<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Faik Öztrak - Flaş Haberler Son Dakika - Güncel Haberler - Haber Duyur</title>
	<atom:link href="https://www.haberduyur.com/etiket/faik-oztrak/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://www.haberduyur.com/etiket/faik-oztrak/</link>
	<description>Flaş Haberler Son Dakika, Güncel Haberler, Gündem Haberler, İstanbul Haberleri, Ankara Haberleri, Tarafsız Ve Bağımsız İnternet Haber Sitesi - HaberDuyur.com</description>
	<lastBuildDate>Sun, 21 Jan 2024 13:20:03 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=6.9</generator>

<image>
	<url>https://www.haberduyur.com/wp-content/uploads/2024/03/cropped-haber-duyur-32x32.png</url>
	<title>Faik Öztrak - Flaş Haberler Son Dakika - Güncel Haberler - Haber Duyur</title>
	<link>https://www.haberduyur.com/etiket/faik-oztrak/</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>Faik Öztrak: “Erdoğan’ın sarayları kara deliğe döndü. Sarayların millete faturası 2 milyar dolar.</title>
		<link>https://www.haberduyur.com/faik-oztrak-erdoganin-saraylari-kara-delige-dondu-saraylarin-millete-faturasi-2-milyar-dolar/</link>
					<comments>https://www.haberduyur.com/faik-oztrak-erdoganin-saraylari-kara-delige-dondu-saraylarin-millete-faturasi-2-milyar-dolar/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[admin]]></dc:creator>
		<pubDate>Sun, 21 Jan 2024 13:20:03 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Gündem]]></category>
		<category><![CDATA[Faik Öztrak]]></category>
		<category><![CDATA[Faik Öztrak haberleri]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.haberduyur.com/?p=31576</guid>

					<description><![CDATA[<p>CHP Tekirdağ Milletvekili Faik Öztrak, son 10 yılda Cumhurbaşkanlığının sadece yatırım harcamalarına 1,2 milyar dolar gittiğini, Beştepe’deki sarayın önceki dönem maliyeti de eklendiğinde faturanın 2 milyar dolara ulaştığını belirterek, “Erdoğan’ın sarayları kara deliğe döndü. Bu parayla bir tane daha Avrasya Tüneli yapılır, üstüne de 400 milyon dolar para kalırdı. Ya da memleketimizin dört bir yanında [&#8230;]</p>
<p><a href="https://www.haberduyur.com/faik-oztrak-erdoganin-saraylari-kara-delige-dondu-saraylarin-millete-faturasi-2-milyar-dolar/">Faik Öztrak: “Erdoğan’ın sarayları kara deliğe döndü. Sarayların millete faturası 2 milyar dolar.</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.haberduyur.com">Flaş Haberler Son Dakika - Güncel Haberler - Haber Duyur</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>CHP Tekirdağ Milletvekili Faik Öztrak, son 10 yılda Cumhurbaşkanlığının sadece yatırım harcamalarına 1,2 milyar dolar gittiğini, Beştepe’deki sarayın önceki dönem maliyeti de eklendiğinde faturanın 2 milyar dolara ulaştığını belirterek, “Erdoğan’ın sarayları kara deliğe döndü. Bu parayla bir tane daha Avrasya Tüneli yapılır, üstüne de 400 milyon dolar para kalırdı. Ya da memleketimizin dört bir yanında 250 tane 32 derslikli lise, üstüne öğrenciler için 230 tane 200 kişilik pansiyon yapılırdı. Ya da en ileri teknolojilere sahip cihazlarla tamamen donatılmış ve çevre düzenlemesine kadar her şey dahil olmak üzere Bilkent Şehir Hastanesi büyüklüğünde bir hastane yapılabilirdi” dedi. Öztrak, Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek’in valilere yaptığı tasarruf çağrısını da hatırlatarak, “Bakan Şimşek tasarruf konusunda valilerden önce, saray ve uçak koleksiyonu yapan, ucu bucağı görünmeyen araç konvoylarıyla dolaşan, ülkede israf kelimesinin vücut bulmuş hali olan kibir abidesine ve şürekasına söz geçirmeli. Yoksa milletimiz bir lafa, bir de icraata bakar. ‘Bize veriyorlar talkını, kendileri yutuyor salkımı’ der” ifadelerini kullandı.</p>
<p>CHP Tekirdağ Milletvekili Faik Öztrak, bugün sosyal medya hesabından son 10 yılın yatırım programlarına göre Cumhurbaşkanlığı’nın 2014-2023 döneminde yaptığı harcamalara ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Öztrak son 10 yılın Yatırım Programlarına göre Cumhurbaşkanlığı’nın 2014-2023 döneminde “yatırım” harcamalarının toplamının 1 milyar 228 milyon dolara ulaştığını, 2012-2015 döneminde Beştepe’deki saray Başbakanlık bünyesindeyken, yapılan 764 milyon dolarlık harcama eklendiğinde toplam maliyetin 2 milyar dolara yaklaştığını ifade etti.</p>
<p>“<strong>TEFRİŞATTAN ARAÇ ALIMINA PEK ÇOK KALEME MİLYONLAR HARCANDI”</strong></p>
<p>Öztrak’ın verdiği bilgilere göre Cumhurbaşkanlığının 2 milyar dolara ulaşan yatırım harcamalarının 1 milyar 652 milyon dolarını İstanbul’daki, Ankara Beştepe’deki saraylar ile Okluk koyunda yapılan yazlık ve Ahlat’ta yapılan kışlık saraylara verilen para oluşturuyor. Kalan 339 milyon dolarlık gider ise inşaat-onarım harcamalarından basılı yayın alımına, bina tefrişatından taşıt alımına kadar değişik kalemlere harcanmış.</p>
<p>“<strong>BU PARAYLA NELER YAPILIRDI NELER”</strong></p>
<p>Öztrak, Cumhurbaşkanlığının çoğunu da saray yapımı giderlerinin oluşturduğu 2 milyar dolara ulaşan harcamaları yerine başka neler yapılabileceğini şöyle özetledi:</p>
<p>“Bu parayla bir tane daha Avrasya Tüneli yapılır, üstüne de 400 milyon dolar para kalırdı. Ya da memleketimizin dört bir yanında 250 tane 32 derslikli lise, üstüne öğrenciler için 230 tane 200 kişilik pansiyon yapılırdı. Ya da en ileri teknolojilere sahip cihazlarla tamamen donatılmış ve çevre düzenlemesine kadar her şey dâhil olmak üzere Bilkent Şehir Hastanesi büyüklüğünde bir hastane yapılabilirdi.”</p>
<p>“<strong>BAKAN ŞİMŞEK VALİLERE TASARRUF DEMEDEN ÖNCE ERDOĞAN’A SÖZ GEÇİRMELİ”</strong></p>
<p>Hazine ve Maliye Bakanı Şimşek’in valilere, “Harcadığımız para babamızın parası değil, milletin parası” dediği yönündeki haberleri anımsatan Öztrak, şunları söyledi:</p>
<p>“Mehmet Şimşek önce ‘İtibardan tasarruf olmaz’ diyen, saray ve uçak koleksiyonu yapan, ucu bucağı görünmeyen araç konvoylarıyla dolaşan, ülkede israf kelimesinin vücut bulmuş hali olan kibir abidesine ve şürekasına söz geçirmeli.</p>
<p>“<strong>MİLLETE VERİYORLAR TALKINI, KENDİLERİ YUTUYOR SALKIMI”</strong></p>
<p>Yoksa milletimiz bir lafa, bir de icraata bakar. ‘Bize veriyorlar talkını, kendileri yutuyor salkımı’ der. Saray’ın da, vitrin ekonomi yönetiminin sözlerine de inanmaz. Milletin inanmadığına yatırımcılar hiç inanmaz. Temiz para gelmez; aş da iş de olmaz.”</p>
<p>CHP Tekirdağ Milletvekili Faik Öztrak, bugün sosyal medya hesabından son 10 yılın yatırım programlarına göre Cumhurbaşkanlığı’nın 2014-2023 döneminde yaptığı harcamalara ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Öztrak son 10 yılın Yatırım Programlarına göre Cumhurbaşkanlığı’nın 2014-2023 döneminde “yatırım” harcamalarının toplamının 1 milyar 228 milyon dolara ulaştığını, 2012-2015 döneminde Beştepe’deki saray Başbakanlık bünyesindeyken, yapılan 764 milyon dolarlık harcama eklendiğinde toplam maliyetin 2 milyar dolara yaklaştığını ifade etti.</p>
<p>“<strong>TEFRİŞATTAN ARAÇ ALIMINA PEK ÇOK KALEME MİLYONLAR HARCANDI”</strong></p>
<p>Öztrak’ın verdiği bilgilere göre Cumhurbaşkanlığının 2 milyar dolara ulaşan yatırım harcamalarının 1 milyar 652 milyon dolarını İstanbul’daki, Ankara Beştepe’deki saraylar ile Okluk koyunda yapılan yazlık ve Ahlat’ta yapılan kışlık saraylara verilen para oluşturuyor. Kalan 339 milyon dolarlık gider ise inşaat-onarım harcamalarından basılı yayın alımına, bina tefrişatından taşıt alımına kadar değişik kalemlere harcanmış.</p>
<p>“<strong>BU PARAYLA NELER YAPILIRDI NELER”</strong></p>
<p>Öztrak, Cumhurbaşkanlığının çoğunu da saray yapımı giderlerinin oluşturduğu 2 milyar dolara ulaşan harcamalar ile yapılabilecekleri de şöyle anlattı:</p>
<p>“Bu parayla bir tane daha Avrasya Tüneli yapılır, üstüne de 400 milyon dolar para kalırdı. Ya da memleketimizin dört bir yanında 250 tane 32 derslikli lise, üstüne öğrenciler için 230 tane 200 kişilik pansiyon yapılırdı. Ya da en ileri teknolojilere sahip cihazlarla tamamen donatılmış ve çevre düzenlemesine kadar her şey dâhil olmak üzere Bilkent Şehir Hastanesi büyüklüğünde bir hastane yapılabilirdi.”</p>
<p>“<strong>BAKAN ŞİMŞEK VALİLERE TASARRUF DEMEDEN ÖNCE ERDOĞAN’A SÖZ GEÇİRMELİ”</strong></p>
<p>Hazine ve Maliye Bakanı Şimşek’in valilere, “Harcadığımız para babamızın parası değil, milletin parası” dediği yönündeki haberleri anımsatan Öztrak, şunları söyledi:</p>
<p>“Mehmet Şimşek önce ‘İtibardan tasarruf olmaz’ diyen, saray ve uçak koleksiyonu yapan, ucu bucağı görünmeyen araç konvoylarıyla dolaşan, ülkede israf kelimesinin vücut bulmuş hali olan kibir abidesine ve şürekasına söz geçirmeli.</p>
<p>“<strong>MİLLETE VERİYORLAR TALKINI, KENDİLERİ YUTUYOR SALKIMI”</strong></p>
<p>Yoksa milletimiz bir lafa, bir de icraata bakar. ‘Bize veriyorlar talkını, kendileri yutuyor salkımı’ der. Saray’ın da, vitrin ekonomi yönetiminin sözlerine de inanmaz. Milletin inanmadığına yatırımcılar hiç inanmaz. Temiz para gelmez; aş da iş de olmaz.”</p>
<p><a href="https://www.haberduyur.com/faik-oztrak-erdoganin-saraylari-kara-delige-dondu-saraylarin-millete-faturasi-2-milyar-dolar/">Faik Öztrak: “Erdoğan’ın sarayları kara deliğe döndü. Sarayların millete faturası 2 milyar dolar.</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.haberduyur.com">Flaş Haberler Son Dakika - Güncel Haberler - Haber Duyur</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.haberduyur.com/faik-oztrak-erdoganin-saraylari-kara-delige-dondu-saraylarin-millete-faturasi-2-milyar-dolar/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>CHP Sözcüsü Faik Öztrak: &#8220;Milletimiz, Ata’sına da Cumhuriyetimize de sahip çıktı.</title>
		<link>https://www.haberduyur.com/chp-sozcusu-faik-oztrak-milletimiz-atasina-da-cumhuriyetimize-de-sahip-cikti/</link>
					<comments>https://www.haberduyur.com/chp-sozcusu-faik-oztrak-milletimiz-atasina-da-cumhuriyetimize-de-sahip-cikti/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[admin]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 30 Oct 2023 17:26:49 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Gündem]]></category>
		<category><![CDATA[Faik Öztrak]]></category>
		<category><![CDATA[Faik Öztrak haberleri]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.haberduyur.com/?p=28145</guid>

					<description><![CDATA[<p>CHP Sözcüsü Faik Öztrak, “Atatürk, sadece milletimizin değil; dünya üzerindeki tüm mazlum milletlerin de kutup yıldızıdır. Yolunu kaybedenlere yol gösterir. Bundan bir asır önce, emperyalizme karşı verdiğimiz istiklal mücadelemizi, dünyanın bu en meşru savaşını taçlandıran, ülkemizi medeni âlemin saygın bir üyesi yapan, cumhuriyetimizin 100’üncü şeref yılını en görkemli şekilde kutlamak, aynı zamanda 100 yıl sonra, [&#8230;]</p>
<p><a href="https://www.haberduyur.com/chp-sozcusu-faik-oztrak-milletimiz-atasina-da-cumhuriyetimize-de-sahip-cikti/">CHP Sözcüsü Faik Öztrak: &#8220;Milletimiz, Ata’sına da Cumhuriyetimize de sahip çıktı.</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.haberduyur.com">Flaş Haberler Son Dakika - Güncel Haberler - Haber Duyur</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>CHP Sözcüsü Faik Öztrak, “Atatürk, sadece milletimizin değil; dünya üzerindeki tüm mazlum milletlerin de kutup yıldızıdır. Yolunu kaybedenlere yol gösterir. Bundan bir asır önce, emperyalizme karşı verdiğimiz istiklal mücadelemizi, dünyanın bu en meşru savaşını taçlandıran, ülkemizi medeni âlemin saygın bir üyesi yapan, cumhuriyetimizin 100’üncü şeref yılını en görkemli şekilde kutlamak, aynı zamanda 100 yıl sonra, ‘Mazlum milletlerin zulme ilelebet tahammül etmeyeceğini, bir kere daha tüm dünyaya haykırmak için’ de büyük bir fırsattı. Saray, bu fırsatı da kullanamadı. Ama sarayın yapmadığını, aziz milletimiz yaptı. Cumhuriyetin 100’üncü şeref yılını, ona yakışır bir biçimde kutladı. Binler oldu, on binler oldu, yüz binler oldu, milyon oldu. Cumhuriyetin 100’üncü yılında Anıtkabir’e aktı. Yolları, caddeleri bizim belediyelerimiz, ay yıldızlı bayrağımızla doldurdu. Gece de partimizin ve CHP’li belediyelerin düzenlediği etkinliklerde, Cumhuriyetimizin 100’üncü yılı coşkuyla kutlandı. Milletimiz, Ata’sına da Cumhuriyetimize de sahip çıktı. Türkiye Cumhuriyeti’nin dahili ve harici bedhahlara rağmen ilelebet payidar kalacağını bir defa daha gösterdi” dedi.</p>
<p>CHP Sözcüsü Faik Öztrak, parti genel merkezinde MYK gündemine ilişkin basın toplantısı düzenledi. Öztrak, şunları söyledi:</p>
<p><strong>&#8220;CUMHURİYETİMİZ, MUSTAFA KEMAL ATATÜRK’ÜN ‘BENİM KARAKTERİMDİR’ DEDİĞİ TAM BAĞIMSIZLIKTIR”</strong></p>
<p>“Bugün, yeni bir yüzyılın, Cumhuriyetimizin ikinci yüzyılının ilk günü. Cumhuriyetimiz, Mustafa Kemal Atatürk’ün ‘benim karakterimdir’ dediği tam bağımsızlıktır. Cumhuriyetimiz, tebaa olmaktan millet olmaya giden, demokrasiye, özgürlüklere açılan yoldur. Cumhuriyetimiz, kadın devrimidir. Cumhuriyetimiz, ulusumuzun çağdaş medeniyetler seviyesini aşma hedefiyle geleceğe el ele, omuz omuza yürümesidir. Cumhuriyetimiz, ‘Bilhassa kimsesizlerin kimsesi’dir. Cumhuriyetimiz, Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün komutasında, ‘Milletin hayat ve istiklaline suikast eden düşmanların saldırılarına karşı verilen’ dünyanın tüm mazlum uluslarına örnek olan, emperyalizme karşı en meşru ve en şanlı mücadeleyi; istiklal mücadelemizi taçlandırmıştır. Cumhuriyetimiz; tam bağımsızlık, ulusun egemenliği ve devrimler üzerinde yükselen bir var olma projesidir. Cumhuriyetimiz, millet iradesinin her şeyin üstünde olması demektir. İlmek ilmek örülen demokrasi yolunun ilk ve en önemli adımıdır. Cumhuriyetle aziz milletimiz, ‘Az zamanda çok ve büyük işler’ başarmıştır.</p>
<p><strong>&#8220;CUMHURİYETİMİZİN 100’ÜNCÜ ŞEREF YILINI HÜKÜMET, ALELADE SIRADAN BİR ŞEKİLDE GEÇİŞTİRMEYİ TERCİH ETTİ”</strong></p>
<p>CHP’nin 1930’lu yıllardaki bir afişinde yer alan, bugün de birilerinin eğip bükerek kopyalamaya çalıştığı, ‘Asrı yıla sığdırdık’ sözleri, cumhuriyet ve devrimlerinin arkasında yatan azmin ve kararlılığın ifadesidir. Cumhuriyetimizin 100’üncü şeref yılını hükümet, alelade sıradan bir şekilde geçiştirmeyi tercih etti. Şanlı cumhuriyetimizin, önemli yıl dönümlerinde yapılan ve tarihe şerh düşen hazırlıklar da etkinlikler de cumhuriyetin 100’üncü yıl dönümünde maalesef yoktu. Cumhuriyetimizin 10’uncu yılında, sınırlı imkanlarla düzenlenen görkemli törenlerde Atatürk, ‘Bugün Cumhuriyet’imizin 10’uncu yılını doldurduğu en büyük bayramdır. Kutlu olsun’ diyerek başladığı söylevini, ‘Sonsuza akıp giden her on senede, bu büyük millet bayramını daha büyük şereflerle, mutluluklarla, huzur ve rahatlık içinde kutlamanızı gönülden dilerim. Ne mutlu Türküm diyene’ diyerek Cumhuriyet Bayramlarının nasıl kutlanmasını istediğini söylemişti.</p>
<p><strong>&#8220;CUMHURİYETİN 100’ÜNCÜ YILINI HAKKIYLA KUTLAMAK, HER NESLE NASİP OLMAYACAK BİR ŞEREFTİR”</strong></p>
<p>Cumhuriyetin 75’inci yılında da dönemin Cumhurbaşkanı rahmetli Süleyman Demirel; başbakanı, bakanları, kutlama programında görev alacak bürokratları, özel sektör ve STK temsilcilerinin katıldığı Cumhurbaşkanlığı Köşkü’nde, basına açık bir toplantıda yaptığı konuşmada: ‘Törenler şaşaalı, tantanalı ve görkemli olmalıdır. Cumhuriyetin 75’inci yıl dönümü, ayakları yerden kesecek kadar heyecan verici olmalıdır. Cumhuriyetin yıl dönümünde halk heyecan duymazsa, rejimle arasının açıldığı intibaı oluşur. Hiçbir şeyden heyecan duymazsak, müştereğimiz kaybolur’ demişti. Bu toplantıya katılanlar arasında, İstanbul Belediye Başkanı Recep Tayyip Erdoğan da vardı. Ama Süleyman Demirel’in sözlerinden hiç nasibini almadığı cumhuriyetin 100’üncü yıl kutlamalarında ortaya çıktı. Cumhuriyetin 100’üncü yılını hakkıyla kutlamak, her nesle nasip olmayacak bir şereftir. Bu heyecan, bugün ihtiyacımız olan müştereğimizi, birlikteliğimizi yaşatmak için bir büyük fırsattır. Ama siyasetini, milleti birleştirmek değil; ayrıştırmak üzerine kuran bir yönetim, maalesef böyle büyük fırsatı heba etmiştir.</p>
<p><strong>&#8220;NE YAPARLARSA YAPSINLAR BOŞUNA. BU MİLLETİN GÖNLÜNDEN ATATÜRK SİLİNMEZ”</strong></p>
<p>Bu ülkenin kurucu babası Atatürk’ün ismini bile telaffuz etmekten imtina edenlerin, fesli meczupların anlattığı dedikodudan bozma tarihe takılanların, cumhuriyetle hesaplaşmaya kalkanların anlayışının hâkim olduğu tek kişilik vesayet düzeninde; Atatürk’ün kurduğu Diyanet, Atatürk’ün adını dualarda bile geçirmemek için türlü çeşitli laf cambazlıkları sergiliyor. Saray şürekası cumhuriyete ‘100 yıllık narkoz’, Erdoğan’a da ‘İkinci Atatürk’ demeye cüret edebiliyor. 100’üncü yıl kutlamalarında yapılan drone gösterilerinde, döne döne cumhurbaşkanlığı forsları, AK Parti’nin 100’üncü yıl logoları gösterilirken Atatürk’e yer verilmiyor. 100’üncü yılda, iktidar ve muhalefet Anıtkabir’de, Ata’nın manevi huzuruna birlikte çıkıyor. Erdoğan, Anıtkabir defterine yazdığı yazıda, muhalefeti bir tarafa itiyor kendilerinden ve ittifak ortaklarından söz ediyor. Ata’nın huzurunda bile milleti, bölüp parçalamaya devam ediyor. Anıtkabir’de, kabir adabından nasibini almamış bindirilmiş kıtalar, Erdoğan’a tezahürat yapıyor. Sarayın kibirlisi, bu yıl törenleri başkent Ankara’dan İstanbul’a aldı. Resmi geçit yapan donanmamızı da Atatürk’ün hayata gözlerini yumduğu Dolmabahçe Sarayı yerine, Vahdettin’in adıyla anılan köşkten selamladı. O Vahdettin ki ülkesinden bir İngiliz zırhlısına binerek kaçmıştı. Atatürk de nutkunda, onu ‘soysuzlaşmış’, ‘hain’ diye tarif etmişti. Bunların hepsi, sarayın kendi alternatif tarihini yazma, Atatürk’ü unutturma çabalarının birer parçasıdır. Ama ne yapsalarsa yapsınlar boşuna. Bu milletin gönlünden Atatürk silinmez.</p>
<p><strong>&#8220;MİLLETİMİZ, ATA’SINA DA CUMHURİYETİMİZE SAHİP ÇIKTI. TÜRKİYE CUMHURİYETİ’NİN DAHİLİ VE HARİCİ BEDHAHLARA RAĞMEN İLELEBET PAYİDAR KALACAĞINI BİR DEFA DAHA GÖSTERDİ”</strong></p>
<p>Atatürk, sadece milletimizin değil; dünya üzerindeki tüm mazlum milletlerin de kutup yıldızıdır. Yolunu kaybedenlere yol gösterir. Bundan bir asır önce, emperyalizme karşı verdiğimiz istiklal mücadelemizi, dünyanın bu en meşru savaşını taçlandıran, ülkemizi medeni âlemin saygın bir üyesi yapan, cumhuriyetimizin 100’üncü şeref yılını en görkemli şekilde kutlamak, aynı zamanda 100 yıl sonra, ‘Mazlum milletlerin zulme ilelebet tahammül etmeyeceğini, bir kere daha tüm dünyaya haykırmak için’ de büyük bir fırsattı. Saray, bu fırsatı da kullanamadı. Ama sarayın yapmadığını, aziz milletimiz yaptı. Cumhuriyetin 100’üncü şeref yılını, ona yakışır bir biçimde kutladı. Binler oldu, on binler oldu, yüz binler oldu, milyon oldu. Cumhuriyetin 100’üncü yılında Anıtkabir’e aktı. Yolları, caddeleri bizim belediyelerimiz, ay yıldızlı bayrağımızla doldurdu. Gece de partimizin ve CHP’li belediyelerin düzenlediği etkinliklerde, cumhuriyetimizin 100’üncü yılı coşkuyla kutlandı. Milletimiz, Ata’sına da cumhuriyetimize de sahip çıktı. Türkiye Cumhuriyeti’nin dahili ve harici bedhahlara rağmen ilelebet payidar kalacağını bir defa daha gösterdi.</p>
<p>&#8220;<strong>BİZ TERÖRÜ DEĞERLENDİRİRKEN KİMİN YAPTIĞINA DEĞİL, NE YAPTIĞINA BAKARIZ. TERÖRÜN HİÇBİR HAKLI GEREKÇESİ OLAMAZ”</strong></p>
<p>Gazze’deki vahşet, insan hakkı ihlalleri, savaş suçları, sarayın aklına nedense çatışmaların başlamasından üç hafta sonra, cumhuriyetin 100’üncü yılını kutladığımız günden bir gün önce geldi. Erdoğan, Gazze’de yaşananları protesto mitinginde, yine bir gece ansızın gelmelerden, destan yazmalardan dem vurdu. Meseleyi, Gazzelilerin haklı olduğu insani zeminden çıkarıp kabadayılığa, restleşmeye, dine, imana, hamasete döktü. Her zaman yaptığını yaptı, yeni bir ağa-maraba hikayesinin de kapağını açıverdi. Dış siyaseti, bir kere daha iç siyasete alet edip diplomasiyi kör, sağır ve topal bıraktı. Bu arada altını çizerek ifade edelim: Bize göre, kim yaparsa yapsın, nereden gelirse gelsin, masum çocukları, kadınları, sivilleri hedef alan her saldırı terördür. Biz terörü değerlendirirken kimin yaptığına değil, ne yaptığına bakarız. Terörün hiçbir haklı gerekçesi olamaz. Ne bir dava ne de bir saldırıya verilen cevap, terörü haklı çıkarmaz.</p>
<p><strong>&#8220;EĞER SARAYIN GAZZE’DE ARABULUCULUK, GARANTÖRLÜK GİBİ BİR NİYETİ VARSA BU, DİPLOMASİNİN ÖNÜNÜ KAPATAN LAFLARLA OLMAZ”</strong></p>
<p>Hükümetin başı, kendisini kimse ciddiye almayınca, bu perspektifi ve Gazze saldırılarının başında gösterdiği sözde itidali kaybetti. İhvan aşkını yeniden depreştirip meseleyi insani boyutundan öteye taşıyarak bir taraftarlığa çevirdi. Eğer sarayın Gazze’de arabuluculuk, garantörlük gibi bir niyeti varsa bu, ‘İsrail’in elini sıkmam, bir kere sıktım, ama iyi niyetimi suistimal ettiler, bunlar akıl hastası’ gibi iç siyasete dönük, diplomasinin önünü kapatan laflarla olmaz. Sonra bir bakarsınız, İsrailli esirlerin salıverilmesinde arabuluculuğu yapan Türkiye değil, Katar ve Mısır oluverir. Amerikan Kongresi’nden bir grup senatör çıkar; Türkiye ile Hamas arasındaki siyasi, lojistik, mali bağlantılardan, Erdoğan’ın Müslüman Kardeşlerle ideolojik bağlarından, Türkiye’nin Hamas için bir sığınak haline geldiğinden, Hamas’ın İstanbul ofisindeki para trafiğinden, bunlara verilen vatandaşlıktan, pasaportlardan bahsetmeye başlar. Türkiye’yi üstü örtülü olarak 7 Ekim saldırılarında rol almakla suçlamaya varacak hadsizliklerin önü açılır. Buradan ifade ediyorum: Bu hadsizliğe derhal en sert cevap verilmelidir.</p>
<p><strong>&#8220;&#8216;DIŞARIDAN SALDIRIYORLAR’ OYUNUYLA EKONOMİDEKİ ÇARESİZLİKLERİNİ PERDELEMEK İSTİYORLAR”</strong></p>
<p>Ama eğer hükümetin derdi, ‘Dış güçler, Gazze’ye destek verdik diye bize saldırıyor’ hikâyeleri anlatarak yandaşlarının dahi rasyonel olmadığını söylediği politikalarının sebep olduğu, zulme dönüşen vergilerin, zamların, hayat pahalılığının üstünü örtmekse o başka… Malum, Hazine ve Maliye Bakanı, para bulmak için Körfez’den batıya yolları arşınlamaya devam ediyor. Ama suyun başında hala Erdoğan’ın oturduğunu görenler, Mehmet Şimşek’e sadece temennilerini ve iyi niyetlerini sunuyor, ‘Para için başka kapıya’ diyorlar. Anlaşılan, artık umut kalmadı. Seçimden önce, ekonomide milleti ferahlatma imkanı da tükendi. Şimdi, ‘Dışarıdan saldırıyorlar’ oyunuyla ekonomideki çaresizliklerini perdelemek istiyorlar.</p>
<p><strong>&#8220;BU REJİMDE SADAKAT, TEK GEÇER AKÇE OLDU”</strong></p>
<p>Kimsesizlerin kimsesi olan bu cumhuriyet, evlatları için her zaman fırsat eşitliği demekti. Sağladığı eğitim olanaklarıyla, azmeden çoban Sülü’nün Cumhurbaşkanı Süleyman Demirel olmasının yolunu açtı. Cumhuriyetin eğittiği, yurt dışına gönderdiği öğrenciler, ‘Bir kıvılcım olarak’ gitti; ‘Yurda ışık saçacak alevler’ olarak döndü. Tıpta, hukukta, bilimde, arkeolojide, sanatta, sporda, sanayide; hayatın her alanında ülkemizin önünde yeni ufuklar açtı. Doktor ve eski Başbakan Sadi Irmak, o gençlerden biriydi. Bugün, 10 liralık banknotun arkasında resmi olan büyük matematikçi Cahit Arf, o gençlerden biriydi. Edebiyatçı Sabahattin Ali ve Sabahattin Eyüpoğlu, tarihçi Enver Ziya Karal, Türkiye’nin ilk kadın arkeoloğu Jale İnan onlardan biriydi… Ama bugün işbaşında olan, kifayetsiz kadroların elinde, yoksulluk ana-babalarından evlatlarına miras kalır hale geldi. Artık liyakatin, fırsat eşitliğinin ruhuna rahmet okutuluyor. Bu rejimde sadakat, tek geçer akçe oldu.</p>
<p><strong>&#8220;ZEREN İÇİN TEPKİLERİNİ GÖSTEREN ÖĞRENCİLERE, BAŞKA BİR İLDEKİ YURT MÜDÜRÜNÜN ‘KORKUYORSAN BİNME ASANSÖRE’ DİYE BAĞIRMASINI, BU ÜLKEDE VİCDANI OLANLAR ASLA UNUTMAYACAK”</strong></p>
<p>Gençler okuyup geleceklerini kurmaya çalışıyorlar. Ama iş bulup bulamayacakları, özledikleri hayata kavuşup kavuşamayacakları da belli değil. Diğer yandan da hükümet, onlara doğru dürüst bir yurt, doğru dürüst bir beslenme imkanı sağlayamıyor. Üniversite öğrencilerinin çoğu, bu nedenle çalışmak zorunda kalıyor. Öğrenciler, bir yandan çalışarak yaşam kavgası verirken okuma baskısı altında. Geçtiğimiz haftalarda, üniversitede okuyan gençlerimizden üçünün intiharıyla bu ülke sarsıldı. Aydın’daki KYK yurdunda, bindiği asansörün düşen Zeren kızımızın hayatını kaybetmesiyle dehşete kapıldık. Evladını yitiren babanın ‘Çocuğumu devlete emanet ettim ama devlet benim çocuğuma bakamadı’ sözleri hâlâ kulaklarımızda. Bu sözler, insanlıktan nasibini alan herkesin vicdanlarında çınlıyor. Ama bir de bu vicdana sahip olmayanlar var. Zeren için tepkilerini gösteren öğrencilere, başka bir ildeki yurt müdürünün ‘Korkuyorsan binme asansöre’ diye bağırmasını, bu ülkede vicdanı olanlar asla unutmayacak.</p>
