmini ise yüzde 2,48 artış yönünde oluştu. Aylık bazda en düşük tahmin yüzde 2,10, en yüksek tahmin ise yüzde 2,84 seviyesinde kaydedildi.</p>
<p>Yıllık TÜFE için medyan beklenti yüzde 32,38, ortalama ise yüzde 32,32 oldu. Tahmin aralığı ise yüzde 31,91 ile yüzde 32,78 arasında gerçekleşti.</p>
<p>Enerji, gıda, alkolsüz içecekler, alkollü içkiler, tütün ürünleri ve altın hariç tutulan TÜFE C Endeksi için beklentiler, aylık yüzde 2,79 ve yıllık yüzde 32,05 seviyesinde oluştu.</p>
<p>Geçen ay açıklanan ağustos TÜFE verisi, beklenti yüzde 1,80 olmasına rağmen yüzde 2,06 çıkmış ve yıllık enflasyon yüzde 33,52’ye yükselmişti.</p>
<h3><strong>2025 VE 2026 ENFLASYON BEKLENTİLERİ YÜKSELDİ</strong></h3>
<p>Ekonomistler, 2025 yılı sonunda <strong>enflasyonun yüzde 30,00</strong> seviyesinde gerçekleşeceğini öngördü. Bu tahmin geçen ayki anket döneminde yüzde 29,90 idi. Yıl sonu en yüksek beklenti yüzde 31,52, en düşük ise yüzde 29,20 oldu.</p>
<p>12 ay sonrası için medyan TÜFE tahmini yüzde 23,10 artış yönünde gerçekleşti.</p>
<p>2026 yıl sonu enflasyon tahminleri ise yüzde 21,80 seviyesinde oluştu. Beklentiler yüzde 19,10 ile yüzde 25,00 aralığında yer aldı. Bir önceki ankette 2026 sonu tahmini yüzde 21,70 idi.</p>
<p>C Endeksi için 2025 yıl sonu tahmini yüzde 30,00 olarak açıklandı. Geçen ay ise bu beklenti yüzde 29,50 idi.</p>
<h3><strong>DOLAR/TL BEKLENTİLERİ</strong></h3>
<p>Döviz tarafında ise 14 analistin 2025 sonu için yaptığı <strong>dolar</strong> kuru beklentisi <strong>44 TL seviyesinde</strong> sabit kaldı.</p>
<p><strong>12 ay sonrası</strong> için öngörülen <strong>dolar/TL 49,00</strong> olarak belirlendi. Ancak 2026 yıl sonu için yapılan tahmin bir önceki 51,50 seviyesinden 51,8250’ye yükseldi.</p>
<h2><strong>ENFLASYON VERİLERİ AÇIKLANACAK TARİH</strong></h2>
<p>Eylül ayına ilişkin enflasyon rakamları, Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) tarafından 3 Ekim Cuma günü saat 10:00’da kamuoyuyla paylaşılacak.</p>
<p><span class="c">Kaynak:</span><span class="t">Halk TV </span></p>
<p><a href="https://www.haberduyur.com/ekonomistler-yanitladi-dolar-cok-yakinda/">Ekonomistler yanıtladı: Dolar çok yakında&#8230;..?</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.haberduyur.com">Flaş Haberler Son Dakika - Güncel Haberler - Haber Duyur</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.haberduyur.com/ekonomistler-yanitladi-dolar-cok-yakinda/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Özgür Özel: Bu ülkeye huzur vadediyoruz.</title>
		<link>https://www.haberduyur.com/ozgur-ozel-bu-ulkeye-huzur-vadediyoruz/</link>
					<comments>https://www.haberduyur.com/ozgur-ozel-bu-ulkeye-huzur-vadediyoruz/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[admin]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 08 Sep 2025 15:53:09 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Gündem]]></category>
		<category><![CDATA[Örgüt Temsilcileri Meclisi Toplantısı]]></category>
		<category><![CDATA[Özgür Özel]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.haberduyur.com/?p=56497</guid>

					<description><![CDATA[<p>Cumhuriyet Halk Partisi Genel Başkanı Özgür Özel, partisinin ‘Örgüt Temsilcileri Meclisi Toplantısı’na katıldı. Cumhuriyet Halk Partisi Lideri Özel, burada yaptığı konuşmada, “Sayın Genel Başkanlarım, çok teşekkür ediyorum. Sayın Genel Başkanlarımın şahsında, 81 ilde, 973 ilçede baba ocağının bacasını tüttürenleri, kapısını açık tutanları, ‘Birazdan gelirler’ deyip erkenden çayını demleyenleri, bugün İstanbul İl Başkanlığında iktidarın araçsallaştırdığı bir yargı [&#8230;]</p>
<p><a href="https://www.haberduyur.com/ozgur-ozel-bu-ulkeye-huzur-vadediyoruz/">Özgür Özel: Bu ülkeye huzur vadediyoruz.</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.haberduyur.com">Flaş Haberler Son Dakika - Güncel Haberler - Haber Duyur</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Cumhuriyet Halk Partisi Genel Başkanı Özgür Özel, partisinin ‘Örgüt Temsilcileri Meclisi Toplantısı’na katıldı. Cumhuriyet Halk Partisi Lideri Özel, burada yaptığı konuşmada, “Sayın Genel Başkanlarım, çok teşekkür ediyorum. Sayın Genel Başkanlarımın şahsında, 81 ilde, 973 ilçede baba ocağının bacasını tüttürenleri, kapısını açık tutanları, ‘Birazdan gelirler’ deyip erkenden çayını demleyenleri, bugün İstanbul İl Başkanlığında iktidarın araçsallaştırdığı bir yargı eliyle partimize yapılan müdahaleye, İçişleri Bakanlığı’nın iki evladı da bugün şehit olup içimize kor gibi ateş düşen polisimizi, Türkiye’nin kurucu partisinin, Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün partisinin karşısına dikenlere karşı bugün dimdik ayakta duranlara, bu meydanlarda, bu salonlarda, çağırıldığı her yerde Cumhuriyet’e, kurucusuna ve kurucusunun kurduğu baba ocağımıza, Cumhuriyet Halk Partisi’ne sahip çıkanlara selam olsun. Hepiniz hoş geldiniz” dedi. Genel Başkan Özgür Özel, şunları söyledi:</p>
<h3>‘102 YILLIK ULU ÇINAR, BABA OCAĞI…’</h3>
<p>“Bugün 102 yıllık ulu bir çınarın gölgesinde, baba ocağımızın çatısı altında sizlerle bir arada olmanın mutluluğunu yaşıyorum. Partimizin kuruluş haftasına özel olarak hazırladığımız programın en önemli, en önemsediğimiz aşamalarından, toplantılarından birindeyiz. Biraz önce tüm gölge bakanlarımız, Genel Başkan Yardımcılarımızla birlikte Parti Meclisi üyelerimizle birlikte bu çalışmalara en önemli katkıyı sunan, emek veren, ailesinden, yakınlarından alıp bu çalışmaya emek veren herkes adına bu sunuşu yapan sayın Genel Sekreterimize ve onunla birlikte çalışan güçlü, kararlı ekibimize yürekten teşekkür ediyorum. Geçen yıl bugünlerde ‘İkinci Yüzyıl Değişim Kurultayı’mızı yapmıştık. O kurultayda geniş bir katılımla 81 il başkanımızın imzasıyla sahip çıkmasıyla ve tam bir mutabakatla tüzüğümüzü değiştirdik. O değişen tüzüğümüzdeki madde gereğinde, ‘4-9 Eylül Kuruluş Haftamız’ oldu ve bu sene ilk kez resmi olarak bu haftamızı kutluyoruz. Kuruluş haftamızda 1919 Sivas Kongresinin yıl dönümü, 4 Eylül gününden hem düşmanın denize döküldüğü, Anadolu’nun işgalden kurtuluşunun simgeleştiği, hem partimizin İçişleri Bakanlığı’na verilen dilekçeyle kurulduğu, darbeden sonra kapanan partimizin bir kez daha kurulduğu, 9 Eylül’ün yıldönümünde bu hafta birlikteyiz, yarın da hep beraber haftamızın son gününü, kurucumuz Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün huzuruna hep birlikte çıkarak kutlayacağız ve kuruluş haftamızı tamamlayacağız.”</p>
<h3>“ÖRGÜTÜ YÖNETİMLE, DİĞER PAYDAŞLARLA BULUŞTURACAK”</h3>
<p>“Geçmişte örgütle Genel Merkezimizi buluşturan, daha sonra kalkması eleştiri konusu olan küçük kurultaylarımız vardı. Bu konudaki eksiklik, örgütümüz tarafından sıkça ve ısrarla dile getirildi. Geçen yıl yaptığımız tüzük değişikliğinde, geçmişteki küçük kurultayımızın yerine gelebilecek, son derece dinamik, günü karşılayan, örgütü yansıtan, örgütü yönetimle diğer paydaşlarla buluşturan Örgüt Temsilcileri Meclisini tarif etmiştik. Şimdi Örgüt Temsilcileri Meclisimizin ilk toplantısındayız. Kimlerden oluşuyor? 81 il başkanımız buradalar. Kadın ve Gençlik Kolları Genel Başkanlarımız buradalar. Parti Meclisimiz, Yüksek Disiplin Kurulu üyelerimiz, Büyükşehir ve İl Belediye Başkanlarımız, önceki genel başkanlarımız ve örgütümüzün nüfusuna, aldığı oya oranla belirlenen sayılarda katılımcısıyla bu salonda, İstanbul İl Başkanlığımızda hep birlikte geçmişteki üretkenliğiyle ve doğru zamanlarda, doğru müdahaleleriyle önemli işlevler tutmuş küçük kurultayımızın yerine ikame ettiğimiz, Örgüt Temsilcileri Meclisi toplantısının ilkine hoş geldiniz. Hepinizi bir kez daha saygı ile selamlıyorum.”</p>
<h3>“GENÇLİK KOLLARIMIZIN MİHMANDARLIĞINDA GEZİLDİ”</h3>
<p>“Biraz önce ifade etmeye çalıştığım gibi kuruluş haftamız, 4 Eylül’de ilk kurultayımız olan Sivas Kongresi’nin 106’ncı yılında 81 il örgütümüzün eş zamanlı açıklamasıyla başladı. O açıklamaları illerinde yapan 80 il başkanımız burada. İl Başkanımız Özgür Çelik de İstanbul’da toplantının açılışına katıldılar. Şimdi görevlerini yapmak, baba ocağımıza sahip çıkmak üzere yine İl Başkanlığında görevlerinin başındalar. Ardından geçmişin ve geleceğin birbirine bağlandığı sergimizi açtık. Sergimiz o gençlik kollarımızdan 10 arkadaşımızın mihmandarlığında, kuruluş haftası boyunca sizler tarafından gezildi. 29 Ekim gününe kadar sergimiz burada, Bellek Müzemizin hemen girişinde, partimizin giriş katında, tüm yurttaşlarımızın ziyaretine açıktır. Mesai saatleri içinde buraya gelecek ziyaretleri, gençlik kollarımız, partimizin Sivas Kongresi ile başlayan ve bugüne kadar uzanan serüveni içinde yaptığı parti programları perspektifi üzerinden ve o parti programlarının daha sonra Türkiye’ye neler kattığını, önce nasıl tartışıldığını, nasıl somutlaştığını, Türkiye’nin önüne nasıl hedefler koyduğunu ve bu hedeflerin sonra nasıl birer birer gerçekleşip Türkiye’de demokrasiye, kalkınmaya, ekonomiye, işsizliğe, toplumsal barışa, etkili, güçlü, onurlu bir dış politikaya nasıl katkı sağladığını dışarıdaki sergi gezilerek görülebilir. Tüm vatandaşlarımızı 29 Ekim’e kadar Cumhuriyet Halk Partisi Genel Merkezine davet ediyoruz.”</p>
<h3>“GENEL MERKEZİMİZ ADETA FİKİR FABRİKASI OLARAK ÇALIŞTI”</h3>
<p>“Daha sonra ilan edilecek bir takvimle, sergimiz yurdun dört bir yanında yıl boyunca vatandaşlarımızın ziyaretine açılacak. Belli bölgelerde ve lojistik olarak ulaşımın uygun olduğu merkezlerde ziyarete açılacak ve Anadolu’ya açılacak. Ardından Parti Programı Çalıştayımızda 600’e yakın uzman, bilim insanı, akademisyenle önce bu salonda bir araya geldik. Sonra bu binanın tüm katlarındaki yuvarlak masa çalışmalarıyla inanılmaz verimli, hem kendileri tarafından hem de masaları koordine eden arkadaşlarımız tarafından çok olumlu geri dönüşlerin rapor edildiği bir tam günlük toplantıyı gerçekleştirdik. Genel Merkezimiz o gün adeta bir fikir fabrikası olarak çalıştı. Gençlik forumunu ise bundan iki gün önce yaptığımız bir açılışla, gençlik kollarımızı ve Gençlikten Sorumlu Genel Başkan Yardımcımızın emekleriyle, katkılarıyla, yine Bellek Müzesindeki bir açılışla başlattık. Yine gün boyunca 250 genç, Türkiye’deki tüm gençleri temsil eden, genç yaşında önemli akademik başarılar elde etmiş gençleri, yurtdışına gitmiş, orada çalışan ama Türkiye’ye dönmek isteyen 10 binlerce, 100 binlerce genci temsil eden gençleri, ekmeğini motor üstünde çıkaran motokuryeleri, ne eğitimde, ne istihdamda olan ev gençlerini, asgari ücretle çalışanları, mezuna kalıp üniversiteye girmeye çalışanları, üniversiteyi kazanıp barınma sorunu yüzünden kayıt yaptıramayanları, üniversiteyi kazanıp, kayıt yaptırıp ekonomik zorluklar yüzünden devam edemeyenleri, üniversitede devam eden ama gideceği konsere, ne yiyeceğine, ne içeceğine, nasıl giyineceğine karışılan, baskı altında olan gençleri, açıkçası Türkiye’deki toplumun tüm kesimlerinden, her sosyal kademeden, her türlü gelir seviyesinden gençleri temsil eden 250 arkadaşımızla birlikte Türkiye’nin geleceğini yani Türkiye’nin geleceği gençleri değil Türkiye’nin gerçeği gençlerle birlikte Türkiye’nin geleceğini tartıştık.”</p>
<h3>“CUMHURİYET HALK PARTİSİ BİR PROGRAM PARTİSİDİR”</h3>
<p>“Dün 102’nci Yıl Koşumuzu genç arkadaşlarımızla birlikte başlattık. Dün akşam her birisi kendi konaklama giderlerini dahi karşılayan, ulaşımlarını kendi karşılayan, ‘Biz böyle bir konsere ancak katıksız ve yürekten bir dayanışma için geliriz’ diyen 18 sanatçımızın ücretsiz olarak verdiği halk konseri ile birlikte dün akşam Ankara’da 10 binleri bir araya getirdik. Bugün de sizlerle Örgüt Temsilcileri Toplantımızı yapıyoruz. Bütün hafta boyunca biraz önce sayın Genel Sekreterimizin gayet güzel özetlediği gibi önce 81 ilde sizlerin yaptığı birinci İl Danışma Kurulu toplantıları, sonra 973 ilçede İlçe Danışma Kurulu toplantıları, oradan gelen görüşlerle sizin somutlaştırdığınız 100 bin vatandaşımızın görüşlerinden, fikirlerinden, eleştirilerinden süzülen önerilerinizi yaklaşık 3 aylık bir süredir burada çalışan geniş bir ekip ve onların tartışmaya sunduğu, arz ettiği yuvarlak masalarda bir haftadır yapılan çalışmaların son şeklini elbette bir siyasi partide son sözü söyleyecek olan örgütümüzün siz değerli temsilcileri vereceksiniz. Arkasından da yapacağımız olağan kurultayımızda bir günümüzü programımızın resmi olarak da tartışılması, oylanmasına ayırarak son şeklini hep birlikte vermiş olacağız. Cumhuriyet Halk Partisi, şüphesiz bir program partisidir. Partimiz, değişimin, yeniliğin partisidir. 2 yıldır programlarımızda ortaya konulan vizyon, Türkiye’yi dönüştüren eylemlere taşınmıştır. Programlarımız, kuruluşumuzdan bugüne demokratikleşme, kalkınma, adalet, sosyal devlet vizyonlarını hep içermiştir. Kalkınmacı anlayışımız, hamlelerimiz, ‘kimsesizlerin kimsesi’ olan güçlü sosyal devlet arzumuz, adaleti tesis etmek için kararlılığımız, demokrasiyi inşa hedefimiz tüm programlarımızın temelini oluşturmuştur. Kuşkusuz bundan sonra da böyle olmaya devam edecektir.”</p>
<h3>“TÜRKİYE’Yİ GELECEK YILLARA HAZIRLAYACAK”</h3>
<p>“Parti programı güncelleme çalışmalarımız 1 yıldır sürüyor. Türkiye’yi gelecek 10 yıllara hazırlayacak olan da budur. Atatürk devrimleri ve altı okumuz üzerine inşa edilmiş, temel ilke ve değerleri içeren kapsamlı bir vizyon hedefi oluşturma metninde son noktaya gelmiş durumdayız. Çalışmalarımızı katılımcı, kapsayıcı, dinamik bir süreçle yürüttük. Partimizin her kademesine uzanan sivil topluma, uzmanlara, akademisyenlere ve yurttaşlara açılan hummalı bir çalışmayı son aşamaya getirdik. Cumhuriyet Halk Partisi, ülkemizde ve dünyada yaşanan gelişmeleri takip eden, yeni ve en geçerli fikirleri eyleme döken partidir. Kurtuluş mücadelesinde, kuruluş dönemindeki siyasi ve ekonomik hamlelerde, 70’lerdeki emek mücadelesinde de hep böyle olmuştur. Şimdi de yeni bir dönemdeyiz. Son 23 yılında ağır bir tahribat yaşayan Cumhuriyetimizin sorunlarını doğru tespit eden, dünyadaki gelişmeleri iyi okuyan bir yaklaşımla yeniye uygun bir çalışma yürütüyoruz. Parti programları, aşkın zamanlı metinlerdir. Programımızda sunduğumuz yaklaşımlar, iktidarımızda icracı politikalara evrilecektir. Yani parti programımız, iktidar programımızın da hükümet programımızın da temelini oluşturacaktır. Programımızdaki yaklaşımları, çok genel olarak ve son halini almadığı için üzerinde geniş mutabakat olan kısımlarıyla ama programda neler görülecek noktasında bazı örneklemelerle, detaylar vererek ifade etmeye, sizlere ve kamuoyuna arz etmeye çalışacağım. Ancak burada bir zorluğumuz var. Benim en önemli başucu kitaplarından birisi olan Tanıl Bora’nın Cereyanlar kitabının önsözünün şu kısmı, bence bizim burada ihtiyaç duyduğumuz bir açıklama için son derece kıymetli. Tanıl Bora der ki kitabında, ‘Meraklısı, kendi konusunu yüzeysel bulacak, ilgisi olmayan ise bazı teferruatlardan sıkılabilecektir. Çare yok’ diyor. Bu salonda buna çare arayan, yani belli konularda somut önerileri sunan ama aşırı detayla meseleyi özünden koparmayacak bir metin oluşturulmaya çalışıldı. Bu emek, bu gayret bunun için.”</p>
<h3>“PROGRAMDA DÖRT TEMEL SÜTUN”</h3>
<p>“Parti programımız dört temel sütun üzerine oturuyor. Bunlardan birincisi devlet, yönetim ve demokrasi. İkinci sütun kalkınma ve ekonomi. Üçüncüsü sosyal devlet ve refah. Dördüncü kısım ise dış politika, güvenlik ve dirençlilik. Şüphesiz dirençliliğin dış politikadan, güvenlik politikalarından ve uluslararası ilişkilerden yalıtılarak tartışılmayacağı bir zeminde bu başlıkta ele alıyoruz. Birinci sütun, Marx’ın tarihsel materyalizm için söylediği baş aşağı durumdan kurtulmak kavramı tam da burada yerine oturuyor. Cumhuriyet Halk Partisi, halkın iradesini esas alan, hesap verebilir, şeffaf ve katılımcı yönetim anlayışını benimser. Bu kapsamda yönetim sistemindeki köklü bir değişim gerçekleştirmek, hukukun üstünlüğü ve demokrasiyi tesis etmek, eşitlikçi bir toplumsal yapı kurmak için demokratikleşme programı uygulayacağız. Güçlü parlamentoya, güçlü bir meclise dayalı, kuvvetler ayrılığı ilkesini esas alan parlamenter sisteme geçeceğiz. İşte baş aşağı durumun düzeltileceği yer de burasıdır. Bir tek adam rejiminden, işgalden ülkeyi önce bir kurtuluş savaşına, sonra bir kuruluşa ikna eden, kurtarıcı olan, o gün de bugün de tartışılmaz tek lider olan kişiye yönetim sistemi sorulduğunda, ‘Padişahlığa devam mı? İngiliz tipi krallık mı? Amerika gibi başkanlık mı?’ denildiğinde, ‘Biz savaştan önce hem savaşı yönetsin, hem ülkeyi kursun diye bir meclis kurduk. Meclis, milletin meclisidir. Ne görev verirse onu yapacağız’ diyen Atatürk’ün gösterdiği yolda, Cumhuriyet Halk Partisi’nin yönetim sistemi önerisi güçlü bir parlamentodur. Parlamenter sistemdir. En kısa sürede buna geçeceğiz.”</p>
<h3>“HUKUK DEVLETİNİ YENİDEN TESİS EDECEĞİZ”</h3>
<p>‘Onurlu hayatları yeniden var edeceğiz. Evrensel standartlarda insan hakları ve hukuk devletini tesis edeceğiz. Halkımızın bunu hak ettiği için Avrupa Birliği ve Avrupa Konseyi Standartlarının bir milim gerisine düşmeyeceğiz. Yeni merkez ve yeni yerel dengesini yeni baştan ve güçlü şekilde kuracağız. İktidarın ultra merkeziyetçi anlayışı Türkiye’yi tıkamakta, yönetilemez hale getirmektedir. Hizmetlerin en yakın idari birim tarafından sağlanmasını temin edeceğiz. Yerel yönetimleri güçlendireceğiz. Başarılı yerel yöneticilerimizin, başarılı büyükşehir belediye başkanlarımızın, başarılı il belediye başkanlarımızın en küçük beldemizi namusuyla ve çabasıyla yöneten belediye başkanlarımızın Türkiye’nin önüne koyduğu vizyonla belediyeleri nasıl daha önceki çarçurdan, daha önceki son derece kötü yönetimden, kayırmacılıktan kurtardıysak, nasıl insan odaklı belediyecilik yapıyorsak, şehirleri nasıl yönetiyorsak, bugüne kadar son 5-6 yıldır artan destekle muhteşem bir memnuniyet oranıyla Mansur Yavaş Ankara’yı nasıl yönetiyorsa, Mersin nasıl yönetiliyorsa, Muğla nasıl yönetiliyorsa, Bursa nasıl yönetiliyorsa, diğer taraftan milletin içeriye atıldığı gün 15,5 milyon kişi koşup da Cumhurbaşkanı adayı yaptığı Ekrem İmamoğlu nasıl önce 25 yıllık bir saltanatı sona erdirip İstanbul’u halkın belediyesi yaptıysa, sonra bütün engellere rağmen 5 yıl çalıştıysa, 13 bin 600’lük fark önce 806 bine sonra 1 milyon 100 bine çıktıysa, memnuniyet anketlerinde nasıl Ekrem İmamoğlu rekorlar kırdıysa, Zeydan Karalar rekorlar kırdıysa, İstanbul, Adana, Ankara, Mersin, Aydın, Muğla, Manisa, Denizli ve tüm yönetimde olduğumuz yerler nasıl yönetiliyorsa, Türkiye’yi de o kararlılıkla, bu namuslulukla, bu cesaretle yöneteceğiz.”</p>
<h3>“DIŞ POLİTİKAYI BİLE KİŞİSELLEŞTİRDİLER”</h3>
<p>“Bu başlığın içinde; yolsuzlukla mücadeleyi de, toplumsal cinsiyet eşitliğini de siyasette eşit temsili de sosyal eşitsizliklerle mücadeleyi de devlette liyakat konusundaki tavizsiz siyasi duruşumuzu ve önerilerimizi de okuyabileceksiniz. İkinci ana sütun, kalkınma ve ekonomi. Cumhuriyet Halk Partisi, sosyal demokrat bir perspektifle; eşitlikçi, adil, sürdürülebilir ve kapsayıcı bir kalkınma vizyonunu benimser. Cumhuriyetin ilk yıllarında nüfusumuzun çoğu köylerde yaşarken; yol, köprü, doktor, öğretmen, teknoloji eksiklerimiz varken; ama buna rağmen dönüştürücü, devrimci bir anlayışla bunların hepsiyle baş edilmiş, eksiklikler ortadan kaldırılmış ve büyük bir kalkınma hamlesi başarılmışken… O anlayış o zorlu yıllarda büyük bir kalkınma hamlesi başlattığı gibi, bu Cumhuriyetin ilk yüzyılının bütün zorluklarına rağmen temelleri sağlam atıldığı için arada yaşanan darbe dönemlerine, bir takım olumsuzluklara rağmen 75 yılın sonunda getirdiği mirası devralanlar, son 25 yılda temelleri güçlü bu Cumhuriyeti daha da güçlendirmek, kalkındırmak yerine; kolonlarına çiviler çakarak, bazı kolonlarını kesmeye kalkarak ve Cumhuriyetin sağladığı imkanlardan yararlanıp, Cumhuriyetin en temel kurumlarını hedef alarak, yönetimin en temel ilkelerini yok sayarak ve yönetim sistemini kuralsızlaştırarak, dış politikayı bile kişiselleştirerek maalesef büyük bir tahribat yarattılar.”</p>
<h3>“BÜYÜK BİR KALKINMA HAMLESİ BAŞLATACAĞIZ”</h3>
<p>“İşte biz heba edilen bu kayıp yılları telafi etmek için çağı yakalayan büyük bir kalkınma hamlesini başlatacağız. Köylerin boşaldığı, tarım yapan nüfusun yaşının 60’lara yükseldiği, tarım yapan her üç gençten ikisinin ‘Asgari ücretle bir iş bulursam ayrılırım, şehre giderim’ dediği bir sürecin içindeyiz. Anadolu’nun yoksullaştığı bir tabloyu kabul etmiyoruz. Üretimde dönüşümü sağlayıp Anadolu’yu yeniden güçlendireceğiz. Ekonomiyi makro istikrar ve salt büyüme olarak görmüyoruz. Çok daha ötesini görüyor, iddia ediyoruz. Kalkınma hedefliyoruz. Bir grubun değil, tüm toplumun birlikte kalkınmasını hedefliyoruz. Büyük bir üretim dönüşümü vadediyoruz. Güvenceli ve insan onuruna yaraşır istihdam dönüşümü vadediyoruz. İklim dayanıklı yeşil dönüşüm vadediyoruz. Bölüşüm krizine çare arıyoruz. Sosyal adalet temelinde hayat pahalılığını ortadan kaldıran bir sosyal demokrat program sunuyoruz. Bu kısımda tüm bunları yapan; yeni, kapsayıcı, kalkınmacı devlet anlayışının, yani; kamucu, planlamacı, katılımcı bir ekonomi yönetimi vadediyoruz. Üçüncü sütunumuz, sosyal devlet ve refah. Partimizin ve ülkemizin kurucusu Gazi Mustafa Kemal Atatürk ‘Cumhuriyet bilhassa kimsesizlerin kimsesidir’ demiştir. Bu ülkeden uzaklaştırılan, kimsesizlere kimse olmayan, sadece kendi yanında olanları ve zenginleri koruyan iktidar anlayışını değiştireceğiz. Güçlü sosyal politikaları hayata geçireceğiz. Sosyal politika anlayışımızla çalışanların, emeklilerin, yoksulluğunu bitirmeyi vadediyoruz. Yoksulluğu yönetmeyi değil, yok etmeyi vadediyoruz. Bunun için de Cumhuriyet Halk Partisi olarak her Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı için, herkes için temel vatandaşlık gelirini öneriyor ve vadediyoruz. Gerçekçi bir gelir testinden sonra her bireyin gelir desteğinden yararlanmasını sağlayacağız. Aile içinde kadın en büyük gelir desteğini alacak. Burada önemli olan nokta şu: Sayıları giderek artan tek kişilik haneleri de bu gelir desteğinin dışında bırakmayacağız. Aile kurumunu önemsiyoruz. Kadın-erkek evliliği ile oluşan aynı aile kavramını önemsiyoruz. Yalnız aileyi sadece bu birliktelikten ibaret görmüyoruz. Kira derdiyle boğuşan, barınma derdiyle boğuşan, birlikte yaşayan üç kız kardeşi de ekonomik zorluklardan dolayı bir araya gelmiş, iş bulamamış, bir arada oturan dört arkadaşı da yoksulluğun pençesinden kurtarmayı, aile tarifini bugün sadece kadınları ‘Evlenirsen aile kurabilirsin. Evinde oturabilirsin’ kıskancından kurtaran, kadını birey olarak gören, kadını çocuk doğuran, doğan çocuğa bakan, yaşlısına bakan, varsa engellisine bakan, eve sıkışan bir yerde görmek yerine; kadın ve erkeğin eşitliğini, birlikte çalışmalarını, birlikte üretmelerini, birlikte kazanmalarını ve birlikte yaşamalarını öneriyoruz. Kadın ve erkeğin eşitliğini Atamızın vizyonuyla bir kez daha tesis etmek için yola çıkıyoruz. Tek başına yaşayan Esma kardeşimin de yoksul mahallede ekmek derdindeki Nuran teyzenin de emekli Osman amcanın da artık sadece vatandaş olmanın getirdiği hakla bir temel gelire ulaştığı günleri hep birlikte yaşayacağız. Bu ülkenin vatandaşı olan hiç kimse, ele güne muhtaç olmayacak.”</p>
<h3>“ARTIK KİMSE BAŞINI SOKACAK BİR EVİN HASRETİNİ ÇEKMEYECEK”</h3>
