<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Erkan Baş Haber - Flaş Haberler Son Dakika - Güncel Haberler - Haber Duyur</title>
	<atom:link href="https://www.haberduyur.com/etiket/erkan-bas-haber/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://www.haberduyur.com/etiket/erkan-bas-haber/</link>
	<description>Flaş Haberler Son Dakika, Güncel Haberler, Gündem Haberler, İstanbul Haberleri, Ankara Haberleri, Tarafsız Ve Bağımsız İnternet Haber Sitesi - HaberDuyur.com</description>
	<lastBuildDate>Fri, 02 Jun 2023 16:59:28 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=6.9</generator>

<image>
	<url>https://www.haberduyur.com/wp-content/uploads/2024/03/cropped-haber-duyur-32x32.png</url>
	<title>Erkan Baş Haber - Flaş Haberler Son Dakika - Güncel Haberler - Haber Duyur</title>
	<link>https://www.haberduyur.com/etiket/erkan-bas-haber/</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>Erkan Baş: Sadece Can Atalay&#8217;ın özgürlüğü engellenmemektedir; Hatay halkının iradesi gasp edilmiştir</title>
		<link>https://www.haberduyur.com/erkan-bas-sadece-can-atalayin-ozgurlugu-engellenmemektedir-hatay-halkinin-iradesi-gasp-edilmistir/</link>
					<comments>https://www.haberduyur.com/erkan-bas-sadece-can-atalayin-ozgurlugu-engellenmemektedir-hatay-halkinin-iradesi-gasp-edilmistir/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[admin]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 02 Jun 2023 16:59:28 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Gündem]]></category>
		<category><![CDATA[Erkan Baş]]></category>
		<category><![CDATA[Erkan Baş Haber]]></category>
		<category><![CDATA[Erkan Baş Haberleri]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.haberduyur.com/?p=22492</guid>

					<description><![CDATA[<p>Türkiye İşçi Partisi (TİP) Genel Başkanı Erkan Baş, TİP’ten Hatay Milletvekili seçildiği halde tutukluğu devam eden Can Atalay&#8217;ın derhal tahliye edilmesi gerektiğini söyledi. Atalay’ın tutukluluğunun Anayasa’ya aykırı olduğunu belirten Baş, &#8220;Bugün TBMM’de yemin törenine katılması engellenen Can Atalay, sadece Can Atalay değildir. Sadece Can Atalay’ın özgürlüğü engellenmemektedir. Açık ifade ediyoruz, Hatay halkının iradesi gasp edilmiştir. [&#8230;]</p>
<p><a href="https://www.haberduyur.com/erkan-bas-sadece-can-atalayin-ozgurlugu-engellenmemektedir-hatay-halkinin-iradesi-gasp-edilmistir/">Erkan Baş: Sadece Can Atalay&#8217;ın özgürlüğü engellenmemektedir; Hatay halkının iradesi gasp edilmiştir</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.haberduyur.com">Flaş Haberler Son Dakika - Güncel Haberler - Haber Duyur</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Türkiye İşçi Partisi (TİP) Genel Başkanı Erkan Baş, TİP’ten Hatay Milletvekili seçildiği halde tutukluğu devam eden Can Atalay&#8217;ın derhal tahliye edilmesi gerektiğini söyledi. Atalay’ın tutukluluğunun Anayasa’ya aykırı olduğunu belirten Baş, &#8220;Bugün TBMM’de yemin törenine katılması engellenen Can Atalay, sadece Can Atalay değildir. Sadece Can Atalay’ın özgürlüğü engellenmemektedir. Açık ifade ediyoruz, Hatay halkının iradesi gasp edilmiştir. Hatay halkının sözünün TBMM’ye taşınması engellenmiştir. Bunun özellikle altını çiziyoruz. Her konuda milletin iradesi sözünü dilinden düşürmeyen iktidarın bu açık hak gaspına sessiz kalarak onay vermesi kayıt altına alınmalıdır. Türkiye’de hukukun, yargının geldiği noktayı takip eden herkes an itibarıyla siyasi bir kararla karşı karşıya olduğumuzu bilmelidir&#8221; dedi.</p>
<p>TİP Genel Başkanı Erkan Baş, TBMM&#8217;de basın toplantısı düzenledi. Baş basın toplantısında, TBMM 28&#8217;inci Dönemin bugün başladığına işaret ederek Hatay&#8217;dan milletvekili seçilen ve tutukluluğu devam ettiği için yemin törenine katılamayan Can Atalay&#8217;ın durumunu gündeme getirdi. Erkan Baş, &#8220;Gücümüzün yegâne kaynağı olan halkımızı ve tüm muhalefet partilerini Can Atalay’a özgürlük demeye, seçilmiş bir milletvekilinin ve Hatay halkının iradesinin gasp edilmesi karşı sesimizi yükseltmeye çağırıyoruz. Umuttan, inattan ve adalet mücadelesinden asla vazgeçmeyeceğiz&#8221; dedi.</p>
<p>Baş’ın konuşmasından öne çıkan başlıklar şöyle:</p>
<p><strong>“DOĞALINDA TARTIŞILACAK, DEĞERLENDİRİLECEKTİR:</strong> 14 Mayıs’ta gerçekleşen seçimlerde halk 600 milletvekili seçti. Biz bu seçimde gerçekleştiğine inandığımız usulsüzlükleri seçim süreci boyunca açık bir şekilde ortaya koyduğumuz haksızlıkları ve nihayetinde seçim sonucu olarak ortaya çıkan tabloyu elbette ki çok boyutlu olarak değerlendirmek gerektiğini düşünüyoruz. Bu önümüzdeki dönemlerde bütün ayrıntılarıyla kamuoyunun çeşitli kesimleri tarafından doğalında tartışılacak, değerlendirilecektir.</p>
<p><strong>GENEL KURUL’DA TİP HATAY MİLLETVEKİLİ CAN ATALAY YOLDAŞIMIZIN KATILIMI ENGELLENMİŞ DURUMDADIR: </strong>Ancak, an itibariyle sonuçlar resmileşmiştir. 600 milletvekili seçilmiştir. 600 milletvekili mazbatalarını aldı. 600 milletvekili il seçim kurullarından aldıkları mazbatalarını TBMM’ye teslim ettiler. TBMM siciline kayıtları yapıldı. Ancak bugün yemin töreni için toplanan Genel Kurul’da TİP Hatay Milletvekili Can Atalay yoldaşımızın katılımı engellenmiş durumdadır.</p>
<p><strong>HATAY HALKININ İRADESİ GASP EDİLMİŞTİR: </strong>Can Atalay, 14 Mayıs’ta milletvekili seçilmiştir. Nokta. 25 Mayıs’ta mazbatasını almıştır. Resmî sonuçlar 30 Mayıs’ta Resmî Gazetede yayınlanmıştır. 2 Haziran yani bugün de TİP’li milletvekilleri ve avukatıyla birlikte Can Atalay’ın TBMM’ye kaydı yapılmıştır. Özetle bugün itibariyle Can Atalay’ın seçilmiş TİP’in Hatay Milletvekili olduğu dördüncü kez resmen tescil edilmiş durumdadır. Bu gerçek apaçık, tartışmasız bir şekilde ortadayken bugün TBMM’de yemin törenine katılması engellenen Can Atalay, sadece Can Atalay değildir. Sadece Can Atalay’ın özgürlüğü engellenmemektedir. Açık ifade ediyoruz, Hatay halkının iradesi gasp edilmiştir. Hatay halkının sözünün TBMM’ye taşınması engellenmiştir.</p>
<p><strong>HERKES AN İTİBARİYLE SİYASİ BİR KARARLA KARŞI KARŞIYA OLDUĞUMUZU BİLMELİDİR: </strong>Bunun özellikle altını çiziyoruz. Her konuda milletin iradesi sözünü dilinden düşürmeyen iktidarın bu açık hak gaspına sessiz kalarak onay vermesi kayıt altına alınmalıdır. Türkiye’de hukukun, yargının geldiği noktayı takip eden herkes an itibariyle siyasi bir kararla karşı karşıya olduğumuzu bilmelidir.</p>
<p><strong>TAHLİYE KARARI VERİLMEMESİ AÇIKÇA ANAYASA’NIN İHLAL EDİLMESİDİR:</strong> Anayasa’nın 83’üncü maddesi açıktır. ‘Seçimden önce veya sonra bir suç işlediği ileri sürülen Milletvekili Meclis’in kararı olmadıkça tutulamaz, sorguya çekilemez, tutuklanamaz ve yargılanamaz.’ Anayasa’nın maddesini okuyoruz. Bu kadar açık bir hüküm ortadayken mahkemelerin bu açık hükme rağmen herhangi bir yorum hakkı ya da herhangi bir yorum yetkisi yoktur. Derhal tahliye kararı verilmelidir. Tahliye kararı verilmemesi açıkça Anayasa’nın ihlal edilmesidir. Tahliye için herhangi bir başvuruya gerek olmadığı kanaatindeyiz. Başvuru yapılmadan dahi kendiliğinden tahliye kararı verilmesi gerekirken avukatlarımız aracılığıyla 8 gün önce başvuru yapmış olmamıza rağmen hala karar verilmemiş olması bir suç teşkil etmektedir.</p>
<p><strong>SÜRATLE İŞLEMESİ GEREKEN BU SÜREÇ SON DERECE YAVAŞ BİR BİÇİMDE İŞLETİLİYOR:</strong> Türk Ceza Kanunu’nun 109’uncu maddesi der ki ‘Kişiyi hürriyetten yoksun kılma suçunun cezası 10 yıla kadar hapistir.’ Burada hukuki bir süreçten söz edemeyeceğimiz, siyasi bir süreç işlediği tam bu nedenle ortadadır. Tahliye talebinin 28 Mayıs Seçimi ve TBMM Yemin Töreni sonrasına bırakılmış olması bunu göstermektedir. 25 Mayıs günü Yargıtay’a tahliye dilekçesi verilmiştir. Dosya Yargıtay Savcılığı’nın önündedir. Yapılması gereken derhal ilgili ceza dairesine gönderilmesi ve ilgili ceza dairesinin de önüne gelen dosya kapsamında hemen tahliye kararı vermesidir. Ama süratle işlemesi gereken bu süreç son derece yavaş bir biçimde işletiliyor.</p>
<p><strong>CAN, ÇORLU TREN KATLİAMI’NDA ÖLENLERİN, HENDEK HAVAİ FİŞEK FACİASI’NDA YAŞAMINI YİTİREN İŞÇİLERİN AVUKATIDIR: </strong>Buradan açık ve net paylaşmak istiyoruz; Can Atalay, Somalı, Ermenekli madencilerin avukatıdır. Aladağ’ta tarikat yurdunda can verenlerin, Çorlu tren katliamında ölenlerin, Hendek Havai Fişek Fabrikası faciasında yaşamını yitiren işçilerin avukatıdır. Can, Gezi’nin en güzel çocuklarının avukatıdır. Dün tutuklanması da bugün tahliye edilmemesi de tümüyle hukuka aykırıdır. Buradan yurttaşlarımıza seslenmek istiyoruz; değerli yurttaşlarım depremin yarattığı yıkım ve travma varlığını sürdürmektedir. Ne acılarımız dindi ne yaralarımız sarıldı. Ancak biz TİP olarak halkımıza bir söz verdik. Bizlere mezar olan bu kentleri yapan inşaat düzeninden buna yol açan siyaset düzeninden deprem sonrası halkın yardımına koşamayan acziyetten, halkımıza çadır satan haysiyetsizlerden hesap soracağız dedik. Bizim verdiğimiz bu söze karşılık Hatay halkı Can Atalay’a ve TİP’e bir görev, sorumluluk vermiştir.</p>
<p><strong>UMUTTAN, İNATTAN VE ADALET MÜCADELESİNDEN ASLA VAZGEÇMEYECEĞİZ: </strong>Can, hukuksuzca tutulduğu cezaevinden çıkıp görevlerini yerine getirmek üzere derhal çalışmalarına başlamak istiyor. Biz halkımıza verdiğimiz sözü tutmak istiyoruz. Biz bu sözü tutacağız. Dikkatinize sunmak istediğimiz husus şudur; şu anda halkın seçme hakkı, seçme özgürlüğü engellenmektedir. Şu anda seçilmiş bir milletvekilinin görevini yapması engellenmektedir. Bu engeli mutlaka aşacak, halkımıza verdiğimiz sözü tutacağız. Buradan bir kez daha gücümüzün yegâne kaynağı olan halkımızı ve tüm muhalefet partilerini Can Atalay’a özgürlük demeye, seçilmiş bir milletvekilinin ve Hatay halkının iradesinin gasp edilmesi karşı sesimizi yükseltmeye çağırıyoruz. Umuttan, inattan ve adalet mücadelesinden asla vazgeçmeyeceğiz.”</p>
<p><a href="https://www.haberduyur.com/erkan-bas-sadece-can-atalayin-ozgurlugu-engellenmemektedir-hatay-halkinin-iradesi-gasp-edilmistir/">Erkan Baş: Sadece Can Atalay&#8217;ın özgürlüğü engellenmemektedir; Hatay halkının iradesi gasp edilmiştir</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.haberduyur.com">Flaş Haberler Son Dakika - Güncel Haberler - Haber Duyur</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.haberduyur.com/erkan-bas-sadece-can-atalayin-ozgurlugu-engellenmemektedir-hatay-halkinin-iradesi-gasp-edilmistir/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Erkan Baş, “Bir oyunuzu Recep Tayyip Erdoğan’ı göndermek için kullanın, Kılıçdaroğlu’na gitsin. Bir oyunuzu da Meclis’te sizin sesiniz için kullanın.”</title>
		<link>https://www.haberduyur.com/erkan-bas-bir-oyunuzu-recep-tayyip-erdogani-gondermek-icin-kullanin-kilicdarogluna-gitsin-bir-oyunuzu-da-mecliste-sizin-sesiniz-icin-kullanin/</link>
					<comments>https://www.haberduyur.com/erkan-bas-bir-oyunuzu-recep-tayyip-erdogani-gondermek-icin-kullanin-kilicdarogluna-gitsin-bir-oyunuzu-da-mecliste-sizin-sesiniz-icin-kullanin/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[admin]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 26 Apr 2023 17:47:11 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Gündem]]></category>
		<category><![CDATA[Erkan Baş Haber]]></category>
		<category><![CDATA[Erkan Baş Haber Son Dakika]]></category>
		<category><![CDATA[Erkan Baş Haberleri]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.haberduyur.com/?p=21460</guid>

					<description><![CDATA[<p>Türkiye İşçi Partisi (TİP) Genel Başkanı Erkan Baş, yarın yurt dışında oy verme işleminin başlaması sebebiyle yurt dışında yaşayan Türkiye vatandaşlarına seslendi. Baş, “Sizden bu karanlığı sonlandırmak için iki oy ile destek vermenizi istiyoruz… Bir oyunuzu Recep Tayyip Erdoğan’ı göndermek için kullanın, Kılıçdaroğlu’na gitsin. Bir oyunuzu da Meclis’te sizin sesiniz için kullanın. TİP için kullanın. [&#8230;]</p>
<p><a href="https://www.haberduyur.com/erkan-bas-bir-oyunuzu-recep-tayyip-erdogani-gondermek-icin-kullanin-kilicdarogluna-gitsin-bir-oyunuzu-da-mecliste-sizin-sesiniz-icin-kullanin/">Erkan Baş, “Bir oyunuzu Recep Tayyip Erdoğan’ı göndermek için kullanın, Kılıçdaroğlu’na gitsin. Bir oyunuzu da Meclis’te sizin sesiniz için kullanın.”</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.haberduyur.com">Flaş Haberler Son Dakika - Güncel Haberler - Haber Duyur</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Türkiye İşçi Partisi (TİP) Genel Başkanı Erkan Baş, yarın yurt dışında oy verme işleminin başlaması sebebiyle yurt dışında yaşayan Türkiye vatandaşlarına seslendi. Baş, “Sizden bu karanlığı sonlandırmak için iki oy ile destek vermenizi istiyoruz… Bir oyunuzu Recep Tayyip Erdoğan’ı göndermek için kullanın, Kılıçdaroğlu’na gitsin. Bir oyunuzu da Meclis’te sizin sesiniz için kullanın. TİP için kullanın. Benim oyum neye yarar demeyin. Belki bir oyunuz sayesinde Erdoğan’ın saray dönemi son bulacak. Bir oyunuz sayesinde Sera, Barış, Ahmet yeniden vekil olacak. Belki oylarınız Can Atalay için eksik kalan 40-50 oyu tamamlayacak ve cezaevinden çıkmasını sağlayacak. Belki Mısra Öz’ü, Meryem Göktepe’yi sizin oylarınızla Meclis kürsüsüne göndereceğiz” çağrısında bulundu.</p>
<p>TİP Genel Başkanı Erkan Baş, yurt dışında yaşayan Türkiye vatandaşlarına bugün Twitter hesabında bir video yayınlayarak seslendi. Yarın yurt dışında oy verme işleminin başlayacağını belirten ve 3 milyon kişiye seslenen Baş, bir oyu Millet İttifakı Cumhurbaşkanı adayı ve CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu için bir oyu da TİP’in Meclis’e girebilmesi için istedi.</p>
<p>Baş, “Yurt dışında yarın itibarıyla oy kullanmaya başlayacak arkadaşlarım. İki dakikanız varsa sizinle paylaşmak istediğim birkaç sözüm var” notuyla paylaştığı videoda şunları söyledi:</p>
<p><strong>“SİZDEN BU KARANLIĞI SONLANDIRMAK İÇİN İKİ OY İLE DESTEK VERMENİZİ İSTİYORUZ””</strong></p>
<p>“Ekmek parası için gurbete giden büyüklerim. Benim gibi olanlarınız yani gurbetçi emekçilerin çocukları. Ülkesini terk etmek zorunda bırakılanlar. Aradığı özgürlük ortamını yurt dışında bulma umuduyla gidenler. Bu tarihi dönemde hepinize ihtiyacımız var. Bu ülkeyi istediğiniz zaman gönül rahatlığıyla dönebileceğiniz bir ülke haline getirmek hepimizin elinde. Uzaktan baktığınızda karanlık görülen hava değişiyor. Bulutlar dağılıyor. Bundan emin olun. Sizden bu karanlığı sonlandırmak için iki oy ile destek vermenizi istiyoruz.</p>
<p><strong>“YURT DIŞI PUSULALARINDA DA TİP YER ALACAK. O YÜZDEN TİP’E YURT DIŞINDAN ATILAN HER OY TİP HANESİNE YAZILACAK YANİ ATTIĞINIZ HER OY DOĞRU YERE GİDECEK”</strong></p>
<p>Belki uğraşacaksınız. Konsolosluğa ulaşmak için yol gideceksiniz. Gidin, oyunuzu kullanın. İstediğiniz zaman özgürce dönebileceğiniz bir ülke için ya da sevdiklerinizin aydınlık bir ülkede yaşaması için oy kullanın. Sizi ve ülkenizi geldiğiniz ülke için yargılayan, yadırgayan iklimi dağıtmak, yaşadığınız ülkede gururla, başınız dik gezmek için oy kullanın. TİP, Emek ve Özgürlük İttifakı’nın ve genel olarak muhalefetin toplam kazancını önemsediği için her yerde seçime girmiyor. Ama bunun yanında, kazanabileceğimizi bildiğimiz bazı büyükşehirler de dahil olmak üzere pek çok bölgede pusulada yer alacağız. Yurt dışı pusulalarında da TİP yer alacak. O yüzden TİP’e yurt dışından atılan her oy TİP hanesine yazılacak yani attığınız her oy doğru yere gidecek.</p>
<p><strong>“BİR OYUNUZU RECEP TAYYİP ERDOĞAN’I GÖNDERMEK İÇİN KULLANIN, KILIÇDAROĞLU’NA GİTSİN. BİR OYUNUZU DA MECLİS’TE SİZİN SESİNİZ İÇİN KULLANIN. TİP İÇİN KULLANIN”</strong></p>
<p>Bizden önce siz oy kullanmaya başlayacaksınız. Oyunuzun değerini bilin. Bizi, Türkiye’deki yakınlarınızı, sevdiklerinizi gülümsetmek için oy kullanın. Bir oyunuzu Recep Tayyip Erdoğan’ı göndermek için kullanın, Kılıçdaroğlu’na gitsin. Bir oyunuzu da Meclis’te sizin sesiniz için kullanın. TİP için kullanın. Benim oyum neye yarar demeyin. Belki bir oyunuz sayesinde Erdoğan’ın saray dönemi son bulacak. Bir oyunuz sayesinde Sera, Barış, Ahmet yeniden vekil olacak. Belki oylarınız Can Atalay için eksik kalan 40-50 oyu tamamlayacak ve cezaevinden çıkmasını sağlayacak. Belki Mısra Öz’ü, Meryem Göktepe’yi sizin oylarınızla Meclis kürsüsüne göndereceğiz. Belediye işçisi Anıl, öğretmen Duygu, motokurye Gökay veya çiftçi Mehmet. Senin oyunla Meclis’e gelip hepimizin haklarını savunacak. Yurt dışındaki dostum, çağrım sana. 27 Nisan’da oy kullanma işlemi başlıyor. Oyunu kullan. Oy senin. TİP senin. Meclis senin. Bu ülke senin.”</p>
<p><a href="https://www.haberduyur.com/erkan-bas-bir-oyunuzu-recep-tayyip-erdogani-gondermek-icin-kullanin-kilicdarogluna-gitsin-bir-oyunuzu-da-mecliste-sizin-sesiniz-icin-kullanin/">Erkan Baş, “Bir oyunuzu Recep Tayyip Erdoğan’ı göndermek için kullanın, Kılıçdaroğlu’na gitsin. Bir oyunuzu da Meclis’te sizin sesiniz için kullanın.”</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.haberduyur.com">Flaş Haberler Son Dakika - Güncel Haberler - Haber Duyur</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.haberduyur.com/erkan-bas-bir-oyunuzu-recep-tayyip-erdogani-gondermek-icin-kullanin-kilicdarogluna-gitsin-bir-oyunuzu-da-mecliste-sizin-sesiniz-icin-kullanin/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Erkan Baş: &#8220;Halktan Çaldıkları Ne Varsa, Hepsinin Hesabını Mutlaka Soracağız&#8221;</title>
		<link>https://www.haberduyur.com/erkan-bas-halktan-caldiklari-ne-varsa-hepsinin-hesabini-mutlaka-soracagiz/</link>
					<comments>https://www.haberduyur.com/erkan-bas-halktan-caldiklari-ne-varsa-hepsinin-hesabini-mutlaka-soracagiz/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[admin]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 15 Apr 2023 20:29:09 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Gündem]]></category>
		<category><![CDATA[Erkan Baş]]></category>
		<category><![CDATA[Erkan Baş Haber]]></category>
		<category><![CDATA[Erkan Baş Haberleri]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.haberduyur.com/?p=20984</guid>