<p><strong>&#8220;HİÇ KİMSE VE HİÇBİR MAKAM, BU GÜZEL ÜLKENİN GÜZEL EVLATLARINDAN BÜYÜK DEĞİLDİR”</strong></p>
<p>Evladımızın canına mal olan; bu işgüzarlıktır, bu kibirdir, bu küstahlıktır. Zeren kızımızın ölümünden kim sorumluysa; kimin kusuru, ihmali, beceriksizliği varsa hepsi hesap vermelidir. Genel Başkanımızın da dediği gibi, ‘Hiç kimse ve hiçbir makam, bu güzel ülkenin güzel evlatlarından büyük değildir.’ Gençlerine sahip çıkamayan, kucaklayamayan, umut veremeyen bir ülke, geleceğine de umutla bakamaz. Ama bizde, gençlere bırakın umut vermeyi; açık açık gençlere yalan söyleyen, onları aldatmak için bin dereden su getiren bir hükümet var. Seçimden önce, gençlere cep telefonu, bilgisayar alımlarında vergi muafiyeti sözü verdiler. Şimdi, diyorlar ki ‘9 bin 500 liraya kadar olan telefon ve bilgisayarda, en fazla 5 bin 500 liraya kadar destek veririz.’ Şimdi her şeyin fiyatı almış yürümüş. 9 bin 500 liraya zaten bilgisayar yok. Gençlerin aklıyla açıkça dalga geçmeye kalkıyorlar.</p>
<p><strong>&#8220;HÜKÜMET, ‘2028 YILINDA, EVİNDE TEMEL İHTİYACI KARŞILANAMAYAN ÇOCUKLARA ON BİNLERCESİNİN DAHA EKLENECEK’ DİYOR”</strong></p>
<p>Gençlerin bu hükümetin umurunda bile olmadığı, bu hükümetin açıkladığı son Kalkınma Planı’ndan da belli. Şu anda Meclis’te görüşmeleri devam eden plana göre, 2028’e geldiğimizde hâlâ her beş gençten biri, ne eğitimde olacak ne de çalışacak. Ev genci olarak anne-babasının eline bakmaya devam edecek. Yine bu plana göre, Aile Bakanlığı’nın Sosyal ve Ekonomik Destek (SED) adlı hizmetinden yararlanan çocukların sayısı, 157 binden 230 bine çıkacak. ‘Bu SED nedir’ derseniz, çocuklarının temel ihtiyaçlarını karşılayamayan ve yaşamlarını en düşük seviyede dahi sürdürmekte güçlük çeken ailelere, çocuklarının bakımı ve desteklenmesi amacıyla verilen destek. Yani hükümet, ‘2028 yılında, evinde temel ihtiyacı karşılanamayan çocuklara on binlercesinin daha eklenecek’ diyor. Bizim cumhuriyetimiz, ne yaptıysa bu ülkenin evlatları için yaptı. Bu ülkenin kurucuları, ‘Ey yükselen yeni nesil; İstikbal sizindir. Cumhuriyet&#8217;i biz kurduk, onu yükseltecek ve sürdürecek sizlersiniz’ dedi. Gençlerin üretime katılmasını hedef koydu. Yarı sömürge, savaşta yıpranmış, borç kıskacına sarılmış bir ekonomi devraldı. Sanayi alt yapısı yoktu. Demiryolu ağları bile, zenginliklerini yağmalayan yabancıların ihtiyaçlarına göre oluşturulmuştu.</p>
<p><strong>&#8220;&#8216;FAİZ ARTTI, ARTTI’ DEDİĞİMİZ RUSYA’DA DA FAİZ, BUGÜN YÜZDE 13; BİZDEKİ POLİTİKA FAİZİNİN ÜÇTE BİRİ”</strong></p>
<p>Fred Burnaby adlı bir gezgin, 1800’lü yıllarda Anadolu topraklarında yaptığı seyahati anlattığı ‘At Sırtında Anadolu’ kitabında; Türklerin demir yolu yapımında nasıl aldatıldığını, düz ovada rayların da devletin de nasıl dolandırıldığını, 150 sterlinlik topların 750 sterline nasıl satıldığını ayrıntılarıyla açıklıyor. Cumhuriyet, bir taraftan Osmanlı’dan kalan borçları öderken bir taraftan da devletin üretken, yatırımcı ve denetleyici işlevini kullanarak dış denge içinde büyümeyi sağladı. Bu hükümet ise ekonominin can damarlarını dışarıdan gelecek paraya bağladı. Cari açığı, dış borcu azdırdı. Sonunda borç alan emir almaya başladı. Ekonominin vidalarını öyle bir gevşetti, ‘Faiz sebep’ diyerek tüm ayarlarıyla öyle bir oynadı ki şimdi ‘rasyonelleştik’ dediklerinde bile ne döviz kurlarını tutabiliyorlar ne de enflasyonu. Seçimlerden sonra 4 ayda, Türkiye&#8217;de politika faizi, 4 kattan fazla arttı. Aynı dönemde, bize benzeyen ülkelerin çoğunda politika faizi ya düştü ya da sabit kaldı. Bunun birkaç tane istisnası var. Örneğin savaş halindeki Rusya. Yani bizdeki faiz artışının dünyadaki gelişmelerle açıklanacak bir yanı yok. ‘Faiz arttı, arttı’ dediğimiz Rusya’da da faiz, bugün yüzde 13; bizdeki politika faizinin üçte biri.</p>
<p><strong>&#8220;EKONOMİDE VE DEVLET YÖNETİMİNDE, ÇOKLU ORGAN YETMEZLİĞİYLE MALUL VE MEFLUÇ OLDUĞU, ‘DURGUNLAŞARAK ÇÜRÜME’ DÖNEMİNİ YAŞIYORUZ”</strong></p>
<p>Şu anda Arjantin, Zimbabve ve Venezuela&#8217;nın ardından dünyada en yüksek faiz uygulayan ülkeyiz. Geçtiğimiz hafta yapılan 500 baz puanlık artışa rağmen paramız dolar karşısında pul olmaya devam ediyor. Duymayacaklar ama bir kere daha tekrarlayalım: Ne kadar faiz artırırsanız artırın, sarayın kibirlisi iş başında oldukça güven olmaz. Devletin bir kurulu olan Ekonomi Koordinasyon Kurulu toplantılarına, devlette hiçbir görevi olmayan sarayın partisinin yöneticileri katılırsa bu siyasi baskı görüntüsü yaratır. Dolayısıyla bu yüzden de size güven olmaz. Bu Kurul’un kararlarına hiçbir şekilde güven olmaz. Yine bağımsız Merkez Bankası yönetiminin görevden aldığı bir genel müdür, sarayın baskısıyla göreve iade ediliyorsa, bu Merkez Bankası’nın aldığı kararlara da güven olmaz Ve son olarak, saray dış politikayı iç politikaya malzeme yaptıkça, ağzına geldiği gibi konuştukça, güven de olmaz ekonomide istikrar da sağlanmaz. Güvenilmez yöneticilerin milletlere çıkardığı fatura, olağanüstü yüksek faiz oranları ve bunun ardında da duran ve daralan bir ekonomidir. Bundan birkaç yıl önce, ekonomideki vaziyeti ‘kriz’ olarak adlandırıyorduk. Sonra birden fazla krizin birleşmesiyle kriz, buhrana dönüştü. Şimdi ise ekonomide ve devlet yönetiminde, çoklu organ yetmezliğiyle malul ve mefluç olduğu, ‘durgunlaşarak çürüme’ dönemini yaşıyoruz.</p>
<p><strong>&#8220;YAYINLADIKLARI KALKINMA PLANI’NDA DA YILLIK PROGRAMDA DA ‘FAİZ SEBEP’ DİYEREK EKONOMİYİ ALTÜST ETMELERİNDEN TEK BİR CÜMLEYLE DAHİ BAHSEDİLMİYOR”</strong></p>
<p>Hükümet, sebep olduğu bu tablonun sorumluluğunu, hiçbir şekilde almıyor. Yayınladıkları Kalkınma Planı’nda da yıllık programda da ‘Faiz sebep’ diyerek ekonomiyi altüst etmelerinden tek bir cümleyle dahi bahsedilmiyor. Bu dokümanlarda, milleti ezen enflasyonun sebebi olarak kur gelişmeleri gösteriliyor. Peki bu kur gelişmelerine ne, kim sebep oldu? Cevap yok. Artan enflasyon için tarihsel ortalamaların üzerindeki gıda fiyatları gerekçe gösteriliyor. Dünyada gıda fiyatları düşerken bizde niye artıyor? Cevap yok. Çiftçiye kanunen hak ettiği desteği vermezseniz, ona 850 milyar lira borç takarsanız, çiftçiyi kanunun emrettiği şekilde desteklemezseniz gıda fiyatları da artar. Bunu kim yapıyor? Ona da cevap yok. Sonra dönülüyor, ‘Enflasyonun sebebi vergi artışları’ deniyor. IMF ile çay partileri yapıp vergileri artıran kim? Kimi kime şikayet ediyorsunuz? Sizsiniz. En sonunda bir de çıkıp maliyet artışı örtüsü altında ücretlerin, emekli aylıklarının enflasyonu artırdığını iddia ederek hepsinin üstüne tüy dikiyorlar. Pes doğrusu. Bir de milletimizden bu planlara programlara destek vermesini bekliyorlar.</p>
<p><strong>&#8220;LİMANLARDA UYUŞTURUCULAR GRAMLA, KİLOYLA DEĞİL; ARTIK TONLARLA YAKALANIYOR”</strong></p>
<p>Ülkemizin artık bir demokrasi olarak tanımlanmaktan giderek uzaklaştığını, yabancı yatırımcılar raporlarında yazmaya başladı. Nasıl yazılmasın. Hatay’ın seçilmiş vekili Anayasa Mahkemesi kararına rağmen hâlâ içeride. Sinan Ateş cinayeti soğumaya bırakıldı. Nazilli’de bununla ilgili olarak hakkında soruşturma izni verilen belediye başkanı, soluğu sarayda alıp fotoğraf çektiriyor. Seçim bitti, İçişleri Bakanı değişti, Türkiye’de her gün çeteler yakalanır oldu. Limanlarda uyuşturucular gramla, kiloyla değil; artık tonlarla yakalanıyor. Biz seçimden önce, bu ülkenin ne hale getirildiğini hep söyledik, şimdi bunu her yerde artık görüyoruz.</p>
<p><strong>&#8220;NATO PROTOKOLÜNÜN MECLİS’E SUNULMASI KARŞILIĞINDA NE ALINDI SORUYORUZ”</strong></p>
<p>Bir ülkede hukuk, ekonomi, istikrar ve güven dip taramaya başlayınca, o ülkenin diplomaside de sözü dinlenmiyor. ABD Dışişleri Bakanı, Gazze’de süren savaş nedeniyle bölge ülkelerini ziyaret ediyor ama Türkiye’ye uğramıyor. İşte en son İsveç’in NATO’ya üyeliği için imzalanan protokol, sarayda imzalandı, TBMM’ye gönderildi. Hatırlayın, saray da ortağı da İsveç’in NATO’ya üyeliği konusunda günlerce esip gürlediler, dünyaya racon kestiler. Şimdi bu protokolün Meclis’e sunulması karşılığında ne alındı soruyoruz. Yunanistan’ın hukuksuz şekilde silahlandırdığı adalardan çekilmesi mi sağlandı? Türkiye dışlandığı F35 projesine geri mi döndü? ABD ile Türkiye arasındaki F16 meselesi mi çözüldü? Amerika, PYD’ye desteğine son vereceğini mi açıkladı? İsveç ülkesindeki teröristleri teslim mi etti? AB bizi üyeliğe almaya mı karar verdi? Hayır. Yine dış politikanın iç politikaya alet edilmesine bağlı bir u dönüşü, yine bir ağa-maraba hikâyesi. Oysa ülkemiz bundan çok daha iyi bir yönetimi hak ediyor.</p>
<p><strong>&#8220;PARTİMİZİN 100’ÜNCÜ KURULUŞ YILINDA, KURULTAYIMIZ, BİR DEMOKRASİ ŞENLİĞİ OLACAK”</strong></p>
<p>Yaklaşan yerel seçimler, bu yönetime layüsel olmadığını hatırlatmak için bir fırsattır. Bu zulme ‘dur’ demek için bir vesile; siyasi parti, inanç, etnik köken ayırmadan milletimizin üstünden silindir gibi geçen bu zulme ‘dur’ demenin zamanıdır. İnsanlarımızı ayrıştıran, milleti bölen siyasete ‘dur’ diyelim. Bu hafta sonunda, 38’inci Kurultayımızı yapacağız. Partimizin 100’üncü kuruluş yılında, Kurultayımız, bir demokrasi şenliği olacak. Cumhuriyetimizin yeni yüzyılına birlik içinde güçlenerek gireceğiz. 100 yıl önce, tam bağımsızlık ve ulusal egemenlik için yola çıkan Büyük Atatürk ve yol arkadaşlarından aldığımız miras, asla vazgeçmemektir. Cumhuriyetimizin temel direği olan milletin egemenliğini, tek kişinin vesayetinden kurtaracağız. Millet iradesinin tek tecelligahı Gazi Meclisimiz olacak. İkinci yüzyılda, şanlı Cumhuriyetimizi hep birlikte, eksiksiz bir demokrasiyle taçlandıracağız.”</p>
<p><strong>&#8220;ERDOĞAN, BAŞKA BİR ŞEY İLAN EDEMEYİNCE, OKULLARI TATİL ETTİĞİNİ İLAN ETTİ”</strong></p>
<p>Öztrak, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın bugün okulları tatil etmesinin ve 100. Yıl kutlaması için Vahdettin Köşkü’nde bulunmasının anımsatılması üzerine “İzin verirseniz, sosyal medyada çok beğendim bir yorumla buna yanıt vereyim: ‘Erdoğan, başka bir şey ilan edemeyince, okulları tatil ettiğini ilan etti.’ Tabii bu, devletteki çürümeyi ve keyfiliği de gösteriyor. Az önce bu konuyla ilgili gerekenleri söyledim. Atatürk ve cumhuriyet devrimlerini bir türlü içine sindiremeyen saraydan başka bir şey beklemek abes olur” dedi.</p>
<p><strong>&#8220;EKREM BEY DE PARTİMİZİN 1368 DELEGESİNDEN BİRİDİR”</strong></p>
<p>Öztrak, kurultay ile ilgili bir soru üzerine “CHP’de demokrasi var. Kimse delegelerinin iradesine ipotek koyamaz. Delegeler özgürdür. Ekrem Bey de partimizin 1368 delegesinden biridir. Kendi takdiridir” diye konuştu.</p>
<p><strong>&#8220;AK PARTİ KENDİNDEN ÖNCEKİ 57 HÜKÜMETİN 79 YILDA KULLANDIĞI KAYNAĞIN 4 KATINI KULLANMIŞ”</strong></p>
<p>CHP Sözcüsü, Erdoğan’ın 1923-2023 kıyaslaması ile ilgili bir soru üzerine de şunları söyledi:</p>
<p>“Bugün, cumhuriyetimizin kurucusu Atatürk’ün koltuğuna oturup onunla yarışmaya kalkmak aklı başında bir cumhurbaşkanının yapacağı en zor iştir. Savaştan çıkmış bir ulusun kalkınma adımlarıyla bugünü karşılaştırmak, elmayla armudu bir sepete koymaktır. Kaldı ki o dönem, yolsuzluğa aman vermeyen, yetim hakkına sonuna kadar sahip çıkan bir hükümet anlayışıyla rüşvet alanı büyükelçi yapan bir hükümet anlayışını nasıl karşılaştıracaksınız? O dönemde devlet yönetiminde liyakati esas alan bir hükümet anlayışıyla, bu dönemde ‘Benden olsun da nasıl olursa olsun’ diyerek sadakati esas alan bir anlayışı nasıl karşılaştıracaksınız? Kendisinden önce alınan Osmanlı borçlarını ödeyen bir hükümetle, seçim kazanmak için ülkeyi borç bataklığına sürükleyen bir hükümeti nasıl karşılaştırabileceksiniz? Erdoğan, eğer böyle bir hesaba girişecekse öncelikle ekonomide işler yolunda havası vermek için buharlaştırdığı yüz milyarlarca doların hesabını versin. Yine cumhuriyetin kuruluşundan AK Parti’nin iş başına geldiği 2002 yılına kadar geçen 79 yılda görev yapan tüm cumhuriyet hükümetleri, toplam 713 milyar dolar kaynak kullanmış. Kullanılan her 100 dolarlık kaynak karşılığında da millete 714 dolarlık gelir sağlanmış. AK Parti ise 2002’den bugüne tam 2 trilyon 883 milyar dolar kaynak kullanmış. Yani kendinden önceki 57 hükümetin 79 yılda kullandığı kaynağın 4 katını kullanmış. Ama bu dönemde, kullanılan her 100 dolarlık kaynak karşılığında millete topu topu 553 dolar gelir sağlanabilmiş. Yani saray hükümetleri, kullandığı kaynaklarla kendilerinden önceki hükümetlerden çok daha az gelir yaratabilmiş. Ayrıca bu gelirleri de son derece adaletsiz paylaştırmış. Hesap ortadadır. Erdoğan’ın yaptığı lafügüzaftır.”</p>
<p><a href="https://www.haberduyur.com/chp-sozcusu-faik-oztrak-milletimiz-atasina-da-cumhuriyetimize-de-sahip-cikti/">CHP Sözcüsü Faik Öztrak: &#8220;Milletimiz, Ata’sına da Cumhuriyetimize de sahip çıktı.</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.haberduyur.com">Flaş Haberler Son Dakika - Güncel Haberler - Haber Duyur</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.haberduyur.com/chp-sozcusu-faik-oztrak-milletimiz-atasina-da-cumhuriyetimize-de-sahip-cikti/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Siyasette tezkere polemiği, Faik Öztrak&#8217;dan &#8220;yabancı asker&#8221; maddesi eleştirisi</title>
		<link>https://www.haberduyur.com/siyasette-tezkere-polemigi-faik-oztrakdan-yabanci-asker-maddesi-elestirisi/</link>
					<comments>https://www.haberduyur.com/siyasette-tezkere-polemigi-faik-oztrakdan-yabanci-asker-maddesi-elestirisi/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[admin]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 16 Oct 2023 18:38:08 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Gündem]]></category>
		<category><![CDATA[Faik Öztrak]]></category>
		<category><![CDATA[Faik Öztrak haberleri]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.haberduyur.com/?p=27692</guid>

					<description><![CDATA[<p>CHP Sözcüsü Faik Öztrak, “Hükümete yabancı silahlı kuvvetlerin topraklarımıza girmesine izin verme yetkisi vermeyi öngören tezkere, bu hafta Meclis’e geliyor. İsrail’in Gazze’ye saldırısının ardından Doğu Akdeniz’e uçak gemisi göndermesi nedeniyle Amerika’ya, ‘Bay Amerika, orada ne işin var’ diyen Erdoğan’a biz de soruyoruz: Sizin Meclis’e ‘Terörle mücadele edeceğim’ diye getirdiğiniz tezkerede, topraklarımıza yabancı askerleri davet etme [&#8230;]</p>
<p><a href="https://www.haberduyur.com/siyasette-tezkere-polemigi-faik-oztrakdan-yabanci-asker-maddesi-elestirisi/">Siyasette tezkere polemiği, Faik Öztrak&#8217;dan &#8220;yabancı asker&#8221; maddesi eleştirisi</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.haberduyur.com">Flaş Haberler Son Dakika - Güncel Haberler - Haber Duyur</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>CHP Sözcüsü Faik Öztrak, “Hükümete yabancı silahlı kuvvetlerin topraklarımıza girmesine izin verme yetkisi vermeyi öngören tezkere, bu hafta Meclis’e geliyor. İsrail’in Gazze’ye saldırısının ardından Doğu Akdeniz’e uçak gemisi göndermesi nedeniyle Amerika’ya, ‘Bay Amerika, orada ne işin var’ diyen Erdoğan’a biz de soruyoruz: Sizin Meclis’e ‘Terörle mücadele edeceğim’ diye getirdiğiniz tezkerede, topraklarımıza yabancı askerleri davet etme yetkisi almaya çalışmanızın ne işi var? Erdoğan’ın, 2017 yılında ABD’yi ‘Sözleriniz lafta kalmasın, müdahale edin. Bize bir görev düşerse de yaparız’ diyerek, Suriye’ye çağırdığını biz unutmadık. Sarayın kendini ‘Büyük Ortadoğu Projesinin Eş Başkanı’ ilan ettiğini de hatırlıyoruz. Daha birkaç hafta önce, damadının Erdoğan’ın eleştirdiği uçak gemisinin güvertesinde, havacı gözlükleriyle çektiği boy boy selfie’leri yandaş gazetelerde izledik. Bir taraftan, ‘ABD’nin orada ne işi var’ derken bir taraftan başka ülkelerin askerlerinin postallarının şehit kanlarıyla sulanmış aziz vatan topraklarının çiğnemesine izin veren bir tezkereyi Meclis’e gönderirseniz buna ‘Bu ne perhiz, bu ne lahana turşusu’ denir” dedi.</p>
<p>CHP Sözcüsü Faik Öztrak, MYK toplantısının ardından parti genel merkezinde basın toplantısı düzenledi. Öztrak, şunları söyledi:</p>
<p><strong>“PARTİMİZİ DAHA FAZLA DEMOKRASİYLE, BİRLİK VE BERABERLİKLE TAÇLANDIRACAK KURULTAYIMIZLA İLGİLİ HAZIRLIKLARI GÖZDEN GEÇİRDİK”</strong></p>
<p>“Merkez Yönetim Kurulu (MYK) toplantımız devam ediyor. Dün akşam Letonya karşısında kazandığı zaferle UEFA 2024 Avrupa Şampiyonası finallerine katılma vizesini alan A Milli Futbol Takımımızı kutlayarak ve finalde başarılarının devamını dileyerek sözlerime başlamak istiyorum. Bugün kurulumuzun gündeminde, İsrail ve Gazze’de yaşanan insanlık dramları; İsrail’in masum çocuklara, kadınlara, erkeklere karşı uyguladığı ölçüsüz şiddet; ülkemizde vatandaşlarımızı ezen hayat pahalılığı; sığınmacı sorunu ve hükümetin hatalı politikalarının milletimize her alanda çıkardığı ağır faturalar vardı. Ayrıca partimizi daha fazla demokrasiyle, birlik ve beraberlikle taçlandıracak 100’üncü yılımızdaki kurultayımızla ilgili hazırlıkları da gözden geçirdik. Cumhuriyetimizin 100’üncü yılı münasebetiyle yapacaklarımızı da ele aldık.</p>
<p><strong>“HÜKÜMETİN YETERSİZLİĞİ, BECERİKSİZLİĞİ HER KAZAYI AFETE; HER AFETİ FELAKETE ÇEVİRDİ”</strong></p>
<p>Bundan 5 yıl önce uygulamaya konan ucube vesayet rejimi, sadece milletimizin cebini boşaltmadı; devlet yönetiminde sebep olduğu krizle vatandaşlarımızın can güvenliğini de tehlikeye attı. Her şeyi daha iyi yönetmek iddiasıyla getirdikleri bu tek kişilik vesayet rejiminde, yaptıkları her şey ellerine yüzlerine bulaştı. Orman yandı, öldük. Deprem vurdu, öldük. Sel oldu, öldük. Tren devrildi, öldük. Hükümetin yetersizliği, beceriksizliği her kazayı afete; her afeti felakete çevirdi. Hafta sonunda, 47 vatandaşımızı yitirdiğimiz Amasra Maden Faciası’nın yıl dönümüydü. Genel Başkanımız hafta sonunda, Amasra’da şehit madencilerimizin ailelerinin yanındaydı. Amasra’daki işletmeyle ilgili Sayıştay raporunda, ‘Müessesenin derinleşmesinin ani gaz çıkışı ve grizu patlaması gibi ciddi kaza risklerinin artmasına neden olduğu’ patlamadan önce açıkça yazılmıştı.</p>
<p><strong>“İŞÇİLERİN YERLERDE TEKMELENMESİNİ DE TEKME ATANIN FRANKFURT’A TİCARİ ATEŞE ATANMASINI DA UNUTMADIK, UNUTMUYORUZ”</strong></p>
<p>Duruşmalarda anlatılanlar da katliamın bağıra bağıra geldiğini tescilledi. Amasra, ilk facia değil. Ermenek’ten Soma’ya, Karadon’dan Kozlu’ya yüzlerce madencimizi, hükümetin bu işi yönetememesi nedeniyle şehit verdik. Dayıbaşı sistemini de emekçilere yapılan insanlık dışı baskıları da sarayın faciaya ‘fıtrat’ demesini de işçilerin yerlerde tekmelenmesini de tekme atanın Frankfurt’a ticari ateşe atanmasını da unutmadık, unutmuyoruz. Maden şehitleri için adalet arayışında, CHP her zaman madencilerimizin ailelerinin yanında olacak. Yeni şehitler gelmesin diye yapılması gereken her düzenlemenin de takipçisi olacağız.</p>
<p><strong>“SİVİLLERİ ABLUKA ALTINA ALIP İNSANİ YARDIMLARI ENGELLEYEREK, AÇ BIRAKARAK, ELEKTRİKLERİNİ VE SULARINI KESEREK HAKLI MÜCADELE OLMAZ”</strong></p>
<p>Gazze’de büyük bir insanlık dramı yaşanıyor. Önce İsrail’e yapılan terör saldırısında İsrail’de, sonra da İsrail’in ölçüsüz cevabında Gazze’de yüzlerce sivil hayatını kaybetti, kaybetmeye de devam ediyor. Bu süreçte yüz binlerce insan yerini, yurdunu terk etmeye zorlandı. Hiçbir sebep, masum çocukların, kadınların, erkeklerin öldürülmesine; yerlerinden edilmesine haklılık kazandırmaz. Sivilleri abluka altına alıp insani yardımları engelleyerek, aç bırakarak, elektriklerini ve sularını keserek haklı mücadele olmaz. Gazze’deki hastanelerde, kuvözde yaşama tutunmaya çalışan yeni doğmuş çocukların, makineye bağlı hastaların canına kastederek kimse haklılık iddiasında bulunamaz. Savaştan kaçan sivil konvoyu bombalayarak insanları öldürmek, savaş suçu olan fosfor bombalarını kullanmak kendini korumakla açıklanamaz. Bunlar, uluslararası hukukun açık ihlalidir.</p>
<p><strong>“İSRAİL’İN BİR KARA HAREKATI BAŞLATILMASININ VE GAZZE’Yİ İŞGALİNİN BÜYÜK BİR HATA OLACAĞINI İFADE ETMEK İSTİYORUZ”</strong></p>
<p>Buna sessiz kalanların da sorumluluğa ortak olduğunu bir kere daha yüksek sesle tekrarlıyoruz. Bu meselede, Türkiye’nin öncelikle savaş başka ülkelere yayılmadan ateşkesin sağlanması için ardından, İsrail ve Filistin meselesinin yan yana iki devlet şeklinde, tanınmış sınırlar içinde, adil bir barışın sağlandığı ortamda, kalıcı bir çözüme ulaşması için elinden geleni yapmaya devam etmesi gerektiğinin de altını çiziyoruz. İsrail’in bir kara harekatı başlatılmasının ve Gazze’yi işgalinin büyük bir hata olacağını da ifade etmek istiyoruz. İsrail’in yüz binlerce insanın çok kısa bir sürede, Gazze’yi boşaltması için Birleşmiş Milletler’e (BM) yaptığı başvuru, tam bir dehşet tehdidi olarak tarihteki yerini almıştır. Bunun da kabul edilemez olduğunu belirtiyoruz.</p>
<p><strong>“‘ABD’NİN ORADA NE İŞİ VAR’ DERKEN BAŞKA ÜLKELERİN ASKERLERİNİN POSTALLARININ VATAN TOPRAKLARININ ÇİĞNEMESİNE İZİN VEREN BİR TEZKEREYİ MECLİS’E GÖNDERİRSENİZ BUNA ‘BU NE PERHİZ, BU NE LAHANA TURŞUSU’ DENİR”</strong></p>
<p>Hükümete yabancı silahlı kuvvetlerin topraklarımıza girmesine izin verme yetkisi vermeyi öngören tezkere, bu hafta Meclis’e geliyor. İsrail’in Gazze’ye saldırısının ardından Doğu Akdeniz’e uçak gemisi göndermesi nedeniyle Amerika’ya, ‘Bay Amerika, orada ne işin var’ diyen Erdoğan’a biz de soruyoruz: Sizin Meclis’e ‘Terörle mücadele edeceğim’ diye getirdiğiniz tezkerede, topraklarımıza yabancı askerleri davet etme yetkisi almaya çalışmanızın ne işi var? Erdoğan’ın, 2017 yılında ABD’yi ‘Sözleriniz lafta kalmasın, müdahale edin. Bize bir görev düşerse de yaparız’ diyerek, Suriye’ye çağırdığını biz unutmadık. Sarayın kendini ‘Büyük Ortadoğu Projesinin Eş Başkanı’ ilan ettiğini de hatırlıyoruz. Daha birkaç hafta önce, damadının Erdoğan’ın eleştirdiği uçak gemisinin güvertesinde, havacı gözlükleriyle çektiği boy boy selfie’leri yandaş gazetelerde izledik. Bir taraftan, ‘ABD’nin orada ne işi var’ derken bir taraftan başka ülkelerin askerlerinin postallarının şehit kanlarıyla sulanmış aziz vatan topraklarının çiğnemesine izin veren bir tezkereyi Meclis’e gönderirseniz buna ‘Bu ne perhiz, bu ne lahana turşusu’ denir.</p>
<p><strong>&#8220;MİLLİYETÇİ OLDUĞUNU İDDİA EDEN TÜM PARTİLERİ, YABANCI ASKERLERİN TOPRAKLARIMIZA GİRMESİNE İZİN VEREN SÖZ KONUSU MADDE METİNDEN ÇIKMADIKÇA BU TEZKEREYE ‘HAYIR’ DEMEYE ÇAĞIRIYORUZ”</strong></p>
<p>‘Bu yabancı askerler, hangi ülkenin yabancı askeri’ diye sorulur. Yoksa bu topraklara sığınmacılardan sonra bir de Özgür Suriye Ordusu’nu mu davet edeceksiniz? Bundan tam 20 yıl önce, 1 Mart 2003’te, millet iradesinin tecelligahı TBMM, yine böyle bir tezkereye verdiği ‘hayır’ oylarıyla, emperyalizmin bölgedeki oyunlarına ‘dur’ demeyi bilmişti. O dönemde de Erdoğan’ın milletvekillerine, ‘Ya sürecin dışında kalıp seyirci olacaksınız ya da tarihin bizzat şekillenmesinde aktif rol oynayacaksınız’ diye yaptığı konuşmaları da gayet iyi hatırlıyoruz. Şimdi bir kere daha, milliyetçi olduğunu iddia eden tüm partileri ve vatan toprağını aziz bilen milletvekillerini, yabancı askerlerin topraklarımıza girmesine izin veren söz konusu madde metinden çıkmadıkça bu tezkereye ‘hayır’ demeye çağırıyoruz.</p>
<p><strong>“BÜTÇE 2 AY FAZLA VERDİKTEN SONRA YENİDEN AÇIK VERMEYE BAŞLADI”</strong></p>
