<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>CHP Sözcüsü Deniz Yücel - Flaş Haberler Son Dakika - Güncel Haberler - Haber Duyur</title>
	<atom:link href="https://www.haberduyur.com/etiket/chp-sozcusu-deniz-yucel/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://www.haberduyur.com/etiket/chp-sozcusu-deniz-yucel/</link>
	<description>Flaş Haberler Son Dakika, Güncel Haberler, Gündem Haberler, İstanbul Haberleri, Ankara Haberleri, Tarafsız Ve Bağımsız İnternet Haber Sitesi - HaberDuyur.com</description>
	<lastBuildDate>Mon, 28 Jul 2025 16:09:30 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=6.9</generator>

<image>
	<url>https://www.haberduyur.com/wp-content/uploads/2024/03/cropped-haber-duyur-32x32.png</url>
	<title>CHP Sözcüsü Deniz Yücel - Flaş Haberler Son Dakika - Güncel Haberler - Haber Duyur</title>
	<link>https://www.haberduyur.com/etiket/chp-sozcusu-deniz-yucel/</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>CHP: &#8216;Kendi önerdiğimiz komisyona elbette gireceğiz&#8217;</title>
		<link>https://www.haberduyur.com/chp-kendi-onerdigimiz-komisyona-elbette-girecegiz/</link>
					<comments>https://www.haberduyur.com/chp-kendi-onerdigimiz-komisyona-elbette-girecegiz/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[admin]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 28 Jul 2025 16:09:30 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Gündem]]></category>
		<category><![CDATA[CHP Sözcüsü Deniz Yücel]]></category>
		<category><![CDATA[Mecliste kurulacak komisyon]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.haberduyur.com/?p=56042</guid>

					<description><![CDATA[<p>CHP Sözcüsü Deniz Yücel, Mecliste kurulacak komisyona ilişkin, “CHP olarak kendi önerdiğimiz komisyona girmeyecek halimiz yok. Elbette gireceğiz. Ama &#8216;Adını biz belirleriz, istediğimiz nisapla karar alırız&#8217; gibi bir işin içinde de olmayız. Komisyonda eşit temsil ya da nitelikli çoğunlukla karar alınacağına dair yetkili bir ağızdan bir açıklama yapılsın, biz de komisyona girelim. O komisyonda başta şehit [&#8230;]</p>
<p><a href="https://www.haberduyur.com/chp-kendi-onerdigimiz-komisyona-elbette-girecegiz/">CHP: &#8216;Kendi önerdiğimiz komisyona elbette gireceğiz&#8217;</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.haberduyur.com">Flaş Haberler Son Dakika - Güncel Haberler - Haber Duyur</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>CHP Sözcüsü Deniz Yücel, Mecliste kurulacak komisyona ilişkin, “CHP olarak kendi önerdiğimiz komisyona girmeyecek halimiz yok. Elbette gireceğiz. Ama &#8216;Adını biz belirleriz, istediğimiz nisapla karar alırız&#8217; gibi bir işin içinde de olmayız. Komisyonda eşit temsil ya da nitelikli çoğunlukla karar alınacağına dair yetkili bir ağızdan bir açıklama yapılsın, biz de komisyona girelim. O komisyonda başta şehit aileleri ve gaziler olmak üzere terörden zarar gören tüm kesimlerin sigortası CHP’dir. O komisyonda CHP varsa kimse korkmasın. Asıl o komisyonda CHP’nin olmaması risktir” dedi.</p>
<p>CHP Merkez Yönetim Kurulu (MYK), parti genel merkezinde, Genel Başkan Özgür Özel başkanlığında toplandı. CHP Parti Sözcüsü ve İzmir Milletvekili Deniz Yücel, MYK toplantısı devam ederken toplantının gündemine ilişkin basın toplantısı düzenledi. Yücel’in açıklamaları şöyle:</p>
<p>“Ülkemizin dört bir yanında ciğerlerimiz yanıyor, ormanlarımız kül oluyor. Göz göre göre insanlarımız ölüyor. Yetersiz bakanlar, liyakatsiz yöneticiler, alınmayan önlemler bu ülkede insan hayatının, doğanın, canlıların, ekosistemin sonunu getiriyor. Manisa’dan Antalya’ya, İzmir’den Karabük’e, Uşak’tan Bursa’ya pek çok yerde çıkan orman yangınları karşısında, her türlü imkana sahip olan devlet aygıtının bu kadar aciz kalışı adeta insanı çileden çıkarıyor. 14 şehit verdik, yüzlerce can dostumuzu kaybettik, hektarlarca ormanımız kül olup gitti. Felaketler yaşanmadan önlemeyi düşünmeyen, gerekli en temel tedbirleri almayan, eğitim ve donanımı eksik bırakan bir beceriksiz iktidarın elinde, ülkemiz cayır cayır yanıyor. 2021 yılında Muğla&#8217;da günlerce süren yangında, ortada olmayan söndürme uçakları bugün hala yoksa yanan ormanların sorumlusu bu iktidar değildir de kimdir?</p>
<h3>“23 yıllık saltanatınız boyunca kullandığınız kaynakla kaç uçak, kaç arazöz alınır”</h3>
<p>Yaşanan orman yangınları karşısında yüreği yanarak tepki gösteren, çaresizce haykıran, çığlık atan vatandaşa tatminkâr bir açıklama yapması beklenen Tarım ve Orman Bakanı İbrahim Yumaklı ise saygısızca, küstahça ‘Cebimizde uçak, arazöz yok’ diye açıklama yapıyor. Bu açıklamasından bile yaptığı işi ne kadar önemsediği, ne kadar ciddiye aldığı belli olan Tarım Orman Bakanı kulaklarını açıp da bizi dinlesin: Sayın Bakan, kimse senin cebinde uçak ya da arazöz aramıyor. Ama 23 yıllık saltanatınız boyunca kullandığınız kaynakla kaç uçak, kaç arazöz alınır; bunu soruyor. 23 milyon hektarlık orman alanına karşı, neden sadece ve sadece 27 yangın söndürme uçağı var; bunu soruyor. Vatandaş vergilerinin nereye harcandığını soruyor. Deprem olur, yardımı üç gün sonra götürürsünüz; otel yangınında 78 canımız yitip gider, işi gücü bırakıp bürokratlarınızı korursunuz; maden faciası yaşanır, madencileri tekmelersiniz; şimdi de ormanlarımız yanıyor, siz sadece ‘Devlet millet el ele’ diyebiliyorsunuz. Yangınlara müdahale etmekteki yetersizliğinizi örtbas etmek için bu milletin vatan sevgisini sömürüyorsunuz. Siz önce afetlerle mücadelede ülkeyi içine soktuğunuz acziyetin hesabını verin.</p>
