<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Faik Öztrak haber - Flaş Haberler Son Dakika - Güncel Haberler - Haber Duyur</title>
	<atom:link href="https://www.haberduyur.com/etiket/faik-oztrak-haber/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://www.haberduyur.com/etiket/faik-oztrak-haber/</link>
	<description>Flaş Haberler Son Dakika, Güncel Haberler, Gündem Haberler, İstanbul Haberleri, Ankara Haberleri, Tarafsız Ve Bağımsız İnternet Haber Sitesi - HaberDuyur.com</description>
	<lastBuildDate>Thu, 03 Oct 2024 16:45:58 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=6.9</generator>

<image>
	<url>https://www.haberduyur.com/wp-content/uploads/2024/03/cropped-haber-duyur-32x32.png</url>
	<title>Faik Öztrak haber - Flaş Haberler Son Dakika - Güncel Haberler - Haber Duyur</title>
	<link>https://www.haberduyur.com/etiket/faik-oztrak-haber/</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>Faik Öztrak: “Bize göre mesele, asgari ücretin ne olduğu değil ne satın aldığıdır.</title>
		<link>https://www.haberduyur.com/faik-oztrak-bize-gore-mesele-asgari-ucretin-ne-oldugu-degil-ne-satin-aldigidir/</link>
					<comments>https://www.haberduyur.com/faik-oztrak-bize-gore-mesele-asgari-ucretin-ne-oldugu-degil-ne-satin-aldigidir/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[admin]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 19 Jun 2023 14:35:35 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Gündem]]></category>
		<category><![CDATA[asgari ücret haberleri]]></category>
		<category><![CDATA[Faik Öztrak haber]]></category>
		<category><![CDATA[Faik Öztrak haberleri]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.haberduyur.com/?p=23085</guid>

					<description><![CDATA[<p>CHP Sözcüsü Faik Öztrak, “Emekçiyi, yılın kalanında enflasyona ezdirmemek için, beklenen enflasyon ve refah payı kadar da bir ilave artış yapmak gerekir ve tabii, yapılacak artışta açlık ve yoksulluk sınırlarını da dikkate almak gerekir. CHP olarak yaptığımız hesaplamalar ve görüşmeler çerçevesinde; asgari ücretin, en az 15 bin lira olması gerektiğini düşünüyoruz. Bu yüksek enflasyon ortamında, [&#8230;]</p>
<p><a href="https://www.haberduyur.com/faik-oztrak-bize-gore-mesele-asgari-ucretin-ne-oldugu-degil-ne-satin-aldigidir/">Faik Öztrak: “Bize göre mesele, asgari ücretin ne olduğu değil ne satın aldığıdır.</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.haberduyur.com">Flaş Haberler Son Dakika - Güncel Haberler - Haber Duyur</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>CHP Sözcüsü <a href="https://haberduyur.com/tag/faik-oztrak-haber/" target="_blank" rel="noopener"><strong>Faik Öztrak</strong></a>, “Emekçiyi, yılın kalanında enflasyona ezdirmemek için, beklenen enflasyon ve refah payı kadar da bir ilave artış yapmak gerekir ve tabii, yapılacak artışta açlık ve yoksulluk sınırlarını da dikkate almak gerekir. CHP olarak yaptığımız hesaplamalar ve görüşmeler çerçevesinde; asgari ücretin, en az 15 bin lira olması gerektiğini düşünüyoruz. Bu yüksek enflasyon ortamında, emekçilerimizin gelirlerini korumak için, sendikaların, asgari ücretin her çeyrekte gözden geçirilmesi talebini de destekliyoruz. Bize göre mesele, asgari ücretin ne olduğu değil ne satın aldığıdır. O yüzden de bu hayat pahalılığını bitirecek politikaların, vakit geçirilmeden açıklanıp uygulanması gerekir. Diğer taraftan, ülkemizde çalışanların yarısından fazlası açlık sınırı altındaki asgari ücret veya civarında ücrete mahkûmdur. Gelişmiş ülkelerde istisnai bir ücret olan asgari ücret, ülkemizde artık ortalama ücret haline gelmiştir. Acil çözüm bekleyen sorunlarımızdan biri de bu ülkenin insanlarının insanca yaşayacak ücrete, maaşa ulaşmasıdır” dedi.</p>
<p>CHP Sözcüsü Faik Öztrak, bugün CHP Genel Merkezi’nde MYK toplantısı devam ederken basın toplantısı düzenledi. Öztrak, şunları söyledi:</p>
<p><strong>“NEDEN İHRACATI ANLATIRKEN, REKORLAR KIRAN İTHALATI YİNE CAMİ AVLUSUNA BIRAKIP KAÇTINIZ”</strong></p>
<p>Hazreti Mevlâna, ‘İnsan bir ağaca benzer, kökü sözünde durmaktır’ diyor. AK Parti Genel Başkanı Erdoğan, bugüne kadar, milletimize pek çok söz verdi ama tutmadı. 2011 genel seçimlerine giderken, 2023 hedeflerini açıklamıştı. Bunları önce partisinin seçim beyannamesine yazdı. Daha sonra Kalkınma Planı’na yazdı. Hükümetin resmi hedefi haline getirdi ve sene 2023, Erdoğan Taahhütlerinin hiçbirinin yanına bile yaklaşamadı ama millete verdiği sözleri tutmayan Erdoğan’ın, yüzü de bir türlü kızarmıyor. En son Türkiye İhracatçılar Meclisi’nin Olağan Genel Kurulu’nda, ‘İhracatı bu yıl 265 milyar dolara, 2028’de de 400 milyar dolara’ çıkarmayı hedeflediklerini söyledi. İyi de hani 2023 ihracat hedefi 500 milyar dolardı? Bu hedef nasıl yarıya indi? 500 milyar dolarlık ihracat taahhüdünüze, 2023’ten 5 yıl sonra bile neden ulaşamıyorsunuz? Bunun sizin akıl dışı politikalarınızın neticesi olduğunu neden söylemiyorsunuz? Neden ihracatı anlatırken, rekorlar kıran ithalatı yine cami avlusuna bırakıp kaçtınız? Yılın sonunda, millete taahhüdünüzün yarısına zar zor ulaşacak ihracatla nasıl caka satabiliyorsunuz? Neden ithalatın Nisan ayında yüzde 22 artışla 372 milyar dolara çıktığından hiç söz etmiyorsunuz?</p>
<p><strong>“BORÇ ALAN EMİR ALIR”</strong></p>
<p>Erdoğan, iki yıl önce, millete program diye yutturmaya kalktığı, ‘Rasyonel olmayan’ politikalar manzumesinde dış ticaret açığını düşüreceğini vadetmişti. Oysa, dış ticaret açığı rekor üstüne rekor kırıyor. Cari açık ise ilk 4 ayda, 30 milyar dolara ulaştı. Hükümet, bunu finanse edecek borcu bulamadığı için, Merkez Bankası’nın 23 milyar dolar rezervini satmak zorunda kaldı. 12 aylık cari açık ise 58 milyar dolarla, son 11 yılın rekorunu kırdı. Erdoğan neden bunlardan hiç söz etmiyor? Önümüzdeki 1 yılda ödememiz gereken dış borç 203 milyar dolar. Cari açık bu seviyede sabit kalsa, yurt dışından bir yılda bulmamız gereken finansman 261 milyar dolar. Bunu nereden bulacaklar açıklayan yok. Erdoğan bu parayı bulmak için, Hangi tefecilerle iş birliği yapacağından hiç söz etmiyor. Londra mı, New York mu yoksa Körfez tefecileri mi? ‘Ne fark eder?’ demeyin… Borç alan emir alır. Sarayın kibirlisinin kimlerden emir alacağını bilmek de bu milletin hakkıdır.</p>
<p><strong>“DENGELERDEKİ HIZLI BOZULMAYI DURDURACAK, BİR EYLEM PLANININ AÇIKLANMAMASININ İZAHI VAR MI?”</strong></p>
<p>Akıl dışı politikalarının sebep olduğu tek açık, cari açık değil. Bütçe açığı da hızla artıyor. Yılın ilk beş ayında bütçe açığı 264 milyar liraya ulaştı. Bütçe Kanunu’nun bu yıl için öngördüğü açık 659 milyar TL ama gelir ve giderlerin ilk beş ayda geldiği seviyeyi, geçtiğimiz yılın eğilimleriyle yılsonuna çektiğimizde, 2023 sonunda bütçe açığı 1,5 trilyon lirayı aşıyor. Bütçe açığı iki kattan fazla artacak. Peki, gelen ek yük nereden karşılanacak? Konuşan, açıklayan yok. Öyle uçakta ‘Kaynak arayışlarımız sürüyor’ diye, yandaş medyaya hava atarak hiçbir sorun çözülmüyor. Ekonomi yönetimindeki Bakan Yardımcılıkları, Merkez Bankası Başkan Yardımcılıkları gibi, kilit atamaların neden hala yapılmadığının, neden ortada bir ek bütçe teklifi olmadığının, dengelerdeki hızlı bozulmayı durduracak, bir eylem planının açıklanmamasının izahı var mı? O da yok.</p>
<p><strong>“TÜİK’İN MAKYAJLI RAKAMLARIYLA DAHİ TÜFE’DE 2023 İTİBARİYLE DÜNYADA 12’İNCİ SIRADAYIZ”</strong></p>
<p>Erdoğan ülkeyi yönetemiyor. Varsa yoksa algı yönetmekle uğraşıyor. Yalan dolan sahte videolar, 32 kısım tekmiline birden algıyı değiştirmek için bunlara milletin kasasından milyonlar, milyarlar ödeniyor. Erdoğan enflasyonla mücadele edeceğine, ihracatçılara enflasyonu anlatırken, ‘Bir süredir tüm dünyayla birlikte, bizim de başımızı ağrıtan enflasyon’ diyerek topu yine taca atıyor. Victor Hugo’nun söylediği gibi Paris’te ‘Caddenizi yıkayan suyun Nil Nehri’nden geldiğini varsaymak ilginç bir saplantıdır…’ Erdoğan, enflasyonun, kendinin irrasyonel politikalarının ve saplantılarının paramızı pul etmesinin sonucu olduğunu unutturmaya çalışıyor. Dünyada gıda fiyatları Rusya’nın Ukrayna’yı işgalinin ardından geçen yılın mart ayında tarihi zirvelerine tırmanmıştı. O günden bugüne yüzde 22 düştü. Bizde ise aynı dönemde yüzde 75 arttı. Demek ki gıda enflasyonu dünyadan değil, bal gibi sizden. Dünyada gıda enflasyonunda tüm ülkeler arasında sekizinci sıradayız. Rakiplerimiz, Sierra Leone, Gana, Laos gibi ülkeler. TÜİK’in makyajlı rakamlarıyla dahi TÜFE’de 2023 itibariyle dünyada 12’inci sıradayız. Ama enflasyonu düşürmek için hala ortada bir eylem, bir program yok. Laf çok.</p>
<p><strong>“TÜRKİYE’YE LAF DEĞİL, PROGRAM LAZIM”</strong></p>
<p>Enflasyonu tek haneli rakamlara düşüreceklermiş. Seçim belirsizliği ortadan kalkmış, artık bu konuda elleri daha güçlüymüş. Yeni ekonomi kadrolarının da birinci önceliğini bu meselenin çözümü oluşturuyormuş. Hadi düşürün enflasyonu, elinizi tutan mı var? Bu beylik, boş lafları geçeceksiniz. Türkiye’ye laf değil, program lazım, eylem lazım. Devlet gerçek ötesi uyduruk algılarla, söylemlerle yönetilmiyor.</p>
<p><strong>“21 YILIN SONUNDA MİLLİ EĞİTİM SİSTEMİMİZİN, MİLLİ EĞİTİM BAKANLIĞIMIZIN DEĞERLERLE İLGİLİ NASIL BİR EKSİĞİ VAR?”</strong></p>
<p>Enflasyonu kalıcı bir biçimde düşürecek bir programın en önemli ayaklarından birini de işgücümüze, çağın gereği becerileri kazandırmak oluşturur. Bunun için eğitim sistemimizi ideolojik prangalardan kurtarmak gerekiyor. Ama hükümet eğitime yeni ideolojik prangalar takma peşinde. ‘Çevreme Duyarlıyım, Değerlerime Sahip Çıkıyorum Projesi’ diye bir proje uydurmuşlar. 21 yıldır bu ülkeyi siz yönetiyorsunuz. 21 yılın sonunda milli eğitim sistemimizin, Millî Eğitim Bakanlığımızın değerlerle ilgili nasıl bir eksiği var, Bakanlığın yapamadığı hangi etkinlikler var ki eğitimle ilgisi olmayan kurumları kapsayan, içinde sevgili çocuklarımızı emanet ettiğimiz, öğretmenlerin olmadığı, böyle bir projeye ihtiyaç duyuluyor? Neden çocuklarımıza çağın gerektirdiği yetenekleri kazandıracak eğitimi verip anne babaları memnun etmeye çalışmıyorsunuz? Neden anneleri babaları üzüyorsunuz?</p>
<p><strong>“MÜBAREKLERİN PARMAĞININ DEĞDİĞİ YERDEN GAZ FIŞKIRDI, PETROL FIŞKIRDI”</strong></p>
<p>Bir diğer algı yönetimi de doğal gaz ve petrol bulma meselesinde yaşanıyor. ‘Karadeniz’deki gazı bir ay bedava veriyoruz’ diye yola çıktılar, Putin’in Erdoğan’a seçim desteği olarak, kredili verdiği Rus gazını dağıttılar. Yetmedi, ‘Gabar’da petrol bulduk, Amerika çatladı, Avrupa çatladı’ hikayeleri anlattılar. Dönemin İçişleri Bakanı’na göre öyle bir petrol bulundu ki, ‘Benzeri ancak Suudi Arabistan’da olan, çıktığı gibi traktöre koysanız çalıştıracak’ bir petrol… Yetmedi, Cudi’de petrol bulduk. Yetmedi, Kato’da da petrol bulduk. Mübareklerin parmağının değdiği yerden gaz fışkırdı, petrol fışkırdı. Yandaş kanallar, besleme gazeteciler anlattı da anlattı. Ama bulunduğu söylenen bunca gaza, petrole rağmen dünyada petrol fiyatları aynı kalırken, bizde seçimin başından bu yana benzin fiyatları yüzde 21, mazot fiyatları yüzde 19 arttı. Bu akşam da mazota 1 lira 64 kuruş daha zam bekleniyor. Nerede bu gazlar petroller? Atmayın, din kardeşiyiz.</p>
<p><strong>“HÜKÜMET, ‘İŞÇİYİ ENFLASYONA EZDİRMEYECEKLERİNİ’ SÖYLEDİ. AMA BAHSETTİĞİ ENFLASYONUN HANGİ ENFLASYON OLDUĞUNU SÖYLEMEDİ”</strong></p>
<p>Hükümet algı yönetimiyle uğraşırken, kiralar aldı başını gitti. Vatandaş oturacak ev bulamıyor.  Tek göz depodan bozma evlere, binlerce lira kira isteniyor. Toprak Mahsulleri Ofisi un fabrikalarına sübvansiyonlu buğday satışını durdurdu. Bir somun ekmeğe 10 lira ödeyeceğimiz günler yaklaşıyor. Ama bunun çiftçiye de faydası yok. Bizim ‘13 lira olsun’ dediğimiz primli buğday taban fiyatını, saray 9 lira 25 kuruş olarak açıkladı. Ama TMO çiftçiye bir türlü randevu vermiyor. Tüccar piyasada buğdayı 5,5-6,00 liradan kapatıyor. Darda olan çiftçi, büyük zarar ediyor. Kiracı ızrar halinde. Çiftçi ızrar halinde. İşsiz ızrar halinde. Emekli, emekçi ızrar halinde. Hayat pahalılığı aldı başını gidiyor. Mayıs ayında açlık sınırı 10 bin 360 liraya yoksulluk sınırı 33 bin 750 liraya çıkmış. Şimdilerde, ülkede açlık sınırı altındaki asgari ücretin ne olacağının pazarlığı yapılıyor. Önceki Çalışma Bakanı 500 dolar bazında asgari ücret vadetmişti. Ama şimdi hem hükümetten hem işveren tarafından ‘TL konuşalım’ sesleri yükseliyor. Hükümet, ‘İşçiyi enflasyona ezdirmeyeceklerini’ söyledi. Ama bahsettiği w-enflasyonun hangi enflasyon olduğunu söylemedi. İşçiyi hangi enflasyona göre ezdirmeyeceksiniz? TÜİK’in makyajlı tüketici enflasyonu mu? Gıda enflasyonu mu? İstanbul Ticaret Odası’nın enflasyonu mu? Yoksa bağımsız araştırmacıların enflasyonu mu? Bir tek asgari ücretin en son ilan edildiği yılbaşından bu yana enflasyon nedeniyle, emekçinin ücretindeki erimeyi telafi etmek yetmez.</p>
<p><strong>“BİZ CHP OLARAK, ASGARİ ÜCRETİN, EN AZ 15 BİN LİRA OLMASI GEREKTİĞİNİ DÜŞÜNÜYORUZ”</strong></p>
<p>Emekçiyi yılın kalanında enflasyona ezdirmemek için, beklenen enflasyon ve refah payı kadar da bir ilave artış yapmak gerekir ve tabii, yapılacak artışta açlık ve yoksulluk sınırlarını da dikkate almak gerekir. Biz CHP olarak yaptığımız hesaplamalar ve görüşmeler çerçevesinde, asgari ücretin, en az 15 bin lira olması gerektiğini düşünüyoruz.</p>
<p><strong>“ÇÖZÜM BEKLEYEN SORUNLARIMIZDAN BİRİ DE BU ÜLKENİN İNSANLARININ İNSANCA YAŞAYACAK ÜCRETE, MAAŞA ULAŞMASIDIR”</strong></p>
<p>Ayrıca, bu yüksek enflasyon ortamında, emekçilerimizin gelirlerini korumak için, sendikaların, asgari ücretin her çeyrekte gözden geçirilmesi talebini de destekliyoruz. Bize göre mesele, ‘Asgari ücretin ne olduğu değil ne satın aldığıdır.’ O yüzden de bu hayat pahalılığını bitirecek politikaların, vakit geçirilmeden açıklanıp uygulanması gerekir. Diğer taraftan, ülkemizde çalışanların yarısından fazlası açlık sınırı altındaki asgari ücret veya civarında ücrete mahkûmdur. Gelişmiş ülkelerde istisnai bir ücret olan asgari ücret, ülkemizde artık ortalama ücret haline gelmiştir. Acil çözüm bekleyen sorunlarımızdan biri de bu ülkenin insanlarının insanca yaşayacak ücrete, maaşa ulaşmasıdır.</p>
<p><strong>“9 AY SONRA YAPILACAK, YEREL YÖNETİM SEÇİMLERİNİ BEKLEMEK GİBİ BİR LÜKSÜMÜZ YOK”</strong></p>
<p>Gelirler yüksek enflasyon karşısında her geçen gün biraz daha erirken, işsizlik artarken, aileler borç batağında çırpınıyor. Vatandaşın kredi kartı borçları katlanıyor. Firmalar da rahat değil. Geliri borcunun faizine yetmeyen, yüksek borçluluğa sahip, satışlarını artıramayan şirketlere, yaşayan ölüler yani ‘zombi şirketler’ deniyor. Uluslararası Para Fonu’nun son araştırmasına göre Türkiye, incelenen 43 ülke arasında Zombi şirketlerin toplam özel sektör şirketler içindeki payının en yüksek olduğu ülke. Bütün bunlar finans kesiminde çok ciddi zafiyete yol açabilir. Burada gecikmeye, hataya yer yok. Orta Vadeli Program’ın derhal revize edilmesine, gerçekçi bir ek bütçeye ihtiyaç var. İrrasyonel politikaların bitirdiği güveni sağlayacak, sağlam, görünür çapalara bağlı bir eylem planını, iç ve dış aktörlerin önüne koymak gerekiyor. Bunun için 9 ay sonra yapılacak, yerel yönetim seçimlerini beklemek gibi bir lüksümüz yok. Geçen her dakika aleyhe işliyor. Ama hükümetin ve yeni Hazine ve Maliye Bakanı’nın hiç acelesi olmadığını görüyoruz. Yeni Bakanın, İstanbul’da görüştüğü iş dünyası temsilcilerinden ve banka yöneticilerinden ‘Sabır’ istediği kamuoyuna yansıyor. Erdoğan vatandaştan, Bakan Bey, iş dünyasından ve bankalardan dört koldan sabır istiyor da, bu sabrın sonunun selamete varacağına yönelik hiçbir emare yok.</p>
<p><strong>“HAZİNE VE MALİYE BAKANLIĞI’NDA YENİ BAKAN YARDIMCILARI KİM OLACAK BELLİ DEĞİL”</strong></p>
<p>Yeni kabine Resmi Gazete’de yayımlanalı iki hafta geçti. Hazine ve Maliye Bakanlığı’nda yeni Bakan Yardımcıları kim olacak belli değil. Merkez Bankası Başkanı Amerika’dan ithal edildi. Ayrıca Katar Emirinin ailesinin fonlarını yönettiği ve buraya da Türkiye’nin son dönemde önemli ölçüde borçlandığı Katar Emirinin tavsiyesiyle geldiği iddiaları var. Eğer öyleyse, bu bir Arap Düyun-u Umumiye vakası olur ve Büyük Ortadoğu Projesi eş başkanı Erdoğan’ın yerli ve milli olmadığını, bizi dışarıdan emir alır hallere düşürdüğünü gösterir.</p>
<p><strong>“MERKEZ BANKASI BAŞKANI DEĞİŞMİŞ OLSA DA BAŞKAN YARDIMCILARI AYNI”</strong></p>
<p>Erdoğan bir zamanlar ‘nas’ dediği faiz artışını Şimdi kabul ettiğini uçakta açıkladı. Artık faiz artışının, ne kadar olacağı tartışılıyor. Nas mı değişti? Faiz mi değişti? Hayır. E peki ne değişti? Devran değişti. Dün seçime giderken, milletin dini duygularını istismar etmek için öyleydi, bugün böyle… Devleti dün dediğini bugün reddeden bir kafa yönetiyor. Ama merakla beklenen faiz kararlarını Merkez Bankası Kanunu’na göre Para Politikası Kurulu alıyor. Merkez Bankası Başkanı değişmiş olsa da Başkan Yardımcıları aynı. Kurulda görev yapan Banka Meclisi üyesi de aynı. Yani kurul üyeleri faiz konusunda Erdoğan’ın aynı yerde durduğu gibi, yerlerinde duruyorlar.</p>
<p><strong>“EKONOMİNİN YELKENLERİNİ, SICAK PARAYLA ŞİŞİRME DÖNEMİ GEÇTİ”</strong></p>
<p>2021’in Eylül ayından bu yana faiz indirimlerini yapan üyeler, şimdi ne olacak da faiz artırmaya karar verecekler? Ne olacak da, ‘Göklerden gelen bir kararla’ rasyonel zemine dönecekler? Peki bu faizler artınca, bankalara düşük faizle zorla verilen tahvillerin değeri ne olacak? Banka bilançolarını riskli hale getirmemek için, 550-600 milyar lira dolayında olduğu tahmin edilen bu zehirli kağıtların, yüksek faizli kağıtlarla değiştirilmesi gerekmeyecek mi? Buradan Hazine’nin sırtına binecek olağanüstü yükün faturası, fakire fukaraya, kısacası milletimize çıkmayacak mı? Görünen o ki sarayın derdi, pansumanla, aspirinle, vitrin değiştirerek, bol laf salatasıyla, Körfez’den gelecek paralarla, yerel seçime kadar ekonomiyi idare etmek. Ama bunlar, işin vahametinin farkında değil. Ekonominin yelkenlerini, sıcak parayla şişirme dönemi geçti.</p>
<p><strong>“ERDOĞAN’IN BAŞINDA OLDUĞU BİR HÜKÜMETİN, UYGULAYACAĞI TEDRİCİ BİR PROGRAMIN İNANDIRICILIĞI OLMAZ</strong>”</p>
<p>Merkez Bankası’nın rezervlerini buharlaştırdılar, yetmedi SWAP deyip borç aldıkları dövizleri de Merkez Bankası’nın arka kapısından sattılar. Şimdi dolandırıcı diye suçladıkları Bakanı tekrar göreve getirerek, ABD’den Katar’ın tavsiyesiyle Merkez Bankası Başkanı ithal ederek, bu para gelmez. Ya sıcak paracıya çılgın bir faiz verip, ülkenin geleceğini ipotek edecek, emir alacaksın ya da hemen, ekonomideki sorunları kalıcı bir biçimde çözmeye başlayacaksın. Dört başı mamur, güven veren, Halkın kabul edeceği, vatandaşa ‘Hani ekonomide her şey çok iyiydi’ dedirtmeyecek, tutarlı bir programı, becerebilirsen ortaya koyacaksın. Bu programı da güven veren bir kadroyla uygulayacaksın. Yeter mi? Hayır yetmez. Bunların arkasına doğruların sonuna kadar yapılacağını garantileyen bir siyasi iradeyi koyacaksın. Olur mu?  Hayır olmaz. Sorunun sebebi olan çözümün parçası olmaz. O nedenle Erdoğan’ın başında olduğu bir hükümetin, uygulayacağı tedrici bir programın inandırıcılığı olmaz.Ancak çok sert, millete faturası çok yüksek, açık çapalara bağlanmış bir program, tavizsiz uygulanabilirse güven sağlanabilir. O da belki.</p>
<p><strong>“PARTİ MECLİSİMİZİN KARARIYLA DA BU SÜRECİ DEMOKRASİ VE YENİLENME KURULTAYIMIZLA, TAÇLANDIRMAYA KARARLIYIZ”</strong></p>
<p>Önümüzdeki yerel yönetim seçimleri, ağır güvensizlikle malül Erdoğan hükümetinden kurtulmak için önemli bir fırsattır. Seçimde onları uğratacağımız büyük hezimet, bunun önünü açacaktır. Evet, istediğimiz sonuçları alamadığımız bir genel seçim geçirdik. Son genel seçimde, Ülkemizde 25 milyondan fazla insanın oyunu aldık. Ama seçimi kazanamadık. Şimdi, bu yüzde 48 oranındaki millet desteğini korumak, bunun üzerine ezici bir zafer inşa etmek için, çok çalışma zamanı. Bu çerçevede, CHP kongreler sürecini başlattık. Partimizin eksiklerini giderme, yenilenme ve değişim sürecini, üyelerimize ve delegelerimize emanet ettik. Mahalle, ilçe ve il kongrelerimizi, kimsenin gölge etmediği, rekabetçi bir ortamda, aklıselimle, zamanında tamamlamaya çalışıyoruz. Parti Meclisimizin kararıyla da, bu süreci demokrasi ve yenilenme kurultayımızla, taçlandırmaya kararlıyız. Biz bu süreci en sağlıklı şekilde götüreceğiz. Ama hariçten gazel okuyan sarayın üyelerimizden, delegelerimizden, örgütlerimizden dem vurmasının, partimizden bahsetmesinin, mezarlıktan geçen birinin korkusunu bastırmak için ıslık çalmasına benzediğinin de farkındayız. Ülkeyi yangın yerine çeviren Sarayın kibirlisinin, her konuşmasında partimize yüklenmesi CHP’den ne kadar korktuğunu göstermektedir. Kendince CHP’yi tartıştırarak, ekonomide yaşanan sıkıntıları ve dönme dolap misali dönmelerini, gizlemeye çalışsa da ekonomide ve devlet yönetimindeki sıkıntılar olduğu yerde duruyor.</p>
<p><strong>“BİZ KİMSESİZLERİN KİMSESİ ‘CUMHURİYET’İN’ PARTİSİYİZ”</strong></p>
<p>O ne kadar konuşursa konuşsun biz milletimizin sesi olmaya devam edeceğiz. Yine, partimizin eksiklerini giderme, yenilenme ve değişim sürecinin en sağlıklı şekilde gerçekleşmesi için gereken her şeyi yapacağız. İl Kongrelerimizin sona ermesine ve Parti Meclisimizin, Kurultay tarihimize karar vermesine kadar, Genel Merkezimiz, Meclis grubumuz, Belediye Başkanlarımız kendi işlerine yoğunlaşacak. Üyelerimiz, delegelerimiz işini yapacak, örgütümüzü, genel merkezimizi ve tüzüğümüzü yenileyecek yapıyı büyük bir olgunlukla inşa edecek. Meclis grubumuz işini yapacak, millet adına iktidarı denetleyecek. Milletin derdine derman olacak yasaları Meclis’in gündemine taşıyacak. Milletvekillerimiz tatil demeden sahada olacak, örgütümüzle birlikte mahalle mahalle, sokak sokak, ev ev çalışacaktır. Belediye Başkanlarımız işini yapacak, eserleriyle, halk içinde çalışmalarıyla yerel yönetim seçimlerine hazırlanacak. Partimiz için en güvenli liman CHP delegelerinin sinesidir. Biz kimsesizlerin kimsesi ‘Cumhuriyet’in’ partisiyiz. Emperyalizme karşı dünyanın gördüğü, en şanlı savaşı vermiş, mazlum milletlerin ışığı olmuş bu ‘halkın partisiyiz. Biz Mustafa Kemal Atatürk’ün iki büyük eserinden biriyiz. Biz gerektiğinde vatan için her türlü fedakârlığın nasıl yapılacağını kurucu liderimizden öğrendik. Biz bir asırdır bu topraklara aydınlık yarınların umuduyuz. Bu umudu güçlendireceğiz, yerel seçimlerde hep birlikte bu gidişe dur diyeceğiz.</p>
<p>CHP Sözcüsü Faik Öztrak, açıklamalarının ardından gazetecilerin sorularını yanıtladı.</p>
<p>Kurultay tarihiyle ilgili soruya Öztrak, “Kurultay tarihine karar verme yetkisi PM’nindir. Benim onlar adına konuşma yetkim yoktur” yanıtını verdi. CHP Genel Başkanı Kılıçdaroğlu’nun Kurultay’da İBB Başkanı İmamoğlu’na karşı CHP Grup Başkanı Özgür Özel’i destekleyeceği iddiaları üzerine Öztrak, “Bunların tamamı saray dehlizlerinde üretilmiş senaryolardır. Doğru değildir, saçmalıktır” yanıtını verdi. Değişim talebi ile ilgili soru üzerine de Öztrak, “Partimizde değişim istemek suç değildir. Genel Başkanımız da zaten yenilenmenin, değişimin önünü sonuna kadar açacağını defalarca tekrarlamıştır” dedi.</p>
<p>Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz’ın, Merkez Bankası’nın faiz kararına ilişkin, ‘Burada güncelleme ihtiyacı doğabiliyor zaman zaman, Merkez Bankası’nın araç bağımsızlığı da var. Uzun ve orta vadede amacımız hem faizler hem de enflasyon düşsün’ açıklamasına ilişkin Öztrak şunları söyledi:</p>
