<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>İstanbul Sözleşmesi - Flaş Haberler Son Dakika - Güncel Haberler - Haber Duyur</title>
	<atom:link href="https://www.haberduyur.com/etiket/istanbul-sozlesmesi/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://www.haberduyur.com/etiket/istanbul-sozlesmesi/</link>
	<description>Flaş Haberler Son Dakika, Güncel Haberler, Gündem Haberler, İstanbul Haberleri, Ankara Haberleri, Tarafsız Ve Bağımsız İnternet Haber Sitesi - HaberDuyur.com</description>
	<lastBuildDate>Sat, 08 Mar 2025 14:34:06 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=6.9</generator>

<image>
	<url>https://www.haberduyur.com/wp-content/uploads/2024/03/cropped-haber-duyur-32x32.png</url>
	<title>İstanbul Sözleşmesi - Flaş Haberler Son Dakika - Güncel Haberler - Haber Duyur</title>
	<link>https://www.haberduyur.com/etiket/istanbul-sozlesmesi/</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>Özgür Özel’den kadınlara çağrı: İstanbul sözleşmesi için seçin, tarihe geçin</title>
		<link>https://www.haberduyur.com/ozgur-ozelden-kadinlara-cagri-istanbul-sozlesmesi-icin-secin-tarihe-gecin/</link>
					<comments>https://www.haberduyur.com/ozgur-ozelden-kadinlara-cagri-istanbul-sozlesmesi-icin-secin-tarihe-gecin/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[admin]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 08 Mar 2025 14:34:06 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Gündem]]></category>
		<category><![CDATA[8 Mart Dünya Dünya Emekçi Kadınlar Günü]]></category>
		<category><![CDATA[İstanbul Sözleşmesi]]></category>
		<category><![CDATA[Özgür Özel]]></category>
		<category><![CDATA[Özgür Özel’den kadınlara çağrı]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.haberduyur.com/?p=53064</guid>

					<description><![CDATA[<p>Cumhuriyet Halk Partisi Genel Başkanı Özgür Özel, 8 Mart Dünya Dünya Emekçi Kadınlar Gününde Cumhuriyet Halk Partisi Genel Merkezinde gerçekleştirilen “Kadın Varsa Yaşam Var” etkinliğine katıldı. Burada konuşan Cumhuriyet Halk Partisi Lideri Özel, “Hoş geldiniz. Hep söylenir ‘Buradan çok güzel görünüyorsunuz’ diye. Ama İstiklal Marşı da bu salonda sizin okuduğunuz kadar güzel okunmuyor hiç ve bu [&#8230;]</p>
<p><a href="https://www.haberduyur.com/ozgur-ozelden-kadinlara-cagri-istanbul-sozlesmesi-icin-secin-tarihe-gecin/">Özgür Özel’den kadınlara çağrı: İstanbul sözleşmesi için seçin, tarihe geçin</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.haberduyur.com">Flaş Haberler Son Dakika - Güncel Haberler - Haber Duyur</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Cumhuriyet Halk Partisi Genel Başkanı Özgür Özel, 8 Mart Dünya Dünya Emekçi Kadınlar Gününde Cumhuriyet Halk Partisi Genel Merkezinde gerçekleştirilen “Kadın Varsa Yaşam Var” etkinliğine katıldı. Burada konuşan Cumhuriyet Halk Partisi Lideri Özel, “Hoş geldiniz. Hep söylenir ‘Buradan çok güzel görünüyorsunuz’ diye. Ama İstiklal Marşı da bu salonda sizin okuduğunuz kadar güzel okunmuyor hiç ve bu salon hiç bu kadar güzel olmuyor. Hepiniz hoş geldiniz. Bugün 8 Mart Dünya Kadınlar Günü. Genel Merkezimizde Kadın Kollarımızın, Kadın Kolları Genel Başkanımızın liderliğinde, Merkez Yönetim Kurulu’nun emekleriyle, Ankara Kadın Kolları İl Başkanlığımızın, ilçe başkanlıklarımızın yoğun gayretleriyle böyle coşkulu bir salonda hep birlikteyiz. Başta Cumhuriyet Halk Partisi Kadın Kollarını, Türkiye’deki kadın mücadelesine katkı koyan herkesi Türkiye kadın hareketini saygı ile selamlıyorum. Gününüz kutlu olsun” dedi. Özel şöyle devam etti:</p>
<h3>“ATATÜRK VE SİLAH ARKADAŞLARI KADINLAR İÇİN BÜYÜK MÜCADELE VERDİLER”</h3>
<p>“Dünyada kadın hakları mücadelesinin nerelerden geldiği, nerelere gittiğini, Türkiye’de bu mücadelenin nasıl başladığını, nasıl yükseldiğini, son dönemlerde nasıl sorunları olduğunu hem Asu Başkan anlattı hem de izlediğimiz videolardan takip ettik. Bizzat da hepimiz içinde yaşıyoruz. Ancak ülkedeki tüm sorunların sebebinin bir otoriterleşme, bir hukuk yoksunluğu, bir ideolojik bakış açısının, demokratik yönetim anlayışının yerine geçtiği tespitini yapmak gerekiyor. Biz hukuka, kuvvetler ayrılığına, güçlü bir parlamentoya, halkın seçtiklerinin yönetmesine, ‘Halk’ dediğin seçenlerin yarısı kadın yarısı erkek olduğuna göre yönetenlerin de yarısının kadın, yarısının erkek olmasına inanıyoruz. Bu yolda ilk adım, 1930 yılında, kadınlara yerel seçimlerde bu hakkın verilmesiyle başladı. 1935’te bu sefer genel seçimlerde pek çok Avrupa ülkesi daha bu konuyu konuşamazken, tartışmazken, oralarda faşizm rüzgârları eserken, soykırımlar olurken, kadınlar katliamlara, tecavüzlere muhatapken, kadın haklarını konuşacak kimse yokken, bu topraklarda büyük kurtuluş mücadelesini verenler, Gazi Mustafa Kemal Atatürk, silah arkadaşları, biraz önce kızının ağzından dinlediğimiz İsmet İnönü, bu ülkede kadın-erkek eşitliği için, kadının sosyal yaşama katılabilmesi için, evlerde kilitli kapıların arkasında, perdelerin arkasında, yüzünün görülmesinin yasak olduğu şekilde değil de sosyal hayatın içinde nasıl istiyorsa, hangi kıyafetle istiyorsa, ne şekilde giyinmek istiyorsa toplumun içinde o şekilde olmasını, sosyal hayatın içinde yer almasını, çalışma hayatının içinde yer almasını hep savundular ve büyük bir mücadele verdiler. Biraz önce Özden Hanım kendi cümleleri ile ifade etti. Ben de buraya alıntılamıştım. Gazi Mustafa Kemal Atatürk aynen şöyle diyor: ‘Mümkün müdür ki bir toplumun yarısı topraklara zincirlerle bağlı kaldıkça diğer kısmı göklere yükselebilsin.’ Bu sözden hareketle toplumun yarısı olan kadını zincirlerinden kurtarıp, yaşamın içine katmayı, siyasetin içine katmayı ilke edinmişlerdi. Onların 100 yıl önce, bundan 90 yıl önce attıkları adımı daha yeni yakalayabiliyoruz. 1935 parlamentosu, parlamentoya 18 kadın milletvekilinin girdiği seçimdi, ilk seçimdi. Çok yakın tarihe kadar bu rakamı geçememiştik. Partimizi gençlerin ve kadınların partisi yapacağımıza olan taahhüdümüzü sizin, her birinizin gözlerinin içine bakarak, hem Değişim Kurultayında hem ardından yaptığımız Kadın Kolları Kurultayında ifade etmiştim.”</p>