<h3>“Bir ülkede her yıl aynı şey yaşanır mı?”</h3>
<p>Bakın, 23 yıllık iktidarın sonunda artan orman yangınları karşısında etkili müdahaleyi sağlayabilecek kapasitede bir hava filosu oluşturmamanın mantıklı bir gerekçesi olamaz. Gözlerini bile kırpmadan canını riske atarak yangına müdahale eden ekipleri yeterli eğitimi vermeden, koruyucu donanımları olmadan yangına müdahaleye göndermenin mantıklı hiçbir gerekçesi olamaz. Kimse bize, bu millete masal anlatmasın. Tarım ve Orman Bakanı, Plan Bütçe Komisyon Toplantısı’nda çıkmış, ‘Bilmem kaç tane uçak var’, ‘Su atma kapasite arttı’ diye konuşuyor. Kardeşim, iyi güzel anlatıyorsun ama sonuç nerede? Sonuç tam bir fiyasko. Yangınları söndürebiliyor musunuz? Hayır. İnsanlarımızı koruyabiliyor musunuz? Hayır. O zaman bize masal anlatmayacaksınız. Bir ülkede her yıl aynı şey yaşanır mı? Yıl olmuş 2025. Dünyada pek çok ülke su atma kapasitesi yüksek uçaklarla, atıldıktan sonra suyun hızlı buharlaşmasını önleyecek formüllerle yangınlara müdahale ediyor. Bizim ülkemizde ise ormanları korumak için ayrılan bütçenin kullanılmasına izin verilmiyor.</p>
<p>“Bakan evlatları bir eli yağda bir eli balda yaşarken siz vatan evlatlarını yangınlarda cayır cayır yaktınız”</p>
<p>Orman Genel Müdürlüğü (OGM), uçak kiralama ihalesini altı ayda sonuçlandıramıyor. Türk Hava Kurumunun (THK) yangın söndürme uçakları satılıyor. Ülke yanmış, umurlarında bile değil. İnsan hayatı değersiz, bakanlar sorumsuz, ‘Biz koltuğumuza bakarız’ diyorlar. Traktörünün arkasına su tankerini alan, damacanayı kapan yangına müdahale için koşuyorsa o bakanın o koltukta işi ne? Bu halkı her felaket karşısında kendi başının çaresine bakmak zorunda bıraktınız. Bu halkı yapayalnız bıraktınız. Bu halkı çaresiz bıraktınız. Bakan evlatları bir eli yağda bir eli balda yaşarken siz vatan evlatlarını yangınlarda cayır cayır yaktınız. Üstüne bir de vatandaşa küstahlık yaptınız. Bundan sonra yapmanız gereken tek şey istifa etmektir.</p>
<h3>“Sayın Şimşek uyuduğunuz o derin uykudan sizi, geleceklerini çaldığınız gençler uyandıracak”</h3>
<p>Ormanlarımızdaki yangınlar gibi mutfaktaki yangının ateşi de sönmüyor. Çarşı, pazarda fiyatlar el yakıyor. Tezgâhın arkasında ürününü satmaya çalışan da o ürünü almadan geçmek zorunda kalan da mağdur. Esnaf, siftah yapamadan dükkânını kapatıyor. Marketlerde her gün artan fiyatlar karşısında vatandaş temel gıda ürünlerini alabilmenin yolunu arıyor. Üretici de dertli tüketici de… Gelir eşitsizliği artmaya devam ediyor. Bir avuç zenginin refah içersinde yaşadığı ülkede, milyonlar her gün daha da derinleşen yoksullukla mücadele ediyor. Hal böyleyken Hazine Bakanı Sayın Şimşek, ‘Ülkede kredi notumuz yükseldi’ diye tweet atıyor. Yetmiyor, aklımızla alay edercesine ‘Ekonomimiz yurt içi ve yurt dışı belirsizliklerin ve zorlukların yaşandığı dönemi aşarak tekrar olumlu bir döngüye girdi’ diyor. Sayın Şimşek, bu tweeti ile kime, ne mesaj vermeye çalışıyor ya da kimi daha fazla kandırmanın çabası içinde bilmiyoruz. Ama bildiğimiz şey şu: Dolar 40 lirayı, avro 47 lirayı geçti. Açlık sınırı 26 bin, yoksulluk sınırı 86 bin lira. Peki, asgari ücret kaç lira? 22 bin 104 lira. Emekli maaşı kaç lira? 16 bin 881 lira. Gel de bu parayla geçin. Temmuz ayındaki enflasyon farkları daha cebe girmeden buhar oldu. Vatandaş temel gıda ürünlerine ulaşmada ciddi sorun yaşıyor. Milyonlarca emekli geçinemediği için çalışmaya devam ediyor. Bireysel kredi kartı borçları ve kredi borçları her geçen gün artıyor. İcra dairelerine yeni dosyalar yağmur gibi yağıyor. Gençler ya parasızlıktan ya da çalışmak zorunda oldukları için eğitimlerini yarıda bırakıyor. Bir şekilde okuyabilenler ise dünyanın en iyi ilk 500 üniversitesi arasında olan ODTÜ’den 3,48 ortalamayla mezun olup ABD’den doktora için kabul alıyorlar ama AKP iktidarının değersizleştirdiği Türk pasaportuna vize çıkmadığı için okumaya gidemiyorlar. Bütün bunlar yaşanırken de Mehmet Şimşek, ‘Ülkenin kredi notu yükseldi’ diye açıklama yapıyor. İnsanda biraz olsun utanma olur. Siz hiç merak etmeyin Sayın Şimşek. Uyuduğunuz o derin uykudan sizi, geleceklerini çaldığınız gençler uyandıracak.</p>
<h3>“Gencecik evlatlarımız aşırı sıvı kaybına bağlı çoklu organ yetmezliğinden neden ölsün?”</h3>