<p>“Merkez Bankası’nın araç bağımsızlığı tabi ki önemlidir ama ekonomideki dengeleri sağlayabilmek için, istikrar için tek başına yeterli değildir. Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, öncelikle açıklaması gereken husus kendisinin, güncellemeden ne kastettiğidir. Cumhurbaşkanı’nın söylediği gibi önce faizler düşecek ardından enflasyon da mı düşecektir, yoksa Mehmet Şimşek’in rasyonel sözleriyle imar ettiği gibi önce enflasyon düşecek ardından da faizler mi düşecektir? Açık seçik cevap vermeleri gereken soru budur.”</p>
<p><a href="https://www.haberduyur.com/faik-oztrak-bize-gore-mesele-asgari-ucretin-ne-oldugu-degil-ne-satin-aldigidir/">Faik Öztrak: “Bize göre mesele, asgari ücretin ne olduğu değil ne satın aldığıdır.</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.haberduyur.com">Flaş Haberler Son Dakika - Güncel Haberler - Haber Duyur</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.haberduyur.com/faik-oztrak-bize-gore-mesele-asgari-ucretin-ne-oldugu-degil-ne-satin-aldigidir/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Faik Öztrak: “Sonuçlar kesinleşinceye kadar kimse bir oldubitti yaratmasın</title>
		<link>https://www.haberduyur.com/faik-oztrak-sonuclar-kesinlesinceye-kadar-kimse-bir-oldubitti-yaratmasin/</link>
					<comments>https://www.haberduyur.com/faik-oztrak-sonuclar-kesinlesinceye-kadar-kimse-bir-oldubitti-yaratmasin/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[admin]]></dc:creator>
		<pubDate>Sun, 28 May 2023 15:08:11 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Gündem]]></category>
		<category><![CDATA[Faik Öztrak]]></category>
		<category><![CDATA[Faik Öztrak haber]]></category>
		<category><![CDATA[Faik Öztrak haberleri]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.haberduyur.com/?p=22385</guid>

					<description><![CDATA[<p>CHP Sözcüsü Faik Öztrak, “Devletin resmi ajansı tarafından açıklanan ilk sonuçların nasıl manipüle edildiğini ve ne kadar hızlı değiştiğini, bu seçimin ilk turu dahil, AK Parti dönemindeki bütün seçimlerde gördük. Bu yüzden, tekrar ediyorum; görevinizin başından ayrılmayacaksınız. Ayrıca buradan net bir uyarıda bulunuyoruz; sonuçlar kesinleşinceye kadar kimse bir oldubitti yaratmasın, balkon konuşmalarıyla suyu bulandırmaya kalkışmasın. [&#8230;]</p>
<p><a href="https://www.haberduyur.com/faik-oztrak-sonuclar-kesinlesinceye-kadar-kimse-bir-oldubitti-yaratmasin/">Faik Öztrak: “Sonuçlar kesinleşinceye kadar kimse bir oldubitti yaratmasın</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.haberduyur.com">Flaş Haberler Son Dakika - Güncel Haberler - Haber Duyur</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>CHP Sözcüsü Faik Öztrak, “Devletin resmi ajansı tarafından açıklanan ilk sonuçların nasıl manipüle edildiğini ve ne kadar hızlı değiştiğini, bu seçimin ilk turu dahil, AK Parti dönemindeki bütün seçimlerde gördük. Bu yüzden, tekrar ediyorum; görevinizin başından ayrılmayacaksınız. Ayrıca buradan net bir uyarıda bulunuyoruz; sonuçlar kesinleşinceye kadar kimse bir oldubitti yaratmasın, balkon konuşmalarıyla suyu bulandırmaya kalkışmasın. Milletimiz, saat 19:00’da yapacağımız açıklamayı beklesin. Görevlilerimiz ve vatandaşlarımız, sandıkları korumaya devam etsin” dedi.</p>
<p>Faik Öztrak, cumhurbaşkanı seçiminin bugün yapılan ikinci turunda oy verme işleminin sonuçlanmasının ardından CHP Genel Merkezi’nde basın toplantısı düzenledi. Öztrak, şunları söyledi:</p>
<p><strong>“OYLARA, OY ÇUVALLARINA, ISLAK İMZALI TUTANAKLARA SAHİP ÇIKACAĞIZ:</strong> Cumhurbaşkanlığı seçimiyle ilgili ikinci tur oy verme işlemi tamamlandı. Sandık başına giden ve bu seçimi bir demokrasi şenliğine çeviren tüm vatandaşlarımıza teşekkür ediyoruz. Ayrıca, bu seçimde görev alan polisimize, jandarmamıza ve diğer kamu görevlilerine de teşekkürü bir borç biliyoruz. Şimdi seçimin en kritik aşamasındayız. Oylara, oy çuvallarına, ıslak imzalı tutanaklara sahip çıkacağız.</p>
<p><strong>ARKADAŞLARIMIZ, ÜSTÜN BİR SORUMLULUK ANLAYIŞIYLA GÖREVLERİNİ SÜRDÜRÜYORLAR:</strong> Mevcut ve önceki dönem milletvekillerimiz, PM ve YDK üyelerimiz, örgütlerimiz, yerel yöneticilerimiz, her türlü engellemeye rağmen seçim bölgelerinde görevlerinin başındalar. Sandık başında görevli arkadaşlarımız, müşahitlerimiz, üstün bir sorumluluk anlayışıyla görevlerini sürdürüyorlar.</p>
<p><strong>MİLLETİMİZİN İRADESİNİ SONUNA KADAR KORUYACAĞIZ VE KAZANACAĞIZ:</strong> Biz de genel merkezimizde kurduğumuz veri sistemiyle sandık sonuçlarını takip ediyoruz. Üstüne basa basa söylüyorum; milletimizin iradesini sonuna kadar koruyacağız ve kazanacağız. Sadece iki adayı oyladığımız için sonuçlar bu akşam hızla belli olacak. Tüm yetkilileri sağduyulu davranmaya ve görevlerini layıkıyla yapmaya davet ediyoruz.</p>
<p><strong>BÜTÜN İŞLEMLER BİTENE KADAR GÖREVİNİZİN BAŞINDAN AYRILMAYACAKSINIZ:</strong> Sandık görevlilerimize ve müşahit arkadaşlarımıza, özellikle görevlerini bir kere daha hatırlatmak istiyorum. Sayım sırasında yapılabilecek tüm usulsüzlükleri takip edip önleyeceksiniz. Islak imzalı tutanakların seçim kurullarına güvenle ulaşmasını sağlayacaksınız. Birleştirme tutanaklarını takip edeceksiniz ve ıslak imzalı tutanakları genel merkezimize hızla ulaştıracaksınız. Bütün bu işlemler bitene kadar görevinizin başından ayrılmayacaksınız.</p>
<p><strong>KİMSE BİR OLDUBİTTİ YARATMASIN, BALKON KONUŞMALARIYLA SUYU BULANDIRMAYA KALKIŞMASIN:</strong> Devletin resmi ajansı tarafından açıklanan ilk sonuçların nasıl manipüle edildiğini ve ne kadar hızlı değiştiğini, bu seçimin ilk turu dahil, AK Parti dönemindeki bütün seçimlerde gördük. Bu yüzden, tekrar ediyorum; görevinizin başından ayrılmayacaksınız. Ayrıca buradan net bir uyarıda bulunuyoruz; sonuçlar kesinleşinceye kadar kimse bir oldubitti yaratmasın, balkon konuşmalarıyla suyu bulandırmaya kalkışmasın. Milletimiz, saat 19:00’da yapacağımız açıklamayı beklesin. Görevlilerimiz ve vatandaşlarımız, sandıkları korumaya devam etsin.</p>
<p><strong>CUMHURİYET’İN İKİNCİ YÜZYILINDA BU ÜLKEYE YENİDEN BAHARLARI GETİRECEĞİZ:</strong> Sevgili yurttaşlarımız, birleşe birleşe bugüne geldik. Bugün hep birlikte kazanacağız. Demokrasi kazanacak; ‘Yandaşımın değil, vatandaşımın refahı’ diyenler kazanacak. Cumhuriyet’in ikinci yüzyılında bu ülkeye yeniden baharları getireceğiz.”</p>
<p><a href="https://www.haberduyur.com/faik-oztrak-sonuclar-kesinlesinceye-kadar-kimse-bir-oldubitti-yaratmasin/">Faik Öztrak: “Sonuçlar kesinleşinceye kadar kimse bir oldubitti yaratmasın</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.haberduyur.com">Flaş Haberler Son Dakika - Güncel Haberler - Haber Duyur</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.haberduyur.com/faik-oztrak-sonuclar-kesinlesinceye-kadar-kimse-bir-oldubitti-yaratmasin/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Faik Öztrak: &#8220;Sandığa atacağın pusulanın bir tarafında domuz bağcılara, Gaffar Okkan’ı şehit eden terör örgütlerine sırtını yaslayanlar var.&#8221;</title>
		<link>https://www.haberduyur.com/faik-oztrak-sandiga-atacagin-pusulanin-bir-tarafinda-domuz-bagcilara-gaffar-okkani-sehit-eden-teror-orgutlerine-sirtini-yaslayanlar-var/</link>
					<comments>https://www.haberduyur.com/faik-oztrak-sandiga-atacagin-pusulanin-bir-tarafinda-domuz-bagcilara-gaffar-okkani-sehit-eden-teror-orgutlerine-sirtini-yaslayanlar-var/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[admin]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 20 May 2023 11:01:45 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Gündem]]></category>
		<category><![CDATA[Faik Öztrak]]></category>
		<category><![CDATA[Faik Öztrak haber]]></category>
		<category><![CDATA[Faik Öztrak haberleri]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.haberduyur.com/?p=22166</guid>

					<description><![CDATA[<p>CHP Sözcüsü Faik Öztrak, “Sandığa atacağın pusulanın bir tarafında FETÖ’yle ortaklık yapan, seçim kazanmak için bölücü terör örgütüyle kol kola giren, SADAT’a, domuz bağcılara, Gaffar Okkan’ı şehit eden terör örgütlerine sırtını yaslayanlar var. Pusulanın diğer tarafında ise çiftçiye, emekçiye, millete Cumhuriyet’in verdiği değeri veren, hakka, hukuka, adalete sahip çıkan, beytülmali gözünden sakınan, ‘senlik, benlik yoktur [&#8230;]</p>
<p><a href="https://www.haberduyur.com/faik-oztrak-sandiga-atacagin-pusulanin-bir-tarafinda-domuz-bagcilara-gaffar-okkani-sehit-eden-teror-orgutlerine-sirtini-yaslayanlar-var/">Faik Öztrak: &#8220;Sandığa atacağın pusulanın bir tarafında domuz bağcılara, Gaffar Okkan’ı şehit eden terör örgütlerine sırtını yaslayanlar var.&#8221;</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.haberduyur.com">Flaş Haberler Son Dakika - Güncel Haberler - Haber Duyur</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>CHP Sözcüsü Faik Öztrak, “Sandığa atacağın pusulanın bir tarafında FETÖ’yle ortaklık yapan, seçim kazanmak için bölücü terör örgütüyle kol kola giren, SADAT’a, domuz bağcılara, Gaffar Okkan’ı şehit eden terör örgütlerine sırtını yaslayanlar var. Pusulanın diğer tarafında ise çiftçiye, emekçiye, millete Cumhuriyet’in verdiği değeri veren, hakka, hukuka, adalete sahip çıkan, beytülmali gözünden sakınan, ‘senlik, benlik yoktur bizde, hepimiz birer damlayız aynı denizde’ diyen, zalimden değil mazlumdan yana olan, çalandan değil çalışandan yana olan, ezenden değil ezilenden yana olan, birleştirip, kucaklayan, tecrübeli, dinamik kadrolarıyla, aziz milletimizi önce feraha, sonra refaha kavuşturacak Kemal Kılıçdaroğlu var” dedi. Öztrak ayrıca, “Bu seçimde ‘korktum’ yok, ‘kırıldım’ yok, ‘küstüm’ yok. Biz önce seçimi alacağız. Varsa kırgınlıkları, küskünlükleri ve diğer her şeyi sonra konuşacağız” diye konuştu.</p>
<p>CHP Sözcüsü Faik Öztrak bugün CHP Genel Merkezi’nde bir basın toplantısı düzenledi. Günledi değerlendiren Öztrak, şunları söyledi:</p>
<p><strong>“19 MAYIS, ULUSUMUZUN BÜYÜK ÖNDERİ GAZİ MUSTAFA KEMAL ATATÜRK’ÜN, ‘BENİM DOĞUM GÜNÜMDÜR’ DEDİĞİ GÜNDÜR”</strong></p>
<p>“Dün 19 Mayıs 1919’un 104’üncü yıl dönümünü kutladık. 19 Mayıs, ulusumuzun büyük önderi Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün, ‘Benim doğum günümdür’ dediği gündür. 19 Mayıs, emperyalistlerin bölmek, parçalanmak, yok etmek istediği bir büyük ulusun, Mustafa Kemal Atatürk’ün önderliğinde, en haklı, en şanlı, en onurlu karşı koyuşunu başlattığı gündür. 19 Mayıs, işgal altındaki güzel ülkemizin kurtuluşunu, saraylarda değil, milletimizin tertemiz sinesinde arayanların, harekete geçtiği gündür. Onun için Cumhuriyetimizin ve Cumhuriyet Halk Partisi’nin kurucusu, Gazi Mustafa Kemal Atatürk, bugünü ‘Türk istiklalini, Türk Cumhuriyetini ilelebet muhafaza ve müdafaa etmekle’ görevlendirdiği, ‘muhtaç olduğun kudret, damarlarındaki asil kanda mevcuttur’ dediği gençliğimize, bayram olarak armağan etmiştir.</p>
<p><strong>“3 MİLYONA YAKIN GENCİMİZ NE BİR İŞTE OKUYOR NE DE ÇALIŞIYOR. ‘EV GENCİ’ OLMUŞ”</strong></p>
<p>Büyük Önder, gençlerine umut veremeyen bir ülkenin, geleceğine de asla umutla bakamayacağını görmüştür ama 19 Mayıs’ın 104’üncü yıl dönümünde, bir beceriksiz yönetimin elinde gençlerimiz işsizliğin pençesinde, her geçen gün umudunu yitiriyor. TÜİK’in makyajlı verilerine göre; Taşı sıksa suyunu çıkaracak 3 milyona yakın gencimiz ne bir işte okuyor ne de çalışıyor. ‘Ev genci’ olmuş, anasının babasının eline bakıyor. Üyesi olduğumuz Ekonomik İşbirliği ve Kalkınma Teşkilatı içerisinde, ev genci oranının en fazla olduğu ülkeyiz. Bu ülkede analar, babalar, ‘yeter ki evladım okusun, eli ekmek tutsun’ diye, yemedi, evladını yedirdi. Giymedi, evladını giydirdi ama artık bu ülkede, üniversiteyi bitirenler bile işsiz. Her 100 işsizden 29’u üniversite mezunu. Üniversiteli işsiz sayısı, 1 milyonun üzerinde.  TÜİK verileriyle 2022’de, 18-24 yaş arasındaki gençlerin beşte birine yakını mutsuz. Oysa daha dört yıl önce, 2018’de, gençlerin onda biri kendini mutsuz sayıyordu. Ucube saray rejimi fiilen hayata geçtikten sonra, 4 yılda, mutsuz gençlerimizin oranında hızlı bir artış var. Ucube saray rejimi, gençlerimizin neşesini, gülüşünü ve mutluluğunu çalıp götürmüş. Bugün ülkemizde eğitimini yarıda bırakan her 100 gençten 48’i, ekonomik sıkıntılar nedeniyle, okulunu bıraktığını söylüyor. Bu ucube yönetim insan sermayemizi tüketiyor. Çalışabilen gençlerimizi aldığı ücret ve maaş mutlu etmiyor. 2017’de, çalışan her 100 gençten 31’i kazancından mutsuz iken, 2022’de, çalışan her 100 gençten 34’ü kazandığıyla mutlu olamıyor.</p>
<p><strong>“2019-2021 DÖNEMİNDE, 20-34 YAŞ ARASINDA 417 BİN 624 GENCİMİZ, BAŞKA ÜLKELERE GİTMİŞ”</strong></p>
<p>Erdoğan şahsım hükümeti, ülkeyi çok kötü yönetti. Paramızı pul etti. Milletimizi hayat pahalılığına ezdirdi. Bu koşullarda, gençlerimiz nasıl evlenebileceğini, nasıl yeni bir hayat kuracağını kara kara düşünüyor. Karı koca çalışan genç bir çiftin bir ev, bir araba alması artık hayal oldu. Gençlerimiz evlenmeyi, bir ev, bir araba almayı geçtik, iyisinden bir telefon almayı bile zor hayal eder oldu. İş başındaki hükümet milleti unuttu, gençlerin halini görmüyor. Seslerini duymuyor. Bugün umudunu kaybeden gençlerimiz, geleceğini kurmak için başka ülkelere gidiyor. Sadece 2019-2021 döneminde, 20-34 yaş arasında 417 bin 624 gencimiz, başka ülkelere gitmiş. Bu gençler, ülkelerini, vatanlarını sevmedikleri için terk etmiyor. Beceriksiz ve kibir abidesi Erdoğan bu güzel ülkeyi yönetemediği, paramızı pul ettiği, ‘liyakat değil sadakat’ diyerek, kendinden olmayanları mülakatla işsiz bıraktığı için, saray kendilerine ikide bir parmak salladığı için, internette bant daralttığı için, ikide bir kendinden menkul edep ve insanlık dersleri vermeye kalktığı için, kendinden olmayana zulmettiği için terk ediyor. Nasıl olsa hükümetin başının tuzu kuru, kendinin ve şürekâsının evlatları rahat, milletin evlatları, çoğu okumuş, yetişmiş pırlanta gibi gençleri geleceğini kurmak için yurt dışına giderken, anaları babaları, ‘evladımı bir daha görür müyüm’ diyerek, arkalarından gözyaşı dökerken, saray, gidenlerin arkasından bir de ‘giderlerse gitsinler’ diye kovalamaya kalkıyor.</p>
<p><strong>“SURİYELİLER EN KISA SÜREDE EVİNE DÖNSÜN’ DİYENLER MÜHRÜ KEMAL KILIÇDAROĞLU’NUN OLDUĞU TARAFA BASACAK”</strong></p>
<p>Evlatlarımızın yerine, doğru dürüst eğitimi olmayan, Ortadoğulu göçmenleri alıp memleketin içine salıyor. Sadece 2021 yılında, Irak, İran, Özbekistan, Suriye, Afganistan’dan kayıtlı olarak gelenlerin sayısı 252 bin 432… Perfore hale getirdikleri sınırlardan elini kolunu sallayarak geçenler bu hesaba dahil değil. Bugün bu ülkede sığınmacılar sadece ekonomik dengeleri değil, sosyal dengeleri de çatırdıyor. Ülkemizin sosyal, kültürel, ekonomik alt yapısı giderek çölleşiyor. Demografik yapımız tehdit altında. Bir hafta sonra sandıkta, bizim evlatlarımızı kovup, sığınmacıları ülkeye dolduran, ülkemizi uçurumun kenarına getiren bu zihniyeti oylayacağız. Seçim hiç karışık olmayacak. ‘Bu ülkenin çocukları gitsin, sığınmacılar katar katar ülkemize gelmeye devam etsin’ diyecek olan varsa oyunu pusulanın saray tarafına basacak. ‘Bu ülkenin namusu olan sınırları hak ettiği şekilde korunsun, geçici koruma kapsamındaki Suriyeliler en kısa sürede evine dönsün’ diyenler ise, mührü pusulanın aydınlık tarafına, Kemal Kılıçdaroğlu’nun olduğu tarafa basacak.</p>
<p><strong>“EKONOMİNİN AYARIYLA ÖYLE BİR OYNADILAR Kİ 70 MODEL TOROS’A ÇEVİRDİLER”</strong></p>
<p>Saray ‘faiz nas’ diye diye, milletin parasını lobilere peşkeş çekti. Dedikleri ne varsa hepsi yalan çıktı. Millete söyleyecekleri söz kalmadı. Paramız pul oldu. Dış Ticaret açığı, döviz açığı rekor üstüne rekor kırdı. Millet bankalardan istediği kadar döviz alamaz oldu. İnsanlar döviz hesabındaki parayı çekmek için bile sıraya adını yazdırmak zorunda. Merkez Bankası’nın tekerli demir arabaları Kapalıçarşı’da dolar avına çıktı. Ekonominin ayarıyla öyle bir oynadılar ki 70 model Toros’a çevirdiler. Her yerinden farklı ses geliyor. Türk lirasının değeri, döviz büfesinde başka, Merkez Bankası’nda başka, bankaya gidiyorsun bambaşka…</p>
<p>“<strong>YATAĞA AÇ GİREN ÇOCUKLARI ANLATAMAYAN ERDOĞAN, ATATÜRK’ÜN PARTİSİNE KENDİ KANALLARINDA 24 SAAT TERÖR KARASI SÜRMEYE ÇALIŞIYOR</strong>”</p>
<p>Sadece döviz kurlarında değil. Ankara’da aynı mahallede; Bir berbere gidiyorsunuz, saç tıraşı 100 lira, başka berbere gidiyorsunuz, saç tıraşı 200 lira. Bir kilo pirinç, bir kalıp peynir, bir markette başka fiyat, öbüründe başka fiyat, internette bambaşka fiyat. Millet ne yapacağını nereye gideceğini şaşırdı. Bunlar beceriksizlikte her seferinde çıtayı bir seviye üste çekiyor. Ellerinde piyasaya salıp, ortalığı bir süre olsun sakinleştirecek dövizler tükendikçe zihni sinir projeler üretiyorlar. Seçimden hemen sonra, dövize gitmesin diye kredilere sınır getirmeye kalktılar. Kredi kartlarından nakit çekimleri, kuyum harcamalarını baskılamak için bankacılık sistemine müdahale ettiler ama artık ekonomi yama tutmadığı için, millet, bankalardan kredi alamadı, kredi kartından nakit çekemedi. AK Parti’nin bildik çığırtkanları, komplo momplo diye zırlamaya başladı. Birkaç gün sonra Merkez Bankası geri adım atmak zorunda kaldı. Size saldıran falan yok. Siz kendinizi ayağınızdan vurdunuz. Bu yönetim devam ederse ne yapmak niyetinde olduğunuzu, milletimizin bankalardan dövizini almak için, parasını çekmek için, kuyrukta beklemek zorunda kalacağını hepimize gösterdiniz. Bu güzel ülke neden bu hale düştü? Beceriksiz, liyakatsiz, metal yorgunu, ne yaptıklarından haberi olmayan kadrolar ve milleti bile isteye ateşe atan, sarayın kibirlisi ve onun tek adamlık hevesi yüzünden. Pahalılık enkazının altında kalan milletimize; Yüzde 45 enflasyonu,20 liraya dayanan doları, kilosu 350 lirayı geçen kıymayı, yatağa aç giren çocukları anlatamayan Erdoğan, Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün partisine kendi kanallarında 24 saat terör karası sürmeye çalışıyor.</p>
<p><strong>“71 YAŞINDAKİ PARTİ EMEKÇİMİZ NACİYE HANIM’A SALDIRAN BU SÖZDE MİLLİYETÇİLER, CHP STANDINDAKİ TÜRK BAYRAĞINI YERLERE ATTILAR”</strong></p>
<p>Elindeki yaygara makineleri, millete sabah akşam bu yalanları anlatıyor. Sahte film çekiyor, sahtekarlık yapıyor. Ama millete böyle sınırsızca yalan söylemenin toplumu böylesine hoyratça germenin bir bedeli var. Sonunda Kütahya’da, pazar yerinde Cumhurbaşkanlığı seçimi için çalışan partililerimiz, orada galeyana getirilen insanlar tarafından darp edildi. Buradan hepsine geçmiş olsun diyoruz. 71 yaşındaki parti emekçimiz Naciye Hanım’a saldıran bu sözde milliyetçiler, CHP standındaki Türk bayrağını yerlere attılar. Bizim partililerimiz Şerife Bacılardır, Halide Onbaşılardır, Halime Çavuşlar, Gördesli Makbulelerdir. İpten boşanmışlara pabuç bırakmaz ama siz keser dönüp sap dönüp, 28 Mayıs’ta devran döndüğünde, bu milletin içine soktuğunuz nifakın hesabını veremezsiniz.</p>
<p><strong>“MEVCUT HÜKÜMETİN BAŞI; VATANDAŞTAN VİZEYİ ALAMADI, PARTİSİ DE ÖNCEKİ SEÇİME GÖRE 30 MİLLETVEKİLİ KAYBETTİ”</strong></p>
<p>Türkiye’nin önündeki, bu en önemli seçimin ikinci turuna artık sadece sayılı günler kaldı. Milletimiz ilk turda adaylardan hiçbirine vize vermedi. Mevcut hükümetin başı; Vatandaştan vizeyi alamadı, partisi de önceki seçime göre 30 milletvekili kaybetti. Büyük değişimler her zaman bir anda olmuyor. Büyük zaferler kolay kazanılmıyor. Vatandaşımız bu iş ikinci turda biter dedi. Başımızın üstünedir. Şimdi ikinci tur için yepyeni bir sayfa açıyoruz. Sahada iki aday kaldı. Sandığa atacağın pusulanın bir tarafında, sarayında evlatlarıyla mutlu mesut manda yoğurduna kaşık sallayıp yatarken, bu güzel ülkenin gençlerinin umutlarını bitiren, yerinden yurdundan eden, analarını babalarını kedere boğan, üstüne bir de onları kovanlar var. Dünyanın en verimli topraklarında, bu en ahlaklı, en çalışkan insanları, çalışsa da çalışmasa da açlığa mahkûm eden, ‘Allah affetsin’ deyip kul hakkı yiyen, Harun olacağım deyip Karun olan, bir de bunlar konuşulmasın diye, istibdada başvuran, birbirine düşürmeye kalkanlar var.</p>
<p><strong>“GAFFAR OKKAN’I ŞEHİT EDEN TERÖR ÖRGÜTLERİNE SIRTINI YASLAYANLAR VAR”</strong></p>
<p>FETÖ’yle ortaklık yapan, seçim kazanmak için bölücü terör örgütüyle kol kola giren, SADAT’a, domuz bağcılara, Gaffar Okkan’ı şehit eden terör örgütlerine sırtını yaslayanlar var. Trump ‘aptal olma’ diye mektup yazdığında sesini çıkaramayan, o mektubu yüzüne çarpamayan korkaklar var. Trump şimdi o mektubu lokantasının duvarına asmış bu ülkeye bu utancı da yaşattınız ya size yazıklar olsun. Pusulanın diğer tarafında ise çiftçiye, emekçiye, millete Cumhuriyet’in verdiği değeri veren, hakka, hukuka, adalete sahip çıkan, beytülmali gözünden sakınan, ‘senlik, benlik yoktur bizde, hepimiz birer damlayız aynı denizde’ diyen, zalimden değil mazlumdan yana olan, çalandan değil çalışandan yana olan, ezenden değil ezilenden yana olan, birleştirip, kucaklayan, tecrübeli, dinamik kadrolarıyla, aziz milletimizi önce feraha, sonra refaha kavuşturacak, Kemal Kılıçdaroğlu var. Sandığa sadece bir hafta kaldı.</p>
<p><strong>“BU ÜLKENİN EN PARLAK GENÇLERİ BAŞKA ÜLKELERE GİTMESİN’ DİYORSAN, KARAR VER”</strong></p>
<p>Geleceğini aynı bir asır önce olduğu gibi kendi azim ve kararlılığıyla kurtaracak. Biz milletimize bugün, aynı milli mücadelede olduğu gibi, ‘kalk uyan, yoksa ardı hicran’ diyoruz. Bu seçimde ‘korktum’ yok, ‘kırıldım’ yok, ‘küstüm’ yok. Biz önce seçimi alacağız. Varsa kırgınlıkları, küskünlükleri ve diğer her şeyi sonra konuşacağız. O yüzden şimdi, ‘Türkiye İçin Karar Ver!’ ‘Bin bir emekle okuttuğum, yemeyip yedirdiğim, giymeyip giydirdiğim evladım, bu ülkenin en parlak gençleri başka ülkelere gitmesin’ diyorsan, karar ver. ‘Pahalılığın altında ezilmek kader değil’ diyorsan, yarın bir gün döviz kuyruklarında beklemek istemiyorsan karar ver. ‘Türkiye yeniden dünyada parlayan yıldız olsun’ diyorsan karar ver. Sen kararını ver, 28 Mayıs’ta Türkiye’nin 13’üncü Cumhurbaşkanı, Kemal Kılıçdaroğlu olsun. Bugünkü yorgun, iş bilmez, kadrolar gitsin, yeni bir heyecan gelsin, güzel ülkemiz yeniden ayağa kalksın.”</p>
<p><a href="https://www.haberduyur.com/faik-oztrak-sandiga-atacagin-pusulanin-bir-tarafinda-domuz-bagcilara-gaffar-okkani-sehit-eden-teror-orgutlerine-sirtini-yaslayanlar-var/">Faik Öztrak: &#8220;Sandığa atacağın pusulanın bir tarafında domuz bağcılara, Gaffar Okkan’ı şehit eden terör örgütlerine sırtını yaslayanlar var.&#8221;</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.haberduyur.com">Flaş Haberler Son Dakika - Güncel Haberler - Haber Duyur</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.haberduyur.com/faik-oztrak-sandiga-atacagin-pusulanin-bir-tarafinda-domuz-bagcilara-gaffar-okkani-sehit-eden-teror-orgutlerine-sirtini-yaslayanlar-var/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Faik Öztrak: “Bu iktidarın, bu millete verebilecekleri artık hiçbir şey kalmamıştır.</title>
		<link>https://www.haberduyur.com/faik-oztrak-bu-iktidarin-bu-millete-verebilecekleri-artik-hicbir-sey-kalmamistir/</link>
					<comments>https://www.haberduyur.com/faik-oztrak-bu-iktidarin-bu-millete-verebilecekleri-artik-hicbir-sey-kalmamistir/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[admin]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 05 May 2023 10:00:21 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Gündem]]></category>
		<category><![CDATA[Faik Öztrak]]></category>
		<category><![CDATA[Faik Öztrak haber]]></category>
		<category><![CDATA[haberler]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.haberduyur.com/?p=21737</guid>