<h3>“ÜÇ KURULTAY SONRA TAM EŞİT TEMSİL SAĞLANMIŞ OLACAK”</h3>
<p>“Bugün salonda son Kadın Kolları Kurultayında yarışan, kıyasıya yarışan iki adayın ikisi de var. Asu Başkan da burada Aylin Başkan da burada. Asu Başkan, Kadın Kolları Genel Başkanı olarak, Aylin Başkan da gölge kabinede bugünkü adıyla Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığının gölge bakanı olarak ama yarına olan niyetimizle de Kadın ve Eşitlik Bakanlığının gölge kabinedeki temsilcisi olarak bulunuyor. Bir kongre yapıp da rekabetli bir kongre, sonra buraya çıkıp da birbirlerini sahneye çağırabilmek, birbirlerinin elini kaldırmak, ‘Bundan sonra dayanışma içinde olacağız’ demek, böyle organizasyonların her birinde birlikte olmak, Merkez Yönetim Kurulu’nda aynı masanın etrafında oturup, aynı ortak ideal için, çağdaş, güçlü Türkiye ve onun güçlü kadınları için mücadele etmek son derece önemli. Partimize emek veren, bu iki güçlü kadının hepimize, bütün erkeklere örnek olmasını temenni ediyorum. İkisini de alkışlıyorum bugün. Tabii biraz önce ifade edildi, biz dedik ki, ‘Gençlerin ve kadınların siyasette temsilini artıracağız.’ Bununla ilgili parti kendi içindeki süreçlerini zorlu ama çok sağlıklı biçimde işletiyor. Cumhuriyet Halk Partisi biraz önce söylendi, sevgili Erdal İnönü’nün ve onun kabinesindeki kadınların vizyonu ile kadın kotasını Türkiye’de ilk telaffuz eden parti olmuştu. O gün yüzde 25 ile yola çıktılar. Cumhuriyet Halk Partisi bunu 10 yıl önce, 12 yıl önce, önce yüzde 20 diye konuşulup, yüzde 33’lük kadın kotasına bir kurultay sonra çıktı. Biz tüzüğümüze eşit temsili koymaya kararlıydık. Bu kurultayda itirazlar, tartışmalar vardı ama geri adım atmak, geleceğe bırakmak yerine ileriye doğru stratejik bir adım attık. Dedik ki, ‘Yahu bu 33 kademeli olsun, önce 40 olsun, bir sonraki kurultay 45 olsun, bundan üç sonraki kurultayda da eşit temsil olsun’ dedik ve tüzümüğüze bunu yazdık. Bu artık bir temenni değil. Bu bir hukuki gerçeklik. Yapılan her kurultayda geçici maddede yazan kademelerle birlikte üç kurultay sonra, altı yıl sonra sekiz yıl sonra tam eşit temsil sağlanmış olacak.”</p>
<h3>“2019’A GÖRE YÜZDE 450 ARTIŞLA 30 KADIN BELEDİYE BAŞKANINI SEÇTİK”</h3>
<p>“Yerel seçimlerde buna yönelik bir düzenlememiz yoktu. Ama çok net bir kararlılığımız vardı. Dedik ki, ‘Belediye meclislerinde madem ki şu anda yüzde 33’lük bir kotamız vardır. Bu yüzde 33’lük kotayı öyle listenin sonuna doğru doldurmakla, seçilmeyecek yerlere kadınları yazıp da kota tutturmakla olmaz. Pencere usulü olacak. Bir, iki, üçse, ilk üçte kadın olacak. İkinci üçte bir daha olacak. Üçüncü üçte bir daha olacak.’ Ve bu şekilde Türkiye’deki belediye meclisleri sıralarına giren kadınlarda 6 bin 500 gibi bir rakama sıçradık. 2019’a göre yüzde 450 artışla toplam, tam 35 kadın belediye başkanını seçtik. Eğer anket yaptıysak, ankette birden çok kazanan varsa, içlerinde bir tane kadın varsa, beş kişi de kazanıyor ama bir tane kadın var. O kadını direkt atadık. Ve bundan sonraki sürece dair de örneğin şunu söyleyeyim: Bir tek kadın belediye başkanı büyükşehirde Aydın varken, Eskişehir ve Tekirdağ eklendi. Nüfusu 300 binin üzerinde olan örneğin Adana’nın Seyhan’ını, Denizli’nin Merkezefendi’sini, İzmir’in Karşıyakası’nı, Konak’ını, Karabağlar’ını, Kocaeli’nin İzmit’ini, İstanbul’un Maltepe ve Üsküdar’ını şimdi güçlü kadınlar yönetiyor. Sizin yol arkadaşlarınız yönetiyor.”</p>
<h3>“EVLİ OLMAYAN KADINI GÖRMEYEN BİR ANLAYIŞLA KARŞI KARŞIYAYIZ”</h3>
<p>“Tayyip Bey’in bir kabinesi var. Kabinede 18 tane bakanı var. Biz Tayyip Bey’i de onun siyasetini de şiddetle ya da protestonun yuhlama ile muhlama ile değil güçlü sözümüzle, güçlü kadın örgütümüzle yeneceğiz. Buna emin olun. Kabinesinde 18 bakan var. 17 bakan ve bir Cumhurbaşkanı Yardımcısı. Bunların içinde hiç şüphesiz en önemli bakanlık adını değiştirmiş de olsalar da Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı. Bunda bir kadının olması önemlidir. Ama o kabinede tek kadının olması, onun da aileden sorumlu bakan olarak görev yapması zihniyeti aynen göstermektedir. Biraz önce Asu Hanım çok güzel altını çizdi. Kadını evliyse, birey. Evliyse ailenin parçası. Evliyse desteklenmesi gereken, sahip çıkılması gereken bir birey olarak görüp evli olmayan kadını görmeyen, hatta ittifak ortakları gibi ‘Bekar kadınlar derhal sahiplendirilmelidir’ gibi çağ dışı, birkaç yüzyıl değil tarih öncesinde bile olmayan, mağara duvarlarında bile olmayan, mağara duvarlarında kadın resmi ve erkek resmi var yan yana. Böyle bir anlayıştan medet uman, onlarla ittifak yapan bir anlayış ile karşı karşıyayız. Söylendi ama gururla söylemeye devam edeceğiz. Tekrarın gücüne inanacağız. Cumhuriyet Halk Partisi’nin gölge kabinesinde, Merkezi Yönetim Kurulu’nda görevli 18 tane gölge bakanı var. 17 bakan ve bir Cumhurbaşkanı Yardımcısı. Görev yapıyorlar. Bunların dokuzu kadın ve dokuzu erkek. Yüzde 50, yüzde 50. Çünkü kadınlar hayatın yarısıysa siyasetin de yarısı olacaklar. Şöyle bakmayacaksınız. ‘Efendim sen kadınsın, sen aileden anlarsın. Çocuktan anlarsın. Bunun tersi dış politikadan anlamazsın, çalışma ve sosyal güvenlikten anlamazsın, içişlerinden anlamazsın, kültür sanattan dahi anlamazsın, hiçbir şeyden anlamazsın. Sadece aileden anlarsın, çocuk bakmalısın, varsa engelin ona bakmalısın, üç beş kuruş bakım parası almalısın, hem üç beş kuruş bakım parası ile yaşlına ve hastana bakmalısın, hem de eşinin, kocanın eline ve avucuna bakmalısın.’ İşte bu anlayış kadını eve hapseden anlayış.”</p>
<h3>“DEĞİŞİMİ SORANLARA ‘İZMİR’E BAKIN’ DEMİŞTİM”</h3>