<p>Ormanlarımızdaki yangın, mutfaklardaki yangın yetmedi; iki gün önce yüreklere düşen bir başka yangına duyduğumuz öfke hala dinmedi, hala dinmiyor. İskenderun’da sıcak havada eğitim görürken rahatsızlanan yedi askerimizden ikisi yaşamını yitirerek şehit oldu, beş askerimiz ise yaralı. Hayatını kaybeden şehitlerimize Allah’tan rahmet; yakınlarına, sevenlerine ve milletimize baş sağlığı diliyorum. Yaralılara acil şifalar diliyorum. Aşırı sıcak altında bırakılması sonucu askerlerimizin can vermesi, böyle bir facianın yaşanması resmen cinayettir. Milli Savunma Bakanlığının (MSB) gıkı çıkmıyor. Daha çok yakın bir zamanda, mağarada 12 askerimizin metan gazı soluduğu için şehit düştüğünü unutmadık. 20 yaşında gencecik evlatlarımız aşırı sıvı kaybına bağlı çoklu organ yetmezliğinden neden ölsün? Bu nasıl bir ihmaldir? Bu ülkede bize, ‘Askerlerimiz neden su içmedi?’ sorusunu sordurtan siz ama ‘Terörsüz Türkiye’ diye naralar atan yine siz. ‘Terörsüz Türkiye’ dediğiniz günden beri 30 şehit verdik, hem de bugüne kadar hiç duymadığımız, hiç alışkın olmadığımız sebeplerden. Bu ülkede neden kimse eceliyle ölemiyor? Demek ki ‘Terörsüz Türkiye’ demek yetmiyor. Biz şehitsiz, ölümsüz Türkiye istiyoruz. Sorumluların hesap verdiği, gerekirse istifa ettiği ama ağzını kapatıp sus pus üç maymunu oynamadıkları bir Türkiye istiyoruz. Kamuoyunun tatmin olacağı bir açıklama neden hala yapılmıyor? Askerimizi bu sıcakta, su vermeden güneşin alnında yakıp kavuranlar bize bunu açıklamayacak mı, sorumlular hesap vermeyecek mi?</p>
<h3>“CHP olarak kendi önerdiğimiz komisyona girmeyecek halimiz yok, elbette gireceğiz”</h3>
<p>Son günlerde kamuoyunun takip ettiği ve tartıştığı konulardan biri de TBMM’de kurulacak olan komisyona CHP’nin temsilci gönderip göndermeyeceği meselesi. Bugünkü MYK toplantımızın gündem maddelerinden biri de buydu. MYK toplantımızda, Gölge Adalet Bakanımız, İzmir Milletvekilimiz Gökçe Gökçen daha önce kurmuş olduğumuz ‘Demokrasi ve Adalet Komisyonu’ çalışmalarıyla ilgili bir sunum yaptı. Grup başkanvekillerimiz, MYK’mızı bilgilendirdi. Öncelikle şunu ifade etmek gerekir ki CHP olarak kendi önerdiğimiz komisyona girmeyecek halimiz yok. Millet, milletvekillerini çalışsınlar diye görevlendiriyor. Elbette gireceğiz. Ama adını biz belirleriz, istediğimiz nisapla karar alırız gibi bir işin içinde de olmayız.</p>
<h3>“Komisyonda eşit temsil ya da nitelikli çoğunlukla karar alınacağına dair açıklama yapılsın, biz de komisyona girelim”</h3>
<p>Genel Başkanımız Sayın Özgür Özel, komisyonla ilgili ya eşit temsil ya da nitelikli çoğunlukla karar alınması gerektiğini açıkça ifade etti. Bakın, demokratikleşmeyle ilgili bir komisyon kuruluyor, bu komisyonda Türkiye’ye etkili ve müspet katkılar sağlayacak kararlar alınması bekleniyor. Bu komisyonun işleyişinde demokrasi istemek en doğal hakkımız. O yüzden komisyonda eşit temsil ya da nitelikli çoğunlukla karar alınacağına dair yetkili bir ağızdan bir açıklama yapılsın, biz de komisyona girelim.</p>
<h3>“Komisyonda tüm kesimlerin sigortası CHP’dir”</h3>
<p>Şunu da eklemek isterim ki o komisyonda başta şehit aileleri ve gaziler olmak üzere terörden zarar gören tüm kesimlerin sigortası CHP’dir. CHP’nin olduğu yerde, üniter devlet tartışılmaz. CHP’nin olduğu yerde, Anayasa değişikliği tartışılmaz. O komisyonda CHP varsa kimse korkmasın. Asıl o komisyonda CHP’nin olmaması risktir. CHP, komisyonla ilgili herkesin duyduğu birtakım endişelerle ilgili denetim ve itiraz görevi görecektir. Ancak şunun da altını çizelim: ‘Diyarbakır’da demokrasi, İstanbul’da otokrasi’ ya da ‘Doğu’da barış, İstanbul’da savaş’, ‘Yeni düşman CHP’; böyle bir yaklaşıma da izin vermeyiz böyle bir oyunun parçası da olmayız.</p>
<h3>“129 gün geçti ama ortada hala iddianame yok”</h3>
<p>19 Mart hukuk darbesinin üzerinden 129 gün geçti ama ortada hala iddianame yok. Millet iradesi tam 129 gündür tutsak. 19 Mart’tan bu yana başta İstanbul Büyükşehir Belediye (İBB) Başkanımız ve Cumhurbaşkanı adayımız Sayın Ekrem İmamoğlu olmak üzere onlarca seçilmiş, yüzlerce bürokrat, çalışan, belediye başkanları özgürlüğü gasbedilerek delilsiz ve ispatsız bir şekilde türlü iftiralarla cezaevinde tutuluyor. Seçilmişlere yapılan zulmün yanı sıra aileleri, avukatları ve onları destekleyen herkes üzerinde kurmaya çalıştıkları baskı ise bu sürecin hukuki değil, siyasi kararların ışığında yürütüldüğünün kanıtı. ‘Diplomasını iptal et’ dediler, ettiler. ‘İşin içine yolsuzluk kat’ dediler, kattılar. ‘Yetmez, bu işi bir şekilde teröre bağla’ dediler, bağlamaya çalıştılar. Atılan bir yığın iftiranın bir tanesini dahi ispatlayamadılar. Haliyle ispatlayamadıkları, delillendiremedikleri bir soruşturmanın iddianamesini de hazırlayamadılar. Bakın, bir kez daha hatırlatıyoruz: Biz kimse yargılanmasın, kimse soruşturulmasın demiyoruz. Ancak yasalarımıza göre tutuksuz yargılama asıl, tutuklu yargılama istisnadır. AKP yargısı, bu soruşturmalarda tutuklu yargılamayı rutin bir uygulama, tutukluluk halini ise cezanın peşinen infaz edilmesi haline getirmiştir. Masumiyet karinesi, lekelenmeme hakkı, adil yargılanma hakkı hem Anayasa ile hem de Türkiye Cumhuriyeti devletinin taraf olduğu Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi ile teminat altına alınmıştır. Bu hukuksuzluklar yarın öbür gün, ileride Türkiye Cumhuriyeti devletinin ağır tazminatlar ödemesine neden olacaktır.</p>
<h3>“Saray rejimi kaçınılmaz sonu engelleyemeyeceğini çok iyi bilmektedir”</h3>