					<description><![CDATA[<p>CHP Sözcüsü Faik Öztrak, Tekirdağ’da; “Bu iktidarın, bu millete verebilecekleri artık hiçbir şey kalmamıştır. Bu iktidar metal yorgunuydu, artık beyin ölümü de gerçekleşti. Şu andan itibaren yaptıkları bir tek şey var: Bizim Ortak Politikalar Mutabakat Metni’nden kopya çekmek, kes yapıştır yapmak ya da bizim vaatlerimizi kendi vaatleriymiş gibi söylüyorlar” dedi. CHP Sözcüsü Faik Öztrak, Tekirdağ [&#8230;]</p>
<p><a href="https://www.haberduyur.com/faik-oztrak-bu-iktidarin-bu-millete-verebilecekleri-artik-hicbir-sey-kalmamistir/">Faik Öztrak: “Bu iktidarın, bu millete verebilecekleri artık hiçbir şey kalmamıştır.</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.haberduyur.com">Flaş Haberler Son Dakika - Güncel Haberler - Haber Duyur</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>CHP Sözcüsü Faik Öztrak, Tekirdağ’da; “Bu iktidarın, bu millete verebilecekleri artık hiçbir şey kalmamıştır. Bu iktidar metal yorgunuydu, artık beyin ölümü de gerçekleşti. Şu andan itibaren yaptıkları bir tek şey var: Bizim Ortak Politikalar Mutabakat Metni’nden kopya çekmek, kes yapıştır yapmak ya da bizim vaatlerimizi kendi vaatleriymiş gibi söylüyorlar” dedi.</p>
<p>CHP Sözcüsü Faik Öztrak, Tekirdağ Samsun Dernekler Federasyonu&#8217;nu ziyaret etti. Öztrak, ziyareti sırasında ANKA Haber Ajansı’nın sorularını yanıtladı. Öztrak, şunları söyledi:</p>
<p>“Her seçim de duymaya alıştığımız müjdeler var. Yine petrol bulmaya başladık; doğal gaz, yeni kaynaklar, yeni yataklar duymaya başladık. Sonuçta; bu iktidarın, bu millete verebilecekleri artık hiçbir şey kalmamıştır. Bu iktidar metal yorgunuydu, artık beyin ölümü de gerçekleşti.</p>
<p><strong>“ETİKETLER HER ŞEYİ SÖYLÜYOR”</strong></p>
<p>Şu andan itibaren yaptıkları bir tek şey var: Bizim Ortak Politikalar Mutabakat Metni’nden kopya çekmek, kes yapıştır yapmak ya da bizim vaatlerimizi alıp kendi vaatleriymiş gibi söylüyorlar. Ama vatandaşımız her şeyi görüyor. Bu ülkede çarşı, pazardaki etiketler her şeyi söylüyor. Bu ülkede kıyma 300 lira, soğan 30 lira, domates 30 lira. Neyin, ne olduğu belli, paramız pul olmuş. 1 dolar için vermemiz gereken Türk parası 20 liraya yaklaşmış. Yani bunun neresini savunacaksınız ki?</p>
<p><strong>&#8220;İKTİDARIN ON PARMAĞINDA ON KARA&#8221;</strong></p>
<p>Bugün Tekirdağ’dayız, aslında Türkiye’nin her yerinden gelen vatandaşlarımızın olduğu bir yer. Dolayısıyla da tüm Türkiye’nin bir resmi. Bu çerçevede baktığımız zaman dile getirilen talepler Türkiye’nin de talepleri.</p>
<p>İnsanlar daha fazla özgürlük istiyor, demokrasi istiyor, daha fazla kazanmak istiyor, parası değer etsin istiyor, cebindeki parası her gün değer yitirmesin istiyor, bu ülkenin refahından herkes eşit pay alsın istiyor, enflasyon olmasın istiyor, ülke borca batmasın istiyor. Ama mevcut iktidarın bunlara cevap vermek yerine on parmağında on kara, muhalefete bunları bulaştırmaya çalıştığı zaman da dertlerin konuşulmadığı bir duruma geliyoruz.</p>
<p>Bu ülkenin konuşacağı tek şey ekonomidir. Mutfakta yangın vardır, tencere boştur. Süleyman Demirel’in dediği gibi de ‘boş tencere, her iktidarı götürür.’ Tekirdağ’da bize çok büyük bir destek var ve Tekirdağ’da CHP, bu defa tüm zamanların rekorunu kıracak.”</p>
<p>ADEM ÇİL</p>
<p><a href="https://www.haberduyur.com/faik-oztrak-bu-iktidarin-bu-millete-verebilecekleri-artik-hicbir-sey-kalmamistir/">Faik Öztrak: “Bu iktidarın, bu millete verebilecekleri artık hiçbir şey kalmamıştır.</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.haberduyur.com">Flaş Haberler Son Dakika - Güncel Haberler - Haber Duyur</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.haberduyur.com/faik-oztrak-bu-iktidarin-bu-millete-verebilecekleri-artik-hicbir-sey-kalmamistir/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Faik Öztrak: &#8220;Diyarbakır Emniyet Müdürümüz Ali Gaffar Okkan&#8217;ı Kalleşçe Katleden Terör Örgütünün Siyasi Uzantılarıyla Kol Kola Girecek Kadar Durumları Vahim</title>
		<link>https://www.haberduyur.com/faik-oztrak-diyarbakir-emniyet-mudurumuz-ali-gaffar-okkani-kallesce-katleden-teror-orgutunun-siyasi-uzantilariyla-kol-kola-girecek-kadar-durumlari-vahim/</link>
					<comments>https://www.haberduyur.com/faik-oztrak-diyarbakir-emniyet-mudurumuz-ali-gaffar-okkani-kallesce-katleden-teror-orgutunun-siyasi-uzantilariyla-kol-kola-girecek-kadar-durumlari-vahim/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[admin]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 13 Mar 2023 16:23:13 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Gündem]]></category>
		<category><![CDATA[Faik Öztrak]]></category>
		<category><![CDATA[Faik Öztrak haber]]></category>
		<category><![CDATA[Faik Öztrak haberleri]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.haberduyur.com/?p=19440</guid>

					<description><![CDATA[<p>CHP Sözcüsü Faik Öztrak, “Yıllarca koalisyonlara etmedik laf bırakmadılar. Ama şimdi paçaları tutuştu. HÜDA PAR’la koalisyon yapacaklar. Biz bunların masasında dört parti var, diye biliyorduk. Meğerse masanın altında gizli ayaklar da varmış. Teşbihte hata olmaz. Bunlar yakında Bekârlığa Veda Partisini de siyasi parti sanıp masalarına ayak yapmaya kalkarlarsa kimse şaşırmasın. Kimin kimle iş tutacağı, koalisyon [&#8230;]</p>
<p><a href="https://www.haberduyur.com/faik-oztrak-diyarbakir-emniyet-mudurumuz-ali-gaffar-okkani-kallesce-katleden-teror-orgutunun-siyasi-uzantilariyla-kol-kola-girecek-kadar-durumlari-vahim/">Faik Öztrak: &#8220;Diyarbakır Emniyet Müdürümüz Ali Gaffar Okkan&#8217;ı Kalleşçe Katleden Terör Örgütünün Siyasi Uzantılarıyla Kol Kola Girecek Kadar Durumları Vahim</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.haberduyur.com">Flaş Haberler Son Dakika - Güncel Haberler - Haber Duyur</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>CHP Sözcüsü <strong>Faik Öztrak</strong>, “Yıllarca koalisyonlara etmedik laf bırakmadılar. Ama şimdi paçaları tutuştu. HÜDA PAR’la koalisyon yapacaklar. Biz bunların masasında dört parti var, diye biliyorduk. Meğerse masanın altında gizli ayaklar da varmış. Teşbihte hata olmaz. Bunlar yakında Bekârlığa Veda Partisini de siyasi parti sanıp masalarına ayak yapmaya kalkarlarsa kimse şaşırmasın. Kimin kimle iş tutacağı, koalisyon yapacağı elbette bizi ilgilendirmez. Ama Diyarbakır Emniyet Müdürümüz Ali Gaffar Okkan’ı kalleşçe katleden, İslamcı Feminist yazar Konca Kuriş’i domuz bağıyla öldüren; Zehra Vakfı Başkanı İzzettin Yıldırım’ı, gazeteci Halit Güngen’i infaz eden terör örgütünün siyasi uzantılarıyla kol kola girecek kadar durumları vahim” dedi.</p>
<p>CHP Sözcüsü Faik Öztrak, MYK toplantısının ardından CHP Genel Merkezi’nde basın toplantısı düzenledi. Öztrak, şunları söyledi:</p>
<p>“Kurulumuzun gündeminde; bugüne kadar deprem bölgesinde yaptığımız çalışmalar, devlet yönetiminin afet yönetiminde gösterdiği zaaflar, önümüzdeki dönemde depremzedelerin yaralarını sarmak için yapacaklarımız vardı. Kahramanmaraş depremlerinde 48 bin 448 yurttaşımızı kaybettik. Cenazelerimizi kefensiz; kırklı-ellili sıralarla, toplu mezarlara, yan yana gömdük. Kaybettiklerimize; üçünde-yedisinde mevlit bile okutamadık. Binlerce anne, baba, evlat, kardeş, eş toprakla buluştu. Artık ne diyeceğimizi ne söyleyeceğimizi bilemez hale geldik.</p>
<p>‘Acı duyabiliyorsan, canlısın. Başkasının acısını duyabiliyorsan, insansın.’ Başkasının acısını duymayıp; acı duyanlara hakaret ediyorsan, tehdit ediyorsan, küfrediyorsan, sarayın kibirlisi Erdoğan’sın. Bu ülkede afet denince öncelikle akla gelen iki kurum vardır. Biri Türk Silahlı Kuvvetleri, diğeri ise Kızılay… Bu ucube rejimde diğer tüm kurumlar gibi bu ikisi de, Erdoğan’a bağlı. Erdoğan işine geldi mi; ‘Ordunun Başkomutanı benim’, ‘Kızılay, benim himayemde’ diyerek böbürlenmeyi çok seviyor. Ama ne zaman ihtiyaç olsa, hudutsuz yetkilerini kullanmayı bir türlü beceremiyor. Milletimiz enkazın altında 48 saat boyunca, ‘Sesimi duyan var mı?’ diye bağırarak, soğukta can çekişirken; Mehmetçiğimizi enkazın başına zamanında göndermedi. Enkazdan kurtulanlar, ‘Kızılay nerede?’ diye feryat ederken, Kızılay çadır kurmak yerine, çadır sattı. Peki, bu kurumların sorumlusu Erdoğan, ne yaptı? Vatandaşlarımıza ‘Be ahlaksız, be namussuz, be adi’ diyerek, küfretti. ‘Edep, aklın suretidir.’ Nasiplenmek de gayret gerektirir.</p>
<p><strong>“ERDOĞAN, AFETİ FELAKETE ÇEVİREN BÜYÜK BECERİKSİZLİĞİNİN, DUYULMASINI, GÖRÜLMESİNİ, KONUŞULMASINI, TARTIŞILMASINI, SORUMLULUĞUNUN ORTAYA ÇIKMASINI İSTEMİYOR”</strong></p>
<p>Deprem anında, bizim dört Hatay Milletvekilimiz de Hatay’daydı. Diğer üç vekilimiz gibi, Suzan Şahin vekilimiz de vekilliğinden, siyasetçiliğinden önce bir depremzede. Vekillerimiz depremi bizzat yaşadılar. Deprem sabahı korkunç acılara yürekleriyle, kulaklarıyla, gözleriyle tanık oldular. Diğer vekillerimiz gibi, Suzan Şahin vekilimiz onlarca yakınını, akrabasını kaybetti. Komşularını enkaz altından çıplak elleriyle çıkarmaya çalıştı. Enkaz altından, ‘Sesimi duyan yok mu’ feryatlarını çaresizce dinledi. Erdoğan bu acıları yaşadı mı? Yaşamadı. O, 1001 odalı sarayında; arşa yükselen feryatları, yardım çığlıklarını 48 saat duymadı. Duyduğunda da iş, işten geçti. Vatandaşlarımızın çoğu enkazın altında donarak öldü. İnsanı insan yapan duygudaşlıktır. Merhamettir, vicdandır. Acı çekenin acısını paylaşmaktır. Şimdi, Suzan Şahin vekilimiz şahit olduklarını Meclis’in, milletin kürsüsünden anlatmasın mı? Milletin kendisine verdiği denetleme görevini, yerine getirmeyip ihmal mi etsin? Milletin enkaz altındaki haykırışı milletin meclisinde duyulmasın mı? Kızılay’ın çadır rezaleti, Meclis’te sorgulanmasın mı? Kurtarma ekiplerini enkazla, enkazı kurtarma araçlarıyla, kurtarma araçlarını operatörlerle buluşturamayan beceriksizlik; Milletin Meclisi’nde hesaba çekilmesin mi? Buna itiraz etmek; Meclisin kürsüsünden, milletin derdini dillendiren vekile hakaret etmek milli iradeye saygısızlıktır. Erdoğan, afeti felakete çeviren büyük beceriksizliğinin duyulmasını, görülmesini, konuşulmasını, tartışılmasını, sorumluluğunun ortaya çıkmasını istemiyor.</p>
<p>Görevini ihmal ettiğini savsakladığını, suiistimal ettiğini gizlemeye çalışıyor ama gerçeklerden kaçsanız da ortaya çıkmak gibi güzel bir huyu var. ‘Memnuniyetlerinizi saraya, şikâyetlerinizi yaratana’ diyerek ülkeyi yönetemezsiniz. İstiyor ki yetkim çok olsun. Sorumluluğum hiç olsun. İşte size kibir abidesinin ucube saray rejimi.</p>
<p><strong>“ERDOĞAN ŞİMDİ ÇIKMIŞ, İSTİFAYI AKLINA BİLE GETİRMEDEN, MİLLETTEN HELALLİK İSTİYOR”</strong></p>
<p>Dün, Sarayın kibirlisi Kırıkhan’da, ‘Her türlü gayreti göstermemize rağmen, eğer sıkıntılar yaşadıysanız, bize düşen, sizlerden helallik istemektir’ diyor. Hazreti Âdem bile, cennetteki hatası için nedamet getirdi, Allah’tan af diledi ama gel gör ki cennetten kovulmaktan da kurtulamadı. Erdoğan şimdi çıkmış, istifayı aklına bile getirmeden milletten helallik istiyor. Zamanında almadığınız tedbirler yüzünden 48 bin 448 vatandaşımızı yitirdik. Mehmetçiklerimizi, ilk anda sahaya göndermediğiniz için insanlarımız enkaz altında; donarak, bağıra bağıra öldü. Himayenizdeki Kızılay, çadır kurmak yerine, çadır sattı. Şimdi sorumluluğunuzun gereğini yerine getirmeden, istifa etmeden; aziz milletimizle nasıl helalleşeceksiniz Sayın Erdoğan?</p>
<p>Haksızlığa uğrayana hakkını vermeden helalleşme olmaz. Ahirette yaptıklarınızın ve yapmadıklarınızın hesabını yüce Allah’a elbette vereceksiniz. Ama milletten helallik istiyorsanız, bu öyle meydanlarda kuru gürültü yaparak olmaz. Deprem bölgesinde, enkaz altında beş gün boyunca saçlarını yola yola ruhunu teslim eden eşine acılı ağıtlar yakan Adıyamanlı Murat Uluçay’ın yaşlı gözlerinin içine bakın. İsteyebiliyorsanız ondan helallik isteyin. Hatay’da annesini, babasını kaybeden; ‘Boğazımdaki düğümü çözemiyorum. Kalbimdeki acıya ilaç bulamıyorum. Üç gün boyunca enkaz altında kalmalarını, kabullenemiyorum’ diyerek gözyaşlarını akıtan Emel Güneş kızımızın yanına gidin.</p>
<p>Gözlerinin içine bakarak ondan helallik isteyin. Bakalım istediğiniz helalliği alabilecek misiniz? İlk 48 saatte görevinizi alenen ihmal ettiniz. Savsakladınız. Suiistimal ettiniz. Bu nedenle insanlarımızın eşini, anasını, babasını, kardeşini, çocuklarını kaybetmelerinin sorumluluğunu alacak mısınız? Haksızlık edenden, haksızlığın hesabını sormadan, kefaretini ödetmeden, helalleşme olmaz.</p>
<p>Mağdur olanın, mağduriyeti tazmin edilmeden helalleşme olmaz. Helalleşme, mazluma zulmeden zalimle hesaplaşmadan olmaz. Sayın Erdoğan, istifa edebilecek misiniz? Bilin ki, istifa etmeden helallik istenmez. Milletimiz, haksızlık edenden yaptığı haksızlığın hesabını sandıkta soracak. Giden canları elbette getiremeyiz. Kaybettiklerimize yüce Allah gani gani rahmet eylesin. Yattıkları toprak incitmesin. Ama geride kalan mağdurlarımızın mağduriyetlerini giderme, mağduriyetlerini tazmin etme vazifesi Allah’ın izniyle, milletimizin takdiriyle, Türkiye’nin 13’üncü Cumhurbaşkanı Kemal Kılıçdaroğlu’nun olacak. Türkiye’nin 13’üncü Cumhurbaşkanı Kemal Kılıçdaroğlu, bu depremde kaybedilen ne varsa, vatandaşlarımızın parmağındaki alyansa kadar her şeyi yerine koyacak.</p>
<p><strong>“ÖZELLİKLE KIRSAL BÖLGEDE, GEÇİCİ BARINMA İÇİN ÖNCE ÇADIR, SONRA KONTEYNER MESELESİ HIZLA HALLOLMAK ZORUNDA”</strong></p>
<p>Cumhurbaşkanı adayımız Kemal Kılıçdaroğlu depremin ikinci günü bölgeye gitmişti. Bu hafta sonu da dördüncü kez deprem bölgesindeydi. Malatya ve Kahramanmaraş’ta esnafımızı, sanayicimizi, çiftçimizi dinledi. Sorunlarını, taleplerini aldı. Bunların nasıl çözüleceğini, depremzede iş insanları, esnafla ve çiftçilerle istişare etti. Çok şükür Malatya’da, Organize Sanayi Bölgesi’nde büyük bir yıkım yok ama başta kalifiye işgücü olmak üzere depremzede işçilerimiz barınma imkânı sağlanamadığı için Malatya’yı terk etmeye başlamış. İş insanları çalıştıracak işçi bulamıyor. Büyük sıkıntı yaşıyor. Benzer sorun Kahramanmaraş’ta da var. Kahramanmaraş’ta 11 ilçeden 9’unda büyük yıkım var. Organize Sanayi Bölgelerinde de hasar var.</p>
<p>Kahramanmaraş sanayinin can damarı tekstil sektörü… Barınma sorununun çözülememesi nedeniyle bu sektörde on binlerce nitelikli işçi başka yerlere göç etmiş. Kahramanmaraş’ta bilinen bir holdingin 14 bin işçisinden sadece 2 bini çalışabilecek durumda, diğerleri ya depremde hayatını kaybetmiş ya da yaşadıkları şehri terk etmiş. Küresel tedarikçilere mal veren firmalarımız, siparişlerinin başka ülkelere kaymasından endişeli. Bunun için bu bölgede üretim çarklarının bir an evvel çalışması gerekiyor. Hem Malatya’da hem de Kahramanmaraş’ta, çiftçilerimizin, köylülerimizin de ciddi sorunları var. Köylü arazisine, ürününe, malına sahip çıkmak için hem kendine hem de hayvanlarına barınacak yer istiyor. Özellikle kırsal bölgede geçici barınma için önce çadır, sonra konteyner meselesi hızla hallolmak zorunda. Baharla beraber, çiftçilerimizin tarlalarına üst gübre atma zamanı geldi. Gübre atılacak da, piyasada gübre yok. Gübre kara borsaya düşmüş. Erdoğan’ın dünyadan haberi yok. Bağırıp, çağırmayla, muhalefete ahkâm kesmeyle devlet yönetilmez. Besicilerimiz, yem temini konusunda büyük sıkıntı çekiyor. Üreticinin sütü elinde kalıyor. Et ve Süt Kurumu oralı bile değil. Bari bugünlerde besiciye destek olun. Üreticinin elindeki sütü, piyasa fiyatının üzerinde alın. Üreticinin sorunu nasıl çözülür, gelin size bir örnekle anlatalım. Hatay Büyükşehir Belediye Başkanımız Lütfü Savaş, üretici birliklerinin elindeki süt ziyan olmasın diye, Mersin Büyükşehir Belediye Başkanımız Vahap Seçer ’i arıyor. Vahap Başkan’a, ‘Sen bu işten anlarsın, bu sütler ziyan olmasın, gel değerlendirelim’ diyor. Mersin Büyükşehir Belediyemiz, üreticiden 1,5 milyon liralık sütü alıyor. Bunlar tesislerde peynir yaptırıyor ve depremzedelere yaptırdığı bu peynirleri dağıtıyor. Hem üreticinin sütü elinde kalmıyor hem de depremzede, peynirden mahrum kalmıyor. Şimdi ülkeyi yönettiğini söyleyenlere soruyoruz: Siz bunları yapmayı akıl edemiyor musunuz?</p>
<p><strong>“KALPLERİ MİLLETE KARŞI MÜHÜRLÜ. İNŞALLAH İKİ AY SONRA İŞ BAŞI YAPTIĞIMIZDA, HIZLA BÖLGEYİ AYAĞA KALDIRACAĞIZ”</strong></p>
<p>Malatya’da kayısı üreticisi; TMO’nun, malını almasını istiyor. Ama sesini duyan yok. Pamuk üreticisi, çırçır ve iplik fabrikaları bir an evvel çalışmazsa, pamuğun elinde kalacağından korkuyor.</p>
<p>Ankara Büyükşehir Belediye Başkanımız Mansur Yavaş, Genel Başkanımızın talimatlarıyla, Malatya’da üreticiden kayısı almak için protokol imzaladı. Esnaflarımız ellerindeki ürünlerin, büyük şehirlerde fuar veya hemşeri günleri düzenlenerek, ellerinden çıkarılmasını talep etti. Mansur Başkanımız hem Malatya hem de Kahramanmaraş’ta, esnaflarımızın bu taleplerini de karşılamak üzere, gerekli protokolleri imzaladı.</p>
<p>Bizim belediyelerimiz bölgede sadece, çadır dağıtmıyor. Aş, ekmek, çorba dağıtmıyor. Aynı zamanda; bölgede üretimi ayağa kaldıracak projelere de imza atıyor. Saray’ın İçişleri Bakanı ise depremin üstünden geçen haftalara rağmen daha geçen gün çıkmış, ‘Kahvaltı veremediğimiz yerler var; hayırsever vatandaşlarımızdan kahvaltılık ürün, çay ve şeker istiyoruz’ diye ağlıyor. ‘Terlik, eşofman, iç çamaşırı da yok’ diye, vatandaşlarımızdan talepte bulunuyor.  O koltuklar ağlama değil, çare bulma makamı. Ağlamayı bırakın. İşinizi yapın. Yapamıyorsanız o koltukları terk edin ama bunlar hem işlerini doğru dürüst yapmaz hem de iş yapana, kara çalmaya kalkar. AK Partinin Genel Başkan Yardımcısı Özhaseki; hiç utanmadan, sıkılmadan yara sarmak için yaptığımız bu ziyaretlere ‘Turistik gezi’ demiş. Ne diyelim, kişi kendinden bilir işi. Bunların gözleri var görmez, kulakları var duymaz. Çünkü kalpleri millete karşı mühürlü. İnşallah iki ay sonra iş başı yaptığımızda, hızla bölgeyi ayağa kaldıracağız.</p>
<p><strong>“TÜRKİYE ŞERDEN HAYIR ÇIKARACAK GÜÇTEDİR”</strong></p>
<p>Genel Başkanımız, 13’üncü Cumhurbaşkanı adayımız hafta sonunda bölgede anlattı. Deprem bölgesini ayağa kaldırırken depremzede illerimizden tedarik yapacak, depremzede işçilerimizi çalıştıracağız. Depremden etkilenen yerlerin konteyner, prefabrik ve modüler yapı ihtiyacını hızla gidereceğiz. Modüler ve prefabrik uygulamalarla bölgenin sağlık, hijyen ve eğitim ihtiyacını karşılayacağız.</p>
<p>Firmaların çalışanlarına, lojman ve sosyal yaşam alanları yapmasını teşvik edeceğiz. Bu harcamaların ödeyecekleri vergiden, mahsup edilmesini sağlayacağız. Çalışanların çocuklarının eğitim ihtiyaçlarının, hızla giderilmesi için okulları hızla ayağa kaldıracağız. İşveren birliklerinin lojman inşasını destekleyeceğiz. Özellikle kırsal bölgelerdeki kamu personelinin, lojman ihtiyacını hızla karşılayacağız. Bölgede üretimi ve ticareti korumak için, küçük esnaf ve sanayicimize, geçici çalışma alanları oluşturacağız. Bölgede yapılacak inşaat faaliyetlerinde, yerel işgücünü seferber edebilmek için, sertifika programları uygulayacağız. Şehirlerimizin ayağa kaldırılmasında, iş başında eğitim modeliyle, depremzede yurttaşlarımızı seferber edeceğiz. Deprem bölgesinin yeniden inşasında, Kamudan ihale alan firmalara, bölgede kullanacağı personelin asgari yüzde 25’ini, bölge halkından alma koşulunu getireceğiz.  Deprem bölgesinde, üretim tesislerimizin bir an önce faaliyete geçmesi için makine, teçhizat ve hammadde ithalatında vergi indirimleri ve diğer kolaylıkları sağlayacağız. İş insanlarımız deprem bölgesinde işçiye verilen brüt ücretin, net ücrete dönüşmesini talep etti. Biz bir yıl süreyle işçilerimizin ücretlerinden vergi almayacağız. Sosyal güvenlik primlerini biz ödeyeceğiz. Yine bölgeye dönüşü hızlandırmak için, depreme dayanıklı hastane ve okul inşaatlarına hız vereceğiz.</p>
<p>Bölgede yapılacak konut, altyapı ve sanayi tesislerinde yeşil dönüşüme ve enerji verimliliğine önem vereceğiz. Deprem bölgesini inşa ederken karbon elyafı, nano-teknolojik yapı malzemeleri, akıllı malzemeler gibi yenilikçi ve çevre dostu yapı malzemelerine öncelik vereceğiz. Bu malzemeleri ve diğer inşaat girdilerini üreten sanayilerin bölgede yatırım yapmasına ve bu ürünlerin üretilmesine yönelik, bölgede teknopark ve ihtisas organize sanayi bölgeleri kuracağız. Yerli firmalarımız yanında dünyada bu konuda öncü olan yabancı firmaların da bölgede faaliyet göstermesine, özel önem vereceğiz. Türkiye şerden hayır çıkaracak güçtedir.</p>
<p><strong>“DEPREM FELAKETİNDE GÖRDÜK Kİ, İLK YARDIMIMIZA KOŞANLAR, EN YAKIN KOMŞULARIMIZ”</strong></p>
<p>Güneyimizde, Suriye’deki savaş artık sona ermek üzere. Kuzeyimizde, Ukrayna’da savaş er ya da geç bitecek. Biz komşu ülkelerle ticaret önündeki engelleri, hızla ortadan kaldıracağız. Biz bunları yapacak güçteyiz. Bölgenin ileri-geri ekonomik bağlarını, küresel kalkınma dinamikleriyle buluşturarak kapsamlı bir bölgesel refah stratejisini hayata geçireceğiz. Bizim iktidarımızda sadece Adana, Osmaniye, Hatay, Kilis, Gaziantep, Kahramanmaraş, Malatya, Adıyaman, Şanlıurfa, Diyarbakır değil; Halep, Lazkiye, Şam, Erbil, Musul, Kerkük, Bağdat da ayağa kalkacak.</p>
<p>Tüm bölgeyle güçlü ticari ve ekonomik bağlar kuracağız. Lübnan’ı, İsrail’i, Mısır’ı bu ortak refah projesine davet edeceğiz. Bizim derdimiz bağcıyı dövmek değil, hep beraber üzüm yemek. Deprem felaketinde gördük ki ilk yardımımıza koşanlar, en yakın komşularımız. ‘Kalpleri dağınık olanların, akılları birleşemez.’ Biz önce kalpleri birleştireceğiz. Tüm komşularımızla ilişkilerimizi hızla tahkim edeceğiz. Elbette işimiz kolay değil. Bunun da farkındayız. Memleketimizde; aklı ve ahlakı bitirmiş, liyakati öldürmüş, adaleti katletmiş, devletimizin dirliğine, milletimizin birliğine kast etmiş, çürümüş, yozlaşmış bir yönetimi, vatandaşlarımız, 14 Mayıs’ta sandıkta yolcu edecek.</p>
<p><strong>“CENAZELERİMİZİN 40’I ÇIKMADAN, RANT BETONUNU ACILARIMIZIN ÜZERİNE, DÖKÜYORLAR”</strong></p>
<p>Deprem felaketinin üzerinden 36 gün geçti. 36 gün sonra hala; çadır yok, konteyner yok, hijyen yok, içmeye su yok, çay yok, şeker yok, terlik yok, eşofman yok, ortada ekonomik hasar tespiti yok ve ar edip de istifa eden tek bir yönetici yok. Gerçi haksızlık etmeyelim bir tanesi istifa etti. Depremzedelerle gülen Adıyaman Valisi, sağlık nedenlerini gerekçe göstererek görevden affını istedi. Ne diyelim darısı Kızılay’ı ticarethane yapan, Kerem Pazarlama’ya… Ortada devlet tarafından hazırlanmış bir ekonomik hasar tespit raporu hala yok. Devlet Planlama Teşkilatı’nda Müsteşar Yardımcısı olarak benim ve takım arkadaşlarımın gece gündüz çalışarak hazırlanmasına katkıda bulunduğumuz, bu resmi raporu sizlere daha önce de gösterdim.</p>
<p>Bu rapor 17 Ağustos 1999, Marmara Depremi’nden tam 21 gün sonra, 8 Eylül 1999 tarihinde yayımlandı. Marmara Depremi’nin ekonomik ve sosyal maliyetlerini, kalem kalem, sektör sektör hesapladık. Depremin bütçeye etkilerini ilave finansman ihtiyacını tespit ettik. Kısa, orta, uzun vadede yapılması gerekenleri sıraladık. Karar alıcılara tedbirler önerdik. Devlet Planlama Teşkilatı’nı kapattılar. Erdoğan’ın imzaladığı Türkiye Afet Müdahale Planı’na göre bu raporun hazırlanmasından, şimdi Hazine ve Maliye Bakanlığı sorumlu.</p>