<p>“Eğitimde temel ilkemiz; çocuklarımızı dünyadan yalıtmak değil, dünyayla yarıştırmak ve dünyaya entegre etmek olacak. Dünya insanını, bilgi toplumunun gerektirdiği insanı yetiştireceğiz. Kaliteli eğitim sadece zenginlerin ulaştığı bir imkan olmayacak. Hiç kimsenin çocuğu hayata aradaki farkı kapatamayacak kadar geriden başlamayacak. Fakirlik içine doğmuş Caner kardeşim de herkesin gidebildiği okullara gidecek, gittiği okulda en iyi, en kaliteli eğitimi alabilecek. Toplumsal cinsiyet eşitliğini sağlayacağız. Kadın haklarını koruma altına alacağız. Kadına yönelik şiddet ile kadın cinayetleri ile ilgili caydırıcı, yasal düzenlemeleri gerçekleştirecek, bunları tavizsiz uygulayacağız. Cumhurbaşkanımız seçildiği ilk gün vereceği talimat, yeniden oylanmak ve yürürlüğe konmak üzere İstanbul Sözleşmesi’ni Meclis’e sevk etmek olacak. Kreşler, anaokulları, yaşlılar ve engelliler için gündüz bakım merkezleri, evde bakım hizmetleri güçlenecek. Kadınların bakım yükü azalacak ve bu alanlarda ciddi bir istihdam sağlanacak. Kotalarla sosyal konut üretimini zorunlu hale getireceğiz. Gençler, emekliler, yoksullar barınma sorunundan kurtulacaklar. Artık kimse başını sokacak bir evin hasretini çekmeyecek. Gençler, öğrenciler ortada kalmayacak. Kazandıkları okula barınma sorunu yüzünden kayıt yaptıramama gibi bir dertleri olmayacak. Cumhurbaşkanımızın vereceği bürokrasiye ilk talimat, TOKİ’ye ‘Bir yıl içinde Cumhuriyet yurtlarını yapın. Öğrencileri sokaktan ve cemaatlerin elinden kurtarın’ olacak. Sağlık hizmetlerine erişim en temel insan hakkıdır. Eşitlikçi, kamucu bir sağlık sistemini inşa edeceğiz. Kaliteli sağlık hizmeti sadece zenginlerin eriştiği bir imkan olmaktan çıkacak.”</p>
<h3>“HİÇBİR ZAAFI OLMAYAN BİR ÜLKE İNŞA EDECEĞİZ”</h3>
<p>“Programımızın dördüncü sütunu; dış politika, güvenlik ve dirençlilik. Demokrasi, refah ve güvenlik odaklı saygın bir dış politika izleyeceğiz. Batılı, batı kurumları içerisinde güçlü, sözü dinlenen, kullanılan değil bir kurgu, bir plan yapılırken itirazına rağmen bir sistemin içine girilemeyen, rızasının olmadığı hiçbir coğrafyada hiçbir plan yapılamayan, güçlü, yok sayılmayan bir ülke haline yeniden geleceğiz. Avrupa Birliği’ne tam üyelik en önemli hedefimizdir. Başvurusunu biz yaptık, en önemli adımlarını biz attık, şu anda temsil edildiğimiz uluslararası kurumlarda, 79 ülkeden 87 partinin imza altına aldığı gibi Cumhuriyet Halk Partisi iktidarında Türkiye’nin Avrupa Birliği’ne tam üyeliğini bütün Avrupa destekleyecek, bütün dünya destekleyecek, Avrupa Birliği’ne tam üye olacağız. Gençlere yasaksız Türkiye, vizesiz Avrupa vadediyoruz. Batılı olmak, Doğu’ya sırtımızı dönmek anlamına gelmeyecek. Güçlü bir Türkiye, Doğu için de batı için de çok değerli olacak. Türk Silahlı Kuvvetleri reformu, savunma sanayi, sınırların korunması konularında en dikkatli, en hassas, en kararlı projeleri şekillendiriyoruz. Bunu seçimden önceki süreçte milletimize arz edeceğiz. Seçimden sonra şov olsun diye değil, göz boyamak için değil, birilerini zengin etmek için değil, bunları bir ailenin tekeline vermek için değil; gerçekten yerli, gerçekten milli, gerçekten samimi, Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün vizyonuyla yurtta barışı, dünyada barışı savunan, ülkeyi savunmaya gelince de hiçbir zaafı olmayan bir ülke inşa edeceğiz.”</p>
<h3>“HERKESİN EVLADI BU DEVLETE EMANET OLACAK”</h3>
<p>“Ancak güvenliği sadece bunlarla sınırlı görmüyoruz. Gıda güvenliği, çalışma güvenliği, su güvenliği, siber güvenlik, hukuk güvenliği, sokakların şiddetten korunmasını birbirinden ayıramayacak öncelikler olarak ifade ediyoruz. Afetlere hazırlık, nüfus ve doğurganlık hızındaki düşüş ve her türlü riske karşı dirençlilik sağlayacağız. Bunların toplamında, bu ülkenin vatandaşları çocuk yapmaktan, aile kurmaktan çekinmeyecek. Güvenli ve ucuz gıdaya ulaşabilecek. Kadınlar sokakta korkmadan yürüyebilecek. Çeşmeden su korkmadan içilebilecek. Kimse hastane randevusu için altı ay sonrasını beklemeyecek. ‘Evsiz, kimsesiz sokakta kalırım’ derdine düşmeyecek. Ülkesinde hayal kuracak, pasaportu güçlü ve saygın olacak. Herkes okursa, çalışırsa en iyi yerlere gelebileceğini bilecek. Kimse ‘Ben gidersem bu çocuğun hali ne olur. Gözüm arkada kalır’ demeyecek. Herkesin evladı, bu devlete, bu millete, bu ülkeye emanet olacak.”</p>
<h3>“BU ÜLKEYE HUZUR VADEDİYORUZ”</h3>
<p>“Ülkemizde huzur istiyoruz. Bu ülkeye huzur vadediyoruz. Krizlerin bitmesini, milletin demokrasiye, adalete ve refaha kavuşmasını istiyoruz. Parti programın da tam bunun için hazırlıyoruz. Bir yanda bunları yapmaya çalışan bir Cumhuriyet Halk Partisi var. Diğer yanda milletin huzurunu bozan, ekmeğini küçülten, kutuplaştırmadan siyaset uman kötücül bir akılla karşı karşıyayız. Karşımızda yaşlanmış, yorulmuş, aciz, millete umut olamayan, köşeye sıkıştıkça tırmalayan, hırsından aklını kaybetmiş bir iktidar var. Bu iktidarın Türkiye’ye verebileceği hiçbir şey kalmamıştır. Bu ülkeden çok şey aldılar, çok şey çaldılar. Ama bu ülkeye hiçbir şey vermediler, bundan sonra da verebilecekleri hiçbir şey kalmamıştır. Kendi nefsinin esiri olanlar, bu milletin dostu değildir. Türkiye’de artık Erdoğan’ın çıkarları ile milletin çıkarları birbirinden ayrışmış, birbirine karşıt hale gelmiştir. Erdoğan kendi çıkarları için her şeyi feda edebilecek durumdadır. Yapıştığı koltuktan kalkmamak için milleti ateşe atmaya hazırdır. İktidara demokratik tehdit olan her kişi ve her kurum ortadan kaldırılmak istenmektedir. Bugün onlar için, iktidarlarını kaybetmek için en büyük tehdit, kendi tanımlamalarla yegane tehdit Cumhuriyet Halk Partisi’dir. Türkiye’de artık ne yazık ki çok partili siyaset tehdit altındadır. Bunun için ülkeyi kuran, birkaç kez deneyen, en sonunda başaran ve kaybettiği ilk seçimde ‘Türkiye demokrasisi kazandı’ diyen, Türkiye’ye çok partili rejimi armağan eden, kazandıran ve kaybettiği seçimle bunu kalıcılaştıran Cumhuriyet Halk Partisi’nin hedef olması da tam bu yüzdendir. Bu yüzden biz bir mevzi olarak CHP’yi savunma peşinde değiliz. Biz bir cephe olarak demokratik siyaseti savunacağız.”</p>
<h3>“HER DÖRT KİŞİDEN BİRİ, 19 MART DARBESİNİ SİYASETE MÜDAHALE OLARAK GÖRÜYOR”</h3>
<p>“19 Mart darbesi. Bu darbe Ekim ayının başlarında bir siyasi figürün, geçmişte tartışmalı kararlara imza atmış, onun karşılığında ödül almış ve Adalet Bakan Yardımcısı olmuş bir siyasi figürün aslında anayasanın ruhuna da lafsına da aykırı bir şekilde, sadece anayasanın o maddesi yazılırken bakan yardımcılığı kurumu yok diye yer almadığı için fırsat bilinerek, arkasından dolaşılarak, bir siyasetçi İstanbul’a başsavcı olarak atanmış; temel görevi Cumhuriyet Halk Partisi’ni, onun iktidar umudunu, iktidar yürüyüşünü kesmek. Cumhuriyet Halk Partisi’ne dolayısıyla geleceğin İktidar Partisi’ne, bir sonraki Cumhurbaşkanına, Cumhurbaşkanı Adayımıza darbe yapmak olan bir süreç başlatılmıştır. 19 Mart bunun somutlaştığı gündür ve o günden bugüne 173 gündür Türkiye’nin geleceğine yapılan darbe devam etmektedir. Biz de o darbeye hep birlikte direnmekteyiz. Cumhurbaşkanı Adayımız ve arkadaşlarımız hapiste. Her yalanı ve iftirayı attılar ama milleti buna inandıramadılar. Halen her dört kişiden üçü, bunu siyasete müdahale, siyasete yargı eliyle müdahale olarak görmektedir. Erdoğan’ın tezlerine inananların sayısı dört kişiden birini, yüzde 22’leri-23’leri asla geçmemektedir. İşte şimdi bu yüzden bugün de partimize saldırıyorlar. İstanbul il kongremizi iptal ediyorlar. Utanmadan kayyım atıyorlar. İl başkanlığımızın önüne polis gönderiyorlar. CHP’lileri baba evlerine almayıp, evimize, hanemize tecavüz ediyorlar. Hapiste canımıza, dışarıda evimize saldırıyorlar. Erdoğan’a sesleniyorum: Değer mi? Kendi çıkarın için milleti ateşe atıyorsun. Değer mi? Türkiye’yi geriye götürüyorsun, milleti fakirleştiriyorsun. Değer mi? Bu ülkede yıllarca iktidarda kalmış biri olarak anılmak varken, ileride ders kitaplarına darbeci olarak geçeceksin. Değer mi? Cumhurbaşkanlığı unvanı üzerindeyken, bu unvanla siyaseti tamamlamak varken cunta başkanı olmaya değer mi? Ne yaparsanız yapın başaramayacaksınız. Enerjimizi bitiremeyeceksiniz. Çelikten irademizi bükemeyeceksiniz. Yürekli insanlarımızı korkutamayacaksınız. Yenileceksiniz. Haklılığımıza, cesaretimize, kararlılığımıza, güler yüzümüze yenileceksiniz. Anaların gözyaşlarına yenileceksiniz. Çocukların umutlarına, kahkahalarına yenileceksiniz. Gün gelecek bu yaptıklarınızın hepsinden utanacaksınız. Sizi savunan kimse kalmayacak, Ama sizin de evlatlarınızın da ailenizin de güvencesi tamamen hukuku savunan yine bu Cumhuriyet Halk Partisi olacak.”</p>
<h3>“ASLA BAŞ EĞMEYECEĞİZ”</h3>
<p>“Bana ‘Hapisteki arkadaşlarını bırak, Ankara’ya gel. Partinin başına otur. Orada dur’ diyenler, tersinden, ‘Bu mücadeleyi sürdürürsen seni de indiririz, seni de içeri atarız’ diyenlere 1934 yılını hatırlatmak isterim. Yıl 1934. Bir büyük ihtimal ajanlık faaliyeti içindeki İngiliz botu, Aydın’da, Kuşadası’nda Kanapiçe Koyu’na doğru yaklaşır. Stratejik önemli olan ve bu tip sızmalara karşı orada nöbetçi bırakılan bir er vardır. Asker Musa. Kendine öğretildiği gibi yaklaşan bota önce ‘Dur’ der. Bir daha uyarır, havaya ateş açar. Bakar ki, elindeki tek silahına karşı botun içindekiler onu yeneceklerini ve karaya çıkacaklarını kafaya koymuşlardır. Son ihtardan sonra ülke topraklarına adım atmak isteyen İngiliz askerlerini öldürür. Ardından İngiltere harekete geçer. Türkiye’ye nota verirler. Derler ki ‘Dört askerimiz öldü, onu öldüren kişiyi bize verin. Onu öldüren kişiyi yargılayın. Onu öldüren kişiyi bizim gözlemcilerimizin huzurunda idam edin.’ İngiltere en sert notayı vermiştir. Orada Gazi Mustafa Kemal Atatürk; İngiltere merkezli, çıkar merkezi siyaset yapmamış, ‘Asker Musa’yı verirsek bu memleketi veririz’ demiş, İngiltere’nin notasını iade etmiştir. Asker Musa tezkeresini aldı, köyünde görevini yapmanın huzuru ve bu görevi yaparken güvendiklerine güvenmenin ne kadar doğru bir şey olduğunu bilerek köyünde eceliyle öldü. Asker Musa’yı İngilizlere teslim etmediğimiz gibi Ekrem Başkan’ı da arkadaşlarımızı da kimseye teslim etmeyeceğiz. Biz her şeyi göze alıp yola çıktıkları için işgaldeki bir memleketi kurtaranların mahvolmuş, yıkılmış bir imparatorluktan bir Cumhuriyet kuranların, hepimizi bugünlere getirenlerin, bayrağı yeniden dalgalandıranların, ezanı yeniden okutanların, herkesin inancının da yaşamının da güvencesi olan cesaretli insanların partisiyiz. İcap ettiğinde hep bedel ödedik, öderiz, ödeyeceğiz. Sabırla, azimle mücadele edeceğiz. Bir buğday tanesi gibi dünden belli olan fırtınaya karşı asla baş eğmeyeceğiz.”</p>
<h3>“MİLLET KAZANACAK, BİZ KAZANACAĞIZ”</h3>
<p>“Buradan cezaevindeki bütün arkadaşlarımıza sesleniyorum. Buradan İstanbul İl Başkanlığındaki arkadaşlarımıza sesleniyorum. Buradan bu partinin 2 milyon onurlu üyesine sesleniyorum. Ne yaparlarsa yapsınlar, ‘Bekle kar altında kalan buğday tanesi, yine onun sularıyla yeşereceksin. Gözyaşların çare değil, ağlama büyü. Başını dik tutabilirsen boy vereceksin. Korku kar eylemez yola düşene, sen bir aşkın içindesin, yaşayacaksın. Dört yanını börtü böcek sarsa ne çıkar? Toprağa sıkı sarıl, baş edeceksin. Her yanında allı morlu, güller açar türlü türlü. Bu fırtına dünden belli. Başaracaksın. Başaracaksın.’ Hepinizi saygıyla selamlıyorum. Kuruluş haftamız kutlu olsun. Mücadelemiz daim olsun. Biz haklıyız. Biz güçlüyüz. Biz kazanacağız. Ahlaki üstünlük bizdedir, psikolojik üstünlük bizdedir, çoğunluk enerjisi bizdedir. Millet bizimledir. Biz milletleyiz. Millet kazanacak, biz kazanacağız.”</p>
<p><a href="https://www.haberduyur.com/ozgur-ozel-bu-ulkeye-huzur-vadediyoruz/">Özgür Özel: Bu ülkeye huzur vadediyoruz.</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.haberduyur.com">Flaş Haberler Son Dakika - Güncel Haberler - Haber Duyur</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.haberduyur.com/ozgur-ozel-bu-ulkeye-huzur-vadediyoruz/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Özgür Özel: Ne bir adım geri atacağız, ne bir kelime eksik söyleyeceğiz ne bir santim eğileceğiz.</title>
		<link>https://www.haberduyur.com/ozgur-ozel-ne-bir-adim-geri-atacagiz-ne-bir-kelime-eksik-soyleyecegiz-ne-bir-santim-egilecegiz/</link>
					<comments>https://www.haberduyur.com/ozgur-ozel-ne-bir-adim-geri-atacagiz-ne-bir-kelime-eksik-soyleyecegiz-ne-bir-santim-egilecegiz/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[admin]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 05 Sep 2025 13:09:14 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Gündem]]></category>
		<category><![CDATA[Cumhuriyet Halk Partisi]]></category>
		<category><![CDATA[Özgür Özel]]></category>
		<category><![CDATA[partisinin Program Kurultayı’]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.haberduyur.com/?p=56457</guid>

					<description><![CDATA[<p>Cumhuriyet Halk Partisi Genel Başkanı Özgür Özel, partisinin Program Kurultayı’nın açılış konuşmasını yaptı. Cumhuriyet Halk Partisi Lideri Özel, “Değerli katılımcılar, değerli akademisyenler, uzmanlar, çok kıymetli misafirlerimiz, Cumhuriyet Halk Partisi’ne, Türkiye Cumhuriyeti’nin baba evine hoş geldiniz. Bugün partimizin 102’nci yaşına özel olarak hazırladığımız kuruluş haftamızda hepimizin heyecan duyduğu önemli bir çalıştayda sizlerle bir arada olmaktan büyük bir [&#8230;]</p>
<p><a href="https://www.haberduyur.com/ozgur-ozel-ne-bir-adim-geri-atacagiz-ne-bir-kelime-eksik-soyleyecegiz-ne-bir-santim-egilecegiz/">Özgür Özel: Ne bir adım geri atacağız, ne bir kelime eksik söyleyeceğiz ne bir santim eğileceğiz.</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.haberduyur.com">Flaş Haberler Son Dakika - Güncel Haberler - Haber Duyur</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Cumhuriyet Halk Partisi</strong> Genel Başkanı Özgür Özel, partisinin Program Kurultayı’nın açılış konuşmasını yaptı. Cumhuriyet Halk Partisi Lideri Özel, “Değerli katılımcılar, değerli akademisyenler, uzmanlar, çok kıymetli misafirlerimiz, Cumhuriyet Halk Partisi’ne, Türkiye Cumhuriyeti’nin baba evine hoş geldiniz. Bugün partimizin 102’nci yaşına özel olarak hazırladığımız kuruluş haftamızda hepimizin heyecan duyduğu önemli bir çalıştayda sizlerle bir arada olmaktan büyük bir mutluluk duyuyorum” dedi. Özel, şunları söyledi:</p>
<h3>“PARTİNİN NERELERDEN GELDİĞİNE TARİHTE NOT DÜŞÜŞ…”</h3>
<p>“4-9 Eylül, geçen sene aynı tarihlerde yaptığımız ve üzerinde uzun uzun bir yıla yakın çalışıp da daha sonra uzun uzun tartıştığımız değişen parti tüzüğümüzde artık kuruluş haftası olarak tanımlandı. Cumhuriyet Halk Partisi, 9 Eylül 1923 tarihinde verdiği Osmanlı harfleriyle, Osmanlıca dilekçeyle kurulan bir parti. Bunun orijinal nüshası ve daha sonra Latin alfabesiyle yazılmış olan hali hem arşivimizde, hem devlet arşivinde, hem de benim odamda bulunuyor. Ama bir tartışmamız vardı geçen seneye kadar. Parti, 9 Eylül 1923’te kuruldu resmen ve 102’nci yaşında. Ama çok sayıda Cumhuriyet Halk Partisi’ni çalışan akademisyenin buna itirazı vardı. Çünkü 1927 yılında Gazi Mustafa Kemal Atatürk, Cumhuriyet’in ilk resmi kurultayında Nutuk’u okumaya başlamadan önce ‘Cumhuriyet Halk Partisi’nin ikinci kongresine hoş geldiniz’ dedi. O zaman kongre deniyor. ‘İkinci’ dediğinde salonun meraklı bakışları üzerine ‘Birincisini Sivas’ta yapmıştık, 4 Eylül 1919’da’ dedi. Tabii bu Cumhuriyet Halk Partisi’nin kökünü nereden aldığını ve bugünlere nerelerden geldiğini hatırlatması açısından çok önemli bir tarihe not düşüş. Biz de geçen sene yaptığımız yeni tüzüğümüzde 4-9 Eylül tarihlerini kuruluş haftamız olarak tarif ettik. Dedik ki ‘Her sene bu haftayı Cumhuriyet Halk Partisi kendi örgütüyle, kendi üyeleriyle, misafirleriyle, bilim insanlarıyla, toplumun ve içinde bulunduğumuz süreçleri tüm paydaşlarıyla birlikte oturup siyaseti konuşarak, geleceği konuşarak, geçmişi ve tarihi konuşarak, gelecek vizyonunu konuşarak, kültür ve sanata yer vererek bir hafta geçirecek. Bu haftayı her sene bu şekilde değerlendireceğiz. O haftalardan bu sefer ilkindeyiz.”</p>
<h3>“ATTIĞIMIZ ADIMLAR 19 MART SİVİL DARBE SÜRECİYLE KESİLDİ”</h3>
<p>“Bu sene bu haftanın ana temasını bu kez de program çalışmamız olarak belirledik. Çünkü Cumhuriyet Halk Partisi yönetimine geldiğimiz süreçteki birinci vaadimiz, ‘Hep birlikte demokratik çağın gereklerini karşılayan, parti içi demokrasiyi önceleyen, kurulları ve kuralları önceleyen ve yenileyen bir tüzük yapacağız’ olmuştu. Ardından da ‘Parti programımızı içinde bulunduğumuz sürece ve hazırlandığımız iktidara uygun hale getireceğiz’ demiştik. Onun için attığımız adımlar maalesef 19 Mart sivil darbe süreciyle kesildi. İki &#8211; üç ay gibi ister istemez bir gerileme oldu. Bütün çalışmalar kesilmedi. Sizlerin katkıları devam etti. Görev paylaşımları ve bu binadaki, Cumhuriyet Halk Partisi’nin yönetim kademelerindeki yüksek tansiyondan etkilenmeyen alanlarda çalışmalar devam etti. Ama ardından yaza girmemizle birlikte başta Genel Sekreterimiz Sayın Selin Sayek Böke olmak üzere arkadaşlarımız tatillerinden, gecelerinden fedakarlık ederek, orada kaybedilen birkaç ay telafi edildi. Bu haftaya 81 ilimizde, il danışma kurullarıyla başlayan, sonra 973 ilçemizde ilçe danışma kurullarında tartışılan, kendilerine yollanan yönergeyle partinin bugünkü yöneticileri, aktif üyelerinin yanında geçmişte partiye emek verenler, parti üyesi olsunlar ya da olmasınlar meslek örgütlerinin, sivil toplum kuruluşlarının varsa kendi ilçelerinde, illerinde örgütlü sendikaların mutlaka görüşleri alınarak ve halkla temas edilerek, halka konuşularak, adeta ‘Nasıl bir Cumhuriyet Halk Partisi?’ diye talep toplanarak ya da ‘Hangi sorununuza nasıl bir çözüm bekliyorsunuz iktidar edeceğiniz partiden?&#8217; ya da ‘İktidar olduğunda, oy vermeyi düşündüğünüz partiden?’ diye sorduğumuz, sonra yeniden il danışma kurullarında bunların raporlaştırıldığı, genel merkeze iletildiği, bu sırada dünyaya bakan heyetlerin dünyadaki başarılı sosyal demokrat programlardan alıntıları ya da buraya taşınması gereken metinleri, örnek çözümleri taşıdıkları, en önemlisi de bu salonda bulunan sizlerle partimizdeki çok kıymetli gölge kabinedeki bakanlarımızın, genel başkan yardımcılarımızın kurduğu temaslar, karşılıklı girilen etkileşim ve programa yapabileceğiniz katkılar noktasında sizin üretimlerinizin dahil edildiği bir süreç yaşadık.”</p>
<p>“BELLEK MÜZEMİZDE BU SENE KONUMUZ CHP KURULTAYLARI”</p>
<p>“Bilmiyorum gezme şansı oldu mu? Olmadıysa mutlaka öneriyorum. Hele hele gençlik kollarımızdan 10 genç arkadaşımızın ev sahipliğinde bu yıla özgü olarak hazırlanmış olan sergiyi ve devamında Bellek Müzemizi gezmeye her birinizi davet ediyorum. Bellek Müzemizde de bu sene konumuz, Cumhuriyet Halk Partisi’nin kurultayları. Hatta bugün sizlerin toplanacağı 10 salonun da her birinin adı, Cumhuriyet Halk Partisi’nin geçmişte yaptığı kurultaylarla ve tarihleriyle anılıyor. O sergi gezildiğinde görüyoruz ki her bir Cumhuriyet Halk Partisi programının arkasında yoğun tartışmalar, çuvallara sığmayan tutanaklar, yazılmış çizilmiş belgeler, dökülmüş mürekkepler, çürütülmüş dirsekler, akıtılmış göz nurları var. Bugünkü bu çalışmanın da arkasında geçmiş kurultaylardaki emekten azı yok. Emeğin de çoğuna sizler sahipsiniz. Bugünkü toplantıya ve bu toplantıya gelene kadar… Ki bir yıllık meseleye bizim tarafımızda Selin Sayek Böke hocamızla birlikte değerli hocamız Armağan Erdoğan’ın, Parti Meclis Üyemiz Emine Uçak’ın, hem milletvekillerimiz, hem partimizin değerli yöneticileri Sayın Yunus Emre ve Yüksel Taşkın’ın emeklerini anmadan geçmek istemem. Çok büyük emek verdiler. Gayret sarf ettiler. Sizlerin böylesi bir atmosferde böylesine yoğun bir katılım göstermeniz, bugünkü programa 600’den fazla geçmişte de programımıza emek vermiş olan akademisyenin, uzmanın katkı sağlamak üzere burada bizlerle birlikte olmanız gerçekten hepimiz için onur verici olmasının yanında Türkiye’nin umduğumuz aydınlık geleceği için de umut verici. Bu yüzden katılımlarınız ve bugüne kadarki destekleriniz için her birinize ayrı ayrı teşekkür ediyorum ve hoş geldiniz diyorum.”</p>
<h3>“PARTİMİZ, DÜNYANIN ÖNDE GELEN PROGRAM PARTİLERİNDENDİR”</h3>
<p>“Bugünün önemini şöyle özetlemek isterim: Cumhuriyet’in kurucu partisi, kendi vizyonunu en katılımcı anlayışla ve bilimin yol göstericiliğiyle şekillendiriyor ve hayata geçiriyor. Partimiz, dünyanın önde gelen program partilerinden biridir. 106 yıllık partimizin tarihinde, programlarımızda ortaya konulan vizyon Türkiye’yi dönüştüren eylemlere taşınmıştır her zaman. Sizlerle birlikte yazmakta olduğumuz ve artık redaksiyon evresine devretmeyi umduğumuz bu haftanın sonunda, programımızın Cumhuriyet’in 2025 dünyasına uygun, 2025 Türkiye’sinin sorunlarına doğru çözümler üreten ve partimize, ülkemize yeni bir soluk, yeni bir vizyon kazandırmasını arzuluyoruz. Bu vizyonu sizlerle birlikte hazırlıyoruz. Yine sizlerle birlikte uygulamayı ümit ediyoruz. Pek çok konuşmamda yer verdim, veriyorum. Biz Cumhuriyet Halk Partisi olarak siyaset kalesinin başarı kapısını 47 yıldır bir türlü aşamıyorduk. Elbette yerel seçimlerde kayda değer başarılarımız, zaman zaman elde ettiğimiz başarılar var. Ama kurulduğu gün Türkiye’nin birinci partisi olan, ne zaman Türkiye’nin birinci partisi olduysa; seçimleri kazandıysa iktidarda ve yürütmede yer aldıysa Türkiye’nin çok önemli sorunlarına tarihsel çözümler üreten ve Türkiye Cumhuriyeti’ne tarihsel kazanımlar elde etmiş olan; daha ilk başta Cumhuriyet’i kuran ve ardından yokluğu, kıtlığı, hastalıkları aşan, Atatürk’ün deyimiyle ‘10 yılda 15 milyon genç’ yaratan, sonra da kaybettiği seçimde Türkiye’ye çok partili demokrasiyi ve iktidarın seçimle el değiştirebilmesini hediye eden; kaybettiği seçimde bile… Tekrar iktidar olduğunda bu sefer sosyal devleti; işçileri, örgütlenme hakkını, işçilerin güvencelerini ve sendikalı mücadeleyi Türkiye’ye kazandırmış olan, toprak reformunu tartıştıran, her türlü eşitsizliğin üzerine soldan bir bakışla, eşitlikçi ve kalkınmacı bir bakışla çözümler üreten bir partinin çok uzun süre iktidardan mahrum kaldığı bir süreçte bir kez daha demokrasiyi kurma, bir kez daha hep birlikte Türkiye’yi ayağa kaldırma, kalkındırma, kötü bölüşüme net bir müdahalede bulunma, yoksulluğu bitirme, daha çok kazanma ama adil bölüşmeye yönelik olarak; aynı zamanda demokrasiye yönelik olarak, aynı zamanda barışa yönelik olarak, Türkiye’nin başta Kürt sorunu olmak üzere toplumsal barışına olumsuz etki eden her meselenin çözümüne demokratik çözüm önererek ve cesaretle üstüne giderek, özellikle son dönemde çok büyük sıkıntılar çekilen toplumsal cinsiyet eşitliği noktasında etkili, net, tarihsel, kalıcı bir müdahalede bulunmak üzere bir kez daha Cumhuriyet Halk Partisi iktidara hazırlanıyor. Bir kez daha Türkiye Cumhuriyeti, Cumhuriyet Halk Partisi’nin bu tarihsel katkısını bekliyor ve o konuda aslında önemli bir sürecin içindeyiz.”</p>
<p>“BİZE BU MÜCADELEDE CESARET VE KARARLILIK DÜŞÜYOR”</p>