<p>“Biz bunun karşısında biraz önce söylediğimiz gibi bana soruyorlardı, ‘değişimi nasıl görebiliriz?’ Biraz önce söylediğim gibi ‘İzmir’e bakın’ demiştim. İzmir Cumhuriyet Halk Partisi’nin işte bir deyişle kalesi, bizim söylememizle sancak gemisi, amiral gemisi, bayrağımızı hiç yere indirmeyen, hep dalgalandıran şehir. İzmir’de Cumhuriyet tarihi boyunca altı tane kadın belediye başkanı olmuştu, bütün siyasi partilerden. Şu anda biz son seçimde sekiz belediye başkanımızı, kadın belediye başkanımızı görevlendirdik. Hepsi Cumhuriyet Halk Partisi’nden. 1935’te Meclis’e giren 18 kadından bahsetmiştim. Bir tanesi Satı Çırpan. Satı Çırpan, beş çocuk annesi olmuş önce. Sonra yerel yönetimlerde görev gelmiş, muhtar olmuş. Sonra ilk seçimlerde, 1930’da yerel yönetimler açılınca muhtar olmuş, ilk seçimlerde de milletvekili olmuş. Satı Çırpan nereden? Kahramankazan’dan, Kahramankazanlı kadınlar alkışlıyor oradan. Bir de ayıptır söylemesi, bir torunu var. Selim Çırpanoğlu. O da son seçimlerde Kahramankazan Belediye Başkanı oldu. Ben, ‘Satı Çırpan’ deyince arkada bir grup havaya fırlayınca anladım Kahramankazanlı olduklarını. Az da bir iş yapmadılar. Kahramankazan gibi bir yeri, ‘AK Parti’nin kalesi, kalbi’ dedikleri yeri, Kahramankazanlı kadınlar kazandılar.”</p>
<h3>“BİR DÜZENLEME YAPILDI, KAPKAÇ OLAYLARI BIÇAK GİBİ KESİLDİ”</h3>
<p>“Tabii kadın mücadelesi, kadınlar, 31 Mart’ta kazandılar. Kazanmak güzel, seviyoruz ama Türkiye’de maalesef hepimiz çok sayıda kadının kaybıyla da her geçen gün kahroluyoruz, üzülüyoruz. Ben 2011 yılından itibaren, Meclis’te görev yapıyorum. Ve 2011 yılında Meclis’ten bir yasa geçti, daha doğrusu bir uluslararası anlaşma geçti. O uluslararası, daha doğrusu Türkiye 2011 yılında bir uluslararası anlaşmanın hazırlığını yaptı, 2012’de taraf oldu. 2014’te Meclisi’ne getirdi. 2014 yılında Meclis’ten İstanbul Sözleşmesi geçti. O gün Meclis’teki bütün milletvekilleri oy vermişti. Hatırlıyorum, Cumhuriyet Halk Partili milletvekilleri, kadın milletvekillerimizin uyarmasıyla, yönlendirmesiyle iki elimizi birden kaldırarak oy vermiştik. Ve o tarihten sonra kadın cinayetlerindeki ilk düşüş, tek düşüş onaylandığı yıl çok bariz olarak yaşandı. Bu tesadüfi bir şey değil. Bunu hepinizle paylaşmak istiyorum, nasıl bir ilişkisi var diye. Şunu hatırlıyor musunuz? Eskiden bir ara Türkiye’de en önemli suç ve kadınların da en çok muhatap oldukları suç kapkaç olaylarıydı. Motorla gelirler, kadının kolundaki çantasını alırlar, kaçarlar, giderler. Kadın çantasını tutarsa ya da bileğine bağladıysa, sıkı tuttuysa, kadın onunla birlikte sürüklenirdi metrelerce. Ölenler olurdu, yaralananlar olurdu. Bu kapkaç olayları ile ilgili bir türlü önü alınamazdı. Bir gün Meclis bir düzenleme yaptı. Dedi ki, ‘kapkaç yapanlar bir yıla kadar ceza alıyorlar. Bir kapıdan girip bir kapıdan çıkıyorlar. Gözaltına alınıyor, ifade veriyor. Öğleden sonra bir daha kapkaç yapıyorlar.’ Meclis dedi ki, bunu Saniye Hanım daha iyi bilir ama, ‘Bunu yedi yıldan, 14 yıla kadar, şu durumda üst sınırdan, şu ağırlaştırıcı olarak.’ Dediler ki, ‘Bu kapkaç olayı suçudur. Nitelikli işlenmesi durumunda, yani kadın geliyor bunlar hazırlanıyorlar, motor kullanıyorlar, planlayarak bu işi yapıyorlar.’ Yanlış hatırlamıyorum değil mi? ‘En ağır ceza verilecek.’ Kapkaç olayları var mı şimdi? Bıçak gibi kesildi. Bu kanuni düzenlemenin bu caydırıcılıkta olması devletin bu işe önem verdiğini, Meclis’in bunu hep birlikte getirdiğini, bundan sonra bu suça bulaşmanın bedelinin ağır olduğunu gösterir.”</p>
<h3>“SIRF BİR SEÇİM KAZANABİLMEK İÇİN O YOBAZLARA YÜZ VERDİLER”</h3>
<p>“Şimdi İstanbul Sözleşmesi bütün dünya için önemli olan bu sözleşme ki bana deseniz ki, deseydiniz ki bunu Meclis’te de söyledim, cesaretle söyledim. Bir nazar boncuğun var bunu kime takacaksın? Benim Meclis’te bir nazar boncuğum varsa o nazar boncuğunu herhalde döner CHP’lilere takardım. Deseler ki Meclis’i kurmuş parti olarak, efendim çok partili rejime geçmiş parti olarak, kadına seçme seçilme hakkını dünyadan önce vermiş parti olarak CHP’ye takarım. Ama deseler ki bu nazar boncuğu AK Parti‘ye takacaksın. Derim nasıl olacak o iş? Bir şey var, bir hakkın var bir düşün deseler. İstanbul Sözleşmesi için takardım. Niye takardım? İstanbul’da bir sözleşme yapılmış, bütün dünya ülkenin adını duymuş, kendi Meclisinde bütün partilerin desteğiyle geçmiş, Ana Muhalefet Partisi bile iki eliyle oy vermiş. ‘Bunu, bu tek nazar boncuğunu siz hak ettiniz’ derdim, İstanbul Sözleşmesi için takardım. Tayyip Bey bunu bir gece yarısı, o taktığım nazar boncuğu kendi çıkardı, çöpe attı. Çünkü İstanbul Sözleşmesi kadının arkasında kararlılıkla devletin olduğunu, savcısıyla, hakimiyle, o gün için çıkardığı çıkaracağı 6284 sayılı kanunuyla, bundan sonra yapacaklarıyla, polisiyle, yasayı çıkaran milletvekilinden ilk uygulamasında karşılaşılacak polise, karar verecek savcıya, hakime kadar İstanbul Sözleşmesi devleti kadının arkasına dikiyordu ve kadına şiddet uygulamayı aklından geçiren veya kadını katletmeyi düşünen caninin, şiddet uygulamayı aklından geçirenin karşısına devleti dikiyordu. O yüzden o yıl çok aşağıya düştü. Sonra düşük seyirlerde kaldı. Sonra yükselmeye başladı. Niye? Çünkü İstanbul Sözleşmesi’ni tartışmaya açtılar. ‘Kaldırılsın’ dediler. AK Parti’nin kendi içinde tartışma oldu, bazı kadınlar savundu, bazı kadınlar sessiz kaldı, çoğu erkek istemedi. Sonra ittifak kurmak istediği çağ dışı kafalar, İstanbul Sözleşmesi’nin kaldırılmasını şart koştular. Ve sırf bir seçim kazanabilmek için o yobazların, o geri kafalıların, tek başlarına iktidar olsalar Meclis’i yakıp yıkacak olan selefi kafaların oylarını alabilmek için, bir de güya kendisine oy verip de ‘Eşime bir tokat attım, uzaklaştırma aldım.’ Öyle bir anlatıyor ki, bize de geliyor anlatıyor. Sosyal medyada görüyoruz. ‘Ya terbiye edemeyecek miyim?’ diyor. ‘Ben karımı nasıl eğiteceğim?’ diyor. ‘Kızımı terbiye etmek istedim bana ceza verdiler’ diyor. Bunların hepsinin karşısında devlet duruyorken ve kadınların arkasında devlet duruyorken önce tartışarak, sonra İstanbul Sözleşmesi’nden çıkarak ve sonra Medeni Kanuna saldırmak anlamına gelecek nafaka hakkını tartışmaya açarak bunlara yüz verdiler, kadınlara verilen güvenceden de kadınları mahrum bıraktılar”.</p>
<h3>“BİZ 127’DEYİZ, BİZDEN İYİSİ 126’DA SUUDİ ARABİSTAN, 125’TE NİJERYA VAR”</h3>