					<description><![CDATA[<p>Türkiye İşçi Partisi (TİP) Genel Başkanı Erkan Baş, İzmir’de; “Türkiye’nin en önemli sorunu adalettir. Adaletin bizim sözlüğümüzdeki karşılığı hesaplaşmadır. Hiç geri basmayacağız. Herkes bilsin, herkes duysun. Ali İsmail’in, Berkin’in, Abdocan’ın, Hasan Ferit Gedik’in, sokakta katledilen kadınların, maden işçilerinin hesabını soracağız. Bu halktan çaldıkları ne varsa, hepsinin hesabını mutlaka soracağız” dedi. Türkiye İşçi Partisi, İzmir’de, milletvekilli [&#8230;]</p>
<p><a href="https://www.haberduyur.com/erkan-bas-halktan-caldiklari-ne-varsa-hepsinin-hesabini-mutlaka-soracagiz/">Erkan Baş: &#8220;Halktan Çaldıkları Ne Varsa, Hepsinin Hesabını Mutlaka Soracağız&#8221;</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.haberduyur.com">Flaş Haberler Son Dakika - Güncel Haberler - Haber Duyur</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Türkiye İşçi Partisi (TİP) Genel Başkanı Erkan Baş, İzmir’de; “Türkiye’nin en önemli sorunu adalettir. Adaletin bizim sözlüğümüzdeki karşılığı hesaplaşmadır. Hiç geri basmayacağız. Herkes bilsin, herkes duysun. Ali İsmail’in, Berkin’in, Abdocan’ın, Hasan Ferit Gedik’in, sokakta katledilen kadınların, maden işçilerinin hesabını soracağız. Bu halktan çaldıkları ne varsa, hepsinin hesabını mutlaka soracağız” dedi.</p>
<p>Türkiye İşçi Partisi, İzmir’de, milletvekilli adaylarını tanıttı. Programda konuşan, TİP Genel Başkanı Erkan Baş, şunları söyledi:</p>
<p><strong>“BU DİKTATÖRLÜĞE HEP BİRLİKTE SON VERECEĞİMİZE YÜREKTEN İNANIYORUM: </strong>Türkiye’yi bu karanlıktan kurtaracağız. Artık çok az zaman kaldı. Bugün buraya sizlere, arkadaşlarımızı emanet etmeye geldik. Önümüzdeki 30 günün her saatinde, her dakikasında aklımızdan çıkmamasını istediğim bir şey var. Bu tek adam dönemini bitireceğiz. Ucube rejime son vereceğiz dedik. Önümüzdeki her saniye bunun için kararlılıkla mücadele etmeye devam edeceğiz. Herkesin öncelikli görevi tek adam rejimine artık son vermektir. Bu diktatörlüğe hep birlikte son vereceğimize yürekten inanıyorum.</p>
<p><strong>MEMLEKETİN KURTARICILARDAN KURTULMASI LAZIM: </strong>Bir daha bu karanlığı yaşamamamız lazım. Onun için de kimse kusura bakmasın. Bu memleketin kurtarıcılardan kurtarılması lazım. Bizi bizden başkası kurtaramaz. Bu siyaset anlayışını ortadan kaldıracağız. Emekçilerin sözünün daha güçlü çıktığı, gençlerin kendi kararlarını kendilerinin verdiği; ne kadar yok sayılan yurttaşımız varsa bunların hepsinin siyasette etkili bir güç olması gerektiğini düşünüyoruz.</p>
<p><strong>TİP, TÜRKİYE’NİN GELECEĞİNE İLİŞKİN SORUMLULUĞU İLE KARAR VERİYOR: </strong>Türkiye sadece bu ittifaka da sığmaz. Hepinizin güç birliği ile Emek ve Özgürlük İttifakı’nı da bunun için kurduk. İttifakı, Türkiye’nin önümüzdeki 100 yılını belirleyecek güçlü bir halk ittifakı olarak siyaset sahnesinde rol alması için çaba sarf edeceğiz. Emek Özgürlük İttifakı’nda bir çatlak yaratmaya dair çok çaba harcandı… Burada çeşitli kışkırtıcı girişimlere karşı, büyük bir sorumlulukla; bu süreci en iyi biçimde sonuca ulaştıran tüm yoldaşlarıma, başta HDP olmak üzere tüm ittifak güçlerimize teşekkür ediyorum. Biz sadece TİP olarak değil, bütün Emek ve Özgürlük güçleri, hep beraber; il il, mahalle mahalle çalıştık… Hiç kimse kusura bakmasın TİP, günü birlik siyasal hesaplar ile değil, Türkiye’nin geleceğine ilişkin sorumluluğu ile karar veriyor. O yüzden İzmir’in 1. Bölgesindeki arkadaşlarımız bu sefer kusura bakmasınlar. Tüm dostlarımızın, İzmir’in 1. Bölgesi’nde Yeşil Sol Parti’ye oy vererek, Emek ve Özgürlük İttifakı’nı güçlendirmesi gerekiyor.</p>
<p><strong>HESAPLAŞACAĞIM DİYEN PARTİNİN PUSULADA YER ALMASI LAZIM: </strong>Hepinizden, bu bütünlükle, bu sorumlulukla yaklaşan bir tavır bekliyorum. TİP, gerçekten tam zamanında pusulada yerini aldı. Ne diyor TİP? 20 yıllık karanlık döneme son vereceğiz ama bir daha karanlığı yaşamaması için hesap sormamız lazım. Hesaplaşacağım diyen partinin pusulada yer alması lazım. Hiç lamı cimi yok. Bu memlekette gençlerin geleceğini, çocuklarımızı; tarikatlara, cemaatlere, yobazlara terk etmeyeceğiz diyen bir partinin pusulada olması önemlidir.</p>
<p><strong>BU HALKTAN ÇALDIKLARI NE VARSA, HEPSİNİN HESABINI MUTLAKA SORACAĞIZ: </strong>Bize diyorlar ki, kindar olmayın. Değiliz. Türkiye’nin en önemli sorunu adalettir. Adaletin bizim sözlüğümüzdeki karşılığı hesaplaşmadır. Hiç geri basmayacağız. Herkes bilsin, herkes duysun. Ali İsmail’in, Berkin’in, Abdocan’ın, Hasan Ferit Gedik’in, sokakta katledilen kadınların, maden işçilerinin hesabını soracağız. Bu halktan çaldıkları ne varsa, hepsinin hesabını mutlaka soracağız… Şunu bize kabul ettirmeye çalışıyorlar: Haklısınız, ama güçsüzsünüz. Haklı olanın güçlü olabileceğini göstermek için bu seçimlere giriyoruz.”</p>
<p><a href="https://www.haberduyur.com/erkan-bas-halktan-caldiklari-ne-varsa-hepsinin-hesabini-mutlaka-soracagiz/">Erkan Baş: &#8220;Halktan Çaldıkları Ne Varsa, Hepsinin Hesabını Mutlaka Soracağız&#8221;</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.haberduyur.com">Flaş Haberler Son Dakika - Güncel Haberler - Haber Duyur</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.haberduyur.com/erkan-bas-halktan-caldiklari-ne-varsa-hepsinin-hesabini-mutlaka-soracagiz/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Erkan Baş: “Hem deprem konusundaki sorumluluklarımızı hem depremle ilgili hâlâ dayanışma bekleyen yurttaşlarımızın yanında olduğumuzu göstermek istiyoruz.”</title>
		<link>https://www.haberduyur.com/erkan-bas-hem-deprem-konusundaki-sorumluluklarimizi-hem-depremle-ilgili-hala-dayanisma-bekleyen-yurttaslarimizin-yaninda-oldugumuzu-gostermek-istiyoruz/</link>
					<comments>https://www.haberduyur.com/erkan-bas-hem-deprem-konusundaki-sorumluluklarimizi-hem-depremle-ilgili-hala-dayanisma-bekleyen-yurttaslarimizin-yaninda-oldugumuzu-gostermek-istiyoruz/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[admin]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 11 Mar 2023 16:51:15 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Gündem]]></category>
		<category><![CDATA[Erkan Baş]]></category>
		<category><![CDATA[Erkan Baş Açıklamaları]]></category>
		<category><![CDATA[Erkan Baş Haber]]></category>
		<category><![CDATA[Erkan Baş Haberleri]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.haberduyur.com/?p=19340</guid>

					<description><![CDATA[<p>Türkiye İşçi Partisi (TİP) Genel Başkanı Erkan Baş, Parti Meclisi’ni Hatay Defne’de topladı. Baş, “Türkiye bir ikilemle karşı karşıya. Bir taraftan memleket çok hızlı bir şekilde seçim sürecine gidiyor. Seçimin baskısı, oradaki büyük sorumluluk deprem gerçeğini unutturabiliyor. Bir ay önce depremde yaşadığımız acıları unutturması için araçsallaştırılabiliyor iktidarlar tarafından. Biz, tam tersine, Türkiye’de bu seçim ile [&#8230;]</p>
<p><a href="https://www.haberduyur.com/erkan-bas-hem-deprem-konusundaki-sorumluluklarimizi-hem-depremle-ilgili-hala-dayanisma-bekleyen-yurttaslarimizin-yaninda-oldugumuzu-gostermek-istiyoruz/">Erkan Baş: “Hem deprem konusundaki sorumluluklarımızı hem depremle ilgili hâlâ dayanışma bekleyen yurttaşlarımızın yanında olduğumuzu göstermek istiyoruz.”</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.haberduyur.com">Flaş Haberler Son Dakika - Güncel Haberler - Haber Duyur</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Türkiye İşçi Partisi (TİP) Genel Başkanı Erkan Baş, Parti Meclisi’ni Hatay Defne’de topladı. Baş, “Türkiye bir ikilemle karşı karşıya. Bir taraftan memleket çok hızlı bir şekilde seçim sürecine gidiyor. Seçimin baskısı, oradaki büyük sorumluluk deprem gerçeğini unutturabiliyor. Bir ay önce depremde yaşadığımız acıları unutturması için araçsallaştırılabiliyor iktidarlar tarafından. Biz, tam tersine, Türkiye’de bu seçim ile deprem arasındaki bağı da göstermek için, ona işaret etmek için hem deprem konusundaki sorumluluklarımızı hem depremle ilgili hâlâ dayanışma bekleyen yurttaşlarımızın yanında olduğumuzu göstermek istiyoruz” dedi.</p>
<p>TİP Genel Başkanı Erkan Baş, partisinin Hatay’ın Defne ilçesinde bir çadırda düzenlenen TİP Parti Meclisi toplantısına katıldı. Baş, toplantının açılışında şunları kaydetti:</p>
<p>“Hatay’da, depremin en ağır hissedildiği yerlerden bir tanesinde toplantıyı yapmış olmayı tercih etmemizin sembolik bir anlamı var. Yurttaşlarımızın, halkımızın yaşadığı acıların ortağı olduğunu da bu vesileyle de göstermek istedik. Aynı zamanda meselenin teknik bir boyutu da var. Pek çok arkadaşımız deprem bölgesindeki çalışmalara katılıyor. Diğer taraftan da parti çalışmalarımızı süreklileştirmek gerekiyor. Depremin yarattığı felaketleri yaşamamak için de sürdürmemiz gerektiğini bu deprem sürecinde bir kez daha görmüş olduk. Fakat, Türkiye bir ikilemle karşı karşıya. Bir taraftan memleket çok hızlı bir şekilde seçim sürecine doğru gidiyor. Zaman zaman şöyle hissediyoruz, yaşıyoruz. Seçimin baskısı, oradaki büyük sorumluluk deprem gerçeğini unutturabiliyor. Bir ay önce depremde yaşadığımız acıları unutturması için araçsallaştırılabiliyor iktidarlar tarafından. Biz, tam tersine Türkiye’de bu seçim ile deprem arasındaki bağı da göstermek için, ona işaret etmek için, hem deprem konusundaki sorumluluklarımızı hem depremle ilgili hâlâ dayanışma bekleyen yurttaşlarımızın yanında olduğumuzu göstermek istiyoruz. Hem de aynı zamanda, seçimlere ilişkin görev ve sorumluluklarımızı en etkin biçimde yerine getirmenin yol ve yöntemlerini arıyoruz.</p>
<p>Toplantıyı açarken hem partili arkadaşlarımıza, yoldaşlarımıza hem de bu büyük felaket karşısında asrın dayanışmasını örgütleyen tüm yurttaşlarımıza bir kez daha parti meclisimiz adına teşekkür etmek istiyorum. Memlekete dair umutlarımızı, bu karanlık günlerde dahi büyütmeyi başardı Türkiye halkları.</p>
<p>Toplantıyı iki gündemde yapacağız. Birinci bölümde deprem sürecine ilişkin bir değerlendirme yapacağız. Yaptıklarımız, yapamadıklarımız, genel durum ve depremin yarattığı yeni gerçekler üzerine konuşacağız.</p>
<p>Deprem gündemini bitirdikten sonra da artık sayılı gün kalan seçimlere ilişkin bir tartışma yürüteceğiz. Seçim başlığında şöyle bir gündemleştirme olacak. Öncelikli olarak, Cumhurbaşkanlığı seçimine ilişkin partinin tavrını bir karar hâline getirmek gerektiğini düşünüyoruz. Cumhurbaşkanlığı seçimlerinde TİP nasıl bir tutum alacak, bu son derece önemli. İkincisi aynı gün gerçekleşecek genel seçimler, milletvekili seçimleri. Buna ilişkin artık bir karar aşamasına gelmemiz gerektiği kanaatindeyiz.</p>
<p>Üçüncü bir başlık olarak da partinin milletvekili adaylarının belirlenmesi sürecini artık takvimlendirmemiz gerekiyor. Pek çok yerde arkadaşlarımız konuya ilişkin çalışmalar yaptılar, partimize milletvekilliği için çok sayıda başvuru geldiğini de biliyoruz. Burada, bu aşamada tek tek tüm illeri, ilçeleri tek tek değerlendirme şansımız olmayacak, belki bunun için bir toplantı daha yapmak gerekecek ama en azından ana yaklaşım konusunda ortaklaşmamız lazım ki hemen pazartesi günü itibariyle il ve ilçe örgütlerimizin genel merkezdeki konuyla ilgili komitelere, komisyonlara raporlarını hazırlayabilsinler.</p>
<p>Önemli bir seçime doğru giderken yıllar sonra belki de ilk defa Türkiye’de sosyalistler, gerçek bir siyasal aktör olarak toplumda yeniden karşılık bulmaya başlarken, yeniden umudu büyütürken çok sayıda yurttaşımızın Türkiye’nin ikinci yüzyılında sosyalistlerin etkin bir rol almasına ilişkin beklentilerini bize ilettikleri bu aşamada, iki gün verimli, başarılı bir toplantı diliyoruz.”</p>
<p><a href="https://www.haberduyur.com/erkan-bas-hem-deprem-konusundaki-sorumluluklarimizi-hem-depremle-ilgili-hala-dayanisma-bekleyen-yurttaslarimizin-yaninda-oldugumuzu-gostermek-istiyoruz/">Erkan Baş: “Hem deprem konusundaki sorumluluklarımızı hem depremle ilgili hâlâ dayanışma bekleyen yurttaşlarımızın yanında olduğumuzu göstermek istiyoruz.”</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.haberduyur.com">Flaş Haberler Son Dakika - Güncel Haberler - Haber Duyur</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.haberduyur.com/erkan-bas-hem-deprem-konusundaki-sorumluluklarimizi-hem-depremle-ilgili-hala-dayanisma-bekleyen-yurttaslarimizin-yaninda-oldugumuzu-gostermek-istiyoruz/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Erkan Baş: Yurttaşlara Verecek Çadırımız Yok, Ama Tayyip Erdoğan’ın Sarayları Var. İtibarınız Batsın&#8221;</title>
		<link>https://www.haberduyur.com/erkan-bas-yurttaslara-verecek-cadirimiz-yok-ama-tayyip-erdoganin-saraylari-var-itibariniz-batsin/</link>
					<comments>https://www.haberduyur.com/erkan-bas-yurttaslara-verecek-cadirimiz-yok-ama-tayyip-erdoganin-saraylari-var-itibariniz-batsin/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[admin]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 21 Feb 2023 14:37:55 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Gündem]]></category>
		<category><![CDATA[Erkan Baş]]></category>
		<category><![CDATA[Erkan Baş Haber]]></category>
		<category><![CDATA[Erkan Baş Haberleri]]></category>
		<category><![CDATA[Erkan Baş Son Dakika]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.haberduyur.com/?p=18446</guid>

					<description><![CDATA[<p>Türkiye İşçi Partisi Genel Başkanı Erkan Baş, &#8220;Bu memlekette enkaz altından kurtarıldıktan sonra yaşama tekrar tutunmaya çalışan yurttaşlara verecek çadırımız yok, ama Tayyip Erdoğan’ın sarayları, sayısını bilemediğimiz kadar uçağı var, bunların hepsini de itibardan tasarruf olmaz diye anlatıyorlar. İtibarınız batsın&#8221; dedi. TBMM Genel Kurulu&#8217;nun çalıştırılmamasını eleştiren Baş, &#8220;Bu Meclis’te mesele o beşli çeteleri zengin edecek [&#8230;]</p>
<p><a href="https://www.haberduyur.com/erkan-bas-yurttaslara-verecek-cadirimiz-yok-ama-tayyip-erdoganin-saraylari-var-itibariniz-batsin/">Erkan Baş: Yurttaşlara Verecek Çadırımız Yok, Ama Tayyip Erdoğan’ın Sarayları Var. İtibarınız Batsın&#8221;</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.haberduyur.com">Flaş Haberler Son Dakika - Güncel Haberler - Haber Duyur</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Türkiye İşçi Partisi Genel Başkanı <strong>Erkan Baş</strong>, &#8220;Bu memlekette enkaz altından kurtarıldıktan sonra yaşama tekrar tutunmaya çalışan yurttaşlara verecek çadırımız yok, ama Tayyip Erdoğan’ın sarayları, sayısını bilemediğimiz kadar uçağı var, bunların hepsini de itibardan tasarruf olmaz diye anlatıyorlar. İtibarınız batsın&#8221; dedi. TBMM Genel Kurulu&#8217;nun çalıştırılmamasını eleştiren Baş, &#8220;Bu Meclis’te mesele o beşli çeteleri zengin edecek bir kanun teklifi görüşülüyor olsaydı koşarak gelirlerdi değil mi” diye konuştu. İktidarı eleştiren Baş, “İster not alın isterseniz ağlayarak günlüğünüze uzun uzun yazın sonunda gideceksiniz. Tüm bu yaptıklarınızın hesabını halka vereceksiniz” dedi.</p>
<p>Türkiye İşçi Partisi Genel Başkanı Erkan Baş, TBMM&#8217;de basın toplantısı düzenleyerek başta Kahramanmaraş ve Hatay merkezli depremler olmak üzere gündeme ilişkin değerlendirmeler yaptı.</p>
<p>Baş, ‘Koordinatör Vali’ pozisyonuyla atanan Şırnak Valisi Osman Bilgin’in memurlara ve işçilere bir aylık maaşlarını bağışlama çağrısında bulunmasıyla ilgili &#8220;Buradan bu emekçilerin maaşına göz diken koordinatör valiye sesleniyoruz, televizyonların ortak yayınında depremzedeler yararına düzenlenen kampanyada toplanan 155 milyar TL’nin 86 milyar TL’si doğrudan kamuya ait ya da varlık yönetiminde bulunan banka ve şirketlerden yapıldı. Zaten biz yaptık biz&#8221; karşılığını verdi.</p>
<p>Erkan Baş’ın konuşmasından öne çıkan başlıklar şöyle:</p>
<p><strong>&#8220;BİLİM İNSANLARININ UYARILARINI DİNLEMEMEYİ ALIŞKANLIK HALİNE GETİREN BU İKTİDAR&#8230;: </strong>Maalesef dün akşam saatlerinde iki deprem daha gerçekleşti. Yaşamını yitiren yurttaşlarımızın yakınlarına başsağlığı, tüm yaralı yurttaşlarımıza yürekten geçmiş olsun dileklerimizi iletmek istiyorum. Bilim insanlarının uyarılarını dinlememeyi alışkanlık haline getiren bu iktidar, iki haftadır yapılan tüm uyarılara rağmen bölgede yeni depremler, artçı sarsıntılar olabileceği bilgilendirmelerine rağmen bunlara da kulaklarını tıkadı. Üstelik yetmezmiş gibi hasarlı binalara da az hasarlı, hasarsız raporlar verdi. Yine can kayıplarına neden oldu.</p>
<p><strong>İNSANLAR ÖLDÜKTEN SONRA UTANMAZCA, PİŞKİNCE CUMHURBAŞKANI YARDIMCISI GİBİ KAMERALARIN KARŞISINA GEÇİYORLAR VE HASARLI EVLERE GİRMEYİN DİYORLAR:</strong> Depremin üzerinden 15 gün geçti. Bölge halkı neredeyse ilk günden bu yana çadır, çadır, çadır diye bağırıyor. Biz onların sesini duyurmaya çalışıyoruz. Çadır, çadır, çadır diye bas bas bağırıyoruz. Ama tüm uyarılara kulak tıkayanlar, o mezar kentleri inşa ederken yaptıkları gibi tüm aykırı sesleri susturmaya çalışanlar, iki hafta sonra insanlar öldükten sonra utanmazca, pişkince Cumhurbaşkanı Yardımcısı (Fuat Oktay) gibi kameraların karşısına geçiyorlar ve hasarlı evlere girmeyin diyorlar. Gerçekten nasıl bir arsızlıkla, nasıl bir utanmazlıkla karşı karşıyayız tarif etmesi mümkün değil.</p>
<p><strong>SÖYLENECEK TEK BİR ŞEY VAR, İTİBARINIZ BATSIN:</strong> İki haftadır çadır, çadır diye bağırıyor insanlar ve dün bunun sonuçlarını bir kez daha acı biçimde yaşadık. Bu memlekette enkaz altından kurtarıldıktan sonra yaşama tekrar tutunmaya çalışan yurttaşlara verecek çadırımız yok, ama Tayyip Erdoğan’ın sarayları var. Yurttaşlara verecek çadırımız yok, ama Tayyip Erdoğan’ın sayısını bilemediğimiz kadar uçağı var, bunların hepsini de itibardan tasarruf olmaz diye anlatıyorlar. Söylenecek tek bir şey var, itibarınız batsın. Bir memleketin itibarı, o ülkeyi yönetenlerin zenginliği ile ölçülmez. Saraylarıyla, gemileriyle, uçaklarıyla ölçülmez. Memleketin itibarı, yurttaşına verdiğin değerle ölçülür. Yurttaşın sana ihtiyaç duyduğunda ona elini uzatabiliyor musunuz, uzatamıyor musun, yardımına koşabiliyor musun, onu o çaresizlikten kurtarabiliyor musun… Memleketin itibarını ölçecek şeyler bunlardır.</p>