<p>“Yaşadığımız bütün kötülükler, bütün anti demokratik müdahaleler, tarihte eşine ve benzerine rastlanmayacak şekilde yargı eliyle bir sivil darbe girişimi; Türkiye’nin mevcut değil, gelecekteki iktidarına darbe girişimi, gelecekteki Cumhurbaşkanı’na darbe girişimi de hiçbirisi boşuna değil. Bu dönüşüme direnenlerin, cumaları hutbelerde ‘Kadınla erkek mirastan eşit pay alırsa, bu erkeğin iki kat pay almasını gerektiren İslam hukukuna aykırıdır. Bu yüzden de kadın erkeğin hakkına girmiş olur’ diyecek hutbeleri okutmaya başlayanların, okuttukları hutbelerde neredeyse kadınların bütün toplumsal kazanımlarına el uzatmaya niyetlenenlerin, buna bir zemin yaratmaya çalışanların, diğer yandan ‘İşimize geldi, bindik. İşimize gelmediği gün ineriz’ dedikleri demokrasi tramvayından 31 Mart seçimlerinde kaybettikleri bir seçimden sonra inmeye karar verenlerin yaşattığı bir gerçeklikle karşı karşıyayız. Yani içinde bulunduklarımız; ana muhalefet partisinin iki yıl önce yapılmış seçiminde seçilmiş ve yenisinin seçilmesine 15 gün kalmış İstanbul İl Başkanlığı’na kayyım atanacak kadar 2025 yılında ve Cumhuriyet Halk Partisi’nin genel merkezine kayyım atamayı ya da yapılmış seçimleri yok saymayı hedefleyecek kadarki geri dönmüşlük, aslında vaat ettiğimiz değişimin ne kadar büyük, ne kadar yapısal ve ne kadar kalıcı olduğunu ve o yüzden de ne kadar birilerini korkuttuğunu gösteriyor. Karşımızdakilerin araç olarak gördükleri demokrasiyi, artık bir kenara bırakıp, hatta ve hatta buraya gelmelerini sağlayan sandığı ortadan kaldırmaya niyetlendikleri bir sürecin içindeyiz. O yüzden bize bu mücadelede cesaret düşüyor, kararlılık düşüyor. Ama her mücadelenin bir fiziki tarafı, birimiz, birilerimiz ne kadar daha süreceği bilinmeyen haksız mahkumiyetle ve lüzumsuz, kötü niyetle uygulanan bir tutuklama tedbiriyle zindanlarda bedel ödüyorlar. Kimilerimiz meydanlardayız, otobüslerin üstündeyiz. Tarihte görülmemiş mitinglerle, meydanların bize kattığı enerjiyle birlikte bir mücadeledeyiz. Ama işin, bu büyük değişim ve dönüşümün bir de bu safhası var. Bu safhasını yapmak için de sizlerle birlikteyiz.”</p>
<h3>“KADINLAR, GENÇLER VE BİLİMLE SORUN ÇÖZÜLECEKTİ”</h3>
<p>“O 47 yıldır siyaset kalesinin açamadığımız başarı kapısını, 47 yıl sonra ‘Nasıl aşacağız?’ diye oturduğumuz MYK salonunda aslında nasıl aşacağımız gözümüzün önündeydi. Hatta şakasını yaptım. Dedim ki ‘Bakın, içeride üç tane anahtar olacak. Atatürk onları bir yere koymuştur. O anahtarlar bu koca kalenin başarı kapısını açacak muhakkak.’ Aslında salonda gözümüzün önündeydi anahtarlar. Yaş ortalaması 42’ydi bunu söylediğim Merkez Yönetim Kurulu’nun. Gölge kabineden oluşuyordu; 17 bakan ve bir cumhurbaşkanı yardımcısı, 18 kişi. Tayyip Erdoğan’ın o 18 kişisinin; gerçek bakanların, 17’si erkekti. Sadece Aile Bakanı kadındı. Kadını çünkü kafasında aileden sorumlu, sadece aile ile var olan, çocuğu doğuran, çocuğunu büyüten, kocasını bekleyen, varsa hastasına, engellisine bakan ve evde duran olarak kodladıkları için. Dış işleri, iç işleri, kültür sanat, herhangi bir bakanlık kadına göre değildi. O evde oturmalıydı. Ama benim karşımdaki MYK’da 18 gölge bakanın 9’u kadındı, 9’u erkekti. Yani kadınlarla, gençlerle birlikte ve üçüncü anahtar bilimle birlikte bu sorunlar çözülecekti. Bütün analizlerimizi eğer kazanabilecek bir aday varsa, ki onu en bilimsel yöntemlerle, ölçme ve değerlendirmeyle, 350 bin anket yaparak adayları belirleyip, 250 bin anketle sahada takip ederek an be an bu raporların hepsini her toplantıda tartışarak devam ettik. Eğer kazanabilecek adaylar içinde genç varsa mutlaka genç aday olmalıydı. Kazanabilecek adaylardan biri kadınsa, kadın aday olmalıydı. Birden çok kadın varsa kadınların arasında bir tercih olmalıydı. Böylelikle örneğin 6 bin 500 belediye meclis üyesini seçilecek yerlerden kadın aday gösterebildik. Örneğin tüm Türkiye Cumhuriyeti tarihinde sadece 6 kadın belediye başkanı varken İzmir’de tüm partilerden, Cumhuriyet Halk Partisi gösterdiği 9 kadın adaydan 8’ini İzmir’de seçtirebildi. Türkiye’de 40 kadın belediye başkanına ulaşabildik. Gençlik kollarından gelen yüzlerce arkadaşımız belediye başkan adayı oldular ve çok önemli belediyelerde Türkiye’nin en büyük metropollerini, 30’lu yaşlarındaki gençlere ve kadınlara emanet etme imkanı bulduk. Sonra bu kürsüye çıkıp da seçim akşamı Türkiye’nin gözünün içine baka baka bu başarının kadınlarla, gençlerle ve bilimle geldiğini söyleyebilmiştik.”</p>
<h3>“GENEL MERKEZİMİZ BİR FİKİR FABRİKASINA DÖNÜŞECEK”</h3>
<p>“Bir yıldır yoğun olarak sürdürdüğümüz program çalışmaları Türkiye’yi gelecek 10 yıllara hazırlayacak şüphesiz. Atatürk devrimleri ve altı okumuz üzerine inşa edilmiş kapsamlı bir vizyon metnimizi yine bilimin ışığında hep birlikte tamamlayıp uygulayacağız. 4-9 Eylül tarihlerinde gerçekleştirdiğimiz İkinci Yüzyıl Değişim Kurultayımızdan bu yana katılımcı, kapsayıcı, dinamik bir süreçle parti programımızı güncelleme çalışmalarımızı yürüttük, yürüttünüz. Bir yıl boyunca bilim ve siyaseti örgütlerimiz ve uzmanları bir araya getiren, keyifli bir çalışma pratiğine de sahip olduk. Bugünkü çalıştayımızda birçoğunuzun farklı vesilelerle kıymetli katkılar sunduğu bu çalışmayı son aşamasına getireceğiz. Akademisyenler, uzmanlar, bilim insanları, bürokratlar ve sivil toplum temsilcilerinden oluşan bu geniş kadro genel merkezimizin bir fikir fabrikasına dönüştürecek. Demokrasiden kalkınmaya, sosyal adaletten sanayi politikalarına, toplumsal cinsiyet eşitliğinden gençlik politikalarına, ekonomiden ticarete her başlıkta ülkemizin gelecek yıllarını şekillendirecek yaklaşımları ortaya çıkaracağız. En önemlisi de Türkiye’nin günümüzde çok ihtiyaç duyduğu; katılımcı, kapsayıcı, çoksesli, ortak akla dayalı yönetim ve siyaset anlayışımız, bugün çalıştayımızda çalışma yöntemimizi ortaya koyacak. Türkiye’yi nasıl yöneteceğimize karar verirken, bu süreçte de Türkiye’yi vaad ettiğimiz şekilde yöneteceğiz. Yuvarlak masalarda birlikte üretecek, birlikte tartışacak, farklı alanlardaki deneyimlerden ve masaya gelmiş çalışmalardan son şekline giderken, yine ortak akılla karar verme yöntemini tercih edeceğiz.”</p>
<h3>“DAHA ÖNÜMÜZDE ÇOK YOL VAR”</h3>
<p>“Bugün burada 600 kişi var, çok zengin geniş bir kadroyla buluştuk. Ancak imkanlar dahilinde katılımcı listemizi sınırlı tutmamız gerektiğini buradan ifade etmek isterim. Hem ben hem çok sayıda yöneticimiz bu süreçte görev almak isteyen, geçmişte alamamış ya da bugünden itibaren katkı sağlamak isteyen, belki bu salondan daha fazla katılımcının talebini almış durumdayız. Önümüzdeki süreçte Genel Sekreterliğimiz ve programın çalışmalarını yürüten ekibimiz, hiçbir katkıdan mahrum olmayacak şekilde o başvuruları da değerlendirecek. Çünkü daha önümüzde çok yol var. Bugün ve bu hafta parti programımız sizlerin emekleri, yarın gençlerin ortaya koyacakları katkılar ve sonraki iki günde de örgütümüzün yapacağı katkılarla son şeklini almaya başlayacak. Ama bu partimizin programı. Önümüzde bir hükümet programı ve Cumhurbaşkanlığı Aday Ofisimizin ortaya koyacağı bir iktidar programı olacak. O programla ilgili de Genel Sekreterimiz, ki aynı zamanda Cumhurbaşkanlığı Aday Ofisimizin de İcra Kurulu üyelerinden birisi olarak, buraya bugün bu salona davet edemediğimiz, bu binada 10 büyük salondaki kurulacak çok sayıda yuvarlak masaya oturtamadığımız ama burada olma iradesini bize iletmiş olan herkesin emeğinden yararlanmaya, enerjisinden yararlanmaya, yapmak istediği katkıları bundan sonraki süreçlere dahil etmeye gayret gösterecekler. Bu konuda kapıların ardına kadar açık olduğunu bir kez daha ifade etmek istiyorum.”</p>
<h3>“BARIŞ AKADEMİSYENLERİNİN YAŞADIKLARI SORUNLAR ORTADA”</h3>
<p>“İktidarın 19 Mart darbesi ile başlattığı antidemokratik saldırılar sadece siyaset kurumunu ya da siyaset zeminini hedef almıyor şüphesiz. Bilimsel üretimin çok zorlu koşullarda yapıldığı bir dönemdeyiz. Biz 19 Mart darbesi ile birlikte geleceğin iktidarına ve geleceğin Cumhurbaşkanına yönelik bir sivil darbenin somutlandığını ifade ediyoruz. Ama bu anlayış ülkeyi yıllardır darbeci bir zihniyetle, daha doğrusu kendisinin imkan tanıdığı, devletin her yerine, en mahrem alanlarına yerleştirdiği, altına tank da verdiği, uçak da verdiği, unvan da verdiği, YÖK’ü de teslim ettiği, Emniyet Genel Müdürlüğü’nü de teslim ettiği ve daha sonra kendisine darbe girişiminde bulunan bir cemaatin darbe girişimini, kanlı bir darbe girişimini, hain bir darbe girişimini araçsallaştırarak ilan ettiği olağanüstü halden sonra… Ülkeyi o günden bugüne, önce OHAL’de bir referandum yaparak, çoğu çağdaş demokrasi bunu reddeder, anayasal engeller vardır bunun üzerinde. Ama olağanüstü hal şartlarında önce bir referandum yaparak, sonra bunu kalıcılaştıracak bir baskın seçim yaparak, hem de referandumdan sonraki hazırlık kanun maddelerini yapmayıp onları da aldığı bir yetki kanunuyla OHAL şartlarında, OHAL kararnameleri ile yaparak. Daha sonra bu şartlarda seçim yaparak. Sonra da 1,5 aylığına ilan ettiği OHAL’i neredeyse üç yıl sonra kaldırırken, OHAL’in yarattığı konforlu alanları kalıcılaştıran kanuni düzenlemeler yaparak bugünlere geldi. Tabii bu süreçte en ağır yarayı; bilimsel özgürlük, kurumsal özellikler ve bu ikisinin de olmazsa olmaz buluştuğu yer üniversiteler aldı. Ve bilimsel üretim için ön koşul olan demokratik ortam ortadan kalktığı gibi, bugün yapılan araştırmalara akademisyenleri yüzde 45’inin kendilerine otosansür uyguladıklarını ifade ediyorlar. Ve ayrıca bir bütün olarak ve büyük utanç olarak Barış Akademisyenlerinin yaşadıkları sorunlar hâlâ daha ortada. Suçlamalardan beraat etmelerine rağmen akademisyenler mağdur edilmiş, görevlerine iade edilmemiş durumdalar. Bilim insanlarının özgürce araştırma yapamadığı, düşüncelerini ifade etmekten çekindiği bir ülkede, ne bilimsel ilerlemeden ne yenilikçilikten ne demokratik kültürün gelişmesinden söz etmek mümkün değil. Bilimin, yeniliklerin ve demokrasinin olmadığı yerden ne refahtan ne kalkınmadan ne zenginlikten söz etmek mümkün. Bizim kalkınma için; yeniliklere, yenilikler için; yeni teknolojilere ve süreçlere, yeni teknolojiler için; araştırmayla geliştirilen bilime ihtiyacımız var. Bu da ancak akademisyenlerimizin özgür olduğu, liyakatin egemen olduğu, özerk üniversitelerin olduğu bir yükseköğretim sistemiyle mümkün olacak.</p>
<h3>“490 BİN LİRA ALMASI GEREKENLER 110 BİN LİRA ALIYOR”</h3>
<p>“Bugün çok sayıda bilim insanıyla birlikte olduğumuz bu noktada akademinin sorunlarının yanında, akademisyenlerin ekonomik sorunlarının, hem bilim yaparkenki ekonomik şartların kısıtlı olmasına hem de kendilerinin yaşadığı ekonomik sorunlara değinmek gerekir. Burada sadece şunu söylemek gerekiyor. Pek çok karşılaştırma yapılıyor, ‘AK Parti geldiğinde’ diyerek yapıyoruz. Örneğin en çok kullanılan argüman üzerinden, asgari ücret o gün 7 çeyrek altın alıyordu, bugün 3 çeyrek altın alıyor. En düşük emekli maaşı 8 çeyrek altın alıyordu, bugün 2 çeyrek altın alıyor. Öğrenci bursu 1,5 çeyrek altın alıyordu, bugün yarım çeyrek altın bile alamıyor. Akademisyenlerin durumuna baktığımızda, profesörlere verilen maaş da AK Parti geldiği günkü kriterlerle maaş ödeniyor olsa bugün 490 bin lira maaş alması gereken akademisyene, 110 bin lira maaş ödüyorlar. Durum bu açıdan da bu kadar vahim. Hem kendi kişisel hayatı açısından hem de kendisini geliştirmesi, aldığı maaşla geçinmesi, geçim sıkıntısı çekmemesi, evladının durumunu düşünmemesi, istediği kitabı alabilmesi, istediği konsere gidebilmesi, yurt dışı seyahatler yapabilmesi açısından gerekli olan bu ekonomik özgürlüğü de akademisyenlerin elinden alınmış, onların da köleleştirilmiş olduğunun altını çizmek isterim.”</p>
<h3>“UMUDUMUZ GERİLEMEDİ, DİRENCİMİZ AZALMADI”</h3>
<p>“Tabloya bakıldığında durum kötü, durum karanlık. Hatta şöyle bir durum var. Geçen gün İstanbul İl Başkanlığına girerken durum artık iyice karikatürize oldu. Girdiğim binanın binası mahkemelik, elimizden almaya çalışıyorlar. Girdiğimiz binayı kimin yöneteceğine karar verilen iki yıl önceki İstanbul il kongresi mahkemelik. İstanbul İl Başkanımız verdiği demokratik mücadeleden dolayı 22 yıl hapisle yargılanıyor, mahkemelik. Bizim burada olduğu gibi orada da bir parti kedimiz vardı, adı Şanslı. Binaya girerken ‘Şanslı nerede dedim?’ o da olmuş veterinerlik. Bu şartlar altında halen daha umudumuzun şu kadar gerilemediğini, direncimizin şu kadar azalmadığını ve mücadele azmimizin ilk günkünden geride olmadığını hepinizin bilmesini isterim. Ne bekliyorduk ki? Ne bekliyorduk Tayyip Erdoğan eline beyaz zambaklar yaptırıp devir teslim için bizi mi bekleyecekti? Elbette böyle olacak. Bu kadar suça bulaşmış, bu kadar kirlenmiş, geçmişte bugün bizlere yapıştırmaya çalıştıkları, haksız şekilde yüzyılın yolsuzluğunu kendi kendilerine ortaya çıkarmışlar, bütün kanıtlar ortaya dökülmüş. Kanıtlar toplanırken deliller usulüne uygun toplanmadı diye kovuşturmaya geçirmemiş. Önce inkar edilmiş, hani şimdi arayıp arayıp bulamadıkları, ‘Mutlaka bir kasa olacak, içinden para çıkacak’ dedikleri yerde bizden mühür çıkıyor, korumanın kurşunu çıkıyor. Ama ayakkabı kutularından, kasalardan balya balya paralar çıkmış. ‘Önce onlar koydu yatak odama bunları’ demişler, sonra faiziyle geri istemişler. Öyle bir sürecin içinden geçenleri, ‘Aramızda kardeşlik hukuku var’ diyenlerin birbirinin boğazını sıktığı, birbirine darbe yaptığı, birlikte kurulan partideki 33 kurucudan 31’inin partide olmadığı ve sadece ve sadece artık biat edenlerin, övenlerin, ‘Yok bunu da iyi yaptınız’ diyenlerin parti yönetiminde ve ülke yönetiminde olduğu, liyakatsiz sadece sadakate dayanan, birbirlerine sadakate dayanan, güçlü bağlarla birbirine bağlı olduğu… Çünkü en güçlü bağ suç ortaklığı bağıdır. Suç ortaklığı bağıyla birbirine bağlı olanların, varıp da normal yollardan güle oynaya bir iktidar devir teslimi yapmayacakları belliydi.”</p>
<h3>“BİR KELİME EKSİK SÖYLERSEK BU MİLLETİ SUSTURACAKLAR”</h3>
<p>“O yüzden yatanımız yatacak, bedel ödeyenimiz bedel ödeyecek. Bu mücadele sırasında çok yorulacağız. Başımıza belki çok kötü şeyler gelecek. Ama hepimiz şunu biliyoruz ki; şartlar 100 yıl öncesinden ağır değil. Yani Akın Gürlek’in iftiralarıyla, yalancı tanıklarıyla, işbirlikçileriyle saldırıyorlar da; birinci Cumhurbaşkanının boynuna idam fermanını asarak Samsun’a geçtiğini, Havza’ya gittiğini, Amasya’da genelge yayınladığını, Erzurum’da kongre yaptığını, Sivas‘ta kongre yaptığını, daha sonra gelip de Ankara’da Meclis açtığını unutmamak lazım. Boynunda idam fermanına rağmen kurtuluşu örgütlemiş, kuruluşu başarmış, bu ülkeye bu Cumhuriyeti kazandırmışların partisinde ne moral bozukluğu olur, ne saldırılardan yılma olur, ne bir adım geriye atma olur. Hep söylediğimiz söyleyerek bitiririm. Ne bir adım geri atacağız, ne bir kelime eksik söyleyeceğiz ne bir santim eğileceğiz. Çünkü biz biliyoruz ki; eğer biz bir kelime eksik söylersek bu milleti susturacaklar. Bu milleti konuşmaya, yüksek sesle tartışmaya biz alıştırdık, biz başardık bunu. Eğer bir adım geriye atarsak, bizi 100 yıl geriye götürecekler. O 100 yıl gerideki karanlıktan bugünlere biz getirdik. Ve bir santim eğilirsek biz, onlar bu millete diz çöktürecekler. Bu millete diz çökmeyen bir millet olduğu için Cumhuriyeti kazandırmış olan ve asla ve asla diz çökmemiş olan Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün kurduğu partinin Genel Başkanı olarak hepinize emeğiniz için, cesaretiniz için, katkılarınız için ve geçmişte yazdığımız tarihi şimdi hep birlikte geleceğimizi yazmak üzere bize katıldığınız için hepinize şükranlarımı sunuyorum. Teşekkür ediyorum.”</p>
<p><a href="https://www.haberduyur.com/ozgur-ozel-ne-bir-adim-geri-atacagiz-ne-bir-kelime-eksik-soyleyecegiz-ne-bir-santim-egilecegiz/">Özgür Özel: Ne bir adım geri atacağız, ne bir kelime eksik söyleyeceğiz ne bir santim eğileceğiz.</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.haberduyur.com">Flaş Haberler Son Dakika - Güncel Haberler - Haber Duyur</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.haberduyur.com/ozgur-ozel-ne-bir-adim-geri-atacagiz-ne-bir-kelime-eksik-soyleyecegiz-ne-bir-santim-egilecegiz/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Özgür Özel: “Komisyon, Anayasa Yapacak Bir Komisyon Değil</title>
		<link>https://www.haberduyur.com/ozgur-ozel-komisyon-anayasa-yapacak-bir-komisyon-degil/</link>
					<comments>https://www.haberduyur.com/ozgur-ozel-komisyon-anayasa-yapacak-bir-komisyon-degil/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[admin]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 29 Jul 2025 18:04:57 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Gündem]]></category>
		<category><![CDATA[CHP]]></category>
		<category><![CDATA[Komisyon]]></category>
		<category><![CDATA[Özgür Özel]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.haberduyur.com/?p=56075</guid>

					<description><![CDATA[<p>Cumhuriyet Halk Partisi Genel Başkanı Özgür Özel, Cumhuriyet Halk Partisi Tokat Senatörü Metin Somuncu için düzenlenen cenaze törenin ardından Meclis’te basın mensuplarının sorularını yanıtladı. Cumhuriyet Halk Partisi Lideri Özel, orman yangınları hakkındaki soru üzerine, “İlk liyakatsizlikten ve yönetim beceriksizliğinden başlayarak geldiğimizde, iktidarlarının bu son döneminde, ülkede kadınlar için de çocuklar için de yoksullar için de emekçiler [&#8230;]</p>
<p><a href="https://www.haberduyur.com/ozgur-ozel-komisyon-anayasa-yapacak-bir-komisyon-degil/">Özgür Özel: “Komisyon, Anayasa Yapacak Bir Komisyon Değil</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.haberduyur.com">Flaş Haberler Son Dakika - Güncel Haberler - Haber Duyur</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Cumhuriyet Halk Partisi Genel Başkanı Özgür Özel, Cumhuriyet Halk Partisi Tokat Senatörü Metin Somuncu için düzenlenen cenaze törenin ardından Meclis’te basın mensuplarının sorularını yanıtladı. Cumhuriyet Halk Partisi Lideri Özel, orman yangınları hakkındaki soru üzerine, “İlk liyakatsizlikten ve yönetim beceriksizliğinden başlayarak geldiğimizde, iktidarlarının bu son döneminde, ülkede kadınlar için de çocuklar için de yoksullar için de emekçiler için de ormanlar için de ormanın içindeki hayvanlar için de söndürmeye çalışan orman emekçileri için de felaket felaket üstüne geliyor. Bir şey var ki bu kadar kötü her şey” dedi. Özel, şöyle devam etti:</p>
<h3>“BUNLAR HALEN DAHA NASIL İNSAN İÇİNE ÇIKABİLİYORLAR”</h3>
<p>“Ülkenin ekonomisini bunlar yönetiyor, dünyada en yüksek gıda enflasyonu olan ülke Türkiye. Adını bilmediğimiz Afrika ülkelerinden daha kötü durumda. Ülkeyi yıllardır bunlar yönetiyor, Ukrayna ile Rusya savaşıyor ama Türkiye’de faizler Ukrayna ile Rusya’dan fazla. Dünyada ikinci yüksek faiz var Türkiye’de. Pandemi oldu, pandemiden sonra enflasyon herkesin derdi oldu. Dünya yüzde 3 olan enflasyonu, yüzde 6’da durdurdu, geri çevirdi. Bunlar kendi hesaplarına göre yüzde 80’den çevirdiler. Hala yüzde 40’larda enflasyonla boğuşuyoruz. Ne yapıyorlarsa, nasıl yönetiyorlarsa hiçbir şey iyiye gitmediği gibi yangın yönetimi, yangın söndürme işi de iyiye gitmiyor. Ne demek? Dünyada en iyi iki ülkeden biriysen, en iyi şekilde söndüren iki ülkeden biri olursun. Nasıl oluyor da cayır cayır yanıyor bütün ormanlar? Elbette orman yangını olur. Hızla müdahale edilir ve böyle felakete dönmez. Ormanlar yandığı gibi onlarca canımızı kaybediyoruz arkadaşlar. Olacak iş değil. Yarın üç Genel Başkan Yardımcımız bu konuya özel sizlerin de takip edeceği basın toplantısıyla, tespitleri ama en çok da önerileri ve geleceğe yönelik olarak da Cumhuriyet Halk Partisi’nin neleri gördüğünü ve bundan sonra ne yapacağını anlatacak. Bu envanter meselesinde ağzını açmasa iyi olur Sayın Erdoğan. Çünkü envanterinde 14 tane lüks uçak var. Cumhurbaşkanı’nın uçağı olur, devletin bir tane uçağı olur, haydi bir tane de yedeği olur. 14 uçak var. Bakan yardımcıları bile Türkiye’de tarifeli uçmuyor. Ayakları yere basmıyor. Ama yangın dediğimiz zaman herkesin gözü gökyüzünde, yeterli müdahale yapılamıyor. Çok net bir şey var. Gece görüşünü olanaklı kılan, gözlükle, kaskla yapıp, bu envanteri var sayıyorlar. Bu bir yıldızdan ışık alan, aydan ışık alan, onunla etrafı gösteren ekipmanlar ve orman yangını gibi şiddetli ışıkta iş görmüyor. Arkadaşlar bunu söyleyemiyorlar, böyle çözülemeyeceğini bilemiyorlar. Öyle bir uçağı, helikopteri, bunların dediği gibi helikopteri kaldırırsınız ama ateşe yaklaşamazsınız. Kilometrelerce, 100 metrelerce öteden sadece ormanın, yangının yayılacağı yerlere olası su bırakabilirsiniz. Bu da zaten olmuyor ve işlemiyor. Gerçek anlamda bu işte kullanılabilecek bir filo oluşturulmuş değil. Mevcut filo da zayıf. Maalesef Türk hava Kurumu’nun elindeki uçaklar doğru şekilde bakım görseydi, filosu güçlendirilseydi… Ki hepimiz bu Türk Hava Kurumu’na destek oluyorduk. Kurban derileri bağışlanıyordu. Türkiye’nin yüzakı bir kurumdu. Ne yaptılar biliyor musunuz? Yedi-sekiz yıldır kayyım var Türk Hava Kurumu’nda, seçimini yaptırmıyorlar. Neden? Başına bir AK Partili oturtabilmek için. O Türk Hava Kurumu şimdi yangınla mücadelede yok maalesef. ‘Biz yaparız’ diyenler de yapamıyor maalesef. Bu konuda bir büyük seferberliğe ihtiyaç var. Milleti de arkamıza alarak seferberliğe ihtiyaç var. Ama maalesef her yerde olduğu gibi, yapmadıkları gibi milletin de önünü tıkayan, kurumların da önünü tıkayan bir yönetim anlayışı var. Her yerde yangın olur ama bu kadar uzun süren, müdahale edilemeyen, can kayıplarıyla… İnsanlar kömür oldu gitti, cenazelerinde ailelerine ne diyeceğimizi bilemedik. Bunlar halen daha nasıl insan içine çıkıyorlar ben bilemiyorum.”</p>
<h3>“HAYATIMDA DUYDUĞUM EN BÜYÜK YALAN, YETKİLERİ YOK”</h3>
<p>Genel Başkan Özel, orman yangınlarından büyükşehirlerin sorumlu tutulması hakkındaki soruya şu yanıtı verdi:</p>
<p>“Hayatımda duyduğum en büyük yalan. Hatta ve hatta yetkileri yok. Bazen ‘Yetkiniz yok, gelmeyin’ bile dedikleri oluyordu geçmişte. Keşke büyükşehirlerin elinde öyle imkanı olsa. Mesela büyükşehirlerin hava aracı bulundurma yetkisi de yok ellerinde artık. İstanbul, Ankara Büyükşehir’in geçmişte elinde olan helikopterleri satıldı arkadaşlar. Büyükşehirler maalesef hem de bütün ilçelere birden kentin bulunduğu yerlerde, büyükşehirin görev yaptığı yerlerde, ancak bu imkanlarla mücadele ediyorlar. Ayrıca da şunu söyleyelim. İstanbul Büyükşehir, Ankara Büyükşehir orman yangınlarına ekipman yolluyordu, geçtiğimiz günlerde açıklandı. 2 binin üzerinde itfaiye eri alımı ile ilgili bir imza atmadıkları için alamadık bu sene. Atsalardı bekliyorduk, hazır bekleniyordu. 2 bin 300 itfaiye eri alacaktık. Şimdi onlar her yerde olacaktı. Bunu imzalamayanlar AK Partililer. Büyükşehirleri dışlamak falan zaten ayrı meseleler. Zaten paralarının yüzde 40’ını ödüyorlar, maaşları zor ödüyoruz. Herkesi perişan hale getirdiler. Ama büyükşehirler ancak ve ancak o andaki operasyonun başındaki en yüksek kamu görevlisi ‘Gelin’ derse gidiyor. Ama büyükşehirin elindeki araç nasıl gidiyor? Yolda, sokakta gidecek araçta tekeri var onda. Yolun olduğu yerden gidiyor. Yolun kenarına su sıkıyor. Önemli katkılar sağlıyorlar bütün arkadaşlar. İşte Bursa Büyükşehir’i görüyorsunuz. Bursa’daki yangında etraftaki bütün büyükşehirlerin araçlarını görüyorsunuz. Ama yolun gidebildiği yere, mevcut işte bu arabaların lastikleri nasılsa öyle lastikleri olan araçlarla, asfaltta gidecek araçlarla o kadarlık bir katkı sağlanıyor. Türkiye’nin yangınla, yangın yönetimiyle, afet yönetimiyle ilgili çok güçlü, çok itibarlı ve çok özenilerek kurulacak çok büyük bir kuruma ihtiyacı var. Buna da ciddi kaynak aktarmak lazım. Herkesin içi yanıyor. Bu süreçte milletin de desteğini, dayanışmasını, tüm kurumların desteğini, dayanışmasını arkaya alacak bir çabaya ihtiyaç var.”</p>