<p>“Bu kürsü çok özel bir kürsü. Kurultayda sözü de bu kürsüden verdik. Kadın Kolları Kurultayı’nda da bu kürsüden konuştuk, tüzük kurultayında irademizi bu kürsüden savunduk. 31 Mart akşamı zaferi bu kürsüden duyurduk. Geçen toplantıda Ekrem İmamoğlu‘nun yolculuğuna hep birlikte omuz verirken bu kürsüdeydik. Ve bu kürsü ümit ediyorum gelecekte de bugünleri hatırladığımızda şöyle konuşacağımız bir kürsü… 2020’de 266 kadın ölmüşken, 2021’de 307’ye çıkmış bu rakam. Bu rakam Kadın Cinayetlerini Durduracağız Platformu’na göre 497’ymiş. 2024’te resmi rakam 445’e çıkmış. 2025’te iki ayda 64 kadın öldürülmüş. Daha kısa Şubat yeni bitti, 64 kadın öldürülmüş. Ve öyle bir noktaya gelmiş ki Dünya Ekonomik Forumu’nun 2024, geçen sene Cinsiyet Eşitsizliği Endeksi’nde Türkiye 146 ülkeden, bakın İsmet Paşa burada dursa, ‘Türkiye 146 ülke arasında cinsiyet eşitliğinde 27’nci sırada’ deseler İsmet Paşa bundan memnun olmaz. Atatürk desen ‘Paşam 146 ülkeyiz, biz 27’nci olduk’ desen Atatürk haşlar, ‘Önümüzdeki 26’dan ne eksiğimiz var?’ der. Bakın 100 yıl sonra bu kürsüdeyim, birinci, ikinci genel başkanın makamında oturuyorum. Ve maalesef şu rakamı okuyorum. Türkiye 2024 Cinsiyet Eşitsizliği Endeksi’nde 146 ülkede arasında 27’nci değil, 127’nci sırada. 127’nci. Ve önümüzdeki birkaç ülkeyi okuyayım da, ben okumaya utanıyorum, ülkeyi bu hale getirenler ne olsun. Biz 127’deyiz, bizden iyisi 126’da Suudi Arabistan. 125’te Nijerya var, 120’nci sırada Burkina Faso. Avrupa’daki 40 ülke arasında 40’ncıyız. Kadını şiddet raporunda Türkiye’yi kırmızı ülkeler arasına koymuşlar. Yüzde 38 kadına şiddet uygulanma oranı. OECD ülkeleri arasında kadına şiddet uygulayan ülkelerde açık ara birinci sırada. Ve maalesef kadın istihdamı söylendiği gibi yüzde 38. DİSK’in verilerine göre her dört kadından da biri kayıt dışı, yani güvencesiz çalışıyor. Yani düşüp sakat kaldığında bakacak bir devlet yok. Bağlanacak maaş yok. Dünya Ekonomik Forumu raporuna göre Türkiye kadınların işgücüne katılımında 146 ülke arasından 133’üncü sırada. Bunun için kadınların yoksulluğu, erkeklerden daha ağır yaşamasını sebebi de bu. Eğitim seviyesinin yetersiz olması, geleneksel rollerin çalışan kadının iş yükünü artırması, çocuk bakımını kolaylaştıran uygulamalardaki eksiklik… Biraz önce arkadaşımız gayet güzel ifade etti. Bir yurdun, bir kreşin, hayata karşı yapayalnız iki çocuklu bir kadını hayata nasıl tutturduğu. Eşit işe eşit ücret uygulamasında çok ciddi sorunlar var. Bu sorunların hepsini birden kaldırmanın bir tane yolu var. Bir tane yolu. O da kadınla erkeğin eşitliğine, siyasette eşit temsiline ve kadınlarla ilgili atılacak her adımı atmanın memleketin en kritik çağdaşlaşma meselesi olduğuna inanan birinin, bir kadronun, bir anlayışın, bir partinin ülkeyi yönetmesidir. O partinin de adı Cumhuriyet Halk Partisi’dir.”</p>
<h3>“CUMHURİYET HALK PARTİSİ, TÜM KADINLARIN PARTİSİDİR”</h3>
<p>“Biraz önce İstanbul’dan, Ankara’dan, Mersin’den, Adıyaman‘dan çok güçlü kadınlar burada konuştular. Öğrenciler, anneler, iş kadını, kendi işini yapan bir balıkçı. Bir depremzede kadın. Her birinin hikâyesi çok kıymetliydi. Ama her birinin hikâyesine bir taraftan, bir Cumhuriyet Halk Partili belediyenin, onun bir projesinin, Cumhuriyet Halk Partisi eşitliğe inanmış bir belediye başkanlığı dokunuyor olması da çok kıymetliydi. Şimdi dedim ya, ‘Bu kürsü o kürsü.’ Biz bu kürsüden bir çağrı yaptık. Dedik ki, ‘Türkiye’nin bütün demokratları, Kürt demokratları, muhafazakâr demokratları, milliyetçi demokratları, sosyal demokratları, Türkiye’nin bütün demokratları gelsin Türkiye İttifakı’nı oluşturalım’ dedik. 31 Mart‘ta o ittifak büyük bir zafer kazandı. Şimdi yeni bir yol yürüyoruz. Bunun için biraz önce de söylendi. Hatta zaman zaman MYK‘da tartışırız. Ben ‘Baba evinin kapısı herkese açık’ deyince, arkadaşlar ‘Kadınlar alınmasın’ der. Ben de derim ki ‘Cumhuriyet Halk Partisi baba evidir, evin tapusunun sahibi erkek olduğu için. Gazi Mustafa Kemal Atatürk olduğu için baba evidir. Ama bu tapuya sahip olan kişi Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün kurduğu parti, hem baba ocağıdır, hem ana kucağıdır. Çünkü kadın erkek eşitliği bugün, bu tartışılırken bundan 100 yıl önce inanmış birisinin kurduğu bir partidir.’ Bunun için bu parti sekülerlerin de, dindarların da, başı açık olanın da, tesettürlünün de, güvencesizin de, yoksulun da tüm kadınların partisidir.”</p>
<h3>“28 GÜNDE 1 MİLYON 750 BİN ÜYEYE ULAŞTIK”</h3>
<p>“Cumhuriyet Halk Partisi, Şubat ayı boyunca 28 gün kapılarını ardına kadar açtı ve çağırdı. Dedi ki, ‘Bir yola çıkıyoruz, Cumhurbaşkanı adayı belirleyeceğiz. O Cumhurbaşkanı adayımızdan seçmek isteyenler, gelsinler partiye kaydolsunlar.’ İnanılmaz bir genç ve kadın yönelimi oldu partiye. Biz bu çağrıyı yaparken 1 milyon 520 bin olan üye sayımızın Şubat sonunda 1 milyon 600’e yüze çıkmasını ve 1 milyon 600 bin üye ile ön seçim yapmayı planlıyorduk. Şubat ayı bitti, rakamlar sayıldı, döküldü. Biz 80 bin yeni üye gücümüze güç katacak derken, 230 bin yeni üye ile 1 milyon 750 bin üyeye ulaştık. Bunun için 23 Mart‘ta Cumhurbaşkanı adayımıza 1 milyon 750 bin üyemizin kalkıp sandık başına koşacağı bir devinimle seçeceğiz. Kapılar açık, kapılar kadınlara açık, gençlere açık, bütün vatandaşlara açık. Bundan sonra bu partinin kapısından giren, en zorlu kararların alınacağı yerde, yapılacak seçimlerde söz sahibi olacak, olmaya devam edecek. Bugün Cumhurbaşkanı adayını belirleyeceksiniz, yarın milletvekillerini belirleyeceksiniz. Kendiniz aday olacaksınız, kadınların dayanışmasıyla ve eşitlikçi erkeklerle birlikte en önemli görevlere sizler geleceksiniz. Onun için bir kez daha 8 Mart Dünya Kadınlar Günü’nde 23 Mart’taki Türkiye’nin baharına, demokrasi baharına, demokrasi devrimine Türkiye’nin bütün kadınlarını davet ediyorum. Gelin, seçin, tarihe geçin. Geleceksiniz, bir Cumhurbaşkanı seçeceksiniz, tüm eşitsizlikleri tarihe gömeceksiniz. İstanbul Sözleşmesi’ni yeniden imzalayacak, Meclis’e yollayacak bir Cumhurbaşkanını seçmek için, eşitlik için, mücadele için, gelin, seçin, tarihe geçin. Hepinizin önünde saygıyla eğiliyorum. Gününüz kutlu olsun, günümüz kutlu olsun. Kadınların günü, çağdaş Türkiye’nin günüdür. Çağdaş Türkiye’yi yeniden birlikte ayağa kaldıracağız. Hepinize saygıyla selamlıyorum. Sağ olun, var olun.”</p>