<p><strong>YURTTAŞLARIN BİRBİRLERİNE EL UZATMASINA, YARDIM ETMESİNE İZİN VERMİYORLAR; BAŞKA DA HİÇBİR İŞE YARAMIYORLAR:</strong> Bunlar işlerini yapmıyorlar. Yurttaşların birbirlerine el uzatmasına, yardım etmesine izin vermiyorlar. Buna engel oluyorlar. Açık söyleyeceğim başka da hiçbir işe yaramıyorlar. Size bugün TBMM çatısı altından sesleniyorum. Normal şartlarda halkın kendisi adına kanunlar yapmak, kararlar almak için görevlendirdiği milletvekillerinin olması gereken çatısının altındayız. Olağan zamanlarda yurttaşın yaşamını güzelleştirecek, kolaylaştıracak, mutluluğunu, huzurunu arttıracak kanunlar yapması gereken; olağanüstü durumlarda da halkın yaralarını saracak, çareler üretecek zorluklar aşılsın diye sorumluluk üstlensin diye bir yer var ya TBMM. Oradayız. Bugün bir kez daha gördük ki bu Meclis’in çoğunluğunun bunlarla hiçbir ilgisi yok. Onların halka da bir ilgisi yok.</p>
<p><strong>BAHANE UYDURUYORLAR:</strong> Biraz önce Genel Kurul Salonu’ndaydık. Divan teşekkül etmediği için Meclis çalışmalarına ara verdi. Yarın Divan yine teşekkül etmeyecek, öbür gün yine teşekkül etmeyecek. Aslında yaptıkları şeyi söylemekten bile utanan bir insan topluluğu var. Bahane uyduruyorlar. Meclis’i çalıştırmayacaklarını AKP Grup Başkanvekili (Mustafa Elitaş) geçen gün basına yaptığı açıklamada ifade etmişti.</p>
<p><strong>YURTTAŞIN HAYATINI KURTARMAK İÇİN EN KIYMETLİ SAATLERDE MİLLETVEKİLLERİNİ MECLİS’E GETİRDİLER:</strong> Tayyip Erdoğan, olağanüstü hâl ilan edileceğini açıkladı. Arkasında apar topar Meclis toplandı. Yurttaşın hayatını kurtarmak için en kıymetli saatlerde milletvekillerini Meclis’e getirdiler. Meclis, niye çalıştı? Ne işe yaradığı belli olmayacak bir olağanüstü hâl yasasını, en kritik, altın saat denilen saatlerde yurttaşın enkaz altında yardım beklediği saatlerde bunlar kendi iktidarlarını korumak için Meclis’i çalıştırdılar. Olağanüstü hâl, Meclis’te onaylandı ve yürürlüğe girdi.</p>
<p><strong>AKP’LİLER BURADAN KAÇIYORLAR:</strong> Bugün Meclis’in belki de acil gündemle toplanması, depremin sorumlularının bir an önce kamuoyu tarafından bilinmesi için toplanması gereken, ilgili bakanların gelip yaptıklarını, yapmadıklarını hesabını vermesi gereken, acil düzenlemelerle yurttaşın kanayan yarasına çare olacak adımlar atması gerekirken yok. AKP’liler buradan kaçıyorlar.</p>
<p><strong>PATRONLAR, ÇOCUK İSTİSMARCILARINI, HIRSIZ BAKANLARI AKLAMAK İÇİN KOŞARAK GELİP EL KALDIRIYORSUNUZ, ŞİMDİ NEREDESİNİZ:</strong> Bu Meclis’te mesele o beşli çeteleri zengin edecek bir kanun teklifi görüşülüyor olsaydı koşarak gelirlerdi değil mi? Mesela birtakım zenginlerin daha fazla para kazanmasına neden olacak düzenlemeler gelseydi koşarak gelirlerdi. Mesela imar affı çıkarmak için koşarak gelirlerdi. O yüzden bağırıyorum, o imar affına el kaldıran vekiller, neredesiniz ya? Neredesiniz? Patronlar, çocuk istismarcılarını, hırsız bakanları aklamak için koşarak gelip el kaldırıyorsunuz, şimdi neredesiniz? Bak, kiracılar evlerinin sağlam olup olmadığını denetleyemiyorlar bile. Onlar için çok acil bir düzenlemeye ihtiyaç yok mu şimdi? On binlerce insan sokakta kalmış, bunları nasıl güvenli, sağlıklı konut sahibi yaparız, bunları düzenleyecek yasalara ihtiyaç yok mu? Deprem fırsatçılığı ile servetine servet katmak için halkın acılarını kullanan alçaklardan hesap sormak için ceza düzenlemeleri yapmaya ihtiyaç yok mu? Ama işinizi yapmaya geldiğinde hiçbiriniz ortada yoksunuz. Öbür taraftan işin şovunu nasıl yaparız, bunun derdindesiniz.</p>
<p><strong>BU MEMLEKETİN BAŞINA GELMİŞ ASRIN FELAKETİ, TAYYİP ERDOĞAN’DIR:</strong> Bu memleketin başına gelmiş en büyük felaket, bu hırsızlar sürüsüdür. Bu memleketin başına gelmiş en büyük felaket AKP’dir. Bu memleketin başına gelmiş en büyük felaket, saray rejimidir. Bu memleketin başına gelmiş asrın felaketi, Tayyip Erdoğan’dır. Bir doğal afet, felaket nasıl katliama dönüşür. Adım adım anlatmaya çalışacağım. En başa şunu yazalım; Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi dedikleri ucube sistem, 2018’den beri biz bu sistemle yönetiliyoruz. 2018 yılından beri bir felaketi rejimi ile idare ediliyoruz. Kelimenin bütün anlamıyla bir idare biçimi var ortada. Hani sanki bir devlet varmış, bir anayasası, kurumları varmış, görev ve sorumluluklar tanımlanmış, bizler de bu devletin eşit yurttaşlarıymışız gibi idare ediliyoruz. Saray rejimi tarafından kurulan bu idare sistemi, bir felaket rejimidir. Bu felaketlerle sık sık karşılaşıyoruz. Sorumlusu da ya dış güçler oluyor ya söz geçiremediğimiz ve boyun eğdiğimiz ilahi güçler, kader planları, fıtrat oluyor. Kesinlikle ama kesinlikle saray rejimi olmuyor.</p>
<p><strong>İKİNCİ AYAK, PARAYI, RANTI MERKEZE KOYAN EKONOMİ POLİTİKALARIDIR; BU KAPİTALİST SİSTEMDİR:</strong> O tek adamın dudağından talimat çıkmadıkça yangına bile müdahale edemiyorlar. Ne uçak kaldırabiliyorlar ne çadır dağıtabiliyorlar ne yardım edebiliyorlar. O yüzden afetin, katliama dönüşmesinin ilk ayağı bu tek adam rejimidir. Bu Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi denilen ucube sistemdir. On binlerce insanımızı toprak altında bırakmamıza neden olan, bu katliama neden olan ikinci ayak, parayı, rantı merkeze koyan ekonomi politikalarıdır. Bu kapitalist sistemdir. Kamu kaynaklarını bir bir özelleştirerek yarattıkları o rant, talan ekonomisi ile sosyal devletin varlık ilkelerini bir bir pazara açtılar. Sağlık hizmetlerini, şehir hastanelerine; eğitim hakkını tarikatlara, barınma hakkını cemaatlere; yolları, havalimanlarını, köprüleri beşli çetelere gizli ihalelerle peşkeş çektikleri enkazın altında hepimizin nefesi kesildi. Geldiği ilk günden bugüne ne diyordu ‘Devleti bir şirket gibi yöneteceğiz.’ Bugün varlığını değil ama yokluğunu iliklerimize kadar hissettiğimiz Kızılay ve AFAD gibi kurumların içinin boşaltılmasının temel nedeni işte bu devletin şirket gibi yönetilmesidir.</p>
<p><strong>BASKI, OTORİTER ANLAYIŞA KARŞI YARIM ADIM BİLE GERİ ADIM ATMAYACAĞIZ:</strong> Devlet nerede diye enkaz başında yakınının kurtarılması için haykıran insanlara hakaretler ediyorlar. Yandaş televizyoncuların seslerini yükseltip, gerçekleri haykıran televizyonları susturmaya çalışıyorlar. Örneğin TELE1’i kapatmaya çalışıyorlar. Biz buradan baskı, otoriter anlayışa karşı yarım adım bile geri adım atmayacağız. İster not alın isterseniz ağlayarak günlüğünüze uzun uzun yazın sonunda gideceksiniz. Tüm bu yaptıklarınızın hesabını halka vereceksiniz.</p>
<p><strong>ZATEN BİZ YAPTIK BİZ:</strong> Koordinatör Vali… Vali, ‘geç geldiğim için kusura bakmayın’ diye ortaya çıkmıştı. ‘Durum açıklanandan çok daha kötü’ demişti. Şimdi ‘malının yüzde 10’unu, memur ve işçilerin de bir aylık maaşını bağışlama çağrısı&#8217; yaptı. ‘Ne olacak aç kalmayız’ demiş. Buradan bu emekçilerin maaşına göz diken koordinatör valiye sesleniyoruz, televizyonların ortak yayınında depremzedeler yararına düzenlenen kampanyada toplanan 155 milyar TL’nin 86 milyar TL’si doğrudan kamuya ait ya da varlık yönetiminde bulunan banka ve şirketlerden yapıldı. Zaten biz yaptık biz. Şimdi sıra sizde, vergi aflarıyla, teşviklerle ihalelerle beslediğiniz çetelerin elini cebine atma vakti çoktan geldi. Bizden çaldıklarıyla servetlerine servet ekleyenler yardım etse ne olur? Hiçbiri aç kalmaz, merak etmeyin.&#8221;</p>
<p><a href="https://www.haberduyur.com/erkan-bas-yurttaslara-verecek-cadirimiz-yok-ama-tayyip-erdoganin-saraylari-var-itibariniz-batsin/">Erkan Baş: Yurttaşlara Verecek Çadırımız Yok, Ama Tayyip Erdoğan’ın Sarayları Var. İtibarınız Batsın&#8221;</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.haberduyur.com">Flaş Haberler Son Dakika - Güncel Haberler - Haber Duyur</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.haberduyur.com/erkan-bas-yurttaslara-verecek-cadirimiz-yok-ama-tayyip-erdoganin-saraylari-var-itibariniz-batsin/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Erkan Baş, &#8216;Ben Ekonomistim&#8217; Diyen Cumhurbaşkanı Erdoğan’a Yüklendi</title>
		<link>https://www.haberduyur.com/erkan-bas-ben-ekonomistim-diyen-cumhurbaskani-erdogana-yuklendi/</link>
					<comments>https://www.haberduyur.com/erkan-bas-ben-ekonomistim-diyen-cumhurbaskani-erdogana-yuklendi/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[admin]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 02 Feb 2023 19:13:39 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Gündem]]></category>
		<category><![CDATA[Erkan Baş]]></category>
		<category><![CDATA[Erkan Baş Haber]]></category>
		<category><![CDATA[Erkan Baş Haberleri]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.haberduyur.com/?p=17175</guid>

					<description><![CDATA[<p>Türkiye İşçi Partisi (TİP) Genel Başkanı Erkan Baş, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın “Ben ekonomistim, netice ortada” açıklamasını eleştirdi. Baş, “Bu memlekette bizim gördüğümüz netice, kaynamayan tencere; bizim gördüğümüz netice, azalan öğünler. Bizim gördüğümüz netice 3 haneli enflasyon, ödenmeyen faturalar, sürekli şişen kredi ve kredi kartı borçları. Vatandaş bunlara birkaç ay sonra neticeyi gösterecek. Hep beraber [&#8230;]</p>
<p><a href="https://www.haberduyur.com/erkan-bas-ben-ekonomistim-diyen-cumhurbaskani-erdogana-yuklendi/">Erkan Baş, &#8216;Ben Ekonomistim&#8217; Diyen Cumhurbaşkanı Erdoğan’a Yüklendi</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.haberduyur.com">Flaş Haberler Son Dakika - Güncel Haberler - Haber Duyur</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Türkiye İşçi Partisi (TİP) Genel Başkanı Erkan Baş, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın “Ben ekonomistim, netice ortada” açıklamasını eleştirdi. Baş, “Bu memlekette bizim gördüğümüz netice, kaynamayan tencere; bizim gördüğümüz netice, azalan öğünler. Bizim gördüğümüz netice 3 haneli enflasyon, ödenmeyen faturalar, sürekli şişen kredi ve kredi kartı borçları. Vatandaş bunlara birkaç ay sonra neticeyi gösterecek. Hep beraber biz, Tayyip Erdoğan’ın görmediği neticeyi göstereceğiz” dedi.</p>
<p>TİP Genel Başkanı Erkan Baş, bugün partisinin İstanbul İl Başkanlığı’nda haftalık basın toplantısını düzenledi. Seçime çok az bir süre kaldığını ve son hazırlıklarını tamamlamaya çabaladıklarını belirten Baş, şunları söyledi:</p>
<p><strong>“AKP’DE OYUN BİTMİYOR:</strong> EYT ile ilgili kanun teklifi bugün TBMM’de, komisyonda görüşmeleri başladı. Uzun yıllardır emeklilik hakları için örgütlenen, yağmur, çamur, kar, kış demeden yılmaz bir mücadele örneği sergileyen EYT’liler, nihayetinde saray rejimine diz çöktürdüler ve taleplerini kabul ettirdiler. Ancak hepimizin bildiği gibi AKP’de oyun bitmiyor. Daha önce açıklamaları üzerine söylemiştik, kanun teklifi Meclis’e ilk sunulduğunda inceleyip paylaşmıştık görüşlerimizi. Bugün TBMM’de görüşülen EYT teklifi bakın, en iyi niyetli yorumla bile söylesek eksik bir kanun teklifidir. Kademe tartışmaları yapılıyor, fakat bu kademe tartışmalarında pek çok gerçek sorunun örtüldüğünü düşünüyoruz. Buradan açık ve net soruyoruz. Eylül 1999 sonrası sigortalı olan emekçilerin durumu ne olacak? Soru çok açık. Eylül 1999 sonrası sigortalı olan emekçiler ne yapacaklar? 7 bin 200 gün prim yatırmak şartıyla erkekler 60, kadınlar 58 yaşında emekli olabiliyor. Üstelik bu 2008 sonrası girişliler söz konusu olduğunda 9 bin prim şartına ve 65 yaşa kadar gidiyor.</p>
<p><strong>EMEKLİYİ SADAKAYA MUHTAÇ ETMİŞLER: </strong>Arkadaşlar, burası Türkiye. Burada bu şartları dayatırsanız bunun bir tek anlamı var. İnsanlar mezarda emekli olsunlar demiş oluyorsunuz. Yani şunu söylüyorlar. Türkiye gibi insanların güvencesiz çalıştığı, yarınlarından haberleri olmadığı bir ülkede, ‘25 yıl prim ödeyin, 9 bin günü doldurun, ondan sonra emekli olun’ diyorlar. Daha önemlisi ister EYT’li olsun ister 2000 sonrası sigortalı; tartışılmak istenmeyen çok esaslı bir konu var, aylık bağlanma oranları. 2008’de yine bu iktidarın çıkardığı kanunla aylık bağlanma oranları kademeli olarak düştü. Hepimiz hatırlıyoruz, daha önce maaşın yüzde 70’i, 75’i gibi emekli maaşı alınırken şimdi bu oran yüzde 35’lere düşmüş durumda. Şimdi siz aylık bağlanma oranlarını yüzde 30’larda, 35’lerde tuttuğunuzda bu insanlara emeklilik hakkı verseniz ne olur, vermeseniz ne olur… Emekliyi sadakaya muhtaç etmişler. Şimdi EYT’li emekliler, düne kadar EYT’li olanlar emekli olduklarında da 5 bin 500 liraya mahkûm edecekler.</p>
<p><strong>EMEKLİLİK YAŞI MUTLAKA KADEMELİ OLARAK DÜŞÜRÜLMELİDİR: </strong>Bizim TİP olarak, hem EYT’liler hem 2000 sonrası sigortalı olanlar için verdiğimiz bir kanun teklifi var. Bugün tekrar bunu kamuoyuyla paylaşmak, kamuoyunun dikkatine sunmak istiyoruz. Söylediğimiz şey aslında çok basit. Diyoruz ki bir en düşük emekli ücreti asgari ücretten düşük olamaz. Devlet bir asgari ücret belirliyor, emeklisine bunun altında bir ücret veremez. Asgari ücretin altındaki maaşları kabul etmiyoruz. Aylık bağlanma oranları mutlaka yeniden yüzde 75’e çekilmelidir. Eylül 99 sonrası sigortalı olanların emeklilik hakkı yaşı, kademelendirilerek düşürülmelidir. Yani 65 yaşına kadar yaşayamıyor ki insanlar bu ülkede. Emeklilik yaşı mutlaka ve mutlaka kademeli olarak düşürülmelidir. Emekli zamları ve geçmişte hesaplanan kat sayılar belirlenirken sadece enflasyon değil, o yıla ait büyüme oranları da hesaba katılmalıdır. Yani bu ülkenin zenginliğini yaratanlar, emekli olduklarında bu ülkenin büyümesinden ve refahından pay almalılar.</p>
<p><strong>STAJ MAĞDURLARI YOK SAYILMAKTADIR:</strong> Aynı tartışmada, eksikleri bitmeyen bir staj sigortası mağdurları diye yeni bir kategori ortaya çıkardılar. İktidar sözde bir sorunu çözmeye çalışıyor ama o sorunu çözerken, çözüyormuş gibi yaparken sayısız yeni sorun çıkartıyor. Çalışma Bakanı Vedat Bilgin’in bir açıklaması var, diyor ki ‘Staj mağdurları, mağdur değildir. Çünkü onları mağdur eden bir şey yok. Staj eğitimdir, ortada iş akdi yok. Staj sayılsın diyorlar, milletin parasını bu şekilde dağıtamayız’. Gerçekten yazıklar olsun. Tek kelimeyle yazıklar olsun. Staj adı altında siz bu memleketin çocuklarını sömüreceksiniz, onları bazen ucuz, hatta çoğu zaman ücretsiz emek olarak kullanacaksınız, sonra da diyeceksiniz ki staj sadece eğitimdir. Gerçekten belki dünyanın başka yerlerinde staj eğitim olabilir ama bu ülkenin MEB Bakanı, ‘Öğrencileri marketlerde ucuz işçi olarak çalıştıralım’ önerisi getiren bir adam. Bu ülke, böyle bir ülke. Sizin iktidarınızda bu ülke bu hâle geldi. Şimdi diyorsunuz ki, staj iş değilmiş, staj eğitimmiş. Açık söylüyoruz. Bu arkadaşlarımız, bu yurttaşlarımız, bu insanlar mağdurdur. Sizin tarafınızdan mağdur edilmektedir. Çalıştıkları dönem yok sayılmaktadır ve yok sayıldıkları için de emeklilikleri engellenmektedir.</p>
<p><strong>MİLLETİN PARASINI ÇARÇUR EDİP DURUYORLAR:</strong> İkincisi, staj sadece eğitim falan değildir. 14-15-16 yaşında insanlar, iş yerlerinde çoğunlukla angaryaya maruz kalarak çalıştırılmaktadırlar. Üçüncüsü, ortada pekâlâ iş akdi de vardır. Okulla iş yeri arasında bir akit olmadan bir staj falan yapılamaz. Her stajyer, okuluyla iş yerinin akdi üzerine orada çalışıyor. Bir de bu bakan bey, kimin parasını kime vermiyor ya? Bu milletin parasını veremezmiş. O değerleri yaratan insanlar haklarını istiyorlar zaten, senden senin babanın parasını istemiyor ki. Sanki sermaye, patronlara sürekli olarak teşvikler veren, vergilerini silen, bu memleketin zaten kaymağını yiyen o bir avuç azgın azınlığı her gün besleyen iktidar bunlar değil, söz konusu olan işçinin, emekçinin hakkı olduğunda akıllarına milletin parası geliyor. Milletin parasını çarçur edip duruyorlar.</p>
<p><strong>BİZİM GÖRDÜĞÜMÜZ NETİCE, KAYNAMAYAN TENCERE: </strong>Hiç lamı cimi yok. Bu garabet durum ortadan kalkmalı. Mağdur yurttaşlarımız, stajyer ya da çırak olarak bilfiil çalıştıkları günlerin prim günlerine sayılması gerekir. Doğrusu budur, bunun tartışılmaya falan da ihtiyacı yoktur. Şimdi ama bakan, bu bakanın başında cumhurbaşkanı var, cumhurbaşkanı ne diyor? ‘Ben ekonomistim’ diye bir açıklama yapmış. ‘Ben ekonomistim, netice ortada’ diyor. İşte gerçekten, böyle ekonomisti olan ülkenin ekonomisi de böyle olur. ‘Netice ortada’ diyor adam ya. Netice bu memlekette, bizim gördüğümüz netice, kaynamayan tencere, bizim gördüğümüz netice, azalan öğünler. Bizim gördüğümüz netice 3 haneli enflasyon, ödenmeyen faturalar, sürekli şişen kredi ve kredi kartı borçları. Bizim gördüğümüz netice bunlar ama muhtemelen ülke ekonomisinden değil, kendi ekonomisinden bahsediyor Tayyip Erdoğan. Hani bir yüzükle gelip bugün parasının, servetinin hesabını bilmemesini, her gün zenginleşmesini, kendi evinin ekonomisini memleket ekonomisinin yerine koyduğu için ‘Ben ekonomistim, netice ortada’ diyor. Çok az kaldı, çok az kaldı. Vatandaş bunlara birkaç ay sonra neticeyi gösterecek. Hep beraber biz, Tayyip Erdoğan’ın görmediği neticeyi göstereceğiz.</p>
<p><strong>ORTA ÇAĞ ARTIKLARI, İŞLEDİKLERİ SUÇLAR NEDENİYLE CAN HAVLİYLE SON ÇIRPINIŞLARINI YAŞASINLAR: </strong>Şimdi bu haftanın bizim açımızdan son derece önemli gelişmelerinden bir tanesi bu AKP’nin tarikatlar, cemaatler eliyle cehenneme çevirdiği ülkede bir vahşetin, bir utanç davasının ilk duruşması görüldü. Hiranur Vakfı’nın kurucularından Yusuf Ziya Gümüşel’in 6 yaşındaki kızını sözde evlilik adı altında yıllarca cinsel istismara uğratmasına sebep olduğu, tarikatın deyim yerindeyse devlet gözetiminde suç işlediği sürecin ilk duruşmasında şöyle bir tabloyla karşı karşıyayız. Başından bu yana bu vahşeti sümen altı etmeye çabalıyorlardı. Kamuoyunun zorlamasıyla, gazetecilerin, yurttaşların çabasıyla bunun başaramadılar. Şimdi duruşma başlayınca can havliyle yayın yasağı getiriyorlar, kapalı duruşma kararı aldırıyorlar ayrıca Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı dışındaki hiçbir kurumun da müdahilliğini kabul etmiyorlar. Tam hani can havliyle dedik ya. İşte 4 ay sonra kabusa çevirdikleri hayatlarımızdan sonsuza dek çıkacak olan bu din bezirganları ve onların yol verdikleri Orta Çağ artıkları, şimdi işledikleri suçlar nedeniyle can havliyle son çırpınışlarını yaşasınlar bakalım.</p>