<h3>“UYGUN HALE GETİRİLMESİ GEREKİYOR”</h3>
<p>Özel, yangın söndürme envanterlerinin eksik olduğu yönündeki bilgiler hakkındaki soru üzerine “Evet. Zaten bu konudaki uzmanların söyledikleri, ‘Ya bu araçlara gece görüş kitleri alındı diyordunuz, niye kalkmıyor?’ sorusunun cevabı şu: O gece görüş sistemleri çok az ışıkla uçmayı olanaklı kılan kasklar. Hatta kokpitin de ona uygun hale getirilmesi gerekiyor. Yüksek ışığın olduğu orman yangınında etkisiz” dedi.</p>
<h3>“MİLLET CAN DERDİNDE”</h3>
<p>Genel Başkan Özgür Özel, TBMM’de kurulacak komisyon ve Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın partisi ve kendisi hakkında sarf ettiği sözler için de şunları söyledi:</p>
<p>“Silivri’de geçen hafta çarşamba günü bir basın mensubu sordu. ‘Eurofighter’larla ilgili anlaşma sağlandı, Almanya’nın blokajı vardı. Almanya blokajını kaldırmış. Bu konuda çabalarınız olduğunu söylüyordunuz. Bu konuda hükümetten size bir teşekkür geldi mi?’ Ben de dedim ki ‘Normal bir ülke olsaydık beklenirdi. Normal bir siyasetçi olsaydı beklerdik.’ Yoksa aman Erdoğan bize teşekkür etsin derdinde değiliz. Zaten hemen ardından birkaç iktidara yakın gazete, ‘Vay efendim Eurofighter’ları kendilerine mal etmek istiyorlar’ diye yazarken, tak sildiler. Ertesi gün Alman hükümet sözcüsüne soru soruldu, o da dedi ki ‘Açıkça söylemem gerekir ki Özgür Özel üzerinden, hapisteki Ekrem İmamoğlu’nun da Eurofighter’ların kendi meselesi ile ilişkilendirilmemesini ve bir milli savunma meselesi olduğu için bununla ilgili blokajın, vetonun kaldırılmasını talep ettiler. O yüzden verdik.’ Çünkü Alman gazeteci soruyor. ‘İmamoğlu’na yapılan 19 Mart darbesinden sonra ‘Eurofighter’ları vermeyeceğiz’ demiştiniz. Niye verdiniz, ne değişti?’ O da diyor ki ‘Ekrem İmamoğlu’nun bu yöndeki talebini Özgür Özel ilgili makamlarımıza iletti’ diyor. O dakikadan sonra sustu arkadaşlar. Dün de geveliyor. ‘Özür derdim de demezdim de ederdim de şuydu da…’ Hiç önemi yok. Mesele şu: Millet can derdinde, bir yandan yangınlarla boğuşuyoruz, bir yandan yoksullukla boğuşuyoruz, insanlar işsiz. Böyle bir süreçte bütün belediye başkanlarımıza hazımsızlıkla saldırıyorlar. Bütün anketlerde yüzde 70 bunun siyasi olduğuna inanıyor vatandaş. Canımızla uğraşıyoruz. Bu haldeyken dahi, Ekrem İmamoğlu ‘Eurofighter meselesini bu işe karıştırmayın’ diyebilecek erdemi gösteriyor. Erdoğan da böyle bir işte bile meseleyi siyaset üstü bir yerde tutamamayı başarıyor, kavga yapıyor.”</p>
<h3>“KOMİSYONLA İLGİLİ TAVRIMIZ İLK GÜNDEN BERİ NET”</h3>
<p>“Gelelim Meclis’teki komisyon konusuna. Komisyonla ilgili bizim tavrımız ilk günden beri net. Bu işin Meclis eliyle yürütülmesi gerektiğini söylüyoruz. Komisyon ya eşit temsille oluşmalı, yani bütün partiler eşit temsil edilmeli. Ne olacak o zaman? Birinin dediği olmayacak, uzlaşıyla çıkacak kararlar. Eşit temsil değilse, o zaman mutlaka nitelikli çoğunlukla karar almalı diyoruz. Komisyonun beşte üçü ya da üçte ikisinin alacağı kararla kanunlar kabul edilmeli, çıkarılması istenen kanunlar Meclis’e tavsiye edilmeli diyoruz. Şimdi Sayın Meclis Başkanı’nın istediği rakamlarda gördünüz, eşitlik yok. 21 AK Parti’den, 10 CHP’den istiyor. Meclis’teki sandalye sayımıza göre. O zaman nitelikli çoğunluk aranacağının Meclis Başkanı tarafından söylenmesi lazım ki bu komisyonda olalım. Onun dışında komisyonun rakamları, AKP artı MHP istediğini yapıyorsa, bize hiç ihtiyaç yoksa, böyle bakıyorlarsa ne işimiz var orada? Ancak nitelikli çoğunlukla karar alınacağı söylendiğinde ve ilk toplantıda bununla ilgili kararlar alındığında o zaman Cumhuriyet Halk Partisi bu komisyonda yer alır. Yalnız Cumhuriyet Halk Partisi’nin bu komisyonda yer alması, ne Tayyip Erdoğan’ın böyle tuhaf beklentilerine, yok işte geçmişteki bilmem neyin kefaleti, mefaleti. Böyle sulandırmalar için değil. Türkiye’nin en önemli meselesi; terör bitecek, oraya cumhurbaşkanlığı kabine sonrasında şu if giden askerin anasının gözyaşı dinecek, önce endişesi dinecek. Sıvasız briket evlere al bayraklı şehit cenazeleri gelmeyecek. Türkiye’de analar ağlamayacak. Oraya harcanan para da iktidarımızda teröre harcanmayacak; yoksullukla mücadeleye harcanacak, kalkınmaya harcanacak. Biz bunun için bir yerde olacaksak oluruz. Ne Tayyip Erdoğan için&#8230; Kamuoyunda şey gibi anlaşılıyor, bazı bakıyorum, görüyorum. Anayasa tartışmaları. Biz dedik, hatta açık açık söyledim. ‘Seninle ne anayasası, menemen yapmam’ dedim. Aynı çizgideyiz. Bu komisyon, anayasa yapacak bir komisyon değil. Ona niyetlenen bizi yanında bulamaz. Çünkü anayasaya uymayanla anayasa yapılamaz. Bu komisyon hukuk üretecekse, bu komisyon hakkaniyet üretecekse, demokrasi üretecekse, barış üretecekse bu komisyonun dışında kalınamaz. Neden kalınamaz? Millet milletin vekilini; Kadim Durmaz’ı Tokat’tan, Ali Mahir Başarır’ı Mersin’den ‘Git, çalış’ diye yolluyor. Meclis komisyon kurmuş, 10 kişilik sana kontenjan vermiş. ‘Sen 10 kişiyle burada görev yapmalısın’ diyor. ‘Ben yapmam’ diyemezsin.”</p>
<h3>“CUMHURİYET HALK PARTİSİ MÜCADELE EDİYOR”</h3>
<p>“CHP’nin olduğu komisyondan değil, olmadığı komisyondan korksun herkes. Cumhuriyet, Cumhuriyet Halk Partisi, Cumhuriyet’i tartışacak bir yerde olmaz. Cumhuriyet’in tartışıldığı bir yerde olmaz. Cumhuriyet’in kolonlarına çivi çakılan, bakın kolonlarının kesildiği değil; çivi çakmaya yeltenenin elinden o çekici alır, o komisyonda olmaz. Ama Cumhuriyet Halk Partisi, demokratikleşme olacaksa orada olur. Bakın bugün Türkiye’nin en büyük sorunu demokratikleşme, adil yargılanma meselesi. Cezaevlerinde suçsuz duran birçok kişinin tahliyesi söz konusu. Bir yandan bu süreçte başka tahliyeler gelecek. ‘Onlar bir yandan olsun, sonra öbür tarafta başkaları siyasi sebeplerle içeride dursun.’ Böyle bir şey yok arkadaşlar. Ne Figen Yüksekdağ durabilir. Ne Selahattin Demirtaş durabilir. Ne Ekrem İmamoğlu durabilir. Ne Ahmet Özer durabilir. Ne de suçsuz, günahsız bürokratlarımız sırf bir suçun parçasıymış gibi durabilir. Bunların konuşulacağı, çözüleceği, meselenin ilerleyeceği bir komisyonda oluruz. İlerlemiyor mu? Önce ilerletmeye çalışırız. Yok, geri mi gitmek istiyorlar? Olmayız. Tayyip Erdoğan demokrasiyi bir araç olarak görmüş. İşine gelince binmiş, işine gelmeyince inmiş de demokrasiyi rafa kaldırmış, sandığa saldırmış, kimse ‘Sen demokrasi treninden niye indin?’ demeyecek, Cumhuriyet Halk Partisi bu komisyona girerse… Katoliklik nikahı var sanki. Yanlış işler konuşacaklar, doğru işler yapmayacaklar, o komisyonda bindiğimiz gibi ineriz. Tayyip Erdoğan bu konforu ömrü boyunca kullanacak da Cumhuriyet Halk Partisi şimdiden niye sonuç alabileceği bir komisyonda demokrasiyi zorlamak için, hem de nitelikli çoğunlukla karar alınacaksa bulunmayacak? Ya da niye girdi diye AK Parti’yle, AK Parti’nin getirdiği bir takım şeylere sadece tasdik memuru, noter gibi görev yapacak? Bu özgüvensizlik niye yani? Cumhuriyet Halk Partisi çatır çatır mücadele ediyor. Mücadelesini sahada, meydanda, sokakta, otobüsün üstünde de Meclis’in kürsüsünde de sürdürmeye devam edecek. Kimse bizden bu süreçte hatalarından dönmeyen, yanlışlardan geri adım atmayan hiç kimse Cumhuriyet Halk Partisi’nden ‘mış gibi’ siyaset yapmasını beklemesin. Memlekette darbe var, püskürtmeye uğraşıyoruz. Meydanlardaki mücadele devam edecek. Milletin verdiği görevle geldiğimiz Meclis’te de bir zemin var. O zemine gideceğiz, mücadelemizi yapacağız. Yok, bu zemin size göre değilse o zaman Cumhuriyet Halk Partisi o zeminde olmaz zaten. Kimsenin kaygısı, endişesi olmasın. CHP’nin olmadığı yerde her şey olur. Olduğu yerde bir şey oluyorsa ya iyi bir şey oluyordur, yanlış bir şey oluyorsa zaten içinde biz olmayız. Bunu herkes böylelikle görsün.”</p>
<h3>“KANDIRILAN BİRİSİ Mİ BUNU SÖYLÜYOR?”</h3>
<p>Özel, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın ‘Rüşvetçiyi suçüstü yakalayanlara kızanlar ya kumpas iddialarını ispat etmelidir ya da çıkıp hakkına girdikleri emniyet ve yargı mensuplarından özür dilemelidir’ ifadesini şu sözlerle değerlendirdi:</p>
<p>“Bu geçtiğimiz dönemde yargıyı, emniyeti FETÖ’ye teslim edip, kumpaslara teslim edip, o kumpaslarla ülkenin Genelkurmay Başkanını bile içeri atmış, ülkenin en seçkin pilotlarını dünyanın çeşitli havayolu şirketlerinde çalışmaya zorlamış, ordusundan koparmış ve ‘Ben de kandırıldım’ demiş birisi mi söylüyor bunu? Bu dediğinin olması için benim iddianame koyacak önüme. Ben iddianamede göreceğim, göreceğim. Rüşveti göreceğim. Dört ay olmuş bir kör kuruş rüşvetin ispatını bulamamışlar, bir kör kuruş rüşvetin. Ayrıca Antalya’yı diyorsa, ben Antalya’daki baklavacının rüşvetçi olduğunu, onu ilk dakika attım partiden. Görür görmez de dedim, ‘Kaynar sular başımdan döküldü.’ Ama meselenin sonradan şuyunu gördük. Adamı suçsuz olduğunu görmedik Ama gördüğümüz kamera kaydı gibi, polisin gelip de ‘Gözaltındasın’ deyip de onun da gözlükleri saçına takıp, elindeki neşterle o şeyi açmasının öncesinin de olduğunu gördük. Zaten rüşvet alışverişi olurken kameranın başka bir çantadan oraya konulduğunun görüntülendiğini, içeride kaç para vara ağız dolusu cevaplar verildiğini. Çıkıp koridorda polisle karşılaşıldığını, görüşüldüğünü, dönüp içeri girip kapıyı kapatıp, hatta rüşveti alanın aldığını nereye koyduğunu dışarıdaki polisin bildiğini gördük. Meselenin kendisi, meselenin özü; işin bu tarafında bir kurgu var. Ama o rüşvetçi, rüşvetçi. Ama o rüşvetçi, belediye AK Parti’ye geçsin diye kaç lazım, dört lazım. Önce bir dört, o dördü istifa edince, bir dört belediye meclis üyesinin daha ismini söylüyor, AK Parti de başvuruyor. Yeniler yedekten gelmeden belediyeyi biz seçelim. Biz buna YSK’da itiraz ediyoruz gecenin bir yarısında. AK Parti tersini istiyor. Ve gecenin o yarısında rüşvetçi AK Parti lehine istifasını geri falan alıyor. Bunlar olmuş mu, olmamış mı? Bunlar olmasa ben bunu Antalya’da otobüsün üzerinden anlatır mıyım? Ben bunu her tarafta anlatır mıyım? Size anlatır mıyım? Çıkıp yalanlasalar ya. Rüşvetçiye ne, baklavacıya ne? AK Parti’nin mi olacak seçim CHP’nin mi olacak? Neden AK Parti’nin lehine pozisyon tutturuyorsun gözaltındaki rüşvetçiye? Dediğim şu; baklava kutusu doğrudur, rüşvet, hırsızlık doğrudur. Kutunun üstünde altı ok değil, ampul vardır arkadaşlar. AK Parti’nin ampulü yakalanmıştır. Ben onu söyleyeyim.”</p>
<h3>“MİLLETİ MERKEZE ALARAK SİYASET YAPIYORUZ”</h3>
<p>Genel Başkan Özel, Erdoğan’ın ‘Ankara merkezli siyaset yapma’ çağrısı için şu ifadeleri kullandı:</p>
<p>“Millet merkezli siyaset yapıyoruz. Millet merkezli siyaset, millet için İstanbul’da olman gerekiyorsa İstanbul’da, Kars’ta olman gerekiyorsa Kars’ta, Meclis’te olman gerekiyorsa Meclis’te, mücadelede meydanda olman gerekiyorsa meydanda, Saraçhane’de, nerede bulunmak gerekiyorsa orada yapılır. Ankara merkezli dersen, pergel gibi bir ayağını Ankara’ya koyarsan işte böyle kendi etrafında döner durursun, döner durursun. Kendini de tüketirsin milleti de tüketirsin. Ben kendisini millet merkezli, Anadolu ve Trakya merkezli, Türkiye merkezli siyaset yapmaya davet ediyorum. Kendisini serin salonlardan çıkmaya, atadıklarına kendisini alkışlatmak yerine, pazarlarda dolaşmaya ve milletin hatırını sormaya, alabiliyorsa milletten alkış almaya davet ediyorum. Teşekkür ediyoruz.”</p>
<p><a href="https://www.haberduyur.com/ozgur-ozel-komisyon-anayasa-yapacak-bir-komisyon-degil/">Özgür Özel: “Komisyon, Anayasa Yapacak Bir Komisyon Değil</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.haberduyur.com">Flaş Haberler Son Dakika - Güncel Haberler - Haber Duyur</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.haberduyur.com/ozgur-ozel-komisyon-anayasa-yapacak-bir-komisyon-degil/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Erdoğan: CHP&#8217;nin siyaseti artık karşılıksız bir siyasettir.</title>
		<link>https://www.haberduyur.com/erdogan-chpnin-siyaseti-artik-karsiliksiz-bir-siyasettir/</link>
					<comments>https://www.haberduyur.com/erdogan-chpnin-siyaseti-artik-karsiliksiz-bir-siyasettir/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[admin]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 05 Jul 2025 11:15:09 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Gündem]]></category>
		<category><![CDATA[CHP]]></category>
		<category><![CDATA[Cumhurbaşkanı Erdoğan]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.haberduyur.com/?p=55695</guid>

					<description><![CDATA[<p>Cumhurbaşkanı Erdoğan, açıklamasında &#8220;Terörsüz Türkiye hedefimize ulaşacağımıza inanıyoruz. Milletimizin birçok hayalini gerçeğe dönüştürdüğümüz gibi kardeşliğimizi tahkim edecek, iç cephemizi güçlendirecek ve medeniyet yürüyüşümüzü hızlandıracak bu hayali de gerçekleştireceğiz.” ifadelerini kullandı. Terörsüz Türkiye adımlarının kontrollü biçimde ardı ardına atıldığını kaydeden Erdoğan, &#8220;Bizim tavrımız net, bunu en başından ifade ettik. ‘Silah bırakma koşulsuz olmalı ve örgüt yapısal olarak [&#8230;]</p>
<p><a href="https://www.haberduyur.com/erdogan-chpnin-siyaseti-artik-karsiliksiz-bir-siyasettir/">Erdoğan: CHP&#8217;nin siyaseti artık karşılıksız bir siyasettir.</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.haberduyur.com">Flaş Haberler Son Dakika - Güncel Haberler - Haber Duyur</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Cumhurbaşkanı Erdoğan, açıklamasında &#8220;Terörsüz Türkiye hedefimize ulaşacağımıza inanıyoruz. Milletimizin birçok hayalini gerçeğe dönüştürdüğümüz gibi kardeşliğimizi tahkim edecek, iç cephemizi güçlendirecek ve medeniyet yürüyüşümüzü hızlandıracak bu hayali de gerçekleştireceğiz.” ifadelerini kullandı.</p>
<p>Terörsüz Türkiye adımlarının kontrollü biçimde ardı ardına atıldığını kaydeden Erdoğan, &#8220;Bizim tavrımız net, bunu en başından ifade ettik. ‘Silah bırakma koşulsuz olmalı ve örgüt yapısal olarak kendini feshetmelidir’ dedik ve aşama aşama bu noktaya gelindi.” dedi.</p>
<p>Erdoğan, açıklamalarının devamında ise şunları söyledi:</p>
<p>“Terör örgütünün silah bırakma kararını uygulamaya başlamasıyla süreç biraz daha hız kazanacaktır. Önümüzde yepyeni bir kapı ardına kadar açılacak. İlgili kurumlarımız her hamleyi titizlikle takip ediyor ve gerekli adımları atıyor.</p>
<p>Terörsüz Türkiye başlığı noktasında herhangi bir sıkıntı yok. Ülkemizin tamamında Terörsüz Türkiye&#8217;yi nasıl inşa edeceğimize yönelik çalışmaları birlikte yapacağız. Burada herhangi bir tereddüt söz konusu değil.</p>
<p>Gazze&#8217;nin kaybedecek vakti yok, Gazze&#8217;de insanlık can çekişiyor. Bir an önce ateşkesin sağlanması ve insani yardımların en etkin biçimde ulaştırılması için çabalıyoruz.</p>
<p>NATO Liderler Zirvesi&#8217;nde ABD Başkanı Sayın Trump&#8217;la bir görüşmemiz oldu. Gazze sürecine müdahil olmasını istedim. Kendilerinin de bu konuda olumlu yaklaşımını gördüm.</p>
<p>Bu süreçte ABD&#8217;nin İsrail üzerindeki etkisi belirleyici olacak. ABD başta olmak üzere Batılı ülkelerin İsrail&#8217;i ateşkese zorlamak için baskılarını artırması çok önemli.</p>
<p>Yunanistan&#8217;ın savunma alanında attığımız adımlar nedeniyle endişelenmesi yersiz ve manasızdır. Bizim güvenlik altyapımızı güçlendirmemiz kimse için bir tehdit değildir.</p>
<p>Türkiye, bölgesinde ve dünyada barışı, huzuru ve güvenliği sağlamak için azami çaba gösteren, dostları için son derece güvenilir bir ülkedir. Çevremizde hiçbir çatışma yoktur ki Türkiye barışçıl bir yaklaşımla onu sonlandırmak için çabalamasın.</p>
<p>Ben Sayın Trump&#8217;ın F-35 konusunda yaptığımız anlaşmaya sadık kalacağına inanıyorum. F-35&#8217;lerin Türkiye&#8217;ye peyderpey teslimi onun döneminde gerçekleşecektir diye düşünüyorum.</p>
<p>Türkiye, hem Azerbaycan hem de Rusya ile derin diplomatik ve stratejik ilişkilere sahip bir ülke. Gerginliği yakından takip ediyor ve iki ülkeye de itidal çağrısında bulunuyoruz.</p>
<p>(Rusya-Azerbaycan) Türkiye olarak sükûnetin yanında yer alarak diplomatik süreçlerle meseleyi çözümü kavuşturacağımıza inanıyorum.</p>
<p>Türkiye, Suriye&#8217;nin müreffeh geleceğini destekleyen, huzuru ve barışı perçinleyen tüm gelişmeleri destekliyor.</p>
<p>Türkiye ile Suriye ikili ilişkilerinin yeniden inşa süreci hızlı bir şekilde ilerliyor. İstikrarlı, huzurlu ve güçlü bir Suriye&#8217;nin komşuları için de faydalı olacağını, bunun komşularının huzur ve güvenliğini destekleyeceğini düşünüyoruz.</p>
<p>Terörün Suriye topraklarında tamamıyla etkisiz hale gelmesi, tüm silahlı unsurların lağvedilip Suriye topraklarının tamamında sadece Suriye ordusunun hâkimiyetinin sağlanması için elimizden gelen desteği veriyoruz.</p>
<p>Suriye&#8217;de kalıcı huzur ve istikrar bizim de çıkarımızadır. Bunu bozmak için gayret gösterenler, karşısında Türkiye&#8217;yi de bulacaktır.</p>
<p>Biz dış politikayı kavgacı bir ruhla değerlendirmiyoruz. Etrafımızdaki ateş çemberinin tuzağına hamdolsun düşmedik ve düşmeyeceğiz. Dış politika anlayışımızı çevremizle iş birliği halinde sürdüreceğiz.</p>
<p>Türkiye olarak güçlü bir ahlaki argümanla bölgesel liderliğimizi perçinleyerek küresel ligde üst sıralara yükselmeyi hedefliyoruz.</p>
<p>CHP&#8217;nin siyaseti artık karşılıksız bir siyasettir. Sanal medya üzerinden kendi elleriyle oluşturdukları algı putlarını gerçeklerin sağlam gövdesi bir bir yıkıyor.</p>
<p>(CHP) İnsanların bilinçlerini türlü algı ve manipülasyonlarla yönetebileceklerini düşünüyorlardı ancak milletimiz bu kirli oyunu fark etti.</p>
<p>Vatandaşım, sokak eylemlerinin ancak bölücülere, darbecilere hizmet edeceğini biliyor. CHP yöneticilerine tavsiyem, sabredip bağımsız yargının kararlarını beklemeleri yönünde.</p>
<p>CHP yönetimi ülke siyasetine katkı sağlamak yerine, proje üretmek yerine sokak eylemlerinden medet umuyor.</p>
<p>CHP&#8217;nin birinci parti olması diye bir durum söz konusu değil. Onlar ne kadar anket yapıyorsa biz de yapıyoruz. Şu anda Türkiye&#8217;de birinci parti AK Parti&#8217;dir. AK Parti, Cumhur İttifakı ile beraber bu yolda emin adımlarla yürüyor.</p>
<p>Biz Türkiye&#8217;de iktidar partisi olarak emin adımlarla yolumuza devam ediyoruz. İnşallah önümüzdeki hafta Kızılcahamam kampını yapıyoruz. Sonra da teşkilatımız dağılacak ve bütün Türkiye&#8217;de çalışmalarımızı sürdüreceğiz.</p>
<p>Yangınlarla havadan, karadan mücadele eden ekiplerimiz canlarını ortaya koyarak çalışıyor. Yangınlarla mücadelede bölgemizin en iyi hava ve kara filosuna sahip ülkesiyiz.&#8221;</p>
<p><strong>Hibya Haber Ajansı</strong></p>
<p><a href="https://www.haberduyur.com/erdogan-chpnin-siyaseti-artik-karsiliksiz-bir-siyasettir/">Erdoğan: CHP&#8217;nin siyaseti artık karşılıksız bir siyasettir.</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.haberduyur.com">Flaş Haberler Son Dakika - Güncel Haberler - Haber Duyur</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.haberduyur.com/erdogan-chpnin-siyaseti-artik-karsiliksiz-bir-siyasettir/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>İşte Özel&#8217;in Erdoğan&#8217;a meydan okuduğu anketin sonuçları</title>
		<link>https://www.haberduyur.com/iste-ozelin-erdogana-meydan-okudugu-anketin-sonuclari/</link>
					<comments>https://www.haberduyur.com/iste-ozelin-erdogana-meydan-okudugu-anketin-sonuclari/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[admin]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 26 Jun 2025 13:30:58 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Gündem]]></category>
		<category><![CDATA[2025 seçim anketi]]></category>
		<category><![CDATA[Son seçim anketi]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.haberduyur.com/?p=55590</guid>

					<description><![CDATA[<p>CHP Genel Başkanı Özgür Özel Silivri Marmara Cezaevi önünde açıklamalarda bulunduğu sırada &#8220;Cumhuriyet Halk Partisi tarihinde diyeceğim, 1977&#8217;de 41.4 var ama o zaman anket yok. Tarihte ilk kez ankette yüzde 40&#8217;ı görüyoruz. AKPile 6 puan, 6,5 puan farkı görüyoruz&#8221; ifadelerini kullanmıştı. Özel, Büyükçekmece’de yapılan mitingde de söz konusu anketten bahsedip, AKP&#8217;li Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan&#8217;a [&#8230;]</p>
<p><a href="https://www.haberduyur.com/iste-ozelin-erdogana-meydan-okudugu-anketin-sonuclari/">İşte Özel&#8217;in Erdoğan&#8217;a meydan okuduğu anketin sonuçları</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.haberduyur.com">Flaş Haberler Son Dakika - Güncel Haberler - Haber Duyur</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>CHP Genel Başkanı Özgür Özel Silivri Marmara Cezaevi önünde açıklamalarda bulunduğu sırada &#8220;Cumhuriyet Halk Partisi tarihinde diyeceğim, 1977&#8217;de 41.4 var ama o zaman anket yok. Tarihte ilk kez ankette yüzde 40&#8217;ı görüyoruz. AKPile 6 puan, 6,5 puan farkı görüyoruz&#8221; ifadelerini kullanmıştı.</p>
<p>Özel, Büyükçekmece’de yapılan mitingde de söz konusu anketten bahsedip, AKP&#8217;li Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan&#8217;a &#8220;2 Kasım Pazar günü karşımıza çık&#8221; diyerek meydan okudu.</p>
<p>Halk TV&#8217;de yer alan habere göre, anket, kararsız seçmenler dağıtıldığında Cumhuriyet Halk Partisi&#8217;nin (CHP) oy oranının yüzde 40&#8217;ı aştığını ve AKP ile arasındaki farkı açtığını gösteriyor.</p>
<p>Anket sonuçlarına göre, kararsızlar dağıtılmadan önce AKP yüzde 28,4 , CHP yüzde 33.1 yüzde oy oranına sahip.</p>
<h4><strong>MECLİS&#8217;TE ÇOĞUNLUK</strong></h4>
<p>Ankette yüzde 18 olarak ölçülen kararsız seçmen bloğunun oy eğilimlerine göre dağıtılmasıyla birlikte CHP&#8217;nin oyu yüzde 40,4&#8217;e yükselirken, AKP&#8217;nin oyu yüzde 34,6 olarak ölçüldü.</p>
<p>Bu verilere göre, kararsızlar dağıtılmadan önce CHP lehine olan 4,7 puanlık fark, dağıtım sonrası CHP lehine 5,8 puana yükseliyor.</p>
<p>Bu oranlar, olası bir genel seçimde CHP&#8217;nin Meclis&#8217;te çoğunluğu elde etme potansiyeline işaret ediyor.</p>
<h4><strong>ANKET SONUCU</strong></h4>
<p>Ankette, kararsızlar dağıtıldıktan sonra diğer partilerin oy oranları ise şu şekilde belirtildi:</p>
<p>DEM Parti: yüzde 6,8</p>
<p>Milliyetçi Hareket Partisi (MHP): yüzde 5,9</p>
<p>Zafer Partisi: yüzde 2,9</p>
<p>Yeniden Refah Partisi: yüzde 2,3</p>
<p>İYİ Parti: yüzde 2,1</p>
<p>Türkiye İşçi Partisi (TİP): yüzde 0,9</p>
<p>Diğer: yüzde 2,1</p>
<p><img fetchpriority="high" decoding="async" class="alignnone size-full wp-image-55591" src="https://www.haberduyur.com/wp-content/uploads/2025/06/secim-anketi-740x420.jpg" alt="" width="740" height="420" srcset="https://www.haberduyur.com/wp-content/uploads/2025/06/secim-anketi-740x420.jpg 740w, https://www.haberduyur.com/wp-content/uploads/2025/06/secim-anketi-300x169.jpg 300w" sizes="(max-width: 740px) 100vw, 740px" /></p>
<p><strong>Kaynak: </strong>HALK TV</p>
<p><a href="https://www.haberduyur.com/iste-ozelin-erdogana-meydan-okudugu-anketin-sonuclari/">İşte Özel&#8217;in Erdoğan&#8217;a meydan okuduğu anketin sonuçları</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.haberduyur.com">Flaş Haberler Son Dakika - Güncel Haberler - Haber Duyur</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.haberduyur.com/iste-ozelin-erdogana-meydan-okudugu-anketin-sonuclari/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Özgür Özel&#8217;den Kılıçdaroğlu&#8217;na uyarı: Görevi kabul ederse tarihsel hata olur</title>