<p>Bu rapor nerede? Neden hazır değil? Liyakatsizlikleriyle, kifayetsizlikleriyle, tüm kurumlarımızı ve devleti çürüttüler, meflûç ettiler. ‘Ölçemediğiniz hiçbir şeyi kontrol edemez; kontrol edemediğiniz hiçbir şeyi yönetemezsiniz.’ Depremden sonra acilen yapılması gereken şeylerden biri de depremin sebep olduğu ekonomik ve sosyal yıkımın en doğru şekilde ölçülmesidir. Şunun şurasında gitmenize iki ay gibi bir süre kaldı. Bari bunu yapın ama nerede bunlarda o akıl, nerede o liyakat, nerede o devlet terbiyesi… ‘Benden sonrası tufan’ diyerek, sadece bol bol ihale yapıyorlar. Giderayak tencerenin dibini, bir de böyle sıyırmaya kalkıyorlar. Dücane Cündioğlu’nun dediği gibi; ‘Allah’tan, kitaptan dem vuranların, ne dediğine değil, ne yediğine bakacaksın.’ 21 Şubat ile 7 Mart arasında, deprem nedeniyle açılan ihale sayısı 50’yi geçti. Bu ihalelerde, 48 milyar liralık iş dağıtıldı. Bunlar cenazelerimizin 40’ı çıkmadan, rant betonunu acılarımızın üzerine, döküyorlar. Hiç kimse merak etmesin. Biz hem depreme dayanıklı, güvenli evler inşa edeceğiz hem de milletin kör kuruşunu kurda kuşa yedirmeyeceğiz.</p>
<p><strong>“BİZİM TAHMİNLERİMİZE GÖRE, DEPREM NEDENİYLE, KONUT VE İŞYERİ KAYNAKLI HASAR, 44,2 MİLYAR DOLAR”         </strong></p>
<p>Biz dersimizi çalışarak göreve geliyoruz. Gece gündüz demeden, hazırlıklarımızı tamamlıyoruz. Kahramanmaraş depreminin sebep olduğu ekonomik ve sosyal kayıpları, olabilecek en geniş şekliyle kalem kalem çıkardık. Bizim tahminlerimize göre deprem nedeniyle konut ve işyeri kaynaklı hasar, 44.2 milyar dolar. Mobilya, beyaz eşya gibi ev eşyalarındaki kayıplar 6,6 milyar dolar. Binek araç kaybı 1,5 milyar dolar. Altyapı, tarım, sanayi, hizmet sektörlerinde fiziki hasar; 24,3 milyar dolar. Üretim faaliyetlerindeki azalma nedeniyle oluşacak kayıp 13,3 milyar dolar. Yıkım, hafriyat, iaşe, idame için yapılacak cari harcamalar, 18,9 milyar dolar. Beşeri sermaye kaybımız 17,6 milyar dolar. Deprem nedeniyle sırtlanacak toplam maliyet 126,3 milyar dolar. Kayınpeder ve damadın bir olup Merkez Bankası arka kapısından buharlaştırdığı 128 milyar doların büyüklüğünü, şimdi umarım herkes daha iyi anlamıştır.</p>
<p>Milletten çalınan 418 milyar doların geri alınmasının önemi, daha iyi görülmüştür. Bu paralar, bugün Hazine’nin, Merkez Bankası’nın kasasında dursaydı, depremin yarattığı yıkım, çok daha rahat göğüslenebilirdi. Millet ittifakını oluşturan tüm partilerimiz, deprem felaketine ilişkin raporlarını hazırladı. Bu raporları birleştireceğiz. İttifakın raporunu hazırlayarak, Ortak Politikalar Mutabakat Metnimizi, daha da güçlendireceğiz. Hep söylüyoruz. Umutsuzluğa yer yok. Ölümden başka her şeye çare var ve demokrasilerde çare tükenmez. Sandık 14 Mayıs’ta, milletimizin önüne geliyor ve Cumhur İttifakı’nda, kimler kimlerle beraber, milletimiz çok daha iyi görüyor.</p>
<p><strong>“DİYARBAKIR EMNİYET MÜDÜRÜMÜZ, ALİ GAFFAR OKKAN’I KALLEŞÇE KATLEDEN, TERÖR ÖRGÜTÜNÜN, SİYASİ UZANTILARIYLA, KOL KOLA GİRECEK KADAR, DURUMLARI VAHİM”</strong></p>
<p>Yıllarca koalisyonlara etmedik laf bırakmadılar ama şimdi paçaları tutuştu. HÜDA PAR’la, Koalisyon yapacaklar. Biz bunların masasında dört parti var, diye biliyorduk. Meğerse masanın altında gizli ayaklar da varmış. Teşbihte hata olmaz. Bunlar yakında Bekârlığa Veda Partisini de siyasi parti sanıp, masalarına ayak yapmaya kalkarlarsa kimse şaşırmasın. Kimin kimle iş tutacağı, koalisyon yapacağı elbette bizi ilgilendirmez. Ama ‘bana arkadaşını söyle, sana kim olduğunu söyleyeyim.’</p>
<p>Diyarbakır Emniyet Müdürümüz Ali Gaffar Okkan’ı kalleşçe katleden, İslamcı Feminist yazar Konca Kuriş’i domuz bağıyla öldüren; Zehra Vakfı Başkanı İzzettin Yıldırım’ı, gazeteci Halit Güngen’i infaz eden terör örgütünün siyasi uzantılarıyla kol kola girecek kadar durumları vahim. Siyasetçi gömleğini akşam nerede çıkardıysa, sabah da aynı yerde giymelidir ama ahlak gömleğini çıkaran, üzerine başka hiçbir gömleği giyemez. Hadi Erdoğan’ı anladık. Bahçeli’ye ne demeli? Bahçeli bu saatten sonra şehit Ali Gaffar Okkan’ın adını ağzına nasıl alabilecek? Sinan Ateş’in katillerine tek kelime edemediği gibi Ali Gaffar Okkan’ın katillerine de mi sessiz kalacak? Şehit Polis Memurumuz Atilla Durmuş’un aziz hatırasından, hiç utanmayacak mı? Polis memuru Atilla Durmuş, rahmetli Sağlık Bakanı MHP’li Osman Durmuş’un yeğeniydi. Emniyet Müdürü Gaffar Okkan’ın da koruma memuruydu. O gün Atilla Durmuş, beş arkadaşıyla beraber şehit edildi. Bahçeli şimdi bunu nasıl içine sindirecek? Allah aşkına, bu nasıl bir savrulmadır? Milletimiz, kimin ne olduğunu görmüştür. Notunu da vermiştir. Şimdi bu kifayetsizlere, tasdiknamelerini vermeye sıra gelmiştir.</p>
<p><strong>“14 MAYIS’TA KİŞİLER OYLANMAYACAK. FARKLI ANLAYIŞ VE ZİHNİYETLER OYLANACAK. TERCİH, ‘SARAY’ DİYENLERLE, ‘MİLLET’ DİYENLER ARASINDA YAPILACAK”</strong></p>
<p>14 Mayıs sıradan bir seçim değildir. 14 Mayıs’ta kişiler oylanmayacak. Farklı anlayış ve zihniyetler oylanacak. Tercih; ‘Saray’ diyenlerle, ‘Millet’ diyenler arasında yapılacak. Bir tarafta ‘kibir’ ve ‘nobranlık’ diğer tarafta ‘tevazu’ ve ‘nezaket’ oylanacak. Bir tarafta ‘saraya sadakat’ diyenlerle diğer tarafta ‘devlette liyakat’ diyenler oylanacak. Bir tarafta, ‘kul hakkını iştahla’ yiyenlerle diğer tarafta, ‘öksüz ve yetim hakkını’ savunanlar oylanacak. Bir tarafta, ‘burnuna pudra şekeri çeken’ saray yanaşmalarıyla diğer tarafta, ‘işsiz, güvencesiz milletin evlatları’ oylanacak. Bir tarafta, ‘kaynaklar beşli çetelere’ diyenlerle diğer tarafta, ‘kaynaklar milletimize’ diyenler, oylanacak. Bir tarafta, ‘SADAT gibi, paramiliter gruplara sırtını yaslayanlar’ diğer tarafta ‘sırtını milletine yaslayanla’ oylanacak ve 14 Mayıs’ta kazanan demokrasimiz olacak. Kazanan Millet İttifakı olacak. Türkiye’nin 13. Cumhurbaşkanı, Kemal Kılıçdaroğlu olacak.”</p>
<p>Öztrak, açıklamalarının ardından gazetecilerin sorularını yanıtladı.</p>
<p>Cumhur İttifakı’nın genişleme sürecinin seçim sonuçlarını etkileyip etkilemeyeceği ve AKP’nin aday adaylarına ‘başka partiye geçmeyeceği’ maddesiyle bir taahhütname imzalattığı iddiaları soruldu. Öztrak şöyle yanıt verdi:</p>
<p>“Ne yaparlarsa yapsınlar, ‘Yolcudur Abbas bağlasan durmaz.’ Türkiye’nin 13’Üncü Cumhurbaşkanı adayı Millet İttifakı’nın adayı Kemal Kılıçdaroğlu olacak. İkinci sorunuzla ilgili olarak da kişi kendinden bilir işi, AKP’nin milletvekili transferi konusunda sicili herkesin malumudur.”</p>
<p>HDP ile görüşmenin ne zaman yapılacağına dair sorulan soruya ilişkin ise Öztrak şunları söyledi:</p>
<p>“Cumhurbaşkanı adayımız belli bir takvim içerisinde siyasi partilerle görüşmelerini gerçekleştirecektir. CHP olarak biz, terör örgütlerinin zikredilmesinin onların propagandasına hizmet ettiği kanaatindeyiz. Tıpkı Milli Savunma Bakanlığı gibi, tıpkı Genelkurmay Başkanlığı gibi terör örgütlerinin ismini kullanmamaya özen gösteriyoruz. Bir de bu soruyu bize soranların; insanları domuz bağlarıyla vahşice katleden terör örgütüne, terör örgütü diyemeyen HÜDA PAR ile Cumhur İttifakı’nın ne zaman protokol imzalayacağını AKP Sözcüsü’ne sormasını da bekliyoruz.“</p>
<p>Altılı Masa’nın milletvekili seçimlerinde nasıl bir yol izleyeceğiyle ilgili sorulan soruya ise Öztrak şöyle yanıt verdi:</p>
<p>“Millet İttifakı’nı oluşturan siyasi partiler arasında görüşmeler devam ediyor. Bu görüşmeler bittiğinde tabii ki izlenecek yöntemleri öğreneceksiniz.”</p>
<p><a href="https://www.haberduyur.com/faik-oztrak-diyarbakir-emniyet-mudurumuz-ali-gaffar-okkani-kallesce-katleden-teror-orgutunun-siyasi-uzantilariyla-kol-kola-girecek-kadar-durumlari-vahim/">Faik Öztrak: &#8220;Diyarbakır Emniyet Müdürümüz Ali Gaffar Okkan&#8217;ı Kalleşçe Katleden Terör Örgütünün Siyasi Uzantılarıyla Kol Kola Girecek Kadar Durumları Vahim</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.haberduyur.com">Flaş Haberler Son Dakika - Güncel Haberler - Haber Duyur</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.haberduyur.com/faik-oztrak-diyarbakir-emniyet-mudurumuz-ali-gaffar-okkani-kallesce-katleden-teror-orgutunun-siyasi-uzantilariyla-kol-kola-girecek-kadar-durumlari-vahim/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Faik Öztrak: Milletimiz, İstifa Etmeyip Hakaret Eden Bu Beceriksizlerin Notunu Çoktan Verdi.</title>
		<link>https://www.haberduyur.com/faik-oztrak-milletimiz-istifa-etmeyip-hakaret-eden-bu-beceriksizlerin-notunu-coktan-verdi/</link>
					<comments>https://www.haberduyur.com/faik-oztrak-milletimiz-istifa-etmeyip-hakaret-eden-bu-beceriksizlerin-notunu-coktan-verdi/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[admin]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 28 Feb 2023 11:57:56 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Gündem]]></category>
		<category><![CDATA[Faik Öztrak]]></category>
		<category><![CDATA[Faik Öztrak haber]]></category>
		<category><![CDATA[Faik Öztrak haberleri]]></category>
		<category><![CDATA[Faik Öztrak Son Dakika]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.haberduyur.com/?p=18798</guid>

					<description><![CDATA[<p>CHP Sözcüsü Faik Öztrak, “2022 yılı, Türkiye ekonomi tarihinde, şaha kalkan enflasyon, rekor kıran dış ticaret açığı, iç taleple büyüyen ekonomi, bozulan gelir dağılımı ve daha da artan ekonomik kırılganlıklarla hatırlanacak. Türkiye’nin saygın iktisatçıları, olacaklar konusunda bu hükümeti uyardı. Bizler de çok uyardık. O dönemde de olmadık hakaretler ettiler. Şimdi, ekonomide sebebi oldukları yıkımın ardından [&#8230;]</p>
<p><a href="https://www.haberduyur.com/faik-oztrak-milletimiz-istifa-etmeyip-hakaret-eden-bu-beceriksizlerin-notunu-coktan-verdi/">Faik Öztrak: Milletimiz, İstifa Etmeyip Hakaret Eden Bu Beceriksizlerin Notunu Çoktan Verdi.</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.haberduyur.com">Flaş Haberler Son Dakika - Güncel Haberler - Haber Duyur</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>CHP Sözcüsü Faik Öztrak, “2022 yılı, Türkiye ekonomi tarihinde, şaha kalkan enflasyon, rekor kıran dış ticaret açığı, iç taleple büyüyen ekonomi, bozulan gelir dağılımı ve daha da artan ekonomik kırılganlıklarla hatırlanacak. Türkiye’nin saygın iktisatçıları, olacaklar konusunda bu hükümeti uyardı. Bizler de çok uyardık. O dönemde de olmadık hakaretler ettiler. Şimdi, ekonomide sebebi oldukları yıkımın ardından bizden &#8216;helallik&#8217; isterler mi? Arsızlığı siyasi sermaye yapanlar, elbette isteyebilir. Milletimiz, istifa etmeyip hakaret eden bu liyakatsizlerin, bu beceriksizlerin, bu kifayetsizlerin notunu çoktan verdi. Sandıkta da tasdiknamelerini verecek” dedi.</p>
<p>Faik Öztrak, bugün soyla medya hesabında yaptığı açıklamada, AKP iktidarının ekonomi politikasını eleştirdi. Öztrak, şunları kaydetti:</p>
<p><strong>“‘FAİZ SEBEP, ENFLASYON NETİCE’ SAFSATASI, EKONOMİK DENGELERDE CİDDİ YARALAR AÇTI”</strong></p>
<p>“Deprem, yüreklerimizde derin yaralar açtı. Bu yaralar öyle kolay kolay kapanmayacak. Kaybettiklerimizin acısını hep taşıyacağız. ‘Faiz sebep, enflasyon netice’ safsatası da ekonomik dengelerde ciddi yaralar açtı. Bu yaranın kapanması da zaman alacak. Önce ‘Çin Modeli’ dediler. Baktılar tutmuyor, uydurdukları zırvaya ‘Türkiye Ekonomi Modeli’ dediler. Güya faiz düşecek, yatırım ve rekabet gücü artacak, ihracat ve sanayi üretimi şahlanacak, cari açık kapanacak, ardından da enflasyon da düşecekti.</p>
<p>Sonuç ne oldu? Dedikleri ne varsa tersi oldu. Büyümenin itici gücü, yatırım ve ihracat değil, iç tüketim oldu. Net ihracatın büyümeye katkısı önce yavaşladı, sonra negatife döndü. Büyüme, 2022’nin ikinci yarısında hız kesti.”</p>
<p><strong>“MİLLETİMİZ, İSTİFA ETMEYİP HAKARET EDEN BU LİYAKATSİZLERİN, BU BECERİKSİZLERİN, BU KİFAYETSİZLERİN NOTUNU ÇOKTAN VERDİ. SANDIKTA DA TASDİKNAMELERİNİ VERECEK”</strong></p>
<p>‘Sektörel Büyüme Hızları’ ve ‘İş Gücünün Milli Gelirden Aldığı Pay’ grafiklerini paylaşan Öztrak, açıklamasına şöyle devam etti:</p>
<p>“‘Faiz düşüreceğiz, üretimi şahlandıracağız’ diyorlardı. Ekonomide öngörülebilirliği ve güveni bitirdiler. Dış ticarete açık tarım, sanayi gibi sektörlerimizde üretim ciddi darbe aldı. Büyümeyi hizmet sektörü sürükledi. 2022’de en hızlı büyüyen sektör ise yüzde 21,8 ile finans oldu.</p>
<p>Peki hükümetin ekonomik tercihleri gelir dağılımını düzeltti mi? Ne gezer. Emeğin milli gelirden aldığı pay, büyük darbe aldı. Ekonomi politikalarının amacı refahı artırmak, artan refahı adil paylaşmaktır. 2022&#8217;de, sabit ve dar gelirli adına çok ciddi bir refah kaybı var. 2022 yılı, Türkiye ekonomi tarihinde, şaha kalkan enflasyon, rekor kıran dış ticaret açığı, iç taleple büyüyen ekonomi, bozulan gelir dağılımı ve daha da artan ekonomik kırılganlıklarla hatırlanacak.</p>
<p>Türkiye’nin saygın iktisatçıları, olacaklar konusunda bu hükümeti uyardı. Bizler de çok uyardık. O dönemde de olmadık hakaretler ettiler. Şimdi, ekonomide sebebi oldukları yıkımın ardından bizden &#8216;helallik&#8217; isterler mi? Arsızlığı siyasi sermaye yapanlar, elbette isteyebilir. Milletimiz, istifa etmeyip hakaret eden bu liyakatsizlerin, bu beceriksizlerin, bu kifayetsizlerin notunu çoktan verdi. Sandıkta da tasdiknamelerini verecek.&#8221;</p>
<p><a href="https://www.haberduyur.com/faik-oztrak-milletimiz-istifa-etmeyip-hakaret-eden-bu-beceriksizlerin-notunu-coktan-verdi/">Faik Öztrak: Milletimiz, İstifa Etmeyip Hakaret Eden Bu Beceriksizlerin Notunu Çoktan Verdi.</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.haberduyur.com">Flaş Haberler Son Dakika - Güncel Haberler - Haber Duyur</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.haberduyur.com/faik-oztrak-milletimiz-istifa-etmeyip-hakaret-eden-bu-beceriksizlerin-notunu-coktan-verdi/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Faik Öztrak: &#8216;Milletin Altında Kaldığı Enkazdan Hızla Kan Parası Çıkarmaya Kalkmak, Ahlaksızlıktır. Kuldan Utanmanız Kalmamış, Bari Allah&#8217;tan Korkun&#8217;</title>
		<link>https://www.haberduyur.com/faik-oztrak-milletin-altinda-kaldigi-enkazdan-hizla-kan-parasi-cikarmaya-kalkmak-ahlaksizliktir-kuldan-utanmaniz-kalmamis-bari-allahtan-korkun/</link>
					<comments>https://www.haberduyur.com/faik-oztrak-milletin-altinda-kaldigi-enkazdan-hizla-kan-parasi-cikarmaya-kalkmak-ahlaksizliktir-kuldan-utanmaniz-kalmamis-bari-allahtan-korkun/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[admin]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 27 Feb 2023 15:50:22 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Gündem]]></category>
		<category><![CDATA[Faik Öztrak]]></category>
		<category><![CDATA[Faik Öztrak haber]]></category>
		<category><![CDATA[Faik Öztrak haberleri]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.haberduyur.com/?p=18748</guid>

					<description><![CDATA[<p>Faik Öztrak: &#8216;Milletin Altında Kaldığı Enkazdan Hızla Kan Parası Çıkarmaya Kalkmak, Ahlaksızlıktır. Kuldan Utanmanız Kalmamış, Bari Allah&#8217;tan Korkun&#8217; CHP Sözcüsü Faik Öztrak; “Daha cenazelerimizin kırkı çıkmadan birileri alelacele bu molozları yağmalamaya çalışıyor. Bunun adı deprem fırsatçılığıdır. Bunun adı ölü soyuculuğudur. Bu molozların kullanılması ve işlenmesi için, ihale yapıldı mı, yapılmadı mı? Yapıldıysa bu ihaleler kimlere [&#8230;]</p>
<p><a href="https://www.haberduyur.com/faik-oztrak-milletin-altinda-kaldigi-enkazdan-hizla-kan-parasi-cikarmaya-kalkmak-ahlaksizliktir-kuldan-utanmaniz-kalmamis-bari-allahtan-korkun/">Faik Öztrak: &#8216;Milletin Altında Kaldığı Enkazdan Hızla Kan Parası Çıkarmaya Kalkmak, Ahlaksızlıktır. Kuldan Utanmanız Kalmamış, Bari Allah&#8217;tan Korkun&#8217;</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.haberduyur.com">Flaş Haberler Son Dakika - Güncel Haberler - Haber Duyur</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Faik Öztrak: &#8216;Milletin Altında Kaldığı Enkazdan Hızla Kan Parası Çıkarmaya Kalkmak, Ahlaksızlıktır. Kuldan Utanmanız Kalmamış, Bari Allah&#8217;tan Korkun&#8217;</p>
<p>CHP Sözcüsü Faik Öztrak; “Daha cenazelerimizin kırkı çıkmadan birileri alelacele bu molozları yağmalamaya çalışıyor. Bunun adı deprem fırsatçılığıdır. Bunun adı ölü soyuculuğudur. Bu molozların kullanılması ve işlenmesi için, ihale yapıldı mı, yapılmadı mı? Yapıldıysa bu ihaleler kimlere verildi? Kaçtan verildi?.. Yine bugün öğreniyoruz ki, İnşaat işleri, yandaş şirketlere çoktan pay edilmiş bile, kimin nerede, kaç konut yapacağı belirlenmiş. İhaleler nerede? İhale şartnameleri nerede? Hala artçı depremler sürerken, bölge beşik gibi sallanırken bu ne acele? Bu ne telaş? Milletin altında kaldığı enkazdan hızla kan parası çıkarmaya kalkmak, ahlaksızlıktır. Kuldan utanmanız kalmamış, bari Allah’tan korkun” dedi. Öztrak, ayrıca; “Millet çadır derdindeyken, bunlar nema derdine düşmüş. Şimdi ‘Kızılay nerede?’ diye sorulduğunda, Erdoğan’ın neden sinirlenip, hakaretler, tehditler ve küfürler savurduğu, daha iyi anlaşılıyor. Biz buradan şimdi soruyoruz: Kim terbiyesiz? Kim ahlaksız? Kim namussuz? Kim adi? Hep söylüyoruz. Milletimiz elbette bu acılı günlerini atlatacak ama Erdoğan ve şürekâsının sebebi olduğu ‘asrın ihmalini’, ‘asrın cinayetini’, ‘asrın ihanetini’ asla unutmayacak” diye konuştu.</p>
<p>CHP Sözcüsü Faik Öztrak, MYK toplantısı sürerken CHP Genel Merkezi’nde bugün gündeme ilişkin basın toplantısı düzenledi. Öztrak şunları söyledi:</p>
<p>“Toplantımızın ana gündemini, depremin ilk 48 saatinde yaşanan büyük ihmaller ve yurttaşlarımızın deprem bölgesinde, halen yaşadığı ciddi sıkıntılar oluşturdu. Genel Merkezimiz, milletvekillerimiz, belediyelerimiz ve örgütlerimiz eliyle, depremzedelerin yaralarını sarmak için, bugüne kadar yaptığımız ve yapacağımız çalışmaları da toplantımızda ele aldık. Evlerimizin sadece barındığımız değil, aynı zamanda her türlü afetten korunduğumuz yerler olması için uygulayacağımız projelerin ve politikaların planlanması da toplantımızın bir diğer önemli gündem maddesiydi.</p>
<p><strong>“CHP’NİN YETKİLİ KURULLARI, CUMHURBAŞKANLIĞI SEÇİM SÜRECİNDE GENEL BAŞKANIMIZLA BİRLİKTE OLDUĞUNU İLAN ETTİ”</strong></p>
<p>Hafta sonunda yoğun mesaimiz sürdü. Milletvekillerimizin önemli bir kısmı, deprem bölgesinde görevli olduğu için, pazar sabahı meclis grubumuzla, uzaktan bağlantıyla bir araya geldik. Öğlen de Parti Meclisimizi topladık. Genel Başkanımız Kemal Kılıçdaroğlu, deprem bölgesinde yapılanları, halkın taleplerini, sorunları, son durumu, milletvekillerimizden ve Parti Meclisi üyelerimizden dinledi.</p>
<p>Ardından da yaklaşan seçimlerle ilgili olarak, partimizin tüm yetkili kurulları, Cumhurbaşkanlığı seçim sürecinde, Genel Başkanımız Kemal Kılıçdaroğlu’na, sürecin yürütülmesi konusunda, oybirliğiyle tam yetki verdi. Böylece Cumhuriyet Halk Partisi’nin yetkili kurulları, 13’üncü Cumhurbaşkanlığı seçim sürecinde, Genel Başkanımız Kemal Kılıçdaroğlu’yla birlikte olduğunu, büyük bir kararlılıkla bir kez daha ilan etti.</p>
<p><strong>“KİMSESİZLERİN KİMSESİ OLMAK, DEVLETİN ÖNEMLİ GÖREVİDİR”</strong></p>
<p>Bizim devlet anlayışımızda, devlet insan için yaşar<strong>.</strong> Çünkü insan yaşarsa, devlet de yaşar ve devletin çok temel, iki görevi vardır. En öncelikli görev; ‘Vatandaşların can güvenliğini’ sağlamaktır. Sınır güvenliğini sağlamak, can ve mal güvenliğini sağlamak, ‘güvenli şehirlerde, güvenli evlerde barınma imkânı’ sağlamak… Bunların hepsi devletin öncelikli görevidir. İkincisi ise; ‘Toplumsal refah ve dayanışmayı’ sağlamaktır. Dar gününde vatandaşına kucak açmak, kanayan yaraları sarmak, düşeni, ayağa kaldırmak, kimseyi arkada bırakmamak, bilhassa kimsesizlerin kimsesi olmak, devletin diğer önemli görevidir. Devlet bu görevlerini, milletin belli bir süreyle yetki verdiği, hükümet eliyle yürütür.</p>
<p><strong>“ERDOĞAN’IN 20 YILLIK MUKTEDİR DEKORU ENKAZ ALTINDA KALDI”</strong></p>
<p>Ülkemizde yaşananlar, yürütme görevini taşıyan Erdoğan’ın, görevini ihmal ettiğini ortaya çıkardı. Bu hükümet milletimize, depreme dayanıklı şehirlerde, ‘güvenli evlerde oturma’ imkânını sağlayamadı. Depremin ardında da milletimiz enkazın altında canıyla boğuşurken, yardımına koşamadı. Erdoğan’ın 20 yıllık muktedir dekoru, afrasıyla, tafrasıyla, cakasıyla, kibriyle, depremde enkaz altında kaldı. Bugün itibariyle, depremin üzerinden, tam üç hafta geçti. Depremde yitirdiğimiz yurttaşlarımızın sayısı, 44 bin 374’e ulaştı. Enkaz altında kalan, enkazdan çıkarılamayan, bedenleri dahi bulunmayan çok sayıda vatandaşımız var. Milletimiz cenazelerini, sıra sıra naylon poşetlerle, battaniyelerle, yem çuvallarıyla, alelacele defnetmek zorunda kaldı.</p>
<p><strong>“ÜLKEMİZİN EN BAŞTA GELEN MİLLİ GÜVENLİK SORUNU DEPREMDİR”</strong></p>
<p>Acılarımızı hala sindiremedik. Üzüntü ve keder yumruk gibi, Boğazlarımıza düğümlendi, kaldı. Yüreklerimiz büyük bir yangın yeri, külleneceğe de hiç benzemiyor. Bu felaket şunu açıkça göstermiştir. Ülkemizin en başta gelen milli güvenlik sorunu, depremdir. Memleket için en büyük beka sorunu da bu milli güvenlik sorununa tedbir almayan bu beceriksiz hükümettir. Milletimiz bu hükümete, ömründen 20 yıl vermiştir. 2,5 trilyon dolar vergi ödemiştir. Bunlar da yetmemiş, bu yönetim milletimizin atadan, dededen kalan malını mülkünü 63 milyar dolara satmıştır. Üstüne içeriden dışarıdan, 125 milyar dolar borç almıştır. 20 yılda 2 trilyon 726 milyar dolar harcamıştır. Bu kendinden önceki 56 hükümetin 79 yılda harcadığı paranın 4 katıdır. Ama Erdoğan Hükümeti, kullandığı bu olağanüstü zaman ve kaynağa rağmen deprem için hiçbir hazırlık yapmamıştır.</p>
<p><strong>“NEREDE BU DEVLET?’ FERYATLARI ARŞA YÜKSELDİ”</strong></p>
<p>Kuzeyimizde büyük bir savaş var. Rusya’nın Ukrayna’yı işgali, birinci yılını doldurdu. Ukrayna’nın tüm savaş boyunca verdiği sivil kayıp 41 bin 193’tür. Depremde, tek bir günde bizim verdiğimiz kayıp ise 44 bin 374’tür. O da şimdilik… Bu büyük bir beceriksizliktir, bu büyük bir kifayetsizliktir. Bu hükümet, yanlış tercihleriyle yandaş kayırmacılığıyla, rant hırsıyla, başındaki kibirlisiyle, yaşadığımız afeti, asrın cinayetine çevirmiştir. Deprem felaketinin vuracağı yeri, bilim adamları yıllar önceden söylemiş, devletin namuslu bürokratları raporlar yazmış, depremin büyüklüğü bile tahmin edilmiş… Buna göre simülasyonlar, tatbikatlar yapılmış; semt semt, mahalle mahalle deprem anında nerede, ne yaşanacağı tespit edilmiş… Peki, bu kifayetsiz hükümet ne yapmış? Yandaşlarının yaptıklarına göz yummuş; siyaset, müteahhit, rant ölüm üçgenini mükemmel şekilde işletmiş, malzemeden çalmayı alışkanlık haline getirenleri, yolsuzluktan, usulsüzlükten beslenenleri abat etmiş, tedbir almamış, binaları kontrol etmemiş… Onun yerine bol bol reklam filmi çekmiş, atadığı İçişleri Bakanı kamu kaynaklarıyla kendi siyasi şovunu yapmış… Bu bakan, ‘Bir daha hiç kimseye, ‘nerede bu devlet?’ sözünü söyletmeyeceğiz’ diye, sözler de vermiş… Peki, sonuç? Adana’da, Osmaniye’de, Hatay’da, Kilis’te, Gaziantep’te, Kahramanmaraş’ta, Malatya’da, Adıyaman’da, Şanlıurfa’da, Diyarbakır’da, ‘Nerede bu devlet?’ feryatları arşa yükseldi. İnsanlarımız 48 saat boyunca enkaz altında bir başına kaldı. Mehmetçiğimiz hızla sahaya intikal ettirilmedi. Arama kurtarma çalışmalarına zamanında katılamadı. Silahlı Kuvvetlerimiz sahra hastanelerini, sahra mutfaklarını, sahra çadırlarını, sahra tuvalet ve banyolarını en kritik zamanda kuramadı. Oysa daha önceki felaketlerde, depremden 6 saat sonra, Mehmetçiğimiz bunları yapmıştı. Ama bu sefer olmadı. Peki, neden? Bunun sebeb-i hikmeti, işte bu kararda, 6053 Sayılı Cumhurbaşkanlığı Kararı. Karar tek satır: ‘Ekli ‘Türkiye Afet Müdahale Planı’nın’ Yürürlüğe konmasına karar verilmiştir.’ Tarih: 14 Eylül 2022, imza: Recep Tayyip Erdoğan. Depremden yaklaşık 5 ay önce, Resmî Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe girmiş. 6 Şubat 2023 sabahı, NATO’nun ikinci büyük ordusu, Türk Silahlı Kuvvetleri, deprem bölgesine tüm imkân ve kabiliyetleriyle sürülmediyse, sebebi işte bu karardır.</p>