<p><strong>TARİKATLARIN İŞLEDİKLERİ HİÇBİR SUÇUN PEŞİNİ ASLA BIRAKMAYACAĞIZ: </strong>Bu aldıkları gizlilik kararları, yayın yasakları, kapalı duruşmalar, yerleri değiştirilen savcılar belki bizim aklımıza gelmeyen pek çok tezgâh, hiçbir işe yaramayacak. Bunların hepsi en kısa sürede bizim tarafımızdan aşılacak ve hem Tayyip Erdoğan hem de onun suç ortağı bu tarikatlar kaçınılmaz olanı mutlaka yaşayacaklar. Böyle 3- 5 oy uğruna bu memleketin tüm kurumlarını, çocuklarımızın geleceğini bu yobazlara peşkeş çekenler çok iyi bilsinler. TİP bu davanın ve bu memleketi karanlığa boğan tarikatların işledikleri hiçbir suçun peşini asla bırakmayacaktır. Çünkü bu davalar kişisel ya da münferit davalar falan değil. Bu adlı adınca toplumsal bir davadır. Bu davada AKP iktidarının 20 yılda yarattığı kötülüklerin en somut resimlerinden bir tanesidir. Bu öyle bir resimdir ki, koruma kararını ihlal eden erkeğin zorlama hapsi almasını isteyen ve bu talebi reddedildiği için bugün hayatta olamayan Canan Semiz bir yandadır, bir gazetemizin kendisi hakkında yazmasını ve konuşmasını yasaklatmak için Canan Semiz’in uygulatamadığı kanuna dayanarak karar çıkartan eski AKP’li bir vekil diğer taraftadır.</p>
<p><strong>AHLÂKSIZLARLA YARGI ÖNÜNDE HESAPLAŞACAĞIZ: </strong>Hiranur Vakfı’ndaki istismara ilişkin net tavır koyamayan ve bu garabete çanak tutarak cesaretlendiren iktidar bir yandadır. Tecavüzcü olduğu mahkeme kararıyla sabit olan uzman çavuşu tecavüzcü dediği için yargılanan binlerce kadın, sadece geçtiğimiz ocak ayında öldürülen 31 kadın diğer yandadır ama ant olsun ki bu karanlığı bu karanlığı yaratanları, bu karanlığın ardına gizlenerek suç işleyenleri, o ahlâksızları, o canileri ve bunları besleyen para babalarını hepsini mutlaka yargı önüne çıkartacağız ve hepsiyle hesaplaşacağız.</p>
<p><strong>EN ACİL GÖREV, ERDOĞAN’I SANDIĞA GÖMMEK:</strong> Şimdi değinmesek olmaz, Türkiye bir seçim sürecine gidiyor ve bu aşamada artık Millet İttifakı resmen de Millet İttifakı adını alan, düne kadar Altılı Masa diye andığımız alandan bir Ortak Mutabakat Metni yayınlandı. Şimdi başlarken şunu tüm yurttaşlarımızla ve açık yüreklilikle paylaşmak isterim. TİP, önümüzdeki en acil görevi, Recep Tayyip Erdoğan’ı sandığa bu ucube saray rejimini de tarihin çöplüğüne gömmek olarak tarif ediyor. Hiçbir şey ama hiçbir şey bizim açımızdan bunun önüne geçemez. Bununla birlikte kendisini AKP sonrası Türkiye’nin iktidarı olarak tarif eden muhataplarımızın ittifak metnine baktığımızda da TİP’in itirazlarını dile getirmeyi hem halkın vekili hem de gelecek dönemde ana muhalefet adayı bir siyasi parti olarak görevimiz sorumluluğumuz diyoruz.</p>
<p><strong>SOLU OLMAYAN ÜLKE SOLUKSUZ KALIR: </strong>Daha önce çeşitli vesilelerle ifade etmiştik. Solu olmayan ülke soluksuz kalır. Bu Ortak Mutabakat Metni’nin her satırına baktığımda bu cümleyi bir kez daha aklımdan geçirmek durumunda hissettim kendimi. Yani baktığımızda bazı somut konularda birtakım öneriler var, adımlar atılacağı gözüküyor ancak uzun zamandır ağır hasta AKP döneminde de deyim yerindeyse ölüm döşeğinde yatan Türkiye ekonomisi için reçete diye önümüze koydukları şey hastalıklardan da ağır gözüküyor. AKP’nin sunduğu Türkiye’de eşitsizliği yoksulluğu artıran modern köleliği getiren sistemi değiştirmek, sosyal adaleti sağlamak yerine birazcık ehlileştirmeye çalışan bir anlayış var. Açıkça söylüyoruz. Modern kölelik ehlileşse de uysallaşsa da kölelik köleliktir. Biz bu köleliği kabul etmeyeceğiz. Türkiye’de öyle bir sistem kurulmuş ki kar hırsıyla her şeyi yakıp yıkıyor bu sistem. Bu hırsı sadece biraz kontrol altına alarak yetinmek mümkün değil. O hırsı, o her şeyin önüne geçen kâr hırsını ortadan kaldırıp eşitliği, sosyal adaleti sağlayarak insanları zenginlikte birleştirebiliriz. Bu kâr hırsı yenilmeli ve tüm yurttaşlarımızın özgürce mutlu yaşayabileceği zengin bir ülke haline Türkiye gelmelidir.</p>
<p><strong>MUTABAKAT METNİNDE LAİKLİK YOK: </strong>Maalesef insanların hakkını arayamadığı, grev yapamadığı okulda, fabrikada, plazada, madenlerde patrona yöneticiye karşı aciz bırakıldığı bir ülkede bu derin yarayı sadece yara bandıyla kapatmak mümkün değildir, iyileşmek hiç mümkün değildir. Belki üzücü bir tesadüf, mutabakat metninin açıklandığı gün biraz önce sözünü ettiğim o Hiranur Vakfı davasının da görüldüğü gündü ama bu metni kaleme alan arkadaşlar, sanki son 20 yıldır bu ülkede siyasal İslamcılığın bir baskısı, tahakkümü, dayatmacılığı altında ezildiğimizi hiç görmemişler ya da yazarken unutuvermişler. Metinde laiklik, sekülerlik, tarikatlar, cemaatler, bunlar yok. Çok açık ve net söylemek gerekiyor. Türkiye’de laiklik yeniden tesis edilmedikçe, maalesef bu tarikatların cemaatlerin egemenliğindeki ülkede biz daha çok böyle benzer vakalar yaşarız. Daha Enes Kara gibi çok sayıda kardeşimizi kaybederiz. Binlerce çocuk sözde evlilik altında bu istismarların mağduru olur.</p>
<p><strong>CEMAATLERE EL ÇEKTİRMEDEN TÜRKİYE’DE ÖZGÜRLÜKTEN BAHSETMEK MÜMKÜN DEĞİL:</strong> O yüzden tek amacı orta çağ karanlığını bütün topluma dayatmak olan bu cemaatleri, tarikatları, bakanlıklardan, devlete kamuya yurtlara okullara hastanelere çökme faaliyetlerinden el çektirmeden Türkiye’de gerçek bir eşitlikten gerçek bir özgürlükten söz etmek mümkün değil. Biz üzülüyoruz, yani bu metinde Türkiye’nin geleceğini inşa etme hedefi taşıyan bir metinde laikliğin olmaması bize göre bir yenilgidir. Muhalefetin, AKP’nin kendisine çizdiği alana sıkışmasının bir göstergesidir. O yüzden biz TİP olarak şu sözü söylemek zorunda hissediyoruz kendimizi. Kimse kalmazsa, kimse adım atmazsa bilinsin ki TİP, Türkiye’de yaşayan her yurttaşı, eşit özgür laik sosyal bir hukuk devletinde yaşaması için mücadeleye devam edecektir, bu yöndeki mücadelesinden bir adım geri atmayacaktır. Yine bu metinde bizi en çok rahatsız eden bize değil, ülkemize haksızlık olarak gördüğümüz bir yön kadın hareketinin görülmemiş olmasıdır.</p>
<p><strong>YILLARDIR AKP’YE KARŞI ANA MUHALEFET GİBİ MÜCADELE EDEN BİR KADIN HAREKETİMİZ VAR: </strong>Biz yıllarca şu iddiayla hareket ettik, hâlâ bunu savunuyoruz. Hiçbir partinin, hiçbir muhalefet partisinin, hiçbir siyasetçinin gösteremediği bir direngenliği, bir kararlılığı, bir muhalefet başarısını son yıllarda Türkiye’de kadın hareketi göstermiştir. Yıllardır AKP’ye karşı ana muhalefet gibi mücadele eden bir kadın hareketimiz var. Çeşitli renkleri, çeşitli görüşleri bir araya getirmiş, hiç yılmamış, geri adım atmamış, güçlü bir kadın hareketi var. Bu kadın hareketinin bir numaralı talebi, İstanbul Sözleşmesi’ne geri dönmek ama bunu açıkça ifade etmekten çekinilmiş. Bu saray rejimi bırakın İstanbul Sözleşmesi’ni uygulamayı, bir gece hukuksuzca ahlâksızca, akılsızca dayatmayla bu sözleşmeden çıktığını ilan etti. Kadın hareketi, hayatını ortaya koyan kadınların mücadelesiyle bu kavgayı sürdürüyor, yani belki de bir mutabakat metni yazılacaksa birinci sayfasına büyük harflerle ‘İstanbul Sözleşmesi’ne geri döneceğiz; noktasına, virgülüne kadar uygulayacağız’ diye yazmak gerekirken bu yapılmamış.</p>
<p><strong>TİP, HER KOŞULDA İSTANBUL SÖZLEŞMESİ’Nİ SAVUNACAK: </strong>Bunun sözünü tüm yurttaşlarımıza veriyoruz. TİP siyasette, sokakta, Meclis’te, nerede olursa olsun İstanbul Sözleşmesi’ni savunacak. Kadınları dışlayan, onları hak mücadelesinin dışında gören geri anlayışı kabul etmemiz mümkün değildir. Türkiye’de kadınlar olmadan, kadınların canını haklarını güvence altına almadan, onlar özgürleşmeden ne saray rejiminden kurtulabilir ne bu zihniyetten kurtulabilir. Bu metinde maalesef işçinin, emekçinin, onların örgütü olan sendikaların da adı yok. İnsanca yaşamı canhıraş savunmanın yerini galiba sermayeyi ürkütmeme kaygısı, sermayeyle müzakere süreçleri almış, bu yüzden Kürtlerden, Alevilerden LGBTİ+’lardan söz edilmiyor. Toplama baktığımızda kadın yok, laiklik yok, Kürtler yok, Aleviler yok, emekçiler yok, sendikalar yok, LGBTİ artılar yok, Türkiye’nin derin ve acil sorunları toplumsal sorunları maalesef unutulmuş.</p>
<p><strong>BU ÇERÇEVE, TÜRKİYE’NİN NEDEN BİR ÜÇÜNCÜ İTTİFAKA İHTİYAÇ DUYDUĞUNU BİR KEZ DAHA TEYİT ETMİŞTİR: </strong>Tüm bunların toplamında bu çerçeve, Türkiye’nin neden bir üçüncü ittifaka ihtiyaç duyduğunu bir kez daha teyit etmiştir. Neden Emek ve Özgürlük İttifakı’na ihtiyaç olduğunu bir kez daha ifade etmiştir. Neden TİP gibi doğrudan işçi sınıfının, yoksulların, halkın çıkarlarını savunan bir sosyalist partiye ihtiyaç duyulduğunu bir kez daha ortaya koymuştur. Günün sonunda bize Türkiye’nin sorunlarına tespit ve çözümde soldan bir bakış açısının ne kadar önemli ve ne kadar değerli olduğunu gösteren bir metinle karşı karşıyayız. Bu vesileyle buradan ilan ediyorum. Bu sorumluluk bize aittir. TİP bu sorumluluğu üzerine alacaktır.”</p>
<p>Barutçu tekstil firmasında, Omega Motor şirketinde sendikal süreçten dolayı işçilerin işten çıkarıldığını da dile getiren Erkan Baş, özel okul öğretmenlerinin yaşadıkları sıkıntılara da değindi. Baş ayrıca, TİP’in 12 Şubat’ta İstanbul Kartal’da düzenleyeceği işçi buluşmasına da katılım çağrısı yaptı.</p>
<p><a href="https://www.haberduyur.com/erkan-bas-ben-ekonomistim-diyen-cumhurbaskani-erdogana-yuklendi/">Erkan Baş, &#8216;Ben Ekonomistim&#8217; Diyen Cumhurbaşkanı Erdoğan’a Yüklendi</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.haberduyur.com">Flaş Haberler Son Dakika - Güncel Haberler - Haber Duyur</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.haberduyur.com/erkan-bas-ben-ekonomistim-diyen-cumhurbaskani-erdogana-yuklendi/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Erkan Baş: “Anayasa Değişikliğinde Tavrımız Net. Siyasal İslamcılarla Müzakere Değil, Mücadele Edilir”</title>
		<link>https://www.haberduyur.com/erkan-bas-anayasa-degisikliginde-tavrimiz-net-siyasal-islamcilarla-muzakere-degil-mucadele-edilir/</link>
					<comments>https://www.haberduyur.com/erkan-bas-anayasa-degisikliginde-tavrimiz-net-siyasal-islamcilarla-muzakere-degil-mucadele-edilir/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[admin]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 25 Jan 2023 16:07:58 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Gündem]]></category>
		<category><![CDATA[Erkan Baş]]></category>
		<category><![CDATA[Erkan Baş Haber]]></category>
		<category><![CDATA[Türkiye İşçi Partisi]]></category>
		<category><![CDATA[Türkiye İşçi Partisi Haber]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.haberduyur.com/?p=16770</guid>

					<description><![CDATA[<p>Türkiye İşçi Partisi Genel Başkanı Erkan Baş, “Saray rejimi, dün kadınları nesneleştiren, bölen, suni gündemler yaratan ve artık tek kelimeyle bir seçim yatırımına dönüşmüş anayasa değişikliğini küçük ortağıyla birlikte komisyondan geçirdi. Bizim başından beri tavrımız net. Değişmedi, değişmesine de ihtiyaç duymuyoruz. Anayasayı tanımayanlarla anayasa yapılamaz. Siyasal İslamcılarla da müzakere değil, mücadele edilir diyoruz” dedi. Türkiye [&#8230;]</p>
<p><a href="https://www.haberduyur.com/erkan-bas-anayasa-degisikliginde-tavrimiz-net-siyasal-islamcilarla-muzakere-degil-mucadele-edilir/">Erkan Baş: “Anayasa Değişikliğinde Tavrımız Net. Siyasal İslamcılarla Müzakere Değil, Mücadele Edilir”</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.haberduyur.com">Flaş Haberler Son Dakika - Güncel Haberler - Haber Duyur</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Türkiye İşçi Partisi Genel Başkanı Erkan Baş, “Saray rejimi, dün kadınları nesneleştiren, bölen, suni gündemler yaratan ve artık tek kelimeyle bir seçim yatırımına dönüşmüş anayasa değişikliğini küçük ortağıyla birlikte komisyondan geçirdi. Bizim başından beri tavrımız net. Değişmedi, değişmesine de ihtiyaç duymuyoruz. Anayasayı tanımayanlarla anayasa yapılamaz. Siyasal İslamcılarla da müzakere değil, mücadele edilir diyoruz” dedi.</p>
<p>Türkiye İşçi Partisi Genel Başkanı Erkan Baş, dün Meclis’te düzenlediği basın toplantısında gündemdeki konulara ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Baş, şunları söyledi:</p>
<p>“Türkiye deyimi yerindeyse dolu dizgin bir biçimde seçime doğru gidiyor. Bugüne kadar Türkiye İşçi Partisi’ne her sorulduğunda hep aynı şeyi söyledik. Erken seçim bile geç kalmıştır. Yapılması gereken şey hemen seçim kararı alınmasıdır. Biz, bugün de bu sözümüzün arkasındayız. Hemen, acilen seçime gitmeliyiz ve ülkemize ne kadar büyük zararlar verdiğini hepimizin yaşayarak gördüğü bu Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi denilen ucube sistemden bir an önce kurtulmalıyız. Bir an önce seçime gitmeliyiz ve bu sisteme son vermeliyiz. Fakat Türkiye’nin bir seçim sürecine girmesi burada bir anayasa olduğu gerçeğini, yasalar olduğu gerçeğini rafa kaldırmamızı asla gerektirmiyor. Bu ülkede anayasa var, bu ülkede yasalar var ama bir de cumhurbaşkanı sıfatı taşıyan bir zat, Erdoğan var. Diyor ki ‘Benim istediğim zamanda, benim kararımla, benim istediğim kanunlarla, benim istediğim partilerin ve adayların girebileceği sözde bir seçim yapacağım’. Buna karşı söylenecek tek bir şey var. Erdoğan, sen bizi ayakkabılarını yalayanlarla karıştırma. Biz, senin ayakkabını yalayanlardan değiliz. Açık söylüyorum. Türkiye bir aile şirketi, hükümdarlığın babadan oğula geçtiği bir kabile değil. Burası dingonun ahırı değil. Recep’in çiftliği değil, Tayyip’in cemaati değil, Erdoğan’ın şirketi hiç değil. Biz köle değiliz, maraba değiliz, mürit falan değiliz. Bizi tebaa, kendisini padişah sanan gitsin önce yüzüne bir soğuk su çarpsın kendine gelsin. Biz, vatandaşız. Biz, yurttaşız. Bizi, hepimizi bağlayan bu Cumhuriyet’i iyi, kötü, eksik çalıştıran metin de Anayasa’dır. Hem de hileyle hırsızlıkla değiştirdikleri ama her işlerine geldiğinde ‘Bu anayasayı millet yaptı’ diye akıl vermeye kalktıklarını da hatırlatmak istiyorum. Yani sen işine geldiğinde bütün o hilene rağmen değiştirdiğin Anayasa’yı ‘Millet yaptı’ diyeceksin. İşine gelmeyince etrafından dolaşıyor gibi yapıp Anayasa’yı, yasaları paspas altına alacaksın. Biz de susacağız. Öyle mi?</p>
<p><strong>“AKP’LİLERİN AMCAOĞULLARI, DAYI KIZLARI BAŞKA HİÇBİR YETENEĞİ OLMAYAN YANDAŞLAR KURUMLARA YERLEŞTİRİLDİ”</strong></p>
<p>Erdoğan’a söylüyorum. Biz senin bildiğin muhalefetten değiliz. Biz, gücünü de sözünü de sadece halktan alan, halka karşı sorumluluğu her şeyin üzerinde tutan ve sizi o koltuklara oturtan ağa babalarınızın karşısında bile bir adım geri atmamış, bildiğini söylemekten, inandığını savunmaktan yarım adım geri durmamış bir geleneğin temsilcileriyiz. O yüzden bugünden sonra da doğru bildiklerimizi söylemekten asla imtina etmeyeceğiz. Bu iktidar döneminde Türkiye’de kurumların içi boşaltıldı. AKP’lilerin amcaoğulları, dayı kızları başka hiçbir yeteneği olmayan yandaşlar bu kurumlara yerleştirildi ve bu kurumlar bağımsızlıklarını yitirdi. Yine de söylemekten geri durmayacağız. Bu kurumlarda kim çalışıyorsa; esas sorumluluğu Tayyip Erdoğan’dan çok halka karşıdır, yasalara karşıdır. Onlar farkında olmayabilirler; biz, hatırlatmaya, farkına varsınlar diye çabalamaya devam edeceğiz. YSK da bu kurumlardan bir tanesi. Kâğıt üstünde asıl işi seçimleri düzenlemek ama uzun zamandır biliyoruz ki esas işi sarayın gönlünü hoş tutmak olmuş. Elbette ki herkes gibi biz de bunların farkındayız. Alacağı kararların taraflı ve kanunsuz olacağını da tahmin edebilecek kadar bu ülkeyi ve gerçeğini biliyoruz. Bizim burada halka karşı bu ülkede yaşayan mücadele eden bu 20 yıllık karanlık bitsin diye dişini tırnağına takıp mücadele eden, evladını, eşini, sevdiklerini kaybedenlere karşı sorumluyuz. Biz, bu iktidara karşı verdiği mücadelede canını kaybetmiş kardeşlerimize karşı sorumluyuz. Sadece bu iktidara muhalefet ettikleri için mücadelelerini cezaevinde sürdürmek zorunda kalan arkadaşlarımıza karşı sorumluluğumuz var. Bugün Anayasa’nın delinmesine, kurumların kafasına göre karar vermesine sessiz kalamayız. Türkiye’de artık hukuk, adalet ve hak aramanın bile zamanı geçti. Türkiye’de hukuku, adaleti yeniden tesis etmek göreviyle karşı karşıyayız. Asla bu mücadeleden vazgeçmeyeceğiz.</p>
<p><strong>“SARAY REJİMİNİN ÇİZDİĞİ BİR ALANDA SIKIŞMIŞ SİYASETİ REDDEDİYORUZ”</strong></p>
<p>Saray rejimi kendini çok güçlü görüyor olabilir. Kendini kimilerine güçlü gösteriyor da olabilir ama ne kadar manipüle etmeye kalkarlarsa kalksınlar biz onların çizdiği alanda sıkışmış bir siyaseti reddediyoruz. Biz, Türkiye İşçi Partisi olarak bu ülkenin tüm yurttaşlarının hukuki haklarını sonuna kadar savunacağız. Biz, Erdoğan’ı yenmek istiyoruz. Erdoğan’ı sadece sandığa değil. Hem sandığa hem tarihe gömmek istiyoruz. Erdoğan da aday olmaya çok hevesliyse bu ülkedeki yasalara anayasalara uymak zorundadır. Yani istiyorlarsa; 50 tane YSK açsınlar. Hepsinin içini yandaşlarıyla doldursunlar. Anayasa’da yazan şey ortada, yasalar ortada. Hiç kimse ama hiç kimse bunun üstünde değildir. Hiç kimse farklı kurallara tabii değildir. Elimizden gelen her şeyi yapacağız. Türkiye’de hukukun yeniden tesis edilmesi için hukuk mücadelesini sonuna kadar sürdüreceğiz.</p>
<p><strong>“ERDOĞAN’IN AÇTIĞI ÇUKURLARA DÜŞEREK SARAY REJİMİNİ YENMEK MÜMKÜN MÜDÜR”</strong></p>
<p>Bu aday tartışmalarına, kayıkçı kavgalarına, Erdoğan’ın açtığı çukurlara düşerek saray rejimini yenmek mümkün müdür? Anayasaya, yasalara, kurallara bile sahip çıkmadan sarayın çizdiği sınırları kabul ederek buraya sıkışarak bu ülkeye, bu ülkenin insanına nasıl umut verebiliriz? Mesele sadece bir seçim meselesi de değil. Türkiye’nin gelecek yüzyılını kazanmak istiyorsak, AKP’siz bir gelecek istiyorsak; bunun ilk şartı AKP’nin dayatmalarına karşı dik bir duruş sergilemektir. Onların çizdiği sınırlar içerisinde, o kısıtlarla AKP’yi yenmek mümkün olmayacaktır. O yüzden bu ülkede yaşayan tüm yurttaşlara, herkese hukukun üstünlüğünü, anayasanın önemini ve siyasetin umut verme gücünü hatırlatmak istiyoruz. Biz, hiç kimsenin dayatmasına teslim olmayacağız. Anayasa, yasalar aynı zamanda vatandaşın haklarını da yazar. Yani bu ülke yurttaşıysanız; sizin haklarınız vardır ve bunlar anayasayla, yasalarla tarif edilir. Dolayısıyla, Anayasa’yı çiğnemek halkın haklarını gasp etmektir. İşte biz, buna izin vermeyeceğiz diyoruz. Bir örnek vereyim. Gözümüzün önünde bir hırsızlık gerçekleşiyor, halkın hakları çalınmak isteniyor. Biz ise şunu düşünüyoruz. Tek başına bizim bu hırsızlığı önlemeye gücümüz yeter mi? Samimiyetle ifade ediyorum. Bilmiyorum. Engelleyemezsek bile bağıracağız. ‘Hırsız var’ diye bağıracağız. Belki hırsızın çalmasını engelleyemeyeceğiz ama komşuları uyaracağız, yardım isteyeceğiz. En kötüsü komşunun evinin soyulmasını engelleyeceğiz. Ortada açık bir hırsızlık var. Görüyoruz, gözümüzü kapatıp görmezden gelmemiz bekleniyor. Hayır. Gücümüz yettiğince ‘Hırsız var’ diye bağırmaya devam edeceğiz. Biliyorum, pek çok yurttaşımız bu hukuksuzluklara isyan ediyor. Yanımızda kimse yok, desteğimiz yok ne yapabiliriz diye düşünüyorlar. Bilsinler ki yalnız değiller. Her gün ama her gün sokaklarda yurttaşlarla birlikte nefes alıp veren bir siyasi partinin temsilcisi olarak, onlarla birlikte olan bir kardeşiniz olarak söylüyorum. Biz milyonlarca insanız. Bu öğrenilmiş çaresizlik. Baskı karşısında sinmek, vazgeçmek yok. Biz buradayız. Sonuna kadar bu mücadeleyi sürdüreceğiz. Sandıktan kaçmıyoruz seçimden korkmuyoruz. Hemen yapılmasına hazırız ama biz seçim istiyoruz diye biz bu iktidardan bir an önce kurtulmak istiyoruz diye bu iktidarın türlü türlü hukuksuzluklar yapmasına izin vermeyeceğiz. Erdoğan, eğer bu yıl yapılacak seçimlerde cumhurbaşkanı adayı olmak istiyorsa; gelecek Meclis’e tüm muhalefetle görüşecek ve seçim böyle gerçekleşecek.</p>