		<link>https://www.haberduyur.com/ozgur-ozelden-kilicdarogluna-uyari-gorevi-kabul-ederse-tarihsel-hata-olur/</link>
					<comments>https://www.haberduyur.com/ozgur-ozelden-kilicdarogluna-uyari-gorevi-kabul-ederse-tarihsel-hata-olur/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[admin]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 26 Jun 2025 13:07:57 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Gündem]]></category>
		<category><![CDATA[Kemal Kılıçdaroğlu]]></category>
		<category><![CDATA[Özgür Özel]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.haberduyur.com/?p=55587</guid>

					<description><![CDATA[<p>CHP Genel Başkanı Özgür Özel, partisinin kurultayı ile ilgili yargı üzerinden yürütülen tartışmalara ilişkin “CHP’yi kurultayda seçilmemiş kimse yönetemez. Delege iradesini tazeledi. Bunu bir kenara bırakmam mümkün değil” diye konuştu. Özel, yargıdan çıkacak son kurultayların yok sayılması olasılığına ilişkin, “Butlan kararı çıkacak olursa takınılacak hatalı bir tutum tarihsel olarak vebal doğurur. Butlandan sonra görev kabul [&#8230;]</p>
<p><a href="https://www.haberduyur.com/ozgur-ozelden-kilicdarogluna-uyari-gorevi-kabul-ederse-tarihsel-hata-olur/">Özgür Özel&#8217;den Kılıçdaroğlu&#8217;na uyarı: Görevi kabul ederse tarihsel hata olur</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.haberduyur.com">Flaş Haberler Son Dakika - Güncel Haberler - Haber Duyur</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>CHP Genel Başkanı Özgür Özel, partisinin kurultayı ile ilgili yargı üzerinden yürütülen tartışmalara ilişkin “CHP’yi kurultayda seçilmemiş kimse yönetemez. Delege iradesini tazeledi. Bunu bir kenara bırakmam mümkün değil” diye konuştu. Özel, yargıdan çıkacak son kurultayların yok sayılması olasılığına ilişkin, “Butlan kararı çıkacak olursa takınılacak hatalı bir tutum tarihsel olarak vebal doğurur. Butlandan sonra görev kabul etmek tarihsel bir hata olur. Bana emanet edilen İBB’yi de İBB Başkanlığı’nı da bırakmadım. CHP’de de emaneti yere bırakmam” değerlendirmesini yaptı.</p>
<p><strong>&#8211; Kılıçdaroğlu’nun ‘Partiyi kayyuma bırakmam’ sözleri hakkında ne düşünüyorsunuz?</strong></p>
<p>Özel: Siyasi Partiler Kanunu’nda kayyum değil, Çağrı Heyeti var. Onda da ‘40 gün içinde seçim yapılır’ yazıyor. Kayyum dediğiniz yapı partiyi yönetmiyor zaten, seçimleri yapıyor. Biz kayyuma da partiyi bırakmayız, butlana da bırakmayız. Seçmen siyasetçinin, delege genel başkanın eline bir bayrak verir. O bayrağı taşımayı bilmezseniz size de kurumunuza da güven kalmaz. Biz eğer 19 Mart’ta Erdoğan’ın darbesine direnmeyip, “Bırakalım, yargı kararını versin” deseydik, Saraçhane’ye gitmeyip, milyonlarla birlikte bu mücadeleyi vermeseydik, İstanbul’un iradesine kayyum atanacak ve İBB’yi 4 yıl yönetecekti. Biz olağanüstü kurultayda delegeye bir daha sorduk ve geçerli oyların tamamını aldık. Delege iradesini tazeledi. Bunu bir kenara bırakmam mümkün değil. Sayın genel başkan kayyum meselesini yanlış biliyor olabilir ama CHP’yi, kurultayda seçilmemiş kimse yönetemez. 81 il başkanı ve belediye başkanları da buna karşı. AKP’nin oyununa gelmemek gerekir.</p>
<p>Bursa’da bir meczup, il başkanımıza iftira ettiğinde, il başkanımız ona dava açtı. Erdoğan 3-4 ayda bir bu konuyu yokluyordu. Manisa’nın bir ilçesinde Tayyip Erdoğan’ın onay vermediği ilçe başkanı aday bile olamıyor. İlçe kongrelerine kadar bu noktaya gelmiş birisi, mahalleden itibaren delegelerini seçerek inşa edilen kurultaya şaibeli diyorlar. Bu tuzağa düşen arkadaşlarımız oldu. Bunu takip edenler oldu. Ben ‘Tayyip Erdoğan’ın bizi çekmeye çalıştığı çukura düşersek oradan çıkamayız’ dedim. Biz geçmişteki hatalardan ders alarak bir süreç yürütüyoruz. Butlan kararı çıkacak olursa takınılacak hatalı bir tutum tarihsel olarak vebal doğurur. Butlandan sonra görev kabul etmek tarihsel bir hata olur. CHP de bunu hak etmez.</p>
<p><strong>&#8211; Parti içinden eleştiri var mı?</strong></p>
<p>Özel: Siyasi partilerde eleştiri olabilir. 47 yıl sonra birinci olunmuş, belediyelerin yüzde 65’i alınmış, tüm anketlerde birinciyken ve tarihinin en büyük saldırısıyla mücadele veriyorken ‘CHP iyi yönetilemiyor. Ekrem İmamoğlu’na fazla sahip çıkılıyor’ eleştirilerini doğru bulmam. Zaten sahada da; tutumuzun karşılığı var, eleştiri yok.</p>
<p><strong>&#8211; Birtakım ihraçlar konuşuluyor, iki yıllık bir süreden söz ediliyor…</strong></p>
<p>Özel: Parti birinci partiyken, partinin başına seçimsiz gelip, milletvekillerini ihraç edip, 2 yıl partiyi yönetmek falan&#8230; Çağrı heyeti olsun, demokratik bir yarışın önü açılsın, delege bütün iradesini Türkiye’nin gözü önünde tazelesin. Çok daha doğru bu. Ben böyle bir seçime girip kaybedersem de partinin neferi olarak çalışırım yine&#8230; Önceki genel başkanı olarak. Ama seçim kaybetmeden ya da biri seçim kazanmadan kimseye de partiyi bırakmayız. Mahkeme diyelim ki, en kötü çağrı heyetini belirlesen, 40 gün içinde seçim yapması lazım. Çağrı heyeti kimseyi ihraç edemiyor. Çok açık siyasi partiler kanunu. Olasılıklar planımız da var. Ben zaten böyle bir şeyin sonuç değil, süreç odaklı olduğunu görüyorum; ama en kötüsünde de ben bana emanet edilen İBB’yi de İBB Başkanlığı’nı da bırakmadım. CHP’de de emaneti yere bırakmam.</p>
<p>Kaynak: Cumhuriyet</p>
<div id="ad_138" data-pagespeed="true" data-channel="138" data-advert="temedya">
<div data-type="_mgwidget" data-widget-id="1680604" data-uid="164a1">
<div id="mgw1680604_164a1">
<div>
<div class="mgbox">
<div class="mgheader"></div>
</div>
</div>
</div>
</div>
</div>
<p><a href="https://www.haberduyur.com/ozgur-ozelden-kilicdarogluna-uyari-gorevi-kabul-ederse-tarihsel-hata-olur/">Özgür Özel&#8217;den Kılıçdaroğlu&#8217;na uyarı: Görevi kabul ederse tarihsel hata olur</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.haberduyur.com">Flaş Haberler Son Dakika - Güncel Haberler - Haber Duyur</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.haberduyur.com/ozgur-ozelden-kilicdarogluna-uyari-gorevi-kabul-ederse-tarihsel-hata-olur/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Özgür Özel canlı yayında konuştu: &#8216;Bütün anketlerde AK Parti’nin önündeyiz&#8217;</title>
		<link>https://www.haberduyur.com/ozgur-ozel-canli-yayinda-konustu-butun-anketlerde-ak-partinin-onundeyiz/</link>
					<comments>https://www.haberduyur.com/ozgur-ozel-canli-yayinda-konustu-butun-anketlerde-ak-partinin-onundeyiz/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[admin]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 23 Jun 2025 13:26:56 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Gündem]]></category>
		<category><![CDATA[Halk TV]]></category>
		<category><![CDATA[İsmail Küçükkaya]]></category>
		<category><![CDATA[Özgür Özel]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.haberduyur.com/?p=55536</guid>

					<description><![CDATA[<p>Cumhuriyet Halk Partisi Genel Başkanı Özgür Özel, Halk TV’de İsmail Küçükkaya ile Yeni Bir Sabah programına katıldı. Cumhuriyet Halk Partisi Lideri Özel, “Kötü olmaya hakkımız ve vaktimiz olmadığı için gayet iyiyiz. Bugünler de geçecek ve çok güzel günler gelecek ama o güzel günlerin gelmesi için bugünleri güçlü bir şekilde geçirmemiz gerekiyor” dedi. Özel, kendisine yöneltilen sorulara şu [&#8230;]</p>
<p><a href="https://www.haberduyur.com/ozgur-ozel-canli-yayinda-konustu-butun-anketlerde-ak-partinin-onundeyiz/">Özgür Özel canlı yayında konuştu: &#8216;Bütün anketlerde AK Parti’nin önündeyiz&#8217;</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.haberduyur.com">Flaş Haberler Son Dakika - Güncel Haberler - Haber Duyur</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Cumhuriyet Halk Partisi Genel Başkanı Özgür Özel, Halk TV’de İsmail Küçükkaya ile Yeni Bir Sabah programına katıldı. Cumhuriyet Halk Partisi Lideri Özel, “Kötü olmaya hakkımız ve vaktimiz olmadığı için gayet iyiyiz. Bugünler de geçecek ve çok güzel günler gelecek ama o güzel günlerin gelmesi için bugünleri güçlü bir şekilde geçirmemiz gerekiyor” dedi. Özel, kendisine yöneltilen sorulara şu yanıtları verdi:</p>
<p><strong>“UNUTULUNCA KÖTÜLER AT OYNATMAYA BAŞLIYOR”</strong></p>
<p>(Manisa Büyükşehir Belediye Başkanı Merhum Ferdi Zeyrek’in cenazesinde mezara naaşını koyduğu ana ve Zeyrek’in kızı Nehir’i sınava götürmesi ile ilgili soruya yanıt olarak) “Nehir evladımız. Hem Ferdi’nin emaneti, hem her genç gibi hepimizin evladı. Çok talihsizlik. Nehir mimar olmak istiyor, babası gibi. Geçen sene fena bir puan almıyor. Birçok üniversiteye girebilir ama en iyisi olsun diye babasının da teşvikiyle bir yıl daha hazırlandı. Sınava 10 gün kala bu büyük felaketi yaşadık. Yani tabii Ferdi’nin kaybının büyüklüğü apayrı. Ama bir yandan da kızının bu sefer de bir yıl ekstradan hazırlanmış, bu seneyi kaybederse bir daha motive olabilir mi? Zordu gerçekten. Demin yayında da vardı. Gazeteci arkadaşlar da hep şey yaptı. ‘Şimdi beni sınava kim götürecek?’ deyince hepimize çok dokundu. Ben de ‘Ben götüreceğim tabii, kim götürecek’ demiştim. Hafta sonu, cumartesi ve pazar birlikte sınava gittik. İyi geçti sınavı, herkes merak ediyor. Cumartesi günü daha normal geçti ama dünkü esas daha katsayısı yüksek, meslek belirlemede daha etkili olacak sınav çok iyi geçti Nehir’in. Hep korkuyordum. O çok donuk ve bitkin bir haldeydi. Sabah baktım bir sınav heyecanı var. O çok umutlandırdı beni. Annesiyle birlikte, hep beraber, babasının arkadaşlarıyla beraber gittik ve geldik sınava. Sağ olsun gazeteci arkadaşlar. Rica ettik, sabahleyin çok uzaktan böyle bir vatandaşın çektiği videoyu almışlar. Ama onun dışında sabah sınava giderken hiç görünmediler. Daha çok böyle dönüşte aldılar. İster istemez herkes merak ediyor. Gazeteciler de yerel basın, bütün Türkiye orada. Ama dünü kazasız, belasız atlattık. İyi bir puan gelecek, iyi bir üniversite olacak diye düşünüyoruz. (Siz de onun elinden tuttunuz, babalık yaptınız aslında) Benim de bir kızım var. Ferdi’nin üç kızı var. Nehir’den ayrı bir de ikizleri var. Yedi yaşındalar. Onun için de Türkiye’nin dört bir yanından ‘Eğitim masraflarını biz üstlenelim, okutalım.’ Sağ olsunlar kurumsal olarak da geliyor. Biz aileye bütün seçenekleri söyledik. Ümit ediyoruz, iyi olacak. Sahip çıkacağız hep beraber. Önemli olan şu: Bunu böyle biraz özeleştiri olarak da söyleyeyim. Günlük, haftalık, o zamanlık sahip çıkması muhteşem. Yani duygular çok yüksekken öyle. Soma’da da hatırlayın neler oldu. Ama sonra unutuluyor. Depremde de öyle oldu. Burada önemli olan, gazetecilikte fikri takip denilen, bence siyasette değil de işin insanlık tarafını da unutmamak ve işi sonuna kadar götürmek lazım. Örneğin Soma mahkemesini hatırlayın, ilk gün önünde 5 kilometre kuyruk vardı. 87 duruşmaya gittik biz. Son gün 300 kişilik salonda 150 kişi vardı. O motivasyon kaybolunca, unutulunca bu sefer yani işte kötüler at oynatmaya başlıyor. İsmet Paşa’nın dediği gibi iyilerin, kötüler kadar cesur olması lazım. Bir de onlar kadar inatçı olmak lazım. Sadece bu konuda değil. Nehir, bize emanet. Manisa, Ferdi’nin arkadaşları, ailesi, aileye sahip çıkarız. Ama her konuda ilk öyle duyguların çok yüksek olduğu andaki meseleyi unutmayıp, bir takip etmek gerekiyor. O kısmı bence önemli.”</p>
<p><strong>“MANİSA’DA ECZACI ÖZGÜR, ÖZEL BUNLARI YAŞIYOR ZATEN”</strong></p>
<p>(Halka yakın olan Ferdi Zeyrek’in sembolize ettiği yeni nesil siyasete dair cenazede izlenenlerin sorulması üzerine) “Bir kez Ferdi çok farklı biri. Ama genel olarak ‘Bu duyguyu ne yaratıyor?’ derseniz, bu duyguyu sahicilikten başka hiçbir şey yaratmaz. Ferdi, olduğu gibi biriydi. Biz de aslında şu kare var ya böyle bakarken de çok zorlanıyorum ama bu kare bizim hayatımızdan bir kare. Bu kare ilk kez olmuyor. Benim yatılı okuldan bir arkadaşım, babasının tek oğlu, ablası var, kalabalık bir aile değil. Bundan beş sene önceydi herhalde. Grup Başkanvekiliydim. İzmir’de o cenazeyi de ben yıkadım, ben kefenledim, bu şekilde kabre ben indirdim. Ama bu bizim hayatımızdan bir kare. Biz zaten bakarız, cenazede bize düşüyorsa… Ferdi’nin erkek kardeşi yok. Eşi de dört kız kardeş. Ailede tek erkek Ferdi ve şimdi Ferdi’nin yapması gereken işi biri yapacak. Bize düşüyorsa biz yaparız. O an ben baktım. Böyle bir belediye görevlisi girmeye niyetleniyor. Aileden genç bir çocuk girmiş, ne yapacağını bilemiyor filan. Öyle olunca ben atladım ve bu görevi ben yaptım. Bu bizim Manisa’daki normal hayatımızda Eczacı Özgür Özel, bir arkadaşı vefat ettiğinde ve cenazeye gittiğinde bunlar yaşanıyor zaten. Mesele siyaseti çok böyle boyalı, çok rollü, çok tiratlı, olduğun gibi değil de olman gerektiği gibi, senden beklendiği gibi… Ben olduğum gibi siyaset yaptığım için zaman zaman acayip eleştirildim. Yahu öyle bir şey ki mesela gitmişim örnek veriyorum Ardahan’a. Ardahan’ın üç ilçesinde eksi 20 derecede üç miting yapmışım. O mitinglerde de ne problem varsa onları konuşmuşum. Her şey bitmiş, geçerken demişler ki ‘Şurada bir kadın kooperatifi var. Uğrar mıyız?’ Uğramışız. Kadınlar kadın emeğiyle gravyer peyniri yapıyorlar. ‘Yapar mıyız?’ Kadınlar dedi ki ‘Şunu bir keser miyiz? Bir fotoğraf çektirelim. Bize anı olsun, hatıra olsun.’ Orada gravyer peynirine kadın kooperatifi, kadın emeği değerlensin diye bir bıçak vurduk. Eksi 20 derecedeki o mitinglerin hiçbir tanesini dert etmedi kimse sosyal medyada. ‘Millet açken Özgür Özel gravyer yedi’ diye haber yaptılar. Ben şimdi gidip orada o kadınlar onu dediğinde ‘Fotoğraf çekmeyin…’ Kadın diyor ki ‘Bir fotoğraf alabilir miyim, bizim için çok kıymetli, asacağız bunu.’ Poz vererek siyaset yapmak kolay.”</p>
<p><strong>“OLDUĞUMUZ GİBİ SİYASET YAPIYORUZ”</strong></p>
<p>“Biz poz vererek değil, olduğumuz gibi siyaset yapıyoruz. Bunu Cumhuriyet Halk Partisi’nde sizin söylemeye çalıştığınız… Ne bileyim birisi dışarıda oturan İstanbul İl Başkanı’dır, öbürü Ankara’daki milletvekilimiz, Türkiye’nin dört bir yanındaki milletvekillerimiz, gencecik arkadaşlarımız olduğumuz gibi bütün samimiyetimizle; hatamızla, kusurumuzla ama olduğumuz gibi siyaset yapıyoruz. (Cenazede siz de duygularınızı saklamadınız, o nedenle herkes sizinle ilgili de tweet attı.) Eksik olmasınlar, tabii biz o iki günde onları takip etmedik ama sonradan öğrendik bu kadar fazla gündem olduğunu, konuşulduğunu. Mesela Milliyet gazetesinden canı sağ olsun bir köşe yazarı hanımefendi yazmış; ‘Yahu bu iyi bu iyi ama…’ Ben demişim ki konuşmamda ‘Şimdi ne yapacağım bilmiyorum, Manisa’yı kime emanet edeceğim Ferdi gitti. Yükümüz ağır.’ ‘Bunları söyleyen birine memleketi emanet ederler mi?’ demiş. Bir şey diyeyim mi; orada bunları düşündüğü halde, tabutun başına geçmiş, konuşman gerekiyor, senden konuşma bekliyorlar. ‘Ne yapacağımı biliyorum, Ferdi’nin yerini dolduracağız. Hiç merak etmesin, gözü arkada kalmasın…’ Bu konuşmayı yapacak birine bu ülkeyi emanet edeceklerse alsınlar o yönetsin. O kadar söylüyorum. Orada ‘Ne yapacağım ben şimdi, Ferdi gibi birini nereden bulacağız, Manisa’yı ne yapacağız? Hiç bilmiyorum’ deyince ‘Bundan lider mi olur?’ diye köşe yazan da var. O köşeyi yazan meseleyi anlamayan biri. Biz o köşeyi yazanlara yaranmaya çalışarak çok seçim kaybettik. Biz bundan sonra, kazanmaktan, kaybetmekten başka bir şey. Olduğumuz gibi siyaset yapıyoruz. (İnsani yönleriyle) O kısmını ıskaladığımızda hiçbir şey olmaz. Miş gibi olmak için değil olduğumuz gibi görünüyoruz.”</p>
<p><strong>“MURAT ONGUN İLE HİÇ TANIŞMAMIŞ AMA ‘YAKIN EKİBİ’ YAZMIŞLAR”</strong></p>
<p>(İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu’nun en yakın çalışma arkadaşları ve kurmaylarının yaşadıklarının sorulması üzerine) “Dün biz bilinen programımızın dışında Çorlu Cezaevi’nde Murat Ongun’u ve son tutuklanan genç avukatımız Mehmet Pehlivan’ı, sonra da Tekirdağ Cezaevi’nde hem F tipinde, hem diğer cezaevinde üç bürokrat arkadaşımızı daha ziyaret ettik. Hiç tanımıyorum ama İstanbul Büyükşehir Belediyesi’ne alınmış, AK Parti döneminde işe girmiş. Murat Ongun ile hiç el sıkışmamış, hiç yan yana gelmemiş. Hatta kendi diyor ki ‘Ben Murat Bey’i de hiç sevmem. AK Partiliyim. Biraz sevmem CHP’lileri, oy da vermedim bunlara.’ ‘Alıp beni buraya koydular’ diyor. Bir de yazmışlar ki ‘Murat Ongun’un yakın ekibi.’ ‘Hiç el sıkışmadım’ diyor, ‘Hiç yan yana gelmedim. Murat Ongun ile merhabam yok, yazmışlar Murat Ongun’un yakın ekibi.’ ‘Kim yazmış bunu?’ dedim. İlk başta o Çınar, Mınar vardı ya gizli tanık. Onu Murat Ongun’un yakın ekibinde yazmışlar. En sonunda çıkan bir itirafçıya tabii ilk başta o Çınar’ın dediklerini destekletecekler ya. Bu kişinin ismini verip, ‘Murat Ongun’un yakın ekibidir, çekirdek kadrosudur’ yazmış. Bana diyor ki ‘2015’te işe girdim. AK Partiliyim. Oy da vermedim, sevmem bunları.’ Ben adamın masumiyetini de orada gördüm. Arkadaşlarımızın masumiyetini de orada gördüm. Öyle bir kumpas var ki. Bir suç örgütü oluşturulacak. Murat Ongun’a efendim orada billboard işlerini yapan yerdeki her kademeden birini yazarken bir de şef yazacaklar. Bunun ismini verip iftira ettirmişler. Yalancı tanık söylüyor. Adam diyor ki ‘Hodi meydan. Murat Ongun ile merhabamı, temasımı herhangi bir şeyi ispatlasınlar. Baz kaydımız da sıfır.’ Yani baz istasyonlarına göre bir kilometreden fazla biraraya tesadüfen de gelmemişler. Yani böyle bir durum var. (Murat Ongun nasıl?) Murat Ongun gayet iyi. Kendine inancı yüksek, morali yüksek. Biraz duygusal, ‘Bu kadar da haksızlık olur mu?’ diyor. Ama bir yandan da sinirli. Çünkü gördüğü bu kadar şeyden sonra tepki gösteriyor. ‘Elbette teslim olmayacağız’ diyor. Tepki gösteriyor olanlara, ‘Bunu nasıl yaparlar, bunun hesabının sorulması lazım’ diyor. Ama diğer taraftan da herkesin çoluğu var, çocuğu var, eşi var. Konu oralara geldiğinde de insanı olarak çok anladığımız, çok üzüldüğüm bir şekilde duygusallaşıyor. Bunda hiçbir şey yok.”</p>
<p><strong>“100 KONUTUN BİRİNİ İSPATLASINLAR GÖRELİM”</strong></p>
<p>“Büyük bir kumpasın içindeyiz. Mesela son iftiralarda bulunan, ‘itirafçı’ dedikleri, işte Soytekin’in ifadelerini gördük. İlk başlarda atılan yalanlar var ya? ‘Onları desteklemek için bir şey yapalım’ derken, adam duyuyor ya, diyor ki ‘CHP kurultayında KİPTAŞ’tan 100 tane ev verdiler.’ O ilk baştaki yalanı, adam bir şey itiraf edecek ya, ‘Duydum’ diyor. Bakın onu bile yazmışlar. Girmeden önce konuştuk. ‘Kongreden evleri dağıttık ve kongreyi aldık, CHP aldı’ diyorlar ya bizim taraftaki en güçlü il başkanı kim? İstanbul İl Başkanı. Kirada oturuyor adam. Evi yok. 100 tane ev dağıtmış, bir tane kendine almamış. Şu iddiada bulunuyorum: Bir tanesini ispatlasınlar, bir tane delegeye bir tane KİPTAŞ’tan oy karşılığında ev verilip… Yahu biz selam verip oy istiyoruz milletten, ne ev vermesi? ‘Merhaba abi nasılsın, iyi misin?’ filan kendimizi anlatıyoruz. Bir tane ispatlasınlar göreyim. İspatlarlarsa ben haysiyetsizim. İspatlamayan haysiyetsizdir. (100 tane ev verildi deniyorsa isimleri de vereceksin ve onlar bu kurultayda olacak, o zaman anlarım.) Şimdi mesela bak şöyle olmayacak mı? Şu binadan, şu bloktan şu daire bu kişiye, bu daire bu kişiye. Hatta MASAK raporun varsa bu kişinin tapu kaydı ya da daireyi sattıysa aldığı para. Bu daire bu adama gelmiş mi? Ya üstünde tapulu olması lazım, ya satılmış, parasının olması lazım. Dairenin adını söylesinler gidelim bakalım, kim oturuyor? ‘Sen bu daireyi kimden aldın?’ diye soralım. Bakın 100 demiyorum, birini ispatlasınlar. Desinler ki ‘KİPTAŞ’tan bu daire verildi.’ Kime verildiğine gerek yok. O daireye gidip çalalım kapıyı, ‘Sen bu daireyi nereden aldın?’ diyelim. Adam desin ki ‘Şuradan aldım.’ ‘Parayı nereye yatırdın?’ Görelim. Takip edelim. Ne demek yahu? Bu kadar arsızlık, bu kadar yüzsüzlük olmaz. O gazeteye bunları yazanlar, bu haberi yazmaya, yazdıranlar yazdırmaya hiç mi utanmıyorlar bilemiyorum yani. Sabah gazetesine diyorum ki o 100 tane daireyi açıklayın. Hatta bence bak hiç bize bir şey demelerine gerek yok. Mis gibi gazetecilik olayı. Muhabiri yolla, al listeyi, çal kapıyı. ‘Bak’ de, ‘Buradan Manisa delegesi bilmem kim çıktı.’ Öbür kapıyı çal, mahvet bizi ya. Benim yarın istifa edip gitmem lazım. Sen ne diyorsun? Gazetecilik yapacaksa o 100 daireyi ilan edecek. İki muhabir, yarım günde dolaşır hepsini.”</p>
<p><strong>“EKREM BEY CEZAEVİNDE ÜLKEYİ YÖNETMEYE HAZIRLANIYOR”</strong></p>
<p>(Ekrem İmamoğlu’nun durumunun sorulması üzerine) Hepimizden iyi. Çünkü şöyle bir durum var. Ekrem Bey hem kendi masumiyetini biliyor, arkadaşlarının masumiyetini biliyor ve Ekrem Bey ne için içeride olduğunu biliyor. Ekrem Bey bir sonraki seçimde Cumhurbaşkanı adayı olmasın diye içeride tutuluyor. Şimdi bu öyle herhangi bir mesele olmaktan çıkmış. Ekrem Bey artık bir siyaset insanı değil; verilmiş bir görevi omzunda taşımak zorunda olan, o yükü taşımak zorunda olan ve bu ülke için bu işi taşımak zorunda olan seçilmiş, görevlendirilmiş biri. Kim yaptı bunu? 23 Mart günü, onu 19’unda sahur vakti kalkıp, gelip evinden alıp, dört gün Vatan Emniyet’te zulmedip, 23’ünde ön seçim günü, ön seçime giremesin diye… Bizim ön seçimi iptal edeceğimizi umarak, dört gün tutup, ön seçim günü onu Silivri’ye yollayanlar varken biz de milletin önüne sandık koyduk. 15,5 milyon insan gitti ve oy kullandı. 15,5 milyon insan… 95 yaşında nine de gitti, karnında üç aylık bebeği olan anne de gitti. Biri çocuğunun geleceği için gitti, öbürü çok sevdiği Ekrem evladına sahip çıkmak için gitti. 15,5 milyon kişi Ekrem İmamoğlu’na bir görev verdi. ‘Bu ülkeyi sen yöneteceksin. Bizi düze sen çıkaracaksın’ dedi. Sırtında bu yük var. O yüzden ben her gittiğimde cezaevinde okumasıyla, yazmasıyla, çizmesiyle, hazırlıklarıyla, inancıyla, motivasyonuyla ülkeyi yönetmeye hazırlanan bir Cumhurbaşkanı adayını, milletimiz takdir ederse bir sonraki Cumhurbaşkanını, hükümetin başını görüyorum. Öyle bir kararlılıkta. Zaman kaybetmiyor. Elinde evrakları, notları. Bir yandan savunmasını en doğru yerden yapmaya çalışıyor, hazırlıyor. Bir diğer taraftan ülkenin geleceğine hazırlanıyor. Cumhurbaşkanlığı Aday Ofisi kuruldu. Tabii ki dışarıda olsa başında kendi olacak. Şu anda onun yerine üç kişilik bir koordinasyon ekibi kurduk. İkisini ben partiden; biri gruptan Bülent Tezcan’ı, biri partinin genel sekreterini görevlendirdim. Kendisi de kendi ekibinden Serkan Özcan’ı görevlendirdi. Üçlük bir koordinasyonla; parti grubunu, partiyi, Meclis grubunu ve tüm danışmanları koordine eden bir şekilde ‘Türkiye’yi nasıl yöneteceğiz?, onu hazırlayıp göstereceğimiz, ilkini Ankara’da büyük bir programla, büyük bir katılımla açacağımız sonra da 81 ile 973 ilçeye yayılacağımız büyük bir seçim kampanyasına hazırlanıyoruz. Bunun Ekrem Bey tarafının adı; Cumhurbaşkanlığı Aday Ofisi. Onun için gece-gündüz çalışıyor. Elbette ki aldığı oylar yüzünden imkan verseler, hem İstanbul için çalışması, hem Türkiye için hazırlanması, dışarıda olması doğru. Ama bir yanda telefonun meşguliyeti olmadan, bilgisayarın meşguliyeti olmadan, kendi başına kalarak belki de bir yöneticinin çok ihtiyaç duyacağı, çünkü Türkiye’yi yönetmeye gelen Cumhurbaşkanı adayının bir demlenmesi, kendini dinlemesi, sakin düşünmesi, hazırlanması… İnanılmaz okuyor, inanılmaz çalışıyor. Gittiğimizde bir beş dakika ‘Sen ne yaptın, ben ne yaptım? Aile nasıl, var mı orada bir şey? Burada bir şey?’ Yeni bir iftira varsa onunla ilgili sohbet. Hoşbeş. Onun dışında 1,5 saat sohbet ediyorsak 1 saat 25 dakika ‘Nasıl yönetiriz, nasıl yaparız? Cumhurbaşkanlığı Aday Ofisi’ni nasıl koordine ederiz? Bundan sonrasını ne yapacağız? Ekrem Başkan’ın hazırlıkları. Bir sonraki toplantıya kadar neyi düşünelim, neyi çalışalım?’ Böyle geçiyor bizim çalışmamız.”</p>