<p><a href="https://www.haberduyur.com/ozgur-ozelden-kadinlara-cagri-istanbul-sozlesmesi-icin-secin-tarihe-gecin/">Özgür Özel’den kadınlara çağrı: İstanbul sözleşmesi için seçin, tarihe geçin</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.haberduyur.com">Flaş Haberler Son Dakika - Güncel Haberler - Haber Duyur</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.haberduyur.com/ozgur-ozelden-kadinlara-cagri-istanbul-sozlesmesi-icin-secin-tarihe-gecin/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>İstanbul Sözleşmesi&#8217;nin feshine karşı yapılan iptal başvurusu bugün Danıştay&#8217;da görüşülecek.</title>
		<link>https://www.haberduyur.com/istanbul-sozlesmesinin-feshine-karsi-yapilan-iptal-basvurusu-bugun-danistayda-gorusulecek/</link>
					<comments>https://www.haberduyur.com/istanbul-sozlesmesinin-feshine-karsi-yapilan-iptal-basvurusu-bugun-danistayda-gorusulecek/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[admin]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 28 Nov 2023 08:54:26 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Gündem]]></category>
		<category><![CDATA[İstanbul Sözleşmesi]]></category>
		<category><![CDATA[İstanbul Sözleşmesi haberleri]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.haberduyur.com/?p=29182</guid>

					<description><![CDATA[<p>Kadın örgütlerinin, İstanbul Sözleşmesi&#8217;nin feshine karşı yaptığı iptal başvurusu bugün Danıştay 10. Dairesi&#8217;nde görüşülecek. Kadın örgütleri, dava öncesinde Danıştay önünde ortak basın açıklaması yaptı. Mor Çatı Kadın Sığınağı Vakfı&#8217;ndan Elif Bilgiç, &#8220;Kadınlara yönelik ayrımcılığı körükleyerek erkeklere hizmet eden yasalara ve karar mekanizmalarına itiraz ediyoruz. Buradayız çünkü kadınların maruz kaldığı ayrımcılık ve şiddetin en çok kendi [&#8230;]</p>
<p><a href="https://www.haberduyur.com/istanbul-sozlesmesinin-feshine-karsi-yapilan-iptal-basvurusu-bugun-danistayda-gorusulecek/">İstanbul Sözleşmesi&#8217;nin feshine karşı yapılan iptal başvurusu bugün Danıştay&#8217;da görüşülecek.</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.haberduyur.com">Flaş Haberler Son Dakika - Güncel Haberler - Haber Duyur</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Kadın örgütlerinin, İstanbul Sözleşmesi&#8217;nin feshine karşı yaptığı iptal başvurusu bugün Danıştay 10. Dairesi&#8217;nde görüşülecek. Kadın örgütleri, dava öncesinde Danıştay önünde ortak basın açıklaması yaptı. Mor Çatı Kadın Sığınağı Vakfı&#8217;ndan Elif Bilgiç, &#8220;Kadınlara yönelik ayrımcılığı körükleyerek erkeklere hizmet eden yasalara ve karar mekanizmalarına itiraz ediyoruz. Buradayız çünkü kadınların maruz kaldığı ayrımcılık ve şiddetin en çok kendi hayatlarımızdan tanığıyız ve kadınlar lehine bu hukuk düzenini dönüştürmek için mücadeleye her yerde devam edeceğiz&#8221; dedi.</p>
<p>Danıştay 10. Dairesi; Antalya Kadın Danışma Merkezi ve Dayanışma Derneği, Kadın Dayanışma Vakfı, Kadının İnsan Hakları Derneği ve Mor Çatı Kadın Sığınağı Vakfı&#8217;nın &#8220;Türkiye&#8217;nin İstanbul Sözleşmesi&#8217;nden Cumhurbaşkanı Kararnamesi ile çekilmesi&#8221; karşısında yaptığı iptal başvurusunu bugün görüşecek. Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulu, sözleşmeden çekilmenin iptali yönündeki talepler karşısında &#8220;ret&#8221; kararı vermişti.</p>
<p>Danıştay&#8217;ın İstanbul Sözleşmesi&#8217;nin feshine karşı dava öncesinde kadın örgütleri; Danıştay binası önünde basın açıklaması yaptı. Mor Çatı Kadın Sığınağı Vakfı&#8217;ndan Elif Bilgiç, yapılan açıklamada şunları kaydetti:</p>
<p><strong>&#8220;SÖZLEŞMEDEN ÇEKİLME KARARININ HUKUKSUZ OLDUĞUNU VURGULUYORUZ&#8221;</strong></p>
<p>&#8220;Türkiye 20 Mart 2021’de, ilk imzacısı ve tarafı olduğu İstanbul Sözleşmesi’nden bir gece yarısı ve tek adam kararıyla imza çekti. Kamuoyunda İstanbul Sözleşmesi olarak bilinen, Kadınlara Yönelik Şiddet ve Ev İçi Şiddetin Önlenmesi ve Bunlarla Mücadeleye Dair Avrupa Konseyi Sözleşmesi, kadınlara yönelik erkek şiddetine karşı var olan en kapsamlı sözleşme olma özelliği taşıyor. Türkiye bu kararla yalnızca uluslararası bir sözleşmeden çekilmekle kalmadı aynı zamanda toplumsal cinsiyet eşitliği yaklaşımıyla şiddete karşı mücadele etmekten tamamen uzaklaştı. Sözleşmenin üstüne kurulduğu şiddeti önleme, kadınları şiddete karşı koruma, failleri cezalandırma ve kurumların şiddete karşı koordinasyon içinde çalışması ilkelerini reddetti.</p>
<p>Kadına yönelik erkek şiddeti ile yıllardır mücadele eden kadın örgütleri olarak elbette ki ilk günden bu yana sözleşmeden yanayız ve 6251 sayılı Kanun ve Anayasa’nın 90. maddesi gereğince Sözleşme’nin iç hukukun bir parçası haline geldiğini ve sözleşmeden çekilme kararının hukuksuz olduğunu vurguluyoruz. İstanbul Sözleşmesi, yıllardır kadına yönelik şiddet son bulsun diye çalışan, kadınların deneyimlerinden öğrenerek sistemi kadınlardan yana dönüştürmek için mücadele eden kadınların bilgisi ile yazılmış bir kılavuz metin. Bu nedenle bizler için bir uluslararası sözleşmesi olmanın çok ötesinde, şiddeti sonlandırmak için devletlerin yükümlülüklerini kadınların deneyimlerini esas alarak belirleyen bir metin. Bu nedenle aralarında biz Antalya Kadın Danışma Merkezi ve Dayanışma Derneği, Kadın Dayanışma Vakfı, Kadının İnsan Hakları Derneği ve Mor Çatı Kadın Sığınağı Vakfı’nın bulunduğu onlarca kadın ve insan hakları örgütlerinin yanı sıra siyasi partiler ve barolar İstanbul Sözleşmesi’nden imza çekilmesindeki hukuksuzluğu Danıştay’a taşıdı. İptal kararının dayanağı olan Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi Anayasa’nın Cumhuriyetin nitelikleri (Madde 2), kanun önünde eşitlik (Madde 10), Anayasa’nın bağlayıcılığı ve üstünlüğü (Madde 11), temel hak ve hürriyetlerin sınırlanması (Madde 13), milletlerarası antlaşmaları uygun bulma (Madde 90) ve Cumhurbaşkanı’nın görev ve yetkileri (Madde 104) maddelerine aykırı olduğu için kararın yürütmesinin durdurulması ve iptali için başvurduk. Danıştay’daki onlarca başvurunun bir kısmı geçtiğimiz yıl görüşüldü ve kadınlar iptal istemlerine dair haklı beyanlarını Danıştay salonunda dile getirdiler. Fakat Danıştay 10. Dairesi, bu hukuksuzluğu sürdürmeye kadar vererek, kadınların taleplerini görmezden gelerek, İstanbul Sözleşmesi&#8217;nin feshine ilişkin Cumhurbaşkanlığı kararının iptal istemini 2&#8217;ye karşı 3 oyla reddetti.</p>