<p>Sırf iktidarda kalabilmek için ülkeyi hukuk çizgisinden, demokrasiden, adaletten bu kadar uzaklaştıran; sırf 23 yıldır tek başlarına sürdürdükleri iktidarlarını kaybetmemek için hukuku siyasetin elinde oyuncak eden; rakiplerini türlü iftiralarla özgürlüklerinden mahrum bırakmayı, Silivri zindanlarına kapatmayı göze alan; iki kez kanser atlatmış ve cezaevi koşullarında tedavi olması, sağlıklı bir şekilde yaşamını sürdürmesi mümkün olmayan bir kişiyi Silivri zindanlarına mahkum eden bir iktidarın artık bu ülkeye, bu millete verebileceği hiçbir şeyi kalmamıştır. İnandırıcılığını kaybetmiş, vicdanlarda mahkûm olmuş, iktidarını kaybetme korkusuyla her geçen gün daha da saldırganlaşan, hata üstüne hata yapan saray rejimi sandık geldiğinde o kaçınılmaz sonu engelleyemeyeceğini çok ama çok iyi bilmektedir. Çünkü artık AKP’lisi de MHP’lisi de geçmişte hangi partiye oy vermiş, hangi gönül vermiş olursa olsun bu haksızlıklara, bu hukuksuzluklara, bu vicdansızlıklara ‘dur’ deme noktasındadır.</p>
<h3>“Bütün milletvekili arkadaşlarımız, ağustos ayı boyunca görevlendirildikleri illerde çalışmalar yapacaklar”</h3>
<p>Geçtiğimiz cumartesi günü, ilk Cumhurbaşkanlığı adaylık ofisimizin açışını gerçekleştirdik. Adayımız içerde ama PM üyelerimiz, milletvekillerimiz, belediye başkanlarımız, il başkanlarımız ve siyasi olmayan isimler, uzmanlar, akademisyenler de dahil olmak üzere, Cumhurbaşkanlığı seçim kampanyamızı 86 milyonla birlikte yürüteceğiz. Ne 15,5 milyon vatandaşımızın oyuyla adaylaşmış olan Cumhurbaşkanı adayımız Sayın Ekrem İmamoğlu’na ne belediye başkanlarımıza ve çalışma arkadaşlarına ne de onların ailelerine uygulanan zulüm, bu mücadelede bizlere de onlara da bir milim dahi geri adım attırmadı, attırmayacak da. Bu ofisler sayesinde adayımız dışardaymış gibi koordineli bir şekilde bütün ülkeye yayılacak bir kampanya çalışması gerçekleştireceğiz. Bütün milletvekili arkadaşlarımız, ağustos ayı boyunca görevlendirildikleri illerde en az üç gün olmak üzere çalışmalar yapacaklar. 81 ilde meslek örgütlerinin, kanaat önderlerinin, kamuoyunun görüşlerini alacaklar ve rapor hazırlayacaklar. Bu çalışma ise hem yürütülen kampanyamıza hem de hükümet programımızın temellerine katkı sağlayacak.</p>
<h3>“Cumhurbaşkanlığı aday ofisleri halkındır. Fikri olanı, derdi olanı, katkı koyanı bekliyoruz”</h3>
<p>Sayın Ekrem İmamoğlu, sadece CHP’nin adayı değildir. Ekrem İmamoğlu emeklinin, emekçinin, asgari ücretlinin, dar gelirlinin, esnafın, çiftçinin, atanmayan öğretmenlerin, yangında hayatını kaybeden orman işçisinin, gençlerin, yaşlıların, kadınların; kısacası bu ülkede yaşayan ve ezilen tüm kesimlerin adayıdır. Cumhurbaşkanlığı aday ofislerimizde iktidara yürümemizde bizlere omuz vermek, hız katmak isteyen herkese bir bardak çayımız da yerimiz de vardır. CHP’nin çatısı altındaki her yer baba evidir. Cumhurbaşkanlığı aday ofislerimiz Cumhurbaşkanını tutsak ettirmeyen, iradesine sahip çıkan ve Ekrem Başkan’ı Cumhurbaşkanı olarak görmek isteyen herkesin baba evidir. Cumhurbaşkanlığı aday ofislerimiz geçim sıkıntısından bunalmışların, bugünün karanlığını yarının aydınlığına dönüştürmek isteyenlerin, tütmeyen ocakların, yüzü gülmeyenlerin, karnı doymayanların, önünü göremeyenlerin umudu olacaktır. Haksızlıklara ve hukuksuzluklara karşı isyanın, baskı ve zulme karşı cesaretin, sokağın sesini duymayanlara karşı sokağın çığlığının, haklıya hakkının teslim edilişinin en güzel hali olacaktır. Ve Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün kurduğu CHP’nin iktidarı devralışı bu ofislerde başlayacaktır. 86 milyon vatandaşımız da davetlidir. Cumhurbaşkanlığı aday ofisleri halkındır, kapısı da herkese ardına kadar açıktır. Fikri olanı, derdi olanı, katkı koyanı bekliyoruz.”</p>
<h3>“Bizim için önemli olan komisyonda kimlerin görev alacağı değil, ilkelerdir”</h3>
<p>CHP’li Yücel, açıklamalarının ardından basın mensuplarının sorularını yanıtladı. Yücel, komisyonda CHP’den yer alacak üyelerin kimler olacağı sorusuna karşılık şu yanıtı verdi:</p>
<p>“Bizim için önemli olan komisyonda kimlerin görev alacağı değil; bizim için önemli olan ilkelerdir, prensiplerdir. Bu konuda partimizin tutumunu, MYK’mızın tutumunu ve tavrını az önce sizlerle paylaştım. Bizim daha önce kurulmuş olan &#8216;Demokrasi ve Adalet Komisyonu&#8217; adı altında uzun süredir çalışan bir komisyonumuz var. O komisyonda görev alan arkadaşlarımızdan katılacaklar olabilir, dışarıdan katılacaklar olabilir ama bizim için önemli olan şu anda komisyonun işleyiş biçimi, temsil oranı ve karar alma süreci, karar nisabı. Dolayısıyla CHP’nin bu konudaki hassasiyetleri giderilirse komisyonda görev alacak çok sayıda nitelikli arkadaşımız vardır. Bir şekilde onların görevlendirmeleri yapılır.&#8221;</p>
<p><a href="https://www.haberduyur.com/chp-kendi-onerdigimiz-komisyona-elbette-girecegiz/">CHP: &#8216;Kendi önerdiğimiz komisyona elbette gireceğiz&#8217;</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.haberduyur.com">Flaş Haberler Son Dakika - Güncel Haberler - Haber Duyur</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.haberduyur.com/chp-kendi-onerdigimiz-komisyona-elbette-girecegiz/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Deniz Yücel: “Artık yeter. Önce Damat Geldi Batırdı. Sonra Gözlerinden Işık Saçan Nebati Geldi Sıvadı.</title>
		<link>https://www.haberduyur.com/deniz-yucel-artik-yeter-once-damat-geldi-batirdi-sonra-gozlerinden-isik-sacan-nebati-geldi-sivadi/</link>
					<comments>https://www.haberduyur.com/deniz-yucel-artik-yeter-once-damat-geldi-batirdi-sonra-gozlerinden-isik-sacan-nebati-geldi-sivadi/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[admin]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 11 Jan 2024 11:38:03 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Gündem]]></category>