<p>Askerlikte bilinen bir kuraldır: ‘Savaşın başında yaptığınız hata, savaşın sonuna kadar peşinizi bırakmaz.’ Bu ülkede en büyük helikopter filosu kimde? Türk Silahlı Kuvvetleri’nde, bu ülkede en büyük nakliye uçak filosu kimde? Türk Silahlı Kuvvetleri’nde, bu ülkede en büyük iş makinesi taşıma filosu kimde? Türk Silahlı Kuvvetleri’nde, bu ülkede en büyük sahra hastanesi, sahra mutfağı, sahra çadırları kurma kapasitesi kimde? Türk Silahlı Kuvvetleri’nde, Bu ülkede bir kriz veya afet anında, en hızlı şekilde organize olma, müdahalede bulunma kapasitesi kimde? Türk Silahlı Kuvvetleri’nde…</p>
<p>Ama işte elimdeki bu kararla, afetlere müdahale planında, Türk Silahlı Kuvvetleri’ne doğru dürüst bir rol verilmemiş. Neredeyse tüm Bakanlıklar, ‘Ana çözüm ortağı’ sayılmış ama Türk Silahlı Kuvvetleri, bir deprem anında yapılacak müdahalelerde, ana çözüm ortakları arasında sayılmamış. Sarayın trol ordularını yöneten, Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanlığı’na, deprem esnasında başrol vermişler ama Mehmetçiğe hep tali, diğer bakanlıkları ‘destekleyici’ yan roller vermişler. ‘Siz şöyle bir kenarda durun hele’ demişler. Hadi Türk Silahlı Kuvvetlerine, böyle bir felakette, ana çözüm ortağı rolünü vermediniz. Peki, Millî Savunma Bakanlığı neden ana çözüm ortakları arasında yok? Hani bu sistemde, kararlar hızla alınacaktı, bürokrasi azalacaktı? İdeolojik yaklaşımınız, vehimleriniz, korkularınız, liyakatsiz kadrolarınız ve zamanında alamadığınız kararlar yüzünden, insanlarımız 48 saat, enkazın altında bir başına kaldı. Bunun sebebini gerçekten merak ediyoruz ve bu kararın altında imzası olan, Recep Tayyip Erdoğan’a soruyoruz, atadığınız Milli Savunma Bakanına mı güvenmiyorsunuz? Atadığınız Genel Kurmay Başkanına mı güvenmiyorsunuz? Yoksa atadığınız Kuvvet Komutanlarına mı güvenmiyorsunuz? Yoksa kurduğunuz ‘siyasetçi, inşaat, rant’ şeytan üçgeninde, Mehmetçiğe uygun bir rol mü bulamadınız? Cevap ne olursa olsun enkazın altındaki insanlarımız, ‘Sesimi duyan var mı?’ diye, bağıra bağıra, soğuktan donarak can verdiler.  Milletimiz soğukta çadırsız, ayazda çorbasız kaldı. Cenazemize kefen bezi bulamayanlar, dirimize çadır bulamadı ama bu rantiyecilerin, sebebi oldukları devasa enkaz yığınının üstünde, bildik fırsatçıların, yağmacıların, ölü soyucuların suretleri, birer birer ortaya çıkmaya başladı.</p>
<p><strong>“CENAZELERİMİZİN KIRKI ÇIKMADAN, BİRİLERİ ALELACELE BU MOLOZLARI YAĞMALAMAYA ÇALIŞIYOR. İŞTE BUNUN ADI DEPREM FIRSATÇILIĞIDIR”</strong></p>
<p>Uzmanların yaptığı çalışmalara göre, deprem bölgesinde atılması gereken moloz miktarı en az 100 milyon ton civarında. 1 kamyonla ortalama 30 ton moloz taşısanız ve aynı kamyona günde 5 tur attırsanız, bir günde 150 ton yük atabiliyor. Deprem bölgesine 5 bin kamyon tahsis edilse, bölgedeki molozların atılması 133 gün sürer. Yani 4,5 ay…</p>
<p>Tabi bu molozlar atılırken çevreye de zarar verilmemeli. Bu hafriyat işi, çok kârlı bir iş. Enkazın içinde çok değerli atıklar da var. Buradan çıkacak demir, bakır ve diğer değerli madenlerle; PWC, plastik gibi geri dönüşümü yapılacak ürünlerin ekonomik değerinin en az 12 milyar lirayı bulduğu yazılıp çiziliyor. Bu parayla depremzedelerimiz için en iyisinden 12 bin konut yapılır ama daha cenazelerimizin kırkı çıkmadan, birileri alelacele bu molozları yağmalamaya çalışıyor. İşte bunun adı deprem fırsatçılığıdır. Bunun adı ölü soyuculuğudur. OHAL şartlarında kamunun tüm araçları, makine ve ekipmanı moloz taşımak için kullanılıyor ve yangından mal kaçırır gibi bu molozlar, birilerinin elinde kalıyor. Buradan soruyoruz, bu molozların kullanılması ve işlenmesi için, ihale yapıldı mı, yapılmadı mı? Yapıldıysa bu ihaleler kimlere verildi? Kaçtan verildi? Bunları derhal açıklayın.</p>
<p><strong>“İNŞAAT İŞLERİ YANDAŞ ŞİRKETLERE ÇOKTAN PAY EDİLMİŞ&#8230; BU NE ACELE”</strong></p>
<p>Yine bugün öğreniyoruz ki, İnşaat işleri, yandaş şirketlere çoktan pay edilmiş bile, kimin nerede, kaç konut yapacağı belirlenmiş. İhaleler nerede? İhale şartnameleri nerede? Benim oğlum bina okur; Döner döner yine okur. Hala deprem enkazından rant çıkarmanın derdindeler. Hala artçı depremler sürerken, bölge beşik gibi sallanırken bu ne acele? Bu ne telaş? İşte bugün daha yeni, Malatya’da bir artçı deprem oldu. Ölen, yaralanan vatandaşlarımız var. Vatandaşlarımızın acısını, bir kez daha paylaşıyoruz. Kayıplarımıza Allahtan rahmet, yaralılarımıza şifa diliyoruz. Milletin altında kaldığı enkazdan, hızla kan parası çıkarmaya kalkmak, ahlaksızlıktır. Kuldan utanmanız kalmamış, bari Allah’tan korkun.</p>
<p><strong>“ÇİFTÇİLERİMİZ ŞU GÜNDE BİLE, ELEKTRİK BORÇLARI MAHSUP EDİLDİKTEN SONRA, DESTEK ÖDEMELERİNİ ALABİLİYORLAR”</strong></p>
<p>Bir diğer deprem fırsatçısı da bölgedeki elektrik dağıtım şirketleri, Cumhuriyet Halk Partisi Tarım ve Hayvancılık Komisyonu’na üye milletvekillerimiz, geçtiğimiz hafta deprem bölgesindeydi. Şanlıurfa’da depremzede çiftçilerimiz, çok dertli… Çiftçilerimiz şu günde bile, elektrik borçları mahsup edildikten sonra, destek ödemelerini alabiliyorlar. İşte bir örnek; Çiftçimizin alması gereken tarımsal destek tutarı, 42 bin 430 lira. Çiftçiye ödenen 1.092 lira. Neden? Çünkü devlet önce elektrik borcunu mahsup etmiş. Depremden sonra vatandaşın elektriğini hızla bağlayamayanlar, elektrik borcu alacağı için hızla tahsile girişmiş. Devlet milletin acılı gününde, özel şirketlerin tahsildarlığına soyunmuş, yapılan bu işlem Ne hukukidir ne de ahlakidir. Çiftçilerin elektrik dağıtım şirketlerine borçları, kamu alacağı tahsil usulüne tabi değildir. Bu konuda Danıştay’ın kararları var. Ama devleti yönetenler, depremzede çiftçiye, tarlasını eksin diye verdiği destekten, yandaş şirketlerin elektrik faturasını tahsil peşinde. Yazıklar olsun. Enerji ve Tarım Bakanları bu işe derhal el atsın. Depremzede çiftçilerimiz, deprem fırsatçılarının elinde perişan olmasın. Bunu siz yapmazsanız, birkaç ay sonra geldiğimizde biz zaten yapacağız. Deprem fırsatçılığı demişken, konut fiyatları ve kiralardaki fahiş artışları söylememek olmaz.</p>
<p><strong>“YABANCIYA KONUT SATIŞININ 5 YILLIĞINA DURDURUMASI HUSUSNDA ISRARCIYIZ”</strong></p>
<p>Deprem bölgesinden, diğer illerimize yoğun bir göç var ve böyle bir dönemde, özellikle büyük şehirlerde, kiralarda olağanüstü artışlar yaşandığına dair, çokça şikâyet alıyoruz. Ne yazık ki, ‘faiz sebep, enflasyon netice’ safsatasıyla, konut fiyatları ve kiralar zaten şaha kalkmıştı. Şimdi depremle beraber barınma krizi, ülkemizde daha da ağırlaşmış oldu. Biz yabancıya konut satışının, 5 yıllığına durdurulması hususunda ısrarcıyız. Bu en azından kısa vadede, konut arzının toparlanmasına katkı verecektir. Şu anda deprem bölgesinde en önemli sorun, geçici barınma sorunudur. Gördük ki, Erdoğan’a saraylar çok ama millete çadır yok. Yıllardır ‘çadır devleti değiliz’ diye, ahkâm kesiyorlardı. Meğerse kastettikleri, elinde depremzedeye dağıtacak, ‘çadır olmayan’ devletmiş.</p>
<p><strong>“KIZILAY’I TİCARETHANEYE ÇEVİRMEK AKP AKLININ ÜLKEYİ NE HALE GETİRDİĞİNİN EN ACI GÖSTERGESİDİR”</strong></p>
<p>Deprem ve fırsatçılık kelimeleri yan yana geldiğinde, belki de en son akla gelecek isim Kızılay’dır ama bu depremde gördük ki, deprem yaralarını saran Kızılay’dan, deprem çadırlarını satan Kızılay’a, depremde para sayan Kızılay’a geçmişiz. Erdoğan şahsım rejiminin ülkemizde çürütmediği, tek bir değer ve kurum kalmamış. Depremin daha ilk günlerinde, milletten bağış toplayan bir sivil toplum kuruluşu, yine milletin bağışlarıyla çadır yapan Kızılay’dan, parayla çadır ve gıda satın almış, parayla alınan bu çadırlar da, AFAD eliyle depremzedelere dağıtılmış. Kızılay sadece bu kuruluşa mı çadır satmış? Hayır. Deprem bölgesine yardım için koşan, Türkiye Eczacılar Birliği’ne de tanesi 140 bin liradan, 5 tane çadır satmışlar. Eczacılar Birliği de bu çadırları, Sahra eczanelerine çevirmiş. Depremzedelere ilaç yardımında bulunmuş. ‘Hayır işini’ dahi, ‘ticari iş’ yapmak, kadim hayır müessesemiz, Kızılay’ı ticarethaneye çevirmek, AK Parti aklının, saray zihniyetinin, ülkeyi ne hale getirdiğinin, en acı göstergesidir. Böyle acılı bir dönemde, dayanışma ve yardımlaşmanın, ticarileştirilmesi asla kabul edilemez.</p>
<p><strong>“‘DEVLETİ ŞİRKET GİBİ YÖNETECEĞİZ’ DİYEN ERDOĞAN, İŞE KIZILAY’I ŞİRKETLEŞTİREREK BAŞLAMIŞ”</strong></p>
<p>Kızılay öyle sıradan bir kurum değildir. Geçmişi 1868’e kadar gider. 1935’de, Atatürk’ün himayesinde, Türkiye Kızılay Cemiyeti’ne dönüşmüştür. Milletimizin benimsediği, desteğini esirgemediği Kızılay, işte bu Kızılay’dır ama Kızılay’ın 155 yıllık geçmişi, tüm birikimleri holdingleşmiş, ticarileşmiş. ‘Devleti şirket gibi yöneteceğiz’ diyen, Erdoğan zihniyeti meğerse işe, Kızılay’ı şirketleştirerek başlamış. Bu şema zaten her şeyi özetliyor. Bir tarafta Kızılay Derneği var. Diğer tarafta Kızılay Yatırım Holding Anonim Şirketi var ve bu holdingin altında, tam 11 tane ticari iştirak var. Kızılay Sistem Yapı Şirketi, Kızılay Çadır ve Tekstil Şirketi, Kızılay İçecek Şirketi, Kızılay Portföy Şirketi, Kızılay Sağlık Şirketi, Kızılay Bakım Şirketi, Kızılay Kültür ve Sanat Şirketi, Kızılay Lojistik Şirketi, Kızılay Teknoloji Şirketi, Kızılay Biyomedikal Şirketi, Kızılay Etki Yatırım Şirketi. Say say bitmiyor. Kızılay koskoca bir holding olmuş…Tabii bu şirketlerin yönetim kurullarına da, sarayın şürekâsı, yakınları, yandaşları dolmuş, ticarileşen Kızılay da, acılı zamanda millete yardım yerine, yardım malzemesi satmaya soyunmuş. İnsafınız kurusun, yazıktır günahtır. En temel kamu hizmeti olan, yardımlaşma ve dayanışmayı, ticarethaneye çevirmek nasıl bir akıldır? Nasıl bir fırsatçılıktır?</p>
<p><strong>“MİLLET ÇADIR DERDİNDEYKEN BUNLAR NEMA DERDİNDE”</strong></p>
<p>Şimdi bu ‘hayır ticarethanesini’ işleten, saray ve sosyetesine, yakından bir bakalım. Saray ve şürekâsının, Kızılay’ a doluşturduğu, diğer akrabayı taallukatlara girmeden, sadece tek bir isim söyleyeceğim. Aykut Emrah Polat, halen Kızılay Gayrimenkul ve Girişim Sermayesi Portföy Yönetim Anonim Şirketi Yönetim Kurulu Üyesi…Bu isim doğrudan Saray’la bağlantılı bir isim. Erdoğan’ın mahdumu Bilal Erdoğan’ın, Kartal İmam Hatip Lisesinden yakın arkadaşı. Bu konuda kamuya açık çok sayıda haber var. Yine Aykut Emrah Polat denen bu şahsın, Erdoğan ailesiyle ticari ilişkileri de var. Bu konuda da kamuya açık, çokça haber yapılmış, zaten Ticaret Sicil Gazetesi de ortada. Şimdi bu ismin yönetiminde bulunduğu, Kızılay Gayrimenkul ve Girişim Sermayesi Portföy Yönetim Anonim Şirketi, depremin üçüncü gününde, millet ‘Kızılay nerede?’ diye feryat ederken, neyle uğraşmış? 9 Şubat’ta yaptıkları iç tüzük tadiliyle, Kızılay’ın parasını, kıymetli madenlere, katılım bankalarına, borsaya yatırmanın önünü açmakla uğraşmışlar. Millet çadır derdindeyken, bunlar nema derdine düşmüş. Şimdi ‘Kızılay nerede?’ diye sorulduğunda, Erdoğan’ın neden sinirlenip, hakaretler, tehditler ve küfürler savurduğu, daha iyi anlaşılıyor. Biz buradan şimdi soruyoruz: Kim terbiyesiz? Kim ahlaksız? Kim namussuz? Kim adi? Hep söylüyoruz. Kurt kışı geçirir ama yediği ayazı unutmaz. Milletimiz elbette bu acılı günlerini atlatacak ama Erdoğan ve şürekâsının sebebi olduğu, ‘asrın ihmalini’, ‘asrın cinayetini’, ‘asrın ihanetini’ asla unutmayacak. Bunu biz de unutmayacağız.</p>
<p><strong>“TÜRKİYE İŞÇİ PARTİSİ’NE, BİR KERE DAHA GEÇMİŞ OLSUN DİYORUZ”</strong></p>
<p>Depremde 44 bin 374 cenazemiz var. 100 binden fazla yaralımız var. 173 bin yıkık ve ağır hasarlı bina var ama sarayda bir kişinin bile koltuğu sallanmadı. Bir kişi bile koltuğunu bırakmadı, istifa etmedi, görevden alınmadı. Hükümet gerçekleri örtbas etmek için, milleti not etti. Tehdit etti. Yetmedi sosyal medyayı kararttı. TELE 1’i kapattı. FOX TV ’ye, Halk TV ’ye, KRT ’ye cezalar yağdırdı. O da yetmedi. Ekşi Sözlüğe erişimi engelledi ve dün yeni bir aşamaya geçti. Siyasi partilerin, en demokratik hakkı olan toplantı ve gösteri yürüyüşü yapma hakkını, engelledi. Bu vesileyle, Türkiye İşçi Partisi’ne, bir kere daha geçmiş olsun diyoruz.</p>
<p><strong>“GERÇEKLERİN ER YA DA GEÇ ORTAYA ÇIKMAK GİBİ BİR HUYU VAR”</strong></p>
<p>Sebebi oldukları yıkımın sorumluluğundan kaçmak için ne yaparlarsa yapsınlar, gerçeklerin er ya da geç, ortaya çıkmak gibi bir huyu var. Hiçbir yalan, gerçekleri örtbas edecek kadar, büyük olamaz. Normal bir ülkede, şu yaşadıklarımızın on binde biri yaşansa, milletine karşı sorumluluk hisseden, onurlu bir yönetim, o koltuklarda bir dakika bile durmaz. İstifa eder ama bizdeki hükümet, istifa etmeyince, stadyumlar, ‘Hükümet İstifa’ tezahüratlarıyla, inlemeye başladı. Bu tezahüratlarla nihayet biri istifa etti ama o da yanlış yerden istifa etti. Sarayın bekçiliğinden istifa edeceğine, Beşiktaş üyeliğinden istifa etti. Ucube saray rejiminden kopacağına, milyonların sevgilisi Beşiktaş’tan koptu. Bu arada, ‘Millete bir daha nerede bu devlet dedirtmeyeceğiz’ sözü veren, verdiği sözün altında ezilen atama İçişleri Bakanı çıkmış, ‘mesaimizi böleriz, hodri meydan!’ diye, taraftarları tehdit etmiş. Tehdit etme, İstifa et.</p>
<p><strong>“ERDOĞAN’IN YILLARDIR KAŞIDIĞI, KANATTIĞI TÜM YARALARI SARACAĞIZ”</strong></p>
<p>Artık şurada sayılı günler kaldı. Tek kişilik Erdoğan hükümeti devri bitti. Kibir, kendini beğenmişlik, nobranlık, artık milletimizin canına tak etti. Millet İttifakı olarak; Erdoğan’ın yıllardır kaşıdığı, kanattığı, tüm yaraları biz saracağız. Kaybettiğimiz yurttaşlarımızı geri getiremeyiz ancak onların emanetlerine biz sahip çıkacağız. Anasını, babasını kaybeden evlatlarımız, bizim evlatlarımızdır. Hiçbir yavrumuzu, kurda, kuşa yem etmeyeceğiz. Devletin sıcak ve şefkatli eli, çocuklarımızın üzerinde olacak. Depremzede gençlerimizin, çocuklarımızın umudu biz olacağız. Artık onlar bizim kızımızdır. Bizim oğlumuzdur. Türkiye Cumhuriyeti’nin öz evlatlarıdır. Milletimiz büyük millettir. Beraberce her sorunun üstesinden geliriz. Akılla, bilimle, liyakatle, tüm deprem bölgesini önce hızla feraha çıkaracağız, sonra refaha kavuşturacağız. Depreme dayanıklı, güvenli evleri, biz inşa edeceğiz. Kültürümüzle, tarihimizle, estetiğimizle uyumlu, güzel ve ferah şehirleri, biz imar edeceğiz. Hatay’a ve depremzede tüm illerimize sahip çıkacağız. Siyaset-İnşaat-Rant şeytan üçgenini, biz kırıp atacağız. Ülkemize temiz siyaseti biz getireceğiz. Bu ülkede sadece iktidarı değil, zihniyeti de değiştireceğiz. Artık çok ama çok az kaldı.</p>
<p><strong>“ÜÇ YIL ÖNCE BUGÜN RUS UÇAKLARININ BOMBARDIMANINDA 36 ASKERİMİZ ŞEHİT OLDU”</strong></p>
<p>Yine çok acı bir olayın, yıl dönümünü anmak istiyoruz. Üç yıl önce bugün, Rus uçaklarının bombardımanında 36 askerimiz, İdlib ’de şehit oldu. Şehitlerimizin acıları, halen yüreğimizdedir. Bu acı olay kadar, ardından yaşananlar da, acımızın katmerlenmesine neden oldu. Erdoğan’ın, nasıl koşarak Kremlin Sarayına gittiğini, sarayın kapısında ayakta, dakikalarca nasıl bekletildiğini, kronometreli televizyon görüntülerinin, tüm dünyaya nasıl servis edildiğini, milletimiz de biz de unutmadık. Biz Cumhuriyet Halk Partisi olarak, kaybettiğimiz tüm şehitlerimizi saygıyla, rahmetle, minnetle anıyoruz. Ruhları şad, mekânları cennet olsun.</p>
<p><strong>“YSK’NIN GÖREVİ SEÇİMLERİ ANAYASA VE YASALARLA ÇİZİLEN ÇERÇEVEYE UYGUN OLARAK GÜVEN İÇİNDE YAPMAKTIR”</strong></p>
<p>CHP Sözcüsü Faik Öztrak basın toplantısının ardından kendisine yöneltilen ‘YSK’nın depremin vurduğu 11 ile heyet gönderdiği ve heyetlerin raporu doğrultusunda bölgede seçimin nasıl yapılacağına ilişkin karar alınması bekleniyor. Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın da YSK Başkanı ile seçim için 14 Mayıs tarihini görüştüğü iddiası var. Bugünkü MYK toplantısında seçimin tarihine ilişkin bir değerlendirme yapıldı mı?’ sorusuna şöyle yanıt verdi:</p>
<p>“Şunun altını çizeyim AK Parti Genel Başkanı Erdoğan’ın YSK yönetimiyle bu kadar sık görüşme yapması normal bir durum değildir. Müdahale izlenimi yaratır, seçime gölge düşürür. Anayasamıza ve seçim kanununa göre YSK’nın seçim sürecinde neler yapacağı bellidir. YSK’nın görevi, seçimleri Anayasa ve yasalarla çizilen çerçeveye uygun olarak güven içinde yapmaktır.”</p>
<p><a href="https://www.haberduyur.com/faik-oztrak-milletin-altinda-kaldigi-enkazdan-hizla-kan-parasi-cikarmaya-kalkmak-ahlaksizliktir-kuldan-utanmaniz-kalmamis-bari-allahtan-korkun/">Faik Öztrak: &#8216;Milletin Altında Kaldığı Enkazdan Hızla Kan Parası Çıkarmaya Kalkmak, Ahlaksızlıktır. Kuldan Utanmanız Kalmamış, Bari Allah&#8217;tan Korkun&#8217;</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.haberduyur.com">Flaş Haberler Son Dakika - Güncel Haberler - Haber Duyur</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.haberduyur.com/faik-oztrak-milletin-altinda-kaldigi-enkazdan-hizla-kan-parasi-cikarmaya-kalkmak-ahlaksizliktir-kuldan-utanmaniz-kalmamis-bari-allahtan-korkun/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Faik Öztrak: &#8217;20 Yıllık Hükümet Eğer Ar Damarı Çatlamamışsa, Sebebi Olduğu Böyle Bir Yıkım Karşısında Ne Yapar? İstifa Eder&#8217;</title>
		<link>https://www.haberduyur.com/faik-oztrak-20-yillik-hukumet-eger-ar-damari-catlamamissa-sebebi-oldugu-boyle-bir-yikim-karsisinda-ne-yapar-istifa-eder/</link>
					<comments>https://www.haberduyur.com/faik-oztrak-20-yillik-hukumet-eger-ar-damari-catlamamissa-sebebi-oldugu-boyle-bir-yikim-karsisinda-ne-yapar-istifa-eder/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[admin]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 20 Feb 2023 16:42:21 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Gündem]]></category>
		<category><![CDATA[Faik Öztrak]]></category>
		<category><![CDATA[Faik Öztrak haber]]></category>
		<category><![CDATA[Faik Öztrak haberleri]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.haberduyur.com/?p=18370</guid>

					<description><![CDATA[<p>CHP Sözcüsü Faik Öztrak, “Son 20 yıldır da ülkemizi aynı kişi yönetiyor. 20 yılda başka depremleri de gördük ama bu kafa depreme hazırlık yerine, sadece algıyı yönetti. Bilim insanları, namuslu bürokratlar uyardı. Şahsım hükümetleri sadece seyretti. Sonuç büyük bir yıkım oldu. 20 yıllık hükümet, eğer ar damarı çatlamamışsa, sebebi olduğu böyle bir yıkım karşısında ne [&#8230;]</p>
<p><a href="https://www.haberduyur.com/faik-oztrak-20-yillik-hukumet-eger-ar-damari-catlamamissa-sebebi-oldugu-boyle-bir-yikim-karsisinda-ne-yapar-istifa-eder/">Faik Öztrak: &#8217;20 Yıllık Hükümet Eğer Ar Damarı Çatlamamışsa, Sebebi Olduğu Böyle Bir Yıkım Karşısında Ne Yapar? İstifa Eder&#8217;</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.haberduyur.com">Flaş Haberler Son Dakika - Güncel Haberler - Haber Duyur</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>CHP Sözcüsü <strong>Faik Öztrak</strong>, “Son 20 yıldır da ülkemizi aynı kişi yönetiyor. 20 yılda başka depremleri de gördük ama bu kafa depreme hazırlık yerine, sadece algıyı yönetti. Bilim insanları, namuslu bürokratlar uyardı. Şahsım hükümetleri sadece seyretti. Sonuç büyük bir yıkım oldu. 20 yıllık hükümet, eğer ar damarı çatlamamışsa, sebebi olduğu böyle bir yıkım karşısında ne yapar? İstifa eder. Bu felaketlerin nihayet bulması için, artık her şey değişmek zorunda&#8221; dedi.</p>
<p>CHP Sözcüsü Faik Öztrak, CHP MYK toplantısı sürerken, CHP Genel Merkezi’nde basın toplantısı düzenledi. Öztrak, şunları söyledi:</p>
<p>“Deprem sahasındaki ihtiyaçları, aksaklıkları, yapılması gerekenleri bizlerle paylaştılar. 6 Şubat’ta yaşadığımız depremlerin üzerinden, tam iki hafta geçti. Çaresizlik, acı, öfke, üzüntü, birbirine karıştı. Depremde yakınlarını yitirenler, evsiz barksız kalan aileler, sahipsiz çocuklar, ‘Nerede bu devlet?’ haykırışları ve bu çaresizliği gören, yaşayan milletimiz. Hiçbirimiz artık eskisi gibi değiliz. Ruhlarımızda derin yaralar var. Kimliksiz, kefensiz, zeytin ve mersin dallarıyla, insanlarımızı toprağa verdik. Cenazelerimizin sayısı 41 bini aştı. Türkiye cenaze evine döndü. Yaralılarımızın sayısı ise 108 binin üzerinde. Gerçeğin bunun çok ötesinde olduğunu, artık bölgedeki üst düzey yetkililer de kabul ediyor. Dün depremin koordinatör valisi durumun, açıklanan rakamlardan 3-4, hatta 5 kat daha kötü olduğunu itiraf etti.</p>
<p><strong>“ENKAZIN ALTINDA HALA VATANDAŞLARIMIZIN CENAZELERİ VAR”</strong></p>
<p>Biz, depremlerde hayatını kaybeden tüm vatandaşlarımıza, bir kere daha Allah’tan rahmet, yakınlarına ve milletimize baş sağlığı diliyoruz. Yaralananlara acil şifalar temenni ediyoruz. Arama kurtarma çalışmalarında artık sona gelindi. Depremin enkazını kaldırma çalışmaları başlıyor. Enkazın altında hala, vatandaşlarımızın cenazeleri var. Bu aşamada cenazelerin, vücut bütünlüğü içerisinde çıkarılması, insan onuruna yakışır şekilde, definlerinin sağlanması gerek. Ne yazık ki bu konuda, deprem bölgesinden çok sayıda şikâyet ve tepki alıyoruz. Artık çabalar, depremzedelerin barınma ve beslenme ihtiyaçlarının karşılanması için harcanacak. Deprem bölgesinde olası bir salgına izin verilmemesi için, gerekli hijyen ve temizliğin sağlanması da gerekiyor. Depremin ilk saatlerinden itibaren, Genel Başkanımız Kemal Kılıçdaroğlu koordinasyonunda, Genel Merkez yöneticilerimiz, milletvekillerimiz, örgütlerimiz, belediyelerimiz, tüm gücümüzle yaraları sarmak için elimizden geleni yaptık. Cumhuriyet Halk Partisi tüm gücüyle depremzedelerin yanında oldu. Bundan sonra da yanlarında olacağız. Dayanışmayı sürekli büyüteceğiz.</p>
<p><strong>“KAYBETTİKLERİMİZİ HER ZAMAN HATIRLAYACAĞIZ”</strong></p>
<p>Tabi depremin ilk anından itibaren, bölgeye yardıma koşanları da hiç unutmamamız gerek. Onların hepsi isimsiz kahramanlarımızdır. Hiçbir parti, görüş, düşünüş farkı gözetmeden gerek desteklerini bölgeye ileten gerekse bölgeye koşup, çıplak elleriyle, tırnaklarıyla, arama kurtarma faaliyetlerine destek veren, binlerce gönüllüye, aslan parçası gençlerimize şükran borçluyuz. Yine bölgeye yardım için yarışan, sivil toplum kuruluşlarına, devlet kurumlarının fedakâr personeline ve elbette güvenlik kuvvetlerimize müteşekkiriz. Yine depremin ardından, ülkemize arama kurtarma ekiplerini gönderen adını tek tek sayamayacağımız 88 ülkeye, ayrımsız, istisnasız şükranlarımızı sunuyoruz. Zor günümüzde yanımızda olan bu ülkelere müteşekkiriz. Yapılan yardımları asla unutmayacağız. Acımız çok büyük. Yüreğimizdeki ateş, kolay kolay, küllenmeyecek. Kaybettiklerimizi her zaman hatırlayacağız.</p>
<p><strong>“20 YILLIK HÜKÜMET, EĞER AR DAMARI ÇATLAMAMIŞSA, SEBEBİ OLDUĞU BÖYLE BİR YIKIM KARŞISINDA NE YAPAR? İSTİFA EDER”</strong></p>
<p>Ülkemiz 485 diri fayın bulunduğu bir deprem ülkesi, bu yaşadığımız ilk büyük deprem de değil. Bugüne kadar alınması gereken pek çok ders vardı ama hiçbir ders alınmadığını bu depremde yaşayarak gördük. Bu ülke 1999’da çok büyük bir deprem yaşadı, üzerinden 24 yıl geçti. Son 20 yıldır da ülkemizi aynı kişi yönetiyor. 20 yılda başka depremleri de gördük ama bu kafa depreme hazırlık yerine, sadece algıyı yönetti. Bilim insanları, namuslu bürokratlar uyardı. Şahsım hükümetleri sadece seyretti. Sonuç büyük bir yıkım oldu. 20 yıllık hükümet, eğer ar damarı çatlamamışsa, sebebi olduğu böyle bir yıkım karşısında ne yapar? İstifa eder. Bu felaketlerin nihayet bulması için, artık her şey değişmek zorunda. Coğrafya kaderse, bulunduğumuz coğrafyada, 12 milyon yıldır depremler yaşanıyorsa ve milyonlarca yıl daha da yaşanacaksa, yapılacak tek şey vardır. O da zihniyeti değiştirmek. Akıl etmeyen, zillete düşer. Bir daha böyle zilletlere düşmemek için, akıl edeceğiz. Aklımızı kullanacağız. Coğrafya kaderse, biz bu kadere teslim bayrağı çekmeyeceğiz. Bu kadere vatandaşlarımızı teslim etmemek için, aklın, bilimin gerektirdiği her türlü tedbiri alacağız. Kültürümüzü, estetiğimizi, akılla, bilimle, liyakatle birleştireceğiz. Coğrafyamızın gerçekleriyle uyumlu, güzel şehirler inşa edeceğiz. Depreme dayanıklı binalar yapacağız.</p>