<p><strong>&#8220;BİZ DANIŞTAY&#8217;IN KARARINA RAĞMEN BURADAYIZ&#8221;</strong></p>
<p>Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulu ise bu kararı oy çokluğu ile kabul ederek Türkiye&#8217;nin İstanbul Sözleşmesi&#8217;nden çekilme kararını onayladı. Bu kesinleşmeden aylar sonra, İstanbul Sözleşmesi’ne dair bir gece yarısı alınan hukuksuz karardan neredeyse 3 yıl sonra, şu ana kadar en az 268 kadının öldürüldüğü 2023 yılının 25 Kasım Kadına Yönelik Şiddete Karşı Uluslararası Mücadele Günü’nden 3 gün sonra bizlerin başvurusu değerlendirilecek. Biz Danıştay’ın kararına rağmen buradayız, çünkü her gün maruz kaldığı şiddetten uzaklaşabilmek için destek arayan kadınlarla dayanışma kuruyoruz.</p>
<p><strong>&#8220;KADINLARIN MARUZ KALDIĞI AYRIMCILIK VE ŞİDDETİN EN ÇOK KENDİ HAYATLARIMIZDAN TANIĞIYIZ&#8221;</strong></p>
<p>Kadınların şiddetten uzaklaşmak için nasıl çaba harcamak zorunda kaldığını, devletin kadınları şiddetten koruma görevini yerine getiremediğini ve kadınlar için şiddetten uzakta hayat kurabilmenin imkansız hale getirildiğini görüyoruz. İstanbul Sözleşmesi’nden imza çekmenin ardındaki toplumsal cinsiyet eşitliği karşıtlığının nasıl her alana yayıldığını, kadın ve LGBTİ düşmanlığının nasıl kışkırtıldığını görüyoruz. İlk günden bu yana İstanbul Sözleşmesi’nden imza çekmenin kadına yönelik şiddetle mücadeleye siyasi iradi olmadığının açık göstergesi olduğunu dile getiriyoruz. Bu iddiamız ise devletin &#8216;şiddete sıfır toleransı&#8217; olduğu iddiası ve kendi yasalarımız varken uluslararası sözleşmelere ihtiyaç duymadığımız gerekçesiyle yalanlanıyor. Fakat 6284 sayılı Kanun’a, Medeni Kanun’a, Anayasa’ya yöneltilmiş saldırılar bizlere haklı olduğumuzu bir kez daha gösteriyor. Kadınlara yönelik ayrımcılığı körükleyerek erkeklere hizmet eden yasalara ve karar mekanizmalarına itiraz ediyoruz. Buradayız çünkü kadınların maruz kaldığı ayrımcılık ve şiddetin en çok kendi hayatlarımızdan tanığıyız ve kadınlar lehine bu hukuk düzenini dönüştürmek için mücadeleye her yerde devam edeceğiz.&#8221;</p>
<p><strong>Haber: NİSANUR YILDIRIM- Kamera: DURSUN ALKAYA</strong></p>
<p><a href="https://www.haberduyur.com/istanbul-sozlesmesinin-feshine-karsi-yapilan-iptal-basvurusu-bugun-danistayda-gorusulecek/">İstanbul Sözleşmesi&#8217;nin feshine karşı yapılan iptal başvurusu bugün Danıştay&#8217;da görüşülecek.</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.haberduyur.com">Flaş Haberler Son Dakika - Güncel Haberler - Haber Duyur</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.haberduyur.com/istanbul-sozlesmesinin-feshine-karsi-yapilan-iptal-basvurusu-bugun-danistayda-gorusulecek/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>BM Uzmanlarından Danıştay&#8217;a İstanbul Sözleşmesi Çağrısı</title>
		<link>https://www.haberduyur.com/bm-uzmanlarindan-danistaya-istanbul-sozlesmesi-cagrisi/</link>
					<comments>https://www.haberduyur.com/bm-uzmanlarindan-danistaya-istanbul-sozlesmesi-cagrisi/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[admin]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 24 Aug 2022 12:29:19 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Gündem]]></category>
		<category><![CDATA[Birleşmiş Milletler (BM) uzmanları]]></category>
		<category><![CDATA[İstanbul Sözleşmesi]]></category>
		<category><![CDATA[Kız Çocuklarına Yönelik Şiddet]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.haberduyur.com/?p=10366</guid>

					<description><![CDATA[<p>Birleşmiş Milletler (BM) uzmanları, Danıştay’a ‘Cumhurbaşkanı Kararı’nı onaylayan ilk derece mahkemesinin kararını bozma ve Türkiye’nin bir imzacı olarak İstanbul Sözleşmesi’ne bir an önce geri dönmesinin önünü açma” çağrısı yaptı. Danıştay Başkanı’na hitaben yayınlanan mektupta, “İstanbul Sözleşmesi’ni onaylayanın TBMM olması nedeniyle, çekilmenin de yine parlamento kararıyla olması beklenirdi. Türkiye’nin gidişatı tersine çevirmesi ve tarihin doğru tarafında [&#8230;]</p>
<p><a href="https://www.haberduyur.com/bm-uzmanlarindan-danistaya-istanbul-sozlesmesi-cagrisi/">BM Uzmanlarından Danıştay&#8217;a İstanbul Sözleşmesi Çağrısı</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.haberduyur.com">Flaş Haberler Son Dakika - Güncel Haberler - Haber Duyur</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Birleşmiş Milletler (BM) uzmanları, Danıştay’a ‘Cumhurbaşkanı Kararı’nı onaylayan ilk derece mahkemesinin kararını bozma ve Türkiye’nin bir imzacı olarak İstanbul Sözleşmesi’ne bir an önce geri dönmesinin önünü açma” çağrısı yaptı. Danıştay Başkanı’na hitaben yayınlanan mektupta, “İstanbul Sözleşmesi’ni onaylayanın TBMM olması nedeniyle, çekilmenin de yine parlamento kararıyla olması beklenirdi. Türkiye’nin gidişatı tersine çevirmesi ve tarihin doğru tarafında yer alması için çok geç değil” denildi.</p>
<p>BM Kadınlara ve Kız Çocuklarına Yönelik Şiddet, Sebepleri ve Sonuçları Özel Raportörü Reem Alsalem, BM Kadınlara ve Kız Çocuklarına Yönelik Ayrımcılık Çalışma Grubu Başkanı-Raportörü Melissa Upreti ve BM Kadınlara Karşı Ayrımcılığın Ortadan Kaldırılması Komitesi (CEDAW Komitesi) Başkanı Gladys Acosta Vargas, Danıştay’ın İstanbul Sözleşmesi kararıyla ilgili Danıştay Başkanı’na hitaben bir mektup yayınladı. Eşitlik İçin Kadın Platformu’nun (EŞİK) açıklamasıyla duyurulan 20 Ağustos tarihli mektuptan öne çıkanlar şöyle:</p>