		<category><![CDATA[CHP Sözcüsü Deniz Yücel]]></category>
		<category><![CDATA[CHP Sözcüsü Deniz Yücel Haberleri]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.haberduyur.com/?p=31178</guid>

					<description><![CDATA[<p>CHP Sözcüsü Deniz Yücel, “AKP iktidarının bakanları halka hala masal anlatmaya devam ediyor. Yok enflasyon düşecekmiş, yok ev kiraları düşecekmiş, yok ekonomi büyüyecekmiş&#8230; Bir de bu hikayeleri, dolar 30 liraya dayanmışken etiketler her gün değişirken anlatıyorlar. Artık yeter. Önce damat geldi batırdı. Sonra gözlerinden ışık saçan Nebati geldi sıvadı. Şimdi de Mehmet Şimşek geldi, cila [&#8230;]</p>
<p><a href="https://www.haberduyur.com/deniz-yucel-artik-yeter-once-damat-geldi-batirdi-sonra-gozlerinden-isik-sacan-nebati-geldi-sivadi/">Deniz Yücel: “Artık yeter. Önce Damat Geldi Batırdı. Sonra Gözlerinden Işık Saçan Nebati Geldi Sıvadı.</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.haberduyur.com">Flaş Haberler Son Dakika - Güncel Haberler - Haber Duyur</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>CHP Sözcüsü Deniz Yücel, “AKP iktidarının bakanları halka hala masal anlatmaya devam ediyor. Yok enflasyon düşecekmiş, yok ev kiraları düşecekmiş, yok ekonomi büyüyecekmiş&#8230; Bir de bu hikayeleri, dolar 30 liraya dayanmışken etiketler her gün değişirken anlatıyorlar. Artık yeter. Önce damat geldi batırdı. Sonra gözlerinden ışık saçan Nebati geldi sıvadı. Şimdi de Mehmet Şimşek geldi, cila çekiyor” dedi.</p>
<p>CHP Sözcüsü Deniz Yücel, dün yapılan MYK ve Parti Meclisi toplantılarının ardından bugün düzenlediği basın toplantısında gündemi değerlendirdi. Yücel’in açıklamaları şöyle:</p>
<p><strong>“SİNOP BELEDİYE BAŞKAN ADAYIMIZ, SAYIN METİN GÜRBÜZ&#8217;DÜR”</strong></p>
<p>“Dün, PM toplantımızda altı büyükşehir belediyesi, 15 il belediyesi, 189 ilçe ve 33 belde belediyesi olmak üzere 242 seçim çevresinde belediye başkan adaylarımızı belirledik ve geç saatlerde gerçekleştirdiğimiz basın toplantımızla adaylarımız sizlerle ve kamuoyuyla paylaştık. Dünkü basın toplantımızda Sinop Belediye Başkan Adayımızı sehven Mehmet Gürbüz olarak açıklamıştım. Burada biz düzeltme yapmam gerekiyor. Sinop Belediye Başkan Adayımız, Sayın Metin Gürbüz&#8217;dür.</p>
<p>Atanan, adaylaşan tüm belediye başkan adaylarımızın ülkemizde ve milletimize hayırlı ve uğurlu olmasını diliyorum. Adaylarımızın duyurulmasının geç saatlere bırakılması, gördüğüm kadarıyla biraz eleştirildi. Ancak CHP’de aday belirleme süreci parti tüzüğüne uygun ve demokrasi kurallarının gerektirdiği şekilde gerçekleşmektedir. 242 seçim bölgesindeki aday adaylarımızla ilgili MYK&#8217;mıza ve ardından PM’mize sunumlar yapılmış ve bu aday adaylarıyla ilgili isim isim, tek tek tartışılarak, oylanarak adaylarımız belirlenmiştir. Dolayısıyla 242 seçim çevresinde bu görüşmelerin, tartışmaların yapılması belli bir zaman almaktadır. CHP, tek adam yönetimini reddeden bir partidir, demokrasiyi içselleştirmiş bir partidir. Dolayısıyla PM toplantımızın bu kadar uzun sürmesi ve 242 seçim bölgesinde adayların belirlenmesi belli bir zaman almaktadır.</p>
<p><strong>“YARGITAY 3. CEZA DAİRESİ, HUKUK DÜZENİNDE YOK HÜKMÜNDE OLAN BİR KARAR VERDİ”</strong></p>
<p>Geçtiğimiz hafta, ülkemizde hukuk sistemini çöküşe götüren adımlara biri daha eklendi. Yargıtay 3. Ceza Dairesi, Anayasa Mahkemesi’nin (AYM) Can Atalay ile ilgili ikinci kez verdiği hak ihlali kararına karşı utançla hatırlanacak bir karar verdi. Ülkemizde hukuk güvenliği ve hukukun üstünlüğü bir kez daha yerle bir edildi. Yasama, yürütme ve yargı organlarının görev ve yetki sınırları Anayasa ve kanunlarla belirlenmişken, her şey bu kadar açıkken halkın iradesinin milletin Meclisi’nde tam anlamıyla tecelli etmesinden rahatsız oldular. Hem de hiç utanmadan&#8230;</p>
<p>Görevi, Türk milleti adına adalet dağıtmak olanlar hukukun üstünlüğüyle, demokrasiyle, kuvvetler ayrılığıyla ilgilerinin olmadığını, siyasi iktidarın emellerine hizmet ettiklerini bir kez daha gösterdiler. AYM ihlal kararı verdi mi, verdi. Dosyayı gereğinin ifası için yerel mahkemeye gönderdi mi, gönderdi. Yerel mahkeme, yani İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesi, AYM’nin ‘kişi hürriyeti ve güvenliği’ ile ‘siyasi faaliyette bulunma ve seçilme hakkı’nın ihlal edildiğini tespit ettiği Can Atalay hakkında tahliye kararı vermesi gerekirken dosyayı yasal olarak hiçbir yetkisi bulunmayan Yargıtay 3. Ceza Dairesi’ne gönderdi. Ve Yargıtay 3. Ceza Dairesi Anayasa’yı yok sayarak, yetki gaspı yaparak hukuk düzeninde yok hükmünde olan bir karar verdi.</p>
<p><strong>“14 OCAK’TA GELECEĞİMİZE SAHİP ÇIKMAK İÇİN TÜM VATANDAŞLARIMIZI, TÜM SİYASİ PARTİLERİ, ANKARA TANDOĞAN MEYDANI&#8217;NA BEKLİYORUZ”</strong></p>
<p>Bakın, bu karar ne yazık ki ülkemize siyasi ve ekonomik açıdan çok ağır bedeller ödetecek bir sürecin kapısını aralıyor. Çünkü adaletin olmadığı bir ülkede; özgürlük olmaz, demokrasi olmaz, kişilerin can ve mal güvenliği olmaz, ekonomik refah olmaz. Yargıtay 3. Ceza Dairesi’nin haddini aşan, hukuk tanımayan, daha da ötesi yasalarımıza göre suç teşkil eden kararının arkasında; MHP’nin, AYM’yi kapattırmaya yönelik kışkırtıcı sözleri ve AKP’nin ülkeyi anayasasızlaştırma hedefinin olduğu açıktır.</p>