<p><strong>“AKP, BUGÜN İTİBARIYLA 7 BİN 389 GÜNDÜR İKTİDARDA. 7 BİN GÜN”</strong></p>
<p>AKP, bugün itibarıyla 7 bin 389 gündür iktidarda. 7 bin gün. Yani 20 yıl 2 ay 23 gündür devam eden bir iktidardan bahsediyoruz. Bunlar iktidara geldiğinde ben 23 yaşında, üniversite öğrencisiydim. 7 bin gün geçmiş, 20 yıl geçmiş ülkede üzerine çıkıp tepinmedikleri tek bir alan kalmamış. Bu süreç içerisinde binlerce işçi, binlerce kadın hayatını kaybetmiş, tren kazaları yaşanmış, üniversiteler baskılanmış, cemaatler, tarikatlar memleketi sarmış, satılmadık tek bir alan, fabrika, bina, arsa kalmamış, Türkiye’de yüzü gülen, geleceğe umutla bakan insan bırakmamışlar. Şimdi artık öyle bir noktaya gelmişiz ki hiçbirimiz kiralarımızı, faturalarımızı karşılayamıyoruz. Memlekette konuşma, grev yapma özgürlüğü yok. İşçilerin grev hakları fiilen iktidar tarafından yasaklanıyor. Hukuksuz biçimde. Yani toplasanız memlekette dinci bir baskı yalan dolanla siyaset ve bir de her geçen gün zenginleşen patronlar var. Bir de çıkmış ‘Yeter, söz milletin’ diyorlar. Bir daha söylüyorum. Bakın. 7 bin 389 gündür iktidardalar. Şimdi çıkmış ‘Yeter, söz milletin’ diyorlar. İnsanda azıcık utanma duygusu olur. 20 yıldır insanların evine çöken konut tekellerinin, vergilerimizden semiren, teşvik üstüne teşvik alan başta beşlisi olmak üzere çetelerin, bu ülkelerin derelerine, ormanlarına çöken şirketlerin konuştuğu 20 yıldır sözün hep cemaatlerde, tarikatlarda, orta çağ artıklarında olduğu, bu ülkeyi sadece bunlara ait kılmak için mücadele ettikleri bir sürecin sonucunda ‘Yeter, söz milletin’ diye utanmazca yeni sözler üretmeye çalışıyorlar.</p>
<p><strong>“AKP İÇİN PERDENİN İNME VAKTİ GELDİ”</strong></p>
<p>Bugün itibarıyla artık söz bizim. Gençlerin, kadınların, emekçilerin artık söz. İkizdere’dekiler, Kazdağı’ndakiler konuşacak, Boğaziçi öğrencileri konuşacak, gezi direnişçileri konuşacak. Söz de iktidar da halkın olacak. AKP için perdenin inme vakti geldi. Hani yeter diyorlar ya &#8216;Yeten bir şey varsa o AKP’dir bu memlekette&#8217; Eğer &#8216;Yeten bir şey varsa Recep Tayyip Erdoğan&#8217;dır, bu ucube Saray Rejimi&#8217;dir. Bu millet artık bir şey diyecekse, &#8216;Yeter Erdoğan&#8217; diyecek, &#8216;Yeter AKP&#8217; diyecek, &#8216;Yeter, Saray&#8217;da sürdüğünüz o saltanata son&#8217; diyecek!</p>
<p>O yüzden, buradan bu ülkenin emeğiyle alın teriyle geçinen güzel insanlarına seslenmek istiyorum. Yalnızca, canım kardeşlerime seslenmek istiyorum. Farkındayız, çok zor zamanlardan geçiyoruz. Çocuklarımız doğru düzgün beslenemiyor. İnsanlar, en temel ihtiyaçlarını alırken dahi defalarca düşünmek zorunda kalıyor. Kira zamlarının altında ezilmiş durumdayız. Memleketin onurlu hekimleri bas bas bağırıyor. Çocuklar yeterli beslenemediği için gelişim bozuklukları yaşanıyor. Bir yandan tefeci bankalar insanların evlerine çöküyor. Sağlıksız, dayanıksız ilk depremde yıkılacak evlere fahiş fiyatlar konuluyor. Kara kış günü ev sahipleri insanları kapının önüne bırakmak istiyor. Memlekette açlık sınırının daha ilk ayında altında kalan bir asgari ücret var. Emekliler maaşlarını asgari ücretin bile altında alıp açlıkla, sefaletle her gün sınanıyorlar ve bu iktidar &#8216;Ben böyle getirdim, böyle götürmeye devam etmek&#8217; istiyorum diyor.</p>
<p><strong>“UMUT ARAYAN BU ÜLKENİN MÜCADELE EDEN İNSANLARINA BAKSIN”</strong></p>
<p>Kendimizden, kendi ellerimizden başka hiçbir kurtarıcı olmadığını bir kez daha hatırlamamız gerekiyor. Bakın, umut arayan, çare arayan, dönüp kendine; yakınındakilere, sokağındakilere, iş yerindekilere, bu ülkedeki milyonlara baksın diyorum. Umut arayan, alın teri için mücadele eden Trendyol kurye emekçisi arkadaşlarıma baksın, umut arayanlar hakkı için mücadele eden ve kazanmanın eşiğine gelen EYT’lilere baksınlar. Bakın grevler Erdoğan yüzünden yasaklanıyor, Erdoğan grevleri yasaklamaya kalkıyor ama işçi kardeşlerimiz Erdoğan’ın yasaklarını yırtıp atıyor, grevlerini yapıyor ve haklarını alıyor. Umut arıyorsak o işçi kardeşlerimizin gözlerinin içine bakmamız gerekiyor. Özetle, umut arayan herkes kendine, çevresine, bu ülkenin işçilerine emekçilerine, gençlerine, kadınlarına, mücadele eden insanlarına baksın.</p>
<p><strong>“HEP BİRLİKTE MÜCADELE EDERSEK BU ÜLKE İNSANCA YAŞANABİLECEK BİR ÜLKE HALİNE GELİR”</strong></p>
<p>Biz Türkiye İşçi Partisi olarak hiçbir zaman halka yalan söylemedik. İnanmadığımız hiçbir şey söylemedik. Bugün de yakın gelecek için bir gül bahçesi vadetmiyoruz. Gelin hep beraber omuz omuza, kol kola duralım, akıllarımızı yüreklerimizi birleştirelim, hep birlikte mücadele edelim, biz mücadele edersek bu ülke insanca yaşanabilecek bir ülke haline gelir. Eğer biz birbirimize güvenir, birbirimizin koluna girersek bu memlekette insanca, kardeşçe eşit ve özgür bir biçimde yaşayabiliriz. Refah içerisinde, mutluluk içerisinde bu ülkenin eşit ve özgür yurttaşları oluruz diyoruz.</p>
<p>TİP olarak enerji kullanımından, emeklilik reformuna, kira ve barınma krizinin çözülmesinden okullarda öğrencilere en az birer öğün ücretsiz yemek verilmesine kadar, ülkemizin pek çok yakıcı sorunu konusunda kanun teklifleri verdik. Nasıl çözülebilir? İstenirse halk düşünülürse, halkın çıkarları temel alınırsa ne kadar kolay çözülebileceğini göstermek için çalıştık. Şimdi iktidar sanıyor ki onlar şimdi burada çoğunluk ya, biz o kanun tekliflerini alırız, Meclis&#8217;in raflarına koyarız, orada dosyalar zaman içerisinde tozlanır. Ancak çok yanılıyorlar canım kardeşim, çok yanılıyorlar. Çünkü biz biliyoruz halkın kanunları aslında sokaklarda yazılır, mücadelede yazılır ve biz ne kazanırsak ancak ve ancak mücadelemizle kazanırız. O yüzden yurttaşlarımızın elektrik, doğal gaz, su, internet gibi en temel ihtiyaçlarının birtakım patronların para kazanma aracına dönüştürülmesine müsaade etmeyelim diyoruz. Temel bir insan hakkı olarak gördüğümüz enerjiden birtakım şirketler kâr elde edecekmiş. Bu saçmalığa son verelim diyoruz. İnsan haklarını ve doğayı önceleyen bir enerji politikası, bir enerji hakkı mümkündür ve bu kazanılabilir diyoruz.</p>
<p><strong>“BARINMA FONU OLUŞTURULMASINI VE ÇOK EVİ OLANDAN ÇOK VERGİ ALINMASINI SAVUNUYORUZ”</strong></p>
<p>Konut hakkını Anayasal olarak tanımayacak, devletin sosyal konutlar inşa etmekle mükellef olduğunu tarif edeceğiz. Barınma sorunun çok acil bir biçimde çözülmesi gerektiğini biliyoruz o yüzden derhal bir barınma fonu oluşturulmasını ve bakın çok evi olandan çok vergi alınmasını savunuyoruz. Yani bir evi olanla, yüz evi olanın yurttaşla emlak simsarının bu emlak baronlarının aynı vergileri ödediği hatta o patronların, emlak baronlarının vergilerden muaf tutulduğu üstelik banka kredileriyle halk tarafından finanse edildiği bu akıl dışılığa artık son.</p>
<p>Vergi sistemi, sil baştan tümden düzenlenmek durumundadır bu ülkede. Bu ülkenin işçisi, doktoru, öğretmeni, memuru, mühendisi, bütün vergi yükünü bunların omuzlarına yüklemiş bir düzen; öbür taraftan şirketlere, en yüksek gelir grubuna sosyal eşitsizliği daha da bozacak, derinleştirecek her tür imkanı sağlıyorlar. Buna nasıl sessiz kalınabilir? Asgari ücretliden, dar gelirliden, yeni mezundan vergi almadan ama o her gün servetlerine servet katan bir avuç insanı daha fazla vergilendirerek en azından eşitsizliği ortadan kaldırmak mümkündür.</p>
<p><strong>“AKIL DIŞI BİR DÜZEN VAR, BU DÜZENE SON VERECEĞİZ”</strong></p>
<p>Düşünsenize, gençlerimizi tarikat yurtlarının karanlığına mecbur bıraktıkları, fahiş kira zamları altında kent merkezlerinin yoksullardan, onların deyimiyle söyleyelim arındırıldığı, milyonlarca insanın sağlıksız ve Türkiye gibi deprem riskinin çok yüksek olduğu bir ülkede ilk depremde yıkılacak konutlara mahkum edildiği ama bunun karşısında emlak baronlarının, bankaların, birtakım patronların milyonlarca evi boş tuttuğu akıl dışı bir düzen var. İşte bu düzene son vereceğiz.</p>
<p>Elbette memleketin içinde bulunduğu durum öfkemizi büyütüyor. Çok acil bu hafta yaşanan gündemler var, onlarla bitireceğim. Bir tanesi, Saray Rejimi; dün kadınları nesneleştiren, bölen, suni gündemler yaratan ve artık tek kelimeyle seçim yatırımına dönüşmüş Anayasa değişikliğini küçük ortağıyla birlikte komisyondan geçirdi. Bizim bu konuda başından beri tavrımız çok net. Hiç değişmedi, değişmesine de ihtiyaç duymuyoruz. Anayasa&#8217;yı tanımayanlarla Anayasa yapılamaz. Siyasal İslamcılarla da müzakere değil mücadele edilir diyoruz.</p>
<p><strong>“SUÇ İTTİFAKI DAĞITILACAK, HEPSİ YASLANDIKLARI SARAYLA BİRLİKTE TARİHİN ÇÖPLÜĞÜNDE YERİNİ ALACAK”</strong></p>
<p>Dün Meclis&#8217;te bir utanç yaşadık. Bir gazeteci arkadaşımız, işini yapmaya çalıştığı sırada, sadece soru sorduğu için hem sözlü hem fiziki şiddete maruz kaldı. Gerçekten Meclisimize yakıştıramıyoruz ama MHP’ye çok yakışıyor, hiç şaşırtmadığını söylemem lazım. Dünden bugüne Türkiye siyasi tarihinde nefret diliyle, şiddetle ve mafyayla anılan bu harekete en yakışan cevabı yakında Türkiye halkının vereceğini düşünüyoruz. Bu suç ittifakı mutlaka dağıtılacak, hepsi yaslandıkları bu Sarayla birlikte tarihin çöplüğündeki yerini alacaklar. Bu vesileyle gazeteci arkadaşımıza da geçmiş olsun dileklerimizi iletmek istiyoruz.</p>
<p>Son gelen bilgi, Diyarbakır’dan inşaat işçisi kardeşlerimiz bize ulaştılar. Geçtiğimiz hafta bir iş bırakma eylemiyle seslerini duyurmaya çalıştılar. Günde ortalama 12 saat çalışan inşaat işçileri, günlük 600 lira sabit yevmiye, kaldıkları şantiyede de insanca barınma ve beslenme koşulları için mücadele ediyor. İnsanca barınma ve beslenme koşulları için bu ülkede işçiler mücadele etmek zorunda kalıyor. Biz inşaat işçisi arkadaşlarımızın sonuna kadar yanında olduğumuzu ifade edeceğiz.</p>
<p><strong>“SON BİR AYDA SAYISI 10 BİNİ AŞAN YENİ ÜYE VE GÖNÜLLÜLERİMİZE HOŞ GELDİNİZ DEMEK İSTİYORUM”</strong></p>
<p>Son olarak geçtiğimiz hafta paylaşmıştım, partimize yoğun başvurular oluyor diye.  Bu hafta artarak devam ediyor paylaşmazsam eksik bırakırım. &#8216;Olmaz bu iş&#8217; diyenlere, &#8216;Bu ülkede umut yok&#8217; diyenlere karşı umutla inatla ve inançla her gün parti binalarımızı dolduran; bugün itibarıyla son bir ayda sayısı 10 bini aşmış yeni üye ve gönüllülerimize bir kez daha hoş geldiniz demek istiyorum. Ülkemizde basın özgürlüğüne, halkın haber alma hakkına dönük saldırılardan rahatsız olduğu için partimize İzmir’den katılan Ayten kardeşim, &#8216;Hukuku, Anayasa&#8217;yı ayaklar altına aldıkları bu karanlık dönemde TİP’le birlikte mücadele etmek istiyorum&#8217; diyen avukat Cansın kardeşim, &#8216;Sosyalizmi yaygınlaştırmak için ben de bir adım atmak istiyorum&#8217; diyen Eskişehir’deki öğrenci kardeşim Diren, parti üye formuna &#8216;Hakkımı almak için üye olmak istiyorum&#8217; diyen Antepli işçi kardeşim İzzet Can ve doğal olarak buradan adını sayamadığım, sayamayacağım ama bu Saray saltanatını tarihin çöplüğüne omuz omuza göndereceğimiz ellerini bir kez olsun bırakmayacağımız binlerce kardeşime yeni yoldaşlarımıza hoş geldiniz diyorum. Taptaze bir güç, umut oldunuz bize. Düne kadar açık söyleyeyim daha çok inatçı idik. Şimdi hem inatçıyız hem kararlıyız ve artık biliyoruz mutlaka başaracağız.&#8221;</p>
<p><a href="https://www.haberduyur.com/erkan-bas-anayasa-degisikliginde-tavrimiz-net-siyasal-islamcilarla-muzakere-degil-mucadele-edilir/">Erkan Baş: “Anayasa Değişikliğinde Tavrımız Net. Siyasal İslamcılarla Müzakere Değil, Mücadele Edilir”</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.haberduyur.com">Flaş Haberler Son Dakika - Güncel Haberler - Haber Duyur</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.haberduyur.com/erkan-bas-anayasa-degisikliginde-tavrimiz-net-siyasal-islamcilarla-muzakere-degil-mucadele-edilir/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Erkan Baş: Erdoğan Aday Olamaz, Asıl Bunu Konuşmalıyız</title>
		<link>https://www.haberduyur.com/erkan-bas-erdogan-aday-olamaz-asil-bunu-konusmaliyiz/</link>
					<comments>https://www.haberduyur.com/erkan-bas-erdogan-aday-olamaz-asil-bunu-konusmaliyiz/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[admin]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 18 Jan 2023 18:22:59 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Gündem]]></category>
		<category><![CDATA[Erkan Baş]]></category>
		<category><![CDATA[Erkan Baş Haber]]></category>
		<category><![CDATA[Türkiye İşçi Partisi]]></category>
		<category><![CDATA[Türkiye İşçi Partisi Haber]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.haberduyur.com/?p=16430</guid>

					<description><![CDATA[<p>Türkiye İşçi Partisi (TİP) Genel Başkanı Erkan Baş, “Bizi birtakım tartışmalara mahkum edip; biz kendi aramızda bunları tartışırken atı çalan Üsküdar’ı geçmek istiyor. ‘Muhalefetin adayı şu olur mu, olmaz mı? HDP, Emek ve Özgürlük İttifakı aday çıkarır mı, çıkaramaz mı’ Bırakalım bu tartışmaları. Şu anda bu memleketin önünde daha gerçek bir sorun var.  Erdoğan aday [&#8230;]</p>
<p><a href="https://www.haberduyur.com/erkan-bas-erdogan-aday-olamaz-asil-bunu-konusmaliyiz/">Erkan Baş: Erdoğan Aday Olamaz, Asıl Bunu Konuşmalıyız</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.haberduyur.com">Flaş Haberler Son Dakika - Güncel Haberler - Haber Duyur</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Türkiye İşçi Partisi (TİP) Genel Başkanı Erkan Baş, “Bizi birtakım tartışmalara mahkum edip; biz kendi aramızda bunları tartışırken atı çalan Üsküdar’ı geçmek istiyor. ‘Muhalefetin adayı şu olur mu, olmaz mı? HDP, Emek ve Özgürlük İttifakı aday çıkarır mı, çıkaramaz mı’ Bırakalım bu tartışmaları. Şu anda bu memleketin önünde daha gerçek bir sorun var.  Erdoğan aday olamaz. Hep beraber konuşmamız gereken, tavır göstermemiz gereken konu bu” dedi.</p>
<p>Türkiye İşçi Partisi (TİP) Genel Başkanı Erkan Baş, bugün TBMM’de basın toplantısı yaptı. Baş, şunları söyledi:</p>
<p>“Bu seçim kanununu daha 15 gün önce TBMM Başkanı tarafından basıldı. Her milletvekilline bir tane ulaştırıldı. İçinde bütün seçim kanunları ve dolayısıyla cumhurbaşkanı seçim kanunu da var. Ne diyor cumhurbaşkanı seçim kanunu? Bakalım. ‘Madde 3: Bir kimse en fazla 2 defa cumhurbaşkanı seçilir. Ancak cumhurbaşkanının 2. döneminde Meclis tarafından seçimlerin yenilenmesine karar verilmesi halinde cumhurbaşkanı bir kez daha aday olabilir.’ Neymiş? Bir kimse en fazla 2 kez cumhurbaşkanı seçilebilirmiş. Bir istisnası var. Cumhurbaşkanının ikinci döneminde eğer kararı Meclis alırsa bir kez daha aday olabilir ve eğer halkın oyunu alırsa seçilebilir. Maddeler çok açık. Dolayısıyla öyle ben 14 Mayıs’a seçim kararı aldım. Cumhurbaşkanı olarak ilan edeceğim bu kararı, ondan sonra da çıkacağım, aday olacağım. Öyle yok. Bu iş o kadar kolay değil.</p>
<p><strong>“MECLİS’TE SEÇİM KARARI ALACAK ÇOĞUNLUKLARI OLMAYINCA DA PANİĞE KAPILMIŞ DURUMDALAR”</strong></p>
<p>Biz Erdoğan’ı sandıkta yenmek istiyoruz. Biz Erdoğan’ı tarihin çöplüğüne gönderirken sandığa gömmek istiyoruz ama eğer cesaretleri varsa yapılacak tek şey var TBMM’den seçim kararı çıkartacaklar. Buna da iktidarın oyları yetmiyor. Gelecekler efendi efendi muhalefet partileriyle masaya oturacaklar. Meclis’in cumhurbaşkanı seçimi için genel seçim kararı almasını isteyecekler. Buradan açık ve net bir çağrı yapıyoruz. Eğer bambaşka bir adayınız yoksa. Yani ‘Biz Erdoğan’dan başka kimseyi aday gösteremiyoruz, sizin söylediğiniz gibi tek adama bağlıyız, çaresiziz’ diyorsanız; yapacak hiçbir şey yok. Anayasasının emrettiği gibi Erdoğan üçüncü kez cumhurbaşkanı adayı olamaz. Olmasının bir tane yolu var. Gerçekten bu meseleyi son derece önemli görüyoruz. Partimizin gerek bilim kurulundan hukukçu arkadaşlar gerekse hukuk bürosu meseleye ilişkin çok ayrıntılı çalışmalar yaptık. Şimdi bir hata yapmışlar belli. Yani zamanında Meclis’in çoğunluğu bizde olacak. Biz, istediğimiz zaman meclisten bu kararı çıkartırız diye zamanındaki anayasa değişikliği sırasında oraya geçici bir madde eklemeyi akıllarına getirmemişler. Şimdi Meclis’te seçim kararı alacak çoğunlukları olmayınca da paniğe kapılmış durumdalar. Apar topar seçime gitmek istiyorlar.</p>
<p><strong>“ASLINDA YSK’DA DURUMUN BİZİM KADAR FARKINDA”</strong></p>
<p>Tüm yurttaşlarımızın dikkatine sunmak istiyorum. 2018 seçimlerinden sonra Erdoğan bu seçimleri kazandı. Yüksek Seçim Kurulu bir mazbata hazırladı. Mazbatada açık ve net diyor ki ‘13. Cumhurbaşkanı’. 12. Cumhurbaşkanı Erdoğan’dı. 13. Cumhurbaşkanı Erdoğan ifadesi var. Tabii seçimler artık sonuçlanmış ve Meclis’te istedikleri çoğunluğa ulaşamadıklarını gördükleri için zamanın Meclis Başkanlığı konuyu düzeltelim demiş. Sonra YSK ilk gönderdiği mazbata yerine yeni mazbata hazırlamış. Oraya yeni rakam koymamış. Bu bize bir şey gösteriyor. Aslında YSK’da durumun bizim kadar farkında. AKP’liler durumun bizim kadar farkında. MHP’liler durumun bizim kadar farkında.</p>
<p><strong>“YAPILMASI GEREKEN ŞEY YASALARA, ANAYASAYA UYGUN BİR SEÇİM GERÇEKLEŞTİRMEKTİR”</strong></p>