<p><strong>“TÜRKİYE’NİN SÖZLEŞME’DEN ÇEKİLMESİNİN KADIN VE KIZ ÇOCUKLARI DAHİL HERKES İÇİN EŞİTLİK VE AYRIMCILIK YAPILMAMASINI SAĞLAMAYA YÖNELİK KAZANIMLARI GERİYE DÖNDÜRMESİNDEN ENDİŞELİYİZ”</strong></p>
<p>“Mart 2021’de, Türkiye’deki siyasi aktörlerin, Sözleşme’de kullanılan toplumsal cinsiyet teriminin yanlış yorumlanmasıyla, Sözleşme’nin ‘aile değerlerini tehdit ettiğine’ dair endişelerini dile getirmesinden duyduğumuz rahatsızlığı ifade ettik. Aksine, Sözleşme’nin üye devletlere kadınları ve kız çocuklarını ve onların insan haklarını daha iyi korumak için araçlar sağladığını açıkladık. Bu nedenle, Türkiye’nin İstanbul Sözleşmesi’nden çekilmesinin, ülkenin kadınları ve kız çocukları da dahil olmak üzere herkes için eşitlik ve ayrımcılık yapılmamasını sağlamaya yönelik kazanımları geriye döndürerek devlet ve toplum olarak kadınlara ve kız çocuklarına yönelik ayrımcılık ve şiddete yönelik mücadelesindeki kararlılığını zayıflatmasından derin endişe ediyoruz.</p>
<p><strong>“TÜRKİYE HÜKÜMETİ’NİN İSTANBUL SÖZLEŞMESİ İLE İLGİLİ ARTAN DEZENFORMASYON KAMPANYALARINI ÖNLEMEK İÇİN MÜDAHALEDE BULUNMAMASINI ESEFLE KARŞILIYORUZ”</strong></p>
<p>Bu bağlamda, Türkiye Hükümeti’nin İstanbul Sözleşmesi ile ilgili artan dezenformasyon kampanyalarını önlemek için erken müdahalede bulunmamasını ve daha sonra Sözleşme’nin Türkiye ulusal mevzuatı üzerindeki etkisini yeterince açıklamak için hiçbir çaba gösterilmemiş olmasını esefle karşılıyoruz. Bu durum, bazı grupların Sözleşme’nin amacını ve kapsamını Türkiye’nin sosyal ve ailevi değerleriyle bağdaşmadığı şeklinde kasten yanlış yorumlamalarına olanak tanımıştır. Bu gruplar kasıtlı ve yanlış bir şekilde ‘toplumsal cinsiyet’ ve ‘toplumsal cinsiyete dayalı şiddet’ terimlerine yorum getirmişlerdir. Sözleşme, kadınlara yönelik şiddetle ilgili diğer uluslararası anlaşmalarda ve insan hakları belgelerinde yer alan bu terimler için uluslararası kabul görmüş tanımları takip etmektedir.</p>
<p>Türkiye, kadınlara ve çocuklara yönelik şiddete ilişkin meseleleri ‘aile’ çatısı altında ve ‘ailenin korunması’ kapsamında ele almaya devam etmektedir. Temmuz 2022 tarihinde Türkiye’ye yaptığı resmi ziyarette, Kadınlara ve Kız Çocuklarına Yönelik Şiddet Özel Raportörü, bu yaklaşımla ilgili endişelerini dile getirmiştir; çünkü bu yaklaşım, kadınların ve çocukların, kendi aileleri içinde de dahil olmak üzere, bireyler olarak maruz bırakıldıkları şiddet risklerinin etkili bir şekilde tespit edilememesine neden olmaktadır.</p>
<p>Benzer şekilde, toplumsal cinsiyete dayalı önyargılara sahip kolluk kuvvetleri ve yargı mensupları, artık kadınlara ve kız çocuklarına yönelik şiddet eylemlerini veya şiddet tehditlerini soruşturmama ve kovuşturmama eğilimlerini meşrulaştırdığı için Sözleşme’den çekilmeye güvenmektedir.</p>
<p><strong>“SÖZLEŞME’DEN ÇEKİLMENİN, TÜRKİYE’NİN CEDAW’I UYGULAMASI VE LANZAROTE SÖZLEŞMESİ GİBİ ANLAŞMALARA VE YÜKÜMLÜLÜKLERE BAĞLILIĞINI TEHDİT ETMEYE HİZMET ETMESİNDEN ENDİŞELİYİZ”</strong></p>
<p>Bizi daha da endişelendiren İstanbul Sözleşmesi’nden çekilmenin, Türkiye’nin CEDAW’ı uygulamasını ve Avrupa Konseyi Çocukların Cinsel Sömürü ve İstismara Karşı Korunması Sözleşmesi (Lanzarote Sözleşmesi) gibi kadınların ve kız çocuklarının korunmasını düzenleyen diğer temel anlaşmalara ve yükümlülüklere bağlılığını, Türk toplumuyla bağdaşmayan değerleri desteklediklerine dair aynı bahaneyle potansiyel olarak tehdit etmeye hizmet etmesidir.</p>
<p>CEDAW Komitesi ile yürütülen diyaloğun ve BM Kadınlara ve Kız Çocuklarına Yönelik Şiddet Özel Raportörü’nün bir süre önce Türkiye’ye gerçekleştirdiği ülke ziyaretinin ön bulgularının gösterdiği üzere ülke, aşağıdakiler dahil ancak bunlarla sınırlı olmamak üzere, çeşitli ve kesişen nedenleri devam eden ve çoğalan, ciddi ve çoklu tezahürleriyle kadınlara ve kız çocuklarına yönelik şiddetle mücadeleye devam etmektedir: Kadın ve erkeğin toplumdaki rollerine ilişkin yerleşik ataerkil kalıp yargılar; ev içi şiddet riski altında olan veya bu şiddete maruz bırakılan kadınlar ve kız çocukları için etkili önleme ve koruma tedbirlerinin olmaması; endişe verici nitelikteki zorla ve erken yaşta evlilik olguları; eksik bildirim yapılan ancak ciddi bir sorun olan cinsel sömürü ve istismar da dahil olmak üzere çok amaçlı kadın ve kız çocuğu ticareti; siyasetteki kadınlar, LGBTI kadınlar ve hapishanelerdeki kadınlar gibi belirli azınlıklara mensup kadınların maruz bırakıldığı şiddet ve Kürtçe konuşan kadınlar, göçmen ve mülteci kadınlar dahil pek çok kadının hizmetlere ve desteğe erişimde karşılaştığı ciddi engeller.</p>
<p><strong>“KOMİTE, TARAF DEVLETİ SÖZDE ‘NAMUS’ SUÇLARINI UYGUN ŞEKİLDE KOVUŞTURMA VE CEZALANDIRMA ÇABALARINDA ÖNCELİKLİ OLARAK HAREKET ETMEYE ÇAĞIRIR”</strong></p>
<p>Devlet kaynaklarına göre, Türkiye’de 2010-2020 yılları arasında en az 3 bin 175 kadın cinayeti bildirilmiş ve 2021’de 300’den fazla kadın, çoğunlukla birlikte oldukları veya eskiden birlikte oldukları yakın partnerleri veya eşleri ya da aile üyeleri tarafından öldürülmüştür. Eksik bildirim yaygın olduğundan, gerçek rakamların çok daha yüksek olduğu tahmin edilmektedir.</p>
<p>Bu bağlamda, CEDAW Komitesi ‘Taraf Devletin, ev içi şiddeti ve kadın cinayetlerini özel olarak suç haline getirmek için gerekli yasal değişiklikler yaparak kadınlara yönelik toplumsal cinsiyete dayalı şiddeti suç sayan yasaların uygulanmasını denetleme mekanizmalarını geliştirmesini tavsiye etmektedir’. Komite ayrıca, Taraf Devleti, sözde ‘namus’ adına işlenen tüm suçları uygun şekilde kovuşturma ve cezalandırma çabalarında öncelikli olarak hareket etmeye, ‘kadınların ve kız çocuklarının intiharlarını, kazalarını ve diğer şiddete dayalı ölümlerini etkin bir şekilde soruşturmaya’ çağırır. Taraf Devlete, diğerlerinin yanı sıra özel olarak ‘acil durum tedbirleri de dahil olmak üzere tüm COVID-19 toparlanma çabalarının kadınlara ve kız çocuklarına yönelik toplumsal cinsiyete dayalı şiddeti etkili bir şekilde önlemeyi amaçladığından emin olmak için stratejilerini gözden geçirme’ çağrısında bulunur.</p>