<p>AKP, ‘AYM kararını tanımıyorum’ diyerek çıktığı yola, mahkemeyi tehdit ederek ve hedef göstererek devam etmiştir. Ancak şunu kimse unutmasın: Türkiye Cumhuriyeti Devleti ve Anayasa ile teminat altına alınan hukuk düzeni, hiçbir siyasi partinin hesaplarına kurban edilemeyecek kadar kıymetlidir. Biz, askeri ve siyasi darbelerin karşısında her zaman demokrasiyi savunduk. Bugün de yargı eliyle Anayasa&#8217;ya darbe yapmaya çalışanların tereddütsüz bir şekilde karşısındayız. Bu nedenle, geçen hafta Genel Başkanımız Sayın Özgür Özel’in yaptığı çağrıyı yineliyorum: 14 Ocak’ta Anayasamıza, hukuk ve adalete, yani geleceğimize sahip çıkmak için tüm vatandaşlarımızı, tüm siyasi partileri, Ankara Tandoğan Meydanı&#8217;na bekliyoruz.</p>
<p><strong>“AKP BİR AN ÖNCE EMEKLİLERİMİZE SEYYANEN ZAM YAPMAK ZORUNDADIR”</strong></p>
<p>Bağımsız araştırma kuruluşlarının yüzde 127 olarak açıkladığı enflasyon, iktidarı üzmekten çekinen TÜİK tarafından yüzde 64,77 olarak açıklandı. TÜİK’in açıkladığı enflasyona göre belirlenen emekli ve memur maaş zamlarıysa tam bir hayal kırıklığı yarattı. Çünkü zamlar, cebe bile girmeden eridi. Türkiye, sefalet endeksinde dünyada en kötü durumda olan 10’uncu ülke. Son 22 yılda AKP’nin en fazla mağdur ettiği kesimlerden biri olan emekliler, temel ihtiyaçlarını karşılayamaz, hatta dışarıda bir bardak çay içemez hale geldi. Değil TÜİK rakamlarına göre yapılacak maaş artışı, bağımsız kuruluşların enflasyon rakamları bile emeklilerin derdine derman olmakta yetersiz kalıyor. Emekli aylık bağlama oranlarını düşüre düşüre kuşa çeviren sizsiniz. Haklarını isteyen emeklilerimize lütufta bulunuyor gibi davranamazsınız. Emeklileri bu hale siz getirdiniz. Şimdi onları içine soktuğunuz bu durumdan çıkarmak da sizin göreviniz. İnsanca yaşamak isteyen emekliler, sizden sadaka istemiyor; emeklerinin karşılığını istiyor. Bakın, Türkiye emekli aylıklarını iyileştirecek kaynak ve güce sahip. Bugün emekliler bu sefalete mahkûm ediliyorsa bu, AKP’nin siyasi tercihidir. AKP bir an önce emeklilerimize hak ettikleri standartları sağlayacak şekilde seyyanen zam yapmak zorundadır. Siz duymaktan bıkacaksınız ama biz söylemekten bıkmayacağız: En düşük emekli maaşı da en az asgari ücret kadar olmalıdır.</p>
<p><strong>“İKİ ÇOCUK HAYATINI KAYBETTİ. AKP DÜZENİNDE İNSAN HAYATININ DEĞERİ YOK, ÇOCUKLARIN DEĞERİ YOK”</strong></p>
<p>22 yıldır iktidar olan AKP, hem deprem konusunda önlem almadı hem de deprem konutları vaatlerini hayata geçirmedi. Maalesef Hatay&#8217;ın Samandağ ilçesinde prefabrik bir evde çıkan yangında 1 yaşındaki Doğa ve 4 yaşındaki İsacan kardeşler hayatlarını kaybetti. Kendilerine Allah’tan rahmet, yakınlarına başsağlığı ve sabır diliyorum.</p>
<p>O canları bizden deprem değil, ihmal aldı. Hükümet, depremzedeler için 680 bin konut vaat etti. Peki kaçını yaptı? 1 yıl olacak. Kaderine terk edilen, süslü vaatlere rağmen barınma sorunu çözülmeyen yüz binlerce insanımız çadırlarda, konteyner kentlerde, prefabrik evlerde hayata tutunmaya çalışıyor. Ve siz bunu hala seçim malzemesi, seçim vaadi yapıyorsunuz. İki çocuk hayatını kaybetti. AKP düzeninde insan hayatının değeri yok, çocukların değeri yok. AKP düzeninde paranın değeri var, rantın değeri var; sahte, samimiyetsiz, iki yüzlü seçim vaatlerinin değeri var.</p>
<p><strong>“ÖNCE DAMAT GELDİ BATIRDI. SONRA GÖZLERİNDEN IŞIK SAÇAN NEBATİ GELDİ SIVADI. ŞİMDİ DE MEHMET ŞİMŞEK GELDİ CİLA ÇEKİYOR”</strong></p>
<p>Türkiye&#8217;de büyük emeklerle, özverili çalışmalarla kazanılan en çok tercih edilen üniversiteler, maalesef en çok terk edilenler oldu. Türkiye’nin en seçkin üniversitelerinde 2 yılda, 700 bin üniversite öğrencisi okullarını bırakmak zorunda kaldı. Özellikle de büyük şehirlerdeki okulları&#8230; Tek sebebi hayat pahalılığı. Büyük şehirlerde ekmek 10 lira oldu, simit 12 lira. 3 öğün yemek veren bir özel yurdun aylığı en az 15 bin lira. Ankara&#8217;da, İstanbul&#8217;da 15 bin liraya ev bulmaksa tam bir hayal. Düşünsenize, asgari ücretli bir kişinin çocuğunu, İstanbul’da, bu maaşlarla, bu paralarla okutması mümkün mü? Ya da emekli maaşıyla şehir dışında çocuk okutulabilir mi? Mümkün değil. Her on üniversite öğrencisinden biri büyük hayal kırıklığı yaşıyor, okulu bırakıyor, anneler ve babaların hesabına da çaresizlik düşüyor. AKP iktidarının bakanları ise halka hala masal anlatmaya devam ediyor. Yok enflasyon düşecekmiş, yok ev kiraları düşecekmiş, yok ekonomi büyüyecekmiş&#8230; Bir de bu hikayeleri, dolar 30 liraya dayanmışken etiketler her gün değişirken anlatıyorlar. Artık yeter. Önce damat geldi batırdı. Sonra gözlerinden ışık saçan Nebati geldi sıvadı. Şimdi de Mehmet Şimşek geldi cila çekiyor.</p>
<p>Cumhuriyetin 100. yılında Galatasaray-Fenerbahçe arasındaki Süper Kupa Finali’nin Suudi Arabistan’da oynanması kararı, başlı başına bir rezaletti. Futbolcularımız, demokrasinin olmadığı, kadın haklarının hiçe sayıldığı, düşünce özgürlüğünün her alanda sınırlandığı bir ülkeye gitmek zorunda bırakıldı. Peki neden? Üç-beş Suudi Arabistan Riyali için&#8230; Cumhurbaşkanı Erdoğan yaşanan bu rezilliklerin utancını duyacağına, ‘Riyad&#8217;dan size ekmek çıkmaz, tişörtleri farklı şekilde boyamak size bir şey kazandırmaz’ açıklamasını yaptı. Evet Riyad’dan bize ekmek çıkmaz Sayın Erdoğan! Oranın ekmeğini ancak sen yersin…</p>