<p><strong>“KÖŞE DÖNMECİLİĞİ, RANT HIRSINI BU TOPRAKLARDA BİTİRECEĞİZ”</strong></p>
<p>Kısa vadeciliği, köşe dönmeciliği, rant hırsını bu topraklarda bitireceğiz. Hem de bir daha geri gelmemek üzere. Deprem ve sonrasında, kimseden izin, icazet ve talimat beklemeden, derhal hareket edebilmek için, hangi kurumların, neleri, nasıl, ne zaman yapacağını, önceden belirleyen protokolleri hazırlayacağız. Ya bunları yapacağız ya da benzer felaketlerde, yine yitirilen canlara ağlayacağız, anne ve babalar evlatsız, evlatlar anne, babasız kalmaya devam edecek. Aynı acılar bu topraklarda yaşanıp, duracak. Kaybettiğimiz beşerî ve maddi sermayeyi yerine koymak, yıllarımızı alacak. ‘Aczi’ ve ‘ataleti’ asla kabul etmeyeceğiz. Koy vermeyeceğiz. Çünkü koy vermek zayıf kılar. Zorbalara, zalimlere, köşe dönmecilere, enkazdan rant devşirenlere davet çıkarır. Biz asla koy vermeyeceğiz. Akıl ederek, danışarak, dayanışarak, acıları paylaşarak, zorlukları hep beraber aşacağız.</p>
<p>“<strong>İMAR AFLARIYLA İNSANLARIMIZIN YUVALARINI TABUTA ÇEVİRMİŞLER”</strong></p>
<p>Tekrarlayalım, ülkemizde, 20 yıldır aynı kadro iş başında, bu yönetim 20 yıldır, devleti değil, algıyı yöneterek işi idareye çalıştı. Bol bol reklam filmleri hazırladı ama ülkemizi depreme hazırlamadı. Ülkeyi depreme hazırlamak yerine; İmar aflarıyla, Ali Dibo çarklarıyla, insanlarımızın yuvalarını, tabuta çevirmişler. Bu rantçı ve kirli düzene; ‘Artık Yeter’ deme vakti gelmiştir. Örnek çok, işte İskenderun’daki devlet hastanesi depremde 70 yurttaşımız, hastane binasının altında kalıp hayatını kaybetti. Bu cinayetin geldiği, devletin resmi sunumlarında ayan beyan ifade ediliyor. ‘2012 yılında hastanemiz A bloğunda yapılan Deprem Dayanıklılık Testi raporu olumsuz gelmiştir. Yeni hastane binası en acil ihtiyaç olarak görülmektedir’ diyor. İskenderun Devlet Hastanesi için, bu tespitler hala resmi internet sayfasında duruyor. Göz göre göre cinayet dediğimiz işte bu. 2012’den 2023’e, 11 koca yıl boyunca, yıkılan binanın depreme dayanıklı olmadığı biliniyor.</p>
<p>Milletin kesesinden dolarla avroyla garantiler verip Şehir Hastaneleri dikerken, anlaşılan İskenderun Devlet Hastanesi’ne sıra gelmedi. 70 canımız göz göre göre gitti. Bu, görevi ihmaldir. Görevi savsaklamaktır. 2012’den 2023’e kadar, 4 tane Sağlık Bakanı görev yaptı. Bu cinayetten hepsi sorumludur. Yine bir başka örnek, Adıyaman’da yıkılan bir otel, Sahibi sarayın akrabayı taallukatına yakın bir isim. TÜGVA’da Adıyaman Yüksek İstişare Kurulu Üyesi. Sarayın kibirlisini o kadar çok seviyorlar ki, Erdoğan’ın pankartını otel binalarına asmışlar ve bu otel yapı denetiminden geçememiş, Mühürlenmesine rağmen nasıl olmuşsa olmuş yeniden açılmış. Sonuç, yitirdiğimiz 65 can. 30’u rehber, 35’i voleybol turnuvası için ülkemize gelen Kuzey Kıbrıslı ortaokul öğrencileri, öğretmenleri ve velileri. Şimdi bu otelle ilgili yürütülen soruşturma dosyasına, gizlilik kararı vermişler. Acaba neden? O kadar dosya içinde neden bir tek bu dosyaya gizlilik kararı? Acaba soruşturma zülfü yâre dokunursa diye mi? Tüm bu acılara sebep olan bir hükümet, azıcık gururu varsa, o koltuklarda bir dakika daha oturmaz, istifa eder.</p>
<p><strong>“HÜKÜMET DEPREME ŞEHİRLERİMİZİ HAZIRLAMAMIŞTIR”</strong></p>
<p>Hakikat ortadadır. Bu hükümet, depreme, şehirlerimizi hazırlamamıştır. Gerekli önlemleri almamıştır. Ballı ihalelerle, aflarla, kanun ve yönetmelik dışı yapıların önünü açmıştır. On binlerce insanımızın hayatını kaybetmesinin baş sorumlusu, bu hükümettir. Yönetim koltuklarını, eşe, dosta peşkeş çektikleri, Kızılay ve AFAD, depremde felç olmuştur. Böyle bir afette en kritik zaman dilimi, depremden sonraki ilk saatler olmasına karşın, insanlarımız 48 saat bir başına enkazın altında kalmıştır. Mehmetçiğimiz zamanında sahaya çıkarılmamıştır. Acil Müdahale için gerekli organizasyon yapılamamıştır. Arama-kurtarma operasyonlarında, koordinasyon sağlanamamıştır. Yeterli çadır ve konteyner stokumuz olmadığı için, vatandaşlarımız günlerdir bu soğuklarda açıktadır.</p>
<p><strong>“SORUMLULUK DUYGUNUZ VARSA İSTİFA EDİN”</strong></p>
<p>Bu deprem göstere göstere, bağıra, çağıra gelmiştir. Devleti yönetenlerin, ‘ben bu depremin olacağını bilmiyordum’ deme şansı yoktur. Devletin namuslu bürokratları uyarmıştır. Bilim insanları uyarmıştır. Odalar, sivil toplum kuruluşları uyarmıştır. Haftalardır bu belgeleri paylaşıp duruyoruz. Ülkeyi yönetenlerin önüne pek çok rapor konmuştur. Buna rağmen, hiçbir şey yapılmamıştır. Şimdi atanmış İçişleri Bakanı çıkmış, hem de hiç utanmadan, sıkılmadan, ‘Biz depremi İstanbul’da bekliyorduk. Hazırlığımızı ona göre yaptık’ diyor. Bu kadarına da pes, artık arsızlığı, yüzsüzlüğü, sorumsuzluğu bırakın. AFAD size bağlı değil mi? Raporlarını okumadınız mı? Zerre miskal sorumluluk duygunuz varsa; İstifa edin.</p>
<p><strong>“6 ŞUBAT GÜNÜ, BU ÜLKEDE ‘KIRMIZI PAZARTESİ’ YAŞADIK”</strong></p>
<p>İstanbul’a ihanet edenler, İstanbul depremi için bugüne kadar hangi hazırlığı yaptı? Hiçbir hazırlık yapılmadı. ‘Kanal İstanbul’ diyerek, ihanette ısrar edildi. Yandaşlara rant sağlamak için, ‘İstanbul Finans Merkezi olacak’ dediler. Kamu Bankalarını, Düzenleyici-Denetleyici Kurumları, Merkez Bankası’nı İstanbul’a taşıdılar. İşte daha yeni ortaya çıktı. İstanbul’da çürük olduğu bilinen 93 okul, Maraş depremlerinden sonra, ancak boşaltıldı. Bu ne biçim hazırlık? 20 yıldır iş başında olanlar, bugüne kadar ne yaptı? İstanbul’da deprem hazırlığı yapan, bir yönetim bunları yapar mı? Elbette yapmaz. Depreme hazırlanmadılar. Görevlerini alenen savsakladılar. Son 20 yılda, önceki 57 hükümetin, 79 yılda harcadığı paranın 4 katını harcadılar. Bu parayla bir değil, iki değil, üç değil, dört tane depreme dayanıklı Türkiye inşa edilirdi. Depreme hazırlanmak yerine, el âleme ağalık yaptılar. ‘Suriyeliler için 40 milyar dolar harcadık, gerekirse 40 milyar dolar daha harcarız’ diye, millete caka sattılar. Bu millet bunlara para verdi. Ömründen 20 yıl verdi. Bilim insanları, dürüst bürokratlar deprem bilgisini verdi. Peki, bu kadrolar 20 yılda ne yaptı? Kocaman bir hiç, alenen görevi ihmal suçu işlediler ve saraylarında milleti unutan, sesini duymayan, halini görmeyen, kibir abidelerinin ve yanaşmalarının elinde, binlerce vatandaşımızı göz göre göre yitirdik. 6 Şubat 2023 Pazartesi günü, bu ülkede ‘Kırmızı Pazartesi’ yaşadık. ‘İşleneceği önceden, açıkça duyurulan, failini ve maktulünü herkesin bildiği bir cinayet’ Marquez’in o meşhur romanında söylediği gibi: ‘Kendi kusurlarını yücelten zavallılar’ On binlerce insanımızın bağrına hançeri sapladı. Şimdi de, ‘Asrın felaketi diyerek suçlarını gizlemek’ istiyorlar. Bu yaşanan, ‘asrın felaketi’ değildir. ‘Asrın ihmalidir, asrın cinayetidir, asrın ihanetidir.’ Sorumlusu da bu hükümettir.</p>
<p><strong>“BU İKTİDAR İKTİDARSIZDIR”</strong></p>
<p>Ortada 41 binden fazla can kaybı var.  Devletin Valisi durumun, beş kat daha kötü olduğunu söylüyor. Türkiye cenaze evi olmuş ama hükümette tek bir özeleştiri yok. Tek bir sorumlu yok. Tek bir istifa yok. Oysa depremin ilk anından itibaren, yaptıkları her hata öncekini arattı. Hiçbir şeyi doğru dürüst yönetemediler. Bu iktidar, iktidarsızdır. Bu hükümet, hükümsüzdür. Atanmış İçişleri Bakanı, daha birkaç ay önce, ‘daha önce afetlerde insanlarımız hep nerede bu devlet’ dedi. Depremi engelleyemeyiz ama bir daha kimsenin ‘nerede bu devlet’ demeyeceğinin sözünü veriyoruz’ diye, videolar çekti. Aynı atama Bakan, depremden birkaç gün önce yaptığı açılışlarda, biz &#8216;nerede bu devlet&#8217; sözünü bir kez milletimize söylettirmedik. Allah devletten razı olsun&#8217; dedirttik’ diyerek, şişiniyordu. Sonra ne oldu? Tüm bu makyajları aktı. Muktedir dekorları, bir gecede yıkıldı.</p>
<p><strong>“ASKERİ BİRLİKLER SAHAYA NEDEN ZAMANINDA İNTİKAL ETMEDİ?”</strong></p>
<p>İnsanlarımız ilk 48 saatte, sokaklarda bir başına titrerken, arama kurtarma ekibi, iş makinası ararken, ‘nerede bu devlet?’ diye haykırırken, bunlar ‘her yere ulaştık’ diyerek, millete yalan söylediler. Şimdi Milli Savunma Bakanı çıkmış, deprem sabahının ceridesini açıklıyor. Sabah 4.17’de deprem oldu. 4.30’da İnsani Yardım Tugayına ‘hazır ol’ talimatı verdik. ‘Saat 5.10’da Cumhurbaşkanına bilgi verdik’ diyor. Birinci sorumuz şu: 4.30’dan, 5.10’a kadar yani 40 dakika Cumhurbaşkanına neden ulaşamadınız? Zatıâlilerini uyandırmaya mı kıyamadınız? İkinci soru, Madem İnsani Yardım Tugayı 4.30’da ‘hazır ol!’ emri almıştı, birinci günün sonunda vatandaşlarımız, neden deprem enkazında, bir başına kaldı? Yardımı niye yanında göremedi? Koskoca İnsani Yardım Tugayı ve diğer askeri birlikler, sahaya neden zamanında intikal edemedi? Neden Gölcük depreminde olduğu gibi sahra hastaneleri, sahra mutfakları, çadırlar ilk 6 saatte kurulamadı? Mehmetçiğin elini kim tuttu? Kim? Birileri milletimize yalan söylüyor. Mehmetçiği enkaza hızla gönderemeyenler, enkazda kalan imajları için, trollerini sahaya hızla göndermeyi bildiler. Trolleriyle beraber, acılı milletimize hakaretler ettiler. Doymadılar küfürler ettiler. O da yetmedi. Not ettiler. Tehdit ettiler.</p>
<p><strong>“TEK DERTLERİ ENKAZIN ALTINDA KALAN İMAJLARINI KURTARMAK”</strong></p>
<p>‘99 Depreminden sonra, dönemin hükümeti iki gün deprem bölgesine gidemedi’ diye, insanların gözlerinin içine baka baka yalan söylediler. Rahmetli Ecevit’in depremin sabahında, bölgedeki videoları ortaya çıktı ama bunlar hiç utanmadılar. İnsan kınadığını yaşamadan ölmezmiş, ‘Marmara Depreminde, hükümet iki gün bölgeye gidemedi’ yalanını ağzında sakız yapan Erdoğan, deprem bölgesine ancak iki gün sonra gidebildi. Küçük ortağının ise ancak bugün, yani depremden iki hafta sonra, ABD Dışişleri Bakanından bile sonra deprem bölgesine ayak basacağı söyleniyor. Hatay’a kadar gitmişken, 1 saatlik mesafedeki Osmaniye’ye de uğrasın bakalım. Bakabiliyorsa hemşerilerinin yüzüne de bir baksın ama bunların ne yapacağı belli, ayarlanmış sahne ve kadrajlarla, deprem bölgesinde yine algı operasyonları yapacaklar. Bunlar milletin derdine derman olmayı bıraktı, tek dertleri enkazın altında kalan, çürümüş, kokuşmuş imajlarını kurtarmak. Bu deprem bir kez daha gösterdi ki; dünyanın en sağlam binaları değil ama dünyanın en sağlam koltukları bu hükümette, o kadar deprem oldu. Altın varaklı koltuklarında, tek bir kişiyi bile kıpırdatmadı.</p>
<p><strong>“ÜNİVERSİTELERDEN ELİNİZİ ÇEKİN”</strong></p>
<p>Akıldan, izandan tamamen koptular. Depremzedelerin barınma sorununu aklı, bilimi, üniversiteleri ve gençlerimizi feda ederek çözmeye kalktılar. Meşhur hikâyedir. İkinci Dünya Savaşı bitiminde, Amerikalı general, teslim aldığı Alman generale: ‘Siz artık bir daha sırtınızı doğrultamazsınız’ der. Alman general sakin bir şekilde şöyle yanıtlar: ‘Doğru, taş üstünde taş kalmadı, her yer yıkıldı. Ama üniversitelerimiz ayakta.’ Aklı başında bir yönetimden beklenen budur. Eğitimi ve üniversiteleri ne olursa olsun ayakta tutmak, üniversite öğrencilerimiz, zaten salgın döneminde iki yılını kaybetti. Bu son kararla, aslında bir kuşağı kaybediyoruz. Tam da gençlerin yüz yüze konuşmaya, bir araya gelmeye, tartışmaya, sosyalleşmeye ihtiyacı olduğu bir zamanda, üniversite, sadece kuru ders değildir. Üniversite bir kültürdür. Bilim yuvasıdır. Okuldaki imkânlar, pek çok evde yok. Laboratuvarlara, internet alt yapısına, kütüphanelere erişim, uzaktan eğitimle olmaz. Başta matematik ve uygulamalı bilimlerde, çok ciddi kayıplara yaşanacak. Ayrıca, YÖK’ün Cumhurbaşkanının talimatından sonra uzaktan eğitime geçme kararı da hukuksuz bir karar. Böyle bir kararı ancak her bir üniversitenin kendi senatosu verebilir. Üniversiteleri ve rektörlerini tehdit ediyorlar. Yasaymış, anayasaymış bunların umurlarında değil. Dün akşam Genel Başkanımız Kemal Kılıçdaroğlu, Hükümete; ‘Üniversiteleri açın. Biz, bölgeden gelip barınma sorunu olan herkesi, yerleştirmeye talibiz. Belediyelerimizle birlikte, bu işin lojistik ihtiyaçlarını karşılamaya varız. Siz yeter ki okulları açın. Gerisini bize bırakın’ dedi. Bir kere daha söylüyoruz, üniversite gençliğini de depremzede yapmayın. Üniversitelerden elinizi çekin. Genel Başkanımız Kemal Kılıçdaroğlu, geçtiğimiz cuma akşamı da, depremin olası ekonomik maliyetlerini de akademisyen ve iktisatçılarla masaya yatırdı. Resmi açıklamalardan anlaşılıyor ki, deprem bölgesinde, 105 bini yıkılmış veya ağır hasarlı bina var. 205 bin 86 bina ise az hasarlı. Bu hasar tespitlerinde sıkıntı olduğu konusunda, sahadan çok sayıda şikâyet alıyoruz. Biliyoruz sahada çalışmak zor ama azami dikkat gösterilmeli, vatandaşlarımızın zihninde, hiçbir kuşkuya yer bırakılmamalıdır.</p>
<p>“<strong>HATAY DEMEK ATATÜRK DEMEKTİR”</strong></p>
<p>Milli gelir, İşgücü kaybı, depremzedelere yardımlar, sermaye stokundaki kayıplar, telef olan büyük ve küçükbaş hayvanlar, otomobil, mobilya, ev eşyası gibi kayıplar, bunları alt alta koyduğumuzda, depremin ekonomik maliyeti, 75 ila 85 milyar dolar civarında, buna bir de depremde kaybettiğimiz, Kıymetli beşeri sermayeyi eklersek, depremin toplam maliyeti, 100 milyar doları aşıyor. Depreme ilişkin veriler netleştikçe, elbette bu tahminler de revize edilecektir. Ancak bunlar bizim ilk tespitlerimiz. Bölgenin demografik yapısındaki değişim ise, bir diğer önemli risk faktörüdür.</p>
<p>Özellikle Hatay çok önemli. Çünkü Hatay demek, Atatürk demektir. Hatay demek, Doğu Akdeniz demektir. Hatay demek, enerji koridorlarına erişim demektir. Bu nedenle Hatay, artık hepimiz için, şahsi bir mesele haline gelmiştir. Hatay’ın beşerî, sosyal ve demografik dengesi mutlaka korunmalıdır. Gerekiyorsa bunun için özel bir kanun çıkarılmalı, teşvik ve destekler sağlanmalıdır.</p>
<p>Tabi beşerî sermayemizin daha fazla yıpranmaması için, atılması gereken başka adımlar da var. Her şeyden önce; Kısa çalışma ödeneğine başvuru hakkı ve koşulları hemen açıklanmalıdır. Bu süre içerisinde, çalışanların gelir kayıplarının bir kısmı, kısa çalışma ödeneğinden karşılanmalıdır. İşçilerin kısa çalışma ödeneğinden yararlanma koşulları, bir kereye mahsus olmak üzere kaldırılmalıdır. Bu süreçte işsiz kalanlara, işsizlik sigorta fonundan, en az asgari ücret düzeyinde, işsizlik maaşı verilmelidir. Depremde hayatını kaybedenlerin hak sahiplerine, prim ödeme ve çalışma süresi koşulları aranmaksızın, ölüm aylığı bağlanmalıdır. Deprem sebebiyle, yüzde 60 iş görme kaybı yaşayanlar, prim ve sigorta süresi şartı aranmaksızın malul sayılmalıdır. İstihdamı korumak amacıyla, işverenlere karşılıksız hibe verilmelidir. Fatura ve kira giderleri, devlet tarafından karşılanmalıdır. Küçük esnafın bankalara olan tüm borçları, hazine tarafından karşılanmalıdır. Depremde yaşamını yitirenlerin, kredi kartı, ihtiyaç, konut ile taşıt kredi borçları silinmelidir. Bazı bankalarımız buna başladı. Bu uygulama tüm bankalara teşmil edilmelidir ama görüyoruz ki, ülkeyi yönetenlerin gündeminde bunlar yok. Onların tek bir derdi var, Para, para, para, Allah gözünüzü doyursun. Beton kalpli Erdoğan, insanlarımızın kırkı çıkmadan, acıların üstüne rant betonunu hızla dökmek istiyor. Bunun için o kadar aceleleri var ki, daha insanlarımız enkaz altında can derdindeyken, iş makinelerini enkaza soktular. Yeter ki önce hafriyat, sonra inşaat başlasın. Millet daha acısıyla boğuşurken, bunlar ihale ve rant paylaşımına başladı bile, Ne de olsa, benim oğlum bina okur, döner döner yine okur.</p>
<p><strong>“MİLLET CAN DERDİNDE, BU AKBABALAR RANT PAYLAŞIMI DERDİNDE”</strong></p>
<p>Kulağımıza duyumlar geliyor. Büyük yandaş inşaat şirketlerine, ‘Hazır olun’ talimatı verilmiş. ‘Hızla sahaya gireceksiniz’ mesajı gitmiş. Hafriyat işleri, inşaat işleri şimdiden paylaşılmış. Yandaş müteahhitlerin, AK Parti Binasını mesken tutmaları, MYK toplantılarına katılmaları boşa değil. Millet can derdinde, bu akbabalar rant paylaşımı derdinde, ne demiştik; ‘Balın olsun tek, sinekler Bağdat’tan gelir’ İşleri hesapsız, kitapsız, kuralsız, denetimsiz götürmek için de, şeytanın aklına gelmeyecek işlere imza atıyorlar. ‘Türkiye tek yürek’ diyerek, güya depremzedeler için yardım kampanyası düzenlediler. Bir gecede 6 milyar dolar para topladılar. Bunun 2 milyar 100 milyon doları kamu bankalarından, 1 milyar 400 milyon dolarlık kısmı da kamu kuruluşlarından ya da sarayın beşli çetelerinden ama en büyük bağış, 1 milyar 600 milyon dolarla, Merkez Bankası’ndan ama bunların acele işlerine de hep şeytan karışıyor. Kamu Bankalarının yapabileceği bağış ve yardımlar, 5411 sayılı Bankacılık Kanunu ile sınırlamaya tabi. Kamu bankaları talimatla yüklü bağışlar yapınca, kanunu da çiğnemiş oldular. Kamu bankalarındaki her bir yöneticinin, artık hukuki sorumluluğu var. Bunları kurtarmak için, OHAL kararnamesi çıkardılar ama bunu yaparken de, bu sefer Anayasayı çiğnediler. Anayasanın 104. Maddesine göre, kanunda açıkça düzenlenen bir konuda, Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi çıkarılamaz. Dedik ya, çok aceleleri var. Ne yapsalar olmuyor. Yönetemiyorlar. Mızrağı da çuvala sığdıramıyorlar.</p>
<p><strong>“DEPREMZEDELER İÇİN TOPLANAN HER KURUŞUN TAKİPÇİSİ OLACAĞIZ”</strong></p>
<p>Toplanan bağış ve yardımlar hazineye aktarılsa, bu paralar Sayıştay denetimine ve bütçe düzenlemelerine tabi olacak. Bunlardan kurtulmak için, şimdi böyle bir tezgâh kurmuşlar. Genel Başkanımız kaç defa sordu. 15 Temmuz için toplanan paralara ne oldu? Yine Beşiktaş’taki terör saldırısından sonra, milletten toplanan yardım paraları ne oldu? Bunlar yerine ulaştı mı? Ne gezer. Hiçbiri ulaşmadı. Açıkça söylüyoruz. Depremzedeler için toplanan her kuruşun takipçisi olacağız. Şunun şurasında iktidardan gitmelerine, bizim iş başına gelmemize, artık sayılı günler, saatler kaldı. Her kim ki bu acılı günlerimizde ekşi yer. Hesabını mahkemeler önünde verir. Bu kadar büyük bir acı varken, bu kibir abidesi ve şürekâsı, milletimize hakaret etti, küfretti, milleti not etti, tehdit etti ama yapmaları gereken tek şeyden, hep imtina ettiler. O da istifa, istifa, istifa… Ülkeye ve millete verecek hiçbir şeyi kalmayan bu hükümetin yarından tezi yok derhal istifa etmesi gerekir.</p>
<p>Öztrak, açıklamalarının ardından gazetecilerin sorularını da yanıtladı. Öztrak, seçimlerin ertelenebileceğine yönelik tartışmaların ve eski TBMM Başkanı, AKP kurucularından Bülent Arınç’ın açıklamalarının anımsatılması üzerine, “Seçim tarihini belirlemek YSK’nın görevi değildir. YSK’nın tek bir görevi vardır; Seçimi zamanında güven içinde yapmaktır. Seçimin güvenle yapılabilmesi için gerekli tüm önlemleri almaktır. Bunun için de YSK gereken tüm tedbirleri almalıdır” dedi.</p>
<p>Depremden zarar gören İskenderun’daki 6 mahallenin kentsel dönüşüm kapsamına alınmasına ilişkin projenin iptal edilmesine yönelik tartışmaların anımsatılması üzerine Öztrak, şunları söyledi:</p>
<p><strong>“BU DAVANIN HİÇBİR TARAFINDA CHP YOK”</strong></p>
<p>“Bu davanın hiçbir tarafında CHP yok. Davayı açanlar bölgenin muhtarları ve onların kurduğu sivil toplum örgütleri, bu nasıl bir sol örgüt ki, davayı açtırdığını söyleyen meydan mahallesi muhtarı, mahallesinin riskli alan olmaktan çıkaran Cumhurbaşkanlığı kararnamesi için şunları ifade ediyor, ‘Meydan mahallesi muhtarı ve İskenderun Meydan mahallesi yardımlaşma derneği başkanı olarak AK Parti Hatay milletvekili sayın Abdülkadir Özel Bey ile mahallemizin durumunu izah ederek sıkıntılarını arz ettim. İskenderun Belediye Başkanımız sayın Fatih Tosyalı da İskenderun Belediye Başkanlığı olarak üzerine düşeni yapacağını söyledi. Belediye Başkanımızın ve milletvekilimizin uzun uğraşları sonucunda bugün itibariyle resmî gazetede yayınlanan Cumhurbaşkanlığı kararnamesiyle Meydan mahallemiz riskli alandan çıkarılmıştır’ Bunu yazanlara soruyorum, müptezellere soruyorum; AKP milletvekili Abdülkadir Özel hangi sol örgütün mensubu? AKP İskenderun Belediye Başkanı Fatih Tosyalı sol örgüt mensubu mu? Yoksa bu kararın altında imzası olan AKP Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan mı sol örgüt mensubu? Ne diyeyim? Pelikan yalılarında oturanların gazeteciliği ancak bu kadar olur. Sarayın dehlizlerinde altın trollerin hazırladığı zırvalarla, bu satırları yazan da bunu yorumlayanlar da zerre gazetecilik etiği, ahlakı olmadığı bir kez daha görülmüştür. Bunların ateşi cürümleri kadar yer yakar.”</p>
<p><strong>“YSK ÇALIŞMALARINA BİR AN ÖNCE BAŞLAMALIDIR”</strong></p>
<p>Seçimlerin ertelenmesi tartışması ile ilgili bir başka soruya Öztrak, “Anayasa, hukuk, kanun bellidir, açıktır. Bunun ötesi abesle iştigaldir. Bu arada tekrarlıyorum. YSK da seçim ile ilgili çalışmalarına bir an önce başlamalıdır. Ülkeyi zamanında seçime hazır hale getirmelidir. Görevi budur” karşılığını verdi.</p>
<p>Öztrak, RTÜK’ün Tele 1 televizyonuna verdiği yayın durdurma cezasının mahkeme kararı iel kesinleşmesi ile ilgili soru üzerine de “Bu depremde hükümetin 20 yıllık dekoru tek bir günde çöktü. 20 yıldır çizmeye çalıştıkları muktedir imajı enkazın altında kaldı. Şimdi yaşananlardaki sorumluluklarını gizlemek istiyorlar. Bunun için de sarayın sopası, RTÜK eliyle özgür basın kuruluşlarına darbe yapmak, gerçeklerin üzerine şal çekmek için kullanılıyor. Baştan itibaren ifade ediyoruz. Biz özgür basının yanındayız. Sadece Tele 1 değil, hiçbir televizyon kanalına verilen cezayı kabul edemeyiz. Zahmet etmesinler, onlar ne kadar çabalasalar da gerçeklerin ortaya çıkmak gibi güzel bir huyu vardır” diye konuştu.</p>
<p><a href="https://www.haberduyur.com/faik-oztrak-20-yillik-hukumet-eger-ar-damari-catlamamissa-sebebi-oldugu-boyle-bir-yikim-karsisinda-ne-yapar-istifa-eder/">Faik Öztrak: &#8217;20 Yıllık Hükümet Eğer Ar Damarı Çatlamamışsa, Sebebi Olduğu Böyle Bir Yıkım Karşısında Ne Yapar? İstifa Eder&#8217;</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.haberduyur.com">Flaş Haberler Son Dakika - Güncel Haberler - Haber Duyur</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.haberduyur.com/faik-oztrak-20-yillik-hukumet-eger-ar-damari-catlamamissa-sebebi-oldugu-boyle-bir-yikim-karsisinda-ne-yapar-istifa-eder/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Faik Öztrak: “Chp’yi, Savaş Günlerinde ‘Karneyle Et, Ekmek Dağıttı’ Diyerek, Yıllarca Suçlayanlar</title>
		<link>https://www.haberduyur.com/faik-oztrak-chpyi-savas-gunlerinde-karneyle-et-ekmek-dagitti-diyerek-yillarca-suclayanlar/</link>
					<comments>https://www.haberduyur.com/faik-oztrak-chpyi-savas-gunlerinde-karneyle-et-ekmek-dagitti-diyerek-yillarca-suclayanlar/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[admin]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 23 Jan 2023 16:53:17 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Gündem]]></category>
		<category><![CDATA[Faik Öztrak]]></category>
		<category><![CDATA[Faik Öztrak haber]]></category>
		<category><![CDATA[Faik Öztrak haberleri]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.haberduyur.com/?p=16682</guid>