<p>Savaşın insani tarafının yanında, kuşkusuz pek çok küresel etkisi de var. İsrail’de savaşın başlamasından bu yana, enerji fiyatları arttı. Mazota bu gece 2 lira 23 kuruşluk bir zam daha geliyor. İhracat pazarlarımız da savaştan olumsuz etkileniyor. Enerji fiyatlarının bir durgunluğu tetiklemesi durumunda bütçe açıklarının parasallaştırılmasıyla, faizler artarken para birimlerinin değer kaybetmesiyle 1976’da İngiltere’yi Uluslararası Para Fonu’nun (IMF) kapısına götüren senaryonun bu sefer birçok ülkeyi kapsayacak şekilde yaşanabileceği ihtimalinden bahsediliyor. Böyle bir ortamda, Türkiye’nin hazırlıklı olması gerekir. Ama hükümetin belli ezberleri tekrar etmekten başka bir şey yapmadığını görüyoruz. Bugün açıklanan rakamlara göre, bütçe 2 ay fazla verdikten sonra yeniden açık vermeye başladı. Türkiye ilk 9 ayda, bütçesinden 471 milyar lira faiz ödemiş. Önceki yılın aynı dönemine göre, faiz ödemeleri yüzde 127 artmış. Aynı dönemde, ‘Bizden bir kuruş çıkmayacak’ dedikleri döviz garantili projelere giden para da 42 milyar lira. Kur Korumalı Mevduat’a (KKM) giden parayı ise artık bütçede göremiyoruz ama Merkez Bankası analitik bilançosundaki ilgili kalemin artışından buraya akan paranın yüz milyarlarca liraya ulaştığı anlaşılıyor.</p>
<p><strong>“SARAY HÜKÜMETİNİN EYLÜL SONUNDA IMF İLE YAPTIĞI GÖRÜŞMENİN AYRINTILARINI, YİNE IMF’DEN YAPILAN AÇIKLAMAYLA ÖĞRENDİK”</strong></p>
<p>Bütçenin milletin değil; faiz lobilerinin, dolar baronlarının ve bir avuç yandaş müteahhidin bütçesi olduğu bir kere daha teyit ediliyor. Diğer taraftan, saray hükümetinin eylül sonunda IMF ile yaptığı görüşmenin ayrıntılarını, yine IMF’den yapılan açıklamayla öğrendik. Buna göre IMF, hükümetin seçimden bu yana uyguladığı politikaları, memnuniyetle karşılıyormuş. Vatandaşa vergi üstüne vergi bindirilmesini alkışlıyormuş. Hükümete, ‘Faizleri daha da artırmanız lazım’ diyerek de ev ödevi veriyor. Maaş ve ücret artışlarının Hazine ve Maliye Bakanı’nın ifade ettiği gibi hedeflenen enflasyona göre yapılmasını öneriyor. Geçtiğimiz hafta, Bakan Şimşek de bir televizyon programında, enflasyonun ücretlerdeki artış yüzünden arttığını açıkladı. Bunu önlemek için hedeflenen enflasyona göre ücret artışı yapacaklarını söyledi. Ama gelecek yılın enflasyonu konusunda, hükümet ile hükümete akıl veren IMF arasında bir anlaşmazlık olduğu ortaya çıkıyor.</p>
<p><strong>“HÜKÜMET, ENFLASYON HEDEFİNİ TUTTURAMAZSA TELAFİ ZAMMI YAPMAYIP ARADAKİ FARKI ÇALIŞANIN SIRTINA YIKMANIN PEŞİNDE”</strong><br />
Son açıklanan Orta Vadeli Program’da (OVP), hükümetin 2024 için enflasyon hedefi yüzde 33. IMF’nin ise aynı yıl için enflasyon tahmini, hükümetin tahminin neredeyse 1 buçuk katı; yüzde 46. Önümüzdeki yıl, enflasyon hükümetin hedeflediği gibi değil de IMF’nin tahmin ettiği gibi çıkarsa ne olacak? Hükümet, enflasyon hedefini tutturamazsa telafi zammı yapmayıp aradaki farkı çalışanın sırtına yıkmanın peşinde. Hedeflenen enflasyona göre ücret vermek bu. Tabii bunu yapabilmek için de sarayın vitrin kadrosu, seçimden sonra aynen 1994’te, dönemin hükümetinin yaptığı gibi, kamu toplu iş sözleşmelerine müdahale etmek niyetinde demek. Bu arada saray hükümetinin Çalışma Bakanı da gençlere, ‘Alın terinin karşılığını almaya çalışma. İşin büyüğü küçüğü olmaz. Çalışın en azından sigortanız olsun’ diye akıl veriyor. Bu ülkede çalışanların çoğunu, açlık sınırının altındaki<br />
asgari ücretle çalışmaya mahkum edeceksin. Yetmeyecek. Hâlâ onların elindekine, avucundakine göz dikeceksin. Sonra da ‘Daha da ucuza çalış’ diyeceksin.</p>
<p><strong>“UCUZA YAĞ ALMAK İÇİN SABAHTAN TARIM KREDİ MARKETLERİNİN ÖNÜNDE KUYRUK OLAN VATANDAŞLAR NE DİYOR DİYE BİR KULAK VERSİNLER”</strong></p>
<p>İstanbul Sanayi Odası’nın (İSO) son raporuna göre, en büyük 500 firmanın 2022 döneminde vergi öncesi net kârı yüzde 121 artmış. Diğer taraftan da öyle anlaşılıyor ki zincir marketlerin kârları da uçmuş. Hükümetin bir talimatıyla, yüzde 50’ye varan fiyat indirimi yapacaklarını açıkladıklarına göre bu iş böyle. Peki sormazlar mı, madem indirebiliyordunuz millete bugüne kadar neden pahalıya mal sattınız? Hadi şirketleri, marketleri anladık. Vatandaşa uygun fiyata ürün satma vaadiyle açılan Tarım Kredi Kooperatiflerine ne demeli? Onlar da yüzde 50’ye varan indirimler yapacakları müjdesini verdiler. Ama bu sabah, Tekirdağlı hemşehrilerim mağazanın önünde kuyruğa girdiler. İçeri girdiklerinde ‘yüzde 50’ye varan indirim’in olmadığını, yapılan indirimlerin birkaç lirada kaldığı ve son derece sınırlı ürünle yetinildiğini gördü. Dolayısıyla hükümetin bu sözü de yalan çıktı. Şimdi saraya soruyoruz: Ucuza yağ almak için sabahtan Tarım Kredi marketlerinin önünde kuyruk olan vatandaşlar ne diyor diye bir kulak vermiyorlar mı? Bir kulak versinler, öneririz.</p>
<p><strong>“İMF’NİN SÖZÜNDEN ÇIKMAYAN BU HÜKÜMET, KENDİ HATALARININ NEDEN OLDUĞU KRİZİN FATURASINI, DAR VE SABİT GELİRLİLERİN ÜSTÜNE YIKIYOR”</strong></p>
<p>Devletin ve ilgili kurumların rakamları, ülkemizde firmaların karları artarken çalışanlara yapılan ödemelerin emeğin milli gelirden aldığı payın düştüğünü gösteriyor. Bu grafikte, yukarıdaki çizgi personellerin üretim maliyetine oranı; bu da net kârların net satışlara oranı. Bu grafikte, tek kişilik vesayet rejiminde, pandemi döneminde bir azalma görülmekle birlikte, şirketlerin kârlılık oranlarının yıldan yıla arttığını; personel harcamalarına ayrılan payın ise düştüğünü görüyoruz. Bu tablo, hükümetin politika tercihleri sonucunda, ülkede çalışanların enflasyonun sorumlusu değil, mağduru olduğunu ortaya koyuyor. Kendisi itibarından tasarruf etmeyen ama çalışanlar, emekliler söz konusu olunca IMF’nin sözünden çıkmayan bu hükümet, kendi hatalarının neden olduğu krizin faturasını, dar ve sabit gelirlilerin üstüne yıkıyor. Bir hükümet, hem de kendi neden olduğu krizin yükünü adaletli dağıtmazsa, vatandaş alınan önlemlerin yükünün adil paylaşıldığına kanaat getirmezse bu politikaların vatandaşta hiçbir karşılığı olmaz. Vatandaşın da inanmadığı, güven duymadığı hiçbir program başarıya ulaşmaz.</p>
<p><strong>“‘RASYONELLEŞİYORUZ’ DESELER DE AYAR TUTMAZ OLDU. EKONOMİ YÖNETİMİ, ‘BUGÜN YAPTIKLARIMIZIN SONUÇLARINI ANCAK BİR YIL SONRA GÖRÜRÜZ’ HİKÂYELERİ ANLATIYORLAR”</strong></p>
<p>Ekonomi bilimine aykırı safsatalarla milletin ekmeğine kan doğrayan bu yönetim, bir yandan enflasyonu bile isteye azdırırken bir yandan enflasyonun oldukça altında kredi faizleriyle başta yandaşları olmak üzere şirketler kesimine büyük kaynaklar aktardı. Bunun yükünü de dar ve sabit gelirlilerin sırtına yükledi. Seçim bitti, tulumbada su da bitti. Kendi icat ettikleri Türkiye modeli çöktü, yeni vitrin tarafından ‘akıl dışı’ ilan edildi. ‘Rasyonel zemine döneceğiz’ der demez, temiz para yağacak zannettiler. Ama sarayın yaptıklarının akıllardan çıkmadığı görüldü. Tek kişilik vesayet rejiminin müellifi, sarayında otururken vitrine kimse kanmadı. Ekonominin zincirleri boşaldı. Artık ‘rasyonelleşiyoruz’ deseler de ayar tutmaz oldu. Şimdilerde ekonomi yönetimi, ‘Bugün yaptıklarımızın sonuçlarını ancak bir yıl sonra görürüz’ hikâyeleri anlatıyorlar. Merkez Bankası’nın Başkanı, masasında milyarlarca dolarlık yatırım dosyasını beklediğini söylüyor. Ama kamuoyuna yansıyan yatırımcı notları, yatırımcıların ülkeye gelmek için hâlâ çekingen olduklarını ortaya koyuyor. Bu arada Merkez Bankası Başkanı’nı da uyaralım: Bu yatırımları masasında bekletmesin. Zaten yatırımlara izin vermek, onun görevi değil. Bahsettiği dosyaları, Yatırım Ofisi’ne göndermezse görevi savsaklama suçuyla ihale kendi üstünde kalır, haberi olsun.</p>
<p><strong>“BECERİKSİZ HÜKÜMET, ‘PROGRAMIMIZA DESTEK VERİN’ DİYEREK DE MİLLETTEN HÂLÂ FEDAKARLIK BEKLİYOR”</strong></p>
<p>Milletin kazandığı para, pul oldukça artık insanlarımız, günlük ihtiyaçlarını bile borçla karşılayabiliyor. Geçen yıl bu zamanlar, 1 trilyon 314 milyar lira olan vatandaşların tüketici kredisi ve bireysel kredi kartı borcu, bugün 2 trilyon 405 milyar liraya yükselmiş, 1 buçuk kat. Ama Bakan Şimşek, borçlardaki bu rekor artışı enflasyona, hayat pahalılığına değil de büyümeye bağlıyor. Büyüyormuşuz, ondan borçlanıyormuşuz. Hep söylüyorum; bunlar gerçeklerden kopmuş, milleti unutmuş, vatandaşın halini görmüyor. Kredi faizleri enflasyonla yarışıyor. Okullarda çocuklarımızın beslenme çantaları dolmuyor. Okul kantinlerinde bir tost, bir ayran 40 lira olmuş. Saray, okul yemeğini kaldırarak tasarruf yapmaya kalkıyor. Pazardan insanlar iki lira ucuza alışveriş yapmak için, akşamın geç saatlerini bekliyor. Et ve Süt Kurumu’nda bir kilo kıymayı ucuza almak için insanlar saatlerce kuyruklarda bekliyor. Hükümet, kuyruklar görünmesin diye satış mağazalarının yerini değiştiriyor. Bu beceriksiz hükümet, ‘Programımıza destek verin’ diyerek de milletten hâlâ fedakarlık bekliyor.</p>
<p><strong>“15-29 YAŞ ARASINDA OLUP NE BİR İŞTE ÇALIŞAN NE DE OKUYAN EV GENÇLERİNİN ORANININ EN YÜKSEK OLDUĞU İKİNCİ ÜLKEYİZ”</strong></p>
<p>Milletimiz sadece enflasyonla değil; işsizlikle de boğuşuyor. Gerçek işsiz sayısı, ağustos ayında 117 bin kişi arttı, 9 milyona dayandı. Resmi işsizlik oranı, gerçek işsizlik oranının yarısından bile az. İstihdam yerinde sayıyor. İnsanlar iş aramaktan vazgeçtiği için işsizlik de düşmüş gibi görünüyor. TÜİK makyajlarına rağmen üyesi olduğumuz Ekonomik İşbirliği ve Kalkınma Teşkilatı’na göre, Türkiye üye ülkeler arasında çalışanların çalışabileceklere oranının en düşük olduğu ülke. En acısı da milli servetimiz olan gençlerin işsizliği. 15-29 yaş arasında olup ne bir işte çalışan ne de okuyan ev gençlerinin oranının en yüksek olduğu ikinci ülkeyiz. Eylül ayı itibarıyla 15-19 yaşları arasında 109 bin İŞKUR’a kayıtlı işsiz var. Sadece gençler değil, hükümetin hayat pahalılığına ezdirip çalışmak zorunda bıraktığı ardından da çalışan-çalışmayan diye böldüğü, ‘Maaş alana ikramiye yok’ diyerek tasarruf etmeye çalıştığı emekliler de ayın sonunu getirebilmek için iş arıyor. Bu yılın eylül ayı itibarıyla 60 yaş ve üzerinde on binlerce vatandaşımız, İŞKUR kapısında iş bekliyor.</p>
<p><strong>“BİR HÜKÜMETİN ÖNCELİĞİ, SIĞINMACILARA BAKTIĞI İÇİN DIŞARIDAN ALACAĞI EUROLAR, AFERİNLER OLMAMALI. KENDİ MİLLETİNİN HUZUR VE REFAHI OLMALI”</strong></p>
<p>Bu hükümet kendi vatandaşına, kendi gencine insanca yaşamasını sağlayacak bir iş sağlayamazken, emeklisine insanca yaşamasına yetecek bir aylık veremezken bu güzel ülkeyi Batı’nın sığınmacı üssüne çevirdi. Hudut namustur. Bu toprağın dağında, taşında böyle yazar. Sınırda tim komutanları, üst rütbedeki komutanlarına ‘Asil Türk milletinin namus ve şerefini, vatanın bölünmez bütünlüğünü, görev bölgemdeki hudut taşları arasını korumakla görevli birliğim, vatan ve millet uğruna seve seve can vermeye hazırdır komutanım’ diye, hudut yemini eder. Bu hükümet döneminde, sığınmacılar sınırlarımızı kevgire çevirdi. Meclis’in açıldığı gün, başkentte terör saldırısı yapan hain teröristlerin Suriye’den geldiği ortaya çıktı. Bir hükümetin önceliği, sığınmacılara baktığı için dışarıdan alacağı eurolar, aferinler olmamalı. Bir hükümetin önceliği, kendi milletinin huzur ve refahı olmalı.</p>
<p><strong>“ÜLKEMİZ İÇİN, ‘SIĞINMACILARA ALIŞMANIZ LAZIM’ DENEREK YAZILAN RAPORLARI, ASLA VE ASLA KABUL ETMİYORUZ”</strong></p>
<p>Dünya Bankası’nın son yayımladığı raporda, sığınmacılar nedeniyle Türkiye’de özellikle düşük nitelikli emekçilerin maaşlarının düştüğü anlatılıyor. Ve aynı raporda, şu harita paylaşılıyor: Yukarıda, 2013 yılında sığınmacıların ülkedeki dağılımı gözüküyor. Aşağıda da 5 yıl sonraki durum var. Renklerin koyulaşması sığınmacı oranının arttığı illeri gösteriyor. 2013-2018 arasındaki 5 yılda, sığınmacılar yurdu sarmış. Pek çok yerde sığınmacı oranı, ciddi seviyelere ulaşmış. Ama bugün durum, 2018’den de vahim. Rapor, Avrupa Birliği (AB) ile imzalanan geri kabul anlaşması sonrasında, Türkiye’nin sığınmacılar için bir transit ülke olmaktan çıktığını, bir hedef ülkeye dönüştüğünün altını çiziyor. Ardından da toplumun genelinin sığınmacılar konusunda bir ‘bakış açısı değişikliğine’ ihtiyacı olduğunu söylüyor. Biz ülkemiz için, ‘Bunlara alışmanız lazım’ denerek yazılan raporları, asla ve asla kabul etmiyoruz. Ülkemizin sessiz işgalinin belgesi olan Dünya Bankası’nın raporundaki bu haritayı ve geri kabul anlaşmasıyla ülkemizi Avrupa’nın sığınmacı gettosu haline getiren saray hükümetinin sorumsuzluğunu, bir kere daha milletimizin dikkatine sunuyoruz.</p>
<p><strong>“ÜLKEMİZDE, ADALET DİREĞİ SALLANIYOR. KURTLAR KOYUNU KAPMIŞ, ARALARINDA PAY EDERKEN HÜKÜMET KOLTUKLARINDA OTURANLAR DA ÇOBAN HİKÂYELERİ ANLATIYOR”</strong></p>
<p>Büyük Selçuklu Devleti’nin büyük veziri Nizamülmülk, Siyasetname’sinde, bir devletin güzel zamanlarının, ‘Adaletin hüküm sürdüğü zamanlar’ olduğunu söyler. ‘Adalet hakim olunca ihsan hakim olur, adaletin olduğu yerde civanmertlik vardır’ der. Yine Nizamülmülk’ün sözleriyle, ‘Devlet ancak adaletle baki kalır.’ Adaleti sağlayamayan, ‘Koyunu kurttan koruyamayan yönetici, çobanlık davası da güdemez’ der. Ama ülkemizde, adalet direği sallanıyor. Kurtlar koyunu kapmış, aralarında pay ederken hükümet koltuklarında oturanlar da çoban hikâyeleri anlatıyor. İstanbul başsavcısı, HSK’ya gönderdiği yazıyla adliyelerde dönen işleri anlatıyor. Yargı mensuplarının devletten alacağı varmış gibi rüşvet, iş takibi, aracılık çarklarına nasıl girdiğini dosya dosya sıralıyor. Yargı içinde oluşan çetecikleri tek tek ortaya koyuyor. Yarın, partimizin grup toplantısında, Genel Başkanımız bunları tek tek milletimizin dikkatine sunacak.</p>
<p><strong>“SARAYIN, ‘BANA LİYAKAT DEĞİL SADAKAT LAZIM’ STRATEJİSİ, BÜTÜN HIZIYLA DEVAM EDİYOR. DEVLETİN ORTAK OLDUĞU İLETİŞİM ŞİRKETİNDE, BİR AYDA ÜÇ GENEL MÜDÜR DEĞİŞİYOR”</strong><br />
Tüm bunların yanında sarayın, ‘bana liyakat değil sadakat lazım’ stratejisi, bütün hızıyla devam ediyor. Devletin ortak olduğu iletişim şirketinde, bir ayda üç genel müdür değişiyor. Hem BIST’e hem de yurt dışında borsaya kota olan ülkenin en önemli şirketlerinden birinin yönetimindeki bu ani değişikliklerin altında, saraydaki damat-evlat çekişmelerinin olduğu ortaya dökülüyor. Yine bu şirketin yönetim kurulunda, kimler var kimler&#8230; Sarayın başdanışmanı, yandaş iş adamı derneklerinin yöneticileri, eski bakan ve milletvekilleriyle şirket, sarayın tam bir arpalığı olmuş. Bütün bunlar, dışarıda ve içeride, yatırımcıların hükümete kalan son güvenin kırıntılarını da yok ediyor. Temiz para gelmiyor, aksine olan da kaçıyor. Vatandaş işsiz kalıyor. Hayat pahalılığıyla eziliyor.</p>
<p><strong>“HÜKÜMET, AKIL VE BİLİMLE YOLLARINI AYIRMIŞ, MİLLETE BİLE İSTEYE CEHENNEM AZABINI BU DÜNYADA YAŞATMIŞTIR”</strong></p>
<p>Cumhuriyetimizin 100’üncü yılına sayılı günler kaldı. Bu ülke, bu millet tüm zorlukları milli birlik ve beraberlikle aşmasını bilmiştir. Ama bu hükümet, siyasetini milleti bölüp birbirine düşman etmek üzerine kurmuştur. Büyük Önderimizin ifadesiyle milletimiz, ‘Servetin fert menfaatine değil, ulus menfaatine kullanılması esasıyla’, Kurtuluş Savaşı meydanlarındaki zaferin ardından, az zamanda çok ve büyük işler başarmıştır. Ama saray, ülkenin servetini kendisi, ailesi ve çevresindeki bir avuç şürekası için kullanmaktadır. Bu ülkenin kurucuları, devrin en kıymetli kadrolarını toplamış, ‘En kıymetli sermaye zeka, dikkat ve iffettir. Teknik ve metodik çalışmaktır. İnançla işe sarılınız, mutlaka başarırsınız’ diyerek bu ülkenin medeni alemde hak ettiği yeri almasını sağlamıştır. Ama bu hükümet, akıl ve bilimle yollarını ayırmış, millete bile isteye cehennem azabını bu dünyada yaşatmıştır.</p>
<p><strong>“KURULTAYIMIZDA, ATAMIZIN BİZE ÇİZDİĞİ; DEVRİMCİLİK, MEDENİYETÇİLİK VE TÜM KESİMLERİ KAPSAYAN BİR KALKINMA ÇİZGİSİNİ, DEĞİŞTİRMEDEN YÜRÜYECEĞİZ”</strong></p>
<p>Bu yıl hem cumhuriyetimizin hem de Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün ‘Cumhuriyetle beraber iki büyük eserimden biridir’ dediği CHP’nin 100’üncü yılını kutluyoruz. 100’üncü yılımızda yapacağımız kurultayımızda, Atamızın bize çizdiği; devrimcilik, medeniyetçilik ve tüm kesimleri kapsayan bir kalkınma çizgisini, değiştirmeden yürüyeceğiz. İkinci yüzyılımızda, çağın ve ülkemizin ihtiyaçlarına göre, ülkemizde ve partimizde; demokrasimizi, hakkı, hukuku tahkim edecek; milletin tamamını kucaklayan kalkınma politikalarımızla sürekli yenileneceğiz. Bu kurultay, ülkemizi ikinci yüzyılda yeniden lider ülke yapma, birliğimizi beraberliğimizi güçlendirme azmimizi taçlandıracak. Önümüzde bir seçim var. Bu seçim, belediye başkanlarının seçileceği bir seçim olmanın yanı sıra; milletimizin kendisini sahte videolarla aldatan, yalan vaatlerle kandıran, seçimden sonra vergiyle, zamla kendine zulmeden, ondan sonra da çıkıp yavuz hırsız ev sahibini bastırır misali muhalefeti iftirayla suçlayacak kadar şirazesi kaymış olan saraya ‘dur’ demesi için de fırsattır. CHP, önümüzdeki yerel seçimlerden 2019’dakinden çok daha büyük bir zaferle çıkacaktır.”</p>
<p>Öztrak, açıklamalarının ardından gazetecilerin sorularını yanıtladı. Kurultay süreci ile ilgili soru üzerine Öztrak, şunları söyledi:</p>
<p>“CHP’de genel başkan adayını da genel başkanı da parti değil, kurultay delegeleri belirler. Kapma, kaptırma, çalma, çırpma CHP’de olmaz. Bizde demokratik kurallar çerçevesinde yarış olur. Kapma, çalma, çırpma havuz medyasının desteklediği sarayda olur.”</p>
<p><strong>“HÜKÜMET EMEKLİYE 5 BİN LİRAYI VERMEDEN ÜCRETSİZ TAŞIMA İÇİN GEREKLİ DESTEĞİ VERMEYEREK KARŞILIĞINI DİĞER ELİYLE EMEKLİLERİN OTOBÜS PARASINDAN KESMENİN PEŞİNE DÜŞMÜŞ”</strong></p>
<p>Öztrak, “Tüm Özel Halk Otobüsleri Birliği, Türkiye genelinde; basın, emniyet mensupları, şehit aileleri ve gazi yakınları dışında; 65 yaş üstünün de olduğu 18 grubu, her ayın ilk 4 günü dışında ücretsiz taşımama kararı aldıklarını açıkladı. Gerekçe olarak artan maliyetleri gösterdiler. Sizin bu karara ilişkin bir değerlendirmeniz olacak mı” sorusuna şu yanıtı verdi:</p>
<p>“Bu tartışmayla ortaya çıkan hükümetin sinsi hesabına değinmek istiyorum. Açıklamayı yapan birlik başkanı, hükümetin bu ücretsiz taşımalar için verdiği desteğin ancak 2 günlük maliyetlerini karşıladığını, 2 gün de esnafın kendinden fedakârlık yapacağını söylüyor. Böylece 65 yaş üstü vatandaşlarımız halk otobüslerinden ayda sadece 4 gün ücretsiz taşımadan yararlanabilecek. Saray, bu ülkenin emeklilerine 5 bin lira veriyor, ağzına bir parmak çalıyor. Bunu da emeklileri bölerek yapıyor. Ama daha bu parayı vermeden ücretsiz taşıma için gerekli desteği vermeyerek karşılığını diğer eliyle emeklilerin otobüs parasından kesmenin peşine düşmüş. Böylece tasarruf ettiklerini zannediyorlar. Bu hükümetin yıllarca çalışıp bugün artık huzur ve refah içinde yaşamak isteyen, saygı bekleyen yaşlılarına karşı bu tavrını hiçbir şekilde kabul etmiyoruz.”</p>
<p><strong>Kılıçdaroğlu’nun dünkü açıklamalarının anımsatılması üzerine Öztrak şunları söyledi:  </strong></p>
<p>“Genel Başkanımızın kastettiği, parti disiplinidir. Kurultaydan sonra partide kaosa yol açabilecek açıklamalara izin verilmemesi hususunun partinin kurumsal yapısını korumaya dönük olduğu partililerimiz tarafından anlaşılmıştır. Diğer taraftan bunu en iyi bilmesi gereken de bir dönem CHP’de grup başkanlığı ve grup başkanvekilliği görevlerini, Sayın Genel Başkanımızla uyumlu bir şekilde yürüten Sayın Özel’dir. Disiplinin olmadığı hiçbir örgütün ayakta kalamayacağını en iyi Sayın Özel’in bilmesi gerekir.”</p>
<p><a href="https://www.haberduyur.com/siyasette-tezkere-polemigi-faik-oztrakdan-yabanci-asker-maddesi-elestirisi/">Siyasette tezkere polemiği, Faik Öztrak&#8217;dan &#8220;yabancı asker&#8221; maddesi eleştirisi</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.haberduyur.com">Flaş Haberler Son Dakika - Güncel Haberler - Haber Duyur</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.haberduyur.com/siyasette-tezkere-polemigi-faik-oztrakdan-yabanci-asker-maddesi-elestirisi/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>CHP Sözcüsü Faik Öztrak, NATO PA Ekonomi ve Güvenlik Komitesi Başkanı Seçildi</title>
		<link>https://www.haberduyur.com/chp-sozcusu-faik-oztrak-nato-pa-ekonomi-ve-guvenlik-komitesi-baskani-secildi/</link>
					<comments>https://www.haberduyur.com/chp-sozcusu-faik-oztrak-nato-pa-ekonomi-ve-guvenlik-komitesi-baskani-secildi/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[admin]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 10 Oct 2023 09:33:54 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Gündem]]></category>
		<category><![CDATA[Faik Öztrak]]></category>
		<category><![CDATA[Faik Öztrak haberleri]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.haberduyur.com/?p=27461</guid>

					<description><![CDATA[<p>CHP Sözcüsü Faik Öztrak, Danimarka&#8217;nın başkenti Kopenhag’da yapılan NATO Parlamenter Asamblesi&#8217;nin 69. Yıllık Toplantısı&#8217;nda sosyalist grubun adayı olarak girdiği seçimde oy birliğiyle Asamble&#8217;nin Ekonomi ve Güvenlik Komitesi başkanlığına seçildi. CHP Sözcüsü ve Tekirdağ Milletvekili Faik Öztrak, NATO Parlamenter Asamblesi&#8217;nin Ekonomi ve Güvenlik Komitesi başkanlığına oy birliğiyle seçildi. Parti&#8217;den yapılan açıklamada şunlar kaydedildi: &#8220;CHP Genel Başkan [&#8230;]</p>
<p><a href="https://www.haberduyur.com/chp-sozcusu-faik-oztrak-nato-pa-ekonomi-ve-guvenlik-komitesi-baskani-secildi/">CHP Sözcüsü Faik Öztrak, NATO PA Ekonomi ve Güvenlik Komitesi Başkanı Seçildi</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.haberduyur.com">Flaş Haberler Son Dakika - Güncel Haberler - Haber Duyur</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p align="left">CHP Sözcüsü Faik Öztrak, Danimarka&#8217;nın başkenti Kopenhag’da yapılan NATO Parlamenter Asamblesi&#8217;nin 69. Yıllık Toplantısı&#8217;nda sosyalist grubun adayı olarak girdiği seçimde oy birliğiyle Asamble&#8217;nin Ekonomi ve Güvenlik Komitesi başkanlığına seçildi.</p>
<p>CHP Sözcüsü ve Tekirdağ Milletvekili Faik Öztrak, NATO Parlamenter Asamblesi&#8217;nin Ekonomi ve Güvenlik Komitesi başkanlığına oy birliğiyle seçildi. Parti&#8217;den yapılan açıklamada şunlar kaydedildi:</p>
<p>&#8220;CHP Genel Başkan Yardımcısı ve Parti Sözcüsü Tekirdağ Milletvekili Faik Öztrak, Danimarka’nın başkenti Kopenhag’da yapılan NATO Parlamenter Asamblesi’nin (NATO-PA) 69. Yıllık Toplantısı&#8217;nda, sosyalist grubun adayı olarak girdiği seçimde Asamble’nin Ekonomi ve Güvenlik Komitesi’nin başkanlığına seçildi.</p>
<p>Dünyada parlamentolar arası diplomasinin en önemli zeminlerinden biri olan NATO Parlamenter Asamblesi, NATO’ya üye ülkelerin parlamentolarından gelen temsilcilerden oluşuyor. Asamble’de NATO’ya üye ülkelerden gelen parlamenterlerin yanında, ortak üye statüsündeki ülkeler, bölgesel partnerler ve gözlemci statüsündeki ülkeler de temsil ediliyor. NATO-PA, küresel politik ve ekonomik iklimin hızla değiştiği, güvenlik endişelerinin arttığı bir dönemde, sıkıntıların aşılmasında, parlamentolar arasında ortak düşünce ve tutum oluşturarak önemli bir işlev görüyor.</p>
<p>Asamble, bir taraftan NATO üyesi ülkelerin ortak değerleri olan bireysel özgürlüklerin, demokrasinin, insan haklarının ve hukukun üstünlüğünün güçlendirilmesine katkı sağlarken, bir taraftan da hazırladığı raporlarla üye ülkelerin hükümetlerine parlamentoları aracılığıyla politika tavsiyeleri sunuyor. Öztrak’ın başkanlığına seçildiği Ekonomi ve Güvenlik Komitesi, Asamble’nin beş ana komitesinden biri. Öztrak daha önce 2014 yılında da bu göreve seçilmiş ve iki yıl boyunca görevde kalmıştı.&#8221;</p>
<p><a href="https://www.haberduyur.com/chp-sozcusu-faik-oztrak-nato-pa-ekonomi-ve-guvenlik-komitesi-baskani-secildi/">CHP Sözcüsü Faik Öztrak, NATO PA Ekonomi ve Güvenlik Komitesi Başkanı Seçildi</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.haberduyur.com">Flaş Haberler Son Dakika - Güncel Haberler - Haber Duyur</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.haberduyur.com/chp-sozcusu-faik-oztrak-nato-pa-ekonomi-ve-guvenlik-komitesi-baskani-secildi/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>CHP Sözcüsü Faik Öztrak: &#8220;Herkes biliyor, bizdeki enflasyon dünyadan falan değil, tamamı Erdoğan’dan. Erdoğan’ın, ev yapımı krizi yüzünden.&#8221;</title>
		<link>https://www.haberduyur.com/chp-sozcusu-faik-oztrak-herkes-biliyor-bizdeki-enflasyon-dunyadan-falan-degil-tamami-erdogandan-erdoganin-ev-yapimi-krizi-yuzunden/</link>