<p>Bir tartışmamız daha var ve son derece önemli olduğunu düşünüyoruz. Altını çizerek söylüyorum. Meclis Başkanlığı’nın bastığı şu an yürürlükte olan seçim kanunlarına göre konuşuyorum. Yine cumhurbaşkanı seçimini tarif eden üçüncü maddesi, kırmızıyla işaretlemişiz. Oy verme gününden geriye doğru hesaplanacak 60 günlük sürenin ilk günü seçimin başlangıç günüdür. Çok net değil mi? Seçim ne zaman başlıyormuş? Oy verme gününden 60 gün önce. Bu ne demek? ‘Anayasanın başka bir hükmünde de seçim kanununda da yapılan değişiklikler bir yıl içerisinde gerçekleşen seçimlerde uygulanmaz’ diye bir hüküm olduğunu tüm kamuoyu biliyor. Seçimlerin ne zaman yapılacağına ilişkin üzerine en çok konuşulan konu. Eğer siz 6 Nisan’dan önce seçim takvimini başlatıyorsanız, orada yaptığınız değişiklikleri uygulayamazsınız. Bu kadar açık ve net. Şimdi bütün bunlar sanki hiç yokmuş gibi ‘Ben, istediğim zaman seçime giderim. İstediğim kanunlarla seçime giderim. İstediğim adaylarla seçime giderim. İstediğim partiyi seçime sokarım istemediğimi sokmam. Basında aleyhimde konuşma yapılırsa oraya cezalar yağdırırım. Devletin tüm imkanlarını kendi partim için seçim sırasında kullanırım. Sonra demokratik seçim yapalım’ Erdoğan’ın dediği bu. Dünyanın neresinde böyle bir seçim demokratik seçim olarak kabul edilebilir? Dünyanın neresinde böyle bir seçim halkın iradesinin sandığa yansıması anlamına gelebilir? TİP olarak buradan hem iktidarı uyarıyoruz, iktidar partilerini uyarıyoruz hem tüm muhalefet partilerine çağrı yapıyoruz hem de esas olarak yurttaşlarımızı göreve çağırıyoruz. Böyle ‘Ben yaptım oldu, ben ne istersem o olur. Anayasayı bir kere delmekle bir şey olmaz. Anayasaya aykırı ama ‘evet’ diyeceğiz’ Bunların hepsini bir kenara iteceğiz. Bu memlekette yasalar varsa herkes ona bağlıdır. Anayasa varsa herkes bağlı olmak durumundadır. Sonuna kadar bu anayasaya, yasalara aykırı uygulamalara karşı tutum alacağız. En önemlisi sanıyorum şuna güveniyorlar; zaten memlekette devletin her yerine biz kendi kadrolarımızı yerleştirdik. YSK’da da bizim talimatımız dışında karar veremeyecek bir iradeyi otururmuşuz. Nasıl olsa son karar verici YSK. YSK bu kararları verecek ve bizim istediğimiz gibi olacak. YSK bu kararları verebilir mi? Evet, verebilir. Ama yaptığı her şey yasalara ve anayasaya aykırıdır. Yasalara ve anayasalara aykırı kararlar veremez, toplumu buna mahkûm edemez. O yüzden madem seçim tartışmaları başladı. Eğer Erdoğan yeniden aday olmak istiyorsa biz onu yenmeyi çok istiyoruz, onu sandıkta yenmek önümüzdeki en net hedeflerden bir tanesi. Türkiye’de milyonlarca insanın buna hazır olduğunu görüyoruz. Ama yapılması gereken şey yasalara, anayasaya uygun bir seçim gerçekleştirmektir.</p>
<p><strong>“BURADAN O PARAMİLİTER ÇETEYE VE ONUN İPLERİNİ ELİNDE TUTAN HERKESE SESLENİYORUZ. BAKIN, BU TEHDİTLER BİZE SÖKMEZ”</strong></p>
<p>Bakın, bizi birtakım tartışmalara mahkûm edip; biz kendi aramızda bunları tartışırken atı çalan Üsküdar’ı geçmek istiyor. ‘Muhalefetin adayı şu olur mu, olmaz mı? HDP, Emek ve Özgürlük İttifakı aday çıkarır mı, çıkaramaz mı’ Bırakalım bu tartışmaları. Şu anda bu memleketin önünde daha gerçek bir sorun var.  Erdoğan aday olamaz. Hep beraber konuşmamız gereken, tavır göstermemiz gereken konu bu. Muhalefeti kendi içinde çeşitli tartışmalara boğup arada bütün hukuksuzlukları yaparak seçime gitmek isteyen bu iktidara karşı en azından bu başlıkta tüm yurttaşlarımızın, tüm muhalefetin yan yana ve kararlı bir duruş sergilemesi gerektiğini ifade ediyoruz. Nasıl bir seçime gidiyoruz kısmına bir örnek daha vermek istiyorum. CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, geçtiğimiz günlerde bir programa katıldı. Yayın sırasında SADAT adlı bir paramiliter çetenin reklamlarının ekrana verildiğine hep beraber tanık olduk. Bu elbette bir tesadüf değil ve çete mensupları da sosyal medyadan yaptıkları açıklamalarda bu operasyonları hem sahiplendiler hem böbürlenerek paylaştılar. Buradan o paramiliter çeteye ve onun iplerini elinde tutan herkese sesleniyoruz. Bakın, bu tehditler bize sökmez. Böyle ucuz operasyonlarla halkı korkutarak tehditlerle bizi teslim alamazsınız. Asıl korkması gereken biri varsa bu 20 yıl içinde suçlara bulaşanlardır. Asıl siz korkun. İlk seçimde tarihe gömüleceksiniz ve ondan sonra sizin için hesap verme dönemi başlayacak. Bu memleket yeniden hukukla buluşacak, bu memleketin bağımsız, adil, tarafsız mahkemelerinde her biriniz yaptığınız her şeyin hesabını vereceksiniz. O mahkemelerde tir tir titrediğinizi izlemezsek yuh olsun bize.</p>
<p><strong>TİP OLARAK SARAY REJİMİNE SON VERMEK İSTEYEN TÜM MUHALEFET GÜÇLERİYLE ORTAKLIĞA HAZIRIZ</strong></p>
<p>Buradan tüm muhalefet güçlerine bir çağrı yapmak istiyorum. Bakın, gözüküyor saray farkında, saray panikte, saray kaybediyor. O yüzden kaybettikçe belli ki saldırı yoğunlaşacak. Belli ki hakkı, hukuku falan tanımayan her tür operasyonu yapacak. Sandık halktan kaçırılsın diye elindeki bütün imkanları kullanacak. Böyle üç beş kuruşluk çetelerle paramiliter örgütlerle hem halkı hem muhalefeti korkutmaya çalışacak. Yapacağımız şey şu; en basit noktalardan anayasanın, yasanın uygulanmasından seçim güvenliği sağlanmasından mutlaka muhalefet sorumludur. Yan yana gelmeli ve bu ülkenin yurttaşlarına güven vermelidir. Bu seçimi kazanmayı gerçekten istiyorsak; bunun başlangıç noktası yurttaşlarımıza güven vermektir. Biz TİP olarak bu saray rejimine son vermek konusunda samimiyiz. Son vermek isteyen bütün muhalefet güçleriyle en geniş ortaklıklara hazırız ve seçim güvenliğinden başlayarak elimizden gelen her şeyi yapmak istiyoruz.</p>
<p><strong>“ÇOCUKLARIMIZA SÖZ VERİYORUZ BIRAKIN YURT AÇMAYI KAMUSAL HAYATIMIZA ELLERİNİ BİLE UZATAMAYACAKLAR”</strong></p>
<p>Bu tarikatların, cemaatlerin pisliği karanlığı suçları da bir türlü bitmek bilmiyor. Yine tarikatlara, cemaatlere bağlı bir yurtta müdürlük yapan bir canavar bir çocuğumuzu istismar ediyor. Ailesi önce polise, savcıya gidiyor. Sonra zorla, baskıyla ifadelerini geri çektiriyorlar. Üstüne bir de çocuğu kıstırıp ‘Neden söylüyorsun? Neden anlatıyorsun’ diye azarlıyorlar. Konuyu kapatmaya çalışıyorlar. Türkiye’de bir çocuk daha tarikatlar tarafından herkesin gözü önünde istismar edildi. Artık bunları konuşurken gerçekten ne söyleyeceğimizi bilemiyoruz. Göz göre göre işlenen faili belli bir cinayete tanık olmak gibi bir şey. Bir çocuğun hayatından yaşamayı bırakın aklının ucundan bile geçmemesi gereken bu çirkinlikleri, bu acımasızlıkları, bu alçaklıkları, bu orta çağcı karanlık zihniyetin temsilcisi tüccarlar daha kaç kez yaşatacaklar? Gerçekten yeter. Yani iktidar bunları besliyor. Bunlar semiriyor. Üstüne bir de çocuklarımızın hayatlarını karartıyorlar. Daha önce defalarca söyledik tekrar söylüyoruz; bunları kapatacağız. Zaten kâğıt üstünde yoklar, zaten yasaklılar, zaten her birisi bir organize suç şebekesi, bir mafya örgütü gibi hareket ediyorlar. Tepede şeyhler, liderler günlerini gün ediyor servetlerine servet katıyor. Altta tecavüz eden, çalan, devlete sızan suç ortaklarından oluşan şebekeler bunlar. Buradan bu tarikat yurtlarında hayatını kaybeden Enes Kara kardeşimiz başta olmak üzere tüm çocuklarımıza söz veriyoruz. Bunlar bırakın böyle yurt açmayı, holding işletmeyi, vatandaşın parasını ceplemeyi, ihale almayı, kamu kaynaklarını kullanmayı kamusal hayatımızın herhangi bir parçasına ellerini bile uzatamayacaklar. Sonuna kadar mücadele edeceğiz. Bıkmayacağız. Gerçekten yüreğimiz yanıyor. Konuşmak istemiyoruz. Ama konuşmak zorundayız.</p>
<p><strong>“OXFAM EŞİTSİZLİKLER RAPORUNA GÖRE; 13 KİŞİNİN SERVETİ, 44 MİLYON YURTTAŞIMIZIN SERVETİNDEN DAHA FAZLA”</strong></p>
<p>Bir rapor yayınlandı. Biz de basından takip ettik. Sonra inceleme fırsatımız oldu. OXFAM Eşitsizlikler Raporu. Bu rapor diyor ki; 2020 yılında dünyada bir koronavirüs salgını oldu. Milyonlarca insan hastalıkla, ölümle cebelleşti. Milyonlarca insan işini kaybetti. Milyonlarca çocuk eğitimden mahrum kaldı. Ama bu salgının bir de kazananı var. Nim bu salgının kazananı? Dünyanın en zengin şirketleri ve insanları. Bunlar kar üzerine kar açıklamışlar. Servetlerinin ne kadar büyüdüğünü anlatmaktan utanmamışlar. Zaten eşitsiz bir dünyada yaşıyoruz ama son iki yılda bu eşitsizlik ve adaletsizlik bambaşka bir boyuta ulaşmış. OXFAM’ın raporuna göre dünyanın en zengin yüzde 1’i 2020’den beri yaratılan servetin üçte ikisini cebine indirmiş. Sadece yüzde 1’i tüm dünyada iki yılda yaratılan servetin üçte ikisini kendi ceplerine indirmiş. Enerji ve yiyecek şirketleri karlarını iki katına çıkarmış. Hissedarları milyonlarca dolar para kazanmış. Bu arada 800 milyon insan yatağa aç girmiş. Yani yaratılan servetin yarısı dünyanın tepesine çökmüş dolar milyarderlerinin cebine girmiş. Daha başka ne söylenebilir bilmiyorum. Doymuyorlar. Onun karşısında dünyada milyonlarca insan kendini bile doyuramıyor. Bırakın yaşamını idame ettirmeyi aç kalıyor. Şimdi bu raporun bir de Türkiye kısmı var. Dünyada adaletsizlik, eşitsizlik zirve yapmış. Bir de bakın Türkiye’ye ilişkin ne söylüyor. 13 kişinin serveti, 44 milyon yurttaşımızın servetinden daha fazla. İnanılmaz. Bir tarafta 44 milyon yurttaşın toplam serveti bir tarafta ise bu 13 kişi daha zengin. Yani bize mantıklı dedikleri sistem işte bu. Bize adil diye dayattıkları, değişmez dedikleri sistem işte bu. Aklınız, mantığınız alıyor mu? Türkiye’de milyonlarca çocuk yeterli beslenemediği için gelişim bozukluğu yaşıyor, bir tane doğru düzgün devlet okul bırakmadıkları için aileler bütün imkanlarını seferber ediyorlar o tefeci bankalardan borç alıyorlar, çocuklarını okutmak için. Gençler işsizlikten inliyor. Alım gücü sıfırın altında. En temel ihtiyaç maddesini bile yurttaşlarımız almakta güçlük çekiyorlar. Ama ülkenin tepesine çökmüş yüzde 1’lik kan emici vampirler memleketteki bütün servetin bir buçuk katına sadece kendileri sahip oluyorlar. Sonra bunlar oturuyorlar bize yok yoksulluk kadermiş, bu sistem çok mantıklıymış, böyle gelmiş böyle gitmezmiş gibi saçma sapan şeyler anlatıyorlar. TİP olarak bu eşitsizliği, bu adaletsizliği, bu ahmaklığı kabul etmiyoruz ve kabul etmeyeceğiz. Yeni bir dünyaya, yeni bir ülkeye ihtiyaç var. Burada bir sosyal adaletsizlik, hırsızlık var. Burada açıkça suç işleniyor, sessiz kalmamak gerekiyor.”</p>
<p><a href="https://www.haberduyur.com/erkan-bas-erdogan-aday-olamaz-asil-bunu-konusmaliyiz/">Erkan Baş: Erdoğan Aday Olamaz, Asıl Bunu Konuşmalıyız</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.haberduyur.com">Flaş Haberler Son Dakika - Güncel Haberler - Haber Duyur</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.haberduyur.com/erkan-bas-erdogan-aday-olamaz-asil-bunu-konusmaliyiz/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>TİP Genel Başkanı Erkan Baş: “Kılıçdaroğlu&#8217;nun Hangi Programla Karşımıza Geleceğini Görmek İstiyoruz”</title>
		<link>https://www.haberduyur.com/tip-genel-baskani-erkan-bas-kilicdaroglunun-hangi-programla-karsimiza-gelecegini-gormek-istiyoruz/</link>
					<comments>https://www.haberduyur.com/tip-genel-baskani-erkan-bas-kilicdaroglunun-hangi-programla-karsimiza-gelecegini-gormek-istiyoruz/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[admin]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 09 Jan 2023 19:40:54 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Gündem]]></category>
		<category><![CDATA[Erkan Baş]]></category>
		<category><![CDATA[Erkan Baş Haber]]></category>
		<category><![CDATA[Erkan Baş Hbaerleri]]></category>
		<category><![CDATA[Türkiye İşçi Partisi]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.haberduyur.com/?p=16050</guid>

					<description><![CDATA[<p>Türkiye İşçi Partisi (TİP) Genel Başkanı Erkan Baş, an itibarıyla Cumhur İttifakı’nın seçimi kazanma şansının olmadığını belirterek, &#8220;Eğer kazanmak istiyorsak, geçmişte yaptığımız hatalardan ders çıkartmalıyız. Geçmiş seçimlerde ‘İlk turda çok adaylı bir seçim yapalım ve ikinci turda, ilk turda en çok oy olan muhalefet adayının etrafında birleşelim’ yaklaşımı, pratik olarak sonuç vermedi. İlk turda muhalif [&#8230;]</p>
<p><a href="https://www.haberduyur.com/tip-genel-baskani-erkan-bas-kilicdaroglunun-hangi-programla-karsimiza-gelecegini-gormek-istiyoruz/">TİP Genel Başkanı Erkan Baş: “Kılıçdaroğlu&#8217;nun Hangi Programla Karşımıza Geleceğini Görmek İstiyoruz”</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.haberduyur.com">Flaş Haberler Son Dakika - Güncel Haberler - Haber Duyur</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Türkiye İşçi Partisi</strong> (TİP) Genel Başkanı <strong>Erkan Baş</strong>, an itibarıyla Cumhur İttifakı’nın seçimi kazanma şansının olmadığını belirterek, &#8220;Eğer kazanmak istiyorsak, geçmişte yaptığımız hatalardan ders çıkartmalıyız. Geçmiş seçimlerde ‘İlk turda çok adaylı bir seçim yapalım ve ikinci turda, ilk turda en çok oy olan muhalefet adayının etrafında birleşelim’ yaklaşımı, pratik olarak sonuç vermedi. İlk turda muhalif adaylar, birbirlerinden oy alıp ikinci tura kalmaya daha fazla odaklandılar. Doğru olan ortak adaydır. Şimdi bizim bunu söyleme hakkımız ne kadar varsa, aynı temelde bir yaklaşım geliştiren ama bu çağrısı bugüne kadar hiç karşılık bulmayan, Türkiye’nin en büyük üçüncü siyasi partisinin (HDP) de buna hazırlık yapması bu kadar doğaldır” dedi.</p>
<p>TİP Genel Başkanı Erkan Baş, bugün İstanbul’da gazetecilerle öğle yemeğinde bir araya geldi. Baş’a Parti Sözcüsü Sera Kadıgil, Genel Başkan Yardımcısı Barış Atay Mengüllüoğlu ve İstanbul Milletvekili Ahmet Şık da eşlik etti.</p>
<p>Burada konuşan Baş, seçim tarihi konusundaki belirsizliğe, İstanbul Büyükşehir Belediye (İBB) Başkanı Ekrem İmamoğlu hakkında verilen cezaya, HDP’ye kapatma davasına ve televizyon kanallarına verilen cezalara dikkat çekti. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın karşısındaki ittifakları bozmak istediğine de vurgu yapan Baş, şöyle konuştu:</p>
<p><strong>“CUMHUR İTTİFAKI’NIN SEÇİMİ KAZANMA ŞANSI YOKTUR”</strong></p>
<p>“An itibarıyla Cumhur İttifakı’nın bu seçimi kazanma şansı yoktur. Tek yolu, muhalefeti yanlış yapmaya, başarısızlığa, birbiriyle didişmeye itmektir. Buradan olabildiğince TİP olarak kaçınmaya çalışıyoruz ve tüm siyasi muhataplarımızı da bu konuda uyarıyoruz. Yaklaşımımız özetle şu: Zaman, muhalif saflar içerisinde sen-ben kavgası yapacak, birbirimizle mevzi mücadelesi yapacak, kendi kişisel, grupsal, partisel ya da ittifak açısından söyleyeyim, çıkarlarımızı memleket meselesinin, memleket sorununun önüne koyacak zaman değildir. Yani hangi adımı atıyorsak, hangi sözü söylüyorsak, hangi tutumu alacaksak burada temel belirleyici olan şey, Türkiye halklarının, Türkiye emekçilerinin, Türkiye yoksullarının ihtiyacını gözetmektir. Biz bugüne kadar elimizden geldiğince hep bu çizgide ilerlemeye çalıştık. Bu temelde ilişkilerimizi geliştirmeye ya da eleştiriyorsak da burada bir bozukluk gördüğümüzde, burada bir hata, burada bir yanlış gördüğümüzde eleştirdik. Bundan sonra da böyle devam edeceğiz.”</p>
<p><strong>“İTTİFAK, 24 SAAT TOPLANTI HÂLİNDE OLAN BİR KOORDİNASYON İLE YÜRÜTÜLÜYOR”</strong></p>
<p>Açılış konuşmasının ardından gazetecilerin sorularını yanıtlayan Erkan Baş, HDP Eş Genel Başkanı Pervin Buldan’ın partisinin Cumhurbaşkanı adayı çıkaracağı çıkışına ilişkin şu değerlendirmeyi yaptı:</p>
<p>“Emek ve Özgürlük İttifakı, şu anki mevcut iki ittifaktan esas olarak bir noktada farklılaşıyor bence. O da şu, biz ittifak ilan edildiği gün şöyle bir cümle kurmuştuk. Biz sadece bir seçim ittifakı oluşturmuyoruz. Emek ve Özgürlük İttifakı, esas olarak bir mücadele ittifakıdır. Dolayısıyla seçimler öncesi süreç bizim için önemlidir. Sandık kurulduğu güne kadar olan süreç önemlidir. Sandıkta ortaklaşma çabamız olacak doğal olarak ama seçim sonrası Türkiye’de de Emek ve Özgürlük İttifakı’na ihtiyaç olduğunu tespit ediyoruz ve bununla başlıyoruz, demiştik. Yani Emek ve Özgürlük İttifakı, sadece Cumhurbaşkanlığı seçiminde alacağımız ortak tavır, sadece genel seçimlerde alacağımız ortak tavır ile sınırlandırılamaz. Daha geniş bir perspektife sahibiz. Daha geniş bir ihtiyaca yanıt vermeye çalışıyoruz. Bu birincisi. İkincisi, geçtiğimiz perşembe günü Emek ve Özgürlük İttifakı’nın tüm bileşenlerinin genel başkanları, eş başkanları, parti sözcüleri, eş sözcüleri bir toplantı gerçekleştirdik. İttifak, 24 saat toplantı hâlinde olan bir koordinasyon ile yürütülüyor. Bütün partilerin temsilcilerinden oluşan, sürekli toplantı hâlinde olan bir koordinasyonu var. Bunun dışında ihtiyaç olduğunda genel başkanlar, eş başkanlar düzeyinde yan yana gelişler oluyor.</p>
<p><strong>“İTTİFAKIN DAHA FAZLA YAN YANA İŞ YAPMASI GEREKİYOR”</strong></p>
<p>O toplantımızın birkaç gündemi vardı. Bir tanesi, mevcut durum ve Emek ve Özgürlük İttifakı’nın ne yapacağı üzerine bir tartışma yürüttük. Burada bunu söylemekte sakınca görmüyorum. Emekli ve Özgürlük İttifakı’nın kuruluşunun yarattığı heyecan önemliydi. Bunu geliştirmemiz gerekir. Bunu daha etkin kılmak gerekir. Hele seçime doğru yaklaşıp siyasi atmosfer ısındıkça ittifakın daha fazla yan yana gelmesi, daha fazla yan yana görünmesi, daha fazla yan yana iş yapması gerekiyor. Bu vesileyle söyleyeyim. Bunun ilk örneği olacak. 15 Ocak Pazar günü Kartal’da Emek ve Özgürlük İttifakı, bir miting gerçekleştiriyor. Bu belki de kuruluştan sonra yaptığımız halk toplantılarını bir kuruluş süreci olarak değerlendirirsek ittifakın ilk mitingidir ve bizim açımızdan son derece önemlidir. Yani önümüzdeki sürece ilişkin Emek ve Özgürlük İttifakı’nın sahaya çıktığını, 15 Ocak itibarıyla söyleyebilirim. Esas olarak toplantıda bunu konuştuk. Bununla beraber bir ilk adım olarak, seçimlere ilişkin yaklaşımımızda da ortaklaşabilir miyiz; masanın gündemlerinden bir tanesi bu oldu. Doğal olarak ilk toplantıda her siyasi hareket, her siyasi parti kendi yaklaşımını ortaya koydu. Birbirimizi basın üzerinden, birbirimizi başka yerlerde yaptığımız konuşmalar, değerlendirmeler üzerinden değil; yüz yüze dinlemek, görüşlerimizi yüz yüze paylaşmak önemli olur, dedik ve bunun için bunu gündem yaptık. O değerlendirmelerin ürünü de cuma günü basında paylaştığımız bir açıklamada var.</p>
<p><strong>“HALKI ÇARESİZ BIRAKMAMAK ÜZERE ORTAK ADAYDAN YANA AĞIRLIK OLUŞTURAN BİR GÖRÜŞÜMÜZ VAR”</strong></p>