<p>Bahçeli ise yine bildiğimiz gibi… Ülkede milli bir duruş sergileyen kim varsa karşısına dikilmeyi görev biliyor.  Sayın Bahçeli, ‘Fenerbahçe ve Galatasaray yönetimi süreci yönetememiştir’ diyerek kendisine yakışan bir milliyetçilik anlayışı sergiledi. Bu rezalet, sarayın ve ona destek veren çakma milliyetçilerin tarihe geçecek bir ayıbıdır. Şehidi için milli yas ilan etmeyip Suudi kralı ölünce milli yas ilan eden Arap sevici zihniyetinize milli değerlerimizi, Mustafa Kemal Atatürk’ü ve bağımsızlığımızın sembolü İstiklal Marşı’mızı ve şanlı bayrağımızı yedirmeyeceğiz.</p>
<p>Sınır güvenliğimiz, defalarca uyarmamıza rağmen yok sayıldı. IŞİD denilen katiller sürüsü elini kolunu sallaya sallaya ülkemize girdi. Sığınmacı ve kaçaklar konusunda AKP ve Erdoğan’ın sorgusuz, sualsiz ülkeye soktuğu; ne idiği belirsiz kitleler büyük bir milli güvenlik sorunudur.</p>
<p><strong>“ÜLKEMİZİ YABANCI SERVİSLERİN CİRİT ATTIĞI, YABANCI MAFYA BARONLARININ HESAPLAŞTIĞI YER HALİNE GETİREN DÜŞÜK PROFİLLİ İKTİDAR”</strong></p>
<p>MİT’in yaptığı İstanbul merkezli operasyonda yakalanan 34 kişi, İsrail gizli servisi Mossad ajanı çıktı. Uyrukları Suriye, Filistin, Lübnan ve Irak olan bu 34 kişiden cami imamı olarak vaaz verenler var. Diyanet İşleri Başkanı Ali Erbaş ise ülkenin kurucusu Büyük Önderimiz Mustafa Kemal Atatürk&#8217;e saygısızlık yapmaktan, araba modelini yükseltmekten, kılıçlı şovlara hazırlanmaktan ve sanatçıları ışık hızıyla şikâyet etmekten bu işlere odaklanamıyor. Camilere imam diye sokulan adamlar İsrail ajanı, Mossad ajanı çıkıyor. Fakat Ali Erbaş’tan tek cümle duyamıyoruz. Görev alanına girmeyen her konuda fikri olan Erbaş&#8217;ın bu konularda fikri yok. Bu ajanların içinde Sağlık Bakanlığı’nda çalışanlar da var. Birçoğu konut satın alarak vatandaşlık da almış. Pırıl pırıl genç doktorlarımıza, ‘Giderlerse gitsinler’ diyerek kapıyı gösteren zihniyet, sağlık eğitimi alıp almadıkları belli olmayan, Türkçe bile bilmeyen kişilere sağlık hizmeti verdiriyor. Üstelik Mossad ajanı olduğu ortaya çıkan sağlık görevlisi, Filistin’den gelen yaralı hastalara bakan bölümde çalışıyor. O kadar iş bilmiyorlar ki deyim yerindeyse kediye ciğer teslim ediyorlar.</p>
<p>Ülkemizi yabancı servislerin cirit attığı, yabancı mafya baronlarının hesaplaştığı yer haline getiren düşük profilli iktidara soruyoruz: Milyonlarca sığınmacı ve kaçaktan daha kaçı yabancı servislere çalışıyor? Diğer bakanlıklarda da ajan var mı? Sizin iktidarınızda ülkeye giren sığınmacı ve kaçakların kaçı IŞİD militanı? Kaçı Mossad ajanı? Bu soruların cevabını biliyorlar mı? Hayır. Muhabir, sokak röportajında Suriyelilere soruyor: ‘Suriye’de savaş bitse döner misin’ diyor. Adam, ‘Hayır, dönemem çünkü Suriye’de hapis cezası aldım’ diyor.  Hangi suçtan ceza aldı, Türkiye’ye nasıl geldi haberleri var mı? Yok.</p>
<p>Üzülerek söylüyorum ki, AKP iktidarı ülkeyi Dingo’nun Ahırına çevirdi.</p>
<p>Özellikle ABD Afganistan’dan çekilme sürecini başlattığında ABD Başkanı Biden ve Erdoğan arasında baş başa bir görüşme yaşanmıştı. Bu görüşmenin ardından Türkiye, Afgan akınına maruz kaldı. Gelenler kadın, çocuk, yaşlı değil; gelenler genç erkeklerdi. Yabancı servislerin maşaları, sığınmacı ve kaçak olarak ülkemize giriyor, konut satın alarak vatandaşlık alıyor. Ülkeyi ajanlar, çeteler, mafya liderleriyle doldurdular. Binlerce gencimiz işsiz ama bakanlıklarda, devlet kurumlarında Suriyeliler istihdam ediliyor.</p>
<p><strong>“TÜRKİYE GÜÇLÜ AMA AKP’NİN SAYENİZDE DEĞİL AKP’YE RAĞMEN GÜÇLÜ”</strong></p>
<p>Bir diğer konu da Batman bir cumhuriyet mucizesidir. Bir zamanlar sanat ve kalkınmanın eşsiz bir uyumla büyüdüğü genç cumhuriyetin mucizesi Batman, bugün AKP&#8217;nin desteğiyle Meclis’e giren bağnaz, radikal gerici unsurların miting yaptığı bir yer haline geldi. Batman&#8217;da kurulan Türkiye Petrolleri Anonim Ortaklığı Orkestrası’nın bir dönem altın mikrofon ödülü kazandığını düşünürsek bugün gelinen nokta içler acısıdır. Cumhuriyet mucizesi Batman’dan HÜDA-PAR’ın katır üstünde sokaklarını ‘Hilafet’ diye inlettiği Batman’a… Yürüyüş yapanlar hak arayanlar olunca biber gazı, gözaltı&#8230; Hilafetçi, gerici yapılar olunca kırmızı halı&#8230; Bütün bu hilafet tartışmaları, Batman’daki gerici ve yobaz mitingi, sadaka gibi zamlar ve tepe taklak giden ekonomi konuşulmasın diye… Hepsini biliyoruz. Bu milletin ‘Türkiye Yüzyılı’, ‘Güçlü Türkiye’ masallarına karnı tok&#8230; Türkiye güçlü ama AKP’nin sayenizde değil AKP’ye rağmen güçlü&#8230; Mustafa Kemal Atatürk&#8217;ün attığı sağlam temeller sayesinde, çağdaş, laik, demokratik cumhuriyet sayesinde güçlü.”</p>
<p><strong>“GERİ ÇEKİLMESİ GİBİ BİR DURUM SÖZKONUSU DEĞİLDİR”</strong></p>
<p>Yücel, açıklamalarının ardından gazetecilerin sorularını yanıtladı. Hatay Büyükşehir Belediye Başkanı Lütfü Savaş’ın yeniden aday gösterilmesi ile ilgili soru üzerine Yücel, şunları söyledi:</p>