					<comments>https://www.haberduyur.com/chp-sozcusu-faik-oztrak-herkes-biliyor-bizdeki-enflasyon-dunyadan-falan-degil-tamami-erdogandan-erdoganin-ev-yapimi-krizi-yuzunden/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[admin]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 25 Sep 2023 20:11:01 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Gündem]]></category>
		<category><![CDATA[Faik Öztrak]]></category>
		<category><![CDATA[Faik Öztrak haberleri]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.haberduyur.com/?p=26926</guid>

					<description><![CDATA[<p>CHP Sözcüsü Faik Öztrak, “Herkes biliyor, bizdeki enflasyon dünyadan falan değil, tamamı Erdoğan’dan. Erdoğan’ın, ev yapımı krizi yüzünden. Şimdi Erdoğan ABD’de yeni vitriniyle birlikte, 2024’ün ilk çeyreğinde enflasyonu düşüreceklerini anlatıyor. Beyefendi, 2023’ü gözden çıkarmış, önümüzdeki yıla randevu veriyor. Arkadaşlarının başarılı olacaklarını söyleyerek sorumluluğu onlara yıkıyor, yeni çarklara ve kaçışlara zemin hazırlıyor. Saray ve şürekası ekonominin [&#8230;]</p>
<p><a href="https://www.haberduyur.com/chp-sozcusu-faik-oztrak-herkes-biliyor-bizdeki-enflasyon-dunyadan-falan-degil-tamami-erdogandan-erdoganin-ev-yapimi-krizi-yuzunden/">CHP Sözcüsü Faik Öztrak: &#8220;Herkes biliyor, bizdeki enflasyon dünyadan falan değil, tamamı Erdoğan’dan. Erdoğan’ın, ev yapımı krizi yüzünden.&#8221;</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.haberduyur.com">Flaş Haberler Son Dakika - Güncel Haberler - Haber Duyur</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>CHP Sözcüsü Faik Öztrak, “Herkes biliyor, bizdeki enflasyon dünyadan falan değil, tamamı Erdoğan’dan. Erdoğan’ın, ev yapımı krizi yüzünden. Şimdi Erdoğan ABD’de yeni vitriniyle birlikte, 2024’ün ilk çeyreğinde enflasyonu düşüreceklerini anlatıyor. Beyefendi, 2023’ü gözden çıkarmış, önümüzdeki yıla randevu veriyor. Arkadaşlarının başarılı olacaklarını söyleyerek sorumluluğu onlara yıkıyor, yeni çarklara ve kaçışlara zemin hazırlıyor. Saray ve şürekası ekonominin ayarlarıyla öyle bir oynadılar ki artık ekonomi ayar tutmuyor. Faizlerin seçimden sonra dörde katlanmasına, Merkez Bankası’nın arka kapısından döviz satışının sürmesine rağmen paramız pul olmaya, enflasyon azmaya devam ediyor” dedi.</p>
<p>CHP Sözcüsü Faik Öztrak, MYK toplantısının ardından parti genel merkezinde basın toplantısı düzenledi. Öztrak, şunları söyledi:</p>
<p><strong>“FİLENİN SULTANLARI&#8217;NIN, OLİMPİYATLARDA GÖĞSÜMÜZÜ KABARTACAKLARINA YÜREKTEN İNANIYORUZ”</strong></p>
<p>“Sözlerime, Japonya’da ev sahibi takımı yenerek 2024 Paris Olimpiyatları&#8217;na katılmaya hak kazanan A Milli Kadın Voleybol Takımımızı kutlayarak başlamak istiyorum. Filenin Sultanları’nın olimpiyatlarda da ülke olarak göğsümüzü kabartacaklarına, yeni başarılara imza atacaklarına yürekten inanıyoruz. Yine Sırbistan’da düzenlenen 2023 Dünya Güreş Şampiyonası’nda sporcularımız, aldıkları madalyalarla bizleri gururlandırdı. Her birini ayrı ayrı kutluyoruz.</p>
<p><strong>“AZERBAYCAN’IN KARABAĞ’DA DÜZENLEDİĞİ TERÖRLE MÜCADELE OPERASYONUNUN BÖLGE BARIŞINA KATKI SAĞLAYACAĞINA İNANIYORUZ”</strong></p>
<p>Bugün MYK’mızın gündeminde, son iki yıldır hükümetin faiz konusunda bel kıran dönüşlerinin ekonomiye etkisi, milletimizi ezen enflasyon ve işsizlik, hayat pahalılığı ve açlık, hükümetin sürekli oyalayıp enflasyon canavarına yem ettiği emeklilerimiz, borcu borçla çevirerek günü kurtarmaya çalışan vatandaşlarımızın kredi ve kredi kartı faizlerinin artmasıyla yaşadığı sıkıntılar, ülkemizin sessiz istilası anlamına gelen sığınmacı meselesi, hükümetin ülkeyi yönetememesinin sebep olduğu çürüme vardı.</p>
<p>MYK toplantımızda ayrıca, Karabağ’daki gelişmeleri de dikkatle değerlendirdik. Türkiye ve Azerbaycan aynı anda çarpan tek yürektir. Uluslararası hukuka göre, Karabağ’da Azerbaycan egemenliği meşrudur. Azerbaycan’ın bu süreçte, sivillere zarar gelmemesi için gösterdiği özen ve barışı tesis etmeye yönelik söylemleri takdire şayandır. Azerbaycan’ın Karabağ’da düzenlediği terörle mücadele operasyonunun bölge barışına katkı sağlayacağına inanıyoruz. Bu mücadelede şehit olanlara Allah&#8217;tan rahmet diliyoruz.</p>
<p><strong>“MAYIS AYINDAKİ SEÇİMLERİN ARDINDAN ‘ÇAKMA EKONOMİST’ ÇARK ETTİ&#8221;</strong></p>
<p>Siyasetçiler, yöneticiler hep birkaç adım sonrasını düşünmek zorundadır. Vatandaştan yetki alanların, insanların umutlu, mutlu, huzur içinde yaşadığı bir ülke için en iyisini yapma mecburiyeti vardır. Hiçbir millet umutsuzluk içinde yaşayamaz. Umutsuzluk toplumları çürütür. Yönetenler, günü birlik politikalarla, hamaset dolu sözlerle yarının sorumluluğundan kaçamazlar. Ülkemiz maalesef tam da böyle bir anlayışın elinde yönetilmiyor, çürüyor. Erdoğan’ın burnunun dikine giderek ilk faiz indirimini yapmasının üzerinden tam 2 yıl geçti. Mayıs ayındaki seçimlerin ardından ‘çakma ekonomist’ çark etti. Hem de ne çark! Ekonomiyi, daha önce dolandırıcı ilan ettiği bakanla, ABD’den ithal ettiği Merkez Bankası başkanına bıraktı. Onların da ilk işi, Erdoğan’ın izlediği politikaları irrasyonel ilan etmek oldu. Seçimden önce yüzde 8 buçuk olan politika faizini, 3 ayda dörde katladılar. Erdoğan’ın faiz macerası, arkasında devasa bir enkaz bıraktı.</p>
<p><strong>“ERDOĞAN, ABD’DE TÜRKİYE’NİN NEDEN ENFLASYONUN ŞAMPİYONLAR LİGİNDE, DÜNYADA İLK BEŞ ÜLKEDEN BİRİ OLDUĞUNU ANLATMADI”</strong></p>
<p>Daha üç yıl önce yüzde 19 olan politika faizi, şimdi yüzde 30.8 lira 65 kuruş olan bir doların değeri şimdi 27 lira 20 kuruş. Yüzde 19 olan enflasyon, şu anda yüzde 50. Dahası, Erdoğan’ın seçim öncesinde, ‘Yıl sonunda yüzde 20’ler seviyesinde olacak’ dediği, millete söz verdiği enflasyonun yıl sonunda yüzde 65 olacağını da OVP’de kabul etti. Ancak bu tablonun müsebbibi Erdoğan, ABD’de yine sorumluluktan kaçmaya başladı. Enflasyonun ‘dünyanın sorunu’ olduğunu anlattı, tabii Türkiye’nin neden enflasyonun şampiyonlar liginde, dünyada ilk beş ülkeden biri olduğunu anlatmadı. Bizdeki aylık enflasyonun neden dünyadaki 140 ülkenin yıllık enflasyonundan daha fazla olduğunu, bunun kimin eseri olduğunu da açıklamadı. Dünyada gıda fiyatları düşerken bizde neden sürekli arttığından, gıda enflasyonunda neden dünya dördüncüsü olduğumuzdan, ülkemizde yaşanan çocuk açlığından hiç söz etmedi. Kendi politik hataları nedeniyle Türkiye’nin nasıl Dünya Sefalet Endeksi’nde, ilk 40’a giren tek OECD üyesi ülke haline geldiğini, ülkeyi Sefalet Endeksi’nde Sudan ile Surinam arasına nasıl sıkıştırdığını da anlatmadı. Bu verimli topraklarda, bu genç nüfusumuzla G20 ülkeleri arasında Arjantin’le birlikte, neden Sefalet Şampiyonu olduğumuzdan ise hiç söz etmedi.</p>
<p><strong>“HERKES BİLİYOR, BİZDEKİ ENFLASYON DÜNYADAN FALAN DEĞİL, TAMAMI ERDOĞAN’DAN. ERDOĞAN’IN, EV YAPIMI KRİZİ YÜZÜNDEN”</strong></p>
<p>Herkes biliyor, bizdeki enflasyon dünyadan falan değil, tamamı Erdoğan’dan. Erdoğan’ın, ev yapımı krizi yüzünden. Şimdi Erdoğan, ABD’de yeni vitriniyle birlikte, 2024’ün ilk çeyreğinde enflasyonu düşüreceklerini anlatıyor. Beyefendi, 2023’ü gözden çıkarmış, önümüzdeki yıla randevu veriyor. Arkadaşlarının başarılı olacaklarını söyleyerek sorumluluğu onlara yıkıyor, yeni çarklara ve kaçışlara zemin hazırlıyor. Saray ve şürekası ekonominin ayarlarıyla öyle bir oynadılar ki artık ekonomi ayar tutmuyor. Faizlerin seçimden sonra dörde katlanmasına, Merkez Bankası’nın arka kapısından döviz satışının sürmesine rağmen paramız pul olmaya, enflasyon azmaya devam ediyor. Merkez Bankası, hafta içinde politika faizini yüzde 25’ten yüzde 30’a yükseltti. Böylece seçimlerden sonra politika faizi, toplam 21 buçuk puan birden arttı. Merkez Bankası’nın kısa vadeli faiz haddinin yüzde 30’lara çıktığını, en son 2003 yılının Ekim ayında, yani tam 20 yıl önce görmüştük. Merkez Bankası’nın piyasaya borç verme faizi yüzde 31 iken İstanbul Ticaret Odası’nın (İTO) enflasyonu yüzde 20,3 idi. Dolar kuru da o gün 1 lira 40 kuruştu. Bugün, MB’nin politika faizi yine yüzde 30 ama gerçekleşen İTO enflasyonu yüzde 74, 1 dolar da 27 lira 20 kuruş. Bu, işlerin nasıl raydan çıktığını açık seçik ortaya koyuyor.</p>
<p><strong>“TARİHİMİZDE İLK KEZ DEVLETİN İÇ BORCU İÇİN İLERİDE ÖDEYECEĞİ FAİZ, BORCUN ANAPARASINI AŞTI”</strong></p>
<p>Bu kadar faiz artırıyorlar, dolar da enflasyon da artık tınmıyor. Bunun sarayın güven vermeyen siyasetinden kaynaklandığının tüm dünya farkında. Erdoğan, daha mayıs ayındaki seçimden hemen önce, ‘Bu kardeşiniz iktidarda olduğu sürece, faiz yükselemez, faiz devamlı düşecektir. Göreceksiniz, enflasyon da faizle beraber düşecek’ diyordu. Sonuç, tam tersi oldu. Faiz de enflasyon da uçtu. Tarihimizde ilk kez devletin iç borcu için ileride ödeyeceği faiz, borcun anaparasını aştı. Bütçenin faiz giderleri şaha kalktı. 1975-2002 döneminde bütçeden her gün yapılan faiz ödemesi, yaklaşık 24 buçuk milyon dolardı. 2003-2023 döneminde söz konusu ödeme, 73 milyon dolara çıktı. Cumhurbaşkanının imzasıyla yayınlanan Orta Vadeli Program’a (OVP) göre ise 2024-2026 döneminde, devletin bütçesinden her gün yapılacak faiz ödemesi, yaklaşık 113 milyon dolar olacak. Milletin bankalara olan borcunun artan faiz yükü yetmedi, bir de bütçenin faiz yükünü taşıtacaklar. Bunu ödemek için milletimiz önümüzdeki üç yılda daha çok çalışacak, daha çok vergi ödeyecek. Atalarımız ne güzel söylemiş: ‘Hilekârdan yumurta alan, içinde sarısını bulamaz.’</p>
<p><strong>“ULUSLARARASI PARA FONU BİLE KONUT VE GIDA HARCAMALARININ DAR VE SABİT GELİRLE ÇALIŞANLARIN BOĞAZINI NASIL SIKTIĞINI ANLATIYOR”</strong></p>
<p>Milletin gelirini enflasyonla pul eden hükümet, şimdi milletin kredilerini kesme, kredi kartlarına sınır getirme hazırlığında. Diğer taraftan son faiz kararından sonra, ihtiyaç kredilerinin faizleri yüzde 60’a dayanmış vaziyette. Kredi kartı gecikme faizleri aldı başını gitmiş durumda. Borcu borçla çeviren vatandaşlarımız için, maliyetlerin giderek artacağı, ödemelerin çok zorlaşacağı bir dönem başlıyor. Nitekim ilk 9 ayda icra dairelerine gelen yeni dosya sayısı, geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 60’a yakın artmış, 10 milyonun üzerine çıkmış. İlk 8 ayda, 95 bin çeke karşılıksız işlemi yapılmış. Karşılıksız çek tutarı yüzde 163 artışla, 31,4 milyar liraya yükselmiş. Uluslararası Para Fonu bile, Türkiye ile ilgili son 4. Madde raporunda, yüksek enflasyonla artan konut ve gıda harcamalarının dar ve sabit gelirle çalışanların boğazını nasıl sıktığını anlatıyor.</p>
<p><strong>“SARAY, ŞÜREKASI, BU LEŞ KOKULU ORTAMDA SEMİRİRKEN MİLLETİMİZ HER GEÇEN GÜN DAHA FAZLA EZİLİYOR”</strong></p>
<p>Ülkede çalışanların yarısından fazlası, açlık sınırının altındaki asgari ücret ya da civarında bir ücrete talim ediyor. Çalışmayan aç, çalışan da aç. Millet sadece yoklukla değil, açlıkla da sınanıyor. Diğer taraftan, elinde biraz parası olan da eriyip gitmesin diye borsaya yöneliyor. Olmayacak hisseler, olmayacak fiyatlara çıkıyor. Hükümetin kerameti kendinden menkul sözde alimleri de ‘Borsaya yatırım yapın’ fetvaları veriyor. Yarın öbür gün, buraya para yatıranların Dimyat’a pirince giderken evdeki bulgurdan olmaları, bir kere daha piyasanın köpekbalıklarına yem olmaları eğer tedbir alınmazsa kaçınılmaz. Parası olan vatandaşlar da paralarını hızla yurt dışına kaçırıyor. Son üç yılda vatandaşların yurt dışı portföy yatırımları, 4 katına çıkmış. Değerli hocamız Korkut Boratav’ın ifade ettiği gibi, ekonomide çökmeden çok daha tehlikeli bir süreci yaşıyoruz. Ekonomi ve devlet yönetimi çürüyerek dağılıyor. Sadece çökme olsa, çöken kaldırılır. Ama bu çürüme öylesine sinsi ki burunlar bu kokuya yavaş yavaş alıştırılıyor. İnsanlar yaşanan felaketi giderek kanıksamaya başlıyor. Saray, şürekası ve ekonominin parazitleri, bu leş kokulu ortamda semirirken milletimiz her geçen gün daha fazla eziliyor.</p>
<p><strong>“BAKAN BEY, ÖĞRENCİLERİN AÇLIĞIYLA UĞRAŞACAĞINA ÖĞRETMENLERE ÖNLÜK GİYDİRMENİN PEŞİNDE”</strong></p>
<p>Bu çürüyen yönetimin emekliye ettiğini, akrep etmez. Emekliyi haziranda mağdur ettiler, maaş artışı vermediler. Sonra tepki görünce ekimde emekli aylığına düzeltme diye bir fısıltıyı, emeklilerin kulağına üflediler. Ama Erdoğan, ABD dönüşü ‘Ölen ölsün, kalan sağlar bizimdir’ dedi. Emekliye kapıları önümüzdeki senenin başına kadar kapadı. Şimdi bakanları ve partisi lafı çevirmek için kıvranıp duruyorlar. Biri çıkıyor, ‘Bütçenin durumu malum, idare etmek lazım’ diyor; öbürü, ‘Zam olmasa da bir ikramiye olabilir’ diyor. Cumhurbaşkanı yardımcısı da ‘Yıl sonuna kadar inşallah düzenleme yapacağız’ diyor. Badel harabül Basra, Basra harap olduktan sonra…</p>
<p>Bu çürüyen rejimde, çocuklar okula aç gidip aç geliyor. Bu ülkenin vatandaşları, hep bir ağızdan çocuklara her gün okulda bir öğün ücretsiz yemek isterken hükümet, olan sınırlı yemeği de kaldırıyor. Bakan Bey, öğrencilerin açlığıyla uğraşacağına, Atatürk’e hakaret eden öğrenciler yetiştiren bu çarpık eğitim sistemini düzeltmek için kafa yoracağına, özel okullarda asgari ücret altında çalıştırılan öğretmenlerimizin derdine derman bulacağına, öğretmenlere önlük giydirmenin peşinde.</p>
<p><strong>“SEÇİMDEN ÖNCE ÜLKENİN DÖRT YANINDAN PETROL FIŞKIRIYORDU. ŞİMDİ, MAZOT DA BENZİN DE 40 LİRAYI BULDU”</strong></p>
<p>Dünyada tarımın başladığı, bastonu diksen yeşerten bu bereketli topraklarda, yoksulluğu geçtik açlığı konuşuyoruz. Erzurum’da piyasanın az altında fiyata 1 kilo et alabilmek için insanlar, sabahın 6’sında kuyruğa giriyor. Kimi görüntü alan basın mensuplarından utanıyor, kimi ‘Çek kardeşim, yönetenler halimizi görsün’ diyor. Kuyruktaki bir vatandaş, ‘Bizi bu hale koyanların vicdanları rahat mı’ diye soruyor. Bir başkası da araya girerek ‘Suç bizde. Her defasında bunlara oy veriyoruz’ diye hayıflanıyor. Ekim ayında, elektriğe yüzde 30 civarında zam haberleri geliyor. Seçimden önce ülkenin dört yanından petrol fışkırıyordu. Hatta öyle bir petrol bulunuyordu ki çıktığı gibi traktörüne koy, çalıştır diye hikayeler anlatılıyordu. Şimdi, mazot da benzin de 40 lirayı buldu. 200 liralık yakıt alsan, ibre kırmızıdan yukarı çıkmıyor ama Erdoğan, dışarıda gazetecilere İstanbul’da enerji hub’ı kurmaktan bahsediyor.</p>
<p><strong>“ERDOĞAN’IN AKLINDA VARSA YOKSA LGBT RENKLERİ VAR. ONA HER ŞEY LGBT RENKLERİNİ HATIRLATIYOR”</strong></p>
<p>Biz, ‘Zamlar zam olmaktan çıktı, zulme döndü’ demiştik. Artık en yakınlarındaki ortakları bile, ‘Bu enflasyon, bu pahalılık azap değil de nedir’ diye soruyor. Ama hükümet, hiç oralı değil, Erdoğan’ın aklında varsa yoksa LGBT renkleri var. Ona her şey LGBT renklerini hatırlatıyor. En son yandaş basına Birleşmiş Milletler (BM) duvarlarında LGBT renklerini gördüğünü anlatıyor. Buradaki liderlerden bir tanesi LGBT’ci diye dedikodu yapıyor. Bunun üzerinden aile, ahlak dersleri anlatıyor. Ya gerçekten kendi de şürekası da dünyadan habersiz ya da bilerek BM’nin ‘Sürdürülebilir Kalkınma’ hedeflerini anlatan boyalı merdivenlerine, salon süslemelerine LGBT renkleri diyor. Arkasına da seçim taktiği olarak kullanacağı belli olan anayasa değişikliği önerisini ekliyor. Buradan TÜİK yetkililerini de uyaralım: İnternet sitenizden Sürdürülebilir Kalkınma Hedefleri sayfasını kaldırmazsanız sizin de Erdoğan’ın hışmına uğramanız yakındır. Erdoğan, kalkınmadan bihaber ama milleti bölmekten, içinden düşman çıkartmaktan bir türlü vazgeçmiyor. Erdoğan, gerçekten aile yapısını önemsiyorsa ülkede aileleri asıl dağıtanın, boşanmaları artıranın, ahlakı bozanın kendi eseri olan enflasyon, hayat pahalılığı, geçim derdi olduğunu kabul etmelidir. Geçen yıl bu ülkede, 181 bin çift boşanmış, boşanmalar hızla artıyor. Erdoğan, önce ekonomiye bunlara bir çözüm aramalıdır. Milleti bölmek için yalana, dolana; gözünü boyamak için anayasa değiştirmeye sarılacağına asıl bulabiliyorsa bu çürümüşlüğe çare bulmalıdır.</p>
<p><strong>“SAYIŞTAY’IN HER TARAFI BUDANMIŞ RAPORLARIYLA BİLE, DEVLET YÖNETİMİNDE NASIL BİR ÇÜRÜMENİN YAŞANDIĞI ORTADA”</strong></p>
<p>Bu çürüyen rejimde, devlet yönetimi ve kurumlar da büyük bir hızla çürüyor. Sayıştay’ın her tarafı budanmış, sansüre uğramış raporlarıyla bile devlet yönetiminde nasıl bir çürümenin yaşandığı ortada. Kurumlar Sayıştay’a bilgi vermiyor, veren de yarım yamalak veriyor, gelir tahmini yapıyorlar, gerçekleşme tahminden yüzde 25 bin 316 oranında sapıyor. Bu tahmin değil, tamamen atmasyon. Millete sabır telkin eden ama itibardan hiç tasarruf etmeyen sarayın yıllık harcamaları, yapılan revizyonlarla 6 milyar liraya dayanıyor. Gençlik ve Spor Bakanlığı’nın milyonlarca lira yardım ettiği dernekte antrenör var, sporcu yok. İhaleler bölüne bölüne yasal sınırın altına düşülüyor, ihaleyle alınması gereken mal ve hizmetler, doğrudan temine dönüştürülüyor. İstisna maddesine uymadığı halde pek çok ihale, istisna maddesi kullanılarak yapılıyor.</p>
<p><strong>“ERDOĞAN, YURT DIŞINDAKİ ORTAKLARINA ‘5 MİLYON MÜLTECİYE EV SAHİPLİĞİ YAPMAYA DEVAM EDECEĞİZ’ DİYOR. BİR DE BİZİ ŞİKAYET EDİYOR”</strong></p>
<p>Hükümete, ‘Dövizle borçlanmayın, döviz borçlarını Türk Lirası’na çevirin’ dedik, durduk. Biz bunları söylerken ‘Tek kuruş vermiyoruz’ dedikleri döviz garantili Kamu-Özel İşbirliği projelerine, Sayıştay raporlarına göre, milletin bütçesinden milyarlarca lira aktarmışlar. Şehir hastanelerine ödenen garantilerin hesabı ise belli değil. Hazine garantili borçlar, tek bir yılda kur farkından dolayı 123 milyar lira artmış. Yetmez, Hazine’nin borç yükü seçimden bu yana 1 trilyon 287 milyar lira artarken bu artışın 963 milyar lirası, yani yüzde 75’i döviz cinsi borçların TL karşılığındaki artıştan gelmiş. Bu çürüyen rejimde, bir taraftan milletimiz hızla kutuplaştırılırken cumhuriyetimizin üstüne inşa edildiği milletin birliği ve dirliği giderek yok oluyor. Yeni yeni millet tanımları ortalarda dolaşıyor. İtalyan Başbakanı, ‘Ülkemi Avrupa’nın sığınmacı üssü yaptırmam’ derken; Ürdün Kralı, ‘Daha fazla sığınmacıya ev sahipliği yapacak gücümüz ve kaynağımız yok. Suriyeliler geleceklerini misafir oldukları ülkelerde değil, kendi vatanlarında aramalıdır’ diyerek ülkesinden yana tavrını net şekilde ortaya koyuyor. Ama Erdoğan, yurt dışındaki ortaklarına ‘5 milyon mülteciye ev sahipliği yapmaya devam edeceğiz’ diyor. Bir de bizi şikâyet ediyor. Tepkiler çığ gibi büyüyünce bu kez, partisinin Grup Başkanvekili yurt içinde, ‘Reis öyle demek istemedi’ diye top çevirmeye kalkıyor. Erdoğan’ın sözleri de misyonu da gayet açıktır.</p>
<p><strong>“KENDİ İTHAL BİR MİLLET YARATMAK İSTEYENLER, DÜN OLDUĞU GİBİ BUGÜN DE HEZİMETE UĞRAYACAK, BU GİRİŞİMLERİ TARİHİN TOZLU RAFLARI ARASINDA YERLERİNİ ALACAKTIR”</strong></p>
<p>Herkese Sorosçu diye saldıran BOP Eşbaşkanı, Soros bundan 8 yıl önce bu sığınmacılarla ilgili ne dediyse onu aynen tatbik etmektedir. Soros, sığınmacıların Türkiye’de durmasının daha ucuz ve daha verimli olduğunu söylüyor, Avrupa ve Türkiye arasında yapılacak bir anlaşmanın temel hedefinin bu olması gerektiğini anlatmıştır. Sarayda oturan Büyük Ortadoğu Projesinin eş başkanı da AB ile Geri Kabul Anlaşması tereddütsüz imzalamıştır. Üç para-beş kuruş karşılığında, Türkiye’yi AB üyesi yapmaktan vazgeçmiştir. Şimdi saray ve şürekası, bir taraftan milletin çeşitliliği laflarını ortaya atmaktadır; diğer taraftan da yandaş gazetecilere, sığınmacıları bağrımıza nasıl basmamız gerektiğini anlatan videolar çektirmektedir. Bu izan fukaraları da ‘Sığınmacılarla tek milletiz’ demeye kadar işi götürmektedirler. Büyük devlet adamı önderimiz Atatürk’ün ifadesiyle, ‘Millî benliğini bilmeyen milletler, başka milletlere yem olurlar.’ Kendi aklınca ithal bir millet yaratmak isteyenler, kürekleri tarihimizin akışının tersine çekmeye çalışan emperyalizmin projelerinin maşaları, dün olduğu gibi bugün de hezimete uğrayacak, bu girişimleri tarihin tozlu rafları arasında yerlerini alacaktır. Biz, canımız ve kanımız pahasına aldığımız Anadolu ve Rumeli topraklarının kirli hibrit savaş oyunlarıyla emperyal heveslere peşkeş çekilmesine dün izin vermedik, bugün de izin vermeyiz.</p>
<p><strong>“HATAY’IN SEÇİLMİŞ MİLLETVEKİLİ, GERÇEKLERİ YAZAN GAZETECİLER İÇERİDE TUTULURKEN YASA DIŞI BAHİS BARONLARININ MAHKEMELERCE SERBEST BIRAKILMASI İÇİN OYUN ÜSTÜNE OYUN OYNANIYOR”</strong></p>
<p>Bu çürüyen rejimde, kurumların, kavramların, düşüncelerin yanında belki de en çok devletin temel direği olan adalet çürüyor. Ülke vahşi batıya döndü. Her gün ülkenin bir köşesinden çatışma haberi geliyor. Hatay’ın seçilmiş milletvekili, gerçekleri yazan gazeteciler içeride, yasa dışı bahis baronlarının mahkemelerce serbest bırakılması için oyun üstüne oyun oynanıyor. Azerbaycan’ın mafyasını Antalya’da vuruyorlar, yeğenine İstanbul’da ateş açıyorlar, arabalarda tam otomatik suikast silahları bulunuyor. Gürcü mafyası Trabzon’da, İsveç mafyası İstanbul’da çatışıyor. İsveç basınının yaptığı, ‘Kara Mamba’ lakaplı mafya şefinin parayla Türkiye Cumhuriyeti pasaportu aldığı haberleri yazılıp çiziliyor. Bu kara düzenin sahipleri, kara paralarını da yanlarında getiriyor. Esenboğa’da yakalanıp yerlere yatırılan mafya, yurt dışından getirdiği paraları Varlık Barışı’yla ülkeye nasıl sorgusuz, sualsiz soktuğunu ifadesinde tek tek anlatıyor.</p>
<p><strong>“895 MİLYON EURO BORÇ BULDUK’ DİYE SEVİNEN, SOSYAL MEDYADA DUYURULAR YAPAN DÜNYADA BAŞKA KAÇ HÜKÜMET VARDIR?”</strong></p>
<p>Hep söyledik, Türkiye’nin kaynağı belli, güvenli, anlık değil; sürekli yeni iş, aş sağlayan temiz finansmana ihtiyacı var. Ama yönetenlere güven kalmayınca sermaye kaçıyor. Bu defa cin fikirler devreye giriyor. Aflarla kirli parayı yıkama merkezine dönen ülkemiz, mafyalara cennet; vatandaşa cehennem oluyor. En son Hazine ve Maliye Bakanı, Dünya Bankası’ndan 800-900 milyon euro borç bulduklarını sosyal medya hesabından duyuruyor. Oysa bulduk diye bayram ettikleri bu para, üç aşağı beş yukarı bunların müstafi Ankara Büyükşehir Belediye Başkanlarının yıllar önce Ankapark’a gömdüğü para kadar. Soruyoruz; yatırımı, ihracatı bırakmışlar her yerden borç dilenen, sonra da ‘895 milyon euro borç bulduk’ diye sevinen, sosyal medyada duyurular yapan dünyada başka kaç hükümet vardır?</p>
<p><strong>“ERDOĞAN’IN BÜTÜN ÜMİDİ, MUHALEFETİ NE YAPIP EDİP DAĞITMAK. YÜZDE 30 İLE ÜLKENİN YÜZDE 100’ÜNE EL KOYMAK”</strong></p>
<p>Bu hükümet bu ülkenin, bu milletin hiçbir derdine derman olamaz. Seçimden sonra yaptığı ve yapmadıklarıyla bunu ispatladı. Şimdi Erdoğan, partisinin yüzde 30’un da altına inen oyuyla seçim kazanmak için her yolu denemek istiyor. Bütün ümidi, muhalefeti ne yapıp edip dağıtmak. Yüzde 30 ile ülkenin yüzde 100’üne el koymak. Havuz gazetelerinde kendi belediyelerinin rezilliklerinin üstünü örtüyor, bizim belediyelerimize ise kara çalmaya çalışıyor.</p>
<p>Hükümet, belediyelerimizin hizmetlerini önlemeye çalışırken iktidarın çoğunlukta oldukları belediye meclisleri de hemşerileri için çalışan CHP’li başkanları engelliyor. Ankara&#8217;da atık su arıtma tesisi için bulunan dış kaynaklı krediyi, Erdoğan onaylıyor ama Cumhur İttifakı’nın çoğunlukta olduğu Belediye Meclisi, buna taş koyuyor. İstanbul’da belediyemizin otizmli ve down sendromlu çocukların kullandığı merkez haline getirdiği spor tesisini, kendi ilçe belediyelerine devrediyorlar. Özel ihtiyacı olan çocuklarımıza verilen hizmeti engellemeye çalışıyorlar. Ama onlar ne yaparlarsa yapsınlar, CHP’li başkanların yönettiği belediyelerde vatandaşlarımız rahat bir nefes alıyor. Daha önce görmedikleri hizmeti alıyorlar.</p>
<p><strong>“MİLLETİMİZ ÖNÜMÜZDEKİ SEÇİMLERDE KENDİNE BUNCA ZULMÜ REVA GÖRENLERE, SANDIKTA MUTLAKA CEVABINI VERECEKTİR”</strong></p>
<p>Kongrelerimizi bitiriyoruz. Yarın, Parti Meclisimiz, Kurultay tarihine karar verecek. Bu ülkenin aydınlık yarınlarına inananlar olarak bu süreçten de yenilenerek, güçlenerek çıkacağız. Ülkemizi, kifayetsiz muhterislerin elinden kurtaracak yolun kapısını açacağız. Milletimizi bölüp parçalayarak yalanla, hileyle, hurdayla siyaset yapmanın sonuna gelindi. Meydanlarda söylenen yalanların faturası ağır oldu. Milletimiz önümüzdeki seçimlerde kendine bunca zulmü reva görenlere, sandıkta mutlaka cevabını verecektir.”</p>
<p>Öztrak, açıklamalarının ardından basın mensuplarının sorularını yanıtladı. Kongre süreci ile ilgili soru üzerine Öztrak, şunları söyledi:</p>