					<description><![CDATA[<p>CHP Sözcüsü Faik Öztrak, “Taahhütleri, Türkiye’nin 2023’te, dünyanın en büyük 10 ekonomisi arasına girmesiydi. Gerçekleştirdikleri, ilk 20’den düşme sınırına gelen, annelerin çocuklarına, ancak karne hediyesi olarak et yedirebildiği bir Türkiye oldu. Türkiye’yi İkinci Dünya Savaşı’na sokmayan CHP’yi, savaş günlerinde ‘Karneyle et, ekmek dağıttı’ diyerek, yıllarca suçlayanlar, Türkiye’yi, çocukların eti ancak karne hediyesi diye yiyebildiği, bir [&#8230;]</p>
<p><a href="https://www.haberduyur.com/faik-oztrak-chpyi-savas-gunlerinde-karneyle-et-ekmek-dagitti-diyerek-yillarca-suclayanlar/">Faik Öztrak: “Chp’yi, Savaş Günlerinde ‘Karneyle Et, Ekmek Dağıttı’ Diyerek, Yıllarca Suçlayanlar</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.haberduyur.com">Flaş Haberler Son Dakika - Güncel Haberler - Haber Duyur</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>CHP Sözcüsü Faik Öztrak, “Taahhütleri, Türkiye’nin 2023’te, dünyanın en büyük 10 ekonomisi arasına girmesiydi. Gerçekleştirdikleri, ilk 20’den düşme sınırına gelen, annelerin çocuklarına, ancak karne hediyesi olarak et yedirebildiği bir Türkiye oldu. Türkiye’yi İkinci Dünya Savaşı’na sokmayan CHP’yi, savaş günlerinde ‘Karneyle et, ekmek dağıttı’ diyerek, yıllarca suçlayanlar, Türkiye’yi, çocukların eti ancak karne hediyesi diye yiyebildiği, bir ülke haline getirdiler” dedi</p>
<p>CHP Sözcüsü Faik Öztrak, bugünkü MYK toplantısı gündemi ile ilgili basın toplantısı düzenledi. Öztrak, şunları söyledi:</p>
<p><strong>“ALTI PARTİ, İSTİŞARE VE UZLAŞIYLA MİLLETİN SORUNLARINI ÇÖZECEK”</strong></p>
<p>“Bugün MYK gündemimiz yine oldukça yoğundu. Devlet yönetimi liyakatsiz kadrolar elinde, çoklu organ yetmezliğiyle malul. İnsanlarımız ağır bir ekonomik buhranla boğuşuyor. Ülkemizin orta direği, işçisi, esnafı, memuru, emeklisi; tüm çalışanlar sıkıntıda. Ülkenin dış politikası ise ağır ekonomik tablonun vesayeti altında. Devletin döviz kasası Körfez şeyhlerinin, Rusya’nın himmetine muhtaç.</p>
<p>Altı parti, devlet yönetimindeki krizi bitirmek, milletimizi önce feraha çıkarmak, sonra da refaha kavuşturmak için bir araya geldi. İstişare ve uzlaşıyla, milletin sorunlarını çözecek Güçlendirilmiş Parlamenter Sistemi ülkemize getirecek, hakkı, hukuku, adaleti ülkemizde tesis edecek, kamu yönetiminde liyakati sağlayacak, ülkemizin küresel arenada yarışma gücünü artıracak, Türkiye’yi zengin pazarlara yakın konumuyla dünyada önemli bir üretim üssü haline getirecek, somut hedef, politika ve projeleri içeren ortak politikaları belirledi.</p>
<p>26 Ocak tarihinde, liderler; yapılan çalışmaları gözden geçirecek ve çalışmalara son şeklini verecekler. 30 Ocak tarihinde de bu ucube yönetimin sebep olduğu, devlet yönetimindeki ve ekonomideki krizlerden ülkemizi hep beraber nasıl çıkaracaklarını tüm detaylarıyla, milletimizle paylaşacaklar. Bu çerçevede, 26 Ocak Liderler Zirvesi, 30 Ocak lansmanı ile ilgili hazırlıkları da Merkez Yönetim Kurulumuzda ele aldık.</p>
<p><strong>“HİÇBİR HÜKÜMETE VERİLMEYEN YETKİ, ZAMAN VE K AYNAKLAR BU KADROLARA VERİLDİ”</strong></p>
<p>‘Kaçan namazın kazası olur ama kaçan fırsatların kazası olmaz.’ Hele hele siyasette, kaçan fırsatların kazası hiç olmaz. Saray milletten yetki istedi, zaman istedi, kaynak istedi. Hiçbir hükümete verilmeyen yetki, zaman ve kaynaklar bu kadrolara verildi.</p>
<p>2003’ten 2022’ye kadar, milletimiz aşından, işinden, alın teri kazancından; Erdoğan şahsım Hükümetlerine, 2 trilyon 538 milyar dolar vergi ödedi. Erdoğan, içeriden, dışarıdan 125 milyar dolar da borçlandı. Milletin atadan deden kalan malını mülkünü 65 milyar dolara sattı. 20 yılda, 2 trilyon 725 milyar 482 milyon doları, Erdoğan hükümetleri harcadı. Bu; önceki tüm Cumhuriyet hükümetlerin kullandığı kaynağın tam dört katı. Önceki hükümetlerin kullandığı kaynağın tam dört kadını çatır çatır yediler, bitirdiler. Peki, bu kadar parayı kullanan Erdoğan, milletimize verdiği sözleri tutabildi mi?</p>
<p><strong>“YANLIŞ EKONOMİ POLİTİKALARIYLA ORTA DİREĞİ ÇÖKERTTİ, YOKSULLUĞU HORTLATTI”</strong></p>
<p>‘Yolsuzlukla, Yoksullukla, Yasaklarla’ mücadele sözü vererek iktidara geldiler.Yolsuzlukta ülkeyi arşa çıkardı. Ülkemizi, dünyanın en büyük rüşvet ve kara para aklama makinasına çevirdi. Yanlış ekonomi politikalarıyla, orta direği çökertti yoksulluğu hortlattı. Sebebi olduğu yolsuzluğun, yoksulluğun üstünü; yasaklarla örtmeye kalktı. Ülkemizin ufkunu, korkunç bir otokrasiyle kararttı.</p>
<p>Menzili 2023 yılı olan, milletimize taahhütler verdi. 2023’te, ‘Milli gelirimiz 2 trilyon dolar’ olacaktı. Şimdi, ‘Milli gelir ancak 867 milyar dolar olur’ diyor.  2023’te, ‘Kişi başına gelirimiz 25 bin dolar’ olacaktı. Şimdi, ‘10 bin 71 doları bulursan, öp de başına koy’ diyor. 2023’te ihracatımız 500 milyar dolar olacaktı. Şimdi, ‘İhracat 265 milyar dolar anca olur’ diyor. 2023’te, ‘İşsizlik oranı yüzde 5’ olacaktı. Şimdi, bunun tam iki katına, ‘Yüzde 10,4 işsizlik oranına razı olun’ diyor.</p>
<p>Milletten para istediler, aldılar. Yetki istediler, aldılar. 2010 ve 2017’de Anayasayı değiştirdiler. Ülkede ne bağımsız yargı, ne denge, ne de denetim bıraktılar. Taahhütleri, Türkiye’nin 2023’te, dünyanın en büyük 10 ekonomisi arasına girmesiydi. Gerçekleştirdikleri, İlk 20’den düşme sınırına gelen, annelerin çocuklarına ancak karne hediyesi olarak, et yedirebildiği bir Türkiye oldu. Türkiye’yi İkinci Dünya Savaşına sokmayan CHP’yi, savaş günlerinde ‘Karneyle et, ekmek dağıttı’ diyerek, yıllarca suçlayanlar; Türkiye’yi, çocukların eti ancak karne hediyesi diye yiyebildiği, bir ülke haline getirdiler.</p>
<p><strong>“620 KİLOMETRE ÖTEDEN, BALIKESİR’DEN KENDİLERİNE AŞÇILAR GETİRTİP, MYK TOPLANTILARINDA ZİYAFET ÇEKMEYİ BİLİYORLAR”</strong></p>
<p>Saray ve şürekâsının görmemek için gözlerini kapadıkları, duymamak için kulaklarını tıkadıkları, milletimizin hali bu. Ama sıra kendilerine gelince; 620 kilometre öteden, Balıkesir’den kendilerine aşçılar getirtip, MYK toplantılarında ziyafet çekmeyi biliyorlar. Millet, daha önce Saray’daki menü ortaya dökülünce, kornişona sarılı dana rozbifi, pataşur içinde Çerkez tavuğunu, ejder meyveli smoothieyi ilk kez duymuştu.</p>
<p>Ama öyle anlaşılıyor ki AK Parti Merkez Yürütme Kurulu menüsü, saray menüsünden hiç geri kalmıyormuş. Etli düğün çorbasının ardından, AK Parti yöneticileri, 0,3 dizem erken hasat zeytinyağının tadımını yapmışlar. Mideler ısınıp yumuşayınca, Edremit sepet peyniri, Mihalıç peyniri ve koyun peyniriyle, ziyafete girişmişler. Ziyafet masasında da kuş sütü eksik. Çıkrıkçı ovası kerevizi, Portakallı kereviz, Bostancı ovası lahanası, Çam fıstıklı kuş üzümlü lahana sarması, Edremit ovası yer elmasından oluşan mezelerin tadına bir bakmışlar. Ana yemek olarak; Balıkesir kıvırcık kuzusundan kol tandır, yanında kozak çam fıstıklı bademli iç pilav, ardından, Edremit’ten gelen koyun yoğurdu eşliğinde kuzu etli dövme keşkek. Üstüne meyveler, tatlılar, bir de baklavanın zeytinyağlısı.</p>
<p>Erdoğan’ın manda yoğurtlu, kestane ballı mide rahatlatan formüllere neden ihtiyaç duyduğunu, bu menüyü görünce daha iyi anladık. Bugün emekçinin, emeklinin, esnafın kahvaltı sofrasına; beyaz peynir koymak bile lüks olduysa, üç kalem pirzola, okul çocuklarına karne hediyesi olduysa, bunun sebebi ülkeyi yönetenlerin dinmek bilmeyen bu iştahıdır. Yöneticilerin ve mahdumlarının zenginleştiği bir ülkede, milletin evlatlarının üç kalem pirzolaya, karne hediyesi diyerek sevinmesi de kaçınılmazdır.</p>
<p><strong>“EVDEKİ PARALARI SIFIRLA TALİMATI VEREN BAŞBAKAN’LARI, BU MİLLET KULAĞIYLA DUYDU”</strong></p>
<p>Çünkü aç doyar, açgözlü doymaz. Açgözlülerin olduğu yerde yolsuzluk, yolsuzluğun olduğu yerde yoksulluk azar. Bu, dünyanın her yerinde böyledir. İş insanlarından istediği komisyonu alamayınca evladına, ‘Bırak 10 milyon doları alma, kucağımıza düşecekler’ diyen; ‘evdeki paraları sıfırla’ talimatı veren Başbakanları, bu millet kulağıyla duydu. İş dünyasını haraca bağlayan, siyasetin finansmanı için rüşvet havuzları kuran, böylesine çürümüş bir zihniyeti gördü.</p>
<p>Bugün artık sözlerinin hiçbir ağırlığı kalmayanlar, siyasi sermayesini tüketenler, yaptıkları gün gibi açığa çıkanlar, dürüst iş insanlarımızı, beşli çetelerinin yanında saf tutmaya çağırıyor. Bu ülkenin Sanayi ve Ticaret Odalarına üstü kapalı tehditler savurup, ayar vermeye kalkıyor.</p>
<p>Genel Başkanımız Kemal Kılıçdaroğlu, bu ülkenin iliğini, kemiğini sömürenlere ‘Beşli çete’ dediği için, ‘en güçlü tepki Sanayi ve Ticaret Odalarından gelmeliymiş.’ Sükûtun yerini, güçlü bir tepki almalıymış. ‘Bir ülkede namuslular, namussuzlar kadar cesur olmadıkça, o ülkeye kurtuluş yoktur.’ Bize rahmetli İnönü’den miras kalan siyasi düstur işte budur. Tüyü bitmedik yetim hakkını yiyenleri, beytülmale sinsice el uzatanları, çocuklarımızın rızkını haince çalanları, tek yüzükle siyasete girip, servetine servet katanları, Harun olma vadiyle iş başına gelip Karun olanları yargı önüne çıkarmak; tüyü bitmedik yetimin hesabının sorulmasını sağlamak, elbette boynumuzun borcudur. İşte bu nedenle, Cumhuriyet Halk Partisi Genel Başkanı Sayın Kemal Kılıçdaroğlu bugün hedeftedir. Saray ve yanaşmaları, sarayın beslemeleri ve çeteleri, gizli ve açık tehditlerine işte bu nedenle hız vermektedir.</p>
<p>Kalın çizgilerle, bir kez daha altını çiziyoruz: Bu ülkede namusuyla çalışan, namusuyla yatırım yapan, iş ve istihdam sağlayan, ülkemize döviz kazandıran her iş insanının, iktidarımızda başımızın üstünde yeri vardır. Tüm iş insanlarımızın dünyayla yarışma gücüne kavuşması için ayrım yapmadan, senden, benden demeden, her türlü desteği vereceğiz. Helale haram karıştırmamış iş insanlarımızla, birlikte çalışacağız. Namusuyla iş yapmaya çalışan iş insanlarımız da elbette kayırmacılıktan, yolsuzluktan rahatsız. Bunu en iyi biz biliyoruz. Yolsuzluklar onların ayağında da büyük bir pranga.</p>
<p><strong>“İSTANBUL’UN SIRTLARINDA, ARTIK YABANCI MAFYA LİDERLERİNİN ANIT MEZARLARI YÜKSELİYOR”</strong></p>
<p>Yolsuzluğun olduğu yerde, ekonomik özgürlükler tehlikededir. Kimse malından, mülkünden emin olamaz. Yolsuzlukların olduğu yerde ihaleler en uygun, en ekonomik teklifi verene değil, en çok rüşveti verene gider. Yolsuzluğun olduğu yerde kaynaklar etkin kullanılmaz, heba olur. Yolsuzluğun olduğu yerde, servet bir avuç elde toplanır. Gelir dağılımı daha da bozulur. Yolsuzluğun olduğu yerde refahı artıran kalıcı ve sürdürülebilir büyüme hiçbir zaman olmaz. Dürüst iş insanları, bu nedenle yolsuz rejimlerden sakınır, yolsuz rejimlerin olduğu ülkeye yatırım yapmak istemez.</p>
<p>Bugün küresel yarışta boşuna zemin kaybetmiyoruz. Küresel yolsuzluk algısındaki konumumuz, 2013’ten bu yana 43 basamak kötüleşerek, 180 ülke içinde 96. sıraya düştü. Aynı dönemde dünyada, ekonomik özgürlüklerdeki konumumuz, 38 sıra birden kötüleşerek, 177 ülke içinde 107. sıraya geriledi. 2022’nin ilk 11 ayında ülkemize gelen kaynağı bilinmeyen para 22 milyar 341 milyon dolar. ‘Kötü para, iyi parayı kovdu.’</p>
<p>Kötü sahiplerini de peşinden ülkeye getirdi. Bugün memleketimiz mafyanın oyun alanına döndü. Her gün sokakta büyüklü küçüklü uyuşturucu çeteleri birbiriyle çatışıyor. Çevre ülkelerin mafyaları artık Türkiye’de hesaplaşıyor. Azeri mafyası Antalya’da, Gürcü mafyası Trabzon’da birbirine sıkıyor. Sırp uyuşturucu çete lideri diğer mafya üyelerini işkenceyle öldürüyor. Sarıyer’deki villasının bahçesinde cesetler aranıyor. Başka bir Sırp çete liderinin sahte isimle İçişleri Bakanlığı’ndan ikamet izni aldığı ortaya çıkıyor. Karadağ mafyası Sırp mafyasını İstanbul’da infaz ediyor. Okyanus ötesinden, Avusturalya’dan; gelen mafya üyeleri, İstanbul’da ikamet ediyor. Avusturalyalı uyuşturucu çete lideri İstanbul’da saklanıyor, yakalanıyor.</p>
<p>İstanbul; Yahya Kemal’in, Orhan Veli’nin şiirlerinde anlattığı o güzel, o masum günlerin İstanbul’u değil artık. Nedim’in bakıp da ‘Bu şehr-i Stanbul ki bî-misl ü bahâdır. Bir sengine yekpâre acem mülkü fedadır’ dediği, İstanbul’un sırtlarında, artık yabancı mafya liderlerinin anıt mezarları yükseliyor.</p>
<p><strong>“GENEL BAŞKANIMIZ KILIÇDAROĞLU’NUN ‘KURTLAR SOFRASI KAZANAMAYACAK, SİNAN ATEŞ UNUTULMAYACAK’ SÖZLERİ MİLLETİMİZE TAAHHÜDÜMÜZDÜR”</strong></p>
<p>Ülkemizde sadece uyuşturucu çetelerinin, uluslararası mafyaların silahları patlamıyor. Siyasi cinayetler de uyuşturucu çetelerine taşere ediliyor. Eski Ülkü Ocakları Genel Başkanı Sinan Ateş, başkentin ortasında güpegündüz infaz edildi ve Sinan Ateş’in kırkı çıkmadan, dava dosyasında tuhaf işler olmaya başladı. Davaya bakan savcı apar topar izne gönderildi. Yerine başka bir savcı getirildi. Sinan Ateş’in dayısı, ‘Savcının siyasi rengi bellidir, kabul etmiyoruz. Bizim evladımızın katili Meclis’tedir’ diye feryat ediyor. Ama Meclis’te bununla ilgili fezleke falan yok. Sinan Ateş’in akrabaları, Erdoğan’ın Bursa mitinginde, ‘Sinan Ateş’ pankartları açıyor. Fotoroman İçişleri Bakanı polis marifetiyle, bu pankartları toplattırıyor.</p>
<p>AK Partili Bülent Arınç çıkıyor, ‘Bir yorum yapmayı, çok şeyler bilsem de doğru bulmam. Çünkü birilerinin hedefi olmak istemem’ diyor. Ama hedef olmaktan da kurtulamıyor. Erdoğan’ın küçük ortağından, AK Parti’nin kurucusuna, önceki Meclis Başkanı’na, Erdoğan hükümetlerinde Bakanlıklar yapmış, Bir AK Parti büyüğüne, hakaret dolu açıklamalar geliyor.</p>
<p>Onlar kendi içlerinde neyin kavgasını yaparlarsa yapsınlar. Ortada bir gerçek var. Gencecik bir insan, Ankara’nın göbeğinde infaz edildi. İki küçük kız çocuğumuz yetim bırakıldı. Bu kahpe cinayet, yapanın yanına kâr kalamaz. Genel Başkanımız Kemal Kılıçdaroğlu’nun, ‘Dört ay sonra iktidara geldiğimizde Sinan Ateş’in katillerini adalet önüne çıkarmak için çalışmaya başlayacağız. Kurtlar sofrası kazanamayacak, Sinan Ateş unutulmayacak’ sözleri milletimize açık bir taahhüttür. Rahmetli Osman Bölükbaşı’nın dediği gibi, ‘Siyasetçilerin geçmişi, sözlerine kefil olmalı’ sözleri, ileride kendilerinden davacı olmamalı.” Sözleri, ileride kendilerinden davacı olmamalıdır.</p>
<p><strong>“UCUBE SARAY DÜZENİ, ASGARİ ÜCRETLİNİN MASASINDAN HER AY BİRER KİLO BEYAZ PEYNİR VE KAŞAR PEYNİRİ ÇALDI”</strong></p>
<p>Daha birkaç yıl önce Erdoğan, ‘Biz geldiğimizde, asgari ücretle aldığın yumurtadan, aldığın sütten, aldığın peynirden, aldığın ekmekten bugün daha az alıyorsan, bize oy verme’ diye meydanlarda bağırıp, duruyordu. Bu ucube rejim elbisesini üzerine geçirdiğinde, yani 2018’in ortasında, asgari ücret 1.603 liraydı ve bu asgari ücretle o gün, 771 kilo kuru soğan alınıyordu. Asgari ücreti 8 bin 506 liraya çıkardılar. Ama bugün Erdoğan giderken, asgari ücretle ancak 666 kilo soğan alınıyor. Ucube Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemine geçildiğinde asgari ücretle, 172 kilo tavuk eti alınabiliyordu. Bugün ancak 150 kilo alınabiliyor. 198 kilo kuru fasulye alınıyordu, bugün ancak 189 kilo alınıyor. 341 kilo toz şeker alınıyordu, bugün ancak 303 kilo alınıyor. 193 kilo ayçiçek yağı alınıyordu, bugün ancak 179 kilo alınıyor. Ucube Saray düzeni, asgari ücretlinin masasından her ay birer kilo beyaz peynir ve kaşar peyniri de çaldı.</p>
<p><strong>“MİLLET ARTIK, ‘GÜNAHLARIMIZI DA TÜİK ÖLÇSÜN’ DİYE DALGA GEÇİYOR”</strong></p>
<p>Ama en büyük siyasi sermayeleri, sonsuz arsızlıkları. Milleti fakirleştirenler, milletin satın alma gücünü eritenler, ülkemizi tüketici enflasyonunda dünya altıncısı, üretici enflasyonunda dünya şampiyonu yapanlar, milletten özür dileyeceklerine, utanmadan bir de milletten alkış bekliyorlar. Erdoğan’ın Nebati Bakanı çıkmış, ‘Başarı hikâyesi yazdık’ diyerek, milletle alay ediyor. ‘Erdoğan’a şapka çıkarın’ diye, patronuna yağ çekiyor. Sarayın vekilleri de yağ yakmada Bakan’dan geri kalmıyor. Tayyip Abisi’nin ayakkabısını yalamaya talip oluyor. Yağcılığın zirvesini görüyoruz. Sıradan, vasat şahsiyetlerin, liyakatsizlerin bonkörce ödüllendirildiği, makam ve mevkilere getirildiği böylesine bir dönem, bu güzel ülkede daha önce hiç yaşanmamıştır.</p>
<p>Herhalde dünya siyaset tarihinde de, bunun tek istisnası, Caligula’nın kendi atını, Roma’ya konsül yapmasıdır. Nebati Bakan 2021’in sonunda ne diyordu? ‘En kötü senaryoda bile, hazineye Kur Korumalı Mevduat’tan (KKM) tek kuruş yük gelmeyecek.’ Peki, Hazineye tek kuruş yük gelmeyecek dediği KKM’den, 2022’de Hazineye ne kadar yük geldi? 92 milyar 538 milyon 964 bin lira. Merkez Bankası’nda saklananlarla beraber, milletin sırtına bindirilen yük 157 milyar liranın üzerinde. Normal bir ülkede böyle bir tablo karşısında, o Maliye Bakanı, koltuğunda bir dakika dahi oturamaz.</p>
<p>Bizimkisi alkış bekliyor. Biz boşa demiyoruz, bunların en büyük siyasi sermayeleri, sınırsız arsızlıkları. Nebati Bakan yavuz hırsız misali, ev sahibini bastırmaya uğraşıyor. ‘Çıkın bütçe rakamlarını konuşun, hani rakamlar gerçeği söylüyordu’ diyerek, ahkâm kesiyor. Beyefendi, sayenizde devletin rakamlarının namusuna bile gölge düştü. Milletin yaşadığı enflasyon yüzde 164. TÜİK’in tabelada gösterdiği enflasyon yüzde 64. Millet artık, ‘bari günahlarımızı da TÜİK ölçsün’ diye dalga geçiyor. Bütçe rakamlarının doğruluğundan da, artık hiç kimse emin değil. Dışişleri Bakanı çıkmış, ‘Rusya’dan alınan gazın fiyatı 3 kattan fazla arttı’ diyor ama BOTAŞ’a bütçeden yapılan aktarımlar, nedense geçtiğimiz kasım ayından itibaren durmuş. Yine Merkez Bankası’ndan BOTAŞ’a döviz satışları, temmuz ayında birdenbire sıfırlanmış. Rusya’dan alınan doğal gaz fiyatı üç kat artarken, 2021’den 2022’ye de dolar kuru yüzde 86 sıçrarken, BOTAŞ’ın bütçeden finansman ihtiyacı, nasıl oldu da birdenbire durdu? Rusya’ya gaz ödemeleri, domatesle yapılmaya başladı da haberimiz mi yok?</p>
<p>Ne olduğu açık. Rusya gaz ödemelerini, anlaşılan seçim sonrasına öteledi. Gaz borcunun da 20 milyar doları bulduğu, artık her yerde yazılıp çiziliyor. 24 milyar dolar diyen de var. Bu ötelenen rakam, 2022 ortalama kuruyla, 331 milyar lira yapar. Bu 331 milyar ödenseydi, 2022’deki bütçe açığı da bakanın övündüğü 119 milyar lira olmaz; 450 milyar liraya çıkardı.</p>
<p>Acaba başka neleri halının altına süpürdünüz? Durum ve hasar tespit komitemiz, seçimden sonra bunları birer birer ortaya çıkaracak. Anadolu’da ‘Tilkinin cilvesi, ayının ise üfelemesi sıcaktır’ derler. Rusya neyin karşılığında, Erdoğan’a üfeleyip duruyor? Döviz rezervleri suyunu çekmişken, seçim öncesi bu 20 milyar dolarlık kıyak neyin karşılığında yapılıyor? Bunu sandık sonrasında öğreneceğiz, milletimize de açıklayacağız. IMF’ye verilmeyen 5 milyar doların havasını yıllarca attılar. Bugün tulumbada su bitti, 5 milyar dolar için, sağa sola el avuç açtılar. ‘Türkiye gibi savunmasız ülkeleri desteklemeyi sürdüreceğiz. Fırsat kolluyoruz’ diyen, Suudi Finans Bakanının ülkemiz üzerinden caka satması içimizi acıtıyor.</p>
<p><strong>“İSVEÇ BÜYÜKELÇİLİĞİMİZ ÖNÜNDE, KUTSAL KİTABIMIZIN YAKILMASI ALÇAKLIKTIR”</strong></p>
<p>Seçim yaklaşırken, yurtdışında da ilginç olaylar, psikolojik harp taktiklerini andıran gelişmeler yaşanmaya başladı. İşte en son İsveç’teki alçakça olay, 2017’den bu yana çeşitli defalar kutsal kitabımızı yakan, faşist bir fanatik, bu sefer Büyükelçiliğimiz önünde, bir kez daha kutsal kitabımızı yaktı. Bu yapılan alçaklıktır, İslam düşmanlığıdır. Bu insanlık suçudur. Bu iğrenç olay, ifade özgürlüğü kılıfına falan sokulamaz. CHP olarak, bu rezaleti bir kez daha lanetliyoruz. Diğer taraftan olayın iğrençliği kadar, yapıldığı yer ve zamanlama da oldukça dikkat çekicidir.</p>
<p>İsveç’in NATO üyeliği için Türkiye’nin onayını beklediği bir dönemde, Türk Büyükelçiliği önünde bu iğrenç olay gerçekleştiriliyor. Bu iğrenç provokasyon, neden Suudi Büyükelçiliğinin önünde değil, İran Büyükelçiliğinin önünde değil, Pakistan Büyükelçiliğinin önünde değil de Türkiye Büyükelçiliği önünde gerçekleştiriliyor? Bunun Türk kamuoyunu, özellikle provoke etmek için yapıldığı son derece açık. Bundan en çok nemalanacak adresler de bellidir. Diğer taraftan, Batı medyasında da tek bir yerden düğmeye basılmış gibi birdenbire, birbirine benzer makaleler yayımlanmaya başladı. Her seçim öncesi artık mutat hale gelen bu senaryolar, hükümetin değirmenine su taşımaktan başka bir işe yaramıyor.</p>
<p>Türkiye 2015’ten bu yana ne adil, ne de serbest seçim yapabiliyor. İstanbul seçimlerinde yaşananlar ortada. Millet iradesine yargı eliyle darbe yapıldı. Ama milletimiz iradesine sahip çıktı. Sarayın kibirlisine döndü. ‘Yeter! Söz milletindir’ dedi. Milletimiz şimdi aynı sözü, bu sefer tüm ülkede söylemeye hazırlanıyor. Milletimiz sandık önüne geldiğinde, ucube tek adam rejimine, ‘Artık Yeter!’ diyecek. Yolsuzluklara, ‘Artık Yeter!’ diyecek. Yoksulluğa, ‘Artık Yeter!’ diyecek. Yasaklara, ‘Artık Yeter!’ diyecek. Milleti unutanlara, ‘Artık Yeter!’ diyecek. Harun olacağız derken Karun olanlara, ‘Artık Yeter!’ diyecek. Bir yüzükle siyasete başlayıp, servetine servet katanlara, ‘Artık Yeter!’ diyecek. ‘Meclis’i fesih yetkim yok’ diyerek milletten oy toplayıp, şimdi ‘Yetkim var, 10 Mart’ta yetkimi kullanacağım’ diyenlere, ‘Artık yeter!’ diyecek. Milletimiz, 20 yıllık yalan ve talana, ‘Artık Yeter!’ diyecek. Artık; söz de karar da milletimizindir. Milletimiz bunların yaptıklarını gördü, notlarını verdi. İçeriden dışarıdan ne kadar uğraşırlarsa uğraşsınlar. Bunların eline tasdiknamelerini verip evlerine gönderecek. Mührü de bize Millet İttifakına verecek.”</p>
<p>Öztrak, açıklamalarının ardından gazetecilerin sorularını yanıtladı. Öztrak, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın üçüncü kez aday olup olamayacağına ilişkin soruya, şu yanıtı verdi:</p>
<p>“Neyin ne olduğu bu Anayasa’da yazıyor. Bu Anayasa’yı yorumlamak da hukukçuların görevi. Seçime giderken biz milletin gündemini bu tartışmalarla işgal etmek istemiyoruz. Bu itirazları ülkenin hukukçuları tabi ki yapacaklardır. Ama biz seçim sath-ı mailinde milletin açlığı tartışılsın istiyoruz. Yoksulluğu tartışılsın istiyoruz. Milletin nasıl refaha çıkartılacağı tartışılsın istiyoruz. Enflasyonu tek haneli rakamlara nasıl düşüreceğiz, bunların tartışılmasını istiyoruz. Ülkemizi nasıl tüm dünyada, üretim üssü olarak ortaya çıkmasını sağlayacağız bunun tartışılmasını istiyoruz.”</p>
<p><a href="https://www.haberduyur.com/faik-oztrak-chpyi-savas-gunlerinde-karneyle-et-ekmek-dagitti-diyerek-yillarca-suclayanlar/">Faik Öztrak: “Chp’yi, Savaş Günlerinde ‘Karneyle Et, Ekmek Dağıttı’ Diyerek, Yıllarca Suçlayanlar</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.haberduyur.com">Flaş Haberler Son Dakika - Güncel Haberler - Haber Duyur</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.haberduyur.com/faik-oztrak-chpyi-savas-gunlerinde-karneyle-et-ekmek-dagitti-diyerek-yillarca-suclayanlar/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>CHP Sözcüsü Öztrak: Artık Müzelik Olmuş Erdoğan’ı Ne SADAT Gibi Paramiliter Artıklar Ne Pelikanlar Ne De Ebabiller Kurtarır!</title>
		<link>https://www.haberduyur.com/chp-sozcusu-oztrak-artik-muzelik-olmus-erdogani-ne-sadat-gibi-paramiliter-artiklar-ne-pelikanlar-ne-de-ebabiller-kurtarir/</link>
					<comments>https://www.haberduyur.com/chp-sozcusu-oztrak-artik-muzelik-olmus-erdogani-ne-sadat-gibi-paramiliter-artiklar-ne-pelikanlar-ne-de-ebabiller-kurtarir/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[admin]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 16 Jan 2023 18:55:45 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Gündem]]></category>
		<category><![CDATA[Faik Öztrak]]></category>
		<category><![CDATA[Faik Öztrak haber]]></category>
		<category><![CDATA[Faik Öztrak haberleri]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.haberduyur.com/?p=16376</guid>