<p>Cumhurbaşkanlığı seçimleri ve genel seçimlere dönük de bir değerlendirme yaptık. Cumhurbaşkanlığı seçimlerinde, kendi adayımızı çıkartma ihtimalini de gözettiğimizi ama ağırlığın, eğilimimizin ortak adaydan yana olduğunu söyledik. Bu, masada ortaklaştığımız görüştür. Tam olarak böyle yazıldı metinde. Şimdi daha sonraki gelişmeler, bizim açımızdan meşrudur. Her siyasi parti, o ortaklığı temel alan biçimde kendi hazırlıklarını, kendi tercihlerini kamuoyuyla da paylaşabilir. Yani bizim ittifakımızda şöyle bir şey yok. Net olarak, bütün ayrıntılarıyla bağlanmamış bir konuda çeşitli eğilimlerin kendisinin ifade etmesi doğrudur. Aynı şey TİP için de geçerlidir. Emek Partisi için de geçerlidir. Bütün siyasi özneler, burada kendi görüşlerini de kamuoyuyla paylaşma hakkına sahiptir. Yani gizli saklı tutalım. Önce ortaklaşalım. Ortaklaştıktan sonra açıklayalım gibi bir yaklaşımda değiliz. Kars’taki kongrede Pervin Hanım bir açıklama yaptı. Ben açıklamayı gördükten sonra arkadaşlarımızla birlikte değerlendirdik. Bizim yorumumuz şu. Ortada bir cümle var. Halkı çaresiz bırakmamak üzere ortak adaydan yana ağırlık oluşturan bir görüşümüz var. Pervin Hanım, cümlenin ikinci bölümünün altını çizmiş. Yapılan açıklamada bizim değerlendirmemiz budur. Ben de aynı görüşü paylaşıyorum.</p>
<p><strong>“DOĞRU OLAN ORTAK ADAYDIR”</strong></p>
<p>Doğru olan ortak adaydır ama seçime sayılı günler kala henüz bir görüşme yapılmamışken, henüz bize bir aday önerilmemişken, kamuoyuna bir aday önerilmemişken ve daha önce, en açık örnek olduğu için kullanıyorum, Ekmeleddin İhsanoğlu gibi bir örnek önümüzde duruyorken, bizim tümüyle bekleyiş içerisinde olmamız, olası bir kötü senaryoda çaresiz kalmamız da kabul edilebilir bir şey değildir. Ne zaman Emek ve Özgürlük İttifakı bunu konuşacak? Mitingden sonraki hafta için randevumuz var. Emek ve Özgürlük İttifakı, bütün bileşenleriyle genel seçimler, Cumhurbaşkanlığı seçimleri konusunda yaklaşımlarımızı ortaklaştırabilecek miyiz, bir ortak karar çıkartabilecek miyiz diye konuşmayı karar altına almış durumda. Ortaklaşabildiğimiz noktalar var. Birbirimizin değerlendirmelerini ayrıntıları biçimde dinledik, öğrendik. Doğal olarak hepimiz kendi kurullarımıza, kendi partilerimize döneceğiz. Bunları mümkün olan en ileri noktada ortaklaştırmaya çaba sarf edeceğiz. Bizim çabamız bu olacak. Emek ve Özgürlük İttifakı bir ortaklık sağladığında da tüm toplumsal muhalefeti bir ortak aday etrafında ortaklaştırmak isteriz.”</p>
<p><strong>“KILIÇDAROĞLU’NUN HANGİ PROGRAMLA KARŞIMIZA GELECEĞİNİ GÖRMEK İSTİYORUZ”</strong></p>
<p>Cumhurbaşkanı adayı olarak isim tartışmalarıyla ilgili soruya da Baş, şöyle yanıt verdi:</p>
<p>“Hiçbir isim konuşmadık. Bizim toplantımızda konuşulan hiçbir isim yoktur. Burada özel olarak Türkiye İşçi Partisi’ne dair de şunu söyleyeyim. Biz de isim tartışması yapmıyoruz. Neden yapmadığımızı da en popüler adaylar üzerinden açıklıyorum. Kemal (Kılıçdaroğlu) Bey, CHP’nin adayı olarak çıkarsa, bizim ona dair bir yaklaşımımız olur. Ama Kemal Bey, Altılı Masa’nın belirlediği bir mutabakatın adayı olarak çıkarsa ona ilişkin başka bir yaklaşımımız olur. Yani hangi programla karşımıza geleceğini görmek istiyoruz. Çok tartışıldığı için sadece bir örnek söyleyeceğim. Kemal Bey, İstanbul Sözleşmesi’ni savunuyor değil mi? Bizim kırmızı çizgilerimizden bir tanesi. Şimdi eğer İstanbul Sözleşmesi’ni savunan Kemal Kılıçdaroğlu&#8217;nu soruyorsanız bir yaklaşım geliştiririm ama İstanbul Sözleşmesi’nin etrafından dolaşan bir çerçevenin adayı olarak gelirse başka bir şey söylerim. O yüzden şu aşamada isimler üzerinde bir değerlendirme yapmıyoruz. Göreceğiz.”</p>
<p><strong>“MANSUR YAVAŞ, HDP’NİN İÇ DEĞERLENDİRMESİ”</strong></p>
<p>Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Mansur Yavaş’ın isminin Cumhurbaşkanlığı konusunda geçtiğinde HDP’den gelen tepkilere de değinen Baş, “HDP’nin iç değerlendirmesi. Bizim önümüze gelmedi. Bize ifade edilen bir şey yok. Biz de herhangi bir adaya dair önsel bir yaklaşımda bulunmadık” diye konuştu.</p>
<p><strong>“GEÇMİŞ SEÇİMLERDE, MUHALEFET ADAYLARI BİRBİRİNDEN OY ALARAK İKİNCİ TURA KALMAYA DAHA FAZLA ODAKLANDI&#8221;</strong></p>
<p>Erkan Baş, HDP ile TİP&#8217;in adaylık konusunda tam bir uzlaşıya varıp varmadığıyla ilgili soruyu da şöyle yanıtladı:</p>
<p>“Her siyasi partinin kendi kurulları, kendi karar alma biçimleri var. Bu, ittifak düzlemine geldiğinde daha rahat konuşurum. İttifak düzlemine bu öneri, HDP tarafından somut olarak getirildiğinde bunu konuşuruz ama konuştuğumuzda da bugüne kadar söylediğimiz sözleri yutacak hâlimiz yok. Başından bu yana belki de Türkiye’de bunu ilk söyleyenlerden birisiydik. Yani geçmiş seçim deneyimlerinden yola çıkarak çok iyi hatırlıyorum. Yani 2,5 sene önce halk toplantıları sırasında Cumhurbaşkanlığı adaylığı konusu tartışılırken biz hep aynı çizgiyi gördük. Bu kadar kötü bir iktidar, 20 yıldır yönetiyorsa muhalefet birtakım hatalar, eksikler yapıyor. Dolayısıyla eğer kazanmak istiyorsak, geçmişte yaptığımız eksikleri telafi etmeli, geçmişte yaptığımız hatalardan ders çıkartmalıyız. Geçmiş seçimlerde ‘İlk turda çok adaylı bir seçim yapalım ve ikinci turda, ilk turda en çok oy olan muhalefet adayının etrafında birleşelim’ yaklaşımı, pratik olarak sonuç vermedi. Ne oldu? Biz şunu yaşadık. İlk turda muhalif adaylar, birbirlerinden oy alıp ikinci tura kalmaya daha fazla odaklandılar.</p>
<p><strong>“TÜRKİYE’NİN EN BÜYÜK ÜÇÜNCÜ SİYASİ PARTİSİNİN BUNA HAZIRLIK YAPMASI DOĞALDIR”</strong></p>
<p>Ben bu deneyimden yola çıkarak partide yaptığımız değerlendirmeler sonrasında, TİP adına şunu söyledim: Doğru olan ortak adaydır. Şimdi bizim bunu söyleme hakkımız ne kadar varsa, aynı temelde bir yaklaşım geliştiren ama bu çağrısı bugüne kadar hiç karşılık bulmayan, Türkiye’nin en büyük üçüncü siyasi partisinin de buna hazırlık yapması bu kadar doğaldır. Aynı şey bizim için de geçerlidir. Biz ortak adayın gerekli olduğunu, doğru olanın ortak aday olduğunu 2,5 yıldır söylüyoruz. Ama eğer bu konuda bir yaklaşım geliştirilmezse, halkı çaresiz bırakamayız. Bu da bizim açımızdan çok net. Şimdi bundan sonrasına ilişkin olarak herkes kendi değerlendirmesini yapacak. Bizim için çok uzun bir zaman değil. Mitingimizi gerçekleştireceğiz. İttifak sahaya çıkacak. Ondan sonra oturacağız. Hem HDP’li arkadaşlarımızla hem diğer ittifak güçleriyle bir değerlendirme yapacağız. Umuyorum bu değerlendirmede ortaklaşırız ama bizim ortaklaşmamızın bir tarafı da Türkiye’deki bu cumhurbaşkanı adaylığı tartışmasında nasıl bir seyir izleneceğini gözlemlemek olacak.</p>
<p><strong>“BEN, BULDAN’INKİ GİBİ BİR VURGU YAPMAK İHTİYACI HİSSETMEZDİM”</strong></p>
<p>İttifak toplantısının ardından yapılan yazılı açıklamada ortak aday konusuna daha yakın olunduğunun belirtilmesine karşın hemen ardından Pervin Buldan’ın partisinin aday çıkaracağı yönündeki açıklamalarını nasıl değerlendirildiğinin sorulması üzerine Baş, şunları söyledi:</p>
<p>“Zıt olduğunu düşünmüyorum. Zıt değil bu iki görüş birbirine. Bunu kapsayan ama vurgu farkı olduğunu kabul ediyorum. Yani ben öyle bir vurgu yapma ihtiyacı hissetmezdim o gün. Bu da iki ayrı partinin ya da ittifaktaki 5 partiden bir tanesinin HDP olduğu gerçeğiyle gayet ilgili. O gün o konuşmadan öne çıkan vurgunun bir gün öncesinde Mithat Sancar’ın, toplantıya gelmeden önce Halk TV’deki konuşmasının vurgusu bizimkine benzerdi. Başka bir siyasi partinin genel başkanının, parti sözcüsünün, grup başkanvekilinin yaptığı açıklamaya ilişkin ‘Nasıl böyle bir açıklama yaparsın’ diye sorma hakkımız yok. Bize de kimse soramaz. Hani ben de burada ortak aday meselesinin daha önemli olduğunu söylüyorum. Bana da kimse ‘Niye ortak savunuyorsun’ diye soramaz. Biz farklı farklıyız. Biraz şuna benziyor bence. Diyelim ki Millet İttifakı içerisinde de aday isimleri tartışılırken çeşitli partilerin, çeşitli isimleri önermesi söz konusu olabiliyor. Farklı görüşler olabilir. Bizde de olabilir. Biz bunu meşru görürüz.</p>
<p><strong>“CUMHURBAŞKANI ADAYINDAN BEKLENTİLERİMİZİ DE ORTAYA KOYDUK”</strong></p>
<p>Aynı şey genel seçim taktiği açısından da olabilir. Yani bir problem olarak görmüyorum. Galiba hepimiz açısından geçerli. Bu ittifak siyaseti, Türkiye’de yeni olduğu için ve ilk örneği maalesef Cumhur İttifakı olduğu için, tek sesli bir yapı olduğu için orası, diğer ittifaklarda en küçük farklı görüş ortaya çıktığında ‘Acaba problem mi var’ sorusu gündeme geliyor ama ittifak zaten böyle bir şey. İttifak zaten farklılıkların yan yana gelmesi üzerine kurulu. Birtakım temel değerlerde ortaklık arıyoruz. Biz, Cumhurbaşkanı adayından beklentilerimizi de ortaya koyduk. Yani dedik ki, ‘Kayyum siyasetine ilişkin tavrı önemlidir cumhurbaşkanı adayının’. Hukuk, adalet konusu bizim açımızdan son derece elzemdir. Burada Anayasa Mahkemesi kararları, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi kararları konusundaki tutum son derece önemlidir. Biz de kendimizce ortak bir cumhurbaşkanı adayında aradığımız nitelikleri, kendi görüşümüz olarak paylaştık ama mesela HDP’nin de bize şunu sorma hakkı yok. ‘Yani siz niye şunu yazdınız da bunu yazmadınız’. Bizim görüşümüz. Süreç içerisinde ortaklaşmak eğilimimiz var. Umarım başaracağız.”</p>
<p><strong>“HDP, ÇİRKİN ÖRDEK YAVRUSU DEĞİL”</strong></p>
<p>İYİ Parti’nin HDP’ye yaklaşımı da sorulan Erkan Baş, şöyle konuştu:</p>
<p>“Bizim açımızdan şu kabul edilemez. HDP, bu memleketin çirkin ördek yavrusu falan değil. Yani en az 6 milyon insanın oyunu almış, memleketin üçüncü siyasi partisi. Başkaları ne der diye siyaset yapılmaz. Eğer bu ülkeyi yönetmeye adaysanız, bizim ittifakımız adına kim giderse gitsin görüşmeye, o ittifakın içerisinde HDP de var, TİP de var, Sosyalist Meclisler Federasyonu da var. Herkes adına gider. Dolayısıyla hani arkadan dolaşmayı gerektirecek bir şey yok. Mevzu açık, memleketin önünde bir problem var. Siz bunu çözmeye dair ciddiyet taşıyor musunuz, bizim sorumuz bu. Siz bu memleketin sorunlarını çözecek bir ciddiyetli yaklaşıma sahip misiniz, bunu ortaya koyacak bir cesarete sahip misiniz? Bu olmadıktan sonra HDP gitmemiş, TİP gitmiş; bir önemi yok. Dolayısıyla o AKP’nin çizdiği sınırların dışına taşmaya cesaret edecekler mi, etmeyecekler mi? Sadece bu başlık için söylemiyorum. Bizim açımızdan ölçütlerden bir tanesi budur. Anayasa değişikliği teklifi de bizim açımızdan böyle değerlendirilecek. Yani oyunu AKP çizecek, ondan sonra biz, ‘Acaba elalem ne der’ diye siyaset yapacağız. Biz bunu kabul et</p>
<p><strong>Haber: ÇAĞATAN AKYOL &#8211; Kamera: ADEM KARABAYIR</strong></p>
<p><a href="https://www.haberduyur.com/tip-genel-baskani-erkan-bas-kilicdaroglunun-hangi-programla-karsimiza-gelecegini-gormek-istiyoruz/">TİP Genel Başkanı Erkan Baş: “Kılıçdaroğlu&#8217;nun Hangi Programla Karşımıza Geleceğini Görmek İstiyoruz”</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.haberduyur.com">Flaş Haberler Son Dakika - Güncel Haberler - Haber Duyur</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.haberduyur.com/tip-genel-baskani-erkan-bas-kilicdaroglunun-hangi-programla-karsimiza-gelecegini-gormek-istiyoruz/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Erkan Baş: Senin Hikâyen de Yolun da Bitti Tayyip Erdoğan. Artık Halkın Hikâyesi Başlıyor</title>
		<link>https://www.haberduyur.com/erkan-bas-senin-hikayen-de-yolun-da-bitti-tayyip-erdogan-artik-halkin-hikayesi-basliyor/</link>
					<comments>https://www.haberduyur.com/erkan-bas-senin-hikayen-de-yolun-da-bitti-tayyip-erdogan-artik-halkin-hikayesi-basliyor/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[admin]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 04 Jan 2023 15:54:44 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Gündem]]></category>
		<category><![CDATA[Erkan Baş]]></category>
		<category><![CDATA[Erkan Baş Haber]]></category>
		<category><![CDATA[Erkan Baş Haberleri]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.haberduyur.com/?p=15823</guid>

					<description><![CDATA[<p>Türkiye İşçi Partisi (TİP) Genel Başkanı Erkan Baş, AKP’yi “yüzyılın yalancısı” ilan ettiklerini belirterek, “Hani bundan 10 sene önce, 15 sene önce bir hikâye anlatıyordu Tayyip Erdoğan. 2023’e başlarken şunu söylemek lazım. Senin hikâyen de senin yolun da bitti Tayyip Erdoğan. Artık halkın hikâyesi başlıyor. Halkın önünün açık olduğu günler 2023’te, önümüzde bizleri bekliyor” dedi. [&#8230;]</p>
<p><a href="https://www.haberduyur.com/erkan-bas-senin-hikayen-de-yolun-da-bitti-tayyip-erdogan-artik-halkin-hikayesi-basliyor/">Erkan Baş: Senin Hikâyen de Yolun da Bitti Tayyip Erdoğan. Artık Halkın Hikâyesi Başlıyor</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.haberduyur.com">Flaş Haberler Son Dakika - Güncel Haberler - Haber Duyur</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Türkiye İşçi Partisi (TİP) Genel Başkanı Erkan Baş, AKP’yi “yüzyılın yalancısı” ilan ettiklerini belirterek, “Hani bundan 10 sene önce, 15 sene önce bir hikâye anlatıyordu Tayyip Erdoğan. 2023’e başlarken şunu söylemek lazım. Senin hikâyen de senin yolun da bitti Tayyip Erdoğan. Artık halkın hikâyesi başlıyor. Halkın önünün açık olduğu günler 2023’te, önümüzde bizleri bekliyor” dedi.</p>
<p>TİP Genel Başkanı Erkan Baş, bugün İstanbul İl Başkanlığı’nda basın toplantısı düzenledi. Tüm yurttaşların yeni yılını kutlayan Baş; sağlık, başarı ve mutluluk diledi. 2023 yılının Saray rejimi açısından özel bir anlamı olduğunu söyleyen Baş, şöyle konuştu:</p>
<p><strong>“‘HEDEF 2023’ DİYE YOLA ÇIKMIŞ BİR İKTİDAR VARDI:</strong> Hepimiz hatırlayacağız. 10 yıl, belki de daha fazla; 12 yıl kadar önce, ‘Türkiye hazır, hedef 2023’ diye yola çıkmış bir iktidar vardı. Bugünlerde elime iki sayfalık bir metin ulaştı. Bu, AKP’nin 4. Kongresi&#8217;nde, Eylül 2012 tarihli, 2023 hedeflerini anlatan bir metin. 63 madde, kongreye katılan tüm basın emekçilerine sunulmuş, AKP imzalı, mührü olan bir metin. Bu 63 maddede neler demişler? 2023’ün ilk basın toplantısında bunları hatırlatmak istiyorum. Örneğin; şöyle başlıyor: ‘Parti kapatmalarının tamamen kaldırılması, parti kurulmasında kısıtlayıcı ve yasaklayıcı hükümlerin kaldırılması, partilerde tek tipleştirici yükümlerin kaldırılması, parti kapatmalarının kaldırılması, partiye değil, gerçek kişilere ceza, siyasetin katılımının önündeki tüm engellerin kaldırılması, seçimlerle ilgili mevzuatların tümden yenilenmesi, işte barajın kaldırılması, temsilde adaletin sağlanması’ diye başlamış.</p>
<p><strong>AKP, TÜM ÜLKEYİ TEKTİPLEŞTİRMEYE ÇALIŞAN BİR PARTİ HÂLİNE GELMİŞTİR:</strong> Peki, nasıl bir Türkiye ile karşı karşıyayız? 2023 geldi. Söyledikleri tarih geldi. Ne var gündemde? &#8216;Parti kapatmayı kaldıracağız&#8217; demişler. HDP’nin kapatma davası var. Milyonlarca yurttaşın oyunu almış parti, kapatılmak isteniyor. &#8216;Parti kurulmasında kısıtlayıcı ve yasaklayıcı hükümler kaldırılacak&#8217; demiş; aylardır Yeşiller Partisi, partinin kuruluşunu gerçekleştiremediğini, mahkeme kararlarına rağmen gerçekleştiremediğini söylüyor. Partilerde tektipleştirici hükümler kaldırılacakmış. Geçtik siyasi partileri, tüm ülkeyi tektipleştirmeye çalışan, yurttaşlar arasında ayrımcılığı körükleyen bir parti hâline gelmiş. Yani, inanılmaz, gerçekten inanılmaz. Buradan bütün yurttaşlarımıza özel olarak rica ediyorum. Yani, AKP’nin bundan 10 sene önce açıkladığı 2023 Vizyonu&#8217;na bakalım ve bugün, AK Parti&#8217;nin Türkiye’yi nasıl bir hâle getirdiğini zaten yaşıyoruz; ikisini bir mukayese edelim.</p>
<p><strong>AKP&#8217;Yİ YÜZ YILIN YALANCISI OLARAK İLAN EDİYORUZ: </strong>Yani ben açık bir şey söyleyeceğim. Şu belge arkadaşlar, bu belge tarihe ‘yalanın belgesi’ olarak geçer. Buradan AKP&#8217;yi 2023 yılında, yüzyılın yalancısı olarak ilan ediyoruz. Yüzyılın yalancısı, en büyük yalanları söyleyen parti olma unvanını ele geçirmiş durumdalar. ‘İşsizlik, yüzde 5’e düşecek, enflasyon, tek haneli rakamlara gelecek’ diyorlar. Bugün memlekette ne yaşıyorsak hepsinin tam tersini önlerine hedef olarak koymuş bir iktidarla karşı karşıyayız. Dolayısıyla bu belge ancak ve ancak ‘yüzyılın yalancısı’ olarak anılması için akıllarda tutulması gereken, arşivlerden bulup çıkarılması gereken, her yurttaşımızın mutlaka okuması gereken bir belgedir. Hedefledikleri ülke ortada, yarattıkları ülke ortada. Adaletsizlik yaşamın her alanına sirayet etmiş, ülkenin yarısı asgari ücretle açlık sınırında yaşamaya mahkûm edilmiş, yoksulluğun, gelir adaletsizliğinin alıp başını gittiği, partilerin hem kapatıldığı hem kurdurulmadığı, dillerin, cinsel yönelimlerin yasaklandığı, ayrımcılığın kol gezdiği, eğitim sisteminin paramparça edilip yurttaşların özel okullara mecbur edildiği kapkaranlık bir ülke hâline getirdi AK Parti, 2023’e girerken Türkiye’yi.</p>
<p><strong>BU SİYASİ PARTİYİ 2023 YILINDA BU ÜLKEDEN SÖKÜP ATACAĞIZ: </strong>Biz bu vesileyle Adalet ve Kalkınma Partisi&#8217;nin bu yalanlarını, AKP’nin bu ülkeyi mahvettiği politikaları bir kez daha ortaya koyarken kendi adımıza da 2023 için tek bir hedef koyuyoruz. Yurttaşlarımıza açlık sınırında bile yaşamayı çok görenleri, milyonları süt alamaz, bir kirayı ödeyemez hâle getirenleri, çocuklarını okullarına gönderebilmek için ailelerin bankalarda kredi alma sıralarına girdiği, bankalara, tefecilere mahkûm edildiği bu siyasi partiyi 2023 yılında bu ülkeden söküp atacağız. Eşit, özgür, barış içinde ve kardeşçe yaşayacağımız bir Cumhuriyet için 2023 yılına, saray rejimine son noktayı koyma kararlılığıyla giriyoruz. Hani bundan 10 sene önce, 15 sene önce bir hikâye anlatıyordu Tayyip Erdoğan. 2023’e başlarken şunu söylemek lazım. Senin hikâyen de senin yolun da bitti Tayyip Erdoğan. Artık halkın hikâyesi başlıyor. Halkın önünün açık olduğu günler 2023’te, önümüzde bizleri bekliyor.</p>