<p>“Bütün partilerde olduğu kadar, bizde de kongre süreçlerinde istenmeyen manzaralarla karşılaşabiliyoruz. Bunlar hakkında da gerekli incelemeleri yapıyoruz. Ama, öyle görünüyor ki bu soruyu soranlar, uygar tartışmaları da kavga diye sınıflandırıyorlar. Kongrelerdeki her demokratik tartışmayı, her kongrede kavga var diye sunmanın ve sormanın da neye hizmet ettiğini dinleyenlerin takdirine bırakıyoruz. Bu soruyu soranların bugüne kadar Erdoğan’a; bakanlar kurulunda çıkan kavgaları, tekme-tokat iddialarını, Cumhur İttifakı partilerinin kongrelerinde uçan sandalyeleri sorup sormadığını da doğrusu merak ediyoruz.”</p>
<p>MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli’nin, eski İçişleri Bakanı Süleyman Soylu ile ilgili destek açıklamalarının anımsatılması üzerine Öztrak, şunları söyledi:</p>
<p>“Vefayla, siyasi ahlakla bunun ne alakası var? Bu kişiyi tutuklayan İçişleri Bakanlığı. Siyasi ahlak, bir suç söz konusuysa o suçun üstüne amasız, fakatsız gitmeyi gerektirir. Kendi ittifaklarının İçişleri Bakanı bu soruşturmayı yürütüyor. Şimdi bu soruşturma süreci devam ederken Bahçeli’nin, ‘Soylu’nun arkasındayız’ açıklaması manidardır. Bu, aynı zamanda soruşturmaya müdahale anlamına gelir. Diğer taraftan yerel seçimlerde iş birliği tartışılırken, MHP’den gelen bu açıklama AK Parti Genel Başkanı’nı yargıya müdahaleye davet olarak da okunabilir. Kaldı ki; Bahçeli’nin mafya yapıları ile münasebetleri fotoğraf albümler ile ortadadır, sakladığı bir husus da değildir.”</p>
<p><a href="https://www.haberduyur.com/chp-sozcusu-faik-oztrak-herkes-biliyor-bizdeki-enflasyon-dunyadan-falan-degil-tamami-erdogandan-erdoganin-ev-yapimi-krizi-yuzunden/">CHP Sözcüsü Faik Öztrak: &#8220;Herkes biliyor, bizdeki enflasyon dünyadan falan değil, tamamı Erdoğan’dan. Erdoğan’ın, ev yapımı krizi yüzünden.&#8221;</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.haberduyur.com">Flaş Haberler Son Dakika - Güncel Haberler - Haber Duyur</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.haberduyur.com/chp-sozcusu-faik-oztrak-herkes-biliyor-bizdeki-enflasyon-dunyadan-falan-degil-tamami-erdogandan-erdoganin-ev-yapimi-krizi-yuzunden/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Faik Öztrak&#8217;tan hükümete tepki: “Körfez&#8217;den kaynak arayışları nedeniyle Cumhuriyetimizin kurucusu Atatürk&#8217;e hakarete sessiz kalınmasını kabul edemeyiz.”</title>
		<link>https://www.haberduyur.com/faik-oztraktan-hukumete-tepki-korfezden-kaynak-arayislari-nedeniyle-cumhuriyetimizin-kurucusu-ataturke-hakarete-sessiz-kalinmasini-kabul-edemeyiz/</link>
					<comments>https://www.haberduyur.com/faik-oztraktan-hukumete-tepki-korfezden-kaynak-arayislari-nedeniyle-cumhuriyetimizin-kurucusu-ataturke-hakarete-sessiz-kalinmasini-kabul-edemeyiz/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[admin]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 18 Sep 2023 16:52:05 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Gündem]]></category>
		<category><![CDATA[Faik Öztrak]]></category>
		<category><![CDATA[Faik Öztrak haberleri]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.haberduyur.com/?p=26615</guid>

					<description><![CDATA[<p>CHP Sözcüsü Faik Öztrak, Hindistan&#8217;da geçen hafta yapılan G-20 Zirvesi&#8217;nde oluşturulan, &#8220;Hindistan-Ortadoğu-Avrupa Ekonomi Koridoru&#8221;nda Türkiye&#8217;ye yer verilmemesini, &#8220;Ne masada oturabilen ne de buna çıtını çıkarabilen Erdoğan, uçağına aldığı gazetecilere ‘Türkiyesiz koridor olmaz’ cakaları satsa da ülkemize Hindistan’dan Avrupa’ya uzanan bu yeni ticaret rotasında yer verilmedi. Biz,’Ülkemizin geleceğini, büyümesini, kalkınmasını çok yakından ilgilendiren bu hatta neden [&#8230;]</p>
<p><a href="https://www.haberduyur.com/faik-oztraktan-hukumete-tepki-korfezden-kaynak-arayislari-nedeniyle-cumhuriyetimizin-kurucusu-ataturke-hakarete-sessiz-kalinmasini-kabul-edemeyiz/">Faik Öztrak&#8217;tan hükümete tepki: “Körfez&#8217;den kaynak arayışları nedeniyle Cumhuriyetimizin kurucusu Atatürk&#8217;e hakarete sessiz kalınmasını kabul edemeyiz.”</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.haberduyur.com">Flaş Haberler Son Dakika - Güncel Haberler - Haber Duyur</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>CHP Sözcüsü Faik Öztrak, Hindistan&#8217;da geçen hafta yapılan G-20 Zirvesi&#8217;nde oluşturulan, &#8220;Hindistan-Ortadoğu-Avrupa Ekonomi Koridoru&#8221;nda Türkiye&#8217;ye yer verilmemesini, &#8220;Ne masada oturabilen ne de buna çıtını çıkarabilen Erdoğan, uçağına aldığı gazetecilere ‘Türkiyesiz koridor olmaz’ cakaları satsa da ülkemize Hindistan’dan Avrupa’ya uzanan bu yeni ticaret rotasında yer verilmedi. Biz,’Ülkemizin geleceğini, büyümesini, kalkınmasını çok yakından ilgilendiren bu hatta neden yokuz’ diye soruyoruz. Hükümet sözcüleri, parti sözcüleri hep bir ağızdan hakaret yağdırıyor, iftiralara başlıyorlar, kibirli bir edayla akıl vermeye kalkıyorlar. Ama hakaret de kibir de suçluların telaşını örtmeye yetmiyor. Onlar söylemiyorsa, hakikati biz söyleyelim, Türkiye bugün böylesine önemli bir koridordan dışlandıysa, bunun sebebi bu yönetimin diplomaside yanlış tercihleridir. Kibir abidesi Erdoğan’ın ‘Bir gün öyle, bir gün böyle’ tavırlarıdır&#8221; dedi. Öztrak, Kuveytli yazar Abdulaziz Duwaihi bin Rumaih&#8217;in Atatürk&#8217;ü hedef alan sözlerine, &#8220;Şiddetle kınıyoruz. Hükümetin de sessiz kalmamasını, bu kendini bilmez edepsiz hakkında her türlü hukuki yolu kullanmasını bekliyoruz, istiyoruz. Aksi takdirde Körfez’den kaynak arayışları nedeniyle Cumhuriyetimizin kurucusu Mustafa Kemal Atatürk’e hakarete sessiz kalınmasını kabul edemeyiz&#8221; diyerek tepki gösterdi.</p>
<p>CHP Genel Başkan Yardımcısı ve Parti Sözcüsü Faik Öztrak, CHP Genel Merkezi&#8217;nde basın toplantısı düzenleyerek Merkez Yönetim Kurulu Toplantısı&#8217;nın gündemine ilişkin açıklama yaptı.</p>
<p><strong>&#8220;SARAYIN EN BÜYÜK KABUSU, MUHALEFETİN BİRLEŞMİŞ GÜCÜ&#8221;</strong></p>
<p>Öztrak, &#8220;Mayıs seçimlerinde istediğimiz sonucu alamadığımız için herkesten çok biz üzüldük. Ama Erdoğan’ın en büyük kabusu olan bir başka hususu da görmezden gelemeyiz. Geçtiğimiz seçimde bizim Cumhurbaşkanı adayımız seçmenin yüzde 48’ini bir araya getirdi. Sarayın en büyük kabusu, muhalefetin bu birleşmiş gücü. Saray 7 ay sonra yapılacak seçimde ne döviz kasasında ne de bütçede mayıs seçimlerinde sahip olduğu imkana sahip olmadığının seçim öncesinde söylediği ne varsa ondan çark etmenin ciddi siyasi bedeli olacağının farkında&#8221; dedi.</p>
<p>Öztrak, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan&#8217;ın seçim öncesi verdiği vaatler arasında yer alan kamuya alımlarda mülakatı kaldırma sözünü hatırlatırken, &#8220;Hükümet seçimden önce bizim Ortak Politikalar Mutabakat Metnimizden kopya çekip, devlette işe girerken yapılan, mülakatı kaldırma sözü verdi. Seçimden sonra Milli Eğitim Bakanları çıktı, mülakat sürecek, daha önce yüzde 100 mülakata göre öğretmen alınıyordu. Şimdi yüzde 50 KPSS, yüzde 50 mülakat olacak’ diye açıklama yaptı. Bir de arkasından ‘Ne kadar inançlı biri’ olduğunu anlatıp kul hakkına girmeden, ideolojik kayırmaya müsaade etmeyecek şekilde’ Mülakat yapacaklarını söyledi. Mülakatı kaldırma sözünden çark ettiklerini itiraf etti. Sözleri aslında devlet yönetiminin nasıl parti yönetimine döndüğünün itirafı&#8221; diye konuştu.</p>
<p>Öztrak&#8217;ın konuşmasından öne çıkan başlıklar şöyle:</p>
<p><strong>&#8220;GÜNDEMİMİZDE ERDOĞAN’IN GÜVEN VERMEYEN DIŞ SİYASETİ NEDENİYLE TÜRKİYE’NİN KÜRESEL OYUNDAN DIŞLANMASI VARDI: </strong>Merkez Yönetim Kurulu toplantımız devam ediyor. Bugün kurulumuzun gündeminde, milletimizi ezip geçen hayat pahalılığı, hükümetin yoksulluğu hızla artıran politikaları ve politikasızlıkları, ülkemizin bir numaralı gündemi haline gelen çocuk açlığı, bunun neticesinde ülkemizin karşı karşıya olduğu bir nesli kaybetme tehlikesi, eğitim politikasının açmazlarının nasıl çözüleceği, ülkede giderek artan hukuksuzluk ve başta Hindistan’dan Avrupa’ya uzanan ticaret yolu olmak üzere Erdoğan’ın güven vermeyen dış siyaseti nedeniyle, Türkiye’nin küresel oyundan dışlanması vardı. Hızla tamamlanan partimizin il kongreleri sürecini, devam eden yerel seçim hazırlıklarımızı da toplantımızda değerlendirdik.</p>
<p><strong>ATATÜRK’E HAKARETLERİNİ ŞİDDETLE KINIYORUZ:</strong> Sözlerime başlarken; Kuveytli bir yazarın Cumhuriyetimizin kurucusu büyük önderimiz Gazi Mustafa Kemal Atatürk’e hakaretlerini şiddetle kınıyoruz. Hükümetin de sessiz kalmamasını, bu kendini bilmez edepsiz hakkında her türlü hukuki yolu kullanmasını bekliyoruz, istiyoruz. Aksi takdirde Körfez’den kaynak arayışları nedeniyle Cumhuriyetimizin kurucusu Mustafa Kemal Atatürk’e hakarete sessiz kalınmasını kabul edemeyiz.</p>
<p><strong>AHİLİK HAFTASI’NI KUTLUYORUZ: </strong>Yine bu hafta Ahilik Haftası… Kültürümüzün ayrılmaz parçası ahilik, sadece bir mesleki dayanışmayı değil aynı zamanda yüksek bir ahlakı ifade eder. Çalışma hayatını doğruluk üzerine inşa eden Ahi Evran’ın ‘Kalbini, kapını, alnını açık tut’ sözleri dün olduğu gibi bugün de sadece esnafımızın değil, Anadolu ve Rumeli kültürünün pusulasıdır. Ahilik Haftası’nı kutluyoruz.</p>
<p><strong>ŞAHSIM HÜKÜMETİ, MİLLETİN DÖVİZ KASASINI BOŞALTTI, BÜTÇESİNİ TARUMAR ETTİ:</strong> ‘Eylemsiz öngörü hayal, öngörüsüz eylem ise kâbustur.’ Tek kişilik şahsım hükümeti, seçimi kazanmak için, milletin döviz kasasını boşalttı, bütçesini tarumar etti. Seçim sonrasında, ekonomi yönetiminin vitrinini değiştirerek işi hallederim sandı, olmadı. Ardından vergi, harç, zam yağmuru altında milleti ezdi. Hatalı politikalarıyla azdırdığı, enflasyon, hayat pahalılığı, yoksulluk, açlık milletin üstüne kabus gibi çöktü. Şimdilerde de hükümet, sürekli vaat veriyor. Hedef ve tahminler açıklıyor, ama arkasında bunu destekleyecek, milleti feraha çıkaracak herhangi bir eylem koymuyor, yok.</p>
<p><strong>HÜKÜMETİN ÖNGÖRÜSÜZ EYLEMLERİ, MİLLETİMİZİN HAYATINI CEHENNEME ÇEVİRİYOR:</strong> Hükümet seçimden sonra, bu yılın enflasyon hedefini dört defa değiştirdi. Seçim öncesinde yüzde 22 olan enflasyon hedefi, seçim sonrasında üçe katlandı, yüzde 65 oldu. Hükümet bu yıl enflasyonla mücadelede havlu attı. Tek haneli enflasyon bu yıl da gelecek yıl da hayal oldu. Hükümetin ‘eylemsiz öngörülerinin’ yanında, öngörüsüz eylemleri de milletimizin hayatını cehenneme çeviriyor. 2014’ten bu yana yaptıkları ve yapmadıkları nedeniyle, içeride, dışarıda kendine duyulan güveni hızla bitiren şahsım hükümeti, dışarıdan istediği parayı bulamayacağını anladı. Enflasyonu düşürmek için faturayı millete kesmekten başka çaresi de kalmadı.</p>
<p><strong>BU AÇIKLAMA ANLAŞILAN SARAY KORİDORLARINDA RAHATSIZLIK YARATMIŞ: </strong>Yeni vitrin de bunun farkında, çıkıyorlar, ‘Hedeflenen enflasyona göre maaş artışı’ diyorlar. IMF programının ana unsurlarından birini dillendiriyorlar. Enflasyon hedefini üç ayda dört kez değiştiren yönetimin, bu vaadinin Türkçesi, ‘telafiden vazgeçtim, çalışanları enflasyona ezdireceğim’ demektir. Ama mahalli idare seçimleri öncesinde bu açıklama, anlaşılan saray koridorlarında rahatsızlık yaratmış. Cumhurbaşkanı Yardımcısı apar topar çıkıyor, ‘sonradan telafi ediyoruz, çalışanı enflasyona ezdirmiyoruz’ diyor. Telafiden vazgeçmediklerini anlatıyor. Tabii bu arada sebebi oldukları yüksek enflasyon ortamında altı ayda bir yapılan telafinin de çalışanları enflasyona ezdirdiğini görmezden geliyor.</p>
<p><strong>ENFLASYONA KALICI ÇÖZÜM YOK, VATANDAŞA ZULÜM ÇOK:</strong> ‘İç talep dengelenecek” diyerek, milletin karnını doyurabilmek için kullandığı kredi kartlarına, tüketici kredilerine sınır getirmeye başlıyorlar. Milleti alışveriş yapamayacak hale getirerek, enflasyonu düşürmeye çalışmak millete zulümden başka bir şey değildir. Hükümet yine işin ucuzuna kaçıyor. Ortada verimliliği artıracak, maliyetleri düşürecek, doğru dürüst bir program ve plan yok. Enflasyona kalıcı çözüm yok, vatandaşa zulüm çok.</p>
<p><strong>O ZAMAN YİNE YÜKLEN VATANDAŞA: </strong>Hükümet, seçimden sonra mazotta vergiyi artırdıkça artırdı. Bir TIR Antalya’dan İstanbul’a gelişte, sadece 13 bin liralık mazot yakıyor. Bunun otoyol parası var, köprü parası var, şoför masrafı var, kamyoncunun kârı var, ödenecek vergisi var, işletme giderleri var. Bir de bu aracın Antalya’ya dönüşü var. Gidiş geliş hesap edildiğinde 20 tonluk malın getirilmesi on binlerce lira tutuyor. Hükümetin buna da çözümü yok. O zaman yine yüklen vatandaşa. Yetmiyor hükümet, fiyatını belirlediği mal ve hizmetlere de zam üstüne zam yapıyor. Çaya 100 günde dört kez zam yaptılar. Seçimden sonra çay fiyatı yüzde 90 arttı. Yüksek Hızlı Trene (YHT) sene başında yüzde 15’lik bir zam yapmışlardı. Ama o buzdağının görünen kısmıymış. Seçimden sonra Temmuz’da ve Eylül’de öyle zamlar yüklediler ki daha birkaç ay önce 230 lira olan İstanbul-Ankara bileti şimdi 430 liraya fırladı. Sonra da çıkıyorlar, ‘Enflasyonla mücadele birinci önceliğimiz’ diyorlar. Enflasyonla mücadele edecekseniz, işe önce kendi koyduğunuz fiyatlardan katladığınız vergilerden, harçlardan, Anayasa’ya aykırı şekilde iki kere aldığınız MTV’den başlayın. Vatandaşın maaşına ücretine kredi kartına musallat olmayın.</p>
<p><strong>MİLYONLARCA EMEKLİ, CUMHURİYET’İN 100’ÜNCÜ YILINDA İKRAMİYE ÇIKAR MI DİYE BEKLİYOR: </strong>Getirdikleri Orta Vadeli Program’da, bu yıl ek bütçe kanunuyla verilmemiş, 974 milyar liralık bir harcama yetkisi daha kullanacaklarını açıkladılar. Anlaşılan yerel seçimlerden önce bütçeyi darmadağın etmeye devam edecekler. Tabii parayı bulabilirlerse. Bu kifayetsiz yönetimle yoksulluğu geçtik, artık bu mümbit topraklarda açlığı konuşuyoruz. Emeklimiz aç… Açlık sınırının altındaki aylıklarla hayatta kalmaya çalışıyor. Yok kök aylık, yok seyyanen derken hükümet milyonlarca emekliye enflasyon telafisi için vermesi gereken yüzde 25’lik artışı bile vermedi. Emeklileri, ‘Maaşlarınıza ekimde bakacağız, olmadı yılbaşına kadar sabredin’ diye oyalayıp duruyorlar. Bu ülke için alın teri döken milyonlarca emekli, “Cumhuriyet’in 100. yılında bir ikramiye çıkar mı?’ diye bekliyor. Bir yerlerden 5 bin lira fısıldanıyor, emekli dernekleri bir ikramiye verilecekse, en az 10 bin lira olması gerektiğini söylüyor. 100. yıl ikramiyesi tabii ki verilsin. Ama unutmamak gerekir ki ikramiye tek seferlik bir ödemedir. Buna karşın emeklinin ihtiyacı, insanca yaşamasına yetecek sürekli bir aylıktır.</p>
<p><strong>SADECE EMEKLİ DEĞİL, EMEKÇİ DE AÇ: </strong>Karabük’te 78 yaşındaki Kasım Özkan, arkasında borçlarını yazdığı bir liste bırakıp, ‘Borçlarımı ödeyin, hakkınızı helal edin’ deyip canına kıyıyor. Bundan birkaç ay önce kira ödemekte zorlanan genç çiftlerin evlerini kapatıp analarının babalarının yanına döndüğünü konuşuyorduk. Şimdi, barınma krizi baba evlerini de vurdu. Yaşını başını almış insanlar, evlerini kapatıp huzurevi sırasına giriyor. Huzurevi başvuruları rekorlar kırıyor. Hükümet bu hallere düşürdüğü insanlara aylığını mı artırsam, ikramiye mi versem, verirsem ne kadar versem diye kırk dereden su getiriyor. Sadece emekli değil, emekçi de aç&#8230;</p>
<p><strong>ERDOĞAN, SÖZLERİNDEN DE ÇARK EDİYOR: </strong>Evlatlarımız da aç… Bu yıl seçimlerden önce, ocak ayında Erdoğan çıktı, ‘1,8 milyon öğrenciye ücretsiz verdiğimiz yemeği şubat itibariyle okul öncesine yayarak 5 milyon öğrenciye çıkarıyoruz’ dedi. Seçim bitti okul yemeği yaygınlaştırılacağına, deprem bölgesi hariç durduruldu. TÜİK; ‘7 milyon 662 bin 807 çocuğumuz dengeli beslenemiyor’ diyor. Birleşmiş Milletler; ‘Türkiye’de yetersiz beslenme nedeniyle 1 milyon 251 bin 285 çocuğun bodurluk sorunu yaşadığını’ söylüyor. Biz, CHP olarak TBMM’de ‘1 öğün ücretsiz yemek’ önergesi veriyoruz. Hükümet ve ortakları reddettiler. Yetmiyor Erdoğan kendi sözlerinden de çark ediyor. Bu ülkede, dört kişilik bir hanede, ana, baba, çocuklar herkes asgari ücretle çalışsa bile yoksulluk sınırı üzerinde bir gelire ulaşamıyor.</p>
<p><strong>HARCAMALARINIZDAN KISMAYACAKSINIZ, ÇOCUKLARIN BOĞAZINDAN KISACAKSINIZ, BÖYLE BİR ŞEY OLMAZ:</strong> Beslenemeyen çocuklar, bir ülke için en büyük yıkımdır. İyi beslenememenin sonucu, iyi gelişememek, iyi eğitim alamamaktır. Çocuk açlığının vicdani ağırlığının yanında ülkeye maliyeti, küresel yarışma gücüne sahip olmayan bir insani sermaye açığını bir nesil boyu taşımaktır. Bu gerçek bir felakettir. Hükümeti, sebebi oldukları, kriz yüzünden bir nesli kaybetmemek için ülkenin beşeri sermayesinin telafi edilemez şekilde zarar görmemesi için anne ve çocuklar için beslenme programlarını hızla ve eksiksiz hayata geçirmeye çağırıyoruz. Siz kendi harcamalarınızdan kısmayacaksınız, çocukların boğazından kısacaksınız, böyle bir şey olamaz. Birinci öncelik bu ülkede hiçbir çocuğun, yatağına aç girmemesi mutlaka sağlanmalıdır. .</p>
<p><strong>MÜLAKATI KALDIRMA SÖZÜNDEN ÇARK ETTİKLERİNİ İTİRAF ETTİ: </strong>Hükümet seçimden önce bizim Ortak Politikalar Mutabakat Metnimizden kopya çekip, devlette işe girerken yapılan, mülakatı kaldırma sözü verdi. Seçimden sonra Milli Eğitim Bakanları çıktı, mülakat sürecek, daha önce yüzde 100 mülakata göre öğretmen alınıyordu. Şimdi yüzde 50 KPSS, yüzde 50 mülakat olacak’ diye açıklama yaptı. Bir de arkasından ‘Ne kadar inançlı biri’ olduğunu anlatıp kul hakkına girmeden, ideolojik kayırmaya müsaade etmeyecek şekilde’ Mülakat yapacaklarını söyledi. Mülakatı kaldırma sözünden çark ettiklerini itiraf etti. Sözleri aslında devlet yönetiminin nasıl parti yönetimine döndüğünün itirafı. Devlette kural olur. Genç öğretmenlerimizin kariyeri de ülkemizin geleceği çocuklarımızın eğitimi de bir bakanın insafına bırakılamaz. Diğer taraftan Bakanın ideolojik kayırma sözleri, bugüne kadar, gençlerin haklarını çatır çatır nasıl yediklerinin KPSS’den derece yapanları mülakatlarda nasıl elediklerinin kurumları partilerinin il başkanlarının emrine nasıl verdiklerinin, torpil listelerinin de bir itirafı. Erdoğan seçimden önce, yüzde 50 mülakat demedi. Kamuya alımları, gençlerimizin sınavlardaki başarı sırasına göre yapacağız’ dedi. Eveleyip gevelemeyin, vatandaşa verdiğiniz sözün gereğini yapın.</p>
<p><strong>BUGÜNE KADAR YAPTIKLARININ MİLLETE NE HAYRI OLDU Kİ YENİ YAPACAKLARININ BİR HAYRI OLSUN: </strong>Bunca değişiklik yaptıkları anayasayı, bugüne kadar da sayısız defa çiğnemeyi de ihmal etmediler. Şimdi seçime doğru yeniden yeni anayasa yapma derdine düştüler. Bugüne kadar yaptıklarının millete ne hayrı oldu ki, yeni yapacaklarının bir hayrı olsun. Nitekim, seçimden önce ‘tek millet’ diye bas bas bağıran Erdoğan ve partisi, seçimden sonra ‘anayasada milletin çeşitliliğini yansıtmak’ gibi ipe sapa gelmez sözler ediyorlar. CIA’in eski istasyon şefi Graham Fuller’in ulus devletimizi ‘çok uluslu’ şeklinde tanımlaması gibi bir ‘çeşitlilik’ edebiyatıdır tutturmuş gidiyorlar. Cumhuriyetimizin kurucusu Atatürk, milleti; ‘Ortak hatıra mirasına sahip olan, bu mirasın korunması ve devamı için ‘ortak’ irade gösteren, beraber yaşamak konusunda ortak’ olurda birleşen insan cemiyetidir’ diye tarif ediyor. Millet olmak, her şeyden önce ‘ortak’ olmaktır. Ulus olmak, ayrılmak değil, bir olmaktır. Biz bu hinliklerin, bu coğrafyada nelere sebebiyet verdiğini çok yakın zamanda civar ülkelerin kan deryası içinde ne mücadeleler verdiğini yaşayarak gördük. BOP eş başkanının ortağı da CIA sosuyla terbiye edilmiş bu sözler hakkında ne düşünüyorsa, bir zahmet çıkıp söylesin.</p>
<p><strong>MİLLETİN GÜNDEMİNE TAKLA ATTIRMAK İÇİN BOŞA UĞRAŞMASINLAR: </strong>Tek kişilik bu ucube rejimin başının, ’Özgürlükçü anayasa’ sözleri ise tam bir traji-komedi. Milletin gündemine takla attırmak için boşa uğraşmasınlar. “Açım, kiramı ödeyemiyorum diyenlerle, hakkını arayan öğretmene, ormanı koruyan çevreciye ters kelepçe takanlarla, Madımak gibi bir insanlık suçunun, zaman aşımıyla üstünü örtenlerle, sendikaya üye olanların işten atılanların, ses çıkardı diye, kafasına kalkan vurarak gözaltına alanlarla, Ayder Yaylası’nda imara tepki gösterenleri, hakimlerine ‘Aldırırım seni’ diye tehdit ettirenlerle, iktidarını 12 Eylül’de başlayan sürece borçlu olanlarla, mevcut anayasayı tanımayıp Anayasa Mahkemesi kararlarına uymayanlarla, bu rejimin müellifleriyle, yerel seçimler öncesinde anayasa tartışmak, milletin açlığının üstüne şal örtmek isteyenlerin, zulmünü, yerel seçimlerin ardından daha da artırmayı hedefleyenlerin, değirmenine su taşımak olur.</p>
<p><strong>HAKARET DE KİBİR DE TELAŞINI ÖRTMEYE YETMİYOR: </strong>Bu hafta Merkez Bankası yeni faiz kararını açıklayacak. Karar öncesi faizlerle ilgili bir açık artırma sürüp gidiyor. Umarız yeni ekonomi yönetimi faiz ilacını kullanırken, kendilerinden önceki yönetimin hatalı politikalarıyla ekonomide neden olduğu kırılganlıkların farkındadır. Zombi şirketlerin borçlu ailelerin batmasına neden olmanın zincirleme etkilerini görüyordur. Yönetilemeyen bir diğer alan ise diplomasi… Türkiye, son G-20 zirvesinde planlanan yeni stratejik ticaret yolu, Hindistan-Ortadoğu-Avrupa Ekonomi Koridorundan dışlandı. Ne masada oturabilen ne de buna çıtını çıkarabilen Erdoğan, uçağına aldığı gazetecilere ‘Türkiyesiz koridor olmaz’ cakaları satsa da ülkemize Hindistan’dan Avrupa’ya uzanan bu yeni ticaret rotasında yer verilmedi. Biz, ’Ülkemizin geleceğini, büyümesini, kalkınmasını çok yakından ilgilendiren bu hatta neden yokuz?’ diye soruyoruz. Hükümet sözcüleri, parti sözcüleri hep bir ağızdan hakaret yağdırıyor, iftiralara başlıyorlar. Kibirli bir edayla akıl vermeye kalkıyorlar. Ama hakaret de kibir de suçluların telaşını örtmeye yetmiyor.</p>
<p><strong>TÜRKİYE, KORİDORDAN DIŞLANDIYSA BUNUN SEBEBİ BU YÖNETİMİN DİPLOMASİDE YANLIŞ TERCİHLERİDİR:</strong> Onlar söylemiyorsa, hakikati biz söyleyelim, Türkiye bugün böylesine önemli bir koridordan dışlandıysa, bunun sebebi bu yönetimin diplomaside yanlış tercihleridir. Kibir abidesi Erdoğan’ın ‘Bir gün öyle, bir gün böyle’ tavırlarıdır. Milletin çıkarının önüne başka çıkarlar koyarak yapmaya çalıştığı küçük kurnazlıklardır. Önce kafa tutup, sonra tükürdüğünü yalayan siyasetidir. Bunların, bölgede ve dünyadaki muhataplarında güveni bitirmesidir. Sadece diplomaside değil, her alanda kötü yönetimle ülkemizin geleceği kararıyor. Ahlaki ve siyasi meşruiyeti olmayan bu hükümet tekrarlıyorum; ‘Ahlaki ve siyasi meşruiyeti olmayan’ bu hükümet, milletimize kopkoyu bir kabus yaşatıyor.</p>
<p><strong>SARAYIN EN BÜYÜK KABUSU, MUHALEFETİN BU BİRLEŞMİŞ GÜCÜ: </strong>Mayıs seçimlerinde istediğimiz sonucu alamadığımız için herkesten çok biz üzüldük. Ama Erdoğan’ın en büyük kabusu olan bir başka hususu da görmezden gelemeyiz. Geçtiğimiz seçimde bizim Cumhurbaşkanı adayımız seçmenin yüzde 48’ini bir araya getirdi. Sarayın en büyük kabusu, muhalefetin bu birleşmiş gücü. Saray 7 ay sonra yapılacak seçimde ne döviz kasasında ne de bütçede mayıs seçimlerinde sahip olduğu imkana sahip olmadığının seçim öncesinde söylediği ne varsa ondan çark etmenin ciddi siyasi bedeli olacağının farkında. Ve şimdi, yüzde 30’un altına düşen oyuyla, belediyelerin yüzde 100’ü almak için yüzde 48’lik muhalefeti dağıtmanın muhalefeti, bizleri kavgalı ev olarak göstermenin tek çare olduğunu biliyor, bu oyunu oynuyor. Ama biz buna izin vermeyeceğiz. Yılgınlığa kapılmayacağız.</p>
<p><strong>DEMOKRASİ ŞÖLENİ OLACAK KURULTAYIMIZA HIZLA İLERLEYECEĞİZ:</strong> Yüz yıllık bir parti olmanın gururuyla, Atatürk’ün kurduğu parti olmanın sorumluluğuyla hareket edeceğiz. Yenileneceğiz. Bu süreçte etik sınırları aşmayan her tartışmayı, istişareyi, hataların düzeltilmesi, mücadelemizin güçlenmesi için fırsat olarak göreceğiz. Yenilenme sürecimizi bu ruhla sürdürerek bir demokrasi şöleni olacak kurultayımıza hızla ilerleyeceğiz. Bir yandan da tüzüğümüzle ilgili dokümanları yenileyeceğiz.</p>