					<description><![CDATA[<p>CHP Sözcüsü Faik Öztrak, “Artık bu ucube rejim metal yorgunudur. Miadı dolmuştur. Son kullanma tarihi geçmiştir. Anlaşılan bunu kendileri de idrak etmişler, Kasımpaşa’da, bir Erdoğan Müzesi hazırlıyorlarmış… Artık miadı dolmuş, müzelik olmuş Erdoğan’ı hiç kimse kurtaramaz. Ne psikolojik savaş aracı olarak kullanmaya kalktığınız, SADAT gibi paramiliter artıklar ne Pelikanlar ne de Ebabiller kurtarır. Korkunun ecele [&#8230;]</p>
<p><a href="https://www.haberduyur.com/chp-sozcusu-oztrak-artik-muzelik-olmus-erdogani-ne-sadat-gibi-paramiliter-artiklar-ne-pelikanlar-ne-de-ebabiller-kurtarir/">CHP Sözcüsü Öztrak: Artık Müzelik Olmuş Erdoğan’ı Ne SADAT Gibi Paramiliter Artıklar Ne Pelikanlar Ne De Ebabiller Kurtarır!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.haberduyur.com">Flaş Haberler Son Dakika - Güncel Haberler - Haber Duyur</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>CHP Sözcüsü Faik Öztrak, “Artık bu ucube rejim metal yorgunudur. Miadı dolmuştur. Son kullanma tarihi geçmiştir. Anlaşılan bunu kendileri de idrak etmişler, Kasımpaşa’da, bir Erdoğan Müzesi hazırlıyorlarmış… Artık miadı dolmuş, müzelik olmuş Erdoğan’ı hiç kimse kurtaramaz. Ne psikolojik savaş aracı olarak kullanmaya kalktığınız, SADAT gibi paramiliter artıklar ne Pelikanlar ne de Ebabiller kurtarır. Korkunun ecele faydası yok. Korkuyorlar, korktukça çirkinleşiyorlar. Ama unutmasınlar ‘Korku suçu, suç da cezayı getirir.’ Hayat yaptığımız seçimlerden ibarettir. Bu seçimde nasıl bir hayata sahip olacağımıza, nasıl bir Türkiye istediğimize, hep beraber karar vereceğiz” dedi.</p>
<p>CHP Sözcüsü Faik Öztrak, bugünkü MYK toplantısı gündemi ile ilgili basın toplantısı düzenledi. Gündemi değerlendiren Öztrak, şunları söyledi:</p>
<p>“Merkez Yönetim Kurulu toplantımız devam ediyor. İstikrar vaadiyle pazarlanan ucube şahsım yönetim sistemi, ülkemizde ne ağız tadı bıraktı ne de istikrar. ‘Tek başımıza yöneteceğiz, çabuk karar alacağız’ dediler. Dünyanın en büyük ekonomileri liginde, ülkemizi ilk yirmiden, düşme sınırına getirdiler. Paramızı pul ettiler. Milletimizi hayat pahalılığına ezdirdiler. Parti devleti, devlette liyakati sıfırladı. İkbal peşindeki memurlar, devletin memuru gibi değil, partinin memuru gibi davranır oldu. Ülkemiz bu ucube rejimin liyakatsiz kadroları elinde, Narcos film setine döndü. Yirmi sene yönettikleri ülkede, açlığı, fakirliği hortlatanlar, ülkeyi bu hale düşüren kendileri değilmiş gibi şimdi çıkmışlar, On parmaklarında on kara bize sürmeye çabalıyorlar. Milletten utanmadan oy istiyorlar. Sorunların sebebi olanlar, sorunların çözümü olamazlar. Milletimiz bunların ne yaptığını gördü, notlarını verdi. Artık sandık vakti. Halkımız bu ucube rejimi sandığa gömmeye hazırlanıyor. Milletimiz sandıkları patlatacak, biz de milletimizin tertemiz oylarını, Sonuna kadar koruyacağız.  Biz hazırız. Kararlılıkla adım adım, stratejimize sadık kalarak hem CHP hem de Altılı Masa, büyük bir disiplin içinde sandığa yürüyoruz. Baştan beri uyguladığımız programa uygun olarak, bu ay sonunda, milletimizi önce feraha çıkaracak, sonra da refaha ulaştıracak programımızı ve ülkemizi nasıl yöneteceğimize dair yol haritamızı açıklayacağız. Bugünkü toplantımızda tüm bu hazırlıkları, bir kez daha gözden geçirdik.</p>
<p><strong>KURALLARIN DEĞİL, KRALIN HÜKÜM SÜRDÜĞÜ YERDE KARARLAR SÜREKLİ DEĞİŞİR: </strong>‘Bozuk olunca maya ne ar tanır ne hayâ’ diyor, Hazreti Mevlâna, bu toprakların mayasına uymayan, ucube tek kişilik şahsım rejimi, ülke yönetiminde çoklu organ yetmezliğine sebep oldu. Ülkemizde, bu ucube rejim elinde ne adli ne iktisadi ne siyasi ne de idari istikrar kaldı. ‘Yok kanun! Yap kanun!’ zihniyetiyle, ‘ben yaptım, ben bozarım’ anlayışıyla, ülkemizde hukuk, kural ve istikrar kalmadı. ‘Sınırsız bir hâkimiyet, kime ait olursa olsun, kim tarafından kullanılırsa kullanılsın, istibdat ve zulme götürür.’ ‘Hızlı karar alacağız’ diyerek, hükümetin başını, meclisin yasa yapma yetkisine ortak ettiler. Partili Cumhurbaşkanına tek başına yönetme yetkisi verdiler. Sınırsız bir güçle donattılar. Erdoğan, 2018 Temmuz’undan bu yana, 116 Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi yayınladı. Ama bu 116 Kararnamenin 78 tanesi, kendi çıkardığı kararnamelerdeki, yanlışlıkları düzelten kararnameler. 54 aydır, sınırsız yetkiyle ülkeyi yönetiyor. Neredeyse her ay iki kararname çıkarmış ve çıkarılan iki kararnameden birisi, öncekini düzeltmek için çıkarılmış. Neden? çünkü neyin doğru, neyin yanlış olduğuna, kurallar, yasalar değil, tek bir kişi karar veriyor. Sabahları Erdoğan hangi tarafından kalktıysa, yardımcısına ‘yaz’ diyor, 85 milyon vatandaş da sarayın keyfine göre yaşıyor. Erdoğan’ın Merkez Bankası’na çöktüğü günden bu yana merkez bankasının kararları da artık sarayda yazılıyor. Bir sabah kalkıyorsunuz, ihracatçılara, kazandıkları dövizin yüzde 25’ini bozdurma zorunluluğu getiriyor. Bir başka sabah kalkıyorsunuz, döviz bozdurma zorunluluğunu yüzde 40’a çıkarıyor. Bir sabah, ‘döviz tevdiat hesaplarını kapatın’ diyerek, bankalara caydırıcı ve cezalandırıcı, birtakım düzenlemeler getiriyor. Bir başka sabah, ‘aynı bankalar yurtdışından dövizle borçlansın’ diyerek, zorunlu karşılıkları sıfırlıyor. Bir sabah, ‘liralaşacağız’ diyerek, Kur Korumalı Mevduata olmadık teşvikler veriyor. Bir başka sabah, banka mevduatlarında vadeyi uzatmaya karar veriyor, belirli bir vadenin üzerindeki Türk lirası mevduatların, zorunlu karşılıklarını sıfırlıyor. Izrar halinde tüm tuşlara aynı anda basıyor. Kuralların değil, kralın hüküm sürdüğü yerde kararlar sürekli değişir. Dün yapılan, bugün bozulur. İstikrar biter, bugün olduğu gibi kaos çıkar.</p>
<p>Binlerce yıl ötesinden seslenen Aristoteles, sanki bugünün Türkiye’sini görmüş de söylemiş, ‘Yönetimde adalet kuralla, kural ise yasayla sağlanır. Yasanın egemenliği bir tek kişinin egemenliğine yeğdir.’ Kural hâkimiyetinin olmadığı yerde, ne hukuki istikrar kalır, ne öngörülebilirlik kalır ne de ekonomik istikrar kalır. Tıpkı bugün ülkemizde olduğu gibi.</p>
<p>‘Adalet, halkın ekmeğidir.’ Küçülen ekmeğimizle, tabağımızdan eksilen aşımızla, biz bunu yaşayarak öğrendik. Tek bir kişinin inadı, ‘faiz sebep, enflasyon netice’ safsatası, ekonomimizi perişan etti. Son bir yılda, kuru soğan yüzde 315, limon yüzde 203, toz şeker yüzde 165, ıspanak yüzde 163, portakal yüzde 142, mandalina yüzde 127 zam gördü. TÜİK’in marketlerinde bile son bir yılda, süt yüzde 113, peynir yüzde 105, tereyağı yüzde 109 zamlandı. Dünyada gıda fiyatları düşüyor. Bizde şahlanmaya devam ediyor. Gıda enflasyonunda dünyada altıncı sıradayız. Konut fiyatları enflasyonunda da şampiyonluğu kimselere kaptırmıyoruz.</p>
<p>Son bir yılda, konut fiyatlarının en çok arttığı ülke Türkiye, dünyada konut fiyatları ortalama yüzde 8 artarken, bizde yüzde 189 artmış. Bu ucube rejim elinde milletimiz, çok ciddi bir gıda ve barınma kriziyle karşı karşıya ama millete bu yıkımı yaşatanların umurunda değil. Nebati Bakan’ın keyfi çok şükür yerindeymiş, gözlerindeki meşhur ışıltı meğerse yeniden belirmiş çünkü bunlar, yörük sırtından kurban kesmeye alışmışlar.</p>
<p>İşte bugün 2022 bütçe sonuçları açıklandı. Sarayın ‘Bir kuruş vermeden yaptık’ dediği dolar ve avro cinsinden garantili projelere sadece 2022’de ödenen para 38 milyar lira. Nebati Bakanı’nın ‘En kötü senaryoda bile Hazine’ye yük gelmiyor’ dediği, Kur Korumalı Mevduat için bütçeden ödenen para, 93 milyar lira. Bu kadar yalanı, bu kadar rahat nasıl söyleyebiliyorlar? Tabi harcadıkları kendi paraları değil, milletin parası, 2022’de, ‘Nas’ dedikleri faiz için bütçeden ödedikleri para ise 311 milyar lira, sadece bu üç kalemden, yandaş müteahhitlere, faiz lobilerine, milletin kesesinden aktardıkları para 442 milyar lira. Buna karşın bütçeden çiftçiyi desteklemek için 2022’de ödenen para sadece 39 milyar lira, Halkbank’tan esnafa verilen destek 9 milyar lira, yatırıma harcanan para 276 milyar lira.</p>
<p>Bir avuç yandaşa, beslemeye harcanan para, bütçeden yatırıma harcanan paranın iki katı, millete vermişler talkını, beslemeleriyle yutmuşlar salkımı. Ucube rejim elinde, sadece hukuki ve ekonomik istikrar değil, siyasi ve idari istikrar da darbe aldı. Güya yönetimde istikrar olacaktı, ama değişen bakanların, TÜİK Başkanlarının, Merkez Bankası Başkanlarının haddi hesabı kalmadı. İngiliz Kralı Sekizinci Henri nasıl sürekli eş değiştirdiyse, Türkiye de öyle Merkez Bankası Başkanı değiştiriyor. Yabancılar işte bu sözlerle, ucube sistemle dalga geçiyor. Bugün artık devlet yönetilmiyor, rüzgâra tutulmuş bir yaprak gibi savruluyor. Bir KPSS’yi, bir rektör atamasını bile yapamaz haldeler.</p>
<p><strong>SEÇİM KAYBETSEM DE BEN BU İŞTE YOKUM’ DEDİĞİ EYT’Yİ, 2,5 MİLYON EYT’Lİ BASTIRINCA, SEÇİME GİDERKEN KABULLENMEK ZORUNDA KALDI: </strong>Yönetimdeki kargaşaya en son örnek, Emeklilikte Yaşa Takılanlarla ilgili düzenleme. Erdoğan, ‘Seçim kaybetsem de ben bu işte yokum’ dediği EYT ’yi, 2,5 milyon EYT’li bastırınca, seçime giderken kabullenmek zorunda kaldı. Ama Meclis’e hala bir düzenleme getiremediler. Erdoğan’ın bir Grup Başkanvekili ‘Benden tarih istemeyin’ diyor. Erdoğan’ın Bakanı, ‘İlk aylıklar Şubat ya da Mart’ta olabilir’ diye açıklama yapıyor. Erdoğan’ın bir başka Grup Başkanvekili çıkıyor, ‘Şubat ortasında biter diye ümit ediyorum’ diyor. ‘Hızlı karar alacağız’ diye getirdikleri sistemde, Erdoğan karar alamayınca, altındakiler de kıbleyi şaşırıyor. İnsanlar EYT çıkacak diye, askerlik, doğum borçlanmaları yaptılar. Birçoğu kredi çekti. Şimdi EYT’yi, seçime ayarlı şekilde ileriye doğru sallıyorlar. Buna sadece istikrarsızlık denmez, insafsızlık da denir. Her işleri seçime ayarlı ama seçim tarihi için bile her kafadan ayrı ses çıkıyor. Saray, ‘Erken seçim yok’ Noktalı virgül değil, nokta” dedi.  Ama şimdi, ‘Erken seçim değil ama erkene alabiliriz. Malum mevsim şartları’ diye kıvrım kıvrım kıvranıyorlar. Algı yönetmekten, ülke yönetmeye fırsat bulamıyorlar. Ne yaparlarsa yapsınlar, bundan sonra bu kibir abidelerine, bu liyakatsizlere, bu beceriksizlere her mevsim kış, milletimize bahardır.</p>
<p><strong>ANLAŞILAN TAM DA SEÇİM ÖNCESİNDE, YENİ BİR ALTAY TANKI PALAVRASI HAZIRLIĞI VAR: </strong>Erdoğan bir de hafta sonu Muğla’da çıkmış, ‘Altay tankının teslimini yaptık’ diyor. Peki, bundan ordumuzun haberi var mı? Oysa daha birkaç gün önce tankın mayıs ayında teste çıkacağını, Seri üretimin 2025’e kaldığını açıklayan yine kendisiydi. Çok laf yalansız, çok mal haramsız olmazmış. Bunlarınki de bu hesap. Onun ‘teslim ettik’ dediği, projesi 1995 yılında, prototipi 1997’de yapılan, 2004’de envantere giren ‘fırtına obüsleri’ idi.  Altay tankı projesi ise, tam bir yandaş kayırma, tam bir yabancıya peşkeş, tam bir yılan hikâyesi oldu. Ama dervişin fikri neyse zikri de odur. Anlaşılan tam da seçim öncesinde, yeni bir Altay tankı palavrası hazırlığı var.  Tıpkı bundan 5 yıl önce 14 Haziran 2018 tarihinde, son Cumhurbaşkanlığı seçiminden tam 10 gün önce, Savunma Sanayii Başkanının, şu tweetiyle başlayan fos hikaye gibi. Bu tweet, ‘BMC ile anlaştık. Milli tankımız Altay’ın milli motorunu ve güç grubunu geliştiriyoruz’ diyor. Peki, kimlerle anlaşmış? anlaşmanın hatıra fotoğrafına yakından bakalım. Yanında kim var? Saraya ilahi aşkla bağlı iş insanı Ethem Sancak, aynı Savunma Sanayi Başkanı bu sefer 9 Kasım 2018 tarihinde, sosyal medya hesabından şu duyuruyu yapıyor, ‘Altay tankının seri üretim sözleşmesini imzaladık. İlk tankı 18 ay sonra Kara Kuvvetleri Komutanlığı’na teslim edeceğiz’ yani bu hesaba göre 2020’nin mayıs ayında ilk tankın ordumuza teslimi gerekiyordu. 2020’nin mayısı geçti, 2021’in mayısı geçti, 2022’nin mayısı da geçti. 2023’ün ocak ayındayız. Tank nerede? Tank yok. Milli motor nerede? Milli motor yok. Ethem Sancak nerede? Ethem Sancak yok. Bu arada Katar ortaklı BMC hisseleri, Sancak’tan alındı. Başka bir yandaş havuzcuya verildi. Anlaşılan şimdi yine seçim öncesinde, Kore’den iki, üç tane motor getirip, Altay tankının prototiplerini yürütüp, şov yapmaya hazırlanıyorlar.  Aziz milletimizin gözünü bir kez daha boyarız sanıyorlar. Bu iş öyle çocuk oyuncağı değil. Türkiye’nin etrafı ateş çemberi sınırlarımızda bu milli tanklara, her zamankinden daha fazla ihtiyacımız var. Siz önce çıkın, her şeyin hızlı olacağını söylediğiniz bu ucube sistemde, bu gecikmenin hesabını bir milletimize verin.</p>
<p><strong>KIŞLAYA SİYASET SOKMANIN BEDELİ, HER ZAMAN ÇOK AĞIR OLMUŞTUR. 15 TEMMUZ’UN ACILARI DAHA UNUTULMAMIŞTIR: </strong>Ne yazık ki bu kirli ve çürük düzenin mümessilleri, ellerini değdikleri her şeyi kirlettiler. AK Parti Genel Başkanı, Cumhurbaşkanı sıfatıyla çıkmış, Genel Başkanımız Kemal Kılıçdaroğlu’na, ağzına geleni söylüyor. Şanlı ordumuzun komuta kademesine oturttukları da, Erdoğan’ı alkışlıyor, onunla beraber siyaset yapıyor. Ordumuz milletin ordusudur. Kışlaya siyaset sokmanın bedeli, her zaman çok ağır olmuştur. 15 Temmuz’un acıları daha unutulmamıştır. Erdoğan’ın ‘Bu hasret bitsin, dön artık’ dedikleriyle beraber, atadığı apoletlilerin darbe teşebbüsünü, beyefendi özel uçağının konforunu yaşayarak havada turlarken, milletimiz canı pahasına önlemiştir. Genel Başkanımız Kemal Kılıçdaroğlu, ‘Adliyeye, askeriyeye ve camiye siyaset karışmamalı’ diye boşuna söylemiyor. Ama bu ucube rejim, kamu görevlisi ile parti görevlisi arasında fark bırakmadı. Normal bir demokraside böyle bir görüntü olmaz, olamaz.  İşte Avustralya’da yaşananlar, Milli Savunma Bakanı bir toplantı yapıyor. Toplantının bir yerinde, basın, bakana politik sorular sormaya başlayınca, oradaki en kıdemli asker, Bakanın yanına gidiyor. ‘Arkada bulunan subaylar, kenara çekilebilir mi’ diye soruyor ve askerler siyasi dekor olmamak için, sahneyi terk ediyor. Yönetimde sivilleşme budur. Vesayete karşı olmak budur. Bizde Erdoğan, muhalefete olmayacak sözler söylerken, siyaset yaparken, komutanlar alkış tutuyor. Muğla Valiliği’nin sosyal medya hesabından, AK Parti Genel Başkanının miting videoları yayınlanıyor. İşte bunlar bir parti devleti görüntüsüdür. Güvenlik güçlerini yanına alan bir siyasetçinin, milletin, muhalefetin üzerinde vesayet kurma girişimidir. Bu tabloyu biz de hazmedemeyiz, milletimiz de hazmedemez. Herkes şunu bilsin, memurlar hükümetin değil, devletin memurudur. Hükümetler geçicidir, bu devlet kalıcıdır. Erdoğan da bu seçimde gidicidir. Onun dünyalığı için, Hiçbir devlet memuru kendi ahiretini yakmasın. Adalet güneşinin solduğu yerde, suçluların gölgesi uzun olur.</p>
<p><strong>BU UCUBE REJİM, GÜZELİM MEMLEKETİMİZİ NARCOS SETİNE ÇEVİRDİ: </strong>Sadece son bir haftada yaşadığımız olaylara bir bakın Bulgaristan’dan Türkiye’ye planör uçaklarla uyuşturucu paketleri atıldı. Ankara’da 5 Afgan’ı katleden, sonra elini kolunu sallayarak İran’a, oradan da Afganistan’a kaçan zanlı, Afganistan’da yakalandı. Meselenin Afganistan ile Türkiye arasındaki para trafiği olduğu anlaşıldı. İki uyuşturucu çetesi, Haliç’te köprü üzerinde çatıştı. Bir kişi öldü, olay yerinde 41 boş kovan bulundu.</p>
<p>Ucube şahsım rejimi elinde Türkiye, uluslararası mafyanın asri mezarlığına döndü. İşte bugün de Trabzon’da, Gürcü mafya mensuplarından biri infaz edildi ve tüm bu kirli ilişkiler, ülkemizi kirli paranın aklandığı, koca bir makineye çevirdi.  Geçtiğimiz yılın ilk 11 ayında, ülkeye giren kaynağı belirsiz para 22 milyar doları aştı. 2011’den sonra, ülkeye bu şekilde giren para, 52 milyar dolara ulaştı.  Bu ucube rejim, trolden bakan, bakandan da trol yaptı. Geçen hafta Grup Başkanvekilimiz, önemli bir dosya açıkladı. Organize suçla mücadele etmesi gereken İçişleri Bakanı, Bakanlığının imkânlarını kullanarak, 8 bin kişilik bir trol örgütü kurdurmuş. Bu çeteyi de kendi siyasi ikbali için kullanmaktaymış.</p>
<p><strong>HALKI KİN VE DÜŞMANLIĞA SEVK EDEN BU ORGANİZE SUÇ ÖRGÜTÜNE DE, ‘EBABİL HAREKÂTI’ DEMİŞLER:</strong> Her zaman olduğu gibi din bezirgânlığı yine ihmal edilmemiş. Kuş beyinli yanaşmalar, sosyal medya üzerinden milletin üstüne akbabalar misali çökmüş. Bu trol örgütünü yöneten de Bakan danışmanı, emniyetin, jandarmanın resmi twitter hesaplarının yönetimi, anlaşılan bu danışmanın cep telefonundan yapılıyor. Bakan danışmanı, Genel Başkanımız Kemal Kılıçdaroğlu’na, Bu resmi hesaplardan cevap yetiştiriyor. Ne emniyet, ne de jandarmadan şu ana kadar, bu konuda hiç ses çıkmadı. ‘Kamu hizmetlerinin gerektirdiği aslî ve sürekli görevler, memurlar ve diğer kamu görevlileri eliyle yürütülür.’ Bunu ben demiyorum. Anayasamızın 128’inci maddesi diyor.  Devlet imkânlarını kullanarak trol çetesi kurmak, Devletin resmi işlerini özel danışmanına yaptırmak, anayasamıza, kanunlarımıza göre suçtur. Bunu yapan atama İçişleri Bakanı ya görevden affını istemeli ya da Hükümetin başı bunu azletmelidir ama biliyoruz ki, Gücünü trol ordularından alan baş trolcü de Erdoğan’ın kendisi. Orman yangınını söndürmek için, Erdoğan’dan talimat bekleyenler 8 bin trolü işe alırken, herhalde tek başlarına hareket etmemişlerdir.</p>
<p><strong>ARTIK MİADI DOLMUŞ, MÜZELİK OLMUŞ ERDOĞAN’I HİÇ KİMSE KURTARAMAZ: </strong>Artık bu ucube rejim metal yorgunudur. Miadı dolmuştur. Son kullanma tarihi geçmiştir. Anlaşılan bunu kendileri de idrak etmişler, Kasımpaşa’da, bir Erdoğan Müzesi hazırlıyorlarmış. Artık müzelik olduklarını, kendileri de kabul etmişler. Biz, bu müzede nelerin sergilenmesi gerektiğine dair, kısa bir öneri listesi oluşturduk. Bu müzede seçim kazanmak için meydanlarda okuttuğu, terörist başının mektubu mutlaka olmalı. Yanına da, Trump’ın yüzüne çarpamadığı, kendisine ‘aptal olma’ diye hakaret eden, mektubun bir kopyası konmalı. Eski ortağı Hoca efendisiyle beraber ıslandıkları yağmurdan, birkaç damla numune, gözyaşı şişesi içerisinde bir köşede yer almalı. Süleyman Şah türbesini kaçırırken terk ettikleri vatan toprağından, bir avuç mutlaka burada bulunmalı. Kremlin sarayında, Putin’in kapısında kaç dakika bekletildiğini saymak için, Rus devlet televizyonunun kullandığı kronometre, bir köşeye konmalı. Paraları sıfırlama talimatını içeren, 17-25 ses kayıtları müzede yankılanmalı. Ayrıca kulaklıkla, üç ayrı dilde tercümesi yapılmalı. Bu yapılmalı ki dünya âlem, Erdoğan’dan ibret alsın. Yine, bakan çocuklarının evinde çıkan, para sayma makineleri, çelik kasalar, dolar dolu ayakkabı kutuları bu müzede mutlaka olmalı. Cari açığımızı kapatıyor diye ödül verdikleri Reza Zarrab’ın balmumu bir heykeli bir köşede durmalı. Çorbada bizim de tuzumuz olsun.   İsterlerse, Mansur Başkan’dan rica ederiz, 800 milyon doları aşan maliyetiyle, bir israf anıtı olan Ankapark’taki dinozorları da, bu müzeye gönderebiliriz. En azından gelecek kuşaklar bu dinozorlara bakar da, bu ülkeyi nasıl ‘yönetmemek’ gerektiğini, gözleriyle görürler. Artık miadı dolmuş, müzelik olmuş Erdoğan’ı hiç kimse kurtaramaz. Ne psikolojik savaş aracı olarak kullanmaya kalktığınız, SADAT gibi paramiliter artıklar ne Pelikanlar ne de Ebabiller kurtarır. Korkunun ecele faydası yok. Korkuyorlar, korktukça çirkinleşiyorlar. Ama unutmasınlar ‘Korku suçu, suç da cezayı getirir.’ Hayat yaptığımız seçimlerden ibarettir. Bu seçimde nasıl bir hayata sahip olacağımıza, nasıl bir Türkiye istediğimize, hep beraber karar vereceğiz.</p>
<p><strong>2023 SEÇİMLERİ ‘RANT VE TALAN’ DİYENLERLE ‘HELALİNDEN KAZANÇ’ DİYENLER ARASINDADIR: </strong>2023’te yapacağımız seçim, sıradan bir seçim değildir. Bu seçim, ‘Söz de, yetki de sadece benimdir’ diyen, otokrat bir zihniyetle, ‘söz de, yetki de milletindir’ diyen, demokrat bir zihniyet arasındadır. Bu seçim ‘Dediğim dedik, söylediğim buyruk’ diyenlerle, ‘istişareye, müzakereye değer verenler’ arasındadır. Bu seçim, ‘saraya sadakat’ diyenlerle, ‘devlette liyakat’ diyenler arasındadır. Bu seçim ‘doların yeşilini’ sevenlerle, ‘doğanın yeşilini’ sevenler arasındadır. Bu seçim, milletin ufkunu karartanlarla, milletin ufkunu aydınlatanlar arasındadır. Bu seçim, ‘rant ve talan’ diyenlerle, helalinden kazanç’ diyenler arasındadır.</p>
<p><strong>CUMHURİYETİMİZİ İKİNCİ YÜZYILINDA, GÜÇLENDİRİLMİŞ DEMOKRATİK PARLAMENTER SİSTEM İLE TAÇLANDIRACAĞIZ: </strong>Hak hiçbir zaman yerde kalmaz. Haramın temeli olmaz. Yalan, talan ve haram üzerine kurulu, bu ucube şahsım rejiminin tekeri, artık daha fazla dönmez. Bu tekere çomağı, sandıkta hep beraber sokacağız. ‘Kader, gayrete âşıktır.’ Ceberut bir yönetimi sandıkta göndermek için, biz büyük bir gayret sarf ediyoruz. Adaleti korumak, hakkı korumaktır. Hakkı korumak, halkı korumaktır. Biz adaleti, hakkı ve halkımızı korumak için büyük bir aşkla çalışıyoruz. Gayretle ve aşkla çalışırken de en büyük rehberimiz, ‘umutsuz durumlar yoktur umutsuz insanlar vardır. Ben hiçbir zaman umutsuz olmadım’ diyen, büyük Önderimiz Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün, azmi ve kararlılığıdır. 30 Ocak tarihinde, altı siyasi partimizin ortak mutfağından çıkan, ortak politikalar metnini ve Parlamenter Sisteme Geçişin Yol Haritasını halkımıza açıklayacağız. Ülkemizin elbette çok büyük sorunları var. Ama biz bu sorunları aşacak programa, liyakatli kadrolara sahibiz. Altı parti olarak, ne yapacağımızı, nasıl yapacağımızı, kimlerle yapacağımızı çok iyi biliyoruz. Biz kararlıyız. İkinci yüzyılında, Cumhuriyetimizi, Güçlendirilmiş Demokratik Parlamenter Sistem ile taçlandıracağız.  Milletimize, hak ettiği özgürlükçü, demokratik yönetimi sunacağız. Millete kör kuruşun hesabını veren, liyakate dayalı kamu yönetimini inşa edeceğiz. Üreteceğiz, kazanacağız, zenginliği hakça paylaşacağız. Milletimizin hiçbir ferdini geride bırakmayacağız. Fikri hür, irfanı hür, vicdanı hür nesilleri bilimle, teknolojiyle, dijital devrimle buluşturacağız. ‘Yurtta sulh, cihanda sulh’ diyeceğiz, komşularımızla ve tüm dünyayla barış içinde yaşayacağız. Türkiye’miz dostluğu aranan, hasımlığından sakınılan büyük bir ülke olacak. Biz hazırız. Milletimiz de hazır.”</p>
<p><strong>Öztrak, açıklamalarının ardından gazetecilerin sorularını yanıtladı. AKP ve MHP’nin anayasa teklifi ile ilgili soruya, Öztrak; “</strong>5 Ocak’ta altı partinin Genel Başkanlarının yaptığı ortak açıklama nettir. Liderler; iktidara eğer samimiysen, muhalefetten gelecek önerilere önyargısız yaklaş çağrısı yapmıştır. Şimdi başörtüsüne ‘gollük pas’ diyen Erdoğan’ın bu konuyu çözme konusunda ne kadar samimi olduğunu bu süreçte hep beraber göreceğiz” yanıtını verdi.</p>
<p>Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın CHP Lideri Kılıçdaroğlu’na yönelik sözlerini alkışlayan komutanlar ile ilgili soruya ise Öztrak, şu karşılığı verdi:</p>
<p>“Kışlaya siyasetin bulaşmaması konusundaki uyarımız, ki konuşmamda da tekrar ettim; kamuoyunda çok büyük destek aldı. Bu konuda partimize çok sayıda olumlu dönüş var. Zaten Genel Başkanımız Kemal Kılıçdaroğlu bu uyarıları Yenikapı’daki mitingde de dile getirmişti. Bundan sonra camiye, kışlaya, adliyeye siyaset karışmasın demişti. Anlattım kışlaya siyaset karışınca ne yaşandığını 15 Temmuz’da gördük.”</p>
<p><a href="https://www.haberduyur.com/chp-sozcusu-oztrak-artik-muzelik-olmus-erdogani-ne-sadat-gibi-paramiliter-artiklar-ne-pelikanlar-ne-de-ebabiller-kurtarir/">CHP Sözcüsü Öztrak: Artık Müzelik Olmuş Erdoğan’ı Ne SADAT Gibi Paramiliter Artıklar Ne Pelikanlar Ne De Ebabiller Kurtarır!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.haberduyur.com">Flaş Haberler Son Dakika - Güncel Haberler - Haber Duyur</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.haberduyur.com/chp-sozcusu-oztrak-artik-muzelik-olmus-erdogani-ne-sadat-gibi-paramiliter-artiklar-ne-pelikanlar-ne-de-ebabiller-kurtarir/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