<p><strong>“KİŞİ KENDİNDEN BİLİR İŞİ”</strong></p>
<p>“Ekrem Bey ailesi için çok hassas. Çünkü Hasan amcaya büyük bir zulüm ediliyor. Gittiler bahçesine, kendine ait olmayan devlete terk edilmiş bir kuyuda arama yaptılar. Efendim 50-100 metre aralıklarla bir sürü yeri kazdılar. Şeye döndü bu. FETÖ’cülerin bir şeyi kendileri gömüp kendileri buldukları yerde bu arkadaşlar böyle zulümler yapıyorlar. (Hasan Bey’i aradınız mı?) Hasan Bey’i aradım. Hasan amca diyor ki ‘Yahu orada kuyu varmış, benim haberim bile yok. Arıyorlar, arasınlar bakalım.’ Bir şey bulamadılar. Hasan amca bir yandan gülüyor, bir yandan kızıyor bir yandan da ‘Memleketi bu hale getirenlerden bu memleketi kurtarın evladım’ diyor. (Ne arıyorlar orada?) Ne arıyorlar biliyor musunuz? Doğrusunu söyleyeyim. Kişi kendinden bilir işi. Bu arkadaşlar 17-25 Aralık, evet delillerin toplanması usule aykırıydı. Bazı evraklar sahteydi, bazı şeyler yalandı. Ama bir gerçek vardı. Bu FETÖ’cüler, AK Parti’nin dört bakanını, çocuklarını usule aykırı da olsa dinleyip, evlere baskın yapıp, fiziki takip yapıp, ayakkabı kutularında, çikolata kutularında, elbise kutularında, kasalarda paralar buldular. Şimdi bu arkadaşlar İstanbul’u yönettikleri dönemden beri kendi pratiklerini bilen bu arkadaşlar, diyorlar ki kişi kendinden bilir işi. ‘Biz nasıl yapıyorsak, bunlar da iş adamlarıyla oradan buradan bir şeyler alıyorlardır, bir kasalarda tutuyorlardır, bir yerde vardır bu. Gidin bakın.’ Ben hatta bir şey söyleyeyim mi? Öyle bir hale geldiler ki kendilerini ihbar ediyorlar. Şimdi çok eminim. Varsa bir tane gözünü karartan Cumhuriyet Savcısı, denemesi bedava. Bugün bu AK Parti’deki arkadaşların ya da bu operasyonu yapan İstanbul’daki muktedir arkadaşların evlerinin yakınında bir kuyu varsa, oraya bakın para bulacaksınız orada. Babalarının yazlıklarının dibini kazın, para bulacaksınız. Kendi yazlık evlerinin bahçesine bakın, para bulacaksınız. Demek ki kendileri paraları oraya koyuyorlarmış ki ‘Bunlar da paraları buraya koymuştur’ diye arama yapıyorlar. Bakın buradan çok açık söylüyorum.” (Hakikaten para mı arıyorlar?) “Para arıyorlar, kazıp para arıyorlar, kasa arıyorlar. ‘O kasayı nereye koydunuz?’ diye soruyorlar. Bir şey söyleyeyim mi? Arasınlar, ne kasa bulacaklar, ne para bulacaklar. Bulurlarsa biz buradayız. Biz yolsuzluğun olmadığını bildiğimiz için paranın olmadığını, paranın olmadığını bildiğimiz için arkadaşlarımızın masumiyetini biliyoruz. Bundan 94 gün önce Tayyip Bey dedi ki ‘Yakında bunlar, yakında.’ Hatta ‘Bir ay içinde’ dedi sonra. ‘Birbirlerinin yüzüne bakamayacak, ailelerinin yüzüne bakamayacak. İnsan içine çıkamayacak duruma gelecekler’ dedi. Bu laftan sonra 94 gün geçti. Ben dün Tekirdağ’da insan içindeydim. Yarından sonra da Büyükçekmece’de insan içindeyim. Yarın da bütün Türkiye’nin gözünün içine bakarak bir grup toplantısı yapacağım. Tayyip Bey ne yapıyor? Bir insan içine çıksın bakalım. Klimalı salonlardan bir çıksın bakalım. Bu turpun büyüğünü bir göstersin bakalım. İftiradan ve ‘Duydum öyleymiş, böyleymiş’ diyen yalancı şahitlerden başka ne var elinizde? Ne var?”</p>
<p><strong>“AKP + MHP’NİN YÜZDE 25 OLDUĞU BİR ANKET YOK”</strong></p>
<p>(Yeni bir anket var mı? Toplumun bakışı nasıl şu anda?) “Şöyle yüzde 25 Tayyip Bey’e inanıyor. Yüzde 55 bize inanıyor. Bunun arasında bir yüzde 20 ‘Kararsızım, bakacağım’ diyor. Bu kararsız 30-35’lerden 20’lere indi. Yüzde 20-25 arası çeşitli anketlerde, Tayyip Bey’e inanan var. 22-23-25. Bu zaten AKP’nin çekirdek seçmeninin ve MHP’nin çekirdek seçmeninin bile ikna olmadığını gösteriyor. Şu anda AKP artı MHP’nin 25 olduğu bir anket yok. Daha yukarıda ikisinin toplamı. Ama bu meseleye kendi seçmenlerini dahi inandıramadılar. İnsanlar çok hızlı inanır. İnanılacak şey var, inanılmayacak şey var. 100 tane daireyi demin dediğimiz gibi, adresini verirsin, herkes inanır. Ben bu yayına gelemem bak. Bugün Sabah gazetesi bizim 100 daire dağıttığımızı ve bunu delegelere verdiğimizi ispat etse, ben bu sabah bu yayına nasıl çıkacağım İsmail Bey? Siz gazetecisiniz. Bana böyle yapmayacak mısınız, ‘Özgür Bey bu nasıl iş?’ diyeceksiniz. Ben ne diyeceğim? Ben ne diyeceğim İsmail Bey. O yüzden AK Partili de bunu görmüyor mu? AK Partili de görüyor, ‘Yok canım bu kadar da değil’ diyor, ‘Tamam’ diyor. Mesela ne diyor anket biliyor musun? ‘Ben Ekrem’e oy vermem, ama bu yalana da inanmadım’ diyor yani. Bu kadar basit. Onun dışında anket olarak, Türkiye’de malum 7-9 -yani ikisini bazıları katıyor ortalamaya, bazıları katmıyor- anket firması var. Bunların ortalamalarına bakıyoruz. Bunların içinde en kötüsünde üç puan, en iyisini dokuz puan, ortalama 6.7 puan AK Parti’den önündeyiz. (CHP AK Parti’den önde bütün anketlerde, öyle mi?) Bütün anketlerde öndeyiz. Geçen ayın ortalaması yedi puan değil, 6.7 puan öndeydik anketlerde.”</p>
<p><strong>“MİTİNG YAPACAĞIMIZ YERLER BELLİ”</strong></p>
<p>(Siz de yoğun bir mesai harcamak durumunda kalıyorsunuz.) Program şöyle; pazartesi MYK, salı grup, çarşamba miting, perşembe Silivri, cuma Ankara, cumartesi il mitingi, pazar Ankara’ya dönüş. (Biz sizi tanıyoruz, çok hareketlisiniz hep böyleydiniz. Ama bu ne kadar dayanılabilir ve ne kadar sürdürülebilir?) Şu ana kadar 28 tane miting yaptık büyük. Ankara’da yaptığımız hani 19 Mayıs-23 Nisan, kurultay sonrası, kapı önlerini falan saymıyoruz. Bu temalı 28 tane miting yaptık. Bütün yaz boyunca iddianame çıkana, arkadaşlarımız serbest kalana kadar bu miting programını durdurmayı, ertelemeyi, yavaşlatmayı düşünmüyoruz. Yazın da devam edecek. Zaten şöyle, aslında şimdi say deseniz sayamam ama. Temmuz sonuna kadar nerede miting yapacağımız belli zaten. İller biliyor. Talep ediyorlar, şu anda ‘Oraya gittin, bize gelmedin’ tartışmalarıyla uğraşıyoruz. Trakya’da üç il var mesela. Dün Tekirdağ’a gittik. Bu sefer haklı olarak Kırklareli diyor ‘Bizimki ne zaman?’, Edirne diyor ‘Bizimki ne zaman?’ Bu işlerle meşgulüz. Durmadan, duraksamadan bu mitinglere devam edeceğiz. Ayrıca bunun yanına Cumhurbaşkanlığı Aday Ofisi’nin çalışmalarıyla milletvekillerimizi sahaya, parti programını ve Cumhurbaşkanlığı Aday Ofisi’nin çalışmalarını anlatmaya, devamında da ‘Sorunları nasıl çözecek Cumhuriyet Halk Partisi?’ bunları anlatacak saha çalışmalarıyla hızlı bir şekilde devam edeceğiz. Bunun yazı, kışı yok. Yani tatili yok, yazda duraksamak yok. Elbette arkadaşlarımız belki aileleriyle birkaç huzurlu gün geçirmek isteyecekler, 3-5 gün dinlenmelere izin vereceğiz. Onun dışında Cumhuriyet Halk Partisi en yeni üyesinden Genel Başkanına kadar tam kadro sahada çalışmaya devam edecek.”</p>
<p><strong>“EL SIKMAMAK OLMAZ”</strong></p>
<p>(Bahçeli size ‘Çok hareketlisiniz, maşallah’ gibi bir laf etti değil mi?) “Meclis’e gelmişti Sayın Bahçeli çok uzun süre sonra. Ben kulise girdim, kalabalığı görünce ‘Devlet Bey gelmiş’ dediler. Memnun da olduk. Çünkü bir sürü de spekülasyon. Ben tabii hiçbirine inanmadım. Hatta telefon görüşmemden sonra Sayın Bahçeli’nin sağlık durumuna ilişkin söylenenlere de ben de açıklık getirdim. Ta kaç ay önceydi. Sonra Sayın Bahçeli teşekkür telefonu açmıştı, biz ona geçmiş olsun deyince falan. Sonra Meclis’te görünce gittim kendisine, ‘Sizi burada görmek, Meclis’te görmek güzel’ dedim. O da bana ‘Takip ediyorum sizi çok hareketlisiniz maşallah’ gibi bir şey söyledi. Tabii böyle oradaki birer cümle siyasette kötü bir şey değil. Elbette çelişkiler içindeyiz, tartışmalar içindeyiz. Ama Türkiye Büyük Millet Meclisi’nin çatısı altındayız. Bu milletin, örneğin işte yüzde diyelim 8’i, son seçimde 10 muydu, Devlet Bey’e? Yüzde 25’i bize o çatı altında. Son yerel seçimde yüzde 38’i bize, yüzde 6’sı Devlet Bey’e yetki vermiş, görev vermiş. Milletin temsilcilerinin gidip birbirini görüp de el sıkmaması, hatır sormaması olmaz. Bazıları kızıyor bana. ‘Nasıl elini sıkarsın, nasıl bilmem ne yaparsın?’ Ben siyaseten yapmam gerekeni her şeyi yapacağım, ama hem yaş olarak, hem siyasi tecrübe olarak daha büyüğümüz gelmiş, hastalıklardan çıkmış, ilk kez Meclis’e gelmiş. ‘Hoş geldiniz’ diyeceğiz tabii.”</p>
<p><strong>“İYİ GÜNÜNE DE KÖTÜ GÜNÜNE DE GİDERİZ”</strong></p>
<p>(Daha önceki bir görüşmenizde Sayın Bahçeli’yle sizin aranızda bir diyalog vardı. Size dedi ki ‘Darılmıyorsunuz, değil mi?’ dedi, ‘Siyaseten konuşuyoruz’ dedi.) O gün sabah çok sert bir şeyler söylemişti, ben de çok sert yanıt verdim. ‘Üzülmüyorsunuz değil mi?’ dedi ben de orada şey söylemiştim. Celal Bey vardı yanında. ‘Celal Bey bilir’ dedim, ‘Biz doğru bildiğimizi söyleriz. Ama nezakette de kimseye kusur etmeyiz.’ Yapmayız zaten. Manisa’da bizim cenazemiz, Ferdi’nin cenazesine gelmeyen parti yok. Yani DEM Parti’yi, MHP’yi, Zafer Partisi’ni, İYİ Parti’yi, Saadet’i bir arada bulunduran şey; Manisa sokaklarında bu arkadaşların her birisi birbirine selam veriyor. Biz de Manisa’da her birimiz birbirimizin iyi gününe kötü gününe gidiyoruz. ‘Günü geldiğinde Manisa’da en çok taziyeye ve en çok cenazeye, en çok düğüne giden iki siyasetçi say’ deseler. Biri Ferdi Zeyrek, biri Özgür Özel. Bunun yarattığı mesele. Ondan sonra Cumhuriyet Meydanı’nda 100 bin kişi nasıl oldu? Bu böyle bir günde olan bir şey değil bu. Siyaseti böyle yaparsan olan bir şey. İnsanca yaparsan olan bir şey. Ben şuna teslim olmadım, olmayacağım. Bağırıp çağırınca iyi, ama hastalık olup da geçmiş olsun telefonu açınca kötü. O telefonu açıp, o telefona esir olup, siyasetini düzgün ve dirençli yapamıyorsan o yanlış. Ama işin hem bu tarafını, hem o tarafını düzgün yapmak lazım.”</p>
<p><strong>“İDDİANAME BİR AN ÖNCE YAZILSIN”</strong></p>
<p>(İmamoğlu ve arkadaşları ile ilgili iddianame ne zaman hazırlanır?) “Bizim talebimiz şu; bir an önce iddianameyi yazsınlar. Efendim işte daha başka delil toplayacaksa, daha başka bir şey yapacaksa onu da ek iddianame yapsın. Ama bir an önce bu iddianameyi yazsınlar, yargılama başlasın. Çünkü silahların eşitliğini ihtiyaç var. Şu anda yok. Niye yok? ‘Soruşturma gizli’ diyor, işine gelen ifade tutanağını kendince piyasaya sürüyor, veriyor Sabah gazetesine oraya buraya. İşine gelmeyen ‘gizli’ diyor. Avukatlar o ifadeleri alıp hazırlık yapmak istediğinde, avukatı alıp içeri koyuyor. Avukatlık yaptığı için. Ama iddianamenin yazılması ve kabulü ile birlikte bu iş bitecek. Silahların eşitliği ortaya çıkacak. Savcı ile avukatın eşit güçte olduğu, delilleri birlikte tartıştıkları bir ortam gelecek. Delillerin tartışılması… O zaman göreceğiz, işte o zaman ‘Çıkar kardeşim bakalım 100 daireyi’ diyebileceksin. Şimdi adam ‘100 daire dağıtılmış’ diyor, o kadar bırakıyor. Ve millet bunu konuşuyor. Bütün gün televizyonlar, gazeteler bunu konuşuyor. Biz bir an önce yargılama istiyoruz ve samimiyetle söylüyoruz. Bakın Meclis kapanmadan, yasal düzenleme gerekiyorsa bir madde yazılacak. ‘Tarafların kabulü halinde yargılamalar televizyondan canlı yayınlanabilir.’ Taraflardan biri istemiyorsa veya televizyon vermeye değer görmüyorsa yapmaz. Biz davalıyız, ben istiyorum. Siz istemiyorsanız, yayınlanmasın. İki taraf da istiyorsa yazalım ve biz TRT’den canlı yayın istiyoruz. Halk TV’den canlı yayın. Bir frekans verecek, isteyen televizyon verir, istemeyen vermez. (İmamoğlu davası böyle olsun mu istiyorsunuz?) İmamoğlu davasının canlı yayınlanmasını, sorulan bütün soruların açıklıkla sorulmasını, bütün cevapların da millet tarafından duyulmasını istiyoruz. Bu olduğunda CHP ile AKP arasındaki fark; 20 puana çıkacak. Niye biliyor musunuz? Şu anda bu işe inanan yüzde 25 de kandırıldığını anlayacak. ‘Bu kadar yalan olur mu?’ diyecek. ‘Haysiyetle bu kadar oynanır mı?’ diyecek.”</p>
<p><strong>“HALKIN GERÇEKLERİ ÖĞRENME HAKKINA SALDIRI”</strong></p>
<p>(Halk TV’nin Yönetim Kurulu Başkanı Sayın Cafer Mahiroğlu’nun da böyle bir meselesi var. Onunla ilgili de bir yakalama kararı çıkarıldı. Baktınız mı o konuya?) Ben konuyu gördüğüm anda hem tweet attım, hem televizyonda konuştum hem Cafer Bey’e telefon açtım. Hatta yanılmıyorsam Cafer Bey beni aradı. Teşekkür etti tutumum için. Net bir durum var. Orada Cafer Mahiroğlu diye bir şey yok. Oradaki durum Halk TV ve halkın haber alma hakkı. Neye yakalama çıkarmışlar biliyor musunuz? Sizin ‘Yahu Sabah gazetesi bunu yazmış ama. Bu 100 dairenin ne adresi belli ne alanı belli. Böyle haber mi olur?’ diyerek bir yanıltmaya karşı öbür tezi dile getiriyorsunuz ya. Veya efendim ‘Bin 200 tane cep telefonu dağıtıldı, hani bunlar?’ diye soruyorsunuz ya, ‘Varsa bilelim’ diye. Ya da yapılan bir iftiraya karşı, avukatların savunmasını da söylüyorsunuz ya. Ona yakalama kararı çıkarmışlar. Halkın doğru bilgiyi alma, meselenin iki tarafı varsa muhalefetin ağzından çıkanı da duyma hakkına yakalama kararı çıkarmışlar. Bu Cafer Mahiroğlu’nun şahsına, şirketine falan değil, televizyona bile değil. Halkın gerçekleri öğrenme hakkına yapılmış bir saldırılır. Bunun dışında ‘Önüne bakayım, arkasına bakayım’ deyince insanı doğru odaktan ayırıyorlar. Cafer Mahiroğlu’nu yakalamak, Halk TV’nin üzerine gitmek demek; bugün sadece ‘Akın Gürlek’in iddiaları konuşulsun, İmamoğlu’nun yanıtları duyulmasın’ demektir. Öyle bir döneme hazırlamaya çalışıyorlar Türkiye’yi.”</p>
<p><strong>“BİR AÇIĞINI ARADIKLARINI SÖYLEMİŞTİM”</strong></p>
<p>(Gazeteci Fatih Altaylı’nın tutuklanması hakkında) Diyorlar ya cezaevlerinde gazeteci yok Türkiye’de diye. ‘Gazeteci’ yazmamak için ‘YouTuber’ yazıyorlar Fatih Altaylı’ya. Fatih Altaylı gazetecilik yaptığı için tutuklandı. Fatih Altaylı’nın bir açığını arıyorlardı. Ben bunu defalarca, hatta bir kez kendisine de söyledim. ‘Bir açığınızı arıyorlar, o açığınızı buldukları anda sizden kurtulacaklar.’ Kendisine de söyledim. Biz Fatih Bey’in yayınına gitmiştik. Öncesinde oturduk böyle işte editörü bizim arkadaşlar falan bir yarım saat kahve içtik, sohbet ettik. Orada dedim ki ‘Hissediyorum’ dedim çünkü o zaman da bir lisans işleri vardı. RTÜK falan bir şey dedi. ‘Bir açığınızı arıyorlar’ dedim. ‘Bir kelime, bir cümle yakalasalar hemen yapacaklar. Allah’tan siz çok tecrübelisiniz Fatih Bey’ bunu söylediğimi hatırlıyorum. ‘Uzun yıllar Teke Tek falan canlı yayınlar yaptınız ve eleştiri yapıyorsunuz ama bir açık vermiyorsunuz.’ Şimdi aslında dünkü yayında da söylediği söz, diyor ki ‘Anketleri gördüm’ diyor, ‘Anketlerde şuraya kadar gerilemiş’ diyor. ‘Bu millet böyledir’ diyor. ‘Osmanlı’da bile nice padişahlar indirildi.’ Bu ne demek? En kudretli, en güçlü olanlar, o zaman indirme yöntemi oymuş, bugün indirme yöntemi oy kullanmak. Ankete atıf yapıyor, AK Parti’nin oylarındaki kayba. Bu milletin çok ağır ceza verdiğine atıf yapıyor ve tarihsel bir hatırlatma, tarihle ilgili bir şey söylüyor. Efendim Cumhurbaşkanına tehdit. Bir de bütün hepsini kesip kesip yapıştırmışlar, öyle değil de. Ama sarayın bir danışmanı, Oktay Saral. Tuttu, ne dedi? ‘Senin suyun ısınıyor.’ Şimdi ben buradan Sayın Adalet Bakanı’na sesleniyorum. Adalet Bakanı benim asker arkadaşım. Ege Deniz Bölge Komutanlığı’nda birlikte askerlik yaptık. Benim Soma Komisyonu arkadaşım, Adalet Bakanı ben Grup Başkanvekililiği yaparken birlikte mevkidaşlık yaptık. Adalet Bakanı’na soruyorum: Ben Adalet Bakanı’nın kötü niyetli olmadığını, ama bu yaşananlarda maalesef sistemin onu seyirci ve etkisiz bir pozisyona ittiğini, işin başka bir tarafta döndüğünü de biliyorum. Ama zaman zaman tweetler atarak, ‘Türkiye’de yargı bağımsızdır’, sürekli Adalet Bakanı ‘Yargı bağımsızdır’ diyor. Yargı bağımsızsa, Fatih Altaylı o cümleleri kurana kadar, kurduktan sonra hiçbir şey yokken, Saray’dan birisi çıkıp da, ‘Suyun ısınıyor’ diyor. Ne demek ‘Suyun ısınıyor?’ ‘Yakında senin de başına bir şey getireceğiz’ demek. Yazdıktan sonra, öğleden sonra resen soruşturma, öbür gün gözaltı, öbür akşam tutuklama. Nasıl inanacağız bir Türkiye’de yargının bağımsızlığına. Sayın Adalet Bakanı nasıl inanacağız? Türkiye’de ifade özgürlüğü var. Fatih Altaylı’nın söylediği sözleri ifade özgürlüğünün neresine koyacağız? Fatih Altaylı bu lafları edemeyecekse kim edecek? Ama o tutuklama aslında size gözdağı. O tutuklama her bir gazeteciye gözdağı. YouTube’da konuşan herkese, köşe yazan herkese, canlı yayında konuşan herkese. Olur kardeşim, ağzından bir laf çıkar, cümleyi tersten kurarsın yanlış anlaşılır. ‘Pardon, niyetim o değildi’ dersin. Bugün öyle bir sistem kuruyor ki güya Türkiye’nin en büyük çıkar için suç örgütünü oluşturmuş Aziz İhsan Aktaş, en tepede. ‘Ben suçluyum ve şu suçları işledim’ deyince salıyorlar. Adam diyor ki ‘Ben bu suçları işledim.’ İtiraf ediyor, salıyorlar. Fatih Altaylı dün ben okudum. ‘Niyetim o değildi’ diyor. ‘Benim söylediğim cümle, ankete atıf yaptım ben’ diyor. ‘Benim niyetim böyle bir şey değil, ben Cumhurbaşkanını tehdit etmedim, böyle bir şey de yapmam’ diyor. ‘Yıllardır da yapmadım’ diyor. Ağzıyla söylüyor, tutanak altında. Aziz İhsan Aktaş ‘Ben bunları yaptım’ deyince tamam Silivri’de evine yolluyorsun. ‘Ben yapmadım böyle bir şey’ diyor, ‘Niyetim o değil’ diyor. Cümle ortada. O cümleden onu savcıdan başka öyle anlayan kimse yok. Ama aldı, Silivri’ye koydu. Bir daha söylüyorum nasıl Cafer Mahiroğlu’na yapılan tutuklama kararı; Halk TV gazetecilik ve haber alma hakkına karşıysa gözaltı kararı, yakalama kararı. Fatih Altaylı’nın tutukluluğu da bütün aktif gazetecilere, yazana, çizene hatta sosyal medyada yorum yapan herkesedir. ‘Fatih Altaylı bu hale geldiyse, sen kendini düşün’ diyorlar herkese.”</p>
<p><strong>“HEPİMİZDEN GİZLEDİĞİ HASTALIĞI…”</strong></p>
<p>(Cezaevlerindeki elverişsiz sağlık koşulları hakkında) Mehmet Murat Çalık, hepimizden gizlediği, belki böyle çocukları küçüktü, büyüdüler duymasınlar diye de duyulsun da istemedi. Geçmiş geçirdiği kan kanseri, lenf kanseri. ‘İyi beslenmelisin, stresten uzaktan durmalısın’ dendiği halde bir cezaevi koğuşunda hastalığının tetikleme riskine rağmen tutuluyor, şimdi de İzmir’e sevk edildi. Biz Veli Ağbaba ve Nurettin Demir’le birlikte 2011-2015 arası 270 cezaevine 380’in üzerinde ziyaret yaptık. Sekiz tane de yayınlanmış raporumuz, kitabımız var. O günlerden bugünlere de bir ilerleme yok cezaevlerinde. Şimdi de aynı görevleri yapan arkadaşlarımız söylüyor. Bu süreçte bugüne kadar Aykut’un yaptığını bir çok arkadaş yapmamak için direndiler. Ben Aykut’un yapmasını da doğru buluyorum. Herkes görsün. Şöyle bir durum var, ya biz içeri düşünce şartlardan şikayet etmeye başlarsak, işte ‘Şöyle kötü, şöyle zor, böyle zor’ demeye başlarsak, bu aslında ‘Cezaevini hak ettik ama bu şartlarda durmayı hak etmedik’ gibi algılanır, biz içerideki şartların kötülüğünden hiç bahsetmeden haklılığımızı anlatalım diye düşündüğü için arkadaşlar, kimse çektiklerini anlatmadı. Yoksa hepimiz biliyoruz, Silivri Cezaevi’nin işte yağlı yemeklerini, Türkiye Cumhuriyeti’nin anlı şanlı komutanları kettleda ısıttıkları suyla o yağı ısıtıp yıllarca yediklerini. Her türlü hak ihlali var cezaevlerinde. Bu konuda da bir arpa boyu ilerleme yok. Ama bu bizim arkadaşlarımız içeri düştü diye söylediğimiz değil, üzerine kitaplar yazdığımız, her fırsatta dile getirdiğimiz bir Türkiye’nin Türkiye cezaevleri meselesi vardır. Ceza ve tutukevleri meselesi vardır. Çağa uygun olmayan, ıslah etmek yerine cezalandırmayı, hele hele tutukluluğu -bir de işin öyle bir boyutu var- çok istisnai bir tedbir olmak yerine genel kural haline getirmiş ve bir ön infaz, ön cezalandırma, öç alma, yatarı olmasa bile öyle değil mi? Bir gün yatarı olmayan suçtan dünya kadar öğrenciyi, 301 tane öğrenciyi bayramda sevdiklerinden uzakta tuttular. Ümit Özdağ beş ay yattı. Bir gün bile yatarı olmayan suçlardan. Bunların her birisi bir partinin genel başkanı da olsa, 18 yaşında üniversite öğrencisi de olsa, rejimin adı konulmamış infaz ve cezalandırma yöntemi. Fiziki şartlarda anlatılandan bile kötü. Kimse bunları söylemiyordu, bizim arkadaşlar da. Hatta şöyle oluyordu. Anlatıyorlar yaşadığı zorluğu, ‘Aman bunu dışarıda söylemeyin. Demesinler ki kurtulmak için yapıyor. Ben zaten suçsuzum, burada yatmamam gerekiyor, daha iyi şartlar da olsa yatmamam gerekiyor’ diyorlardı.”</p>
<p><strong>“BU PAZAR SEÇİM OLSA SANDIK GÖREVLİLERİMİZ HAZIR”</strong></p>
<p>(Seçim ne zaman olacak sizce?) Kasım’da olmasını ümit ediyoruz. En geç önümüzdeki Nisan’da yapılacak olan bir seçim için tarih verilirse erken seçim kararını destekleriz. Bakın biz bu Kasım istiyoruz. Ama bu Kasım’a kadar bize gelecek sene Nisan’ı geçmemek üzere bir tarih verip seçim kararını şimdiden Meclis’te alırsak erken seçim kararına destek veririz. Onun dışında biz Erdoğan’ın aday olabilmesi için, istiyorsa şimdi gelsin ve aday olsun. Ama seçimlere altı ay kala, bir yıl kala, ‘Seçimleri birazcık öne alalım, Erdoğan’ı aday edelim’ gibi bir yaklaşımın karşısındayız. Biz Cumhuriyet Halk Partisi olarak tabii her zaman son kararı partinin yetkili organları veriyor, konjonktürü değerlendiriyor. Ben böyle söylüyorum, olacak diye değil. Ama biz Cumhuriyet Halk Partisi olarak bir an önce adayımızı yanımızda, sandığı önümüzde istiyoruz. Bir an önce. (Şu anda seçim olsa bütün sandıklarda görevlileriniz belli.) Biz önümüzdeki pazar 06.30’da kaldırıp sandığa yollayacak 180 bin kişiyi bulmuş durumdayız. Şu anda var. Toplam 191 bin kişi olacak. Şunu kabul etmiyoruz artık, yoksa söyle oraya isim yazarlar. İsmi yazılan kişiyi arıyoruz. Göreve hazır olup olmadığını soruyoruz. Bazı sorularla eğitimini tamamlamış mı, bu konuda bilgi birikimi tamam mı, onları yokluyoruz. Biz sandık güvenliği ordumuzu; geçen sefer, ondan önceki sefer hep vatandaşın kaygı ettiği, ‘Sandıklara sahip çıkacak mısınız?’, o meseleyi seçime doğru değil şimdiden… Çünkü bizdeki temel mantık şu: Erken seçim istiyorsan o seçime önce kendin hazır olacaksın. Biz bakın eylülde, ekimde, kasımda değil; bu pazar yapılacak seçime sandığa yollayacak arkadaşlarımızı hazırladık. Ama bu arkadaşlar sırf seçim günü değil, sırf sandıkta değil, o sandıkta oy kullanacak 300-350 kişi için bugünden seçime kadar mahallelerde çalışacaklar.”</p>
<p><strong>“20 MİLYON KİŞİNİN ERKEN SEÇİM İSTEDİĞİ BİR ÜLKEDE YAŞIYORUZ”</strong></p>