<p><strong>BİRKAÇ AY SONRA SEÇİMİ KAYBEDECEĞİNİ GÖRÜYOR:</strong> Malumunuz Tayyip Erdoğan, geçtiğimiz hafta EYT’li yurttaşlarımızın çok uzun yıllardır sürdürdükleri mücadele karşısında diz çöktü. 8 Eylül 1999 tarihi ve öncesi için emeklilikte yaş koşulunu kaldıran düzenlemeyi yapacaklarını duyurdu. İlk dikkat çekmek istediğimiz konu şu. Bu duyurunun üzerinden bir haftadan fazla vakit geçti, şu anda hâlâ Meclis’e gelmiş bir teklif falan yok. Bu son derece önemli. Meclis’e henüz bir teklif bile gelmemiş durumda. ‘Önümüzdeki hafta getireceğiz’ diyorlar. Sonuçta yıllardır EYT’lileri oyalayan, yurttaşların umutlarıyla oynayan AKP, önce ‘Aralık başı’ dedi, sonra ‘Aralık sonu’ dedi, sonra ‘Yıl bitmeden bu iş olacak mutlaka’ dedi. Şimdi ocak ayının ilk haftasındayız, ‘İkinci hafta’ diyorlar. Şimdilik ocak ayının ortasına kalmış durumda. Bir şey hatırlatmak istiyoruz. Ne demişti Tayyip Erdoğan? ‘Seçimi kaybedeceğimi görsem, bilsem yine ben bu işte yokum, bana bunu getirmeyin’ demişti. Şimdi seçimi kaybedeceklerini anladı, birkaç ay sonra seçimi kaybedeceğini görüyor ve çare olarak insanların yıllardır mücadele ettiği, zaten hakkı olan bir şeyi sanki kendisi bahşediyormuş gibi insanlara sunuyor ama bunu yaparken bile yurttaşlarımızla alay ediyor. Çıkıyor bir akşam, diyor ki, ‘EYT’yi çözdüm, hadi hayırlı olsun’. İnsanlar yıllardır bu anı bekliyorlar, doğal olarak ertesi sabah SGK binalarının önünde kuyruklar oluşuyor, vatandaş emeklilik işlemlerini başlatmak istiyor. Şunu bile söylemiyor, konuyla ilgili bir kanun göndereceğiz falan demiyor; &#8216;Çözdüm bitti, hayırlı olsun.&#8217; Ne oldu arkadaş? Ortada bir teklif var mı, Meclis’e sunulmuş bir öneri var mı, kanun teklifi var mı; hiçbirisi yok. Gerçekten insanların umutlarıyla alay eden bu yaklaşımlarını da unutmayacağımızı burada bir kez daha ifade etmek istiyorum.</p>
<p><strong>AKP, İKTİDAR KOLTUĞUNU KORUMAK İÇİN GÜNDE 40 TAKLA ATIYOR:</strong> Ne yapıyorlar? Anlattıkları üzerinden yorum yaparsak, bir gün önce işe girmişler, bir gün sonra işe girmiş arasında emeklilik 17 yıl beklemek gibi bir haksızlık durumu ortaya çıkıyor. Soru şu. Hadi tamam, mecbur kaldınız, diz çöktünüz, Eylül 99 öncesi insanların emeklilik hakkını veriyorsunuz. Peki, ondan sonrası? Bir gün sonra işe giren, bir yıl sonra işe giren? Hepimiz biliyoruz, 19 Ağustos depremi yaşandı 99’da. Deprem nedeniyle işe girmiş olmasına rağmen sigorta işlemi yapılmayanlar? Ne olacak bu yurttaşların hâli? Yani 2000’lerde işe girenler bu haksızlık karşısında ne yapacaklar? Ortaya çıkan bu yeni haksızlıklar? Olay net. AKP, iktidar koltuğunu korumak için günde 40 takla atıyor ama burada yeni mağduriyetler ortaya çıkmış, insanlar haksızlığa uğramış, bunların hiçbirisi AKP’nin ve Recep Tayyip Erdoğan’ın umurunda bile değil. Koltuk korunsun, gerisi hiç önemli değil.</p>
<p><strong>EMEKLİNİN HÂLİ NE OLACAK:</strong> Şimdi güzel, yurttaşlarımız hakkı olanı alsınlar, emekli olsunlar. Peki, emeklinin hâli ne olacak arkadaşlar? Bir de emeklilerin hâli var memlekette. Şimdi çıkmış, açıklama yapıyorlar, en düşük emekli maaşı 5 bin 500 lira olacak diye. Bunlar da lafla telaffuz edilen şeyler. Şimdi açıklama yeni yapıldı, hemen arkadaşlarımızla kısa bir çalışma yaptık. Bundan 6, 7, 8, 10 yıl önceye gidelim. Asgari ücretten düşük maaş alan emekli oranı yüzde 4- 5 civarında. Emekliler, asgari ücrete yakın paralar alıyorlar.</p>
<p><strong>YİNE SARAY OYUNLARI DEVAM EDİYOR:</strong> Artık 2020’den beri bu veriler açıklanmıyor, 2020’de emeklilerin yarısı asgari ücret alıyordu, yüzde 50 oranındaydı. Şimdi son yapılan zamma göre emeklilerin en az yüzde 70’i asgari ücretin altında yaşamaya çalışıyor. İktidar, emeklilerin yüzde 70’ine asgari ücret diye belirlediğimiz rakamın altında bir rakamla yaşama dayatması yapıyor, yani Erdoğan, sana ne diyeyim? Kolaysa sen yaşa kardeşim bu parayla. Kolaysa sen yaşa. Yine oyalamalar, yine Saray oyunları devam ediyor. EYT’lilerin emekli yurttaşlarımızın endişeleri haklı. Bu sebeple biz açıkça ifade ediyoruz, tam bir teyakkuz hâlinde olacağız. Hem EYT’lilerin yıllardır mücadele ettikleri, haklarını tam ve eksiksiz olarak almaları için hem bunun yol açtığı yeni mağduriyetin muhatabı olan milyonlarca yurttaşımızın yeni bir haksızlığa uğramasını engellemek için hem de emeklilerin insan gibi yaşayabilecekleri bir emeklilik maaşını alabilmeleri için mücadele, Türkiye’nin en önemli mücadelelerinden bir tanesidir.</p>
<p><strong>EMEKLİLİK AYLIKLARININ ALT SINIRI ASGARİ ÜCRETİN NET TUTARINDAN AZ OLAMAZ: </strong>Biz diyoruz ki, işe giriş tarihlerine göre kademeli, uygulanabilir ve adil bir yaş düzenlemesi getirilmelidir. Yani siz insanları kaç yaşında çalışmaya başlatıyorsunuz? Kaç yıl çalışacakları, buna göre şekillenmeli, belirlenmeli. Siz Türkiye’de insanları Afrika’dan beter koşullarda çalıştırıp, Avrupa’daki gibi emeklilik hayallerine kabul ettiremezsiniz, bu dayatmayı kabul etmiyoruz biz. Çalışma koşullarının bu kadar ağır, dünyadaki en uzun çalışma saatlerine sahip ülkelerden bir tanesine gelmiş bir ülkede insanlar, çalıştıkları yıllarda ömürlerinden vererek çalışıyorlarsa emeklilik de buna göre düzenlenmelidir. Bunun dışında bir şey kabul edilemez. Ayrıca TİP olarak diyoruz ki, emeklilik aylıklarının alt sınırı asgari ücretin net tutarından az olamaz. Ayrıca artık neredeyse yüzde 30’lara düşen aylık bağlanma oranlarının yeniden yüzde 70’lere çıkartılması net bir talep olarak ifade edilmelidir. Emekçiyken ödediğimiz primler, emekliyken aylık olarak cebine girmelidir emeklinin. Siz insanlardan çalışırken aldığınız primlerin karşılığını bile vermiyorsunuz. Ayrıca refah payı yüzde 100’e yeniden çıkarılmalı ve mutlaka emekliler, enflasyon karşısında koruma altına alınmalıdır.</p>
<p><strong>TÜİK’İN RAKAMLARI, CUMHURİYET TARİHİNİN EN BÜYÜK HIRSIZLIĞINA ZEMİN HAZIRLAMIŞ DURUMDADIR:</strong> Bunların olmadığı her tür düzenleme, toplumdaki eşitsizliği, toplumdaki adaletsizliği kalıcılaştırdığı için bizim açımızdan kabul edilemez. Son derece önemli bir hırsızlık vakasıyla, bir dolandırıcılık vakasıyla karşı karşıyayız. Bakın, dün artık sokakta insanların ‘Tayyip Erdoğan’ı Üzmeyen İstatistik Kurumu’ diye adlandırdığı TÜİK, yine enflasyon rakamlarını açıkladı. Ya bu kurum sadece Tayyip Erdoğan’ın hoşuna giden rakamları açıklamak üzere yapılanmış durumda. Bu acıklı bir durumdur, bu üzüntü veren bir durumdur ama daha önemlisi, bu rakamla cumhuriyet tarihi, bakın, çok iddialı konuşuyorum. Cumhuriyet tarihinin en büyük hırsızlık, dolandırıcılık ve yolsuzluk suçlarından birisine zemin hazırlamış durumdadır.</p>
<p><strong>İNSANIN HAK ETTİĞİNİ, ALMASI GEREKENİ GASP EDEN BİR İKTİDARLA KARŞI KARŞIYAYIZ:</strong> Bu memlekette emeğiyle, alın teriyle yaşayan tüm yurttaşlar, TÜİK’in söylediği rakamın hayatla gerçekle bir ilgisi olmadığını biliyor ama bu sahte rakamlarla hepimizin bildiği gibi özellikle emekli ve memur maaş oranının belirlenmiş oluyor ve böylece bu sahte rakamlarla bu memlekette milyonlarca insanı boğazından lokma çalıyor. Çoluk çocuğun emeği çalınıyor, insanın hak ettiğini alması gerekeni gasp eden bir iktidarla karşı karşıyayız. Burada dolandırıcılık suçu vardır, iddia ediyorum, burada nitelikli dolandırıcılık suçu vardır. Milyonlarca yurttaşı dolandırma suçunun zemini enflasyon rakamlarıyla oluşturuluyor. Şimdi biraz evvel biz basın toplantısına başlamadan evvel bu zamlar da sözde güncellendi. Beyefendi, yine bahşettiler, ‘Yüzde 5 daha verelim, yüzde 10 daha verelim’ dediler. Şimdi bir kere böyle bir devlet yönetimi, böyle bir akılla devlet yönetimi olabilir mi? Dün bir hesap yapıyorsunuz, bir gün sonra bu hesabı güncelliyorsunuz. Günü birlik bir akılla yönetmeye çalışıyorlar. Bir de utanmadan hani insanların zaten hakkı olanı müjde diye duyuruyorlar. Yani ben buna zam demeye utanırım. Çok açık söylüyorum, bu ülkede buna zam demeye utanmak gerekir ama iktidar asgari ücrete yüzde 55 zam yapmış, şimdi 13 milyon emekliyi, 3,5 milyon memuru düşündüğümüzde 16- 17 milyon yurttaşımıza da yüzde 30’luk artışı zam diye duyuruyor.</p>
<p><strong>18 MİLYON VATANDAŞI AÇLIĞA MAHKÛM EDEN SÖZDE ZAMMI MÜJDE DİYE PAZARLAMAKTAN UTANMIYORLAR:</strong> Bir rakam paylaşmak istiyorum. 2015 yılında ortalama memur maaşı 2,5 asgari ücrete denk geliyormuş. Geçen yıl bu 1,7’ye kadar inmiş, şimdi yüzde 30 üzerinden hesaplarsak aşağı yukarı 1,5 kat anlamına gelecek. Yani şu demek, 8 yılda memur maaşı 2,5 asgari ücretten 1,5 asgari ücrete düşmüş. Yani aslında her ay bir asgari ücreti bu iktidar çalmış. Göstere göstere, gözümüzün içine baka baka memurlardan her ay bir asgari ücreti çalan bir iktidarla karşı karşıyayız. Tabii yapacaklar, yani bunların varlık nedeni bu ve utanmayacaklar. Utanmazlar, utanmayacaklar çünkü bir taraftan diyecekler ki, ekonomi her geçen gün büyüyor. Ekonomi büyüyor memlekette. Mesela bankalar cumhuriyet tarihinin karlılık oranlarında rekorlarını kırmışlar ama bu ülkede çocukların beslenme çantasında yiyecek bir şey var mı, yok mu; bu, iktidarın derdi değil. İnsanlar çocuklarına süt alabiliyorlar mı, bu, iktidarın derdi değil. Bırakın ev sahibi olma hayallerini, insanlar ilk depremde yıkılacaklarını bildikleri evlerin kirasını bile ödeyemez durumdalar ama 18 milyon vatandaşı açlığa, yoksulluğa, sefalete mahkûm eden bu sözde zammı müjde diye pazarlamaktan utanmıyorlar.</p>
<p><strong>İLK YENİ MAAŞI ALDIĞIMIZ GÜN, AÇLIK SINIRININ ALTINDA KALACAK:</strong> Asgari ücret geçen hafta açıklandı, an itibarıyla söylüyorum, asgari ücret açlık sınırının bir tık üzerinde fakat ilk zamlı asgari ücret maaşlarını ne zaman alacağız? 1 Şubat’ta. İddia ediyorum, ilk yeni maaşı aldığımız gün, açlık sınırının altında kalacak. Ama bu beylere yetmeyecek, yetmez çünkü seçim yılı bile olsa diyorlar ki, &#8216;Bizim derdimiz yandaş patronları bir zengin edelim. Zenginleri daha zengin edelim. Yandaş 3- 5 maaş almaya devam etsin, onun kaynağını bulmak lazım. Beyefendi sarayda sefa sürmeye devam edecek, bunun kaynağını bulmak lazım. O zaman ne yapacaksın? Memlekette milyonlarca işçi, milyonlarca memur, milyonlarca emekli asgari ücretin açlık sınırının altında bir ücretle yaşamaya devam etsin. Nasıl yaşarsan yaşa.&#8217; Bu ar damarı çatlamışlara, bu ülkeyi yoksullukta tüm maaşları asgari ücrette emekli aylıklarını da onun aşağı yukarı yarısında eşitlemeye çalışan bu haramilere, bu azgın azınlığa karşı yapabileceğimiz tek şey var. Hep birlikte duracağız, ayağa kalkacağız, haklarımızı gözümüzün içine baka baka çalmalarına izin vermeyeceğiz. Bunun hiç başka yolu yok.</p>
<p><strong>ERDOĞAN, GEREKTİĞİNDE GERİ VİTESE TAKMAYI ÇOK İYİ BİLEN BİR ARKADAŞTIR:</strong> Biz örgütlenmedikçe, biz el ele, omuz omuza durup ‘Hayır kardeşim, yapamazsın, yaptırmayız’ demedikçe bu çeteler yapmaya, hırsızlığa, gaspa devam edecekler. Yediğimiz ekmekten, içtiğimiz sütten, çocuğumuzun çantasındaki beslenmeden çalacaklar. Patronlara verecekler, yandaşlara verecekler, bankalara verecekler ama işte biz örgütlenirsek bizim bekleyecek vaktimiz yok, kazanacağımız bir hayat var diyerek kol kola girdiğimiz durumda da haklarımızı bugünden almamız mümkündür. Gerçekten yıllardır örgütlenerek, örgütlülükte ısrar ederek, mücadelede ısrar ederek EYT’lilerin mücadelesinin nasıl sonuç verdiğini hep beraber görüyoruz. Yani Tayyip Erdoğan’ın adı Recep Tayyip Erdoğan, gerektiğinde R’ye takmayı, geri vitese takmayı çok iyi bilen bir arkadaştır. O keskin u dönüşleri yapar, işte bugün de EYT meselesinde gördünüz, tükürdüğünü nasıl yalattı halk; hep beraber izliyoruz. O yüzden bu harami düzenine karşı yapılabilecek tek şey yan yana gelmek, onlardan daha kararlı olduğumuzu göstermek ve diz çöktürtmektir. Biz EYT’lilerin yaptığını, emeklilerin de yapabileceğini, işçilerin de yapabileceğini, kamu emekçilerinin, memurların da yapabileceğine yürekten inanıyoruz, bunu hep birlikte yapmak da hepimizin görevidir diyorum.</p>
<p><strong>SİNAN ATEŞ CİNAYETİNDE, KENDİSİ DIŞINDA HERKESİ TERÖRİST DİYE YAFTALAYANLAR OLAĞAN ŞÜPHELİLER DURUMUNDALAR:</strong> Geçtiğimiz cuma günü Ankara’nın göbeğinde bir siyasi cinayet işlendi. Ülkü Ocakları eski Genel Başkanı Sinan Ateş sokak ortasında öldürüldü. Ailesi konunun konuşulmaması, üzerine gidilmemesini kamuoyundan talep ediyor ancak ülkenin başkentinde bir siyasi cinayetin tüm ayrıntılarıyla açığa çıkarılmaması kabul edilebilir bir şey değildir. Bu ülkenin yurttaşlarına karşı yapılacak çok büyük bir haksızlık olur. Olay son derece karanlık, karanlıkta tutmak isteyenler, karanlıkta kalmasını arzulayanlar var. Ben burada bütün zorluklara rağmen gazetecilikte ısrar eden gazeteci arkadaşlarımızın çabaları için bir kez daha teşekkür etmek istiyorum. Bu çabalar sayesinde faillerin nereden geldiği artık az çok belli olmuş durumda. Kendisi dışında herkesi terörist diye yaftalayanlar bu işin olağan şüphelileri durumundalar. Şüphelilerin, milletvekilleriyle yan yana yine fotoroman gibi boy boy fotoğrafları çıkmış. Kimin çanak tuttuğu, kimin azmettirdiği ortada. Bu çağ dışı, bu insanlık dışı zihniyet Türkiye için bir güvenlik sorunudur, bunu ifade etmemiz lazım.</p>
<p><strong>BİRLİKTE YAŞAMA İRADESİNE KARŞI BİR TEHDİTTİR BU ZİHNİYET:</strong> Türkiye’de yurttaşların birlikte yaşama iradesine, barışa, mutluluğa, kardeşliğe karşı bir tehdittir bu zihniyet. Sokaklarda daha önce başlayan şiddet gösterileri, buna başvuran zihniyetin ne olduğunu bize bir kez daha gösteriyor. Bunlar, üzülerek ifade ediyorum, bu ülkenin yönetiminde söz sahibidirler aynı zamanda. Saray rejiminin en büyük destekçileridir. Biz bu anlayışa karşı, bu siyasete karşı her zaman her yerde karşı durduk, tam karşısında durduk, duruyoruz ve durmaya devam edeceğiz. En büyük güvencemiz yalnız olmadığımızı biliyoruz. Türkiye’de gündüz gözüyle sokak ortasında bir insanı öldürmekten çekinmeyen, resmen bu ülkenin kanunlarına, kurallarına kafa tutan bu zihniyete toplumumuzun da büyük bir bölümünün karşı olduğundan eminiz bunu biliyoruz.</p>
<p><strong>HANGİ PLANLARIN AMAÇLARI OLARAK BU CİNAYETİN İŞLENDİĞİ ORTAYA ÇIKARTILMALI:</strong> Bir kez daha yineliyoruz. Saray rejiminde bu siyasi parti görünümlü ama esasen siyasetle, halkla hiçbir ilgisi olmayan yaklaşımların egemen olduğu bir Türkiye yaratılmıştır ama bunların Türkiye’nin geleceğinde yeri yoktur. Bu karanlık aşılmak durumundadır. Bu karanlığı el ele, yürek yüreğe birlikte aşabiliriz. Türkiye ancak bu kanunsuzluğun üzerine giderek düze çıkabilir, yaşanabilir bir ülke hâline gelebilir. Biz Ülkü Ocakları eski Genel Başkanı Sinan Ateş cinayetinin tüm ayrıntılarıyla açığa çıkması hangi hesapların, hangi planların amaçları olarak sonucu olarak bu cinayetin işlendiğinin ortaya çıkartılması gerektiğini düşünüyoruz. Bu konuda takipçisi olacağımızı, bu suç şebekelerinin bütün ayrıntılarıyla kamuoyu tarafından bilinmesinin en temel yurttaşlık hakkı olduğunu söylüyoruz.</p>
<p><strong>LÖSEMİ HASTALIĞININ SON AŞAMASINDA KULLANILAN BİR İLACIN SAHTE OLDUĞU ORTAYA ÇIKTI:</strong> AKP nasıl bir partidir, nasıl çalışır? Mesela siyasal İslamcılık nedir, görevi nedir, işi nedir falan bunları sorsanız, al işte budur, diyebileceğimiz bir örnekle daha karşı karşıyayız. Sevgili gazeteci Murat Ağırel’in ortaya çıkardığı bir haberi burada kamuoyunun dikkatine bir kez de ben sunmak istiyorum. Gerçekten yeni ve dehşet verici bir rezillik olarak değerlendirmek gerekiyor. Ağırel’in aktardığına göre; 2018 yılında lösemi hastalığının son aşamasında kullanılan bir ilacın sahte olduğu ortaya çıktı. Bir SGK kaynağı, firmaya başvuruyor, firma &#8216;Bu ilaçlar sahte&#8217; diyor.  İlaçların sahte olduğu SGK’ya bildiriliyor ve bu ilaçları incelemek için istiyorlar. SGK ise ‘Biz Sağlık Bakanlığı’ndaki laboratuvarlarda analizi yaptıracağız, ilaçları zaten karantinaya aldık’ yanıtı veriyor ve bu sahte ilaçları firmaya iade etmiyor. Sonra ne oluyor peki? Önce İsveç, sonra İsviçre’deki bir firmaya bu ilaçlar satılıyor. İlaçlar hakkında şikâyet olunca inceleme başlatılıyor ve ilaçların, bakın löseminin son aşamasında kullanılan, kullanıldığı, kullanılması gerektiği söylenen ilaçların aslında basit birer ağrı kesici olduğu ortaya çıkıyor.</p>
<p><strong>SAHTE KANSER İLACI SATACAK KADAR CANAVARLIĞI BESLEYEN İNSANLAR, SOKAKLARDA SERBESTÇE GEZİYORLAR:</strong> Gerçekten bakın, buna yolsuzluk falan denilemez. Buna alçaklık denir, buna namussuzluk denir, buna şerefsizlik denir, buna insanların sağlığıyla oynamak falan da diyemeyiz; bu bayağı bildiğiniz cinayete teşebbüs. Buna göz yumanlar, dur demeyenler, kafasını çevirenler, hepsi de cinayete yardım ve yataklık etmişlerdir. Toplu cinayetlere yardım ve yataklıktır. Hem halkın cebinden parasını çalıyorlar hem belki de sayısız kanser hastasının hayatını kaybetmesine neden oluyorlar. İnsanlara sahte kanser ilacı satacak kadar canavarlığı besleyen insanlar, bugün Türkiye’de, sokaklarda serbestçe geziyorlar. Yani bırakın her şeyi, bu temel hukuk kurallarına, temel insan haklarına aykırı bir durum ve görüyoruz ki bunların üzeri kapatılıyor. Aslında hepimiz de biliyoruz bu kaçakçılığa göz yumanlar da konuyu kapamaya çalışanlar da bütün bunların sonunda ceplerini dolduruyorlar. Para için insan hayatının hiçe sayıldığı acı bir örnekle daha karşı karşıyayız. İnsan hayatına kastediyorlar, insanların en çaresiz zamanında onların çaresizliği üzerinden servetlerine servet katıyorlar ve sonra olayın üzerini kapatıp o kazandıkları parayla mutlu mesut hayatlarına devam etmek istiyorlar.</p>
<p><strong>İNSAN HAYATINI HİÇE SAYANLARLA, BU ŞEREFSİZLERLE HESAPLAŞACAĞIZ:</strong> Biz bu yüzden ‘hesaplaşacağız’ diyoruz. Bu yüzden bu zihniyetle, bu eylemlerin altına imza atanlarla, insan hayatını hiçe sayanlarla bu şerefsizlerle hesaplaşacağız. Yani kanser hastasının hayatını tedavisini hiçe sayan, sağlık sistemini hiç eden, yolsuzluğun dibine vuran bu insanlara ya bir daha yapma, unutalım gitsin deyip geçemeyeceğimize göre mutlaka mücadele etmemiz ve bu canilerle görülecek hesabımız var dememiz lazım. İşte tam bu yüzden AKP’nin, saray rejiminin sülale devrinin üzerine gideceğiz diyoruz.”</p>
<p>Baş, Emek ve Özgürlük İttifakı’nın 15 Ocak’ta İstanbul’un Kartal ilçesinde yapacağı miting için de yurttaşlara katılım çağrısı yaptı.</p>
<p><a href="https://www.haberduyur.com/erkan-bas-senin-hikayen-de-yolun-da-bitti-tayyip-erdogan-artik-halkin-hikayesi-basliyor/">Erkan Baş: Senin Hikâyen de Yolun da Bitti Tayyip Erdoğan. Artık Halkın Hikâyesi Başlıyor</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.haberduyur.com">Flaş Haberler Son Dakika - Güncel Haberler - Haber Duyur</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.haberduyur.com/erkan-bas-senin-hikayen-de-yolun-da-bitti-tayyip-erdogan-artik-halkin-hikayesi-basliyor/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