<p><strong>CHP’Lİ BAŞKANLARIN HEMŞERİLERİ RAHAT BİR NEFES ALDI: </strong>Genel Seçimleri Mayıs’ta yaptık, ama henüz seçim süreci bitmedi. Son yerel seçimlerde büyük bir zafer kazanmıştık. O günden bugüne; CHP’li başkanlar tarafından yönetilen belediyeler vatandaşa hizmetin en güzel örneklerini verdi. CHP’li başkanların yönettiği belediyelerde kaynaklar halk için kullanıldı. CHP’li başkanların hemşerileri, rahat bir nefes aldı. Geçinemeyen emeklisinden, destek bekleyen çiftçisine, kahvaltısız okula giden öğrencisine, hepsinin yardımına bizim belediyelerimiz ellerindeki imkanlarla koştu. Çalışanların maaşlarını ödeyemez hale gelen, deprem bölgesinde hemşerileri su beklerken kola ihalesine çıkan hastaneye giden yolda bile rant gören, vatandaş için değil yandaş için çalışan parselci saray belediyelerinde ise millet illallah dedi. Belediyeleri millete hizmet için bir araç olarak değil, para kazanılan bir meslek kupon arazi dağıtım yeri olarak görenlerin, artık bu millete yapacağı hiçbir hizmet yoktur. Biz, çağdaş bir yerel yönetim her vatandaşın hakkıdır diyoruz. Siyaset iddia demektir. Bu seçimde tüm büyükşehir belediyelerini kazanmayı ve tüm vatandaşlarımızı hak ettikleri sosyal demokrat belediyecilikle buluşturmayı hedefliyoruz.”</p>
<p><strong>“GENEL BAŞKANIMIZIN TALİMATIYLA ARKADAŞLARIMIZI GÖREVLENDİRDİK”</strong></p>
<p>İl kongrelerinde yaşanan gerginliklere ilişkin yöneltilen soruya Öztrak, “Diğer partilerde de olduğu bizim partimizde de bazen istenmeyen manzaralarla durumlarla karşılaşılabiliyor. Genel Başkanımızın talimatıyla arkadaşlarımızı görevlendirdik. İnceleme sonuçlarına göre de hareket edeceğiz” yanıtını verdi.</p>
<p><strong>“SAYIN ÖZEL’İN KENDİ TERCİHİDİR”</strong></p>
<p>CHP Grup Başkanı Özgür Özel’in MYK toplantılarına katılamayacağını söylemesine ilişkin sorulan soruya Öztrak, “Sayın Özel’in kendi tercihidir” dedi.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p><a href="https://www.haberduyur.com/faik-oztraktan-hukumete-tepki-korfezden-kaynak-arayislari-nedeniyle-cumhuriyetimizin-kurucusu-ataturke-hakarete-sessiz-kalinmasini-kabul-edemeyiz/">Faik Öztrak&#8217;tan hükümete tepki: “Körfez&#8217;den kaynak arayışları nedeniyle Cumhuriyetimizin kurucusu Atatürk&#8217;e hakarete sessiz kalınmasını kabul edemeyiz.”</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.haberduyur.com">Flaş Haberler Son Dakika - Güncel Haberler - Haber Duyur</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.haberduyur.com/faik-oztraktan-hukumete-tepki-korfezden-kaynak-arayislari-nedeniyle-cumhuriyetimizin-kurucusu-ataturke-hakarete-sessiz-kalinmasini-kabul-edemeyiz/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>CHP Sözcüsü Faik Öztrak’tan, KKM Kararına Tepki !!</title>
		<link>https://www.haberduyur.com/chp-sozcusu-faik-oztraktan-kkm-kararina-tepki/</link>
					<comments>https://www.haberduyur.com/chp-sozcusu-faik-oztraktan-kkm-kararina-tepki/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[admin]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 21 Aug 2023 17:04:27 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Ekonomi]]></category>
		<category><![CDATA[CHP haberleri]]></category>
		<category><![CDATA[Faik Öztrak]]></category>
		<category><![CDATA[Faik Öztrak haberleri]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.haberduyur.com/?p=25511</guid>

					<description><![CDATA[<p>CHP Sözcüsü Faik Öztrak, Merkez Bankası’nın payını azaltma kararı aldığı Kur Korumalı Mevduat Hesabı ile ilgili “2018 yılında başlayan tek adam yönetiminin bu ülke ekonomisine diktiği son tüydür” dedi. Öztrak, karar ile ilgili “Sormak istiyorum: Bu kararın öncesinde cuma günü banka hisselerinde yaklaşık 400 puanlık bir düşüş yaşandı. Bu düşüşün arkasında, bazı ‘bıyıklı yatırımcıların’ kararı [&#8230;]</p>
<p><a href="https://www.haberduyur.com/chp-sozcusu-faik-oztraktan-kkm-kararina-tepki/">CHP Sözcüsü Faik Öztrak’tan, KKM Kararına Tepki !!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.haberduyur.com">Flaş Haberler Son Dakika - Güncel Haberler - Haber Duyur</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>CHP Sözcüsü Faik Öztrak, Merkez Bankası’nın payını azaltma kararı aldığı Kur Korumalı Mevduat Hesabı ile ilgili “2018 yılında başlayan tek adam yönetiminin bu ülke ekonomisine diktiği son tüydür” dedi. Öztrak, karar ile ilgili “Sormak istiyorum: Bu kararın öncesinde cuma günü banka hisselerinde yaklaşık 400 puanlık bir düşüş yaşandı. Bu düşüşün arkasında, bazı ‘bıyıklı yatırımcıların’ kararı önceden haber alarak harekete geçmesi söz konusu mudur, değil midir? Bu konuya da hızla açıklama getirilmesi gerekiyor. Güveni sağlamak, bankacılık sektöründe tansiyonu daha fazla yükseltmemek için bunu hemen yapmak şart” değerlendirmesini yaptı.</p>
<p>CHP Sözcüsü Faik Öztrak, CHP MYK toplantısı devam ederken; parti genel merkezinde düzenlediği basın toplantısında gündemi değerlendirdi. Öztrak, şunları söyledi:</p>
<p>“Yozgat’ın Sorgun ilçesindeki feci trafik kazasında 12 yurttaşımız hayatını kaybetti. Çok üzgünüz. Hayatını kaybeden yurttaşlarımıza Allah’tan rahmet, acılı yakınlarına sabır, yaralanan vatandaşlarımıza acil şifalar diliyoruz.</p>
<p><strong>“ERDOĞAN’IN EKONOMİNİN ALTINA DÖŞEDİĞİ MAYIN, KKM”</strong></p>
<p>Bugün kurulumuzun gündeminde, Erdoğan’ın kerameti kendinden menkul ‘Faiz sebep, enflasyon sonuç’ safsatasını doğrulatmak için, ekonominin altına döşediği mayın olan Kur Korumalı Mevduat (KKM) vardı. KKM uygulamasının işçinin, esnafın, orta direğin, hâsılı vatandaşın kahir ekseriyetinin sırtına yüklediği yükü, KKM nedeniyle ekonomide hızla artan dolarizasyonu ve bunun sebep olduğu korkunç kırılganlığı değerlendirdik.</p>
<p>Yeni ekonomi yönetiminin buradan çıkış stratejisi kapsamında, hafta sonunda aldığı kararlar da kurulumuzun gündemindeydi. Eylül ayında başlayacak bütçe süreci, bu çerçevede hazırlanacak Orta Vadeli Program (OVP) ve zamanı gelen 12. Kalkınma Planı çerçevesinde ekonomide tüm aktörlere ufuk verecek bir plan ve programın neler içermesi gerektiğini de toplantımızda değerlendirdik. Örgütlerimizin süren kongreler süreci ve yedi ay sonra gerçekleşecek, yerel seçimlerle ilgili yapacaklarımız, yaptıklarımız da toplantımızın bir diğer gündem maddesiydi.</p>
<p><strong>“HER ŞEYİ ÇOK HIZLI YAPACAĞIZ’ DİYE İŞE BAŞLADILAR, HER ŞEYİ ELLERİNE YÜZLERİNE BULAŞTIRDILAR”</strong></p>
<p>Büyük Selçuklu’nun büyük veziri Nizamülmülk, Siyasetname’sinde; ‘Yöneticilerin işledikleri günahtan daha büyük günah yoktur. Zira sıradan bir insanın yaptığı bir hata sadece kendisine zarar verebilecekken idarecinin bir hatası, bir millete mal olabilir’ diyor. Cahilce işlere engel olan yöneticinin Allah’ın lütfuna mazhar olacağını, bilimi yâr ve yardımcı tutarsa, iki cihanda da bahtiyar olacağını söylüyor. Bizde son beş yıldır kural tanımayan, akıldan ve bilimden uzak işler yapan, ‘Ben yaptım oldu’ diyen bir kişi iş başında. Bilimle ve akılla didişerek yaptığı hataların faturasını, milletimiz; işiyle, aşıyla, yeri geldiğinde canıyla ve malıyla ödüyor. Tüm yetkileri tek bir kişiye veren, ucube bir rejim sonrasında, ‘Her şeyi çok hızlı yapacağız’ diye işe başladılar, her şeyi ellerine yüzlerine bulaştırdılar. Dengesiz, denetimsiz sistemde, yanlış üniversiteye, yanlış rektör bile atadılar.</p>
<p><strong>“DEPREM BÖLGESİNDE HALA BARINMA SORUNU SÜRÜYOR. SU YOK”</strong></p>
<p>Son beş yılda 151 Cumhurbaşkanı Kararnamesi çıkardılar. Bunun 83 tanesi yani yarısından fazlası, önceki kararnameleri düzelten kararnameler. Deprem oldu, binalar yıkıldı. Marmara Depremi’nde enkaz başına derhal intikal ederek, binlerce canı kurtaran Mehmetçik’imizi zamanında sahaya süremediler. Çalışma ekipleri ile enkazı, operatörler ile iş makinalarını buluşturamadılar. Kurtarılabilecek vatandaşlarımızın yıkıntıların altında, soğukta, yardım çağıra çağıra ölmesine neden oldular. Deprem bölgesinde hala barınma sorunu sürüyor. Su yok. Su sorunu da sürüyor.</p>
<p><strong>“FAİZDEN KAÇARKEN DOLARİZASYONA YAKALANDILAR. HORTLATTIKLARI ENFLASYON, MİLLİ PARAMIZI PUL ETTİ”</strong></p>
<p>Önceki seçimlerde ekonomiyi iyi göstermek için milletin 128 milyar dolarını yakmışlardı. Bu seçimden önce de milletin 199 milyar dolarını daha arka kapı operasyonlarıyla buharlaştırdılar. Devlet yönetimi böyle, afet yönetimi böyle, ekonomi yönetimi de onlardan hiç farklı değil… Güya ‘model’ dediler. Faiz takıntısıyla ekonominin tüm dengelerini alt üst ettiler. ‘Faiz inince, enflasyon da iner’ diyerek akıldan, bilimden uzak safsataların peşine takıldılar. Faiz talimatla inince hem kur hem enflasyon patladı. Bu defa adına ‘liralaşma’ dedikleri bir başka safsatayla, TL mevduatı, dövize endeksleyiverdiler. Faizden kaçarken dolarizasyona yakalandılar. Hortlattıkları enflasyon, milli paramızı pul etti. Paramızın ‘değer saklama’ işlevini bitirdi.</p>
<p><strong>“BİZ BÖYLE BİR TABLOYLA NE 1990’LARDA NE DE 2001 KRİZİ ZAMANINDA KARŞILAŞTIK”</strong></p>
<p>Rahmetli Turgut Özal’ın, ‘İnşallah gençlerimiz bundan ders alır. Bir daha böyle hesapsız kitapsız hatalar yaparak, gelecek nesilleri zor taşınan yük altına sokmaz’ diyerek kaldırdığı, bu ülkeye çok büyük bedeller ödeten, Dövize Çevrilebilir Mevduat’ı modifiye ettiler. ‘Kur Korumalı Mevduat’ deyip yeniden getirdiler. Sonuç? Sonuç işte bu mevduat/dolarizasyon grafiği. Dolarizasyon yüzde 70’e dayanmış. Türkiye Cumhuriyeti tarihinin en yüksek seviyesine çıkmış. Biz böyle bir tabloyla ne 1990’larda ne de 2001 krizi zamanında karşılaştık. Biz bunların olacağını söyledik. Hükümeti defalarca uyardık. Ve geldiğimiz noktada ne yazık ki biz haklı çıktık. Elbette bundan hiç mutlu değiliz.</p>
<p><strong>“KKM İÇİN BUGÜNE KADAR ÖDENEN PARAYLA; İKİ TANE OSMANGAZİ KÖPRÜSÜ DAHİL, İSTANBUL-İZMİR OTOYOLU YAPABİLİR, ÜSTÜNE BİR TANE YAVUZ SULTAN SELİM KÖPRÜSÜ, İKİ TANE DE AVRASYA TÜNELİ YAPABİLİRDİK”</strong></p>
<p>11 Ağustos itibariyle KKM bakiyesi, 125 milyar dolara ulaştı. ‘Hazine’ye tek kuruş yük getirmeyecek’ diyerek pazarladıkları KKM, elde avuçta ne varsa yiyip bitiren hayırsız evlada dönüştü.</p>
<p>Geçen yıldan bu yana KKM nedeniyle Hazine’nin kasasından çıkan para, 152 milyar lira. Bir de Merkez Bankası kasasından çıkanlar var ama bunun ne kadar olduğunu tam olarak bilmiyoruz. Çünkü burada da şeffaflık yok. Devlet sırrı gibi saklıyorlar. Millet iradesinin tecelligâhı Türkiye Büyük Millet Meclisi’ne bile bilgi vermiyorlar. Merkez Bankası bilançosu verilerinden anladığımız, KKM’ın Merkez Bankası’na, yani devlete zararı, 17 Ağustos itibariyle 565 milyar lira. Ortada çok büyük bir yıkım var. Yani KKM için bugüne kadar ödenen 717 milyar lira ödemişiz. Bunu ödemeseydik, her bir aileye 27 bin 577 lira verebilirdik. Bu parayla; iki tane Osmangazi Köprüsü dahil, İstanbul-İzmir Otoyolu yapabilir, üstüne bir tane Yavuz Sultan Selim Köprüsü, iki tane de Avrasya Tüneli yapabilirdik.</p>
<p><strong>“KKM, 2018 YILINDA BAŞLAYAN TEK ADAM YÖNETİMİNİN BU ÜLKE EKONOMİSİNE DİKTİĞİ SON TÜYDÜR”</strong></p>
<p>İşte kendilerini akıllı, uyanık sananların getirdiği KKM’nin şu ana kadar millete neye mal olduğunun basit bir bilançosu. KKM, 2018 yılında başlayan tek adam yönetiminin bu ülke ekonomisine diktiği son tüydür. Daha önce dövizle borçlandırılan bir avuç şirketi kurtarmak için Merkez Bankası’nın arka kapısından satılan 128 milyar doların bu millete çıkan faturasıdır. Yandaş zombi şirketlerin ‘yüksek enflasyon’ ortamında TL borçlarının düşük faizle ödenmesine yardımcı olmak için halkımızın sırtına yüklenen yüktür. Emekliden, çiftçiden, işsiz gençten, milyonlarca dar ve sabit gelirliden milyarlarca liranın alınıp bir avuç zengin yandaşa peşkeş çekilmesidir.</p>
<p><strong>“YENİ EKONOMİ VİTRİNİ, ERDOĞAN’IN EKONOMİYİ AYAĞA KALDIRACAK ‘BÜYÜK PROJESİNİ’ BİR ANDA CAMİ AVLUSUNA BIRAKIVERDİ”</strong></p>
<p>Ekonomi yönetiminin yeni vitrini, bu durumu sürdüremeyeceklerinin farkında. Bu kontrol altına alınmadan, dışarıdan para bulamayacaklarını gayet iyi biliyorlar. Önce torba yasayla, Hazine’den bu hesaplara ödenen garantileri Merkez Bankası’na aktardılar. Bir başka ifadeyle bu ödemeleri bütçeden kaçırdılar. Ama kimseyi ikna edemediler. Daha önce döviz hesaplarını Kur Korumalı Mevduat’a çevirmek için bankalara hedef koyan hükümet, bu hafta sonu çıktı, birtakım kararlar açıkladı. Kur Korumalı Mevduatı, Türk lirası mevduata çevirmek için hedef koydu. Yeni ekonomi vitrini, Erdoğan’ın ekonomiyi ayağa kaldıracak ‘büyük projesini’ bir anda cami avlusuna bırakıverdi.</p>
<p><strong>“DÜN AK DEDİĞİNİZE BUGÜN KARA DİYEREK, PİYASALARDA BELİRSİZLİĞİ VE HUZURSUZLUĞU DAHA DA ARTIRMAKTAN BAŞKA BİR ŞEY YAPAMAZSINIZ”</strong></p>
<p>Şimdi bir yandan bankaların yabancı para zorunlu karşılıklarını artırarak döviz rezervlerini makyajlamaya, döviz tevdiat hesaplarının cazibesini azaltmaya; diğer yandan bankaların menkul kıymet tesisleriyle oynayarak KKM yükünü hafifletmeye çalışacaklar. Yine parça parça, bölük pörçük işler. Çok açık söyleyelim. Bu iş böyle yapılmaz. Ülkenin başına bela ettiğiniz KKM, böyle tasfiye edilmez. Önce bir kere geleceksiniz bu KKM’nin kamuya yükü ne kadar, bunu kalem kalem Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde açıklayacaksınız. KKM’nin ne kadarı bireylere ne kadarı şirketlere ait? Ne kadarı yerlilere ne kadarı yabancılara ait? KKM kapsamında ne kadar vergi muafiyeti sağladınız? Bunları milletle paylaşacaksınız. Sonra da KKM’den çıkış için orta vadeli bir strateji hazırlayacaksınız. Bu stratejiyi, bütüncül bir makroekonomik programın içine yerleştireceksiniz. Bunları yapacaksınız ki millet ve tüm dünya, ‘Galiba ekonomide oyun kuralları değişti, gerçekten değişiyor, enflasyon aşağı gidecek, gerekenler yapılacak’ diye düşünüp öngördüğünüz geçişi asgari maliyetle tamamlayabilsin. Ama bunları yapmadan alelacele aldığınız kararlarla, dün ak dediğinize bugün kara diyerek, piyasalarda belirsizliği ve huzursuzluğu daha da artırmaktan başka bir şey yapamazsınız.</p>
<p><strong>“ÖNÜMÜZDEKİ DÖNEMDE KREDİYE ULAŞMAK, BUGÜNKÜNDEN ÇOK DAHA MALİYETLİ OLACAK”</strong></p>
<p>İşte daha birkaç hafta önce Merkez Bankası’nın yeni başkanı, TL mevduat faizlerinin düşmesini alkışlıyordu. ‘TL mevduat faizi, politika faizine yaklaşmalı’ diyordu. Tamam. Ama şimdi bu hafta sonu aldıkları son kararlarla, TL mevduat faizleri hızla artmak zorunda. Bu kararı uygulamak için, yani KKM’den TL mevduatına geçilmesini sağlamak için, bankalar KKM mevduat sahiplerini çok yüksek faizli mevduatlarla TL mevduata dönmeye, ikna etmeye çalışmak zorundalar. Bir çeşit ‘süper mevduatlar’ geliyor diyebiliriz. Mevduat faizlerinin yükselmesi demek, banka açısından para toplamanın maliyetinin yükselmesi demek. Bankalar hayır müessesi değil, bunu bir yerden çıkaracak. Bankaların verdiği hizmetlerin ve vatandaşa vereceği kredilerin ister istemez faizleri yükselecek. Ve ben bir şey söyleyeyim; önümüzdeki dönemde krediye ulaşmak, bugünkünden çok daha maliyetli olacak.</p>
<p><strong>“BIYIKLI YATIRIMCILARIN’ KARARI ÖNCEDEN HABER ALARAK HAREKETE GEÇMESİ SÖZ KONUSU MUDUR, DEĞİL MİDİR?”</strong></p>
<p>Suni teneffüsle ayakta duran zombi şirketler için, borç yükü altında ezilen, ‘Ali’nin külahını Veli’ye Veli’nin külahını Ali’ye giydirerek’ geçinmeye çalışan aileler için hayat çok daha zorlaşacak. Piyasada çekler bankalardan dönmeye başladı. Finansman sıkıntıları her zeminde dillendiriliyor. Ticari krediler için bir düzenleme yapılmazsa, iş insanları daha da daralacak. Ödeme zincirleri kopma tehlikesiyle karşı karşıya kalacak. KKM’den Türk Lirası mevduata geçiş hedefini tutturamayan bankalar, düşük faizli Hazine kağıtlarını almaya zorlanacak. Böylece, bankacılık sisteminin telleri daha fazla gerilecek. Bundan sonra yapılan her baskı, telin kopma riskini artıracak. Bu arada, bir hususun da altını çizmek ve sormak istiyorum: Bu kararın öncesinde cuma günü banka hisselerinde yaklaşık 400 puanlık bir düşüş yaşandı. Bu düşüşün arkasında, bazı ‘bıyıklı yatırımcıların’ kararı önceden haber alarak harekete geçmesi söz konusu mudur, değil midir? Bu konuya da hızla açıklama getirilmesi gerekiyor. Güveni sağlamak, bankacılık sektöründe tansiyonu daha fazla yükseltmemek için bunu hemen yapmak şart.</p>
<p><strong>“BU ÜLKEDE EN HIZLI HARCANAN MAKAM, MERKEZ BANKASI BAŞKANLIK MAKAMI OLDU. SON BEŞ YILDA, BEŞ MERKEZ BANKASI BAŞKANI GÖRDÜK”</strong></p>
<p>‘Bir ekonomi yönetiminin kredibilitesi, söyledikleriyle, yaptıklarının uyumlu olmasına bağlıdır’ demiştim. Söz ile eylem uyumlu değilse güveni sağlayamazsınız. Ne yazık ki bu ülkede en hızlı harcanan makam, Merkez Bankası başkanlık makamı oldu. Son beş yılda, beş Merkez Bankası başkanı gördük. Onun için biz yeni başkana da yeni Hazine ve Maliye Bakanı’na da buradan sesleniyoruz: Artık daha fazla zaman kaybetmeyin. Herkese güven verecek tutarlı bir programı milletin önüne koyun. Faturayı milletin sırtına yüklemekten artık vazgeçin. Bu programın içerisinde, KKM’yi nasıl tasfiye edeceğinizi milletle bir paylaşın. Söz verdiğiniz gibi ‘şeffaf’ olun. Hesap vermekten kaçmayın.</p>
<p><strong>“NİYET BELLİ; PARA BASARAK MİLLETİN ELİNDEKİ AVUCUNDAKİNİ, ENFLASYONLA ALACAKLAR, MİLLETİ DAHA DA FAKİRLEŞTİRECEKLER”</strong></p>
<p>Bütçe süreci başlıyor. OVP’yi açıklayacaksınız. 12. Kalkınma Planı’nın da eli kulağında. Bu resmi dokümanlar bu ortamda çok daha önemli hale geldi. Önünüzde bir fırsat var. Laf olsun torba dolsun diye değil, bu defa ciddi bir stratejiyi de OVP ile birlikte açıklayın. Yoksa Sarayın irrasyonelliğinin vebali, sizin sırtınızda kalır. Genel Başkanımız da dün yaptığı açıklamada bu çağrıda bulundu. Bunlar yapılmazsa milletimizin ödeyeceği fatura altından kalkılması çok zor bir noktaya ulaşacak. Yapabilirler mi? Ben buradan açıkça söyleyeyim: En büyük kısıt Sarayda oturdukça hayır. Sonuçta, KKM’nin yılsonunda millete yüzlerce milyar liralık fatura çıkarması kaçınılmaz. Bunu Merkez Bankası nereden ödeyecek? Tulumbada su var mı? Hayır. O halde ne yapacak? Para basacak. Peki, Merkez Bankası hem daha fazla para basıp hem enflasyonla nasıl mücadele edecek? Etmeyecek. Bunu kendileri de açıkça söylüyorlar zaten. Ne dedi Merkez Bankası Başkanı, ‘Önümüzdeki üç yıl çift haneli enflasyon’ dedi. Niyet belli; para basarak milletin elindeki avucundakini, enflasyonla alacaklar, milleti daha da fakirleştirecekler.</p>
<p><strong>“EKONOMİNİN DAR GÜNÜNDE GÖREVE GELEN HÜKÜMETLERİN ELLERİNDE ACİL EYLEM PLANLARI OLUR. AMA GÖRDÜK Kİ BUNLARIN ELİNDE HİÇBİRİ YOK. BİLDİKLERİ TEK ŞEY ZAM”</strong></p>
<p>Erdoğan’ın ekonominin başına ‘Yeni Ekonomi Çarı’ olarak getirdiği Şimşek’in ağzından, beylik laflar dışında bir şey çıkmıyor. Geldiği günden bu yana zamdan başka bir şey yapmadı. Bir de en son kumpir yemiş. Bir tasarruf genelgesi çıkardı, onu da ciddiye alan olmadı. Ama enflasyonun sorumlusunu bulmuş, ‘Memur zammı yüzünden böyle oldu’ diyor. Dolar baronlarına, dövizle garanti verdiğiniz yandaşlara milyarları kaptıracaksınız, sonra da enflasyonun sorumlusu memur olacak. Bir AK Partili belediye meclisi üyesi de ‘Alın terinin hakkından tasarruf olmaz’ diyen sendikaya ‘Ulan tarla mı kazıyorsunuz? Ne alın teri?’ diye laf yetiştiriyor. İşte Ak Parti zihniyetinin devlete, Devletin memuruna bakışı bu. Ekonominin dar gününde göreve gelen hükümetlerin ellerinde ilk 100 gün, ilk 6 ay, ilk 1 yıl yapacaklarına dair acil eylem planları olur. Ama gördük ki bunların elinde hiçbiri yok. Bildikleri tek şey zam. Gün aşırı zam yapıyorlar.</p>
<p><strong>“MİLLETİMİZ BÖYLE BOZUK VE LİYAKATSİZ BİR YÖNETİMİ HAK ETMİYOR”</strong></p>
<p>Biz, Millet İttifakı’nın ekonomistleri olarak 2 bin 300 maddelik bir Ortak Politikalar Mutabakat Metni yazmıştık Genel Başkanlarımız da bunları onaylamıştı. Hiçbir şey yapamıyorsanız, oradan bir şeyler okuyup uygulayın. O da yok. Milletimiz böyle bozuk ve liyakatsiz bir yönetimi hak etmiyor. Demografik fırsat penceremiz hızla kapansa da hala genç nüfus avantajımız sürüyor. 4 buçuk saatlik uçuş mesafesinde, 1 buçuk milyarlık nüfusa, 58 ülkeye ve 21 buçuk trilyon dolarlık bir pazara erişme imkânımız var. Önceki krizlerde, alınan önlemlere hızlı cevap veren dinamik bir ekonomimiz var. Ülkenin bu potansiyelini harekete geçirecek, plan ve programlar, bir yol haritası artık gecikmeden açıklanmalıdır. Uygulanacak programın pusulası sürdürülebilir ve kapsayıcı büyüme nirengi noktası ise refahın adil paylaşımı olmalıdır.</p>
<p><strong>“</strong>‘<strong>ERDOĞAN KAZANMASAYDI, MİLYONLARCA MÜLTECİ KAPIMIZA YIĞILACAKTI’ DİYEN, MACARİSTAN BAŞBAKANI ORBAN’A MİNNET ZİYARETLERİNDELER”</strong></p>
<p>Bugün yaşanan sıkıntıların sorumlusu olan Erdoğan, her zaman yaptığı gibi, millet hayat pahalılığı altında inim inim inlerken, ‘sin külahın görünmesin” diyerek, sütre gerisinde duruyor. Sadece hayat pahalılığı değil, borçlar da milletin belini büktü. Geçen yılın sonundan bugüne icra dairelerine gelen yeni dosya sayısı geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 59 artmış, 9 milyona dayanmış. Hükümetin umurunda değil. Vatandaşı kendi haline terk etmişler, kaderine bırakmışlar. Seçimde kendine destek olan, kazanması için dua eden, ‘Erdoğan kazanmasaydı, milyonlarca mülteci kapımıza yığılacaktı’ diyen, Macaristan başbakanı Orban’a Kuruluş Günü Kutlamalarına katılım adı altında minnet ziyaretlerindeler. Bunlar vatandaşa sabır talkını veriyor, kendileri salkımı yandaşlarıyla birlikte yutuyor.</p>
<p><strong>“BU ENFLASYONUN ANASI DA BABASI DA RECEP TAYYİP ERDOĞAN’DIR”</strong></p>
<p>Yüzde 33 enflasyon beklenen yılda memura ve memur emeklisine yüzde 10 15 zam önerecek kadar gerçekle bağlarını kopartmışlar. Bu hükümetten refah beklemek, tekeden süt çıkmasını beklemek gibi bir şey. Seçimde ittifak yaptıkları ortakları sanki bu düzene destek veren kendileri değilmiş gibi şimdi, ‘Yüksek fiyatlar yüzünden gençler evlenemiyor’ diye sızlanıyorlar. Saray’ın belediye başkanları da çıkmış, Gaziantep’te hakkını arayan işçiye; ‘Bunun sorumlusu ne sizsiniz ne patron. Tek sorumlu yüksek enflasyon’ diye nutuklar atıyor. ‘İki yıl sonra enflasyon tek haneye düşecek, biraz daha sabredin’ diye akıl veriyor. Bu hayat pahalılığının sebebi yüksek enflasyon da bu yüksek enflasyonun sebebi kim? Siz korkuyorsunuz, biz söyleyelim. Ülkede olup bitenin sorumlusu bellidir. Bu hayat pahalılığının nesebi sahihtir. Bu enflasyonun anası da babası da Recep Tayyip Erdoğan’dır. Seçimden önce tutulan fiyatların hepsi bir anda bırakıldıysa, benzinin mazotun fiyatıyla birlikte, her şeyin fiyatı katlandıysa, camide imam, ‘Bir ev kirasının 10 bin lirayı bulduğu bu ülkede asgari ücret geçim midir, size soruyorum’ diye isyan ediyorsa, bunun sorumlusu, bir zamanlar meydanlarda, ‘Ekonominin sorumlusu benim, ben’ diye bağıran Erdoğan’dır.</p>
<p><strong>“TAŞI SIKSA SUYUNU ÇIKARACAK 2,5 MİLYON GENÇ, ‘EV GENCİ’ OLMUŞ EVDE OTURUYOR”</strong></p>
<p>Bu yılın ikinci çeyreğine ait verilere göre, işsiz sayımız son iki çeyrekte 1 milyon artmış, 9 milyona dayanmış. Resmi verilere göre, 1 milyon 671 bin kişi iş bulma umudunu yitirdiği için iş aramıyor. TÜİK’e göre çalışma çağındaki nüfusun yarısı işgücüne dahil değil. Taşı sıksa suyunu çıkaracak 2,5 milyon genç, ‘ev genci’ olmuş evde oturuyor. Anasının babasının eline bakıyor. Hala 1 milyon civarında üniversite mezunu işsiz, kendisine hayata tutunmasını sağlayacak bir iş arıyor. Bu, iyi yönetilen bir ekonominin tablosu olabilir mi tabii ki olamaz. Bir ülkede 4 milyonu aşkın hane elektrik faturalarını karşılamak için bile yardıma muhtaçsa, burada kimse iyi bir ekonomi yönetimden bahsedemez.</p>
<p><strong>“SARAY YARGISI, GAZETECİ YANARDAĞ’I, GAZETECİ PEHLİVAN’I, HATAY’IN SEÇİLMİŞ MİLLETVEKİLİ ATALAY’I İÇERİDE TUTMAK İÇİN HUKUKU EĞİYOR, BÜKÜYOR”</strong></p>
<p>Credit Suisse diye bir banka var onun son raporuna göre, Türkiye geçen yıl dolar kurunun en çok arttığı, borsanın ve ev fiyatlarının en çok arttığı, özetle parası olanın en çok köşeyi döndüğü olmayanın ise en çok ezildiği ülke olmuş. En zengin yüzde 1 toplam servetin yüzde 40’ına, en zengin yüzde 10 servetin yüzde 70’ine sahip. Hal böyleyken kimse, ’Ekonomi iyi gidiyor’ diyebilir mi? Derse yalan söylemiş olur. Aynen seçim öncesinde bu iktidarın yaptığı gibi. Tek kişilik rejimlerle yönetilen ülkelerde, ekonomideki bozulma, düşünceleri özgürce söyleyememenin, ülkede hukuk sisteminin, kuvvetler ayrılığının çökmesinin de bir sonucudur. Saray yargısı, gazeteci Merdan Yanardağ’ı, gazeteci Barış Pehlivan’ı, Hatay’ın seçilmiş milletvekili Can Atalay’ı içeride tutmak için hukuku eğiyor, büküyor. Ama İsrail’in Dışişleri Bakanı, Türkiye’de uyuşturucu kaçakçılığından 10 yıl hapse çarptırılan bir İsrail vatandaşının ‘diplomatik temas sonucu’ serbest bırakılacağını açıklıyor. Biz de bunu yine İsrail basınından öğreniyoruz. Hukuk ve adalet her yerinden çatırdıyor.</p>