<p>(KİPTAŞ ile ilgili 100 daire iddiasına karşı ‘İspatlasınlar, bırakır giderim’ yanıtının gündem olması hakkında) “Net, çok net. Sabah gazetesi yarın fikri takip yapsın. Bu 100 dairenin gitsin kapılarını çalsın ve göstersin bize. Bu dairelerin verildiklerini göstersin. Bu kişiler ya orada oturuyorlardır ya da orayı satmışlardır. O adrese gitsinler, ‘Sen bu daireyi nasıl aldın?’ desinler. O sorunun peşine düşsünler. Sabah gazetesine açık çağrım. (İmamoğlu ile ilgili imza kampanyasındaki son durum nedir?) 20 milyon sınırındayız. Tabii ilk başlarda çok yoğun, hızlı, yetişilmesi zor bir talep. Şu anda imza verebilecek 27 milyon kişiden 20 milyona ulaştığınızda, o 7 milyon kişi için daha büyük bir emek vermek gerekiyor. Bunun için 180 binin üzerindeki sandık bölgesi sorumlusu, biraz önce söylediğim sandık sorumlusu arkadaşlarımız kendi bölgelerindeki 350’şer seçmeni tarayarak, imzaları topluyorlar. 20 milyon sınırındayız. 20 milyonda imzaları saydırtıp, 20 milyonuncu imzayı tescil edeceğiz ki 20 milyon kişinin erken seçim istediği bir ülkede yaşıyoruz. Bunu görmek lazım. Bizim hedefimiz, Erdoğan’ın aldığı oy kadar imzayla ona bir güvensizlik oyu söylemek. 27 milyonu hedefliyoruz. Bundan sonra geriye doğru sayacağız. Mahalle mahalle, kapı kapı, sokak sokak geziyoruz ve imza topluyoruz. Şimdi ismini yanlış söylemeyeyim, yanlış ilçe söylerim ama dün Tekirdağ’da arkadaşlarımızın yanına birini getirmişler. Bir ilçenin önceki İlçe Başkanımız almış eline föyleri Tekirdağ&#8217;ın bütün köylerini gezerek bireysel 10 bin imza toplamış. 10 bin… Akıl almaz. Dedim ki ‘O imzaları genel merkeze getirsin. Tetik edelim. Bir grup toplantısında bu imzaları ben teslim alayım.’ Bir kişi 10 bin imza toplamış. Yani inanan bir partilinin neler yapabileceği&#8230; Kendi arabasına binmiş. Üç arkadaşını, dört arkadaşını almış. Tekirdağ’ın bütün köylerini gezerek 10 bin imza toplamış. Biz bu imzalar konusunda Meclis tatile girdikten sonra milletvekillerimizle birlikte özellikle, şimdi yüzdesel olarak yayıyoruz; imzada önde olan iller, ortalamanın gerisinde olan iller; oralara da özel çalışmalar yapacağız. 20 milyonu zorladığımız bir noktadayız. 27 milyona doğru kararlılıkla gidiyoruz. Bir de bu imza meselesinin şöyle güzel bir tarafı var: Elde imza gidiyorsun. Atmak isteyen görür görmez çağırıyor atıyor. Tereddütü olan, ‘Neden tereddütü var?’ diye gidiyorsun. Diyor ki ‘Benim torun polis.’ ‘Oğlum gelecekte mülakata girecek.’ ‘Kendim devlet memuruyum.’ Onlara imzaların Tayyip Bey’in eline geçmeyeceğinin garantisini veriyoruz, imza alabiliyoruz. Bir de imza istediğinizde soranlar var. Mesela adam diyecek ki ‘İyi de bu KİPTAŞ’tan bu 100 tane ev mevzusu varmış, ne oldu?’ Orada da onu anlatmak imkanı buluyorsunuz. Bilinçli ve elinde föyle giden, öyle yalap şalap iş yapan değil. İmza vermeyene de ‘Neden vermiyorsun?’ Diyor ki ‘Yolsuzluk var.’ Anlatıyor, kanıtlarını söylüyor ve sahada bir ikna üretiyor. Bunu bu açıdan da çok kıymetli buluyoruz. (CHP Temsilcisi KKTC’de Cumhuriyet Halk Partisi’ne çıkan oy kadar imza topladı.) Şimdi devam etmesi lazım. Yanındakine (AKP KKTC temsilcisi) çıkan oy kadar imza toplaması lazım. (O da diyor ki ‘O da destekledi.’) Duyulmasın, yakmayın adamı. AK Parti’de o işler şey değil. (KKTC’ye dört kez mi gittiniz?) Dört kere gittim. Beşincisi de temmuzda gideceğiz tekrar.”</p>
<p><strong>“2,5 MİLYAR OLMADIĞI İÇİN ZEYTİNLİKLERİ FEDA EDİYORLAR”</strong></p>
<p>(Meclis Genel Kuruluna gelecek olan zeytinliklerle ilgili yasa teklifi ile ilgili) “AK Parti’den ismini vermeyeceğim bir arkadaşa dedim ki ‘Yahu bu işten ne faydanız var? Siz bunu getiriyorsunuz. Kamuoyu kızıyor, geri çekiyorsunuz. Bu insanların belli hassasiyetleri var. Anadolu’da zeytin üzerinde çok ciddi hassasiyet vardır. Ne gerek var?’ Herkesin bildiğini tekrar etti. Bu firmaya bu yeri vermişler, 2,5 milyar dolar da parayı almışlar. Aldıkları sırada da demişler ki ‘Biz halledeceğiz.’ Firma diyormuş ki ‘Ben zeytinden, zeytinlikten, madenden geçtim. Paramı verin gideyim.’ Verecek 2,5 milyar para olmadığı için zeytinlikleri feda ediyorlar. Durum tamamen bu, bundan ibaret. Bu yüzden de çok net bir durum var ortada. Bu zeytinlik meselesi kamuoyu ne kadar tepki gösterirse o kadar sonuç alınan bir konu. Henüz Meclis’ten geçmedi. Birkaç kişiden duydum; ‘Yahu bu sefer geçirmişler.’ Geçmedi, daha komisyondan geçti. Meclis’te oylanacağı ana kadar bunun mücadelesini kamuoyunun vermesi lazım. Devamında biz Anayasa Mahkemesi’ne elbette gideceğiz.”</p>
<p><strong>“ASGARİ ÜCRETE ZAM TALEBİ İÇİN BİR PAKET HAZIRLIYORUZ”</strong></p>
<p>(Asgari ücrete temmuzda ara zam talebi için) “AK Parti iktidara geldiğinde asgari ücret yedi çeyrek altın alıyordu, şu anda üç çeyrek altın alıyor. Yani AK Parti iktidarı asgari ücretliyi altın üzerinden olduğunun yarısından geriye götürmüş, kendinden önceki durumdan. Bu şartlar çok ağır. Özellikle asgari ücretin en büyük sorunu yılda bir kez belirlenip, bir yıl boyunca enflasyonun yarattığı aşınma, küçülmeyle mücadele ediyor. Enflasyon yüzde 7 olunca bu yüzde 7’lik bir kayba denk geliyor. Sene sonunda alınan zamla telafi oluyor-olmuyor tartışılır. Elbette sadece enflasyonu değil; büyümeyi, refah payını da vermek lazım. Ama şimdi mesele o değil. Mesele; bugün ülkeyi yöneten iktidar seçime giderken enflasyon yüzde 38’di o gün ve dedi ki Erdoğan ‘Tek hanenin üstünde olunca -yüzde 9-10’u geçince enflasyon- bunu yılda bir değil, iki değil, dört kez güncellemeyi düşünmek lazım.’ ‘Martta, temmuzda, ekimde de yapmak lazım’ dedi. Bunu diyerek oy aldı. Bunu söyledikten sonraki sene geçen sene oluyor, 17 bin 2 liraya bir kuruş zam almadı. O 17 bin 2 lirayla insanlar çok güçlükle yaşadılar. Tam zam alacakları zaman enflasyon kadar değil; gerçekleşen enflasyon kadar değil, beklenti enflasyon kadar… Yani hükümetin beklentisi yüzde 30’du diyelim, gerçekleşen enflasyon 39, aradaki farktan. Orada önce otuz, motuz dediler. 14 puan eksik zam yaptılar. Bir de onun darbesi geldi. 22 bin liralık asgari ücret, verildiği günden bugüne TÜİK hesabına göre bile 3 bin 500 lira eridi. Bu şu demek: İlk altı ayda verilen zam bitti. İkinci altı ay geçen seneden de kötü olacak. Buna insanların dayanacak gücü kalmadı. Bunun için de ara zam talebimiz var. Bunu Bursa mitingiyle başlattık, meydan meydan geziyoruz. Meydanlarda olmadığımız günlerde önce DİSK ile başladık. Sabah Devrimci İşçi Sendikaları Konfederasyonu, öğleden sonra TİSK; Türkiye İşveren Sendikaları Konfederasyonu. Ertesi gün Hak- İş, Türk-İş. Esnaf boyutu var işin. Esnaf için de asgari ücret iki boyutlu. Veren tarafta olunca artmasından korkuyorlar. Ama bir yandan da asgari ücretlide para olmayınca iş yapamıyorlar. Esnaf asgari ücrete zam istiyor ama ‘Kendim nasıl artıracağım yanımda çalışana? diyor. Ona da bir teşvik paketi hazırladık. Onu da geçen hafta esnafların konfederasyonunun başında Bendevi Palandöken ile gittik, konuştuk. Bütün arkadaşlarımız gittiğimiz, dolaştığımız her yerde tüm bu yapıları iller bazında da geziyorlar. Biz bir ara zam yapılmasını, hatta ‘Ara zam hakkımız, söke söke alırız’ diye meydan meydan bağırıyoruz. Tek tek paydaşlarla görüşüyoruz. Meclis için bir paket hazırlıyoruz. Görünen şu: Zaten biz ‘30 altında yokuz’ demiştik, bunlar 22 bin lira verdi. Şimdi temmuz ayı için 22 binde tutmaya uğraşıyorlar. Oysa ki olması gereken 30 binin üzerinde, 35 bin liraya yakın bir rakam. Tabii burada mutlaka teşvik koymak lazım. Küçük esnafa, KOBİ’ye ve özellikle tekstil sanayisi gibi ihracatta düşük asgari ücretli ülkelerle mücadele etmek zorunda olan iş kollarına farklı teşvikler koymak lazım. Çünkü Mısır’daki asgari ücretle Türkiye’deki işçiyi karşılaştırdığında perişan olur bizim adamlar. Ya da işte Hindistan’daki asgari ücretle. Böyle bir büyük çalışma içindeyiz. Ama temmuz ayında hem emeklilere seyyanen zam verilmesi lazım. Çünkü bu TÜİK hesabına göre perişan oldu emekliler. İki, asgari ücretliye ara zam en temel talebimiz. Buradan vatandaşlarımıza bir tek şey söyleyeceğim: Bunu konuşmayı siyasilere bırakmasınlar. Bunu almanın yolu şu: Minibüste bu konuşuluyorsa, ev gezmelerinde, günlerde bu konuşuluyorsa ki konuşuluyor, bu zam alınır. Daha yüksek sesle konuşmak ve şunu söylemek lazım, AK Partinin ve AK Partililerin duyacağı şekilde. ‘Bu zammı vermezlerse bir daha oy vermeyeceğim’ dedi mi AK Partililer bu zammı alırlar. Ha son bir kez Tayyip Bey’den istiyor vatandaş çünkü şu an iktidarda o. İktidara geldiğimizde kendi hazırlığımızda şu var: Bir yasa çıkaracağız, ‘Asgari ücret nasıl zam görecek? Üç ayda bir enflasyon iyileştirmesi, artı şunu alacaksınız’ diye kanun çıkaracağız. Böyle üç ayda bir, altı ayda bir söyleyip; ‘aldım, alamadım’ ile uğraşmayacak kimse. Otomatik üç ayda bir zamlanacak asgari ücret Cumhuriyet Halk Partisi’nin iktidarında.”</p>
<p><strong>“350 BİN ANKETLE ADAY BELİRLEYİP 255 BİN ANKETLE TAKİP ETTİK”</strong></p>
<p>(MYK ve partinin yetkili organlarında yaş ortalaması 50-52 civarına geldi) 42 PM, 44 MYK yaş ortalamamız. (İlk seçimde de halk sizi değişimle ilgili olarak ödüllendirdi. Yeni bir kurultay yapmak durumunda kaldınız.) Şimdi birincisi bizim yaşadığımız şuydu: Biz 14-28 Mayıs’ta kazanmamız gereken bir seçimi kaybettik. Bir anda öğretmenevine giden 10 öğretmenden 8’i gidip de öğretmenevinde oturmamaya başladı, evine kapattı kendini. Sokakta Cumhuriyet Halk Partililer değil, bu iktidar değişsin isteyenler birbirinin gözüne bakamamaya, başı önde yürümeye başladı. Gençlerin omuzları düştü. Gençler konuşmamaya, şakalaşmamaya başladılar. Bir duygusal kopuş yaşandı. Biz o gün dedik ki ‘Cumhuriyet Halk Partisi bir özeleştiri yapmalıdır.’ Siyasette özeleştirinin en güçlü yanı kurultaydır. Çünkü Cumhuriyet Halk Partisi kurultayla kurulmuş, kurultayla büyümüş bir partidir. Atatürk’e partinin kuruluşunu söylediklerinde, daha doğrusu ‘Partinin ilk kurultayını yapıyorsunuz’ dediklerinde ‘İlkini Sivas’ta yaptık’ demiştir. Sivas Kongresi’ni. Bu parti Sivas Kongresi ile kurulmuş. Kurultay yaptık. Kurultayda özeleştiri yaptık, eleştiri yaptık. Doğru bulduklarımızı, yanlış bulduklarımızı ve bir değişim talebini ortaya koyduk. Bu ortaya koyduğumuz değişim talebi, bu yaptığımız özeleştiri ve devamında gençlerle, kadınlarla, anketlerle ilerleyen, rakibimiz çünkü en çok anketleri kullanıyor. Doğru aday belirleyen, adayları sahada anketle takip eden… 350 bin anketle aday belirledik, 255 bin anketle sahada adayları takip ettik. Biz Ferdi Zeyrek’in yüzde 60’a gidişini anket anket, gün be gün takip ettik. Biz Ferdi ile Manisa’da yüzde 6 da aldık, yüzde 60 da aldık. Bir anda, ben size söylemiştim. İlk inanan da siz oldunuz. Dedim ki ‘Bütün Ege’yi alacağız. Hatta yetmeyecek Kilis’ten bile sürpriz yapacağız’ dedim. Deyip de kazanamadığımız bir yer kalmadı. Bu Cumhuriyet Halk Partisi tarihinin en önemli sıçraması, en önemli yerel seçim zaferi. (Hatta bana ‘Bir tek seçimde uktedir Gaziantep, sonraki seçimde alacağız’ dediniz.) Gaziantep’i inanmadık diye alamadık, inandıramadık diye alamadık. Kocaeli, Gaziantep. Samsun. Cumhuriyet Halk Partisi için çok önemli, sembol, ilk adımın atıldığı yer, Atatürk’ün şehri, kurtuluşun başladığı yer. İki tane emeğin başkenti; Gaziantep ve Kocaeli. Bunları almadan olmaz. İlk seçimde açık farkla almamız gerekiyor. Bu noktaya geldik.”</p>
<p><strong>“NE KAYYIM ATAYABİLİR, NE SEÇİMLERİ İPTAL EDEBİLİRLER”</strong></p>
<p>“Sonrasında iktidar şunu gördü: ‘Cumhuriyet Halk Partisi, bu genç ekiple, bu güçlü yürüyüşle bizi darmadağın edecek. Ne yapmak lazım? Cumhuriyet Halk Partisi’ni tartıştırmak lazım, karıştırmak lazım.’ Bunun için görüyorsunuz. Şimdi biz boykot yapınca sızıyorlar. Öyle ekipler çıkarıyorlar ki televizyonlara, yandaş kanallara, merkez medyaya. Teker teker her gece Cumhuriyet Halk Partisi tartışıyorlar. Bu sırada bir müfteri, bir iftiracı, bir meczup. Ki hakkında dün de gördüm, iftira atmadığı kimse kalmamış. Herkes de dava açmış, teker teker de davalar kazanılıyor. Cumhuriyet Halk Partisi kurultayı hakkında bir iftira attı Bursa İl Başkanımıza. O da kişiye dava açtı. Açılan davada biz mağduruyuz işin. Ankara’ya yollayıp bir davaya çevirdiler. Sonuç odaklı değil, süreç odaklı bir türbülans yaratmaya çalışıyorlar. Şöyle sonucunda bir şey elde edemezler. Bu partiye ne kayyım atayabilirler, ne yok butlan yapıp seçimleri iptal edebilirler. Sen neyi iptal ediyorsun? Cumhuriyet Halk Partisi gitmiş kurultay yapmış. Kurultayda yarışmışız. Kurultayın bir tarafında Sayın Kemal Kılıçdaroğlu var. Partiyi yıllardır yöneten Genel Başkan. Kurultayın başında Ekrem İmamoğlu var. Ona da kurultay yönetmeyi Kemal Bey teklif etmiş. Biz de büyük bir memnuniyetle kabul etmişiz. Ekrem Başkan bu kadar iftiraya uğruyorken şimdi Kemal Bey’in yıllardır yönettiği partinin yaptığı kurultaya mı ‘şaibeli’ diyeceğiz, Ekrem Başkan’ın yönettiği kurultaya mı? Böyle bir duruma getiriyorlar. Partiyi tartıştırmak, Ekrem Bey’i tartıştırmak için bin tane yalan atıyorlar. Bir yerden sonra artık gına geldi bunlara. Bir de bir hazırlık duyduk. Ankara’daki mahkemelerden alamadıkları kararı, Anadolu’da bir mahkemeden alıp getirip partiye kayyım atayıp da ne yapmaya çalışıyorlardı hatırlayalım. 19’unda Ekrem Başkanımızı aldılar, biz 23’ünde sandık koyacağız. Onlar Ekrem Başkanı alınca seçim iptal olur sandılar. Biz ‘Hayır, aksine milletin de önüne sandık koyacağız, dayanışma sandıkları koyacağız’ dedik. Biz bunu söyleyince bu sefer cuma günü öğleden sonra partiye kayyım atamaya kalktılar. Biz de olağanüstü kurultay kararı aldık. ‘Haydi o delege gelsin bakayım’ dedik. Aynı delege geldi, bu sefer geçerli oyların tamamını bana vererek. Bin 170 küsür oyla Cumhuriyet Halk Partisi delegesi iradesinin arkasında durdu. Orada da partinin benden önceki dört Genel Başkan’ı vardı. Bu delegeye ve kurultayın temizliğine yönelik yaptığım konuşmada da bütün salonla birlikte dört Genel Başkan da lütfettiler ayakta alkışladılar; Sayın Altan Öymen, Sayın Hikmet Çetin, Sayın Murat Karayalçın ve Sayın Kemal Kılıçdaroğlu. Bu vakitten sonra daha ne tartışması? Ama halen Cumhuriyet Halk Partisi’ni tartışmaya çalışan bir anlayış var.”</p>
<p><strong>“SONUÇ DEĞİL CHP’NİN TARTIŞILDIĞI BİR SÜREÇ İSTİYORLAR”</strong></p>
<p>“30 Haziran’da bir şey olmaz. Hukuken olmaz, mümkün değil. Ama kim ne yapmaya çalışırsa çalışsın Cumhuriyet Halk Partisi’ni asla ve asla müfterilerin, iftiracıların, meczupların karıştırmasına izin vermeyeceğiz. Parti, 47 yıl sonra birinci parti olmuş. Anketlerde yedi puan önde. Türkiye haritasında işte eskiden kıyı şeridinde bir ince kırmızı çizgi varken, bütün Türkiye’yi kırmızıya boyamışız. Ondan sonra tutacak, Cumhuriyet Halk Partisi’ni tartıştıracaklar. Neden? Ben ne tartışıyorum meydanlarda? Asgari ücret tartışıyorum, emekli maaşı tartışıyorum, buğday fiyatı tartışıyorum, çiftçiye destek tartışıyorum. Esnaf kefaret kredilerinin faizlerinin yüzde 28’e çıkmasını ama Kredi Garanti Fonu’nda yüzde 8’de kalmasını tartışıyorum. Ne tartışıyorum? En büyük adaletsizliği, bir sonraki Cumhurbaşkanı’na yapılan darbe girişimini, darbeyi tartışıyorum. Bana diyorlar ki ‘Bunları bırakalım. Cumhuriyet Halk Partisi’ni tartışalım.’ Bunu söyleyen herkesin, onu açıkça söyledim… ‘Milletin sorununu tartışma, adaletsizlikleri tartışma, kendi içinde CHP’yi tartış.’ Bu dönemler geride kaldı kardeşim. (30 Haziran’da ne bekliyorsunuz?) Hiçbir şey beklemiyorum. Büyük ihtimalle başka bir tarihe ertelenecektir mahkeme. O tarihten sonra da başka bir tarihe ertelenecektir. Eninde sonunda da bir sonuç doğurmadan mahkeme bitecektir. Ama adamlar sonuç istemiyorlar. CHP’nin tartışıldığı bir süreç istiyorlar. Her akşam TGRT’de CHP tartışılsın istiyorlar. Her akşam yandaş kanallarda, A Haber’de bilmem nerede CHP tartışılsın istiyorlar. Maksat bu. Ben de buradan bütün sevenlerimize, dostumuza, üyelerimize şunu söylüyorum: Kardeşim bir uçakta insanlar ne zaman paniğe kapılır, çığlık atar? Türbülans olduğunda değil, anons yapılmadan türbülansa girersen. Türbülanstayız kardeşim. Bizi karıştırmak için içeriden, dışarıdan dünya kadar türbülans yaratmaya çalışıyorlar. Kemerleri bağlayın. Yanınızdakinin elini sıkı sıkı tutun. Kaptan pilota da arkadaşlarına da uçuş ekibine de güvenin. Uçak da sağlam, ekip de sağlam. Yolcularımızın da hepsini çok seviyoruz. Bu türbülansın içinden bu partiyi de bu ülkeyi de biz çıkarırız. Bu kadar net. Hiç kimse endişe etmesin. Devletin eliyle, sarayın gücüyle, devletin bütün imkanlarıyla iktidara yürüyen CHP’nin, ayağını birbirine dolandırıp, kendi kendine düşürmenin hesabını yapıyorlar. Çünkü onlar düşüremedi. Yarışı biz kazanacağız. İçeriden çelme çakmaya çalışıyorlar. Biz buna asla ve asla taviz vermeyiz. 30’unda bir şey olmaz, bundan sonra da bir şey olmaz. Bu partinin de kurultayın da. Seçilmemiş kimseye bu parti emanet edilmez.”</p>
<p><strong>“O AVUKAT ARKADAŞIN BİZİMLE BİR DERDİ VAR”</strong></p>
<p>(Kamuoyunda Sayın Kılıçdaroğlu’nun açıklama yapması beklentisi var. Bana ziyaretimde ‘İsmail Bey ben kurultay bitti, bir hafta-10 gün sonra video çektim, anlattım zaten’ dedi.) Geçen hafta Ekrem Başkan’ın yanına gittim. Ekrem Başkan dedi ki ‘Kemal Bey geldi. Ben kendisine dedim ki: Partiyi siz yönettiniz, kurultayı ben yönettim. Kurultayda bir şey var mı? Yok, dedi.’ ‘Bunu bir açıklasanız, bekliyor millet’ deyince, aynen size söylediğini demiş Genel Başkan. ‘Video çektim, söyledim kurultay tertemiz diye’ dedi. Ekrem Başkan dedi ki ‘Bunu da söyle Genel Başkan bana böyle dedi.’ Söyledim. Sonra güya Kemal Bey’in avukatı olan bir arkadaş çıktı, abuk sabuk bir açıklama yaptı yeniden bir tartışma başlatmak üzere. Onu görsen, desen ki ‘Kemal Bey’in avukatı bu.’ Adam uğraşıyor, butlan olsun diye. Adam uğraşıyor sanki kurultayda şaibe varmış der gibi. İnanamıyorum yani inanamıyorum o yapılan sorumsuzluğa. Sonra Ekrem Başkan Kemal Bey’e bir mektup yazmış. Bana söyledi. ‘Mektup yolladım’ dedi, ‘Bu avukatın sorumsuzluğu nedir? Bu arkadaş ne yapmaya çalışıyor? Sizin söylediğiniz sözü, bana söylediğiniz sözü öyle bir şey yok diye güya Genel Başkan’ı yalanlıyor. Beni yalanlıyor. Aramızda olan diyaloğu yalanlıyor’ diye. Kemal Bey onun gereğini yani mektupla veya açık iletişimle mutlaka yapacaktır. Demez, demez. Kemal Bey kendi diyor ‘Ben video çektim, kurultay tertemiz diye bir sene önce’ diyor. Bakın size de demiş. (Bana söyledi.) Ekrem Başkan’a demiş, bunu söyleyince ‘Demedik’ diyor. (Ben sordum. ‘İsmail Bey ben video çekip yayınladım’ diyor.) İşte maalesef bazıları kendi hesaplarıyla. Şimdi ben o avukat arkadaşın geçmişte ne varmış ne olmuş, açık söyleyeyim. O avukat arkadaşın bizimle şöyle bir derdi var. Geçmişte Kemal Bey’in davalarını görmek için partiden ödeme alıyormuş. Bizim dönemde de çok uzun süre aldı. Sonra davalar azaldı. Ya benim avukatıma 1 lira ödemiyoruz. Bir partinin genel başkanını savunmak için para alınır mı ya? Bugün diyeyim ki ‘Avukatım görevi bıraktı.’ 20 dakika sonra kapıya 20 tane CHP’li avukat gelir, ‘Genel Başkanım seni ben savunacağım’ diye. Bugün Türkiye’de söyleyeyim, CHP’li 50 bin, 100 bin avukat benim davalarıma gönüllü girer. Bu arkadaş, partiden bir ödeme alıyormuş. Partinin zaten imkanları dar, sorunumuz çok. Belli bir yerden sonra ‘Ödeme yapamayacağız’ dedik. Şimdi partiye düşmanlık yapmak için böyle işler yapıyorlar. Açık söylüyorum. İlk kez de buradan söylüyorum. Bana geldi, ‘Sizi de savunayım. Şöyle yapayım, böyle yapayım. Ben sizi severim geçmişten beri.’ Biliyorum geçmişte de gayet nazik bir ilişkimiz vardı. Birbirimize bir kere kötülük yapmamışız. 10 yıldır partiden maaş almış. Beni savunmak için partiden para istiyor. Ben de dedim ki ‘Böyle bir şey yok arkadaş.’ Benim avukatım var. Benim avukatlarım bugüne kadar partiden bir kuruş para almadılar, almayacaklar bu kadar basit. Bunun üzerinden düşmanlık yapıp Kemal Bey ile Ekrem Bey arasında konuşulan şeyi dışarıda bu yalanlıyor. Nasıl denk geldi, siz hatırlattınız. Ekrem Bey bununla ilgili Kemal Bey’e mektup yazmış bu konuda, ‘Ne yapıyor bu avukat arkadaş?’ diye. Siz de dediniz ki ‘Aynısını Kemal Bey bana da söyledi.’ Bu kadar net. (‘Kamuoyunda bir beklenti var Kemal Bey’ dedim, ‘Ben kurultaydan sonra video çektim’ dedi. Siz o videoyu izlediniz mi?) Hepimiz izledik. Biliyoruz. Kemal Bey’in bu hatırlatması da çok kıymetli zaten. Ekrem Bey’e bu videoyu hatırlatıyorsa, Türkiye’nin en çok izlenen sabah programının sunucusuna bunu hatırlatıyorsa… ‘Ben o zaman söyledim, kurultayımız tertemiz, kurultayımızda bir şey yok. Temiz kurultayımızı kimse kirletemez’ diyor. AK Parti’ye söylüyor bunu. Ondan sonra çıkıp da bunu, bu söylenmiş sözü yalanlamanın ne anlamı var? Yeni bir türbülans yaratmanın.”</p>
<p><strong>“AKP’DE SİYASET MAKİNASI DURDU, ÇÖZÜM ÜRETEMİYOR”</strong></p>
<p>(İktidar hamlelerinin siyaseten nasıl sonuçlanacağını bildiği halde neden yapıyor?) Adalet ve Kalkınma Partisinde siyaset makinası durdu. Üretemiyor. Halkın sorunlarına çözüm üretemiyor, pozitif gündem üretemiyor. Siyaset umudu örgütlemektir. İnsanlara umut vermek ve sonra da bu verdiğin umut doğrultusunda hizmet vermektir. Adalet ve Kalkınma Partisi’nin beğenelim, beğenmeyelim geçmişte işleyen bir siyaset makinası, içinde siyasetçiler vardı. Siyaset makinası durdu. Bunun birçok sebebi var, kötü yönetim, liyakatsizlik, yola çıktıklarını yolda bırakmak. 33 kişiyle kurmuş partiyi yanında ikisi var gerisinin hepsi karşısına geçmiş. Gitmiyor artık. Maalesef bu tek adam rejimi öyle bir şey ki; ülke için zararlı olduğu kadar parti için de zararlı. Tek adam her şeye karar veriyor ve parti içinde siyaset üretebilecek kimse dinlenmiyor ve diskalifiye edilmiş durumda. siyaset üretmeyenler kumpas üretiyorlar. Kumpas üretenlerin aklı fikri iftiraya, çelmeye çalışıyor. Seçimi kazanamıyorlar iptal ettirmeye kalkıyorlar. Ekrem Bey’i yenemiyorlar hapis etmeye çalışıyorlar. Ekrem Bey’in karşısına seçimi kazanacak aday bulamıyorlar, Ekrem Bey’in adaylığına mani olmaya çalışıyorlar. Bunların hepsi bu milletten döner. Hep döndü, dönmediği hiç olmadı. Ne 1960 darbesi, darbeyi yapanların hesap ettiği sonuçları doğurarak ilerledi. Ne 12 Mart muhtırası. 12 Mart muhtırası Ecevit’i doğurdu. 12 Eylül darbesi, Kenan Evren’in işaret ettiği kişiyi değil, Özal’ı seçti, Özal’ı doğurdu. 28 Şubat süreci ve devamındakiler, Tayyip Erdoğan’ın ömrü boyunca… Ya adam Beyoğlu’ndan Belediye Başkanlığı seçimini kaybetmiş. Milletvekili adayı olmuş Meclis’e girememiş Erdoğan’ı parti kurdurup, birinci parti yaptı. Neden? Haksız bir hapse atma meselesi. Bakın haksızdı. Hapse atılması haksızdı. O gün de ‘haksızdı’ diyordum bugün de öyle diyorum. Aynı bugün Ekrem İmamoğlu’nun hapse atılması gibi. Yalnız arada fark var. Tayyip Bey yargılanırken evine hiç polis gitmedi. Tayyip Bey’i gözaltına almadılar, nezarette tutmadılar, bir gün tutuklu yargılamadılar. Cezası kesinleşince telefonla Pınarhisar cezaevine çağırdılar. Davulla, zurnayla, halayla otobüsün üzerinden konuşma yaparak Saraçhane’den uğurlandı. Ve böyle gitti. Buna bile millet izin vermedi. Karşısında şimdi Ekrem Bey çoluğuyla çocuğuyla, arkadaşlarıyla tehdit edilen, yaşlı babasıyla, babasına, annesine kadar huzur verilmeyen, kendisi görevdeyken gözaltı, görevdeyken tutukluluk ve görevdeyken, daha iddianame yokken gazeteler üzerinden haysiyet cellatlıkları süreci yaşanıyor. Millet bunu affeder mi? Asla affetmeyecek. Ekrem İmamoğlu normalde Cumhurbaşkanı seçilirdi, CHP de birinci parti olurdu. Biz belki 200-210-215 milletvekili ile başka partilerle falan… Bu yaptıklarından sonra CHP’yi 300’ün üzerinde milletvekilliğine taşıyorlar, Ekrem İmamoğlu’nu da birinci turda seçimi alacak noktaya getiriyorlar.”</p>
<p><strong>“O ÇOK KOLAY İŞ AMA TAYYİP BEY’DEN FARKIM KALMAZ”</strong></p>