<p>“Hatay Büyükşehir Belediye Başkan adayımız; partimizin yetkili kurulları büyük bir titizlikle gerekli incelemeleri, değerlendirmeleri yaptıktan sonra adaylaşmıştır. Geri çekilmesi gibi bir durum sözkonusu değildir. Hatay’da büyük acılar yaşandı, insanlarımız yakınlarını kaybettiler. Bu yaraların, bu yıkımın tamir edilmesi konusunda; CHP, Büyükşehir Belediye Başkanımız gereken her türlü özveriyi, fedakarlığı göstermiştir. Bundan sonra da gösterecektir. Depremin akabinde, partimiz Hatay ile İstanbul Büyükşehir Belediyemizi eşleştirmiş; Maraş ile Ankara Büyükşehir Belediyesi&#8217;nin Osmaniye ile İzmir Büyükşehir Belediyesi&#8217;nin eşleştirmiş ve tüm imkanları seferber ederek bu yaraların sarılması konusunda gereken her türlü çalışmayı yapmıştır. Bundan sonra da yapacaktır.”</p>
<p><strong>“BİR NEZAKET ZİYARETİ”</strong></p>
<p>DEM Parti Eş Başkanları’nın CHP Genel Başkanı Özgür Özel’i ziyareti ile ilgili soru üzerine Deniz Yücel, şu değerlendirmeleri yaptı:</p>
<p>“Bu ziyaret bir nezaket ziyareti. Geçtiğimiz haftalarda Genel Başkanımız Sayın Özgür Özel&#8217;le beraberindeki heyet DEM Parti’ye bir ziyarette bulunmuştu. Bugünkü ziyaret bir iade-i ziyaret. Ama tabii o ziyaret sırasında, görüşmeler sırasında ne konuşulacağını görüşmenin nereye evrileceğini ben bilemem. Ama planlanmış ziyaret, bir nezaket ziyaretidir. Zaman zaman siyasette ani ya da duygusal tepkiler verilebilir. Ben Sayın Bakırhan’ın sözleri ile ilgili bir yorum yapmayı tercih etmem. Biz ülkemizde demokrasinin hayata geçmesi için, hukukun üstünlüğünün hayata geçmesi için; eşitliklerin, özgürlüklerin, güvence altına alınması için Cumhuriyet Halk Partisi olarak bir mücadele yürütüyoruz. Bu mücadelede bizimle, aynı hatta taşıyan tüm seçmenlerimiz, bütün siyasi anlayışlarımızla sandıkta bir araya geleceğimiz, sandıkta bir ittifak kuracağımızı söylemiştik. Onun dışında Cumhuriyet Halk Partisi, herhangi bir beklenti içerisinde değildir. Ama dediğim gibi zaman zaman duygusal ve ani bir takım tepki verilebilir, açıklamalar yapılabilir. Daha ötesinde bir şey söylemeye bence gerek yok.”</p>
<p>Antalya ve İzmir büyükşehir belediye başkan adayları ile ilgili soru üzerine Yücel, şöyle konuştu:</p>
<p>“Antalya Büyükşehir Belediye Başkan adayımızın dün açıklanmamasının nedeni; büyükşehir belediyesinin belediye başkan adayının bir kısım merkez ilçelerle birlikte değerlendirilmesidir. Onun dışında İzmir dediniz ya da dün açıklanmayan belediye başkan adaylıklarıyla ilgili… Açıklanmamasının sebebi incelemelerin, değerlendirmelerimiz hala devam ediyor olmasıdır. Bir aday belirlenirken çeşitli kriterlere, çeşit çeşit parametrelere bakılır. Bu kriterler ve parametreler olgunlaştıysa aday açıklanır. Olgunlaşmadıysa, YSK takvimi dahilinde o süre hangi tarihe kadar üst sınır koyduysa o süre dahilinde açıklanır.</p>
<p>Mersin Milletvekilimizle ilgili soru bize soruldu. Orada yanıtladım ama tekrar yanıtlamakta bir sakınca yok. Parti Meclisimiz, Parti Meclisi toplantımız devam ederken Mersin milletvekilimiz Parti Meclisi salonuna girerek görüşlerini ifade etmek istedi. Görüşlerini dile getirdi. Biz de kendisini uygun bir şekilde dışarıya davet ettik. Dışarı aldık. Çünkü Parti Meclisi toplantısına; Parti Meclisi üyeleri, MYK üyeleri ve Grup Yönetim Kurulu üyeleri katılabilir. Milletvekillerinin Parti Meclisi toplantısına katılması söz konusu değildir. Mersin milletvekilleri arasında bir tartışma ya da kavga gürültü olmadı. Onu çok kesin bir şekilde ifade edelim.”</p>
<p><strong>“FİLİSTİN&#8217;E DUA, İSRAİL&#8217;E GEMİ GÖNDERİYORLAR”</strong></p>
<p>Türkiye’den İsrail’e giden ticaret gemileri ile ilgili bir soru üzerine Deniz Yücel, şu değerlendirmeleri yaptı:</p>
<p>“Ulaştırma Bakanı&#8217;nın bu açıklaması bir kere AKP iktidarının İsrail Filistin meselesine ne kadar sahte, ne kadar iki yüzlü ve ne kadar riyakar baktığının itirafıdır. Sen hem yılbaşının ertesinde İsrail&#8217;e karşı miting düzenleyeceksin, insanları kışkırtarak, ajite ederek İsrail&#8217;e karşı miting düzenli şeysin hem de İsrail&#8217;le ticaretini en yüksek seviyede sürdüreceksin. Filistin&#8217;e dua, İsrail&#8217;e gemi gönderiyorlar. Biz AKP&#8217;nin ve Erdoğan&#8217;ın doların yeşiline ne kadar düşkün olduğunu biliyoruz. Bir yandan vah Filistinli kardeşlerime işlettim. Diğer yandan katil dediğin, İsrail ile ticaretine en üst düzeyde devam edeceksin. Ben Ulaştırma Bakanı&#8217;na şunu soruyorum, açıklasın: Bu gemilerden kaçı Erdoğan ailesinin gemisi? Kaç tane şirket İsrail&#8217;le ticaret bu şekilde devam ettiriyor. Bir taraftan İsrail bağı olan birtakım içecekleri işgalle bağı olan içecekleri ürünleri boykota davet ediyorsunuz. Bir taraftan bu ticareti sürdürüyorsunuz. Bu çok büyük bir pişkinlik. Erdoğan ailesinin kaç tane gemisi ticaretine devam ediyor. Bunun da açıklamalarını bekliyoruz.”</p>
<p><a href="https://www.haberduyur.com/deniz-yucel-artik-yeter-once-damat-geldi-batirdi-sonra-gozlerinden-isik-sacan-nebati-geldi-sivadi/">Deniz Yücel: “Artık yeter. Önce Damat Geldi Batırdı. Sonra Gözlerinden Işık Saçan Nebati Geldi Sıvadı.</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.haberduyur.com">Flaş Haberler Son Dakika - Güncel Haberler - Haber Duyur</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.haberduyur.com/deniz-yucel-artik-yeter-once-damat-geldi-batirdi-sonra-gozlerinden-isik-sacan-nebati-geldi-sivadi/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