<p><strong>“PARTİ YÖNETİCİLERİ OLARAK BİZLERİN, DUYGUSAL KOPUŞLARA, MELANKOLİYE KAPILMA LÜKSÜMÜZ YOK”</strong></p>
<p>2023’te başlayan seçim sürecinin son durağı, önümüzdeki yıl mart sonunda yapılacak yerel seçimlerdir. Geçtiğimiz seçimde yaşan adaletsizlikler, har vurup harman savrulan devlet imkanları, sahte videolarla yapılan sahtekarlıklar ve ekonomiyle ilgili söylenen yalanlar, bir bir ortaya çıkıyor. Zam ve zulüm furyası insanları ezip geçiyor. Mayıs ayında seçimi kazanamadık. Buna çok üzgünüz. Ama diğer taraftan da 25 buçuk milyon seçmen, Genel Başkanımıza oy verdi. Her iki seçmenden birinin iradesine de sahip çıkmak durumundayız. Bu süreçte özellikle parti yöneticileri olarak bizlerin, duygusal kopuşlara, melankoliye kapılma lüksümüz yok. Ayaktayız, kongrelerimizde örgütlerimizi, üyelerimiz ve delegelerimiz yeniliyor, genel merkez olarak demokratik süreçlerin tastamam işlemesini, üyelerimizin tercihlerinin yönetimlere, eksiksiz yansımasını sağlamak için gereken her şeyi yapıyoruz. Sonunda hepimiz partimizin üye ve delegelerinin mihenk taşına vurulacağız. Karar neyse başımızın üstüne koyup bütün gücümüzle yerel seçimlerde tarihi bir zafere imza atmak, Erdoğan’ın zammına zulmüne dur demek için çalışacağız.</p>
<p><strong>“TÜM BÜYÜK ŞEHİRLERİ ALMAYI HEDEFLİYORUZ. KADİM ŞEHRİMİZ KONYA’YI DA ALACAĞIZ DİYORUZ”</strong></p>
<p>Seçimlerden bugüne kadar geçen 2 buçuk aylık süre, önümüzdeki günlerde yaşayacaklarımızın kısa bir fragmanıdır. Milletimiz 7 ay sonra sandıkta, bugüne kadar yapılanların, bu zamların, zulümlerin faturasını tabii ki sarayın önüne koyacaktır. ‘Zamma, zulme, yoksulluğa, Erdoğan’a yeter’ diyecektir. Saray ilk günden beri bunun farkındadır. Tek çaresi muhalefetin 25 buçuk milyon oyunu dağıtmaktır. CHP’yi dağıtmaktır. Tabii haddi değildir. Sarayın kibirlisi, mart sonundaki seçimlerin, hak hukuk adalet tanımayan, bilimden uzak siyasetiyle millete ağır bedeller ödeten, keyfi yönetiminin önündeki son engel olduğunun farkındadır. Onun için 29 Mayıs sabahı ilk sözü, ‘İstanbul’u alacağız’ olmuştur. Biz de hedefimize mahalli idare seçimlerinde tarihi bir zaferi koyuyoruz. Tüm büyük şehirleri almayı hedefliyoruz. Kadim şehrimiz Konya’yı da alacağız diyoruz.”</p>
<p><strong>“MİLLET İTTİFAKI ÇATISI ALTINDA BİR ARAYA GELEN PARTİLERİN ARASINDA BİR TARTIŞMAYI DOĞRU BULMUYORUZ”</strong></p>
<p>Öztrak, açıklamalarının ardından gazetecilerin sorularını yanıtladı.</p>
<p>Faik Öztrak, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın Macaristan dönüşünde uçakta, CHP’li belediyelere yönelik açıklamalarının anımsatılması üzerine şunları söyledi:</p>
<p>“Anlaşılan Avrupa’nın iki otoriter yöneticisi Orban ve Erdoğan, son ziyarette karşılıklı birbirlerini iyi ağırlamışlar. Erdoğan, Orban’ın güzellemelerine kendini kaptırıp ülkeyi ne hale getirdiğini unutmuş. Gerçeklerden de iyice kopmuş. Bizim Erdoğan’a tavsiyemiz, önce bir belediyelerimizi ziyaret etmesi, belediyelerimizin yaptıkları hakkında bir brifing almasıdır. Dedikodu üzerine konuşmasın. Devlet adamı dedikodu yapmaz. İstanbul Büyükşehir Belediyesi’nin karşısında çöp dağlarından bahsediyor. Büyükşehir belediye binası Fatih ilçesinde. Çöpleri toplama sorumluluğu da o ilçede AK Partili Belediye Başkanı tarafından yönetilen Fatih Belediyesinde. Anlaşılan Erdoğan büyükşehir belediyesiyle ilçe belediyeleri arasındaki görev dağılımını unutmuş. Bizim kendisine tavsiyemiz; büyükşehir belediyelerimizle uğraşmak yerine önce kendi sarayının çerini çöpünü bir temizleyiversin. Bizim belediyelerimiz hem COVID salgınında hem de arkasından gelen ekonomik kriz de yine son yaşanan depremde hükümetin yapmadıklarını yaptı. Esnafımızın, çiftçimizin, vatandaşımızın, depremzedelerin yanında dimdik durdu. Belediyelerimiz gerek vatandaşlara yardımda gerek toplu taşımada gerek diğer belediye hizmetlerinde sosyal demokrat belediyeciliğin rahatlığını hükümetin tüm engellemelerine rağmen hemşerilerine yaşatıyorlar. Diğer soruya gelince, Genel Başkanımız Kemal Kılıçdaroğlu Erdoğan’a defalarca çağrı yaptı. Televizyonda hem de TRT ekranında defalarca, ‘Karşıma çıksın’ dedi. Cesareti varsa programa çıksın. Bir de bunları Genel Başkanımızın yüzüne söylesin, cevabını alsın. Bir önceki seçimde yaşadığı İstanbul, Ankara, Adana, Mersin, Antalya Büyükşehir Belediyesi yenilgilerini nereye koyduğunu, bu yenilgiden sonra neden istifa etmediğini açıklayıversin. Yine son yapılan milletvekili seçimlerinde partisinin oy oranındaki dramatik düşüşleri çıksın, bir millete anlatsın. Geçtiğimiz seçimler hakkında konuşacak son kişi Erdoğan’dır. Çünkü gösterdiği sahte videolar, söylediği yalanlarla seçimin ahlaki meşruiyetini bitirmiştir. Esas çekip gitmesi gereken Erdoğan’dır.”</p>
<p><a href="https://www.haberduyur.com/chp-sozcusu-faik-oztraktan-kkm-kararina-tepki/">CHP Sözcüsü Faik Öztrak’tan, KKM Kararına Tepki !!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.haberduyur.com">Flaş Haberler Son Dakika - Güncel Haberler - Haber Duyur</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.haberduyur.com/chp-sozcusu-faik-oztraktan-kkm-kararina-tepki/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Faik Öztrak: &#8220;Saray, seçimde kaşıkla dağıttığını, seçimden sonra vergiyle, zamla, kepçeyle geri alıyor&#8221;</title>
		<link>https://www.haberduyur.com/faik-oztrak-saray-secimde-kasikla-dagittigini-secimden-sonra-vergiyle-zamla-kepceyle-geri-aliyor/</link>
					<comments>https://www.haberduyur.com/faik-oztrak-saray-secimde-kasikla-dagittigini-secimden-sonra-vergiyle-zamla-kepceyle-geri-aliyor/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[admin]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 07 Jul 2023 14:15:23 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Gündem]]></category>
		<category><![CDATA[CHP haberleri]]></category>
		<category><![CDATA[Faik Öztrak]]></category>
		<category><![CDATA[Faik Öztrak haberleri]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.haberduyur.com/?p=23734</guid>

					<description><![CDATA[<p>CHP Sözcüsü Faik Öztrak, “Dün akşam itibarıyla, Cumhurbaşkanı kararıyla harçlara ve KDV oranlarına insafsız artışlar yapıldı. ÖTV artışı, 6 ayda bir otomatiğe bağlandı. Bu artışlar, iğneden ipliğe her şeyin fiyatını artıracak. Bir ev, bir araba almak hayal oldu; anlaşılan bu vergi ve harçlardan sonra artık bir akıllı telefon almak da hayal olacak. İnsaf be kardeşim, [&#8230;]</p>
<p><a href="https://www.haberduyur.com/faik-oztrak-saray-secimde-kasikla-dagittigini-secimden-sonra-vergiyle-zamla-kepceyle-geri-aliyor/">Faik Öztrak: &#8220;Saray, seçimde kaşıkla dağıttığını, seçimden sonra vergiyle, zamla, kepçeyle geri alıyor&#8221;</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.haberduyur.com">Flaş Haberler Son Dakika - Güncel Haberler - Haber Duyur</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>CHP Sözcüsü Faik Öztrak, “Dün akşam itibarıyla, Cumhurbaşkanı kararıyla harçlara ve KDV oranlarına insafsız artışlar yapıldı. ÖTV artışı, 6 ayda bir otomatiğe bağlandı. Bu artışlar, iğneden ipliğe her şeyin fiyatını artıracak. Bir ev, bir araba almak hayal oldu; anlaşılan bu vergi ve harçlardan sonra artık bir akıllı telefon almak da hayal olacak. İnsaf be kardeşim, bu nedir? Bu nasıl zam yapmaktır? Bu nasıl zulümdür? Sizde hiç insaf kalmadı mı? Bu zamlar gösteriyor ki Saray’ın dışarıdan gereken parayı bulma ümitleri de yavaş yavaş sönüyor. Hal böyle olunca gözler yine vatandaşın cüzdanına dikiliyor. Saray, seçimde kaşıkla dağıttığını, seçimden sonra vergiyle, zamla, kepçeyle geri alıyor” dedi.</p>
<p>Faik Öztrak, bugün CHP Genel Merkezi’nde basın toplantısı düzenledi. Öztrak, şunları söyledi:</p>
<p><strong>“İMAR AFLARI, HÜKÜMETİN BURADA CİDDİ BİR İHMALİ OLDUĞUNU ORTAYA KOYUYOR”</strong></p>
<p>“6 Şubat 2023 tarihinde yaşanan Kahramanmaraş merkezli depremlerin üzerinden dün itibarıyla tam 5 ay geçti. Kaybettiğimiz yurttaşlarımıza bir kere daha Allah’tan rahmet, acılı yakınlarına sabırlar diliyoruz. Deprem bölgesinde, başta barınma sorunu olmak üzere hâlâ sıkıntılar sürüyor. Yıkılan, ağır hasar gören binaların yapım aşamasında, izin ve kontrol süreçlerinde devlet yetkililerinin sorumluluğu var. Bu sorumluluğun bihakkın yerine getirmemesi ve çıkarılan imar afları, hükümetin burada ciddi bir ihmali olduğunu ortaya koyuyor.</p>
<p><strong>“SARAY’IN BAKANI, BUGÜN ÇIKMIŞ, ‘500 BİN LİRASINI HİBE VERELİM, VATANDAŞ EVİ KENDİSİ YAPSIN’ DİYOR”</strong></p>
<p>Anayasa’nın 125’inci maddesinin son fıkrası açıktır; ‘İdare, kendi eylem ve işlemlerinden doğan zararı ödemekle yükümlüdür’. Yitirilen canlar geri getirilemez ama yapılacak evler, vatandaşa zarar tazminatı olarak bedava verilebilir, verilmelidir. Biz bunu söylerken Saray’ın bakanı, bugün çıkmış, ‘500 bin lirasını hibe verelim, vatandaş evi kendisi yapsın’ diyor.</p>
<p><strong>“BU KONUTLARI DEPREMZEDELERE BEDAVA VERECEKSİNİZ”</strong></p>
<p>TOKİ’nin hesabıyla bile bir evin maliyeti 2 milyon liraya yaklaşıyor. Bunlar, bunun dörtte birini verip vatandaşı başlarından atmaya uğraşıyor. Vatandaşı kaderine terk ediyor. Yetki, sorumluluk getirir. Sorumluluğunuzun gereğini yerine getireceksiniz. Bu konutları depremzedelere bedava vereceksiniz. Bunun başka yolu yok. Depremin hemen ardından bir bağış kampanyası başlatıldı. Bağışçılarının ağırlıkla kamu kuruluşları olduğu kampanyada 115 milyar liralık bağış taahhüt edildi. Bunun 84 milyar liralık kısmı hesaba yatırılmış. Taahhüt ettikleri bağışları yatırmayanların kimler olduğunun kamuoyuna açıklanmasını bekliyoruz. Ve biz, ‘Bağışların nerede, nasıl kullanıldığını araştıralım’ diyoruz. Önerge veriyoruz, Meclis’te reddediyorlar. Oysa bu ülke, önceki hükümetler döneminde de depremler yaşamış, tüyü bitmedik depremzedenin, yetimin hakkı olan bu paraların üzerine titremiş, kuruşuna kadar nereye harcandığını takip etmiş, raporlamış ve kamuoyuna açıklamıştı.</p>
<p><strong>“‘SEÇİM KAYBEDECEĞİMİ BİLSEM DAHİ YAPMAM’ DEDİKLERİ NE VARSA BİR BİR YAPTILAR”</strong></p>
<p>Acilen benzer bir takip sisteminin kurulmasını, kamuoyuna bilgi verilmesini, sonuçların TBMM’de denetlenmesini bekliyoruz. Depremin üzerinden geçen bunca zamana rağmen hükümet, vergi artışı ve zamlar için seçimin bitmesini bekledi. Şimdi deprem gerekçesiyle vatandaşlarımızın sırtına yeni vergiler yükleyecekler. Bunu bir torba yasa içine koyup Meclis’e getirdiler. Burada her şeyden önce büyük bir samimiyetsizlik var. Deprem olmuş 6 Şubat’ta, yasa geliyor temmuzda. Yetmez, bir de aynı torbaya memur maaş düzenlemeleri konuluyor ki çabuk geçsin. Seçim nedeniyle harcama musluklarını sonuna kadar açtılar, daha önce ‘Seçim kaybedeceğimi bilsem dahi yapmam’ dedikleri ne varsa bir bir yaptılar.</p>
<p><strong>“HÜKÜMET, HESABINI VERMEDİĞİ BU VERGİLERİ, ŞEHİRLERİ DEPREME HAZIRLAMAK İÇİN KULLANMADI”</strong></p>
<p>Hazine’nin ve Merkez Bankası’nın kasalarını tamtakır ettiler. Şimdi depremin, depremzedenin arkasına sığınıp, milletin gırtlağına para diye çökmeye kalkıyorlar. Buna kimse inanmaz, inandıramazlar. 1999 depreminden sonra, depremin yaralarını sarmak için geçici bir Özel İletişim Vergisi çıkarılmıştı. Bu vergi, bunların zamanında kalıcı hale getirildi. Erdoğan hükümetleri döneminde toplanan deprem vergisi, 36 milyar 743 milyon dolara ulaştı. Biz, bu paranın nereye harcandığını hep sorduk. O dönemin Maliye Bakanı, şimdiki Hazine ve Maliye Bakanı, bu soruyu ‘Duble yollara, demir yollarına’ diye yanıtlamıştı. Erdoğan, bir adım daha ileri gitmiş, ‘Harcanması gereken yere harcadık. Bundan sonra da bu tür şeylerin hesabını vermeye zamanımız yok’ demişti. Hükümet, hesabını vermediği bu vergileri, şehirleri depreme hazırlamak için kullanmadı ve milletimiz bu hatanın bedelini son depremde çok ağır bir şekilde ödedi. Getirdikleri torba yasalaşırsa bu yıl aldıkları Motorlu Taşıtla Vergisi’ni bir daha alacaklar. Buna da ‘bir defalık’ demişler. Vatandaşlarımız hazır olsun. Bu hovarda hükümet, bunu da kalıcı hale getirir.</p>
<p><strong>“BU NASIL ZAM YAPMAKTIR? BU NASIL ZULÜMDÜR”</strong></p>
<p>Bir de Cumhurbaşkanı’na ÖTV’yi olağanüstü artırma yetkisi veriyorlar. Bunların hepsi Anayasa ve ilgili yasalara aykırı. Yine dün akşam itibarıyla, Cumhurbaşkanı kararıyla harçlara ve KDV oranlarına insafsız artışlar yapıldı. ÖTV artışı, 6 ayda bir otomatiğe bağlandı. Bu artışlar, iğneden ipliğe her şeyin fiyatını artıracak. Bir ev, bir araba almak hayal oldu; anlaşılan bu vergi ve harçlardan sonra artık bir akıllı telefon almak da hayal olacak. Bu yapılan, gidişin gidiş olmadığını, Saray’ın hatalarının faturasının yine düşük ve sabit gelirlilere çıkacağını, gelir adaletsizliği ve yoksulluğun daha da artacağını tüm çıplaklığıyla ortaya koyuyor. İnsaf be kardeşim, bu nedir? Bu nasıl zam yapmaktır? Bu nasıl zulümdür? Sizde hiç insaf kalmadı mı? Bu zamlar gösteriyor ki Saray’ın dışarıdan gereken parayı bulma ümitleri de yavaş yavaş sönüyor. Hal böyle olunca gözler yine vatandaşın cüzdanına dikiliyor. Saray, seçimde kaşıkla dağıttığını, seçimden sonra vergiyle, zamla, kepçeyle geri alıyor. Bu kadar zam yapmasına izin verilseydi, Nebati Bakan da bu ekonomiyi gayet rahat yönetirdi.</p>
<p><strong>“RASYONEL POLİTİKALARA DÖNÜŞ BUYSA VAY MİLLETİMİZİN HALİNE”</strong></p>
<p>Saray’da yazılan bu torba hem son derece özensiz yazılmış hem de Anayasa’ya aykırı son derece tehlikeli maddeler içeriyor. Rasyonel politikalara dönüş buysa vay milletimizin haline. Anayasa Mahkemesi tarafından daha önce bütçe hakkının Meclis’te olduğu gerekçesiyle iptal edilen Cumhurbaşkanı’na bakanlık bütçelerine ödenek ekleme yetkisi, bu torbanın içine tekrar konmuş. Yine torbada, net borç kullanım tutarının artırılmasıyla ilgili bir madde var. Bu da milletin Meclisi’nin bütçe yapma hakkına tam bir tasallut. Hükümetin yasalarda ve bütçede öngörülen borçlanma yetkisini 2 trilyon liranın üzerine çıkarıyor. Milletvekillerine soruluyor, izah edemiyorlar.</p>
<p>“<strong>SİZ ZAM, ZULÜM DIŞINDA MİLLETİ FERAHA ÇIKARACAK BİR PROGRAM AÇIKLADINIZ DA BİZ Mİ DUYMADIK</strong>”</p>
<p>Her halükarda biz buradan söylüyoruz. Bu madde kabul edilemez. Anayasa’ya aykırıdır. Anayasa’ya aykırı uygulamalar torbalara sıkıştırılıp getirilirken, zamlar yağmur gibi yağarken Bakan Şimşek de bol bol sosyal medya mesajı atıyor. Dün yine sosyal medyadan ‘Programımızın 3 temel bileşeni var’ diye başlayan bir mesaj atmış. Pardon Mehmet Bey, biz bir şey mi kaçırdık? Siz zam, zulüm dışında milleti feraha çıkaracak bir program açıkladınız da biz mi duymadık?</p>
<p><strong>“PARA BASARAK ENFLASYONU NASIL DÜŞÜRECEKSİNİZ”</strong></p>
<p>Böyle plansız, programsız gidilirse ekonomide uyum maliyetinin her gün artacağını Bakan biliyor. Ama Saray’ın baskısı karşısında geri basıyor. Bakan Şimşek’in halen ‘mutasavver’ olduğu anlaşılan bu programının ilk maddesi olan mali disipline, ek bütçe olmadan borçlanma limitlerini artırmak da dahil mi? Nereye harcayacağınızı belirtmeden borçlanmak, mali disiplinin neresine sığıyor? Peki yine Hazine’nin ödeyeceği Kur Korumalı Mevduat’ı teşvik yükünü Merkez Bankası’na devrederek, para basarak finanse etmeyi hangi mali disipline sığdırdınız? Bütçe açığını Maastricht kriterleriyle uyumlu bir seviyeye böyle mi çekeceksiniz? Peki enflasyonun orta vadede tek haneye düşürülmesi için ‘Kademeli parasal sıkılaştırma’ ile Kur Korumalı Mevduat’ın yükünü Merkez Bankası matbaasına ödetmek, bu söylediklerinizle ne kadar bağdaşıyor? Para basarak enflasyonu nasıl düşüreceksiniz?</p>
<p><strong>“MADEM ELİNDE MADDE DÜZEYİNDE FİYAT YOK, TÜİK ENFLASYONU NEYE GÖRE AÇIKLIYOR”</strong></p>
<p>Bir de ‘Enflasyon hedefine uyumlu gelir politikası’ demişsiniz. Pardon ama sizin bu adı olan ama kendisi ortada olmayan, tasavvur aşamasındaki programınızda enflasyon hedefi ne? Sonra sizin bahsettiğiniz enflasyon, hangi enflasyon? Kimsenin artık güvenmediği TÜİK’in enflasyonu mu, yoksa gerçek enflasyon mu? TÜİK enflasyonu demişken; bildiğiniz gibi TÜİK, enflasyon bülteninde madde sepetini açıklamayı bırakmıştı. DİSK, ‘TÜİK sepeti açıklasın’ diye bilgi edinme hakkını kullanmıştı. ‘Açıkladın, açıklamadın’ derken sonunda iş yargıya da taşındı. Konfederasyonun açıklamasına göre TÜİK, en son verdiği yanıtla yüzsüzlük çıtasını Everest’in tepesine çakmış. Madde fiyatlarını soran sendikaya, ‘Fiyat verileri halihazırda mevcut değil. Hazırlanması, ayrı ve zaman alıcı bir çalışma gerektiriyor. O yüzden madde düzeyinde fiyatları veremiyoruz’ diye yanıt vermiş. Madem elinde madde düzeyinde fiyat yok, TÜİK enflasyonu neye göre açıklıyor? Önce bunları bir izah edin.</p>
<p><strong>“HÜKÜMET, KAŞIKLA VERDİĞİNİ BİR KERE DAHA KEPÇEYLE ALMAK İÇİN ADETA FIRSAT KOLLUYOR”</strong></p>
<p>Torbada memur maaşlarına yılın ilk 6 ayında verilecek telafi zammını, TÜİK’in böyle hesapladığı enflasyona göre vermek istiyorlar. Telafi zammının üstüne de 8 bin 77 lira seyyanen zam getiriyorlar. Böylece en düşük memur maaşı 22 bin lira olacak. Bu bir düzeltme ama eksik ve hakkaniyete uygun değil. Çünkü bu 8 bin 77 lira, emekliliğe yansımıyor. Bunun mali ve sosyal hakların tespitinde esas alınmayacağını yasaya açık açık yazmışlar. Bu düzenlemede kamuda çalışan kalifiye elemanların, örneğin mühendislerin ya da sağlık çalışanlarının sıkıntılarını giderecek ayarlamalar yok. Memurlar arasındaki maaş farkının kapatılması gerekçesiyle bu toptancı yaklaşım büyük bir adaletsizlik yaratıyor. Bürokraside liyakati hiçe sayıyor. Diğer taraftan maaşlar, ücretler artıyor ama vergi dilimleri yerinde sayıyor. Hükümet, kaşıkla verdiğini bir kere daha kepçeyle almak için adeta fırsat kolluyor. Ve son olarak, en başta söylediğimizi yine tekrarlıyoruz; ilk 6 aylık enflasyonun telafisi yetmez. Madem ‘enflasyon hedefiyle uyumlu gelirler politikası’ dediniz, o zaman gerçekçi bir enflasyon hedefi ortaya koymalı, buna uygun bir artışı da ikinci 6 ay için yapmak zorundasınız.</p>
<p><strong>“ERDOĞAN DA DÜN EMEKLİYE ZAM İÇİN BELİRSİZ BİR TARİHE RANDEVU VERİYOR”</strong></p>
<p>Bu torbada, Saray’ın bir tek emeklileri düşünmediği görülüyor. Bir kere, seçim döneminde en düşük emekli aylığını 7 bin 500 liraya çıkarırken aylığı 7 bin 501 lira ve üzerinde olduğu için aldığı para yerinde sayan emeklilere verdikleri sözler var. Seçim sonrasında emekli maaşlarını kademeli olarak artırmaya söz verdiler. Torba yasada bu yok. Bu torbada emeklinin adı bile yok. Emekliye, ‘TÜİK’in gösterdiği makyajlı enflasyon kadar farkı al, ses etmeden otur’ diyorlar. Bu pervasızlığa tepkiler çığ gibi büyüyünce AK Parti’nin bir genel başkan yardımcısı çıktı, ‘Teklifte emeklilerin olmaması, olmayacak demek değil’ diye açıklama yapıyor. Tabii ki teklifte emeklilerin olmaması, emeklilerin olmayacağı anlamına gelmiyor ama ‘emeklilerin olmadığı’ anlamına geliyor. Erdoğan da dün emekliye zam için belirsiz bir tarihe randevu veriyor. ‘İyileştirme için talimat verdim, önümüzdeki haftalarda açıklayacağız’ diye top çeviriyor. Yuvarlak lafları bırakın, neden bu teklifte emekliler yok, açıklayın. 7 bin 500 liradan fazla maaş aldığı için seçimden önce yaptığınız maaş artışlarından yararlanamayan emeklilerimize yaptığınız haksızlığı görün. Torba yasa Plan ve Bütçe Komisyonu’nda görüşülürken emeklilerimize hak ettikleri zammı hep beraber ekleyelim.</p>
<p>“<strong>ERDOĞAN DA BU GİDİŞLE KÖRFEZ VE ORTA DOĞU’DA BAŞKA ÜLKELERİN DEĞİRMENİNE SU TAŞIMAK ZORUNDA KALACAK”</strong></p>
<p>Mehmet Şimşek’in sosyal medya mesajlarında bol bol ‘yapısal reform’ sözleri de var. Ama Erdoğan’ın, yerel seçimlere giderken kısa vadede belli kesimlere maliyeti olacak bir yapısal uyum programını uygulamaya hiç niyeti yok. Vitrine koyduğu iki isimle güvenilirliği sağlayabileceğini, mahalli idare seçimlerine kadar en azından Körfez’deki eski düşman, yeni dostlarından bir miktar para bularak idare edeceğini sanıyordu. Ama kimse parayı, gül yüzünüze, gül hatırınıza vermiyor. Ya ekonominizi güçlendirecek somut adımları atarak güveni sağlayacaksınız ya da komaya soktuğunuz ekonomiyi aspirinle, pansumanla idare edeceksiniz, borç almak için emir alacaksınız. Büyük Ortadoğu Projesi’nin eş başkanı olduğunu söyleyen Erdoğan da bu gidişle Körfez ve Orta Doğu’da başka ülkelerin yeni bölgesel güç olma heveslerinin değirmenine su taşımak zorunda kalacak.</p>
<p>“<strong>İZMİR’DEKİ ALSANCAK LİMANI’NIN İŞLETME HAKLARINI SATMAK İÇİN KÖRFEZ ÜLKELERİYLE MÜZAKEREYE BAŞLAMIŞLAR</strong>”</p>
<p>Kendi ülkesinde, bu heveskarların Düyun-u Umumiye komiserliğini yapacak. Bu milletin kalan nesi var nesi yoksa satacak. En son, İzmir’deki Alsancak Limanı’nın işletme haklarını satmak için Körfez ülkeleriyle müzakereye başlamışlar. Bu gidiş, şair Nazım Hikmet’in ‘İnsan olan vatanını satar mı? Suyun içip ekmeğini yediniz. Dünyada vatandan aziz şey var mı? Beyler, bu vatana nasıl kıydınız’ dizelerini hatırlatıyor. Diğer taraftan, bu politikasızlığın ve piyasalara vurulan prangaların sonucunda ihracatçı firmalar da ızrar halinde. Koca şirketler, şimdilerde yüzde 40-50 faizle 3 aylık kredi kovalıyorlar. Bankalar, krediyi tek seferde de vermiyor, parçalara bölüp gıdım gıdım veriyor. Ama uygun şartla kredi bulmak istiyorsanız bunun çok daha fazlası dövizi bankaya satmanız gerekiyor. Sizden dövizi zorla ucuz alan Merkez Bankası, ham maddeyi ithal etmek için döviz istediğinizde pahalıya satıyor. Alış ve satış kurları arasındaki fark, zarar olarak şirketlerin hanesine yazılıyor. İhracatçı, limon gibi sıkılıyor. Bu nedenle ihracat dövizlerinin satılması zorunluğu ve bankaların ihracatçının dövizini satmasına bağlanan elverişli kredi uygulamaları hızla kaldırılmalıdır. Aksi halde zombi şirket şampiyonu yaptıkları Türkiye’de işler, sürdürülemez bir noktaya gidecektir.</p>
<p><strong>“SON SEÇİMLERDE HER İKİ KİŞİDEN BİRİNİN İSTİBDADA KARŞI BİRLEŞTİĞİNİ UNUTUYORLAR”</strong></p>
<p>Yerel seçimlere kadar kalan 8 aylık dönemin siyaseten çok sert geçeceği, Saray eliyle gerilen siyasetin iplerinin çok daha sıkılacağı anlaşılıyor. TİP’in seçilmiş milletvekili Can Atalay, hâlâ tutuklu, Meclis’te ona oy verenlerin hakkını savunamıyor. Milletin iradesine pranga vuruluyor. AK Parti’nin Diyarbakır milletvekilinin sözlerini de anımsatarak hükümetin neyi neden yaptığını hatırlatan, Saray’ın yeni bir çözüm süreci başlatma ve terörist başını salıverme niyetinden bahseden gazeteci Merdan Yanardağ, terörü övdüğü iddiasıyla tutuklanıyor. Sonra da TELE 1’e, Merdan Yanardağ’a isnat edilen suçla alakası olmayan bir madde üzerinden 7 gün yayın durdurma ve ağır para cezası veriliyor. Artık niyet, susturmak değil, topluma doğru bilgi veren kanalların kapısına kilit vurmak. Milletimizi vergilerle, faizlerle, enflasyonla ezerken, ülkemizi başka ülkelere peşkeş çekerken, yandaşı ranta boğarken bunlar konuşulmasın, söylenmesin istiyorlar. Ülkemizin üstündeki istibdat bulutu giderek koyulaşıyor. Ama son seçimlerde her iki kişiden birinin istibdada karşı birleştiğini unutuyorlar.</p>
<p><strong>“ERDOĞAN HÜKÜMETİNİN ZAMMA, ZULME, HUKUKSUZLUĞA DAYANAN SİYASETİNE SON VERMEK İÇİN BİRLİKTE OLMA ZAMANIDIR”</strong></p>
<p>Ayrılıklarını ve farklılıklarını bir taraf bırakmış, aynı bundan bir asır önce olduğu gibi vatan ve hürriyet aşkıyla bir araya gelmiş 25,5 milyon vatandaşımızı görmezden gelmeye uğraşıyorlar. Saray, seçimlerin mayıs ayında bitmediğinin, yerel seçimlere kadar devam ettiğinin farkında. Bu seçimde, mayısta yapılan seçimde elde ettiği her şeyi yitirebileceğinin de farkında. En çok, karşısında birleşen milyonlardan korkuyor. Bu gücü dağıtmak için elinden geleni yapıyor. Biz, bu gücü korumak, zulme karşı çıkmak, önümüzdeki seçimde 25,5 milyon oyu 35 milyon yapmak için Halil İbrahim sofralarında bir araya gelmeye devam edeceğiz. Önceki seçimi kazanamamış olmak hepimizi üzdü, hayal kırıklığına uğrattı. Ama artık bu yılgınlığı üzerimizden atma, birleşme, Erdoğan hükümetinin zamma, zulme hukuksuzluğa dayanan siyasetine son vermek için birlikte olma zamanıdır. Birleşmiş gücümüzü tahkim edeceğiz, bizim yönettiğimiz büyükşehirlerin dışında kalan büyükşehirleri de bu hükümetin elinden alacağız. Bu zalimlerin saltanatını, bu ucube rejimi bitirmenin önünü açacağız. Hepimizin önceliği bu olmalıdır.”</p>