<p>(İmamoğlu’nu bu kadar savunmasanız daha rahat etmez misiniz?) Ederim. ‘Kendim adayım’ desem acayip popüler olurum. İktidar medyasının da işine gelir. Beni Tayyip Bey’le yan yana koyarlar. Bazen överler, bazen yererler. Çok kolay iş. Ama o zaman Tayyip Bey’den farkım kalmaz. Yola çıktığım arkadaşımı arkada bırakmış olurum. Biz yola çıktığımızı geride bırakmayız. Biz yoldan gelene alan açarız, yanımızda herkese yer var. Ama kimseyi geride bırakmayız. Hele hele bir arkadaşım benim, bugün hapisteyse ona sırtımı dönemem. Her hafta gidiyorum ben. Bakın Cumhuriyet tarihinde herhangi bir Genel Başkanın cezaevi ziyaretlerine bakın. Partisinden tutuklu bir milletvekili varsa bayramda bir ziyaret yapmıştır. Bir bakın bakalım, her hafta hem arkadaşına hem imkan olduğunca 8 kişi 10 kişi. Ben dün Tekirdağ Cezaevi’nde ziyaret ettiğim üç kişiyi hayatımda ilk kez gördüm. Ama niye? ‘Koskoca Genel Başkan kalkmış Tekirdağ’a gelmiş. Ekrem Başkan’ı her hafta ziyaret ediyor. Biz de içeride yatıyoruz, İBB personeliyim, bana gelmedi’ demesinler diye gittim. İyi ki gittim. AK Partili biriyle tanıştım orada. Diyor ki ‘AK Parti döneminde yapılıp da bugün başka yapılan hiçbir şey yok’ diyor. ‘Ben hep aynı imzaları atıyorum’ diyor. AK Partide aklı başında, vicdanı olan, geçmişte önemli görevlerde olan bir kişi çıkıp bu dosyayı savunmuyor. Savunamaz. Bakın Cemil Çiçek diyelim örneğin. Cemil Bey çıkıp da bu dosyayı savunup da karşısında alacağı cevaptan duyacağı mahcubiyet Cemil Bey’in siyaset ahlakında yok. O yüzden savunmuyor. Çünkü şu an savunulabilecek bir tez yok ortada. Bülent Arınç bu dosyanın neresinden tutacak da savunacak? Hüseyin Çelik. Yani AK Parti’nin köşe taşları bunlar. Bir muhterisin yaptığı ve yaptırdığı işler bunlar ve sandıktan kaçmanın kimseye faydası yok. Sandıktan kaçan kendisini inkar eder. Kaçamazsın. Bu millet her şeyini verir sandığı vermez.”</p>
<p><strong>“BİZ NE GÜNLERDEN GEÇTİK, MÜSAVAT BEY’LE AŞAMAYACAĞIMIZ BİR ZORLUK YOK”</strong></p>
<p>(Ümit Özdağ’ın ‘CHP baskı altında’ sözleri) Tarihte hiçbir partinin uğramadığı baskı altındayız. Çünkü biz tarihin akışını değiştirecek adımlar atıyoruz. Bizim Erdoğan&#8217;ı yenecek adayımız var, enerjimiz var, gücümüz var ve buna karşın Erdoğan&#8217;ın iktidarını kendileri açısından olmazsa olmaz gören bir ekosistem var. O buna direniyor ve bunun için devletin bütün imkanlarını, meşru, gayri meşru bütün imkanlarını bize karşı kullanıyor. Tarihin en büyük saldırısı, iftirası, işkencesi altındayız. (İYİ Parti Lideri Müsavat Dervişoğlu ile görüşeceksiniz) Aslında Müsavat Bey taziyeye gelecekti. Ben çarşamba günü Ankara&#8217;ya geliyordum. Bizim özel kalemler arasında iletişim kurarken onlar perşembe İstanbul’a gideceğiz demişler, akşam üzeri gideceğiz denilmiş. Cuma da sizin yayınınız varmış. Bugün de 15.30’da Müsavat Bey ve kuvvetli bir ekip hem taziyeye hem sohbete gelecekler.) (Talat Paşa meselesi hakkında) Oluyor bunlar. Meclis’te olur. Müsavat Bey ve biz Meclis’te Grup Başkanvekili olarak birlikte çok görev yaptık. Birbirinin gözüne bakarak anlaşan bir süreci yürüttük birlikte. O kadar birbirimizden anlarız. Bazen birimiz zora düşer, öbürümüz toparlar. Bazen öbürümüz düşer, o toparlar. Destek atarız, yardım, işbirliği yaparız, şakalaşırız bu işleri Meclis’te çözeriz. Meclis’te ilk hafta. Arkadaşımız kendi ifadelerindeki gibi ilk haftanın heyecanı içinde. Yanında görev yapan arkadaşımız da aslında kürsüde tecrübeli olmasına rağmen, olmayacak iş yaparak başkanlık divanına vurunca işler böyle karışmış. Arayı verdiler arkada çözülse iyiydi, çözülmemiş. Biz bugün çözeriz o işi. Bizim Müsavat Bey’le aşamayacağımız bir zorluk yok. Biz ne günlerden geçtik. Şunu düşünün. Aynı Meclis’teyiz. Onun Genel Başkanı masadan kalktı. Sonra geri oturdu. Onun partisinden bilmiyorum ama 30 milletvekili bizim hakkımızda, Kemal Bey hakkında çok sert tweetler attı, silindi. Biz öyle bir süreci kavgasız yönetmişiz Müsavat Bey’le, bizim aramızda bir şey olmaz. (Müsavat Bey bana ‘Meral Hanım’a bir soranız o tarihte neler oldu diye.’) İki parti birlikteydik. Birimizin lideri masadan kalktı. Birimiz oradaydık. En büyük gerilimi biz gruplarımızı kavga ettirmeden, en iyi şekilde geçtik. O şundan; Müsavat Bey ile aramızda bir abi-kardeş, bir dostluk, güvene dayalı bir hukuk var. Yarın öbür gün, siyaset bitince, benim Babalar Günü’nde, bayramda, seyranda arayacağım insanlardan biri Müsavat Dervişoğlu. O yüzden bizim aramızdaki hukuk, her zorluğu aşmaya yeter.”</p>
<p><strong>“MUHALEFET AYRI AYRI BÜYÜYEREK İKTİDARI DEVRALMAYA HAZIRLANIYOR”</strong></p>
<p>(Müsavat Dervişoğlu’nun ‘İktidara yakınlaşmadan, muhalefete de uzaklaşmadan’ sözleri hakkında) Zaman zaman bu konuda bazı eksikler, kusurlar, hatalar olabilir. Zor bir şey deniyoruz. Geçen seferki kolaydı, ama sonuçları iyi değildi. Neden? Altı siyasi parti; önce dört, sonra altı. Görülmeyen bir zincirle bellerinden birbirlerine bağlandı. Bunlar ayrı ayrı koşucular. ‘Koş’ diyorsun, biri birine engel oluyor, öbürü öbürüne. İster istemez. Şimdi daha zor bir iş yapıyoruz ama daha güzel sonuç alacak bir iş yapıyoruz. Partiler müstakil, ayrı ayrı, herkes kendi seçmenine hitap ediyor. Herkes her seçmene hitap ediyor. Ben ne diyorum? ‘Milliyetçi demokratlar, muhafazakar demokratlar, Kürt demokratlar hep beraber Türkiye İttifakı’yız’ diyorum. Eskiden bir Millet İttifakı tarifi. Avantajlı yanlarının yanında, ki iyi niyetli bir çabaydı. Asla o çabayı kötü niyetli, yanlış falan&#8230; Ama bir deneyimimiz var. Geçen gün ne dedi DEVA Partisi Sayın Genel Başkanı Babacan? ‘Geçen seçimden ders almalıyız’ dedi. ‘İki artı iki beş etsin, dedik. Dört bile etmedi. Birbirimizi daralttık’ dedi. Şimdi herkes kendi kulvarında doğru bir şekilde koşuyor. Çaba sarf ediyor, emek veriyor. Bütün muhalefet liderlerinin bir; emeğine, gayretine saygı duyuyoruz hepimiz birbirimizin. İki; dayanışma içindeyiz. Bana gösterilen dayanışma, Saraçhane’ye 16 parti yöneticileri geldi, 14’ünün üst dizey yöneticisi ve Genel Başkanı geldi. Biz de Saraçhane sürecinde ve devamında bir başka partinin ki aramızda oy geçişkenliği olabilir, gençlerden en çok oy alan parti biziz, Zafer Partisi gençler üzerinde etkili. Kendi Genel Başkanımıza sahip çıkar gibi Sayın Ümit Özdağ’a sahip çıktık. O da geldi, asansörden çıktı ki Ümit Başkan’la biz cezaevinde bile el sıkışıyorduk. Birbirimize sarıldık, tutamadık kendimizi. Neden? Çünkü bir gönül bağı ve samimi bir dayanışma. Ben biliyorum ki yarın beni içeri atsalar, Ümit Özdağ da aynı dayanışmayı gösterecek. Ümit Özdağ, Ekrem İmamoğlu için. Hatta bir ara ‘araları limoni’ gibi haberler olmuştu, Diyor ki ‘Ahmet Özer’in ne kadar kıymetli bir kızı var, avukat. Bana da geldi Ahmet Bey şunları söyledi.’ Muhalefet ama hapishanede, ama meydanlarda, ama Meclis’te dayanışarak ve ayrı ayrı büyüterek bu iktidarı devralmaya hazırlanıyor. Bu çok kıymetli. (Ümit Özdağ Selahattin Demirtaş, Osman Kavala, Ahmet Özer ile ilgili açıklamalar yaptı.) Bunların hepsi çok kıymetli. Aslında bazen şöyle bir şey oluyor. Ben bazen miting meydanlarında AK Partili gençlere, ‘AK Gençlik’ diyorum, ‘Dedeniz, babanız, reisiniz, topu aldı eve gidiyor.’ Maç yapıyorduk, 23 senedir Tayyip Bey kazanıyordu. Biz topu kaleden alıp santraya getirip bir daha başlıyoruz. Demokrasi budur. Bir kere gol yedi, maç kaybetti 31 Mart’ta. Topu almış, ‘Oynatmayacağım’ diyor, eve götürüyor. Dedim ‘Alın topu gelin. Deyin ki: Dede sen niye yahu? Bir maç kaybettik, bugün ben yarın sen. Gel maç yapalım.’ Şimdi bizim de yaptığımız mesele muhalefet olarak şu: Topa sahip çıkıyor millet. Top giderse, saha giderse, demokrasi meydanı giderse, topu kaptırırsan ne yapacağız? Güreş mi tutacağız ondan sonra? Sahayı korumak, topu korumak, maçı korumak önemli. Sonrasında elbette Selahattin Demirtaş’la Ümit Özdağ karşılıklı siyaset yapacak. Birbirine şut çekecek, gol atacak. Biri kazanacak, biri kaybedecek. Ama önemli olan maçı yapabilmek. Biz bu maçı Cumhuriyet’le kazandık. 1950 seçimlerinde iki takımın maç yapabilmesini. Ama 1923’te sahayı inşa etik. Birkaç kere topu şişirdik, patladı; çok partili. 1946’da top vardı, kazanan değişmedi. 1950’de kazanan değişti, ülkede iktidar değişti. O günden beri demokrasi var ülkede.”</p>
<p><strong>“MUHARREM İNCE’NİN GERİ DÖNÜŞÜ KIYMETLİ”</strong></p>
<p>(Muharrem İnce’nin CHP’ye geri dönmesi hakkında) Dönsün. Baba evi burası. Muharrem İnce eğrisiyle, doğrusuyla Cumhuriyet Halk Partisi’nde saatin vidasından gelen bir isim. Çok önemli görevler yaptı. Grup Başkanvekilliği yaptı. Cumhurbaşkanı adaylığı yaptı. Sonra ayrıldı. Başka partiye gitti, partiyle çelişkileri, tartışmaları oldu. Bir sürü şey oldu. Ama sonuçta bu evin evladı. Ben çıkmışım meydanlara ‘Herkese açık bu kapı. Burası baba evi’ diyorum. E baba evinin Yalova’da parti baraj altındayken çelengini taşımış adamına kapıyı kapatamazsınız. Ben Muharrem İnce’yi partiye, bir başka partiden çağırmıyorum. Muharrem İnce’ye ‘Burası senin evin, istediğin zaman gelirsin’ dedim. O da duygulu bir şekilde, biz bunu daha önce de konuştuk, ‘Bunu arkadaşlarımla konuşacağım’ dedi. (Geliyor mu?) Bugün nihai kararı verecekler. Ben olumlu olacağını düşünüyorum. 80 bin üyesi var Muharrem İnce’nin partisinin. Öyle partiyi birleştirme falan değil. Parti duracak ama Muharrem İnce ve arkadaşlarını baba evine, CHP’ye davet ediyoruz. Ben böyle günde, bütün muhalefeti kucaklarken kendi içimizdeki bir ayrışmayı… Çünkü partinin içinden parti çıkmış. Az bir travma değildir yani. Bölünmüş parti; ha büyük parça, küçük parça. Partinin içinden parti çıkmış, gitmiş başka parti kurmuş. O geri dönüş kıymetli bence. Bugün de inşallah kendi il başkanları toplantısıyla, kendi yetkili kurul toplantısıyla bir karar verecekler. (Bu bir B planı diye konuşuluyor.) Öyle kayyım meselesine yönelik bir şey değil. Zaten ona yönelik B, C, D planları olur zaten her zaman. Parti mi yok? 80 tane parti var. Her biri gelir şey yapar. Kaldı ki biz bir zora düşsek bir sürü parti… Örnek veriyorum ilk telefon Demokrat Parti’nin Genel Başkanı’ndan gelir, ‘Genel Başkanım burası demokrasinin kalesi’ der. Benim buralardan hiçbir endişem yok. Ne muhalefetin dayanışmasından, ne parti içindeki birlikten hiçbir endişem yok. Maksat partiyi tartıştırmak. Onlar bir kenara. Muharrem İnce’nin meselesi aylar önce de olabilirdi. Şimdi 19 Mart oldu. Canımızla uğraşırken gidip de Muharrem İnce’ye ‘Birleşme’ falan…</p>
<p><strong>“EN ZOR GÜNÜMÜZDE YANIMIZDA OLUYORLAR”</strong></p>
<p>(Eski Genel Başkan Hikmet Çetin’in mitinglere gösterdiği katılım hakkında) O bir tane. Muhteşem bir enerjisi var. Geliyor ve şöyle; üç kişilik geliyor. Altan Öymen, akciğerinde bir kitle vardı. Üç-dört ay ‘Hiç elletmeyeceğim’ dedi, ailesi çok mücadele etti, ameliyat oldu. Dördüncü gün ayağa kalktı. Beni kasketi ile ayakta karşıladı. Zorla asansöre kadar uğurladı hastanede. Çok iyi. Ama evinde dinleniyor. Çok iyiye gidiyor. Sayın Murat Karayalçın’ın da bir rahatsızlığı oldu. Geçen hafta hastanede tedavi oldu. Gözünden bir rahatsızlık geçirdi. O da şimdi çok iyi. Onların üçü birden biz çağırdığımızda bir kere istisnasız, ama çoğu zaman da sürprizler yaparak en zor günümüzde yanımızda oluyorlar. Geçen Saraçhane’de 70 dakika konuşmuşum o rüzgarın altında. Arkamda durdular. Defalarca aşağı inmeleri teklif ediliyor. Sandalye getiriliyor. Altan Öymen 92 yaşında, 75 dakika ayakta duruyor, ‘Genel Başkan ayaktayken oturulmaz’ diyor. Böyle inanılmazlar yani.”</p>
<p><strong>“TRUMP’A, ABD’YE KARŞI TAVIR ALMA ZAMANIDIR”</strong></p>
<p>(Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın Trump karşısındaki sessizliği hakkında) Ben dün açıkça söyledim. Ömer Çelik’in açıklamasını da Cumhurbaşkanı’nın sessizliğini de çok manidar buluyorum. Ya Amerika kalkıyor, B2 uçakları ile havalanıyor, 6 bin mil geliyor, yakıt ikmali yapıp uluslararası hukuka aykırı bir şekilde bir komşumuzu bombalıyor ve gidiyor. Diyorlar ki ‘İsrail bütün Ortadoğu için bir tehdit.’ Ya ne İsrail’i? Onu şımartan Trump, bombalamayı yapan Trump, uluslararası hukuku hiçe sayan Trump. Sen Trump’a laf söylemeden Trump’ın şımarttığı ve Ortadoğu&#8217;daki işleri verdiği taşerona laf söylüyorsun. Bugün çıkıp Trump’a karşı tavır alma zamanıdır. Bugün çıkıp Amerika’ya karşı tavır alma zamanıdır. Bu Erdoğan bunu 1 Mart tezkeresinde yaptı. Deniz Baykal ve arkadaşları olmasaydı, o zaman iktidarı karşılığında yani daha Genel Başkan’ken ve partisini iktidara taşımadan verdiği bir sözü tutmak için 1,5 milyon Iraklının öleceği savaşın Amerikan askerlerini Doğu ve Güneydoğu’dan geçirtecekti Mersin’den sokup. Biz engel olduk. (AK Partili isimler de karşı çıktı) 99 kişi. Meclis oturumlarını yöneten Bülent Arınç dışında, onun oyu yok. Oy verip de red oyu veren 99 kişiden birisini siyasette tutmadı. Hepsini yedi, bitirdi. O günün tutanaklarının açıklanmasına da izin vermiyor. Her sene öneriyoruz, reddediyor. Bugün de İmamoğlu’na karşı yaptığı darbenin icazetini Amerika’dan aldığı için, ‘İmamoğlu’na darbe yapacağım, müsaadenizle’ deyip, icazet alarak 19 Mart darbesini yaptığı için bugün Trump’a laf söyleyemiyor. Neden biliyor musunuz? Bugün Trump’a net bir laf söylesin. Trump’ın sağı solu belli olmaz. Hani diyor ya, eskiden diyor ki, ‘Bu can bu bedende durdukça Rahip Brunson’ı vermem. Ver papazı, al papazı’ diyordu. Trump bir tehdit etti. Şimdi de diyor ya, ‘Papazımı ondan istedim, hemen verdi.’ Şu an Trump’a laf etse diyecek ki ‘İmamoğlu için beni aradı, ya da arattı, aracı koydu. Benden izin aldın İmamoğlu için. Şimdi bana nasıl laf söylüyorsun?’ der diye korkuyor, hiçbir şey diyemiyor.”</p>
<p><strong>“TÜRKİYE’YE EUROFİGHTER VERİLMESİ İLE İLGİLİ BİR GÜNDEMİMİZ DE OLACAK”</strong></p>
<p>(Avrupa’ya ne zaman gidiyorsunuz?) Çarşamba günü gidiyoruz. Önce Avrupa Konseyi’nde liderler toplantısına katılacağım. Hem Pedro Sanchez’le, hem Alman Şansölye Yardımcısı Lars Klingbeil ile hem de 12 ülkede iktidarda olan… Ayrıca o sefer, şu anda hava savunması açısından 20 yıldır bir tane filoya uçak ilave olmuyor. F-35’lerden de S-400 meselesini kötü yönettiler diye atıldık. Eurofighter çok önemli. Avrupa’daki bütün temaslarımızda Eurofighter konusunda Türkiye’nin tezlerini savunan, Türkiye’ye Eurofighter verilmesi ile ilgili talebi dile getiren bir gündemimiz de olacak. Hava savunmamız açısından çok önemli.”</p>
<p><a href="https://www.haberduyur.com/ozgur-ozel-canli-yayinda-konustu-butun-anketlerde-ak-partinin-onundeyiz/">Özgür Özel canlı yayında konuştu: &#8216;Bütün anketlerde AK Parti’nin önündeyiz&#8217;</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.haberduyur.com">Flaş Haberler Son Dakika - Güncel Haberler - Haber Duyur</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.haberduyur.com/ozgur-ozel-canli-yayinda-konustu-butun-anketlerde-ak-partinin-onundeyiz/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Fatih Altaylı Tutuklandı</title>
		<link>https://www.haberduyur.com/fatih-altayli-tutuklandi/</link>
					<comments>https://www.haberduyur.com/fatih-altayli-tutuklandi/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[admin]]></dc:creator>
		<pubDate>Sun, 22 Jun 2025 14:13:20 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Gündem]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.haberduyur.com/?p=55519</guid>

					<description><![CDATA[<p>İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı Fatih Altaylı hakkında, 20 Haziran 2025 tarihinde sosyal medya kanallarından paylaştığı programda Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ı hedef aldığı ve tehdit içerikli sözler yayınladığı iddiasıyla, ‘Cumhurbaşkanını tehdit’ suçundan re’sen soruşturma başlattı. Soruşturma kapsamında 21 Haziran Pazar günü akşam saatlerinde gözaltına alınan Altaylı adliyeye sevk edildi. Altaylı&#8217;nın savcılıkta verdiği ifade ortaya çıktı. &#8216;HERHANGİ BİR TEHDİT VEYA [&#8230;]</p>
<p><a href="https://www.haberduyur.com/fatih-altayli-tutuklandi/">Fatih Altaylı Tutuklandı</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.haberduyur.com">Flaş Haberler Son Dakika - Güncel Haberler - Haber Duyur</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı Fatih Altaylı hakkında, 20 Haziran 2025 tarihinde sosyal medya kanallarından paylaştığı programda Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ı hedef aldığı ve tehdit içerikli sözler yayınladığı iddiasıyla,<em><strong> ‘Cumhurbaşkanını tehdit’</strong> </em>suçundan re’sen soruşturma başlattı. Soruşturma kapsamında 21 Haziran Pazar günü akşam saatlerinde gözaltına alınan Altaylı adliyeye sevk edildi. Altaylı&#8217;nın savcılıkta verdiği ifade ortaya çıktı.</p>
<p><strong>&#8216;HERHANGİ BİR TEHDİT VEYA HAKARET MAKSADIM YOKTUR&#8217;</strong></p>
<p>Fatih Altaylı savcılık ifadesinde, &#8220;20 Haziran tarihinde yapmış olduğumuz yayında Cumhurbaşkanına karşı herhangi bir tehdit veya hakaret maksadım yoktur. Araştırma şirketinin yapmış olduğu anketlerde Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın kaydı hayat şartıyla Cumhurbaşkanlığı yapmasına onay verip vermedikleri yönünde araştırma yapılmış, vatandaşların yüzde 70’i de böyle bir anayasa değişikliğine onay vermeyeceklerini söylemiştir. Yapmış olduğumuz bu yayında da, bu konuyla ilgili Türk halkının Tanzimat’tan bu yana oy kullanarak devlet yönetiminde etkin olmayı sevdiğini, benimsediğini ve herhangi bir kişiye kendi isteği ve denetimi dışında devlette üst düzey görev yapma iznini peşinen vermekten hoşlanmadığını beyan ettim. Türk halkının kendini yönetenlere karşı her zaman eleştirel bir tutum takınabildiğini, padişahlar döneminde dahi padişahların eleştirildiğini, tarihe meraklı entelektüel kimliğim ile ifade ettim. Söylemiş olduğum şeylerin aynıları ya da benzerleri daha önceki tarihlerde, Murat Bardakçı ve Erhan Afyoncu gibi yakın tarihimiz üzerine uzman olan bilim insanları tarafından da defalarca söylenmiştir&#8221; dedi.</p>
<p><strong>‘VİDEO TEHDİT EDİYORMUŞUM ALGISI YARATMAK İÇİN KURGULANMIŞ’</strong></p>
<p>Altaylı ifadesinin devamında, &#8220;Burada kesinlikle Cumhurbaşkanına tehdit veya tehdit algısı çıkarılacak beyanım yoktur. Herhangi bir ima dahi yoktur. Olayın bu şekilde anlam bütünlüğü değiştirilerek saptırıldığını, sadece tarihe bilgi vermeye yönelik beyanlarımın bilinçli bir şekilde Cumhurbaşkanını tehdit ediyormuşum gibi yansıtıldığını görmekteyim. Bu algı bozulmasından ve sözlerimin çarpıtılmasından şahsım sorumlu değildir. Zira Sayın savcılık makamına sunmuş olduğum USB içerisinde bulunan suça konu edilen videolar izlendiğinde, yaklaşık 3 dakika olan orijinal video benim açıklama yaptığım ve tarihsel bilgi verdiğim videodur. Diğer yaklaşık 30 saniyelik kısa olan video ise bu videoların kesilerek anlam bütünlüğü oluşturulacak şekilde sanki Cumhurbaşkanını tehdit ediyormuşum algısı yaratmak için kurgulanmış ve kamuoyuna sunulmuş videodur. Orijinal olan video izlendiğinde herhangi bir şekilde Cumhurbaşkanını kastederek halk nazarında tehditvari bir konuşma yapmadığım, konuşmanın tamamen tarihsel olduğu açıkça görülecektir. 45 yıllık meslek hayatım boyunca sayısız televizyon programına katıldım ve köşe yazıları yazdım. Bunların herhangi birisinde bırakın Cumhurbaşkanını, herhangi bir vatandaşı dahi tehdit etmişliğim yoktur. Bu suçlamalarla daha önce herhangi bir adli soruşturma ya da kovuşturma dahi geçirmedim. Burada kesinlikle tehdit maksadım yoktur, şahsen tanımış olduğum Cumhurbaşkanı Erdoğan’a yönelik eleştiri hakkımı kullandım, tehdit benim asla yaptığım bir şey değildir. Ayrıca savcılık sevk evrakında TCK 310/2 maddesi uyarınca suçlandığımı gördüm. Ancak bu suçun oluşabilmesi için fiili bir hareket gerekliliği açıkça belirtilmiştir. Bu nedenle sadece sözlerimden dolayı, suçun maddi unsurları oluşmamıştır&#8221; ifadelerini kullandı</p>
<p><strong>SULH CEZA HAKİMLİĞİNE SEVK EDİLDİ</strong></p>
<div id="adpro-7" class="adpro desktop-ad text-center mb-4" data-page="275" data-region="2556" data-category="5cfdfb49332d620d7d213c74" data-lazy="false" data-loaded="true">
<p>Fatih Altaylı savcılıkta ifadesinin alınmasının ardından tutuklama talebiyle Sulh Ceza Hakimliği&#8217;ne sevk edildi.</p>
<p>“<strong>Cumhurbaşkanına tehdit”</strong> suçlamasıyla dün akşam saatlerinde gözaltına alınan gazeteci Fatih Altaylı tutuklandı.</p>
<p><em><strong>DHA</strong></em></p>
</div>
<p><a href="https://www.haberduyur.com/fatih-altayli-tutuklandi/">Fatih Altaylı Tutuklandı</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.haberduyur.com">Flaş Haberler Son Dakika - Güncel Haberler - Haber Duyur</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.haberduyur.com/fatih-altayli-tutuklandi/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Bayram Anketi! MHP&#8217;nin Oy Oranında Dikkat Çeken Değişim</title>
		<link>https://www.haberduyur.com/bayram-anketi-mhpnin-oy-oraninda-dikkat-ceken-degisim/</link>
					<comments>https://www.haberduyur.com/bayram-anketi-mhpnin-oy-oraninda-dikkat-ceken-degisim/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[admin]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 07 Jun 2025 19:03:10 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Gündem]]></category>
		<category><![CDATA[Bulgu Araştırma]]></category>
		<category><![CDATA[İYİ Parti]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.haberduyur.com/?p=55288</guid>

					<description><![CDATA[<p>İYİ Parti’nin Bulgu Araştırma&#8217;ya yaptırdığı anket çalışmasının sonuçları ortaya çıktı. &#8216;Seçmen Profil ve Eğilim Araştırması&#8217;nda katılımcılara ‘Bu pazar seçim olsa hangi partiye oy verirdiniz?&#8217; sorusu soruldu. Cumhuriyet’te yer alan habere göre, ankette katılımcıların yüzde 28.01’, bu soruya Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) derken, yüzde 27.54 AKP&#8217;yi tercih etti. Kararsızlar yüzde 16.2&#8217;yle üçüncü sırada yer alırken, yüzde [&#8230;]</p>
<p><a href="https://www.haberduyur.com/bayram-anketi-mhpnin-oy-oraninda-dikkat-ceken-degisim/">Bayram Anketi! MHP&#8217;nin Oy Oranında Dikkat Çeken Değişim</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.haberduyur.com">Flaş Haberler Son Dakika - Güncel Haberler - Haber Duyur</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>İYİ Parti’nin Bulgu Araştırma&#8217;ya yaptırdığı anket çalışmasının sonuçları ortaya çıktı. &#8216;Seçmen Profil ve Eğilim Araştırması&#8217;nda katılımcılara ‘Bu pazar seçim olsa hangi partiye oy verirdiniz?&#8217; sorusu soruldu.</p>
<p>Cumhuriyet’te yer alan habere göre, ankette katılımcıların yüzde 28.01’, bu soruya Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) derken, yüzde 27.54 AKP&#8217;yi tercih etti.</p>
<p>Kararsızlar yüzde 16.2&#8217;yle üçüncü sırada yer alırken, yüzde 7.9 ile DEM Parti dördüncü sırada yer aldı.</p>
<p>İYİ Parti yüzde 7.7 ile beşinci sıraya yerleşirken, MHP yüzde 5.8 ile İYİ Parti&#8217;yi takip etti.</p>
<p><strong>Kararsızlar dağıtıldığında ise sıralama şu şekilde oldu: </strong></p>
<p>CHP: yüzde 33.5</p>
<p>AKP: yüzde 32.8</p>
<p>DEM Parti: yüzde 9.5</p>
<p>İYİ Parti: yüzde 9.2</p>
<p>MHP: yüzde 7.1</p>
<div class="article-source py-3 small "><span class="source-name pe-3"><strong class="text-uppercase">Kaynak: </strong>TELE 1</span></div>
<p><a href="https://www.haberduyur.com/bayram-anketi-mhpnin-oy-oraninda-dikkat-ceken-degisim/">Bayram Anketi! MHP&#8217;nin Oy Oranında Dikkat Çeken Değişim</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.haberduyur.com">Flaş Haberler Son Dakika - Güncel Haberler - Haber Duyur</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.haberduyur.com/bayram-anketi-mhpnin-oy-oraninda-dikkat-ceken-degisim/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