<p>Mevcut uzman görüşünün imzacıları, kadın insan hakları savunucularının, kadın cinayetlerine ve ‘namus suçlarına’ karşı, İstanbul Sözleşmesi lehine ve Sözleşme’den çekilme aleyhine savunuculuk yürütmek de dahil olmak üzere ifade ve meşru faaliyetlerde bulunma özgürlüklerinin güvence altına alınması gereğini yineler. CEDAW Komitesi’nin bu yöndeki tavsiyesi, söz konusu maddenin uygulanması için öncelikli adımlar gerektirir.</p>
<p><strong>“SÖZLEŞMEYİ ONAYLAYANIN TBMM OLMASI NEDENİYLE, ÇEKİLMENİN DE PARLAMENTO KARARIYLA OLMASI BEKLENİRDİ”</strong></p>
<p>Son olarak, İstanbul Sözleşmesi’ni onaylayanın TBMM olması nedeniyle, çekilmenin de yine parlamento kararıyla olması beklenirdi. Bu, Türk demokrasisinin çözmesi gereken bir iç mesele olsa da bu sorunların farkında olduğumuzu ve Sözleşme’den çekilme öncesinde sivil toplum ve diğer paydaşlarla daha geniş bir meclis tartışması veya istişaresinin yapılmamış olmasından üzüntü duyduğumuzu belirtmek isteriz. Türkiye’nin gidişatı tersine çevirmesi ve tarihin doğru tarafında yer alması için çok geç değil. Kadınlara ve Kız Çocuklarına Yönelik Şiddet Özel Raportörü’nün Türkiye ziyaretini tamamlarken belirttiği gibi, ‘Türkiye birçok yönden tarihinin önemli bir kavşağında. Ya bilinçli ve kasıtlı olarak kadınların ve kız çocuklarının haklarının geliştirilmesinde elde edilen kazanımları korumayı seçebilir ya da bu önemli ilerlemede geri adım atıp kadınları ve kız çocuklarını geride bırakma riskini üstlenebilir.’ Bu nedenle Danıştay’ı, 3718 sayılı Cumhurbaşkanı Kararını onaylayan ilk derece mahkemesi kararını bozmaya ve Türkiye’nin bir imzacı olarak İstanbul Sözleşmesi’ne bir an önce geri dönmesinin önünü açmaya davet ediyoruz.”</p>
<p>&nbsp;</p>
<p><a href="https://www.haberduyur.com/bm-uzmanlarindan-danistaya-istanbul-sozlesmesi-cagrisi/">BM Uzmanlarından Danıştay&#8217;a İstanbul Sözleşmesi Çağrısı</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.haberduyur.com">Flaş Haberler Son Dakika - Güncel Haberler - Haber Duyur</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.haberduyur.com/bm-uzmanlarindan-danistaya-istanbul-sozlesmesi-cagrisi/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>İstanbul Sözleşmesi Davasının Başladığı Sırada Danıştay&#8217;da Polislerle Kadınlar Arasında Arbede.</title>
		<link>https://www.haberduyur.com/istanbul-sozlesmesi-davasinin-basladigi-sirada-danistayda-polislerle-kadinlar-arasinda-arbede/</link>
					<comments>https://www.haberduyur.com/istanbul-sozlesmesi-davasinin-basladigi-sirada-danistayda-polislerle-kadinlar-arasinda-arbede/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[admin]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 28 Apr 2022 10:27:48 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Gündem]]></category>
		<category><![CDATA[İstanbul Sözleşmesi]]></category>
		<category><![CDATA[İstanbul Sözleşmesi dava]]></category>
		<category><![CDATA[İstanbul Sözleşmesi haber]]></category>
		<category><![CDATA[İstanbul Sözleşmesi haberleri]]></category>
		<category><![CDATA[İstanbul Sözleşmesi mahkeme]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.haberduyur.com/?p=6035</guid>

					<description><![CDATA[<p>Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın imzasıyla Türkiye’nin İstanbul Sözleşmesi’nden çekilme kararına ilişkin kadın örgütleri ve hukukçuların açtığı dava Danıştay’da esastan incelenmeye başlandı. Danıştay’da duruşmanın başladığı sırada, bina önündeki kadınlara polis müdahale etti. Danıştay konferans salonunda süren duruşmaya girmek isteyen kadınlar, Danıştay kapısı önünde “Aç aç, barikatı aç” sloganı attı. Kalabalıktan nedeniyle Danıştay binası önünde ve girişinde [&#8230;]</p>
<p><a href="https://www.haberduyur.com/istanbul-sozlesmesi-davasinin-basladigi-sirada-danistayda-polislerle-kadinlar-arasinda-arbede/">İstanbul Sözleşmesi Davasının Başladığı Sırada Danıştay&#8217;da Polislerle Kadınlar Arasında Arbede.</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.haberduyur.com">Flaş Haberler Son Dakika - Güncel Haberler - Haber Duyur</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın imzasıyla Türkiye’nin İstanbul Sözleşmesi’nden çekilme kararına ilişkin kadın örgütleri ve hukukçuların açtığı dava Danıştay’da esastan incelenmeye başlandı. Danıştay’da duruşmanın başladığı sırada, bina önündeki kadınlara polis müdahale etti. Danıştay konferans salonunda süren duruşmaya girmek isteyen kadınlar, Danıştay kapısı önünde “Aç aç, barikatı aç” sloganı attı.</p>
<p>Kalabalıktan nedeniyle Danıştay binası önünde ve girişinde izdiham yaşanırken, içeri girmek isteyen kadınlara çevik kuvvet polisi ve güvenlikg çörevlileri müdahale etti. Zaman zaman itişmeler yaşanırken bazı kadınların yere düştüğü görüldü.</p>
<p>Danıştay’ın konferans salonuna giren kadınlar ise dışarıdaki kadınların da salona girmesi için içeride slogan attı. Kadınlar ile güvenlik görevlileri arasında da tartışma çıktı.</p>
<p>Duruşma salonuna giremeyen kadınların ısrarı üzerine avukatlar kadınların içeri girmesini talep etti. &#8220;Gerekirse koridorlarda da otururuz&#8221; diyen kadınlara Danıştay 10. Daire Başkanı &#8220;Ben duruşma salonuyla ilgili heyet başkanıyım başka görevim yok. Almak istiyorum ama yoğunluktan salon çökerse hesap veremem. Bir şey olursa sorun bize geliyor&#8221; yanıtını verdi.</p>
<p><a href="https://www.haberduyur.com/istanbul-sozlesmesi-davasinin-basladigi-sirada-danistayda-polislerle-kadinlar-arasinda-arbede/">İstanbul Sözleşmesi Davasının Başladığı Sırada Danıştay&#8217;da Polislerle Kadınlar Arasında Arbede.</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.haberduyur.com">Flaş Haberler Son Dakika - Güncel Haberler - Haber Duyur</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.haberduyur.com/istanbul-sozlesmesi-davasinin-basladigi-sirada-danistayda-polislerle-kadinlar-arasinda-arbede/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