<p>Faik Öztrak, gazetecilerin sorularını da yanıtladı. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın ‘CHP Genel Başkanı, bebek katillerini öven gazeteci kılıklı terör sevicilere sahip çıkmayı sürdürüyor. Gezi olaylarının organizatörlüğünün avukatlığını yapmaya devam ediyor’ açıklaması ve ‘Dün baba-oğul videosu çekenler, bugün gırtlak gırtlağa geldi. Bolu&#8217;dan Ankara&#8217;ya yürüyenler ve ona hakaret edenler… Dün genel başkanınız Ankara&#8217;dan İstanbul&#8217;a yürüyordu. O zaman yollar yürümekle aşınıyor muydu, şimdi ne oldu’ açıklamalarına Öztrak, şu yanıtı verdi:</p>
<p>“Erdoğan eğer terör sevicilikten, bebek katillerini övmekten bahsediyorsa önce Saray’daki aynasına bir bakacak. Kimin bebek katilinin mektubunu seçim kazanmak için okuttuğunu bir hatırlayıverecek. Gazeteci Merdan Yanardağ, onların hain terörle iş birliği planlarını açıklamıştır. Sıkıntıları bundan. Aslında Erdoğan’ın sözleri, geldiğimiz noktayı açıkça ortaya koyuyor. Saray, Bolu Belediye Başkanı’nı savunuyor. Aslında bunu yaparak, iplerin kimin elinde olduğunu da açıklıyor. Zammın, zulmün, adaletsizliğin, baskının üstünü örtmek için muhalefeti nasıl karıştırmaya uğraştırdığını ortaya koyuyor. Hedef bellidir, artık birlik ve beraberlik zamanıdır.”</p>
<p><a href="https://www.haberduyur.com/faik-oztrak-saray-secimde-kasikla-dagittigini-secimden-sonra-vergiyle-zamla-kepceyle-geri-aliyor/">Faik Öztrak: &#8220;Saray, seçimde kaşıkla dağıttığını, seçimden sonra vergiyle, zamla, kepçeyle geri alıyor&#8221;</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.haberduyur.com">Flaş Haberler Son Dakika - Güncel Haberler - Haber Duyur</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.haberduyur.com/faik-oztrak-saray-secimde-kasikla-dagittigini-secimden-sonra-vergiyle-zamla-kepceyle-geri-aliyor/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Faik Öztrak: “Sonuçlar kesinleşinceye kadar kimse bir oldubitti yaratmasın</title>
		<link>https://www.haberduyur.com/faik-oztrak-sonuclar-kesinlesinceye-kadar-kimse-bir-oldubitti-yaratmasin/</link>
					<comments>https://www.haberduyur.com/faik-oztrak-sonuclar-kesinlesinceye-kadar-kimse-bir-oldubitti-yaratmasin/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[admin]]></dc:creator>
		<pubDate>Sun, 28 May 2023 15:08:11 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Gündem]]></category>
		<category><![CDATA[Faik Öztrak]]></category>
		<category><![CDATA[Faik Öztrak haber]]></category>
		<category><![CDATA[Faik Öztrak haberleri]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.haberduyur.com/?p=22385</guid>

					<description><![CDATA[<p>CHP Sözcüsü Faik Öztrak, “Devletin resmi ajansı tarafından açıklanan ilk sonuçların nasıl manipüle edildiğini ve ne kadar hızlı değiştiğini, bu seçimin ilk turu dahil, AK Parti dönemindeki bütün seçimlerde gördük. Bu yüzden, tekrar ediyorum; görevinizin başından ayrılmayacaksınız. Ayrıca buradan net bir uyarıda bulunuyoruz; sonuçlar kesinleşinceye kadar kimse bir oldubitti yaratmasın, balkon konuşmalarıyla suyu bulandırmaya kalkışmasın. [&#8230;]</p>
<p><a href="https://www.haberduyur.com/faik-oztrak-sonuclar-kesinlesinceye-kadar-kimse-bir-oldubitti-yaratmasin/">Faik Öztrak: “Sonuçlar kesinleşinceye kadar kimse bir oldubitti yaratmasın</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.haberduyur.com">Flaş Haberler Son Dakika - Güncel Haberler - Haber Duyur</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>CHP Sözcüsü Faik Öztrak, “Devletin resmi ajansı tarafından açıklanan ilk sonuçların nasıl manipüle edildiğini ve ne kadar hızlı değiştiğini, bu seçimin ilk turu dahil, AK Parti dönemindeki bütün seçimlerde gördük. Bu yüzden, tekrar ediyorum; görevinizin başından ayrılmayacaksınız. Ayrıca buradan net bir uyarıda bulunuyoruz; sonuçlar kesinleşinceye kadar kimse bir oldubitti yaratmasın, balkon konuşmalarıyla suyu bulandırmaya kalkışmasın. Milletimiz, saat 19:00’da yapacağımız açıklamayı beklesin. Görevlilerimiz ve vatandaşlarımız, sandıkları korumaya devam etsin” dedi.</p>
<p>Faik Öztrak, cumhurbaşkanı seçiminin bugün yapılan ikinci turunda oy verme işleminin sonuçlanmasının ardından CHP Genel Merkezi’nde basın toplantısı düzenledi. Öztrak, şunları söyledi:</p>
<p><strong>“OYLARA, OY ÇUVALLARINA, ISLAK İMZALI TUTANAKLARA SAHİP ÇIKACAĞIZ:</strong> Cumhurbaşkanlığı seçimiyle ilgili ikinci tur oy verme işlemi tamamlandı. Sandık başına giden ve bu seçimi bir demokrasi şenliğine çeviren tüm vatandaşlarımıza teşekkür ediyoruz. Ayrıca, bu seçimde görev alan polisimize, jandarmamıza ve diğer kamu görevlilerine de teşekkürü bir borç biliyoruz. Şimdi seçimin en kritik aşamasındayız. Oylara, oy çuvallarına, ıslak imzalı tutanaklara sahip çıkacağız.</p>
<p><strong>ARKADAŞLARIMIZ, ÜSTÜN BİR SORUMLULUK ANLAYIŞIYLA GÖREVLERİNİ SÜRDÜRÜYORLAR:</strong> Mevcut ve önceki dönem milletvekillerimiz, PM ve YDK üyelerimiz, örgütlerimiz, yerel yöneticilerimiz, her türlü engellemeye rağmen seçim bölgelerinde görevlerinin başındalar. Sandık başında görevli arkadaşlarımız, müşahitlerimiz, üstün bir sorumluluk anlayışıyla görevlerini sürdürüyorlar.</p>
<p><strong>MİLLETİMİZİN İRADESİNİ SONUNA KADAR KORUYACAĞIZ VE KAZANACAĞIZ:</strong> Biz de genel merkezimizde kurduğumuz veri sistemiyle sandık sonuçlarını takip ediyoruz. Üstüne basa basa söylüyorum; milletimizin iradesini sonuna kadar koruyacağız ve kazanacağız. Sadece iki adayı oyladığımız için sonuçlar bu akşam hızla belli olacak. Tüm yetkilileri sağduyulu davranmaya ve görevlerini layıkıyla yapmaya davet ediyoruz.</p>
<p><strong>BÜTÜN İŞLEMLER BİTENE KADAR GÖREVİNİZİN BAŞINDAN AYRILMAYACAKSINIZ:</strong> Sandık görevlilerimize ve müşahit arkadaşlarımıza, özellikle görevlerini bir kere daha hatırlatmak istiyorum. Sayım sırasında yapılabilecek tüm usulsüzlükleri takip edip önleyeceksiniz. Islak imzalı tutanakların seçim kurullarına güvenle ulaşmasını sağlayacaksınız. Birleştirme tutanaklarını takip edeceksiniz ve ıslak imzalı tutanakları genel merkezimize hızla ulaştıracaksınız. Bütün bu işlemler bitene kadar görevinizin başından ayrılmayacaksınız.</p>
<p><strong>KİMSE BİR OLDUBİTTİ YARATMASIN, BALKON KONUŞMALARIYLA SUYU BULANDIRMAYA KALKIŞMASIN:</strong> Devletin resmi ajansı tarafından açıklanan ilk sonuçların nasıl manipüle edildiğini ve ne kadar hızlı değiştiğini, bu seçimin ilk turu dahil, AK Parti dönemindeki bütün seçimlerde gördük. Bu yüzden, tekrar ediyorum; görevinizin başından ayrılmayacaksınız. Ayrıca buradan net bir uyarıda bulunuyoruz; sonuçlar kesinleşinceye kadar kimse bir oldubitti yaratmasın, balkon konuşmalarıyla suyu bulandırmaya kalkışmasın. Milletimiz, saat 19:00’da yapacağımız açıklamayı beklesin. Görevlilerimiz ve vatandaşlarımız, sandıkları korumaya devam etsin.</p>
<p><strong>CUMHURİYET’İN İKİNCİ YÜZYILINDA BU ÜLKEYE YENİDEN BAHARLARI GETİRECEĞİZ:</strong> Sevgili yurttaşlarımız, birleşe birleşe bugüne geldik. Bugün hep birlikte kazanacağız. Demokrasi kazanacak; ‘Yandaşımın değil, vatandaşımın refahı’ diyenler kazanacak. Cumhuriyet’in ikinci yüzyılında bu ülkeye yeniden baharları getireceğiz.”</p>
<p><a href="https://www.haberduyur.com/faik-oztrak-sonuclar-kesinlesinceye-kadar-kimse-bir-oldubitti-yaratmasin/">Faik Öztrak: “Sonuçlar kesinleşinceye kadar kimse bir oldubitti yaratmasın</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.haberduyur.com">Flaş Haberler Son Dakika - Güncel Haberler - Haber Duyur</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.haberduyur.com/faik-oztrak-sonuclar-kesinlesinceye-kadar-kimse-bir-oldubitti-yaratmasin/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Faik Öztrak: &#8220;Sandığa atacağın pusulanın bir tarafında domuz bağcılara, Gaffar Okkan’ı şehit eden terör örgütlerine sırtını yaslayanlar var.&#8221;</title>
		<link>https://www.haberduyur.com/faik-oztrak-sandiga-atacagin-pusulanin-bir-tarafinda-domuz-bagcilara-gaffar-okkani-sehit-eden-teror-orgutlerine-sirtini-yaslayanlar-var/</link>
					<comments>https://www.haberduyur.com/faik-oztrak-sandiga-atacagin-pusulanin-bir-tarafinda-domuz-bagcilara-gaffar-okkani-sehit-eden-teror-orgutlerine-sirtini-yaslayanlar-var/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[admin]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 20 May 2023 11:01:45 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Gündem]]></category>
		<category><![CDATA[Faik Öztrak]]></category>
		<category><![CDATA[Faik Öztrak haber]]></category>
		<category><![CDATA[Faik Öztrak haberleri]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.haberduyur.com/?p=22166</guid>

					<description><![CDATA[<p>CHP Sözcüsü Faik Öztrak, “Sandığa atacağın pusulanın bir tarafında FETÖ’yle ortaklık yapan, seçim kazanmak için bölücü terör örgütüyle kol kola giren, SADAT’a, domuz bağcılara, Gaffar Okkan’ı şehit eden terör örgütlerine sırtını yaslayanlar var. Pusulanın diğer tarafında ise çiftçiye, emekçiye, millete Cumhuriyet’in verdiği değeri veren, hakka, hukuka, adalete sahip çıkan, beytülmali gözünden sakınan, ‘senlik, benlik yoktur [&#8230;]</p>
<p><a href="https://www.haberduyur.com/faik-oztrak-sandiga-atacagin-pusulanin-bir-tarafinda-domuz-bagcilara-gaffar-okkani-sehit-eden-teror-orgutlerine-sirtini-yaslayanlar-var/">Faik Öztrak: &#8220;Sandığa atacağın pusulanın bir tarafında domuz bağcılara, Gaffar Okkan’ı şehit eden terör örgütlerine sırtını yaslayanlar var.&#8221;</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.haberduyur.com">Flaş Haberler Son Dakika - Güncel Haberler - Haber Duyur</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>CHP Sözcüsü Faik Öztrak, “Sandığa atacağın pusulanın bir tarafında FETÖ’yle ortaklık yapan, seçim kazanmak için bölücü terör örgütüyle kol kola giren, SADAT’a, domuz bağcılara, Gaffar Okkan’ı şehit eden terör örgütlerine sırtını yaslayanlar var. Pusulanın diğer tarafında ise çiftçiye, emekçiye, millete Cumhuriyet’in verdiği değeri veren, hakka, hukuka, adalete sahip çıkan, beytülmali gözünden sakınan, ‘senlik, benlik yoktur bizde, hepimiz birer damlayız aynı denizde’ diyen, zalimden değil mazlumdan yana olan, çalandan değil çalışandan yana olan, ezenden değil ezilenden yana olan, birleştirip, kucaklayan, tecrübeli, dinamik kadrolarıyla, aziz milletimizi önce feraha, sonra refaha kavuşturacak Kemal Kılıçdaroğlu var” dedi. Öztrak ayrıca, “Bu seçimde ‘korktum’ yok, ‘kırıldım’ yok, ‘küstüm’ yok. Biz önce seçimi alacağız. Varsa kırgınlıkları, küskünlükleri ve diğer her şeyi sonra konuşacağız” diye konuştu.</p>
<p>CHP Sözcüsü Faik Öztrak bugün CHP Genel Merkezi’nde bir basın toplantısı düzenledi. Günledi değerlendiren Öztrak, şunları söyledi:</p>
<p><strong>“19 MAYIS, ULUSUMUZUN BÜYÜK ÖNDERİ GAZİ MUSTAFA KEMAL ATATÜRK’ÜN, ‘BENİM DOĞUM GÜNÜMDÜR’ DEDİĞİ GÜNDÜR”</strong></p>
<p>“Dün 19 Mayıs 1919’un 104’üncü yıl dönümünü kutladık. 19 Mayıs, ulusumuzun büyük önderi Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün, ‘Benim doğum günümdür’ dediği gündür. 19 Mayıs, emperyalistlerin bölmek, parçalanmak, yok etmek istediği bir büyük ulusun, Mustafa Kemal Atatürk’ün önderliğinde, en haklı, en şanlı, en onurlu karşı koyuşunu başlattığı gündür. 19 Mayıs, işgal altındaki güzel ülkemizin kurtuluşunu, saraylarda değil, milletimizin tertemiz sinesinde arayanların, harekete geçtiği gündür. Onun için Cumhuriyetimizin ve Cumhuriyet Halk Partisi’nin kurucusu, Gazi Mustafa Kemal Atatürk, bugünü ‘Türk istiklalini, Türk Cumhuriyetini ilelebet muhafaza ve müdafaa etmekle’ görevlendirdiği, ‘muhtaç olduğun kudret, damarlarındaki asil kanda mevcuttur’ dediği gençliğimize, bayram olarak armağan etmiştir.</p>
<p><strong>“3 MİLYONA YAKIN GENCİMİZ NE BİR İŞTE OKUYOR NE DE ÇALIŞIYOR. ‘EV GENCİ’ OLMUŞ”</strong></p>
<p>Büyük Önder, gençlerine umut veremeyen bir ülkenin, geleceğine de asla umutla bakamayacağını görmüştür ama 19 Mayıs’ın 104’üncü yıl dönümünde, bir beceriksiz yönetimin elinde gençlerimiz işsizliğin pençesinde, her geçen gün umudunu yitiriyor. TÜİK’in makyajlı verilerine göre; Taşı sıksa suyunu çıkaracak 3 milyona yakın gencimiz ne bir işte okuyor ne de çalışıyor. ‘Ev genci’ olmuş, anasının babasının eline bakıyor. Üyesi olduğumuz Ekonomik İşbirliği ve Kalkınma Teşkilatı içerisinde, ev genci oranının en fazla olduğu ülkeyiz. Bu ülkede analar, babalar, ‘yeter ki evladım okusun, eli ekmek tutsun’ diye, yemedi, evladını yedirdi. Giymedi, evladını giydirdi ama artık bu ülkede, üniversiteyi bitirenler bile işsiz. Her 100 işsizden 29’u üniversite mezunu. Üniversiteli işsiz sayısı, 1 milyonun üzerinde.  TÜİK verileriyle 2022’de, 18-24 yaş arasındaki gençlerin beşte birine yakını mutsuz. Oysa daha dört yıl önce, 2018’de, gençlerin onda biri kendini mutsuz sayıyordu. Ucube saray rejimi fiilen hayata geçtikten sonra, 4 yılda, mutsuz gençlerimizin oranında hızlı bir artış var. Ucube saray rejimi, gençlerimizin neşesini, gülüşünü ve mutluluğunu çalıp götürmüş. Bugün ülkemizde eğitimini yarıda bırakan her 100 gençten 48’i, ekonomik sıkıntılar nedeniyle, okulunu bıraktığını söylüyor. Bu ucube yönetim insan sermayemizi tüketiyor. Çalışabilen gençlerimizi aldığı ücret ve maaş mutlu etmiyor. 2017’de, çalışan her 100 gençten 31’i kazancından mutsuz iken, 2022’de, çalışan her 100 gençten 34’ü kazandığıyla mutlu olamıyor.</p>
<p><strong>“2019-2021 DÖNEMİNDE, 20-34 YAŞ ARASINDA 417 BİN 624 GENCİMİZ, BAŞKA ÜLKELERE GİTMİŞ”</strong></p>
<p>Erdoğan şahsım hükümeti, ülkeyi çok kötü yönetti. Paramızı pul etti. Milletimizi hayat pahalılığına ezdirdi. Bu koşullarda, gençlerimiz nasıl evlenebileceğini, nasıl yeni bir hayat kuracağını kara kara düşünüyor. Karı koca çalışan genç bir çiftin bir ev, bir araba alması artık hayal oldu. Gençlerimiz evlenmeyi, bir ev, bir araba almayı geçtik, iyisinden bir telefon almayı bile zor hayal eder oldu. İş başındaki hükümet milleti unuttu, gençlerin halini görmüyor. Seslerini duymuyor. Bugün umudunu kaybeden gençlerimiz, geleceğini kurmak için başka ülkelere gidiyor. Sadece 2019-2021 döneminde, 20-34 yaş arasında 417 bin 624 gencimiz, başka ülkelere gitmiş. Bu gençler, ülkelerini, vatanlarını sevmedikleri için terk etmiyor. Beceriksiz ve kibir abidesi Erdoğan bu güzel ülkeyi yönetemediği, paramızı pul ettiği, ‘liyakat değil sadakat’ diyerek, kendinden olmayanları mülakatla işsiz bıraktığı için, saray kendilerine ikide bir parmak salladığı için, internette bant daralttığı için, ikide bir kendinden menkul edep ve insanlık dersleri vermeye kalktığı için, kendinden olmayana zulmettiği için terk ediyor. Nasıl olsa hükümetin başının tuzu kuru, kendinin ve şürekâsının evlatları rahat, milletin evlatları, çoğu okumuş, yetişmiş pırlanta gibi gençleri geleceğini kurmak için yurt dışına giderken, anaları babaları, ‘evladımı bir daha görür müyüm’ diyerek, arkalarından gözyaşı dökerken, saray, gidenlerin arkasından bir de ‘giderlerse gitsinler’ diye kovalamaya kalkıyor.</p>
<p><strong>“SURİYELİLER EN KISA SÜREDE EVİNE DÖNSÜN’ DİYENLER MÜHRÜ KEMAL KILIÇDAROĞLU’NUN OLDUĞU TARAFA BASACAK”</strong></p>
<p>Evlatlarımızın yerine, doğru dürüst eğitimi olmayan, Ortadoğulu göçmenleri alıp memleketin içine salıyor. Sadece 2021 yılında, Irak, İran, Özbekistan, Suriye, Afganistan’dan kayıtlı olarak gelenlerin sayısı 252 bin 432… Perfore hale getirdikleri sınırlardan elini kolunu sallayarak geçenler bu hesaba dahil değil. Bugün bu ülkede sığınmacılar sadece ekonomik dengeleri değil, sosyal dengeleri de çatırdıyor. Ülkemizin sosyal, kültürel, ekonomik alt yapısı giderek çölleşiyor. Demografik yapımız tehdit altında. Bir hafta sonra sandıkta, bizim evlatlarımızı kovup, sığınmacıları ülkeye dolduran, ülkemizi uçurumun kenarına getiren bu zihniyeti oylayacağız. Seçim hiç karışık olmayacak. ‘Bu ülkenin çocukları gitsin, sığınmacılar katar katar ülkemize gelmeye devam etsin’ diyecek olan varsa oyunu pusulanın saray tarafına basacak. ‘Bu ülkenin namusu olan sınırları hak ettiği şekilde korunsun, geçici koruma kapsamındaki Suriyeliler en kısa sürede evine dönsün’ diyenler ise, mührü pusulanın aydınlık tarafına, Kemal Kılıçdaroğlu’nun olduğu tarafa basacak.</p>
<p><strong>“EKONOMİNİN AYARIYLA ÖYLE BİR OYNADILAR Kİ 70 MODEL TOROS’A ÇEVİRDİLER”</strong></p>
<p>Saray ‘faiz nas’ diye diye, milletin parasını lobilere peşkeş çekti. Dedikleri ne varsa hepsi yalan çıktı. Millete söyleyecekleri söz kalmadı. Paramız pul oldu. Dış Ticaret açığı, döviz açığı rekor üstüne rekor kırdı. Millet bankalardan istediği kadar döviz alamaz oldu. İnsanlar döviz hesabındaki parayı çekmek için bile sıraya adını yazdırmak zorunda. Merkez Bankası’nın tekerli demir arabaları Kapalıçarşı’da dolar avına çıktı. Ekonominin ayarıyla öyle bir oynadılar ki 70 model Toros’a çevirdiler. Her yerinden farklı ses geliyor. Türk lirasının değeri, döviz büfesinde başka, Merkez Bankası’nda başka, bankaya gidiyorsun bambaşka…</p>
<p>“<strong>YATAĞA AÇ GİREN ÇOCUKLARI ANLATAMAYAN ERDOĞAN, ATATÜRK’ÜN PARTİSİNE KENDİ KANALLARINDA 24 SAAT TERÖR KARASI SÜRMEYE ÇALIŞIYOR</strong>”</p>
<p>Sadece döviz kurlarında değil. Ankara’da aynı mahallede; Bir berbere gidiyorsunuz, saç tıraşı 100 lira, başka berbere gidiyorsunuz, saç tıraşı 200 lira. Bir kilo pirinç, bir kalıp peynir, bir markette başka fiyat, öbüründe başka fiyat, internette bambaşka fiyat. Millet ne yapacağını nereye gideceğini şaşırdı. Bunlar beceriksizlikte her seferinde çıtayı bir seviye üste çekiyor. Ellerinde piyasaya salıp, ortalığı bir süre olsun sakinleştirecek dövizler tükendikçe zihni sinir projeler üretiyorlar. Seçimden hemen sonra, dövize gitmesin diye kredilere sınır getirmeye kalktılar. Kredi kartlarından nakit çekimleri, kuyum harcamalarını baskılamak için bankacılık sistemine müdahale ettiler ama artık ekonomi yama tutmadığı için, millet, bankalardan kredi alamadı, kredi kartından nakit çekemedi. AK Parti’nin bildik çığırtkanları, komplo momplo diye zırlamaya başladı. Birkaç gün sonra Merkez Bankası geri adım atmak zorunda kaldı. Size saldıran falan yok. Siz kendinizi ayağınızdan vurdunuz. Bu yönetim devam ederse ne yapmak niyetinde olduğunuzu, milletimizin bankalardan dövizini almak için, parasını çekmek için, kuyrukta beklemek zorunda kalacağını hepimize gösterdiniz. Bu güzel ülke neden bu hale düştü? Beceriksiz, liyakatsiz, metal yorgunu, ne yaptıklarından haberi olmayan kadrolar ve milleti bile isteye ateşe atan, sarayın kibirlisi ve onun tek adamlık hevesi yüzünden. Pahalılık enkazının altında kalan milletimize; Yüzde 45 enflasyonu,20 liraya dayanan doları, kilosu 350 lirayı geçen kıymayı, yatağa aç giren çocukları anlatamayan Erdoğan, Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün partisine kendi kanallarında 24 saat terör karası sürmeye çalışıyor.</p>
<p><strong>“71 YAŞINDAKİ PARTİ EMEKÇİMİZ NACİYE HANIM’A SALDIRAN BU SÖZDE MİLLİYETÇİLER, CHP STANDINDAKİ TÜRK BAYRAĞINI YERLERE ATTILAR”</strong></p>
<p>Elindeki yaygara makineleri, millete sabah akşam bu yalanları anlatıyor. Sahte film çekiyor, sahtekarlık yapıyor. Ama millete böyle sınırsızca yalan söylemenin toplumu böylesine hoyratça germenin bir bedeli var. Sonunda Kütahya’da, pazar yerinde Cumhurbaşkanlığı seçimi için çalışan partililerimiz, orada galeyana getirilen insanlar tarafından darp edildi. Buradan hepsine geçmiş olsun diyoruz. 71 yaşındaki parti emekçimiz Naciye Hanım’a saldıran bu sözde milliyetçiler, CHP standındaki Türk bayrağını yerlere attılar. Bizim partililerimiz Şerife Bacılardır, Halide Onbaşılardır, Halime Çavuşlar, Gördesli Makbulelerdir. İpten boşanmışlara pabuç bırakmaz ama siz keser dönüp sap dönüp, 28 Mayıs’ta devran döndüğünde, bu milletin içine soktuğunuz nifakın hesabını veremezsiniz.</p>
<p><strong>“MEVCUT HÜKÜMETİN BAŞI; VATANDAŞTAN VİZEYİ ALAMADI, PARTİSİ DE ÖNCEKİ SEÇİME GÖRE 30 MİLLETVEKİLİ KAYBETTİ”</strong></p>
<p>Türkiye’nin önündeki, bu en önemli seçimin ikinci turuna artık sadece sayılı günler kaldı. Milletimiz ilk turda adaylardan hiçbirine vize vermedi. Mevcut hükümetin başı; Vatandaştan vizeyi alamadı, partisi de önceki seçime göre 30 milletvekili kaybetti. Büyük değişimler her zaman bir anda olmuyor. Büyük zaferler kolay kazanılmıyor. Vatandaşımız bu iş ikinci turda biter dedi. Başımızın üstünedir. Şimdi ikinci tur için yepyeni bir sayfa açıyoruz. Sahada iki aday kaldı. Sandığa atacağın pusulanın bir tarafında, sarayında evlatlarıyla mutlu mesut manda yoğurduna kaşık sallayıp yatarken, bu güzel ülkenin gençlerinin umutlarını bitiren, yerinden yurdundan eden, analarını babalarını kedere boğan, üstüne bir de onları kovanlar var. Dünyanın en verimli topraklarında, bu en ahlaklı, en çalışkan insanları, çalışsa da çalışmasa da açlığa mahkûm eden, ‘Allah affetsin’ deyip kul hakkı yiyen, Harun olacağım deyip Karun olan, bir de bunlar konuşulmasın diye, istibdada başvuran, birbirine düşürmeye kalkanlar var.</p>
<p><strong>“GAFFAR OKKAN’I ŞEHİT EDEN TERÖR ÖRGÜTLERİNE SIRTINI YASLAYANLAR VAR”</strong></p>
<p>FETÖ’yle ortaklık yapan, seçim kazanmak için bölücü terör örgütüyle kol kola giren, SADAT’a, domuz bağcılara, Gaffar Okkan’ı şehit eden terör örgütlerine sırtını yaslayanlar var. Trump ‘aptal olma’ diye mektup yazdığında sesini çıkaramayan, o mektubu yüzüne çarpamayan korkaklar var. Trump şimdi o mektubu lokantasının duvarına asmış bu ülkeye bu utancı da yaşattınız ya size yazıklar olsun. Pusulanın diğer tarafında ise çiftçiye, emekçiye, millete Cumhuriyet’in verdiği değeri veren, hakka, hukuka, adalete sahip çıkan, beytülmali gözünden sakınan, ‘senlik, benlik yoktur bizde, hepimiz birer damlayız aynı denizde’ diyen, zalimden değil mazlumdan yana olan, çalandan değil çalışandan yana olan, ezenden değil ezilenden yana olan, birleştirip, kucaklayan, tecrübeli, dinamik kadrolarıyla, aziz milletimizi önce feraha, sonra refaha kavuşturacak, Kemal Kılıçdaroğlu var. Sandığa sadece bir hafta kaldı.</p>
<p><strong>“BU ÜLKENİN EN PARLAK GENÇLERİ BAŞKA ÜLKELERE GİTMESİN’ DİYORSAN, KARAR VER”</strong></p>
<p>Geleceğini aynı bir asır önce olduğu gibi kendi azim ve kararlılığıyla kurtaracak. Biz milletimize bugün, aynı milli mücadelede olduğu gibi, ‘kalk uyan, yoksa ardı hicran’ diyoruz. Bu seçimde ‘korktum’ yok, ‘kırıldım’ yok, ‘küstüm’ yok. Biz önce seçimi alacağız. Varsa kırgınlıkları, küskünlükleri ve diğer her şeyi sonra konuşacağız. O yüzden şimdi, ‘Türkiye İçin Karar Ver!’ ‘Bin bir emekle okuttuğum, yemeyip yedirdiğim, giymeyip giydirdiğim evladım, bu ülkenin en parlak gençleri başka ülkelere gitmesin’ diyorsan, karar ver. ‘Pahalılığın altında ezilmek kader değil’ diyorsan, yarın bir gün döviz kuyruklarında beklemek istemiyorsan karar ver. ‘Türkiye yeniden dünyada parlayan yıldız olsun’ diyorsan karar ver. Sen kararını ver, 28 Mayıs’ta Türkiye’nin 13’üncü Cumhurbaşkanı, Kemal Kılıçdaroğlu olsun. Bugünkü yorgun, iş bilmez, kadrolar gitsin, yeni bir heyecan gelsin, güzel ülkemiz yeniden ayağa kalksın.”</p>
<p><a href="https://www.haberduyur.com/faik-oztrak-sandiga-atacagin-pusulanin-bir-tarafinda-domuz-bagcilara-gaffar-okkani-sehit-eden-teror-orgutlerine-sirtini-yaslayanlar-var/">Faik Öztrak: &#8220;Sandığa atacağın pusulanın bir tarafında domuz bağcılara, Gaffar Okkan’ı şehit eden terör örgütlerine sırtını yaslayanlar var.&#8221;</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.haberduyur.com">Flaş Haberler Son Dakika - Güncel Haberler - Haber Duyur</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.haberduyur.com/faik-oztrak-sandiga-atacagin-pusulanin-bir-tarafinda-domuz-bagcilara-gaffar-okkani-sehit-eden-teror-orgutlerine-sirtini-yaslayanlar-var/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
